Bursa Gençlik Kolları İstişare Toplantısı

Burada konuşan Çubukcu, “1960 yılında rahmetli Adnan Menderes için diktatör deniyordu, şimdi de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a diktatör diyorlar ancak çok şükür ki bizim halkın yüzde 50’sinin verdiği oylarla seçilmiş ve üzerine oluk oluk dua akan bir diktatörümüz var” dedi.

Çubukçu, Bursa il gençlik kollarının Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Toplantı Salonu’nda düzenlenen istişare toplantısında gençlerle buluştu. Burada yaptığı konuşmasında Türkiye’de son birkaç yıldır yaşananların başka ülkelerde 10-15 yılda yaşanacak gündem değişikliklerine eş olduğunu söyledi. Son yıllarda yaşananların demokrasi tarihimize bakıldığında çok daha rahat anlaşılacağını belirtti. Çubukcu, “Bizler, tam 12 yıldır iktidarda olan bir partinin mensuplarıyız ama Türkiye’de bir şeyler oluyor ve biz yüzde 50’nin iktidarı gibi hareket ettirilmemeye çalışıyoruz. Tüm bunlara ve kendi içimizden diye bildiğimiz insanların ihanetine rağmen son yerel seçimlerde yine yüzde 45 gibi bir oy oranını yakaladık. Şimdi de önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimi süreci var. Bu seçimlerde cumhurbaşkanını halk seçecek ve halkımız bu seçimlerde de oyunu doğrudan yana kullanacaktır” dedi.

ÜZERİNE OLUK OLUK DUA AKAN BİR DİKTATÖRÜMÜZ VAR

Türkiye’de medyanın her darbenin içinde mutlaka var olduğunu söyleyen Çubukcu, “Şu ana kadar yaşanan ya da yaşatılmaya çalışılan darbelerin hepsinde medya vardı, yakın zamanda  gerçekleştirilmeye çalışılan ‘Dostmodern’ darbede de medya vardı ve hala var. Örneğin çok yakın zamandaki Gezi olaylarında ‘Türkiye’de gençler TOMA araçlarının altında eziliyor’ dendi. Buna benzer olarak 1960 yılında o zamanki Başbakan Adnan Menderes hakkında bir gazetede, ‘Üniversite gençleri kıyma makinesinden geçirilip etleri Boğaz’a dökülüyor’ diye haber yapılmıştı. O dönemde muhalefet demokratik yollarla Adnan Menderes’i koltuğundan indiremeyeceklerini biliyordu ve hakkında saçma sapan haberler yaptırıldı ve hakkında çeşitli davalar açıldı. O dönemde bir Başbakan’a köpeğine örtülü ödenekten mama aldırdığı için dava açılmıştır. Adnan Menderes yalnızca idam edilmeyip itibarı da yok edilmeye çalışıldı. O yıllarda Adnan Menderes’e diktatör diyorlardı. O zamanlara bir bakalım, ilk askeri darbeyi 1960 yılında yaşadık ve IMF’den ilk borcumuzu da 1961 yılında aldık. Peki IMF’ye olan borcumuzu ne zaman ödedik? 2013 Yılının Mayıs Ayı’nda. Türkiye demokrasi tarihini yaşadığımız son iki yıl çok güzel anlatıyor. Örneğin, zamanında rahmetli Adnan Menderes’e diktatör diyorlardı, şimdi de Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a diktatör diyorlar. Düzen değişmedi ancak bizim şu anda yüzde 50 oy ile seçilmiş bir diktatörümüz var. Üzerine oluk oluk dua akan bir diktatörümüz var. Sadece memleketin sınırlarında değil, Mısır’ın, Suriye’nin, Balkanlar’ın, Arabistan’ın, Kafkasya’nın oluk oluk dua akıttığı bir diktatörümüz var” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE OYUN KURAN BİR ÜLKE HALİNE GELİYOR

1960 Yılında yapılan askeri darbe öncesinde Hükümete yapılan suçlamalarla şu anda yaşanan gelişmelerin benzerlik gösterdiğinin altını çizen Çubukcu, “Zamanında Adnan Menderes için yurtdışına 17 uçakla altın kaçırıyor demişlerdi. 17 Aralık darbe girişiminde de Başbakanımız için ana muhalefet lideri mitinginde ‘Başçalan’ dedi. Mesnetsizce yapılan bu suçlamalar anayasal bir suçtur. Ak Parti güven ve istikrar üzerine kurulmuş bir partidir. Halkımız ise buna karşılık, ‘Biz Başbakan’ın sırtında para çuvalını görsek biz bu adamın hırsızlık yapacağına inanmıyoruz’ dedi. Halkın gözünde itibarlı olmak işte budur. Halkın gözünde de itibarı sıfırlamak istediler ama buna fırsat bulamadılar. Hatta Başbakanımız ve bakanlarımız hakkında ’Muta Nikahı yaptılar’ iddiaları ortaya atıldı. 1960 yılında yapılmaya çalışılan
itibarsızlaştırma çalışmaları yine tekrarlandı. 2013 yılının Mayıs Ayı’nda bütçemizin 1 milyar TL fazla verdiğini konuşuyorduk. Bu belki de cumhuriyet tarihinde ilk kez oldu. O dönem de IMF’ye olan son borcumuzu da ödedik. O zaman Başbakan çılgın proje olarak adlandırılan projesini de açıkladı ve biz başta anlamadık. Biz, ‘Gemileri karadan yürüttük’ diye övünüyoruz. Başbakanımız şimdi ikinci boğaz projesi ile denizi karadan yürütüyor. Bir müddet bu projeyi anlamakta güçlük çektik ama Boğazlar Meselesi dendiğinde aklımıza gelen Montrö ve Lozan antlaşmaları düşünüldüğünde bu projenin ne kadar mantıklı olduğu anlaşıldı. Türkiye artık kıyıdan açılıyor ve risk alarak oyun kuran bir ülke haline geliyor. Tüm bunlar engellenmeye çalışılıyor ancak biz inanıyoruz ki halkımız bu çabalara yine izin vermeyecektir” ifadelerini kullandı.

MESELE AĞAÇ DEĞİL AK PARTİ’Yİ İKTİDARDAN DÜŞÜRMEKTİ

 Türkiye’de uzun vadeli gelecek hedefleri doğrultusunda çok büyük adımlar atıldığını belirten Çubukcu, bu adımların geçmişte yapılanlara benzer engelleme çabalarının tutmadığını ifade ederek şunları söyledi: “Geçen hafta üçüncü havalimanının temeli atıldı. Üçüncü köprü yapılıyor ve hatta bunlar da yetmedi mühendislerimizi topladık Rusya’ya eğitime gönderdik. Çünkü yarına bir gün kurulacak olan
nükleer santrallerimizi Türk mühendisler işletsin isteniyor. Sonradan şunlar ortaya çıktı, meğer Almanya’daki nükleer santralin yaşı 37 imiş ve bir nükleer santral en fazla kırk yıl işletilebiliyormuş ama bize bunu söylemediler de nükleer santral çevreyi kirletiyor, siz de kurmayın dediler. Mayıs Ayı’nın başında her şey çok iyi gidiyordu ama sonra ne oldu? Taksim’in yayalaştırılması çalışmalarında dört beş tane ağaçtan sebep cumhuriyet tarihimizin en saçma eylemlerinden birine şahitlik ettik. Buna saçma diyorum çünkü Gezi eylemlerine katılanlarının bir çoğu neden orada olduğunu dahi bilmiyordu. Orada mesele ağaç değildi, bunu biz çok iyi anlamıştık. Mesele Ak Parti’nin iktidardan düşmesiydi. Bunu geçmişte yaptılar tuttu ama 2013’te yaptınız bu sefer tutmayacak. Bu millet tutturmayacak.”

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.
Yükleniyor...