Basbakan Davutoglu ile Ukrayna Basbakani Yatsenyuk’un düzenledigi basin toplantisinin tam metni
Bir kez de Başbakan olarak Kiev’de ifade etmek isterim ki, Ukrayna bizim için sadece komşu bir ülke değil, stratejik bir ortak ve kardeş bir ülkedir. Ukrayna bütün Avrasya’nın istikrarı için en önemli omurga ülkelerden biridir ve Ukrayna’nın istikrarı ve toprak bütünlüğü Türkiye’nin en önemli ilkeleri arasında yer almaktadır. Bugün de birçok konuda, uluslararası ve bölgesel konuda ortak bir perspektife salip olduğumuzu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanımakta ve Kırım’ın ilhakını ise kesinlikle ret etmektedir. 1944 yılında zalimce Stalin tarafından trenlere bindirilerek gönderilen Kırım Tatarlarının hak ve hukukunu da bugün aynı ölçüde savunuyor olmamızdan büyük bir memnuniyet duyuyoruz.
Kırım, Ukrayna topraklarının bir parçasıdır ve Kırım tatarlarının asli yurdudur. Ayrıca bugün Rusya’nın gerek Kırım’a, gerek Ukrayna’ya yaptığı, gerekse Suriye’de ortaya koyduğu saldırgan tutuma karşı da ortak bir tavrı benimsiyoruz. Ben değerli dostumdan Ukrayna’daki son durumla ilgili bilgi almaktan büyük memnuniyet duydum, aynı şekilde Suriye’deki son gelişmeler hakkında da kendisine bilgi verdim.
Maalesef Suriye’de sivil halka dönük barbarca saldırılar devam ediyor, hem rejim güçleri tarafından, hem Rusya tarafından, hem de terör örgütleri tarafından. Biz bu görüşmeleri sürdürürken dahi Rusya balistik füzeyle, Hazar’dan atıldığı düşünülen balistik füzeyle Azez’de okul ve hastaneyi vurdu, çok sayıda çocuk ve sivil hayatını kaybetti. Suriye rejimi, Suriye rejimini destekleyen Rusya ve diğer ülkeler ve YPG başta olmak üzere terör örgütleri bugün Suriye’de birçok insanlık suçuna sebebiyet veriyorlar ve çözümden önce, bir görüşmeden önce alanda kazanım elde edebilmek için uluslararası hukuku açık bir şekilde ihlal ediyorlar.
Ukrayna ve Suriye Türkiye’nin kuzey ve güney komşularıdır ve biz Ukrayna ve Suriye halklarının yanında olmaya devam edeceğiz. Bugün bütün bu gelişmeleri birlikte aynı perspektifle değerlendirmekten duyduğum memnuniyeti bir kez daha ifade etmek istiyorum.
İkili ilişkilerimiz bağlamında ise biz Türkiye’yle Ukrayna arasında sadece iyi ikili ilişkiler değil, birbirlerinin ekonomilerinin, kültürel ve sosyal aktivitelerinin entegre olduğu bir yeni ilişki biçimi düşünüyoruz. Onun için çok geniş bir heyetle, 6 bakan ve çok geniş bir heyetle buraya geldik, çok da güzel görüşmeler gerçekleştirdik. Serbest ticaret anlaşmasının bir an önce devreye girmesi bizim için büyük önem taşıyor, aldığımız karar çerçevesinde önümüzdeki günlerde bunu tamamlayabilmek için ekiplerimiz çalışacaklar. Dış ticaret hacmimizde bir düşüş var, bunu bu şekilde kapatacağımızı ve ilk fırsatta 10 milyar dolara 2107-2018 yılında ulaşacağımızı ümit ediyoruz.
Enerji ve ulaştırma alanlarında da çok geniş işbirliği imkanları var, buralarda da birlikte çalışacağız. Altyapı projelerinde ise Türk firmaları çok özel tecrübeye sahipler, bahsettiğiniz metro projesinde olduğu gibi bu altyapı işlerinde de Türk firmalarına şans verilmesinin Ukrayna’ya da katkı getireceğine inanıyoruz. Bu ilişkilerimiz de artarak devam edecek.
Geçen ay Cumhurbaşkanı Sayın Poroşenko’yla Davos’ta görüşmüştük, Şimdi ben Kiev’deyim, inşallah sizleri de ilk fırsatta Türkiye’ye bekliyoruz. Sayın Başbakanı tekrar Türkiye’de görmekten büyük bir memnuniyet duyacağım.
Ve bugün iki başbakan olarak ekiplerimize, bakanlıklarımıza verdiğimiz çalışmaları, talimatları takip edeceğiz. Önümüzdeki aylarda Sayın Poroşenko’nun ziyaretiyle yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi toplantısı yapılacak. İnşallah sizi de ilk fırsatta
Türkiye’ye bekliyoruz.
Tekrar teşekkür ederim.
Soru- Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün bir açıklama yapıldı ve ateşkes sağlansa bile bundan sonrası için Halep’e saldırılarının devam edeceğini belirttiler. Bunun süreç açısından yorumunu sizden alabilir miyiz?
Başbakan Davutoğlu- Bu açıklama Rusya’nın niyetini ortaya koymaktadır, zaten son Cenevre toplantısından bugüne geçen kısa sürede ortaya çıkan bu gelişmeler de bu niyetin tezahürüdür.
Bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Güvenlik kararı mucibince insani yardımların ulaşması ve ateşkesin sağlanması gerekiyordu, ama son Cenevre görüşmelerine kadar bu gerçekleşmedi ve Cenevre görüşmeleri maalesef başarısızlıkla sonuçlandı. O günden bugüne de Suriye’de Rusya hava saldırılarını Halep’e de yöneltti, Azez’e yöneltti ve Türkiye ile Halep arasındaki insani lojistik koridoru rejim güçleri ve YPG’yle birlikte kapattı.
Münih’te varılan anlaşmaya rağmen bu açıklamanın yapılması da açık bir şekilde Rusya’nın niyetinin ateşkes ya da barış değil, daha çok sivil öldürerek, daha çok katliam yaparak Suriye rejimini yaşatmak. Rusya’nın yaptığı bu açıklama karşısında uluslararası toplumun vereceği tepkiyi takip edeceğiz. Eğer Münih’te, Cenevre’de bir diplomatik tiyatro oynanıyor ve Suriye halkı katledilmeye devam edilecekse, bu suç bütün uluslararası topluma büyük bir vebal getirir.
Biz Türkiye olarak her halükarda ve her şartta Suriyeli kardeşlerimizin ve Halep’teki kardeşlerimizin yanında olacağız, onlara insani yardım göndermeye devam edeceğiz. Ve alanda Rusya’nın bir piyonu gibi davranan YPG, PYD güçleri Azez’e dönük saldırılara devam ederlerse ve mülteci akınlarına sebebiyet verirlerse onlara da en kararlı şekilde mukabelede bulunacağız. Rusya bu açıklamayla Münih Anlaşmasının içini boşaltmıştır.
Ukrayna Başbakanı Yatsenyuk- Sayın Başbakan, Rusya’yla anlaşmaya nasıl varılır kendi tecrübemizi paylaşmak isterim sizinle. Anlaşmaya varmak mümkün değil aslında. Minsk Anlaşması imzalandı, bu anlaşmaya göre Rusya her şeyden önce ateşkes sağlanacaktı. İkincisi olarak askerler geri çekilecekti. Üçüncüsü olarak Ukrayna’yla, Rusya arasındaki sınıra kontrol getirilecekti. Ateşkesle ilgili durum sizin ifade ettiğiniz durumla neredeyse aynı. Ateşkesle ilgili imzalamalara yapıldı, gerekli açıklamalar yapıldı, ama 1,5 yıl boyunca hiç ateşkes görünmedi. Ukrayna’nın ordusuna ateşler gelmeye devam ediyor. Askerlerin geri çekilmesiyle ilgili ve sınıra kontrol getirilmesiyle ilgili zaten söyleyecek bir şey yok.
Soru- Sayın Ukrayna Başbakanına yönlendirilen bir soru yine Rusya’yla ilgili. Bugün verilen bir karara göre, Ukrayna toprağından Rus tırlarının transiti yasaklandı, bu konuya nasıl bir yorum yapacaksınız?
Ukrayna Başbakanı Yatsenyuk- Uluslararası hukuk zaten Rusya tarafından hiçbir zaman yerine getirilmiyor. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sadece askeri saldırısı değil, aynı zamanda ekonomik, siyasi ve enformasyon saldırısı var. Rusya Dünya Ticaret Örgütünün üyesi oldu, bu yolda Ukrayna Rusya’ya destek vermişti. Ve onlarla ikili anlaşmalarımız var dış ticaret anlaşmaları. Ama Rusya Ukrayna’nın yaptığı Avrupa seçimi, Avrupa’yla entegrasyona devam etmek istediği için Ukrayna’ya karşı ambargo uyguluyor. Ukrayna kesinlikle uluslararası anlaşmalara uygun bir şekilde hareket ediyor. Ama dün Rusya asılsız olarak Ukrayna’dan gelen tırlarının Rusya’ya girişini yasakladı. Ama Ukrayna Rusya’ya bir nota ile başvurarak bu konuya açıklama getirmesini istedi. Ve Rusya bu konuya açıklık getirene kadar Rus tırlarının Ukrayna topraklarından geçişi yasaklı olacak. Ama ben Başbakan olarak Rusya’dan sadece bu konuda açıklama değil, Ukrayna tırları için uyguladığı geçiş yasağın kaldırılmasını talep ediyorum. Ama Türkiye’yle herhangi bir sorun, ekonomik sorunumuz yoktu ne geçiş alanında, ne başka bir alanda.
Başbakan Davutoğlu- Bu kriz esnasında transit geçişler için Türk tırlarına sağlanan kolaylık dolayısıyla da ben bir kez daha teşekkür ediyorum.
Soru-Sayın Davutoğlu, biraz önce konuşmanızca sıkça Rusya’nın saldırgan tutumundan bahsettiniz, bu saldırgan tutumun başladığı nokta aslında Ukrayna bu topraklar. Ukrayna zamanında Rusya’ya dur denilebilseydi bugün Suriye’deki ortam nasıl olurdu ve bu konuda uluslararası toplum ne kadar suçlu? Çünkü BM Zirvesinde bir araya geldiniz Putin’le, G-20 Zirvesinde neler değişti de Rusya böyle bir tavra girişti ve uluslararası toplum niye dur diyemiyor Rusya’ya?
Başbakan Davutoğlu- Rusya maalesef son dönemlerde yeni geliştirdiği stratejik konseptle yayılmacı ve saldırgan bir politikayı tercih ediyor. Gürcistan’da Abhazya’da başlayan süreç bu anlamda Kırım ilhakıyla yayılmacı bir şekilde devam ediyor. Yani bugün aslında üç ülke toprak bütünlüğü konusunda Rusya’nın tehdidi altındadır Gürcistan, Ukrayna ve Suriye. Ve aslında Ermenistan’a verdiği destek dolayısıyla Azerbaycan toprak bütünlüğü de fiilen Rusya’nın tehdidi altındadır. Ve Ukrayna krizinde Rusya’ya gereken tavır gösterilemediği için Suriye krizinin tırmandığı, Suriye krizinde gereken tavır gösterilemediği için Ukrayna’ya müdahil olunduğu tespiti de doğrudur. Uluslararası toplumun tepki göstermedeki her zaafı Rusya tarafından istismar edilmiştir. Bugün Ukrayna’da ve Suriye’de milyonlarca insanın evinden edilmesinin, 100 binlerce insanın öldürülmesinin önemli sorumluluğu Rusya’nın omuzundadır. Bugün Suriye’de 300 bini aşkın insan ölmüş, 5 milyona yakın insan mülteci olmuş, bu tablo karşısında Rusya bombardımana devam edip daha çok insanı mülteci kılmak ve Türkiye üzerine, Türkiye üzerinden de Avrupa Birliği’ne, Avrupa üzerine baskı uygulamaya çalışıyor.
Kırım’da açık insan hakları ihlali söz konusu. Buradan bir kez daha şunu ifade etmek isteriz ki Rus yetkililere: Sovyetler Birliği dönemi bitmiştir, 25 yıl önce bitmiştir. Bu dönemi tekrar canlandırmaya çalışmak Rusya için de olumlu sonuçlar, hayırlı sonuçlar doğurmaz. Birleşmiş Milletler’de veto kartına güvenerek bu tür maceralara yönelmek Rus halkının da benimsemeyeceği bir husustur. Rus halkı 30 yıl öncesinin Rus halkı değildir, dünyaya entegre bir halktır. Rusya’nın yapması gereken, uluslararası hukuk kurullarına uygun şekilde ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı göstermek ve Suriye şehirlerine balistik füzeler, varil bombaları atmak yerine, Suriye halkına saygı göstermelidir, Ukrayna halkına saygı göstermelidir.
Başbakan Davutoğlu- Şu anda Türkiye güvenlik güçlerinden hiçbir unsur Suriye içinde değildir, her şeyden önce bunu ifade edeyim. Türkiye Suriye halkının yanındadır, ancak Suriye’de hiçbir zaman işgalci olmamıştır.
Bugün Suriye’de iki kategoride yabancı savaşçı vardır ve işgal vardır.
Birisi, rejime destek veren ve işgalci olarak Suriye’ye asker gönderip halkını bombalayan Rusya ve fiilen orada asker bulunduran İran. Yani bir çıkarcı varsa buralarda aramak lazım.
İkinci kategori ise paramiliter güçler, teröristler, bunlar da DEAŞ’a destek veren teröristler, yabancı savaşçılar ve rejime destek veren Hizbullah ve diğer Pakistan’dan, İran’dan, Irak’tan gelen aşırı Şii terörist örgütlerdir. Suriye, bütün bu yabancı savaşçılara ve işgalcilere karşı onurlu bir direniş sergilemektedir.
Suriye rejiminin sözcüleri bilmelidirler ki, yabancıları ülkelerine çağıran ve kendi halkını bombalatan hiçbir rejim ayakta kalamamıştır. İşgalci Sovyet ordularını Afganistan’a davet eden Babrak Karmal nasıl ayakta kalamadıysa, işgalcilere sırtını veren hiçbir rejim ayakta kalamaz. Türkiye’nin bu anlamda hiçbir ülkenin toprağında gözü olmamıştır, olmayacaktır. Ama bu işgalcilerin hava bombardımandın kaçan çocuklar, kadınlar, 2,5 milyon masum insan Türkiye’dedir. Suriye rejimi böyle iddialarda bulunmaktansa, daha bugün Azez’de, Halep’te Rus bombardımanında ölen çocukların hesabını versin.
Türkiye uluslararası hukuka saygı gösterir, ama kendi güvenliği neyi gerektirirse o adamı atmaktan da tereddüt etmez.
Ukrayna Başbakanı Yatsenyuk- Sayın Başbakan, size teşekkür etmek istiyorum. Ve herkes duysun diye, Türkiye’de yer alan seçimler sonucunda siz tek partili, 5 partili değil, tek partili bir hükümet oluşturabildiniz.
Başbakan Davutoğlu- O Hükümet her zaman Ukrayna’nın yanında olacak.