Yükleniyor...

Adana hamlelerde de öncü olmali

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Balkanlar, Karadeniz ve Ortadoğu coğrafyaları bölünürken, kimlikler parçalanırken bizim Türkiye’de milli birliği, beraberliği ve millet olma kimliğini, beraber olma kimliğini her türlü mezhebi ve etnik ayrımı bir kenarda bırakarak, 77 milyon vatandaşın eşitliği, kimliğini, ilkesini savunmamız lazım. Bizim Çözüm Süreci’nden kastettiğimiz budur, Alevi-Sünni kardeşliğinden kastettiğimiz budur" dedi.

Davutoğlu, Adana Ticaret Odası’nın (ATO) 120. Yılı Gala Yemeğinde yaptığı konuşmada, Ocak ayında 140 büyükelçiyle Adana’ya geldiğinde yaptığı konuşmada, bu şehri öncü bir kent olarak tanımladığını anımsatarak, o günkü konuşmayı gönlünden gelerek yaptığını söyledi.

Her bir şehrin Türkiye’nin tarihinde, siyasetinde, ekonomisinde özel bir yeri olduğunu ifade eden Davutoğlu, Adana’yı öncü şehir olarak dile getirdiğinde, sadece plakada 01 ile başlaması anlamında değil, Türkiye’de geleneksel kültür, iktisadi yapının modernleşme yönündeki dönüşümündeki etkileşime ve taşıdığı öneme işaret etmek için söylediğini belirtti.

Başbakan Davutoğlu, coğrafyanın ülkeleri olduğu kadar şehirleri de şekillendirdiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Benim tanıdığım hiçbir Adanalı da pasif ve edilgen olmamıştır. Hep aktiftir, bir şekilde kendini göstermek ister, yaptığı işi en iyi şekilde yapar. Benim tanıdığım Adanalı aktif, özne, kararlı, tuttuğunu koparan bir kişiliktir. İster kültür hayatında Karacaoğlan’dan bu yana gelmiş dizelerdeki aşkı, muhabbeti takip edin, ister Yaşar Kemal’in edebiyattaki konumuna, Ferdi Tayfur’dan birçok Adanalı öncü isimlere, iş dünyasındaki öncü isimlere baktığınızda hep bir adım önde olmak, hep toplumsal yapıyla birlikte hareket etme fikri Adanalı kimliğinde tezahür eder. Pasif Adanalı görmedim.

Adana öncü olacaksa, Adana eğer Türkiye iktisiyatında hep sahip olduğu özel konuma daha da yeni renkler, boyutlar katacaksa o zaman biz bütün Adanalılar olarak hep beraber Adana’nın coğrafyasını, Adana’nın tarihinden gelen güçlü özelliklerini yeni bir ekonomik sıçrama ve hamle yapma dönemi için kullanmamız lazım. Ben Torosların çocuğuyum, dolayısıyla bu coğrafyayı yakından bilirim. Toroslar her yerde denize hemen iner, önünde Akdeniz ile arasında pek alan bırakmaz, Çukurova hariç.  Öylesine zarif iner ki Çukurova’ya ve Çukurova’da toprak, deniz ile öylesine güzel buluşur. Sanki toprak, dağ, ova nehir, Ceyhan ve Seyhan, Akdeniz’in mavisi buluşabilecek en güzel sentezle burada buluşur. Kolay değil Çukurova olmak bu anlamda."

"İpek Yolu’nun bütün tüccarları, kervanları bu kuşaktaki kültürleri birbirine bağladı"

Başbakan Davutoğlu, kültürel sentez bağlamında Seyhan ve Ceyhan nehirleri ile Maveraünnehir’deki Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin birbirlerini beslediğini anlatarak, "Seyhun, Ceyhun Orta Asya’da bulunan nehirlerdir. Oradan kalkan Türkmen boyları gelip de buralara Toroslar’a göçtüğünde, Karacaoğlan’ın bütün o deyişleri buraya aktı ve bir kültür oluştu. Fırat ile Dicle’yi yan yana iki kardeş olarak düşünün, bu sefer aynı şehirde Mezopotamya’dan Çukurova’ya yönelik insani hareketlilikle bütün o kültürün sentez edildiği bir büyük harman oluştu" diye konuştu.

Çukurova ve Adana’nın, Orta Asya içlerinden, Mezopotamya’dan geçen İpek Yolu’nun en önemli noktalarından biri olduğuna işaret eden Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Burada Halep, Gaziantep, Adana hattı, maalesef Halep bugün bu zor gününde, doğal interland olmuştur. İpek Yolu’nun bütün tüccarları, kervanları bu kuşaktaki kültürleri birbirine bağladı. Geleneksel iktisadi tarihin en önemli kurumları, sentezleri, tarım ve kültür buralarda ortaya çıktı. Onun için çok kadim bir geçmişi var. Modernite söz konusu olduğunda, 20. Yüzyılda tanzimatla birlikte modernleşmemiz başladığında, ilk modern kurumlar da İstanbul, İzmir, Adana’da gelişti. Onun için Adana Ticaret Odası’nın 120. yılı demek, sadece bir yıl dönümünü hatırlamak olmamalı. Niye başka şehirlerde bu kadar eskilere giden ticaret odaları yok diye düşünelim. Bu modernleşme esnasında, yani geleneksel tarım toplumunda modern ticari topluma ve yavaş yavaş sanayileşmeye baktığımızda buna en önce intibak eden Adana olmuştur.

Öncü şehir derken size övmek için rastgele söylenmiş bir sözden bahsetmiyorum. İpek Yolu’nda önce şehirde, arkasında bir interland barındırıyordu, modern ekonomi gelişirken öncü şehirde, yine o interlandı kendisiyle birlikte dönüştürdü Adana. Tevafuk, tesadüf değil bu 1871’de ilk kurulan belediyelerden biri Adana’dır. 1886’da ilk demiryollarından biri Adana ile Mersin arasında kuruldu. İzmir interlandı, İstanbul interlandı dışında. 1894’te ticaret odası kuruldu, 1913’te Adana Ticaret Borsası kuruldu, 1907’de mensucat fabrikası… Türkiye’nin sanayileşmesi, Türkiye’nin ticari hayatının kurumsallaşması buralarda gelişti, Adana öncülük etti. Türk ekonomisindeki en büyük devinimler Adana’da ve etrafında, Çukurova ve etrafından şekillendi. İnsan dokusu bakımından sahip olduğu potansiyeli, tarımın sanayiye dönüşmesinde kullandı.

"Başka milletler için iktisadi gelişme ve mücadele dönemi geride kalmış olabilir, bizim için yeni başlıyor"

Başbakan Davutoğlu, Adana’nın demokraside de öncü şehirlerden biri olduğunu, Gazi Mustafa Kemal’in, Adana’da 31 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Orduları komutanlığını devralırken, "Birçok millet için savaş bitmiş görünüyor ama bizim savaşımız yeni başlıyor” diyerek Kuvayi Milliye’nin ilk işaretini verdiğini anlattı.

"O zaman bizim Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına giderken başlattığımız hamlelerde de Adana öncü olmalı" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başka milletler için iktisadi gelişme ve mücadele dönemi geride kalmış olabilir, bizim için yeni başlıyor. Yüz yıl önceye bakınız, imparatorluğumuz dağılırken Cumhuriyetimize geçen süreçte siyasi istikrarsızlıklar, İttiat Terakki dönemi, arka arkaya gelen siyasi istikrarsızlıklar, Duyunu Umumiye gerçeği, ülkemizin dış güçlere bağımlı olması, dış borca bağımlı olması ve toplumsal çözülme… Balkan Savaşı’ndan sonra toplumumuzun asırlarca bir arada yaşamış olan milletlerin birbirinden et ile tırnağın birbirinden ayrılması gibi kopartılması, Balkan milletleri, sonra da Ortadoğu milletleri. Şimdi yeni bir meydan okumayla karşı karşıyayız. Bizim meselemiz üç şeyi birlikte gerçekleştirmektir. Milli birliği, beraberliği ve aidiyet bilincini güçlendirmektir. Suriye, Irak, Ukrayna... Sadece Ortadoğu değil, Karadeniz de parçalanıyor. Bosna savaşının izleri hala devam ediyor.

Balkanlar, Karadeniz ve Ortadoğu coğrafyaları bölünürken, kimlikler parçalanırken bizim Türkiye’de milli birliği, beraberliği ve millet olma kimliğini, beraber olma kimliğini her türlü mezhebi ve etnik ayrımı bir kenarda bırakarak, 77 milyon vatandaşın eşitliği, kimliğini, ilkesini savunmamız lazım. Bizim Çözüm Süreci’nden kastettiğimiz budur, Alevi-Sünni kardeşliğinden kastettiğimiz budur. Bunu yapamazsak işte yüz yıl önce yaşadığımız çözülme sürecinin etkilerini görüyoruz. Bunu yapacağız, Adana bunu yapacak olgunlukta şehirlerimizden biri. Aynı şekilde Duyun-u Umumiye 100 yıl sonra bizde IMF’ye ve dış borca bağımlılık şeklinde tecelli etmişti. 2001 krizinin sonrasında hepiniz hatırlayacaksınız, yüreğimiz yanarak hatırlarız, bir IMF memuru geldiğinde başbakandan daha çok onun ağzından çıkacak söze bakılırdı. Kriz sonrasında kimse Türkiye’de milli iradeyle işbaşına gelmiş hükümetin ekonomiyi yönettiği dair inanca sahip değildi. Biz bu kıskacı kırdık ve geçen sene Mayıs 2013’te IMF’ye son taksidi de ödeyip, bir daha bu milleti değil namerde, merde dahi muhtaç etmeme iradesini ortaya koydu."

Yemeğe Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Adana Valisi Mustafa Büyük, ATO Başkanı Atilla Menevşe, işadamları ve çok sayıda davetli katıldı.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.