Basbakan Davutoglu’nun Bartin Mitingi konusmasinin tam metni
… beklemekten yorulmadınız değil mi? ("Evet" sesleri) Biz de sizle hasretle bulaşacağımız anı bekliyorduk. Size teşekkür ediyoruz, her birinizi bağrımıza basıyoruz.
Bartın, Allah senden razı olsun.
Bartın’a selam olsun, Bartın’ın büyüklerine, Hasan Dede’ye, Ergüllü Baba’ya, İbrahim Hamdi Efendi’ye, … Hoca’ya Allah rahmet eylesin, hepsine selam olsun.
Aziz Bartın, milli birliğimizin, mimarimizin, ev mimarimizin, şehir mimarimizin beşiği Bartın, her bir köşesine selam ediyoruz. Amasra’ya selam olsun, Kurucaşile’ye, Ulus’a selam olsun.
Amasra bize Fatih Sultan Mehmet’in emanetidir. Fatih Sultan Mehmet Amasra için çeşmi cihan der, yani cihanın gözbebeği. Amasra, dünyanın en güzel yerlerinden biri. Ne zaman Amasra’ya gelsem ayrılmak istemem, ne zaman Bartın’ın yeşilini görsem büyülenirim. İşte Amasra bize emanet, Bartın, Ulus, Kurucaşile bize emanet. Amasra’yı en güzel şekliyle muhafaza etmek bizim boynumuzun borcudur, o bize Fatih Sultan Mehmet’in emanetidir.
Aynı şekilde Kurucaşile Osmanlı donanmasının Karadeniz’deki belkemiği, Osmanlı donanmasın inşa edildiği tarihi bir liman. Kurucaşile’ye de selam olsun, Ulus’a da selam olsun. Gökbeli ormanlarıyla, İbrahim Hamdi Efendi’nin deyişiyle, değil Osmanlı’ya cihana bile yetecek ormanlarıyla Ulus’a da, Bartın’ın her köşesine selam olsun.
Aziz Bartınlılar, sizler bizim hareketimize her zaman destek verdiniz, yeriniz çok özel. 2002 yılında yüzde 28’le başladık, 2007’de AK Parti Bartın’dan yüzde 38 aldı, 2011’te yüzde 48 aldık, bakın her seferde yüzde 10 artış. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanımıza yüzde 58 oy verdiniz. Bu böyle devam ederse yüzde 68’e var mıyız? ("Varız" sesleri) Söyle Bartın, 2’de 2 yapacak mıyız? ("Evet" sesleri) Bartın söz verdi mi yerine getirir Allah’ın izniyle. İnşallah 2’de 2, Yılmaz Beyle, Mustafa Beyi el ele Ankara’ya göndereceksiniz, sizden bunu bekliyoruz. Söyle Bartın, var mısın? ("Evet" sesleri)
Aziz Bartınlılar, bugün 1 Mayıs, her şeyden önce bütün emekçilerimizin, bütün işçilerimizin Emek ve Dayanışma Günü’nü bir kez daha kutluyorum. Bunu AK Parti tekrar tatil yaptı İşçi Bayramı olarak 1 Mayıs, 12 Eylül darbesinin izlerini silmek üzere 1 Mayıs’ı İşçi Bayramı olarak tatil yaptık. Ta ki alın teriyle bütün bir yıl çalışan emekçilerimiz, işçilerimiz bir gün bayram yapsınlar.
Dün de ifade ettim, biz emekçilerimizin alın terlerini, nasırlı ellerini en mübarek değer olarak görürüz. İşçilerimizin alın teri kurumadan onların hakkını ödemek, bizim için manevi bir borçtur. Onun için de, dün Karayolları işçilerimizi ve onlarla ilgili sorunlarını çözdük, inşallah bundan sonra da ülkemizin her yerinde işçilerimizle, emekçilerimizle birlikte yeni Türkiye’yi inşa edeceğiz.
Ama bakınız, ibretlik bir gün yaşadık bugün. Biz 1 Mayıs’ı kardeşlik bayramı, dayanışma günü, emek günü ilan etmiş ve herkesi barış içinde birarada bayramı kutlamaya davet etmişken, HDP Eşbaşkanı Demirtaş, tuttu tam bir tahrikle Müslümanlar için Kabe neyse, işçiler için de Taksim odur deme cüretini, gafletini gösterdi. Ve aynı zamanda, Yahudiler için Kudüs neyse dedi. Halbuki, Kudüs bizim manevi diyarımızdır, Kudüs bizimdir, biz Kudüs’ün. Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı savunmaya var mısınız? ("Evet" sesleri) Bunu savunan politikalarımızdan razı mısınız? ("Evet" sesleri)
Şimdi bunlar anlamazlar, onun için ben ona artık Selahattin demiyorum, çünkü Selahattin Selahaddin Ebbuyi’nin aziz ismidir. Selahaddin Eyyubi, Türklerin, Kürtlerin, Arapların büyük komutanı olarak Kudüs fatihidir. Bundan sonra Demirtaş’a Selahattin demek dahi doğru değil.
Arkasına taktığı müftü efendiye de tekrar buradan soruyorum, bu sözler sizce doğru sözler midir? İşte soruyorum ve ondan da cevap bekliyoruz.
Şimdi Bartınlılar, hal böyleyken bugün birçok yerde İşçi ve Emekçi Bayramı gayet barışçıl bir şekilde kutlanırken, bazı vandallar, hani 2 sene önce İstanbul’un altını üstüne getirmeye çalışan Gezicilerden bir kısmı Taksim Meydanı’na çıkmaya çalıştı. Biz bir daha bu vandallara meydanı bırakır mıyız? ("Hayır" sesleri) Siz bu vandallara meydanı bırakacak olan ya da tahrik eden CHP’ye, HDP’ye izin verir misiniz? ("Hayır" sesleri)
Bugün ibrettik bir gün dedim, işte bu vandallar o meydana çıkmaya çalıştıklarında, ki buradan emniyet görevlilerimizin hepsini tebrik ediyorum, kamu düzeninden hiç taviz vermediler ve düzeni korudular. Yalnız, öyle resimler var ki, CHP bayraklarıyla HDP bayrakları yan yana ve marjinal bazı sol gruplar ve terör grupları da yan yana. Bir CHP milletvekili, milletvekili unvanıyla polis otosuna saldırdı ve camını kırdı.
Şimdi buradan Kılıçdaroğlu’na sesleniyorum, ya bu milletvekiline hesabını sor ya da seni de bu vandallarla aynı şekilde, aynı kategoride anarız.
Bakın, CHP burada, Bartın’daki ve bütün Türkiye’deki CHP’li seçmen kardeşlerime de, vatandaşlarıma da sesleniyorum: bugün CHP maalesef bugünkü tabloyla da HDP’ye girdiği işbirliğini açıkça ortay koymuştur. Ayrıca, CHP, DHKP-C örgütüyle, özellikle de Suriye politikası bağlamında perde gerisinde yaptığı işbirliği de açıktır.
Şimdi Bartınlılar, biz sol örgütlerle, marjinal örgütlerle, bölücülerle işbirliği yapan CHP’ye izin verir miyiz? ("Hayır" sesleri) CHP ve HDP bu şekilde işbirliği yaparken, ülkemizin birliğini, beraberliğini tehdit eden örgütlere bu meydanları bırakır mıyız? ("Hayır" sesleri)
Çok çarpıcı, 6-7 Ekim olayları olduğunda yine bu Demirtaş tahrik etmişti ve maalesef çok sayıda vatandaşımızın ölümüne sebebiyet veren tahrikler yaşandı, açık bir şekilde tahrik etti ve biz bunun üzerine hepinizin takip ettiği gibi iç güvenlik reformu özgürlüklerin korunması paketini hazırladık. O zaman Meclise HDP milletvekilleri maskelerle geldiler. Şimdi de bugün 1 Mayıs’ta İstanbul’da kaos çıkarmak isteyen, molotof kokteyli atan ve maskelerle girmeye çalışanları koruyan da CHP İstanbul milletvekiliydi.
Biz, her ne surette olursa olsun ülkemizdeki özgürlükleri korumaya kararlıyız. Herkes gösterilen yerde, gösterilen meydanda gösteri yapma hakkına sahiptir, bu özgürlüğü koruma altındadır. Nasıl sizler bugün barış içinde Bartın meydanını doldurdunuz ve saatlerce bizi beklediniz, isteyen herkes meydanlara çıkıp barış içinde gösteri yapabilir, propaganda yapabilir. Ama kim molotof kokteyli alırsa, kim yüzüne maske takarsa, bilsin ki biz bu ülkeyi vandallara bırakmayız.
Aziz Bartınlılar, işte onun için 7 Haziran seçimi son derece kritik bir seçim, Türkiye’nin son 12 yıl içindeki kazanımlarını koruyacağımız bir seçim. Ayrıca, Türkiye’yi inşallah bu ikinci atılım dönemiyle birlikte dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına koyma seçimi bu seçim. 7 Haziran’da bu vandallara, teröristlerle işbirliği yapan bu CHP’ye, HDP’ye ders vermeye var mısın? ("Evet" sesleri) 7 Haziran’da tekrar milli idareyi hakim kılmaya var mısınız? ("Evet" sesleri) İnşallah 7 Haziran’da Bartın’da 2’de 2 yapmaya var mısınız? ("Evet" sesleri) Bütün Türkiye’den bu ses yükseliyor. Bugün bu bizim 12’nci mitingimiz.
Kastamonu’daydık bugün öğlen, ondan önce Çankırı’daydık, dün Niğde’deydik, Aksaray’daydık, ondan önce Rize, Artvin, Sivas, Erzurum, Gümüşhane, Bayburt, adım adım ülkemizi dolaşıyoruz. Bütün Türkiye’yi dolaşabilen, bütün Türkiye’de bu Al Bayrağı ve AK Parti bayrağını dalgalandırabilen yegane parti AK Parti. İşte bizim idealimiz…
("Türkiye seninle gurur duyuyor" sesleri) Biz saatlerce bizi bekleyen Bartınlılarla gurur duyuyoruz, her birinizle gurur duyuyoruz. Gözleri ışıl ışıl Bartınlılarla gurur duyuyoruz. Sırtını yemyeşil dağlara, ormanlara, ufkunu Karadeniz’e vermiş Bartınlılarla gurur duyuyoruz; Allah sizden razı olsun.
Şimdi 12 yıl içinde bu ülke bir hasta adam konumundan büyük bir küresel güç haline geldi. 12 yıl önce Türkiye’de herhangi bir şekilde hangi alanı alırsanız alın tam bir kokuşmuşluk, çürümüşlük vardı. Türkiye IMF kapısına borç için giden izzetini kaybetmiş bir ülke konumuna getirilmişti. Bu konumdan ülkeyi alıp çıkaran parti hangi parti? ("AK Parti" sesleri) Türkiye 70 cent için IMF kapılarında dolaştı, şimdi IMF’ye borcunu kapatan, Türkiye’yi kuran parti hangi parti? ("AK Parti" sesleri) Onlar konuşur... ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur... ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur... ("AK Parti yapar" sesleri)
2002 Türkiye’sinde piyade tüfeği bile yapamıyorduk, piyade tüfeği bile, tanklarımızı yabancı ülkelerden birçok şartla alıyor, sonra İsrail’e o tankları restorasyon için, modernize etmek için gönderiyorduk. Şimdi buraya gelip milliyetçilik üzerine size konuşanlara sorun bunları, sizin döneminizde ülke bu haldeydi deyin. Şimdi kendi tankını yapan bir Türkiye var, Altay tankını yapan parti hangi parti? ("AK Parti" sesleri) Kendi milli piyade tüfeğimizi yapan hangi parti? ("AK Parti" sesleri) İnşallah Hürkuş’u 2018’de uçuracağız eğitim uçuşu için ve 2020’de sivil bölgesel uçağımızı yapıp uçuracağız, yüzde 100 Türk yapımı. Onlar konuşur... ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur... ("AK Parti yapar" sesleri) Onlar konuşur... ("AK Parti yapar" sesleri)
Şimdi Bartınlılar bunu iyi bilir, bakın 2002’de Bartın’da kaç ambulans vardı biliyor musunuz? Sadece 4, bugün Bartın’da 25 ambulans var, ambulans helikopter, ambulans uçuk var. Bütün Türkiye’de ambulans sayısı 2002’de 611’di. Şimdi kaç? 4387. Kılıçdaroğlu matematiği öğrenip bu kıyası yapsın.
Sadece Ocak ayında 789 ambulansı 1 günde devreye soktuk; işte aradaki fark bu. 600 ambulanstan 4387 ambulansa. Uçak ambulans, helikopter ambulans, kar paletli ambulanslarla birlikte. Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri) Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri)
Bartınlılar, doğalgazı Bartın’a kim getirdi? (“AK Parti” sesleri) Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri) Peki Bartın Üniversitesini kim kurdu? (“AK Parti” sesleri) Onlar konuşur…(“AK Parti yapar” sesleri) Amasra Tünelini kim açtı? (“AK Parti” sesleri) Onlar konuşur…(“AK Parti yapar” sesleri)
Bartın’a 5 tünel açtık, 6 köprü ve viyadük. İnşallah şimdi Zonguldak, Amasra, Kurucaşile, Cide yolunu da açıyoruz; Allah hayırlı eylesin, Batı Karadeniz’i birleştireceğiz inşallah, Batı Karadeniz’i birleştireceğiz.
Türkiye’nin her yerinde… (“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
İşte ülkenin kaderi böyle değişiyor. Önümüzdeki dönemde milli uçağımızı biz yapacağız, yüzde 100 milli uçak, yüzde 100 milli savaş gemisi. Yüzde 100 milli tank, yüzde 100 milli aşı, yüzde 100 milli piyade tüfeği, yüzde 100 milli uzay ajansı; işte yeni Türkiye bu. Bütün bunlarla birlikte Türkiye 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girecek inşallah. Bartın, bu kutlu yolculukta bizimle yürümeye var mısın? (“Varız” sesleri) Milli iradeye tuzak kuranlara bir ders vermeye var mısın? (“Varız” sesleri) Milli iradeyi hakim kılmaya var mısın? (“Varız” sesleri) Yeni anayasayı tam anlamıyla sivil, demokratik bir anayasayı yazmaya var mısın? (“Varız” sesleri) Türkiye’nin idari sistemini yeniden inşa etmeye var mısın? (“Varız” sesleri) İşte idealimiz budur. Bütün bu çarpık anlayışlardan Türkiye’yi çıkarıp Yeni Türkiye’yi inşa etmek. Yeni anayasasıyla, başkanlık da dahil yeni idare sistemiyle yepyeni bir Türkiye ufukta görünüyor. Onun için telaşa kapıldılar ve bizi engellemeye çalışıyorlar. CHP ile HDP arasındaki bu paslaşmayı perde gerisinden paralel ve paralelci yapılar koordine ediyor. Bir bakıyorsunuz paralelcilerin buradaki sözcüsü Diyarbakır Belediyesine arka kapıdan giriyor orada Belediye Başkanıyla görüşüyor HDP’li. Sonra da diyorlar ki; nezaket ziyareti. Aziz Bartınlılar, siz bir yere nezaket ziyaretine gittiğinizde arka kapıdan mı girersiniz? (“Hayır” sesleri) Alnınız açık ön kapıdan girersiniz değil mi? (“Evet” sesleri) Ama bunlar sakladıkları bir şey var ki arka kapıdan giriyorlar. Neyi saklıyorsanız açıklayın, açıklayın ve millet görsün. (“Açıklayamazlar” sesleri) Açıklayamazlar. Ama siz buradan bir ses verebilirsiniz, diyebilirsiniz ki; ne tuzak kurarsanız kurun AK Parti bu meydandadır. Ne tuzak kurarsanız kurun… (“AK Parti bu meydanda” sesleri) Siz cümleyi, Bartınlılar leb demeden leblebiyi anlayıp cümleyi getiriyorsunuz. 7 Haziran’da sandık sizin önünüze geldiğinde bunların hepsinin hesabını soracaksınız inşallah. Size güveniyoruz, size güveniyoruz. Bu ülkenin izzetini, onurunu koruyan AK Parti’ye tekrar en güçlü desteği vereceğinize inanıyoruz.
28 Şubat zulmünü bir daha kimse bu memlekete yaşatamayacak. Biri diyor ki, Diyanet’i kaldıracağım; Demirtaş. Diğer diyor ki, 1+8+4 ile imam hatiplerin orta kısmını kapatacağım; Kılıçdaroğlu. Yahu siz bu milletin inancıyla, bu milletin milli irfanıyla oyun oynanmayacağını daha öğrenemediniz mi? Bu millet size dersi verir, verir mi? (“Verir” sesleri) İnşallah bütün bu hesaplar, çeteler, ortaya çıkan cepheler, bütün bunlar dumura uğrayacak.
Çarpıcı bir misal vereyim, yine sizin bildiğiniz bir misal; hani şimdi birileri koalisyon lafı ediyor ya. Baktılar tek başına bizimle karşı karşıya gelemiyorlar, hep beraber gelmek istiyorlar. Hep beraber gelin, ne olur? Hep beraber hepinize dersi veririz Allah’ın izniyle. 1992 yılında Bartın Kültür Merkezi’nin inşaatı başladı. Biz gelene kadar bitirilemedi. İşte 90’lı yılların koalisyon Türkiye’si böyle bir Türkiye’ydi. Böyle bir Türkiye ister misiniz? (“Hayır” sesleri) Ama söz verdi mi Ilgaz Tünelini yapan, Amasra Tünelini açan, bütün bu mekanlarda, buralarda Batı Karadeniz’i de, Türkiye’yi de ayağa kaldıran bir AK Parti var, AK Parti. Biz bir söz verdik mi mutlaka yerine gelir.
Bartın’a verdiğimiz her sözü yerine getirdik, bundan sonra da Bartın’ı inşallah hem kültürel anlamda, doğal turizm anlamında, hem sahip olduğu derin potansiyeli, irfanı ve mimarisiyle Türkiye’ye de, dünyaya da tanıtacağız. Biz bir söz verdik mi yapar mıyız? (“Evet” sesleri) Siz bizden noterden kağıt ister misiniz? (“Hayır” sesleri) Neden? Çünkü siz bize güvenirsiniz. (“Evet” sesleri) AK Parti söz verdi mi yapar. Ama Kılıçdaroğlu Türkiye’nin bütün noterlerinden kağıt getirse güvenemezsiniz. Neden? Çünkü CHP zihniyeti, özellikle de Kılıçdaroğlu… (“Çarkçı Kılıçdaroğlu” sesleri) Çarkçı Kılıçdaroğlu, hemen söylüyorsunuz, verdiği sözden, söylediği sözden hemen çark eder ve hiçbir zaman da hesabı tutmaz. Neden? Şimdi ben hesap uzmanıyım diyor değil mi? Ama bakın iki gün önce mahkemedeki ödemediği tazminat dolayısıyla maaşına haciz geldi biliyor musunuz? Ya kendi maaşının hesabını bilemeyen bir adam hesap uzmanıyım diyebilir mi? (“Hayır” sesleri) Milletin Hazinesi ona verilir mi? (“Hayır” sesleri) Şimdi gözleri böyle faltaşı gibi açık Hazine’ye göz dikiyor, şöyle yaparım böyle yaparım, Türkiye’nin parası var. Ya kardeşim, 2002’de bu Hazine tam takırdı, bu Hazine’yi kim doldurdu? (“AK Parti” sesleri) Türkiye’de bütçenin 100 liranın 85’i faize giderken, şimdi bu Hazine’yi kim bereketlendirdi? (“AK Parti” sesleri) 12 yılda biz Hazine’yi doldurduk, Kemal efendi, Kemal Bey gelip bu Hazine’yi boşaltacak. İzin verir misiniz? (“Hayır” sesleri) İzin verir misiniz? (“Hayır” sesleri) Ya kendi maaşını kontrol edemeyen bir adam devletin Hazine’sini kontrol edebilir mi? (“Hayır” sesleri) Ona şimdi diyeceksiniz ki, önce şu maaşına bir sahip çık, sonra önümüze gel.
Yine öylesine büyük gaflar içinde ki, diyor ki, bakın burada bazı yabancı, Afrika’dan kardeşlerimi de görüyorum. Diyor ki; Suriye’den bize sığınanları geri vereceğiz. Şimdi Bartınlılar; İstiklal Harbinin kalbi burası, burası kalbi. Sizler mazluma sahip çıkmış bir milletin evlatlarısınız. Siz mazlumu zalime teslim eder misiniz? (“Hayır” sesleri) Düşünün, Suriye’den Bayırbucak’tan, Halep’ten Türkmenler, Araplar, Kürtler, eşleri katledilmiş, babaları öldürülmüş yetimler, eşleri katledilmiş dullar buraya gelmişler bize sığınmışlar, onları geri vermeye gönlünüz razı olur mu? (“Hayır” sesleri) Ama bunun örnek aldığı şahıs milli şef İnönü. 1944-1945’te Azerbaycan’dan Rus zulmünden kaçan Sovyetler Birliği’nden 146 Azeri kardeşimizi, 146 can Azeri’yi Türkiye’ye sığındıktan sonra İnönü’nün emriyle Ruslara geri verdiler. Ve köprünün karşısında hepsi Türk Komutanın önünde şehit edildi. Buna dayanamayan Türk Komutanın da intihar ettiği söylenir. Ve o zaman bir Azeri şair yüreğinden gelen sesle şöyle seslenir: Bizi siz öldürün vermeyin Rus’a, yakışmaz Türklüğe sığmaz namusa.” O zaman Azerileri veren CHP zihniyeti, şimdi de Suriye’den gelen mazlumları veririm diyor. Aziz millet, irfan sahibi Bartınlılar; buna izin verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Buna izin verir miyiz? (“Hayır” sesleri) Bizim kapımıza gelen mazluma, fakire, gurebaya kapımızı, kalbimizi, soframızı açmak Ahi Evran’ın bize öğretisidir, Bartınlıların irfanında bu vardır.
İşte onun için bu Al Bayrak şimdi sadece Türkiye’de değil Somali’de, Arakan’da, Semerkant’ta Saraybosna’da, Filistin’de, Gazze’de istiklalin, istikbalin, özgürlüğün ve insan onurunun sembolü oldu, insan onurunun. Kaldırın da Kılıçdaroğlu bir görsün. Öbür tarafta Bahçeli de sesini çıkarmıyor. İşte biz bu Al Bayrağı Türkiye’nin 780 bin metrekaresinde ve dünyada dalgalandırıyoruz. Seçim boyunca da… (“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.
Bartınlılar, neredeyse güneş batıyor, ama gözünüzden hiç yorgunluk gelmiyor, hiç. Siz bizimle gece ve gündüz yürümeye var mısınız? (“Varız” sesleri) Yağmur, soğuk, kış demeden bu kutlu yürüyüşe, bu kervana katılmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Dünyanın her yerinde bu Al Bayrağı dalgalandırmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) İşte şarkımızda, seçim şarkımızın birinde söylendiği gibi, Orhun Anıtlarında biz varız, Kosova’da Sultan Murad Hüdavendigar’ın türbesini yapan biziz. Gagavuz Türklerinin sularını veren biziz. Kırım Tatarlarına 10 bin ev yapan biziz. İşte bunların hepsi AK Parti’nin, AK Parti dönemindeki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin imkanlarıdır.
Şimdi Sayın Bahçeli de dinlesin, işte o Orhun Anıtlarından bahseder, ama Orhun Anıtlarına yolu kim yapar? (“AK Parti” sesleri) Kim yapar? (“AK Parti” sesleri) Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri) Onlar milliyetçilikten bahseder, ama Murad Hüdavendigar’ın türbesini Kosova’da kim yapar? (“AK Parti” sesleri) Kim yapar? (“AK Parti” sesleri) Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri) Onlar dünyada sosyal adaletten bahseder, ama dünyaya, mazlum milletlere 3,5 milyar doları kim aktarabilir, kim yardım eder? (“AK Parti” sesleri) Onlar konuşur… (“AK Parti yapar” sesleri) İşte artık bütün dünyada artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti borç isteyen bir ülke değil, borç veren bir ülke. Borç isteyen bir ülke durumuna düşmek ister misiniz? (“Hayır” sesleri) Namede muhtaç olmak ister misiniz? (“Hayır” sesleri)
İzzetinizle yaşamak istiyorsanız 7 Haziran yeni bir gündür inşallah. 7 Haziran’da kudretli ve şefkatli bir Türkiye’ye oy verecek, destek verecek misiniz? (“Evet” sesleri) Kudretli ve şefkatli bir Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna sizler de katkıda bulunacak mısınız? (“Evet” sesleri) Söyleyin var mısınız? (“Varız” sesleri) Kudretli Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne var mısınız? (“Varız” sesleri) Mazlumlara yardıma var mısınız? (“Varız” sesleri) Dünyanın her yerinde Al Bayrağı dalgalandırmaya var mısınız? (“Evet” sesleri)
Bugün vandallarla işbirliği yapan CHP ve HDP’ye karşı Türkiye’nin her yerinde kamu düzenini savunmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) Özgürlükleri savunmaya var mısınız? (“Varız” sesleri) İşte izzet ve onur bununla gelir. Bizim devlet felsefemiz insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesidir. Onun için bacılarım, bir daha size kimse başörtüsü zulmü yapamayacak, yapamayacak. Başı örtülü, başı açık herkes onurla yaşayacak bu memlekette. (“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz böyle coşkuyla ayağa kalkan Bartın’la gurur duyuyoruz. Allah Bartın’dan, Bartınlılardan razı olsun.
Güneş batmak üzere, ayrılmadan önce son bir sözünüzü almak istiyorum. İnşallah 7 Haziran’da fevç fevç sandıklara gidecek miyiz? ("Evet" sesleri) 7 Haziran’a kadar Bartın’da, Amasra’da, Ulus’ta, Kurucaşile’de her bir eve gidip 7 Haziran için destek isteyecek miyiz? ("Evet" sesleri) Hangi partiye oy vermiş olursa olsun geçmişte gelin yol budur, yol buldur, AK yol, hak yol budur diyecek miyiz? (“Varız” sesleri) AK Parti’nin dava meşalesini gururla taşıyacak mısınız? ("Evet" sesleri) Söz mü? (“Söz” sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) 2’de 2 diyecek miyiz? ("Evet" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) İnşallah yüzde 58’den yüzde 65’lere çıkacak mıyız? ("Evet" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Söz mü? ("Söz" sesleri) Bartınlı söz verdi mi notere gerek yok, sadece söz.
Allah sözünüzü yerine getirmeyi size nasip etsin, size hizmet etmeyi de bize nasip etsin.
Allah yar ve yardımcımız olsun, Allah razı olsun.