Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in 11 Ekim 2016 tarihinde TBMM grup toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni

 

Değerli yol arkadaşlarım, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler: sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, Grup Toplantımızın ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.

Grup Toplantımıza katılan  misafirlerimize, sizlere, bizleri izleyen ekranları başındaki aziz milletimize buradan en kalbi muhabbetlerimi sunuyorum.

Değerli kardeşlerim, bugün mübarek Muharrem ayının 10. günü, yani Aşure Günü, bugünü birlikte idrak ediyoruz.

Bundan 1336 yıl önce Hazreti Hüseyin Efendimiz, onun mübarek ailesi ve mahiyeti Kerbela Çölü’nde tarihin en büyük katliamına maruz kaldı ve şehit edildiler. Hazreti Hüseyin Efendimizi, onun ailesini ve ashabını bir kez daha rahmetle yad ediyor, Rabbim bizi şahitliklerine nail etsin diye dua ediyorum.

Şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum: Hazreti Hüseyin Efendimiz o mübarek canını Kerbela Çölü’nde kahramanca teslim ederken, bize çok anlamlı, çok ibretli bir ders bıraktı. Mazlum ve maktul Hüseyin Efendimiz, bize fitneden uzak durmanın önemini anlattı. Hazreti Hüseyin Efendimiz bize, hırsın, açgözlülüğün, tatmin olmayan ruhların nasıl zulüm ürettiklerini gösterdi.

Kerbela bizim için acıdır, hüzündür. Kerbela bizim için derstir. Kerbela bizim için ibrettir. Kerbela’nın acısını, hüznünü içinde taşımayanlar, Kerbela’dan ders çıkarmayanlar, Kerbela’dan ibret alamayanlar her gün yeni Kerbela’lar üretirler. İşte bugün İslam coğrafyasının her köşesinde ne yazık ki yeni Kerbela’lara şahit oluyoruz, her gün aşureyi, maalesef her gün Kerbela’yı tekrar yaşıyoruz. Bu coğrafyanın içinden çıkan, ama bu coğrafyanın insanını öldüren teröristler, yani ahir zaman Yezid’leri bize her gün Kerbela’yı yaşatıyorlar. Hazreti Ali, Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin efendilerimizin izinden gittiğini iddia edenler, her gün Müslüman kanı, her gün çocuk kanı akıtarak, her gün Yezid’lik yaparak bize anbean Kerbela’yı yaşatıyorlar. Hazreti Hüseyin o mübarek canını teslim ederken bize, fitneden uzak durun. Bir olun, beraber olun, birlikte güçlü olan mesajı verdi. Bu mesajı alamayanlar, bu mesajı anlamayanlar Müslüman kanı dökerek, kimi zaman kardeşkanı dökerek Hazreti Hüseyin Efendimizin o mübarek ruhunu muazzep ediyorlar. Biz gerek ülkemizde, gerek coğrafyamızda yeni ve modern Yezid’lerin kan dökmesi karşısında hakkı savunmaya devam edeceğiz, gelin canlar bir olalım demeye devam edeceğiz.

Aşık Veysel’in dizeleriyle şunu çok güçlü bir şekilde kalpten söylemeye devam edeceğiz: Yezid nedir? Ne Kızılbaş, değil miyiz hep bir gardaş? Bizi yakar bizim ataş, söndürmektir çaresi. “ Evet, Türkiye olarak bizi yakan bu ateşi söndürmek için mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor. Aynı kıbleye yönelenlerin birbirine düşman kesilmelerine, hele hele birbirlerine silah doğrultmalarına, birbirlerinin kanını akıtmalarına asla müsamaha göstermeyecek, asla bunun tarafı olmayacağız. Hazreti Hasan Efendimiz, Hazreti Hüseyin Efendimiz, Hazreti Ali Efendimizin mirasına sahip çıkacak, Peygamberimizin izinden Allah’ın izniyle asla ayrılmayacağız.

Efendimiz Hazreti Hüseyin’in şehadetinin sene-i devriyesinde kendisini, ailesini, ashabını bir kez daha rahmetle yâd ediyoruz. Rabbim Muharrem ayında tutulan oruçları, yapılan ibadetleri katında makbul eylesin. Rabbim hepimize Kerbela’dan ibret almayı nasip eylesin.

Değerli kardeşlerim; her birimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eşit ve özgür yurttaşlarıyız. Saflarımızı sıklaştıralım, gönülleri birleştirelim, can cana olalım. İktidarı temsil ediyoruz, üzerimizde milletin yüklediği ağır bir yük var, sorumluluk var. Her zaman ülkemiz, milletimiz için en iyi, en güzeli, en doğruyu yapmak için canla başla çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz. Dur-durak bilmeden, gece-gündüz demeden daima vatandaşlarımızın hizmetinde olduk, hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Projelerimizin, yatırımlarımızın biri bitmeden biri başlamalı ki Türkiye büyümeye, güçlenmeye, kalkınmaya devam etsin.

Bizim bu güzel ülke için hayallerimiz, çok önemli hedeflerimiz var. Hedef, Türkiye’yi her yönüyle gelişmiş bölgede örnek bir ülke haline getirmek. Bütün arkadaşlarımızdan istediğim, millete hizmette kendinize asla sınır koymayın, çünkü biz ne kadar büyük hizmetler yaparsak yapalım bu millet bunun daha fazlasını hak ediyor.

Değerli arkadaşlar; geçen hafta yeni yasama döneminin ilk Grup Toplantısını yaptık, 2017-2019 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programımızı da açıkladık. Özellikle eğitim, tarım gibi alanlarda büyük reform yapacağımızın altını çizdik. Üç yıllık bu program boyunca inşallah çıtayı daha da yükseğe çıkaracağız, büyümeden asla taviz vermeyeceğiz. Kişi başına geliri daha da arttıracağız, yeni iş, istihdam alanları oluşturacağız, 81 ilimiz için yatırımları arttırarak sürdüreceğiz. İnsana yatırıma, insana hizmete var gücümüzle devam edeceğiz.

Yine geçtiğimiz hafta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde 9. Ticaret ve Sanayi Şûrasını gerçekleştirdik. Burada 81 il, 365 ilçeden gelen ticaret ve sanayi odası başkanlarıyla, temsilcileriyle biraraya geldik, onların görüşlerini aldık, onları dinledik, piyasanın beklentilerini ilk ağızdan öğrenme fırsatı bulduk. Sanayicilerimizin ve ticaret ehlinin önünü açmak, Hükümet olarak bizim öncelikli görevlerimizden biridir. Her zaman milletin beklentilerine öncelik verdik. Türkiye’nin gelişimine katkı sağlayan herkesin, her kesimin yanında olmaya devam edeceğiz. Sivil toplum kuruluşlarımızla istişare ettik, daima en uygun, en ideal çözümü üretmenin gayreti içerisinde olduk, olmaya devam ediyoruz.

15 Temmuz gecesi bu güzel ülkeye yaşatılan hain darbe girişimi sebebiyle planladığımız bazı açılışları yapamamıştık. Biz bahane üreten bir iktidar değiliz, şartlar ne olursa olsun hizmet devam edecek, yatırımlar devam edecek diyor, bunun gereğini yapıyoruz.

Hafta sonu Tuzla tersanelerinde inşa edilen Yüzbaşı Güngör Durmuş Gemisini törenle denize indirdik. Aynı zamanda tersanelerimize de önemli bir müjde verdik, bu da tersanelerimizin küresel krizde yükünü hafifletmek için ödedikleri yıllık Hazineye kira miktarını 10 kat düşürdük. Bununla da yetinmedik, aynı zamanda tersanelerin süresini de 49 yıla yükselttik. Tersane ve gemi inşa sanayi Türkiye’nin kalkınmasının lokomotif sektörlerinin başında geliyor. Bu bakımdan, küresel krizde gemi inşa sanayimizin olumsuz etkilenmemesi için gereken tedbirleri vakitlice alıyoruz. Her gün yeni bir gemi kızağa konuyor, bir başka gemi denize iniyor ya da teslimatı yapılıyor, bir proje bitmeden bir başkası başlanıyor. Bir dev eserin etkisi hafızalardan silinmeden yenisini konuşmaya başlıyoruz.

Bakınız değerli kardeşlerim; insanlar daha Yavuz Sultan Selim Köprüsünü konuşurken, biz Avrasya Tünelini tamamladık. Avrasya Tüneli dünyada denizin altından geçen en derin tüneldir. 107 metre deniz seviyesinden denizaltına inen, Haydarpaşa’yla Sarayburnu’nu, Yenikapı’yı birleştiren dünyanın teknolojisi en yüksek mühendislik projesi.

Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Sizler olmasanız bizim için dünyanın anlamı yok. Biz milletimizle gurur duyuyoruz.

Değerli arkadaşlar; dünyanın bu büyük projesinin hafta sonu Cumhurbaşkanımızla birlikte ilk geçişini, ilk test sürüşünü yaptık, 20 Aralık’ta inşallah açılışı hep birlikte yapacağız, milletimize bir gurur daya yaşatacağız.

Değerli arkadaşlar; şimdi bu proje dünyada denizaltından geçen en derin tünel, ikincisi, o da Türkiye’de, o da Marmaray, 62 metre derinden geçiyor, üçüncüsü Amerika’da 44 metre derinden geçiyor; işte Türkiye’nin farkı. Zor projeler, büyük projeler AK Parti iktidarında sıradan hale geldi, sıradan hale geldi.

Bir yandan ülkemizin geleceğini karartan alçak terör örgütleriyle amansız mücadele yaparken, bir yandan da dünyaya parmak ısıttıracak büyük projeleri milletimizin geleceği için yapıyoruz, hizmete alıyoruz. Dünyanın en büyük havalimanı, en derin tüneli, en geniş köprüsü, en uzun tünelleri, Türkiye’ye bunlar yakışır. Türkiye’ye kapı kapı dolanıp bu asil milleti yabancılara şikâyet etmek yakışmaz.

PKK terör örgütü bugünlerde AK Parti teşkilatlarına yöneldi. Evvelsi gün Özalp İlçe Başkan Yardımcımız evinde hanımı ve 6 çocuğunun gözleri önünde hunharca katledildi, şehit edildi. Dün gece Dicle İlçe Başkanımız kendi iş yerinde alçakça şehit edildi. Hainler şunu iyi bilmelidir: AK Parti sizin yaptıklarınıza pabuç bırakacak bir parti değildir. AK Parti Türkiye’yi bütün bu terör örgütlerinden temizlemek için Hükümetimiz tüm kararlılığıyla olayların üzerine gidecek. Sizin tehditleriniz bize sökmez, sizin tehditleriniz bu millete sökmez. Bu millet bin yıllık tarihinde esaret nedir görmedi, size mi pabuç bırakacak?

Değerli kardeşlerim; Türkiye bölgede etrafında yaşanan istikrarsızlıklara karşı istikrar adası olmaya devam ediyor. Bir yandan kalkınmamızı, halkımızın geleceğine yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, bir yandan da PKK, DEAŞ, FETÖ gibi küresel terör örgütlerine karşı amansız mücadele ediyoruz. Amacımız, ülkemizin geleceğini karartmaya çalışan mihraklara fırsat vermemek. Allah’a şükür bu mücadelede millet bizimle beraber. Millet diyor ki, sonuna kadar gidin, asla gevşemeyin, sonuna kadar gidin.

Değerli kardeşlerim, ne Doğu’nun, ne Güneydoğu’nun ne de 780 bin kilometrekare vatan toprağının hiçbir karışını bu alçak terör örgütlerine bırakacak değiliz. Vatandaşlarımızın yurdun her köşesine rahatça seyahat edinceye kadar, istedikleri yerde yaşayıncaya kadar, hiçbir güvenlik endişesi taşımayıncaya kadar bu mücadele devam edecek, bu operasyonlar devam edecek. Operasyonlar öylesine devam ediyor ki, yıllardır girilemeyen inlere girildi, yuvaları dağıtıldı. Kızgınlıkları da, telaşları da, can havliyle teşkilat mensuplarımıza saldırmalarının arkasındaki neden de budur; bunu biliyoruz, gereğini de yapacağız.

Değerli kardeşlerim; bir yandan da hayat devam ediyor. Bakın Türkiye’de güvenlik problemi var diyenlere söylüyorum, Türkiye’de terör var diyenlere söylüyorum; Türkiye iki hafta içerisinde 2 tane büyük uluslararası organizasyon gerçekleştirdi. Bunlardan bir tanesi Dünya Posta Birliği’nin Kongresi Türkiye’de yapıldı, 10 gün sürdü, dünyanın 160 ülkesinden 2500 kişi 10 gün boyunca Türkiye’yi konuştu, Türkiye’de 2020 Dünya Posta Birliği’nin vizyon belgesini hazırladı, İstanbul stratejisini kabul etti.

Hemen arkasından bildiğiniz gibi dün Dünya Enerji Kongresinin açılışı gerçekleşti. Devlet başkanları, Rusya, Azerbaycan, Venezüella devlet başkanları, başbakanlar, 250 civarında bakan ve 2500’ün üzerinde uzman yurt dışından İstanbul’a geldi ve enerji politikalarını, dünyanın enerjiye olan gelecekteki ihtiyacını konuştular.

Burada biz de Türkiye olarak enerjideki hedeflerimizi misafirlerle paylaştık. Enerji alanında AK Parti Hükümeti bütün alanlarda olduğu gibi çok büyük hamleler gerçekleştirdi. Değerli arkadaşlar; son 10 yılda kurulu kapasitemizi tam 2 katına çıkarttık. Son 10 yılda enerji artışının, enerji ihtiyacının en fazla olduğu ülkelerin başında Türkiye geliyor. Ayrıca, dünyada Çin’den sonra enerji yatırımlarında en fazla yatırım yapan ülke Türkiye.

Enerji bakımından Türkiye çok stratejik bir konumda yer alıyor. Türkiye enerji üreten bir ülke değil, ancak Türkiye tüketen ve ihtiyaç duyan ülkelere taşımaya vasıta olan bir ülke niteliğindedir. Yani tedarikçi olmamakla beraber, Türkiye’nin enerji koridorlarında yer alması, tedarikçi olmak kadar ülkeyi stratejik konuma getiriyor. Biliyorsunuz, Azerbaycan’la Bakü-Tiflis-Ceyhan Şahdeniz Projesi, TANAP Projesi, Rusya’yla Mavi Akım ve şimdi de Türk Akımı Projelerinin yapımına başlıyoruz, böylece Türkiye doğudan batıya, kuzeyden güneye, güneyden batıya enerji yollarının buluştuğu bir merkez haline geliyor. Aynı zamanda, Avrupa’nın enerji güvenliğine büyük önem atfeden TANAP Projesi de hızla devam ediyor. TANAP Projesi Yunanistan’dan itibaren Trans-Avrupa diye TAP Projesi olarak İtalya üzerinden Avrupa’nın içlerine kadar devam edecek.

Bütün bunları niye söylüyorum? Eğer bölgede ülkelerin birbirine bağımlılığı ne kadar artarsa bölgesel barış da o kadar önemli hale gelir, itilaflar, anlaşmazlıklar ortadan kalkar. Neden? Çünkü insanlar gibi ülkeler de karışıklıkta kaybedecekler. Kaybedecekleri ile kazanacaklarını kıyaslayacaklar. Eğer kaybettikleri kazanacaklarından daha fazlaysa, savaşmayı değil anlaşmayı tercih edecekler. Onun için Türkiye’nin konumu önemli. Türkiye bu projelerle geleceğe yatırım yapıyor, bölgesel barışa, küresel barışa yatırım yapıyor.

Türkiye enerji alanında cazibe merkezi olma yolunda hızla devam ediyor. Bildiğiniz gibi 1 Ekim tarihi itibariyle doğalgazda yüzde 10 indirim yaptık. Kışa girerken istedik ki vatandaşlarımızın ısınma için harcadıkları paralarda fazla artış olmasın.

Değerli arkadaşlar; 15 Temmuz ardından bir taraftan yatırımlar devam ederken diğer yandan da terörle mücadelemiz kararlılıkla sürüyor. Milletimiz içinde bulunduğumuz şartları gayet iyi biliyor. Ağır darbe alan FETÖ ile mücadelemiz bundan böyle sonuna kadar devam edecek.

Şimdi değerli arkadaşlar, burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum; bakınız bu kadar büyük bir operasyonda, bu kadar kapsamlı bir mücadelede şüphesiz ufak tefek yanlışlar olabilir. İşin başında söyledim; kılı kırk yaracağız, yaşla kurunun birarada yanmasını önleyeceğiz. Adaletle muamele edeceğiz, duygusal davranmayacağız, intikam duygusuyla iş yapmayacağız, bunu baştan söyledik. Ama buna rağmen uygulamada hatalar olabilir mi? Olabilir. Ancak bizim tek bir hataya, tek bir yanlışa tahammülümüz olamaz, bunun da bilinmesini istiyorum. Bir tek vatandaşımız bile mağdur edilmesine asla rıza gösteremeyiz. İtirazlar objektif bir şekilde değerlendirilecek, bakanlıklardaki itiraz komisyonları bunları karara bağlayacak. İtirazlarda heyeti de değiştirdik, bakan yardımcılarını heyet başkanı yaptık ve ona göre heyetleri de teşkil ettik. Mümkün olan en hızlı şekilde inşallah varsa bu mağduriyetleri de gidereceğiz. Ancak tuzaklara karşı da son derece dikkatli olmamız gerekiyor.

Değerli kardeşlerim; mağdur edebiyatının tehlikeyi gölgelemesine asla izin vermeyelim. Bu hususta hepinizin dikkatli olmasını istiyorum. Bugünlerde Ana Muhalefet Partisi özellikle dikkatli olması gerekiyor. Bir süredir bakıyoruz, ülkemizin 15 Temmuz’da atlattığı badireyi es geçmeye başladılar. Ülkenin içinde bulunduğu tehlikeyi es geçiyor Ana Muhalefet Partisi. Sabah-akşam mağduriyet üzerinden kafa karıştırmaya devam ediyorlar. 15 Temmuz’un asıl mağduru şehitlerimizin aileleridir. 15 Temmuz’un asıl mağduru gazilerimizdir. 15 Temmuz asıl mağduru istiklali, istikbali, devleti, bayrağı tehdit edilen 79 milyon vatan evladıdır.

Eğer siz bütün bunları bir kenara bırakıp yüzde 1’i bulmayan tasfiye edilenleri dilinize dolarsanız, bunun iyi niyetle, insafla hiçbir alakası olmaz; kimse kusura bakmasın. Bu tutum, bu söylem bilerek ya da bilmeyerek FETÖ’ye destektir.

Cumhuriyet Halk Partisi 17 Aralık 2013’ten sonra FETÖ’ye destek vererek zaten büyük bir yanlışı yapmıştır. Hatırlayın, 17 Aralık sonrası yerel seçimler vardı, ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kampanya yaptım. O kampanyada o bacılar, o abiler, o ablalar CHP’lilerle kol-kola kendilerini parçalarcasına nasıl da kampanya yaptılar, buna bizzat şahidim. FETÖ konusunda Ana Muhalefet Partisi’nin faturası çok şişkindir. Şimdi pişkin pişkin mağdur edebiyatı yapacağına, ülkeyi uçurumdan döndüren Yenikapı ruhuna sahip çıkması gerekir.

Bugün mağdurların hakkını savunuyor görüntüsü hakkında sabah-akşam FETÖ’nün sözcülüğünü yapanlar nasıl 15 Temmuz akşamında mahcup oldularsa, bugün de, yarın da mahcup olmaya mahkûm olacaklar. Biz mağdur edebiyatıyla terörle mücadelenin yıpratılmasına asla izin vermeyeceğiz. Şimdi zaman mağdur edebiyatı yapma zamanı değil ülkenin geleceğini inşa etme, hesap sorma zamanıdır.

Değerli kardeşlerim; şunu da özellikle vurgulamak isterim: Kendilerini hesaba çekemeyenler, AK Parti’yi sorgulayarak sözde bulanık suda balık avlamaya çalışıyorlar. Partimin tüm yöneticilerine, tüm mensuplarına, seçmenlerimize, bütün vatandaşlarımıza gönül diliyle sesleniyorum; AK Parti içinde hiçbir hain, hiçbir terörist barındırmaz. Diğerleri, FETÖ ile AK Parti mücadele ederken aynı şeyleri söylüyorlardı, onların avukatlığını yapıyorlardı. 15 Temmuz gibi alçak bir darbe girişiminin bile hala bazılarının aklını başına getirmediğini görüyoruz. Biz Türkiye genelinde olduğu gibi AK Parti içerisinde de aynı mücadeleyi verdik, veriyoruz. Dedikodulara kulak asıp fitneye asla fırsat vermeyelim. Hiç kimse FETÖ’nün değirmenine su taşıyan duruma düşmesin.

Değerli kardeşlerim; önceliğimiz her zaman suçlulardan bu ihanetin hesabını sormaktır. Bu vatanı bütün ihanet şebekelerinden tek tek temizlemektir. Devletin kılcal damarlarına kadar sızmış bu ihanet odaklarını söküp atmaktır. Demokrasimize, hukuk devletimize, birliğimize, beraberliğimize kasteden bu hainleri hukukun önüne, adaletin önüne getirmek, hesabını sormaktır. Vatanı ve milleti her türlü terör belasından kurtarmaktır. Bunları öncelik olmaktan çıkarırsak, Allah muhafaza terör örgütüne alan açmış oluruz. Aynı şekilde PKK’ya, DEAŞ’a da ağır darbeler indirmeye devam edeceğiz. Terör örgütünün sözde kurtarılmış alan olarak görüp girilemez dediği bütün alanları güvenlik güçlerimiz operasyonla yerle bir etti. İkiyaka, Horamar, Güven, Kaletepe, Buzul Dağları, Şırnak, Besler, Dereler, Faraşin, daha birçok bölge, bütün bu inlerine girildi gereken temizlik yapıldı. Bölgedeki önemli sığınaklar imha edildi, büyük miktarda uyuşturucu, silah, patlayıcı malzemeye el konuldu. Yapılan operasyonlar, hava harekâtları sonucu terör örgütünün kırsal alandaki kabiliyeti büyük oranda sınırlandırıldı. Yapılan operasyonlar, alınan tedbirler sonucu bu yıl içerisinde birçok eylem girişimini de önlemdik. Bugüne kadar canlı bomba eylemi yapmaya çalışan 269 eylemciyi etkisiz hale getirdik. 2014 yılında yoğun olarak yaşanan örgüte katılımlarda bu yıl çok büyük oranda azalma var. 2014’te 5094 katılım olmuşken, bu yıl sadece 439 katılım olmuştur. Bu şunu gösteriyor: Millet artık terör örgütüne rağbet etmiyor, bölge insanı artık terör örgütüne açık ve net şekilde tavır alıyor, milletinin, devletinin yanında dimdik duruyor. Bu sebepten dolayı kanlı eylemlerini terör örgütü artırmak için tonlarca patlayıcı kullanarak intihar eylemine girişiyor. Sivil demeden, asker demeden, çocuk-yaşlı demeden askerlerimizi, güvenlik kuvvetlerimizi ve sivil vatandaşlarımızı şehit ediyorlar. En son Pazar günü Şemdinli’de yol kontrolü yapan güvenlik güçlerimize intihar saldırısı, 5 ton patlatıcıyla dalarak kendini patlatan teröristler maalesef askerlerimizin ve sivillerimizi şehit ettiler. Yaralılarımız var, hastanelerde tedavi görüyor. Bütün bunlara rağmen Allah’a şükür milletimizin sağduyusu, bölge insanının geleceğe yönelik umudu ve devletine güveni günden güne artarak devam ediyor, bu da teröristleri çılgına döndürüyor. Can havliyle nereye nasıl saldıracaklarını bilemiyorlar. Bu vesileyle bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Bu saldırılar destek alamadıkları bölge halkına inanın ki bir gözdağı niteliğindedir. Bölge halkını sindirmeye, korkutmaya gayret ediyorlar. Fakat her şey boş, kendi kazdıkları çukurda boğuldular, boğulmaya devam edecekler. Bölge halkı bu hainlerin planını her zaman bozdu, bundan sonra da bozmaya devam edecek. Terör örgütü insanlara evlerinde kalmaları yönünde baskı yaparken, vatandaşlarımız asla onlara boyun eğmedi. Çukur siyaseti, özerklik, özyönetim zırvaları, bölge halkımızın, korucuların, güvenlik kuvvetlerimizin başarılı çalışmalarıyla ortadan kaldırıldı.

Değerli kardeşlerim, AK Parti yöneticilerine yapılan bu saldırılar yeni bir terör örgütünün alçakça işlerinden yeni bir döneme girdiğini görüyoruz. Aslında bunu bir süreden beri dillendiriyorlardı. Özellikle AK Parti teşkilatlarına yönelik intihar saldırıları, suikastların artırılması yönünde örgüt yöneticilerinin bir süreden beri talimatları var. Belli ki bu talimatlar uygulanmaya geçirilmeye çalışılıyor. AK Parti olarak her birimiz, milletimiz bilsin ki gerektiğinde canımızı bu ülke için, bu millet için feda etmeye hazırız. Bu uğurda ölmek bizim için şereflerin en büyüğüdür.

Aydın kardeşimiz vatanı katillere karşı görevini şehadetle taçlandırdı, şehadeti kutlu olsun.

Şundan emin olun ki terör örgütüyle mücadelede her türlü tedbiri alacağız. Artık bölgede yaşayan vatandaşlarımızın teröristlerin verdiği tahribatı biliyor, bundan en büyük mağduriyetini de kendileri çekiyor. Herkes huzur istiyor, istikrar istiyor. Bölgenin kalkınmasını, zenginleşmesini istiyor.

Biliyorsunuz geçtiğimiz Pazar günü Van’da 181 aşiret mensubu biraraya geldi. Devletin yanında olduklarını ve teröre karşı açıkça tavır aldıklarını cümle âleme ilan ettiler. Bazı medya organlarında yapılan karalama kampanyasına da böylece noktayı koydular. Efendim, aşiret reisleri yabancılardan para almış, yeni bir kalkışma için, yeni bir darbe için zemin hazırlıyormuş gibi halkı korkuya sevk eden, darbe çığırtkanlığı yapanlara karşı da, aşiretlere iftira edenlere karşı da Van’da en açık cevabı verdiler. Buradan tüm aşiretlerimize, Kürt vatandaşlarımıza bir kez daha sesleniyorum; korkmayın, devletiniz sizinle beraberdir. Sizlerin huzuru için, güvenliği için her şey yapılıyor, yapılmaya devam edecek.

Başladığı günden bugüne terörle mücadele sürecinde halkımızın verdiği desteğe ayrıca teşekkür ediyorum. 15 yıldır olduğu gibi, bundan sonra da bu güvene layık olmak için var gücümüzle çalışacağız. FETÖ, BÖTÖ bölücü terör örgütü, DEAŞ’la mücadelemizi aralıksız sürdüreceğiz. Hiç kimse bizim bu konuda geri adım atmamızı beklemesin. Gereksiz polemiklere girmeyeceğiz, işimize bakacağız. Boşa harcayacak zamanımız yok. Türkiye için yerine getirmemiz gereken önemli görevlerimiz var.

Suriye ve Irak’ta askerlerimiz var. Değerli arkadaşlar; Türkiye içinde olduğu gibi sınır ötesinde de terörle mücadelemiz büyük bir titizlikle ve kararlılıkla devam ediyor. Fırat Kalkanı Operasyonu devam ediyor. Suriye ve Irak’ta köşeye sıkışan DEAŞ, Türkiye’yi hedef alarak kendisine alan açmaya çalışıyor. Bu örgütte yürüttüğümüz kararlı mücadele DEAŞ’ın Suriye ve Irak’ta gerilemesine çok önemli katkı sağladı. Şu an itibariyle 1000 kilometrekarelik bir alanda tam anlamıyla güvenliği sağladık. Sınır güvenliğimizi sağladık, bölgedeki vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağladık. Ayrıca, terör örgütlerinin sızmak suretiyle ülkemizde intihar eylemleri yapmasını büyük ölçüde kontrol altına aldık.

Arkadaşlar, Fırat’ın batısı diyoruz, ama eğer terör eylemleri Fırat’ın doğusunda da devam ederse orası için de gereğini yaparız. Hiç kimse şunu unutmasın: 911 kilometre Suriye’yle bizim hududumuz var. 911 kilometre hududun her karışını güvenli hale getirmek, terör unsurlarından temizlemek bizim boynumuzun borcudur.

Bir şeyi açık ve net söylüyorum; Suriye’de, Irak’ta yaşayan Kürt kardeşlerimizle bizim bir derdimiz yok, tıpkı Türkiye’deki Kürt kökenli vatandaşlarımız gibi. Bizim derdimiz; onların huzurunu bozan, hayatını zehir eden alçak terör örgütleriyledir. Onun için kimse bize Kürtlere karşı operasyon çekiliyor safsatasını anlatmasın. Türkiye’nin Kürtler için ne yaptığını Kobani’ye gidin bakın, 1 günde tehdit altında canını kurtarmak için topraklarımıza geçen, Akçakale’ye akın eden 200 bin Kürt kardeşimize bağrını açan Türkiye’dir. Birinci Körfez Savaşında Kürt kardeşlerimize bağrını açan Türkiye’dir. Ama HDP Eşbaşkanı ne yaptı? 6-8 Ekim’de isyan daveti yaptı ve 53 vatandaşımızın Kürt-Türk katilinin katiline sebep oldu. Onun için onların yaptıklarıyla bu asil milletin yaptıklarını hiç kimse birbirine karıştırmasın. Irak’la, Suriye’yle ne gönül bağı, ne fiziki bağı olmayan birçok ülke orada cirit atarken, ülkemizin güvenliğini, bölgemizin güvenliğini sağlamak için bizim oradaki varlığımıza, faaliyetimize laf edenler, kusura bakmasın abesle iştigal ediyorlar. Asla ve asla ülke güvenliğimizi, milletin can ve mal emniyetini tehlikeye atacak hiçbir oluşuma, hiçbir oldubittiye bölgede izin vermeyeceğiz.

Bugünlerde Musul’da planlanan operasyonların DEAŞ’ın Musul’dan çıkarılmasıyla sınırlı olması gerektiğini tüm dostlarımıza anlattık. Eğer siz DEAŞ’ı çıkardıktan sonra Musul’da demografik yapıyı değiştirmeye kalkarsanız çok büyük bir iç savaşın, büyük bir mezhep savaşının da ateşini fitillemiş olursunuz. Bizim uyarımız budur, bizim Başika’da varlık sebebimiz de budur. Müslüman kanının dökülmemesi ve mezhep savaşlarının hortlatılmamasıdır.

Değerli kardeşlerim; maalesef Amerika Birleşik Devletleri’nde seçim kampanyası var, seçimlere az kaldı. Ama Sayın Clinton televizyon programında çıktı açıkça Kürtleri, seçilirse bölgedeki terör örgütlerini silah dağıtarak destekleyeceğini söyledi.

Bu ne anlama geliyor? Amerika bizim müttefikimiz değil mi, NATO’da müttefikimiz değil mi, bölgede müttefikimiz değil mi? Silahla desteklemek ne demek oluyor? Bu şu anlama geliyor: Zaten uzun süreden beri PKK’nın uzantısı PYD ve YPG’ye silah vererek sözde DEAŞ’la mücadele ediyor. Dünyanın neresinde görülmüş kardeşlerim, bir terör örgütüyle başka terör örgütünü yenmek, bir terör örgütüyle başka terör örgütüyle mücadele etmek ne kadar ahlakidir, ne kadar etiktir, ne kadar doğrudur? Bu açıklamasıyla bizim bu konudaki endişelerimizin ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ama herkes emin olsun ki biz ülkemizin birliğini beraberliğini, toprak bütünlüğünü, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini savunmak için hiç kimsenin icazetine de, inayetine de ihtiyacımız yoktur.

Değerli arkadaşlar; sözlerimi toparlarken şunu söylemek istiyorum: Peru’da geçtiğimiz günlerde 10. Dünya Tekvando Şampiyonası yapıldı. Toplamda 16 madalyayla milli sporcularımız ikinci oldu, göğsümüzü kabarttı, bayrağımızı dalgalandırdı. Bu sporcularımızı alnından öpüyorum, tebrik ediyorum. Bize büyük gurur yaşattılar, başarılarının artarak devamını diliyorum.

Ve Grup toplantımızın sonunda bu hafta yoğun bir Meclis gündemimiz var, kanun hükmündeki kararnameler görüşülecek, gündemdeki kanun tasarı teklifleri görüşülecek. AK Parti olarak, İktidar Grubu olarak Meclisin en etkin şekilde çalıştırılması bizim asli görevimizdir. Onun için değerli arkadaşlarımızın Meclis çalışmalarında bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de gayretlerinin devamını diliyorum.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında 15 Temmuz’un resmi tatil olması görüşü benimsendi, biz de Hükümet olarak bunu onayladık. Bu konuda Mecliste bir yasal düzenleme ihtiyacı var. AK Parti Grubu bu konuyu 15 Temmuz’u Demokrasi ve Şehitler Günü olarak resmi tatil yapılması konusunda bir kanun teklifi verecek. Diğer partileri de bu teklifimize katılmaya davet ediyoruz. Böylece Yenikapı ruhunun aynı şekilde devam ettiğini milletimize gösterelim, şehitlerimizin ruhunu da şad edelim diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, Allah’a emanet olun. Sağ olun var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.