Adaylar ve seçmenimiz müsterih olsun
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, Türkiye Bülteni Şubat ayı sayısında yayınlanan röportajda seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
YSK seçim takvimini açıkladı. AK Parti de kendi seçim takvimini belirledi. Özellikle aday belirleme süreçler hakkında bilgi alabilir miyiz?
Yüksek Seçim Kurulu takvimi açıkladı. YSK takvimine göre seçimler 10 Mart itibariyle başlıyor. Kanun gereği seçimin başlangıcından bir ay önce istifa gerekenlerin istifa etmesi gerekiyor. 10 Şubat tarihi, kanun gereği ortaya çıkmış bir tarih. Kamuda istifası gerekenler geçen seneki seçime göre erken olduğunu düşünüyor ama geçen yılki seçim bu yıla göre teknik olarak bir erken seçimdi. 2007’de 22 Temmuz’da yapılmıştı seçim 2011’de 12 Haziran’da yapıldı 40 gün kadar seçimler öne çekildi. Erken seçimde istifa süresi farklı oluyor. Erken seçim kararı alındıktan yedi gün sonra istifa süreci başlıyor. Vaktinde yapılan seçimler için ise seçimin başlangıcından bir ay önce dolayısıyla bu tarih kanun gereği ortaya çıkan bir tarihtir.
YSK’nın takvimine göre biz de MKYK toplantımızda kendi takvimimizi oluşturduk. Adaylık başvuruları 11 Şubat’ta başlıyor, 20 Şubat’ta sona eriyor. Başvurular Parti Genel Merkezimize yapılabildiği gibi il başkanlıklarımıza da yapılabilir. İl başkanlıklarımıza yapılan başvurularda bizim bir standardımız var o standartta hazırlanarak genel merkezimize gönderilecek. Biz de bunların bütün tasnif işlemlerini tamamladıktan sonra 28 Şubat ve 1 Mart günlerinde Türkiye’nin tamamında teşkilat temayülü yapacağız. Buna dair heyetlerimizi hazırlıyoruz şu anda. Bunun dışında yine bunların değerlendirilmesi için 12 alt komisyon kuruyoruz. Bu 12 alt komisyon 12 Genel Başkan Yardımcısının başkanlığında MKYK üyelerinden oluşan komisyonlar olacak. Bu komisyonlar başvuru yapan aday adaylarımız ile bizzat görüşerek mülakatlar yapacaklar. Bu mülakatlar sonucunda kendi değerlendirmelerini, tespitlerini yapacaklar. Daha sonra bir ara komisyon dediğimiz komisyonlar oluşturulacak. Bu komisyonda temayüller, mülakat komisyonlarının raporları başta olmak üzere elimizdeki tüm veriler değerlendirilerek gerekirse bazı yerlerde anket çalışmaları yaparak bir rapor hazırlayacaklar. Bu çalışmanın da 7 gün süreceğini tahmin ediyoruz. Tüm bu çalışmaların sonucunda çıkan raporlar Genel Başkanımızın Başbakanımızın başkanlığında oluşturulan üst komisyon dediğimiz bir komisyonda değerlendirilecek. 7 Nisan’da inşallah aday listelerimizi YSK’ya vereceğiz. Listeler belirlendikten sonra artık yavaş yavaş sahaya inme başlar. Her ne kadar kesin listeler Resmi Gazete’de 24 Nisan’da ilan ediliyor olsa da daha önceki seçimlerde gördüğümüz kadarıyla bizim listelerimizde bir değişiklik olmuyor. Bu nedenle ilan ettiğimiz adaylarla beraber çalışmalarımız başlar. Geçici listenin ilanıyla beraber aday tanıtımı ile birlikte farklı bir çalışmanın içerisine girmiş olacağız.
Ondan sonra bizim seçim işlerinin ve seçim koordinasyon merkezlerimizin illerde oluşturmuş olduğu programlara göre 6 Haziran akşamına kadar adaylarımız çalışmalarını sürdürecekler.
Adaylara yönelik bir mesajınız var mı?
Ak Parti Türkiye’nin en büyük ve en popüler partisi. Ak Parti’den milletvekili olmak değil milletvekili adayı olmak hatta aday adayı olmak bile güzel bir şey. Bu kadar popüler olması bu kadar teveccüh görmesi. Bu çok önemli bir şey. 2011 seçimleri öncesi 6 bine yakın adaylık başvurusu olmuş partimize bu seçimlerde de o civarda belki daha fazla olacağını tahmin ediyoruz. Bir kısmı teşkilatlardan gelen, bir kısmı bürokraside görevler yapmış deneyimleri olan, siyasette farklı şekilde bulunmuş insanlar. Gözümüz kapalı olarak hangisini seçsek aday olabilecek, arkasında durabileceğimiz arkadaşlar. Bu bakımdan işimiz zor. Üstün vasıflar taşıyanlar arasından seçim yapmak zorundayız. Ama sadece adayın kişisel vasıfları değil, partimizin, teşkilatımızın temayülleri, aday göstereceğimiz seçim çevrelerindeki illerdeki dengeler, nüfus dengeleri, coğrafi dengeler, ilçelerin ağırlıkları bunların hepsi dikkate alınarak değerlendirmeler yapıldığı için bazen daha vasıflı ama şehir içerisindeki demografik dengeler açısından desteği olmayan arkadaşlarımız olabilir.
Ben şunu söyleyeyim, partimizin aday belirleme ile ilgili kriterleri ve süreçleri yerleşmiştir. Bu konuda gerçekten çok ciddi bir birikim var. Hazırladığımız dosyalara kadar her şey bundan önceki seçimlerde uygulanmış çalışmalar. Kendi içimizde bir deneyimden kaliteden söz etmiyorum. Milletimizin teveccühü bakımından da aynı durum var. Partimizin bu süreçler içerisinde belirlemiş olduğu adayları milletimiz de kabul etmiş oyunu Ak Parti’ye vermiş. O bakımdan hem aday adaylarının hem de oy verecek olanların müsterih olmasını, bu süreçte de Ak Parti’nin aday seçmedeki deneyimine, tecrübesine gerçekten çok titiz kriterler silsilesiyle çalıştığına itibar etmesi gerekir diye düşünüyorum. Aday adayları da mümkün olduğu kadar, hangi seçim çevresinden aday olacaklarsa mutlaka teşkilatlarımızla temas kurmalarını ve temas halinde olmalarını tavsiye ederim.
Ak Parti her ilden kadın aday gösterecek şeklinde yapılan haberler var? Böyle bir şey var mı? Kadın milletvekili sayısının artırılması için nasıl bir yol izlenecek?
Ak Parti’de şu anda 45 kadın milletvekilimiz var. Önümüzdeki dönemde bunun sayısının artacağına inanıyorum. Bunun iki sebebi var. 24. Dönemde bulunan kadın milletvekillerimizin hem grubumuza katkıları, hem partimize olan bağlılıkları birçok konuda test edildi. Tüm milletvekillerimiz test edildi. Kadın milletvekillerimizin bu konuda iyi bir sınav verdiklerini başarılı olduklarını söyleyebilirim. Dolayısıyla kadın milletvekillerinin sayısının artması gerektiğini de söylemeliyim. İkinci husus biliyorsunuz daha önceki seçimlerde herhangi bir hukuki düzenleme olarak bir yasak olmasa bile mecliste başörtülü milletvekilleri yoktu. Bunun hukuki karşılığı olmadığını gösteren en önemli gösterge mecliste belli bir dönem bazı milletvekillerimiz başlarını örtüp girdiler. Ne iç tüzük ne anayasal ne de başka mevzuatla ilgili bir sorunla karşılaşılmadı. Hiçbir hukuki değişiklik yapılmadan uygulama değişti. Bu konuda Türkiye’nin kabulleriyle ilgili Türkiye’nin normalleşmesiyle ilgili bir süreç var önümüzde. Biz bunu hep gözettik. Sadece hukuki düzenlemelerle bir sonuç almak yerine Türkiye’nin normalleşmesi halinde birçok sorunun çözüleceğini başından beri zaten söylüyoruz. Ayrıca bu sorunların kalıcı olarak da çözülmesi önemli. Başörtülü milletvekilleri bugün parlamentoda var. Buradan hareketle seçimde de başörtülü milletvekili kadın adaylarımızın olacağını da ifada edeyim.
Genç milletvekili sayısı da artacak mı?
Genç milletvekillerimizin sayısı artacaktır diye düşünüyorum. Zaten milletvekili seçilme yaşını 25’e indiren de biziz Ak Parti olarak. Kurucu genel başkanımız o zaman dile getirdi biz de anayasa uzlaşma komisyonunda bunu savunduk. Seçme yaşı seçilme yaşı ile aynı olsun diye. Seçilme yaşı da 25’ten 18’e indirilsin diye Ak Parti daha da aşağı çekilmesini öneriyor. Ben hem kadın milletvekili hem de genç milletvekili sayısının artacağını söyleyebilirim. Henüz bu konuda alınan bir karar yok ama eğilim bu yönde.
Seçim sürecinde özellikle aday belirleme noktasında teşkilatlarımızın öneminden bahsettiniz. Teşkilatlarımıza bir mesajınız var mı?
Temayüller aday belirlemede bizim en önemli ölçülerimizden birisidir. Ama tek ölçü değildir. Öncelikle teşkilatlar çok tabii olarak kendi içlerinden birilerini isterler desteklerler. Bu gayet tabiidir. O bakımdan bütün temayüllerde ya il başkanları veya il başkan yardımcıları, ilçelerde ise ilçe başkanı ilçe başkan yardımcıları aday olmasa bile birinci sırada çıkıyorlar. Bütün teşkilatlar kendi başkanlarını desteklediklerini ve arkasında durduklarını göstermek isterler. Ama biz seçimleri teşkilatların oylarıyla yapmıyoruz. Milletvekili seçimlerinde Ak Parti teşkilatlarında görev almayanlar da oy verecek. Mesela bizim teşkilatlarda yer almayan ama Ak Parti’ye oy verenlerinde görüşlerini almamız hatta Ak Parti’ye oy vermeyen ve o seçimlerde oy verebilecek olanların da görüşlerini dikkate almamız lazım. Bunu nasıl yapıyoruz. Bunu da anket çalışmaları ile yapıyoruz. Dolayısıyla teşkilatların bir adayla ilgili kanaati çok önemlidir ama tek belirleyici olmamalıdır. Seçmenlerin de teveccühünü, ilgisini, alakasını ölçebilmemiz lazım. Genel merkezin de o ilin durumu ile ilgili Türkiye genelindeki yeriyle konumuyla ilgili bir bütüncül perspektiften konuyu değerlendirmesi gerekir. Biz bunların hepsini, bu üç faktörü; hem teşkilat, hem anketler hem de genel merkezin elindeki bilgilerle birlikte değerlendirerek bir netice ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.
Önseçim yapmayı kendi parti tüzüklerine koymuş olan bazı partiler var mesela Cumhuriyet Halk Partisi. Geçen hafta CHP Yüksek Seçim Kurulu’na bir dilekçe verdi ‘bu önseçim yapma mecburiyetini biz de olduğu gibi acaba temayül yaparak yerine getirebilir miyiz’ diye YSK’dan görüş istiyorlar. Onlar da aslında sadece teşkilatın görüşünün doğru aday belirlemede yeterli olmadığını anlamış durumda. Bizim sistemi onlar da benimsemek istiyorlar ama şu anda herhalde kendi mevzuatlarında değişiklik yapmaları gerekiyor.
Temayül yoklamalarına kimler katılıyor?
Temayül yoklamalarına kimlerin katılacağı isim isim Genel Merkez tarafından belirlenerek illere gidecek temayül heyetlerine veriliyor. Temayül yoklamaları ana kademe il yönetimleri, mahalle başkanları dahil olmak üzere, kadın ve gençlik kolları ana kademe ve yönetimleri, belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri, belediye başkanlarının da bulunduğu, teşkilatın bütün kademelerini içeren geniş katılımlı bir oy kullanma süreci oluyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yurtdışında oy kullanma beklenilen düzeyde gerçekleşmedi. Randevu sisteminde de bazı aksaklıklar yaşandı. Genel seçimlerde yurtdışında oy kullanımının artması için ne gibi önlemler aldınız?
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yurtdışında daha yüksek oy bekliyorduk. Bu katılım dünya örnekleri karşısında iyi bir rakam. Ama hedeflediğimiz rakam gerçekleşmeyince bunun sebepleri üzerine biz parti olarak çalıştık. Yurtdışı seçimlerinde katılımın az olmasının bazı sebepleri var. En önemlisi sürenin azlığı, ikincisi randevu sisteminin uygulanmasında yaşanan aksaklıklar, üçüncü sebep ise sandıkların seçmene olan uzaklığı. Her yer için değil ama özellikle seçmenimizin büyük kısmının yaşadığı Almanya’da bu söz konusuydu. Biz 13 yerde sandık kurulmasını önermiştik Alman hükümetine ama 7 merkezde sandık kuruldu. Bazı yerlerde vatandaşlarımızın yaşadığı yerlere 200-300 km uzaklıktaydı. YSK randevu almayan seçmene otomatik randevu verdi ancak bunun gününü ve saatini seçmene bildiremedi. Yurtdışında oy kullanma için 4 gün süre verildiği için birçok seçmenimiz oyunu kullanamadı. Bu seçimde bunların hepsi halloldu. Öncelikle süre bakımında 8-31 Mayıs arası 24 günlük bir süre var. Bu süre 4 hafta sonu içermektedir. Tüm seçmenlerimizin oy kullanmasına imkân verecek kadar makul bir süredir. İkinci husus randevu sistemi tümüyle kaldırıldı. Dolayısıyla yurtdışında yaşayan bir vatandaşımız sandığa gittiğinde oy kullanabilecek. Üçüncü husus Almanya için de yaşadığımız mesafe sorununu aştık.
Bizim Almanya’da 13 temsilciliğimiz var konsolosluk, elçiliğimiz dahil. Bunların her birinde sandık kurulacak. Dolayısıyla rakam 7’den 13’e çıkmış oldu. Bu seçimde seçmenimizin daha fazla sandığa gidip oy kullanacağını düşünüyorum. Yüzde 50’ye yakın bir oranı yakaladığımızda aslında dünya rekoru kıracağız. Yüzde 50’yi de geçeriz diye düşünüyorum.
Yurtdışı oyları ne kadar etki ediyor?
Genel seçmene göre yüzde 5 civarında yurtdışında seçmen oyumuz var. Bunun yarısı yüzde 2,5 demektir. Bizim Türkiye genelindeki oy oranımıza göre yurtdışında aldığımız oy oranı yüzde 10-15 civarında. Bu bakımdan yurtdışı seçmeni bizim için ayrıca kıymetli.
Türkiye Bülteni Şubat sayısına ulaşmak için TIKLAYIN