Basbakan Binali Yildirim ile KKTC Cumhurbaskani Akinci‘nin düzenledigi ortak basinin tam metni
Değerli basın mensupları; Türkiye Cumhuriyeti 65. Hükümetinin güvenoyu aldıktan sonra yurt dışına Başbakan olarak ilk ziyaretimi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle şahsıma ve arkadaşlarıma gösterilen yakın ev sahipliği ve muhabbetten dolayı teşekkür ediyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı ile bugün gerçekleştirdiğimiz görüşmede Türkiye’yle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki yakın işbirliği konularını ve geleceğe yönelik projelerimizi, çalışmalarımızı ele aldık. Ayrıca, Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle sürdürülmekte olan müzakere görüşmeleri hakkında da en son güncel bilgileri ve güncel durumumuzu Sayın Cumhurbaşkanımızdan öğrenme fırsatı bulduk.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle gönül birliği içerisinde sürdürdüğümüz bu haklı mücadelede elde edilen kazanımları daha da ileri götürecek güçte ve kararlılıktayız. Artık uluslararası toplumun da hak verdiği üzere Kıbrıs Türk tarafı müzakere sürecine başlandığından bu yana iyi niyet ve kararlılığı göstermiş, adil, eşit ve kalıcı bir çözüme ulaşılabilmesi için her zaman bugüne kadar inisiyatif alan taraf olmuştur.
Diğer yandan hali hazırda yürütülen müzakere görüşmeleri yalnızca 6 konu başlığından ibaret değildir. Kalıcı çözüm, eşit ortaklık anlayışıyla müşterek geleceğe olan inançla ancak mümkün hale gelebilir. Bu nedenle samimi olarak sonuca ulaşmak, tarafların birbirlerini gelecekteki ortakları olarak görmeleri, birlikte yan yana yaşamaya ve birbirlerinin haklarına azami ölçüde riayet etmelerine bağlı olduğu unutulmamalıdır.
Değerli basın mensupları; garantör ülke olarak Türkiye, bu güzel Adanın ortak sahibi olan iki halkın kurucu iradesini esas alan müzakere edilmiş bir siyasi çözüme önümüzdeki 1 yıl içerisinde ulaşılabileceğini samimiyetle beklemektedir. Kıbrıs meselesinin çözümü, bölgemizde güvenlik, istikrar, işbirliği, refaha da ciddi katkı sağlayacaktır. Olası çözümün ardından Kıbrıs Adasının gerçek potansiyeli ortaya çıkacak, yeraltı, yerüstü zenginlikleri de ortak bir şekilde değerlendirme imkânına kavuşulacaktır. Bu itibarla Türkiye’nin bugüne kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle ilişkilerinde özellikle bizim benimsediğimiz bir prensip vardı Sayın Cumhurbaşkanım, o da; Türkiye’de ne varsa Kuzey Kıbrıs’ta da aynısı olacak. Bu amaca yönelik gerek altyapı, gerek üstyapı, gerek diğer bütün alanlarda Türkiye’nin imkân ve kabiliyetlerinin aynı şekilde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde var olması için gereken her türlü çalışmayı bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.
Bilindiği gibi yarım asrı aşan bu sorun Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nin iyi niyet çalışmaları çerçevesinde devam etmekte, Türk tarafının da uluslararası camianın da daha fazla oyalanmaması konusunda beklentileri had safhaya gelmiş bulunmaktadır.
Değerli basın mensupları; Türkiye her şart altında Kıbrıs Türk’ünün yanında olacak, bunu bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum. Güvenlik ve kalkınma konularında kararlılıkla desteğimiz devam edecek. Adada huzur, istikrar yerleşmesi, refahın artırılması yönünde kararlı çalışmalarımıza hız vererek devam edeceğiz.
Sözlerimin sonunda, Türkiye’deki kardeşlerimizin dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de Kıbrıs Türk halkının hakkının, hukukunun ve selametinin sağlanması yönünde ahdi ve tarihi sorumluluklarını harfiyen yerine getirmeye devam edeceğini bir kez daha ifade ediyor, siz aziz kardeşlerimi muhabbetle selamlıyorum.
Teşekkür ederim.
Soru- Sayın Cumhurbaşkanım, Milliyet Gazetesi Kıbrıs Temsilcisi. Efendim, az önce siz konuşmanızda da vurguladınız, Kıbrıs sorununu beklemeden içerideki adımların atılması gerektiğini söylediniz. Kuzey Kıbrıs’ta da genellikle eleştiriler var; hükümetlerin popülist davranışları nedeniyle hem ekonomik, hem sosyal alanlarda adımlar atılmadığı yönünde. Siz, Türkiye Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümetinin bu dönemde nasıl bir ilişkide olmasını beklersiniz.
Bir de Sayın Başbakanıma bir soru sormak istiyorum; efendim, Türkiye’de de, burada da popülist yaklaşımlar yönünde çok ciddi eleştiriler var. Bu dönemde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ilişkileri nasıl olmalı? Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik adımlar konusunda neler yapılması gerekir? Mesela bir su projesi vardı, oradaki tartışmaları da yakından biliyorsunuz. Bu dönemde Kuzey Kıbrıs’tan beklentileriniz nedir, değişik bir politika izlenecek mi?
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı- Biraz önce Sayın Başbakan sözlerinin arasında şunları söyledi: Dedi ki, Türkiye’de ne varsa bizde de olacak. Bu iyi anlamda söylenmiş bir söz. Türkiye’nin imkân ve kabiliyetlerinden Kuzey Kıbrıs’ın da yararlanması gerektiğini ve bunu bugüne kadar yaptıkları gibi bundan böyle de yapmaya devam edeceklerinin teminatını verdi Sayın Başbakan.
Benim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sözlerimde de ifadesini bulduğu gibi, her zaman da sıklıkla ve aslında uzun yıllardan beri, daha Cumhurbaşkanı olmadan ifade ettiğim bir husus var, o da şudur: Biz Kıbrıs’ta elbette bu yarım asırlık sorunu bir yere bağlamak için var gücümüzle uğraşacağız, bunu iyi niyetle yapacağız, geçmişte de gösterdik bu iyi niyeti, bundan böyle de göstermeye devam edeceğiz. Hedefimiz ve temennimiz; yılsonuna kadar 15 Mayıs günü ortak açıklamada da belirtildiği gibi gerek Sayın Anastasiadis’in, gerek benim, bu yılın sonuna kadar da bir çözüme ulaşmak hedefiyle çalışacağız. Ancak kendi evimizin içini düzene sokma uğraşılarını da bir gün bile ihmal etmeyeceğiz, çünkü hayat durmuyor. Biz toplumsal ve kurumsal gelişmelerimizi, her şeyi bir çözüm sonrasına erteleme lüksüne sahip değiliz. Kaldı ki biz toplumsal gelişimimizi ilerlettikçe olası bir çözümde ve daha sonra da federal bir yapıyla gireceğimiz Avrupa Birliği’nde yaşayabilir ve yarışabilir bir noktaya ulaşabiliriz, bunun başka yolu yoktur. Dolayısıyla olaya bu çerçevede bakıldığı zaman Kıbrıs’ın, Kıbrıs Türk kurumlarının da çok sağlıklı, ayakları yere basan, kendi kendini yönetme becerisine sahip, Türkiye’yle de sağlıklı ilişkileri olan bir yapıda olması lazım; bu da, benim öteden beri bilinen bir görüşümdür, yeni bir durum değildir. Dolayısıyla Kıbrıs’ın kendi içindeki durumu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurumlarıyla –hep kullandığım bir ifade daha vardı- demokrasisi ve ekonomisiyle güçlenen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti geleceğimizin ve bulacağımız çözümün de en geçerli teminatıdır diye düşünüyorum. Benim bakış açım, felsefem hep bu yönde oldu, bundan böyle de olmaya devam edecek. Öyle inanıyorum ki Hükümetimiz de, Meclis’imiz de bu doğrultuda çalışmalarını sürdürecek.
Teşekkür ederim.
Başbakan Binali Yıldırım- Evet, popülist yaklaşımlarla kastettiğiniz nedir çok anlamadım, ama şunu bilmenizi istiyorum: Türkiye’deki son 15 yıllık AK Parti iktidarları popülizm yerine Türkiye’nin kalkınması, büyümesi, milletinin refahı için gereken ne lazımsa onu yapmıştır. Kalkınma alanındaki çalışmalar, eğitim alanındaki, sağlık, tarım, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi, ekonomik reformlar bunların özeti olarak söylenebilir.
Kuzey Kıbrıs’la Türkiye arasındaki ilişkiler menfaat ilişkisi değildir. Bu ilişkiler Kuzey Kıbrıs’ın geleceğe olan yolculuğunda ekonomik olarak, siyasi olarak güçlü bir şekilde hazır olması, olası çözümde iki tarafın eşit, adil temsil edildiği bir federatif yapıya yönelik hazırlıklarını tamamen ikmal etmesidir. Bu bağlamda biz her alanda Sayın Cumhurbaşkanının da ifade ettiği gibi dayanışma içindeyiz, tecrübe paylaşımımız var, ekonomik alanda projelerimiz var, altyapı konusunda ciddi projeler yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Yeni bir eylem planımız var gelecek 3 yıl için, bu eylem planımızı da yürürlüğe koyduk. Bugüne kadar yapılan bu eylem planlarındaki hedefler harfiyen yerine getirildi, bundan sonra yerine getirilecek.
Şunu bilmenizi isterim: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan projelerin birçoğu güney tarafta yok, yollarıyla, havaalanıyla. Ve su projesi dünyada bir ilktir, Akdeniz’i aşarak Kuzey Kıbrıs’a suyun getirilmesi ve Kuzey Kıbrıs’ın verimli topraklarının suyla buluşturulması, bolluk ve berekete ulaştırılması bizim için her şeyin üstünde bir hedefti ve bu gerçekleşti, şimdi dağıtım çalışmaları yapılıyor.
Söylenen laflara aldırış etmeyin, her şey yolunda gidiyor, herhangi bir sıkıntımız yok, olmaz da.
Teşekkür ediyorum.
Soru- Kıbrıs Postası Gazetesi. Sayın Cumhurbaşkanım, size sorum, yarın bir sosyal etkinlikte Rum liderle buluşacaksınız. Birleşmiş Milletler İnsani Zirvesine katılmanız ardından Genel Sekreter Ban’ın ve ABD Başkan Yardımcısı John Biden’in da müdahaleleriyle bir şeyler toparlandı görülüyor. Yarın sosyal etkinlikte buluşuyorsunuz, bu krizin aşıldığını düşünüyor musunuz? Size sorum bu.
Sayın Başbakan, size de sorum, Türkiye’den gelen suyun ardından elektriğinde kablo ile geleceği ve çekileceği öteden beri dillendiriliyor, ekonomik protokole de bunun yansıdığı biliniyor. Bu konuyla ilgili bir zaman takvimi belli mi, konuşuluyor mu?
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı- Efendim, kriz aşıldı mı diye sordunuz. Benim buna yanıtım çok kısa, kriz var mıydı ki aşılsın? Ortada gerçekte bir kriz yoktu, suni olarak yaratılmış bir durum vardı ve gereksiz yaratılmış bir durum vardı bana sorarsanız. Çok açıkladım İstanbul ziyaretimin, oradaki Sayın Cumhurbaşkanının davetiyle katıldığım yemek ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’yle olan görüşmemizin doğal olduğunu çok açıkladım. O nedenle o konularda ayrıntıya girmeye gerek yok.
Ancak bizim oradaki varlığımız ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’yle görüşmemiz, gereksiz, abartılı bir tepkiye neden oldu, ondan dolayı da gerek Sayın Eide’yle yapacağı görüşmeyi Sayın Rum lider, gerekse benimle yapacağı görüşmeyi iptal etti. Şimdi tabi ki bunun da uzun süreli bir şey olmayacağı, olamayacağı belli idi aslında. İptal kararı açıklanırken Rum Yönetimi tarafından müzakerelerden tamamen çekilme diye bir durumun söz konusu olmadığı ve bunun bu defalık yapılmış bir tepki olduğu da anlatıldı aslında, kendi açıklamalarının satır aralarını okursanız ortada böyle bir durum var. Dolayısıyla şimdi bizim beklentimiz, Sayın Anastasiadis’in hem bizimle, hem de Birleşmiş Milletler’le gerekli diyalogları kurarak yeni bir toplantı tarihini ve geç olmayacak bir tarihi tabi ki tercihen önermesini istiyoruz, bekliyoruz.
Yarın tamamen 1 Haziran Dünya Çocuk Günü vesilesiyle yapılmış olan bir etkinlik, bir planlamadır. Bugün olamadı Sayın Rum liderinin meşguliyetleri nedeniyle bir hafta kadar önceden yarınki güne tespit edilmişti, bu son dakika ertelemesi olmadı. 2 Haziran’da Dünya Çocuk Günü nedeniyle buluşacağız, orada 50 Kıbrıslı Türk öğrenci 11 yaşlarında, 50’de Kıbrıslı Rum öğrenci, belki de bunların pek çoğu ilk defa hayatlarında birbirlerini görmüş olacaklar ve ara bölgede biraraya gelecekler, oyunlar oynayacaklar, konuşacaklar, birbirlerini anlamaya çalışacaklar. Çocuklarımızı bile biraraya getirip onları kaynaştırmaya ve birbirlerini anlamaya teşvik ederken, biz belli bir yaşa gelmiş insanlar o çocukların geleceği için birbirimizi daha iyi anlar noktaya gelmemiz lazım; bizim beklentimiz budur. Ümit ederim ki, yarın sosyal bir etkinlik çerçevesinde olacak olsa bile bu buluşma, yeni müzakere sürecimizin de başlamasına bir zemin oluşturur.
Dünya Çocuk Günü’nden bahsetmişken, tüm çocuklarımızın gününü kutluyorum, onlara barış içinde yeni bir gelecek diliyorum. Aynı zamanda acı çeken, çile çeken dünya çocukları var, hele bölgemizde bu acıları yaşayan çocuklar var, mülteci olarak Türkiye’de yaşayan milyonlarca aile ve onların küçücük çocukları var, onları da bu vesileyle anarak onların da daha iyi bir geleceğe ulaşmalarını temenni ediyorum.
Başbakan Binali Yıldırım- Evet, ben de Dünya Çocuk Günü vesilesiyle geleceğimiz olan, geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımızın bu önemli gününü kutluyorum.
Sayın Cumhurbaşkanının da ifade ettiği gibi, bölgemizde yaşanan karışıklıklar ve savaş nedeniyle göç yollarında hayatını kaybeden, çok zor şartlarda yaşayan, yerinden yurdundan edilmiş milyonlarca insana bağrını açan, ekmeğini, aşını paylaşan yegâne ülkelerin başında Türkiye geliyor. Biz insanlığın bu anlamsız savaşa artık daha fazla duyarlı olmasını bu önemli gün vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle ülkemiz arasında yakın zamanda imzalanan ekonomik ve mali işbirliği protokolü yürürlüğe girdi, bu çerçevede gereken neyse yapılacak, buna elektrik meselesi de dahil, diğer bütün konular da dahil. Burada bunların detayına zannediyorum girmeye ihtiyaç yok.
Soru- Müsaadeniz olursa şunu sormak istiyorum, şöyle bir şey söylemiştiniz: Siz 11 Şubat beyanı çerçevesinde müzakere ettiğinizi söylediniz. Bu ne demek? Müzakerelerin o zeminin ötesine çıktığını mı söylüyorsunuz? Biraz daha bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz? Çünkü İstanbul’daki durum buna etki etti mi?
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı- Evet, teşekkür ediyorum. Ben de Türkçe cevap vereceğim.
Şimdi 11 Şubat 2014 anlaşması çerçevesinde müzakerelerin yürütüldüğü bilinen bir gerçekliktir. O çerçeve dışında başka bir şart kabul etmeyeceğimizi, bunun düşünülemeyeceğini ifade etmenin nedeni, Rum Yönetiminden İstanbul olayı diye adlandırılan konudan sonra gelen açıklamalardır. Onlar müzakereleri yeniden başlamayı benim İstanbul benzeri toplantılara gitmemem ve o yönde yürüttüğüm çalışmaları ve çabaları bir daha tekrarlamamam şeklinde bir açıklama yaptılar, müzakerelere sanki ancak o şart altında yeniden dönebileceklerini söylediler. Eğer bunu kastetmedilerse mesele, ama eğer bunu kastetmişlerse ben bu konuda herhangi bir şart kabul etmeyeceğimizi açıkladım, bunu tekrar ediyorum. Değil İstanbul, işte bu Davos olur, Berlin olur, Londra olur, başka herhangi bir yer olur, bulunduğumuz her platformda ve eğer şartlar müsait olursa ve Genel Sekreter de uygunsa onunla da görüşme yapmaya her zaman olacağım ve bunları da sürdüreceğim; bundan daha dolayı bir şey olamaz.
Türkiye Cumhurbaşkanı eğer beni yabancı ülke yetkililerinin de olduğu bir ortamda bir yemeğe davet ederse elbette gideceğim eğer benim de durumum müsaitse. Şimdi bu ilk defa gittiğim bir yemek de olmadı, İslam Zirvesi toplandı orada, orada da benzeri bir yemek, yine benzeri mekânda, aynı mekânda yapıldı, ben onda da vardım. Davos’ta Sayın Anastasiadis’in de olduğu bir salonda, dünyanın çeşitli devlet başkanlarının, hükümet olduğu bir ortamda da bulunduk, temenni ederdim ki İstanbul’da da bunu beraber yaşayabilelim, olmadı.
Ancak, böylesi şartlar koşarak müzakere sürecine dönebileceklerini eğer gerçekten kastediyorlarsa, böyle bir şartın kabul edilemeyeceğini de bilmeleri gerekir. Yaptığım açıklamanın mahiyeti buydu.
Soru- Ahmet Topal, Sabah Gazetesi. Efendim, benim sorum Başbakan Sayın Binali Yıldırım’a olacak.
Efendim, Türkiye’de de merak edilen bir konu var, başkanlık sistemi. Daha önce AK Parti’nin bunu Haziran ayında teklifi Meclise sunacağı konuşuluyordu, gündeme gelmişti. Bu konuda bir netlik var mı acaba, başkanlık sistemi mi, partili cumhurbaşkanlığı mı? Bir takvim netleşti mi acaba?
Başbakan Binali Yıldırım- Teşekkür ediyorum. Türkiye’de uzun süreden beri bütün partilerin vaatleri arasında yer alan bir yeni anayasa konusu var, yeni anayasanın tabi ki yönetim sistemini de kapsadığı bilinen bir gerçek. Başkanlık dahil olmak üzere, bunun dışındaki seçenekler de gündemimizdedir, bu konuyla ilgili çalışmalarımız belirlediğimiz takvim içerisinde sürdürülüyor, herhangi bir sorunumuz yok. Hazırlıklarımızı tamamlar tamamlamaz tercihen diğer siyasi partilerden de bu konuda destek isteyeceğiz. Milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden halkımızın tamamını kapsayan, herkesin bu anayasada ben de varım dediği bir anayasanın yapılması için gayret göstereceğiz. Tabii ki nihai kararı verecek olan milletimizdir. Eğer bu mümkün gözükmüyorsa, başka formüllerimiz, başka hazırlıklarımız da mutlaka var, onlar devreye girecek. Az önce sorulan soruyla ilgili ben Sayın Cumhurbaşkanım, izninizle bir şey söylemek isterim.
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı- Buyurun.
Başbakan Binali Yıldırım- Bir müzakere görüşmesi yapılıyor. Eğer biz ahitleşmişsek, gelecekte yan yana kardeşçe yaşamaya karar vermişsek, o zaman bu detaylara takılmamamız lazım. Kimin nerede kiminle görüştüğü gibi konularla, biçimsel konularla uğraşmaya kalkarsak, kalıcı ve adil bir çözümü tabiatıyla elde etmemiz kolay olmaz. Benim tercihim, icabında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşebilir, bizimle görüşebilir. Sayın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Çipras’la görüşebilir, bunlar da bu konudaki tarafların samimiyeti açısından dünyaya ve iki topluma güzel bir mesaj olur diye düşünüyorum.
Teşekkür ederim.
Soru- Sınırda da efendim son derece hareketli saatler yaşanıyor, özellikle Genelkurmay Başkanının Nusaybin ve Şırnak’ta kuvvet komutanlarıyla incelemelerde bulunması, son dönemlerde de Mare-Cerablus hattındaki hareketlilik ve yapılan açıklamalar da önemli. Bir başka sorum da bununla bağlantılı olarak; Çukurca’da helikopter düşüren Rus füzesinden sonra Mardin’de Amerika Birleşik Devletleri yapımı antitank füzeleri ele geçirildi. PYD üzerinden şunu anlıyoruz ki; son teknoloji ürünleri, füzeleri özellikle terör örgütü PKK’nın eline geçiyor. Acaba bu müttefikliğe de uygun mudur size göre?
Başbakan Binali Yıldırım- Şüphesiz uygun değil. Müttefik demek, stratejik ortak demek, karşılıklı hak ve hukuka saygı göstermek demek. Türkiye’nin terörle mücadelesinde yanımızda olmasını bütün dostlarımızın bekliyoruz. Biz Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere söylediğimiz bir şey var, PKK bir terör örgütü, burada bir tereddüt yok. Amerika da kabul ediyor, dünya da kabul ediyor. Ancak PYD ve YPG gibi unsurların PKK’nın değişik isimlerdeki devamı olduğu konusunda dostlarımız maalesef biraz ağırdan alıyorlar. Bu bahsettiğiniz olaylar bile Türkiye’de masum insanları, güvenlik kuvvetlerini, hayatına kasteden bu silahların nasıl terör örgütüne geçtiğini açık bir şekilde gösteriyor. Yoksa bizim stratejik ortaklarımız terörle mücadele ettiğimiz terör unsurlarına silah desteği yapar mı? Yapabilir mi? Böyle bir şeyin var olduğunu düşünmek bile istemiyoruz. Belli ki terör örgütünün yan unsurları. Bunları Suriye’de, Irak’ta teröre karşı mücadele adı altında elde ediyorlar ve bunu Türkiye’deki terör gruplarına aktarıyorlar. Bu bizim kabul edeceğimiz bir şey değil. Sürekli ifade ettiğimiz tezi bir anlamda doğrulayan bir gelişmedir, bunun da bilinmesinde fayda var.
Teşekkür ediyorum.