Basbakan Yildirim’in, 111. Genisletilmis Il Baskanlari Toplantisi‘nda yaptigi konusmanin tam metni
AK Partimizin AK kadroları, değerli il başkanlarımız, Kadın Kolları, Gençlik Kolları başkanlarımız, büyükşehir il belediye başkanlarımız, il genel meclis başkanlarımız, büyükşehir belediye meclis başkanvekillerimiz; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Bu sabah saatlerinde yol arkadaşımız Kemal Unakıtan Beyefendinin vefatını derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyoruz. İlk günden itibaren o AK Parti davasının yılmaz bir neferiydi. Ülkemize, milletimize, partimize çok büyük hizmetleri oldu. AK Parti’nin 2002’den itibaren başlattığı dönüşüm, yenilemenin kamu maliyesi arasındaki öncü isimlerindendir. Bugün iftihar ettiğimiz Maliye Bakanlığımızın yapısı, çalışma sistemi ve anlayışında Kemal Abinin büyük bir emeği vardır. Güler yüzlü, tevazu sahibi, nüktedan, muhalif olanların bile sevgisini kazanmış değerli bir yol arkadaşımızdı. Ailesinin, Partimizin ve milletin başı sağ olsun. Allah mekanını cennet eylesin.
Kemal Beyin cenazesi yarın öğlen namazını müteakip Süleymaniye Camiinde kılınan cenaze namazından sonra Süleymaniye Külliyesinde toprağa verilecektir.
Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın ülkemize, milletimize ve AK Partimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Değerli kardeşlerim; bundan önceki toplantımızı bildiğiniz gibi Ağustos ayında partimizin 15. kuruluş yıldönümünde yapmıştık. AK Parti olarak bizim kuruluşumuzdan bugüne kadar değişmeyen bir prensibimiz var, o da; istişaredir. AK Parti’nin en güçlü yanı istişare geleneğidir. Bu çerçevede milletvekillerimizle biraraya gelerek istişarelerde bulunuyoruz. Milletvekillerimizle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşananlar, terörle mücadelede son durum dahil olmak üzere memleketin meselelerini değerlendirdik, değerlendirmeye devam ediyoruz. Milletvekillerimiz, vatandaşlarımızdan gelen öneri, talep, şikayetleri bu toplantıda bizlerle paylaşıyorlar. Milletvekillerimizle birlikte şehirlerimizde, Anadolu’da yürütülen projelerle ilgili kapsamlı değerlendirmeleri de yine bu istişare toplantısında ele alıyoruz. Bugün de bu toplantımızda Partimizi, teşkilatımızı, yaptıklarımızı, yapacaklarımızı enine boyuna konuşacağız, geçmiş 2 aylık dönemdeki yaşanan olayları ve tecrübelerimizi birbirimizle paylaşacağız.
Toplantımızdan bugüne kadar geçen sürede milletimize ve ülkemize hizmet aşkımızı daha da büyüterek heyecanımızı daha da artırarak azimle, gayretle çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz.
Değerli kardeşlerim; AK Parti kurulduğu ilk günden beri bir aile olarak biriz, beraberiz, iriyiz, diriyiz ve birlikte Türkiye’yiz. Allah nice yıllar boyunca hep birlikte el-ele, omuz-omuza çalışmayı nasip etsin.
Bugün sakin bir toplantı yapacağız, heyecanlı bir toplantı yapmak doğrusu içimden de gelmiyor. Hakikaten Kemal Abimin benim üzerimde farklı bir hatırası da var. Sadece siyaset hayatında yolumuz kesiştiği bir insan değil, yıllar önce tanışmış ve birçok birlikte hatıralarımız vardır. Doğrusu onun için bu toplantımız onun hatırasına daha sakin geçecek.
Millete hizmet için siyaseti bir araç olarak hep gördük. Bizler siyasetin millete hizmet için önemli bir araç olduğunun bilincinde olarak siyasi hayatımıza altın sayfalar yazan bu muhteşem kadroyu siz yol arkadaşlarımın her birini tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında yurdun her köşesinde millet için, vatan için fedakarca çalışan bütün kardeşlerimi de buradan ayrı ayrı selamlarımı iletiyorum.
Değerli yol arkadaşlarım; toplantımızın başında PKK terör örgütü tarafından şehit edilen Van Özalp İlçe Başkan Yardımcımız Aydın Muştu ve Diyarbakır Dicle İlçe Başkanımız Deryan Aktert’e Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Bütün teşkilatlarımıza ve özellikle de Van ve Diyarbakır teşkilatlarımıza başsağlığı diliyorum. Şehit olan kardeşlerimizin bilesiniz ki aileleri onlardan bize emanettir. Bu hain terör örgütü yol arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi alçakça, kalleşçe şehit etti. Hem de çoluk çocuğunun, eşinin gözü önünde bu alçaklığı yaptılar. Burada milletimin huzurunda, sizlerin huzurunda söz veriyorum ki dökülen her damla kanın hesabını tek tek soracağız. Teröristleri, onların destekçilerini ülkemizde nefes alamayacak hale getireceğiz. Terör örgütü PKK ile birlikte olan ve onların siyasi uzantılarının da maskelerini mutlaka düşüreceğiz. Gece gündüz enselerindeyiz. O hainlere kaçacak delik, yaşayacak alan bırakmayacağız, memleketi onlara dar edeceğiz. Ne bombayla, ne silahla, ne de hileli siyasetle Allah’ın birbirine kardeş kıldığı insanlarımızı, vatandaşlarımızı birbirinden ayıramayacaklar. Bu kardeşlik bağını asla ve asla koparamayacaklar. Aksine ektikleri bu ayrılık tohumları onların da sonu olacak. Türkiye’nin bütün kutsal değerlerine inananlar için ölüm bir son değildir, bir yok oluş değildir, bir yenilgi değildir. Bu ülkenin bütün şehitlerine bu vesileyle Allah’tan bir kez daha rahmet diliyorum, aziz hatıralarını şükranla, rahmetle yad ediyorum Mevla’m mekanlarını cennet etsin.
Türkiye’nin bağımsızlığı için, milletin geleceği için nasıl ecdadımız gözünü kırpmadan can verdiyse, bu toprakları bize vatan yaptıysa bizde canımızı feda etmekten asla tereddüt etmeyeceğiz.
Değerli yol arkadaşlarım, Türkiye’nin geleceğe yürüyüşünü durdurmak için, istikrarımıza kast eden sadece FETÖ değil, ne kadar eli kanlı ihanet çetesi var ise üstümüze eş zamanlı olarak saldırıyorlar. FETÖ de biliyorsunuz 15 Temmuz’da bu milleti esir almak istedi. İstedi de ne oldu? Milletten tarihe geçen en ağır şamarı yedi. FETÖ’cü hainler, katiller, millet iradesine kast edenler bugün birer birer hukuk önünde hesap veriyor. Kendini gizlemek için akıl almaz yöntemlere başvuran bu sinsi örgüte karşı verdiğimiz mücadeleyi büyük bir titizlik ve kararlılıkla sürdürüyoruz. Yeni komisyonlar oluşturduk, itiraz başvurusunda olanların müracaatlarını yeniden değerlendireceğiz. Bizim adımız Adalet ve Kalkınma Partisidir, yanlış varsa mutlaka düzelecek. Biz asla adaletten şaşmadık, şaşmayacağız. Ancak kim gerçekten suçluysa onu da bulup adalete teslim etmek boynumuz borcu. Hiç kimse bu işi sulandırmaya kalkmasın, FETÖ’nün kökü kazınıncaya kadar bu mücadele aralıksız sürdürülecek. Şu 14 yıllık AK Parti iktidarına bakanlar, millet üstünde vesayet kurmak isteyenleri, Türkiye’ye darbe vurmak isteyenleri nasıl bir bir dize getirdiğimizi görecek. Milletimize, ülkemize, demokrasimize, çocuklarımızın geleceğine kast edenlerin artık hiçbir şansı yok, asla olmayacak. Bunun en büyük teminatı önce yüce milletimiz, daha sonra da AK Parti’dir.
Değerli dava arkadaşlarım, başta Ana Muhalefet Partisi olmak üzere FETÖ gerçeğini anlamamakta direnen bir küçük kesim olduğunu görüyoruz. Hiç kusura bakmasınlar bu yaptıkları bu asil millete en hafifinden haksızlıktır, siyaseten abeste iştigaldir. CHP’nin mağduriyet edebiyatı üzerinden sürdürdüğü söylemin ne kadar sıkıntılı olduğu açıktır. Bu söylem FETÖ’nün yani bir oyunudur, CHP’nin bu oyuna alet olması üzüntü verici. Ana Muhalefet Partisi bu söylem üzerinden kısa vadeli kazanç elde edebileceği hesabını yapıyor olabilir. Ancak şu bilinmelidir ki: 15 Temmuz kahramanları bunu asla hoş karşılamayacak. Bu tavır ancak FETÖ’cülerin sinsice yöntemlerine hizmet eder, başka hiçbir işe yaramaz. Bir mağduriyet lafı tutturup bütün bunların üstünü örtmeye çalışmak ancak terörün hanesine kazanç olarak kaydedilir. Terörle mücadele ederken yapılacak en küçük yalpalama, en küçük duraksama bu millete maliyeti yüksek bir fatura olarak geri dönecektir. Yanlışlık varsa işte mekanizmayı kurduk her şey araştırılır gereği yapılır. Bu milletin siyasi ve ekonomik olarak şahlanışın önünde taşeron terör örgütleri duramazlar, duramayacaklar.
Değerli kardeşlerim, FETÖ’yla eş zamanlı olarak hareket eden BETÖ bölücü terör örgütüyle de mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. PKK’ya son 30 yılın en ağır darbesini vuruyoruz. Halkımızın güvenliği için sınır ötesi harekatımız da devam ediyor. Örgütü kara ve hava harekatıyla kırsalda büyük oranda gücünü kırdık ve güvenlik güçlerimiz büyük bir fedakarlıkla çalışmalarını sürdürüyorlar. Cani terör örgütü bölge insanının en büyük düşmanıdır. Hani iddiaları Kürt vatandaşlarımızın, bölgenin geleceğini, bölgenin menfaatleri için bu mücadeleyi yaptıklarını hep söylerler, ancak milletim, bölgede yaşayan bütün vatandaşlarım şunu iyi bilmelidir ki: Terör örgütünün sizler gibi bir sorunu asla olmadı ve olmayacak. Ancak hem Türkiye’nin, hem Doğu’nun, hem Güneydoğu’nun, hem Kürtlerin, hem de Türklerin tek bir sorunu vardır o da bölücü terör örgütüdür. Dolayısıyla, yapmamız gereken bu sorunu kökünden halletmektir. Terör örgütünü milletle, devlet arasından söküp atmaktır. Bölgede kendilerine karşı duran siyasetçileri, korucuları, iş adamlarını, sivil toplum örgütlerini, aşiretleri velhasıl kim varsa onlara karşı laf söyleyen hepsini hedef alıyorlar, ancak nafile. Bu kardeşlik bağını bırakın koparmayı, bu hareketler daha da sağlamlaştırıyor, daha muhkem hale getiriyor. Bölge halkı vatanının, milletinin, devletinin yanında. Daha Pazar günü Van’da toplanan bütün aşiret mensupları bir kez daha bir şamar gibi terör örgütüne karşı duruşlarını ortaya koydular. Milletinden, devletinden yana açıkça taraf oldular ve terör örgütüne karşı mücadele yemini ettiler. Bölgedeki vatandaşlarımız canını ortaya koyuyor, mücadeleye devam ediyor, teröre karşı her geçen gün artan bir nefretle bir duruş sergiliyorlar. 15 Temmuz’da 81 vilayetimizde herkes bayraklarla sokağa çıktı. Sadece İstanbul’da değil, sadece Ankara’da değil, İzmir’de değil, aynı zamanda Hakkari’de, Şırnak’ta, Cizre’de, Yüksekova’da, Batman’da, Mardin’de velhasıl Türkiye’nin her köşesinde bütün vatandaşlarımız o gece Ay Yıldızlı bayrağıyla meydanlardaydı. İşte bu da Türkiye’yi hiçbir ayrılıkçı terör gücünün, hiçbir örgütün asla bölemeyeceğini, bu kardeşliği yok edemeyeceğini gösteren tarihi bir geceydi. Terör operasyonlarına karşı vatandaşlarımız her zaman devletle millet el ele sokaklarda bu mücadeleyi verdi. Bu birlik, beraberlik ruhu kaostan, kargaşadan, kandan beslenen hainleri çok, ama çok rahatsız etti. Hırçınlaşmaları, sağa sola gelişi güzel saldırmalarının sebebi budur. Ama kimse merak etmesin, ne kadar fitne saçan, huzur bozan, cana kıyan örgüt varsa, onlardan çok daha büyük Türkiye var, Türk milleti var. Yüreği iman dolu yiğit millet var. Anaların duaları var. Birlik ve beraberlik ruhunu hiç ama hiç kaybetmeyeceğiz.
Bölgeden gelen il başkanlarımız da burada. Karşılaştıkları zorlukları, yaşadıkları sıkıntıları bizlerle paylaşacaklar. İhtiyaçları, yapılması gerekenleri anlatacaklar. İnşallah bu sıkıntıların tamamını el birliğiyle aşacağız, buna eminim. Terör örgütü üyesi de, destekçisi de bu topraklardan tamamen çıkarılacak. Bundan değerli arkadaşlarım, en ufak kim şüphe ediyorsa, ben de onun aklından şüphe ederim.
Kıymetli yol arkadaşlarım; sırası gelmişken bir hususu da özellikle ifade etmek isterim. Terörle mücadele neyi gerektiriyorsa bütün imkanlarımızı seferber ederek bunu yapıyoruz. Ancak elbette ki sadece tek bir teröre, tek bir gündeme takılıp kalamayız. Hayatı durdurup bir konuya odaklanıp diğer alanları ihmal edemeyiz, etmiyoruz, hayat devam ediyor. Ekonomik istikrarı korumak için dikkatimiz, gayretimiz, çalışmalarımız devam ediyor. Gerekli ne tedbir lazımsa bütün bu tedbirleri alıyoruz. Projeler, yatırımlar, kalkınma hamlelerinde en ufak bir sarsıntı yok, en ufak bir yavaşlama yok. Hedeflerimizde bir sapma olmadan programımızı planladığımız gibi uyguluyoruz. Bölgelerin kalkınması için, yatırım ve teşvik paketini bildiğiniz gibi açıkladık, uygulamak için çalışmalara süratle başladık.
İş dünyamızla yoğun bir temas içerisindeyim. Sanayicilerimizle, işadamlarımızla, uluslararası yatırımcılarla çok önemli kararlar alıyoruz. Bölge ağırlıklı olmak üzere Türkiye’nin her tarafında yatırımların artırılması, yeni iş, aş sağlayacak fabrikaların kurulması için var gücümüzle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Bildiğiniz gibi Rusya’yla, İsrail’le dostlukları artırıp düşmanlıkları azaltma politikamız çerçevesinde ilişkilerimizi düzelttik. Son olarak Rusya’yla ilişkilerde kriz öncesinin şartlarına geri gelmek ve bununla da yetinmeyip daha ileri bir seviyeye ulaşmak için kapsamlı bir işbirliğine gidiyoruz. Savunma sanayi alanında, enerji alanında, tarım alanında, ulaştırma, turizm ve karşılıklı yatırımların artırılması yönünde kapsamlı kararlar aldık. Bunları uygulamaya geçiriyoruz.
Mavi Akım’dan sonra bildiğiniz gibi dünya enerji güvenliği açısından büyük bir önem ifade eden, özellikle Avrupa’ya Türkiye üzerinden gidecek TANAP Projesi süratle devam ediyor. Bu TANAP Projesi doğudan-batıya bütün Anadolu topraklarını geçiyor. Geçen bayramda sılahi rahim için köyüme gittim, oradan da güzergah tam köyün kenarından geçiyor. Çalışmalar yapmışlar, zemindeki toprağı kaldırmışlar, 30-40 metrelik bir sanki sürülmüş tarla gibi. Köylüler bana dedi; Başbakanım, niye bu kadar geniş yol yapıyorsunuz, neye ihtiyaç var, onu yol zannediyorlar, meğerse tabii o arazinin üzerindeki şeyleri kaldırmışlar. Tabii bunlar güzel şeyler. Vatandaş basireti, yani o yolsa bunun bile fuzuli masraf olduğunu bize anlatıyor, Başbakan filan dinlemiyor. Her şeyi yerli yerinde yapacaksın, kaynakları yerli yerinde kullanacak. Çünkü ihtiyaç çok, öncelikler var, adil, dengeli, bölgeler arası farklılıkları ortadan kaldıracak, vatandaşlarımız arasında bir burukluk oluşturmayacak, bir husumet oluşturmayacak şeklinde dikkatli ve adil iş yapacak. Bakın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da AK parti iktidara geldiğinde ortalama kişi başına gelir 700 dolardı, şu 23 ilden bahsediyorum. Hani şimdi yatırım ve destek hamlesi başlattığımız 23 ilin toplamının ortalaması 700 dolar. Türkiye’nin ortalaması da o zaman 3200 dolar. Şimdi 9-10 bin dolar seviyesine çıktık. Ama o bölgelerin ortalaması 5 bin doların üzerine çıktı. Yani neyi anlatmaya çalışıyorum, aynı oranda büyümedi. Oralardaki büyüme çok daha fazla. Yani Türkiye ortalaması 3 kat büyüdüyse oradaki büyüme 7 kat-8 kat, yani Türkiye büyümesinin iki katından fazla bir büyümeyi bölgede sağladık. Yeter mi? Yetmez. İstiyoruz ki hepimiz, bütün bölgeler; kuzey, güney, doğu, batı 9-10 binde de durmasın, 15 olsun, 20 olsun. Refah arttıkça, Türkiye büyüdükçe, insanlarımızın geleceğe yönelik moralleri düzeldikçe emin olun ki terör de yok olur, her şey de sona erer. Birliğimiz, beraberliğimiz çok daha sağlam hale geldi. Terörü doğuran sebepler ortadadır, adaletsizliklerdir. Bölgesel kalkınmışlık farklarıdır. İhmal edilmişlik duygusunun yaygınlaşmasıdır. AK Parti bir sosyal devlet anlayışını Türkiye7nin her tarafına yerleştirmişti. Sosyal güvenlik, sosyal destekler, AK Parti iktidarından önce bütün belediyeler, hepsi 3 milyar lira kadardı, şimdi 30 milyara yaklaştı. 10 kat sosyal destek bütçesini artırdık. Eğitimi 10 kat artırdık. Sağlık bütçesini keza 8-10 kat artırdık. Bütün bunlar ne için? Bütün bunların bir sebebi var? Vatandaşımız devletinden beklediği hizmetleri almakta sıkıntı çekmesin. Geleceğe, ülkesine olan güveni artsın, özgüveni artsın. Biz yurt dışına gittiğimizde dışarıda yaşayan vatandaşlarımız önce iktidarımızın ilk yıllarında o kadar şikayetleri vardı ki ne kadar ezildiklerini, ne kadar horlandıklarını hep bize anlatırlardı. Ama iktidarımızın beşinci, altıncı yılından itibaren biz Türk pasaportu, Türk kimliği taşımaktan gurur duyuyoruz, çünkü artık itilip kakılmıyoruz, kuyruklarda geriye atılmıyoruz, tecrit odalarına atılmıyoruz. İşte siz başarırsanız vatandaşınız bunun gururunu yaşar, vatandaşınız da özgüveni artar. Özgüveni artan insan başkası tarafından yönetilmeyi, başkası tarafından yanlış işlere koşulmayı asla kabul etmez.
Değerli kardeşlerim; Türkiye büyük bir devlet, geçmişiyle büyük bir devlet, güçlü bir devlet, tarihiyle çok güçlü bir devlet. Dolayısıyla biz geçmişimizden aldığımız tecrübeyi geleceğe taşıyoruz, geçmişimizi koruyarak geleceğimizi inşa ediyoruz.
Cumhurbaşkanımız hiç çekinmeden, tereddüt etmeden, eğilmeden, bükülmeden dünyanın dört bir yanında mazlumların hakkını savunuyor, yüksek sesle dile getiriyor. Somali’de insanlığı savunuyor, Gazze’de vicdanı savunuyor, Afganistan’da barışı savunuyor, Irak’ta istikrarı, Suriye’de savaşın sona ermesini, Birleşmiş Milletler’de küresel barışı savunuyor; işte Türkiye’nin geldiği nokta bu. Sesi soluğu çıkmayan, sınırlarının dışında varlığı olmayan bir Türkiye’den küresel anlamda sorunlara fikir üretebilen ve açıkça bu fikrini ortaya koyan bir Türkiye. Türkiye’nin ulaştığı seviye bu, Türkiye’nin vizyonu bu.
Değerli kardeşlerim, sizlerden istediğim bir şey var; inancınızı, enerjinizi ve moralinizi hep yüksek tutun. Toplumun, milletin moral ve motivasyonunu özenle koruyun. Milletimizin nabzını tutun, çünkü biz İktidar Partisiyiz. Bizim ruh halimiz vatandaşa birebir yansır. Akşam eve gittiğimde suratım asık görünce torunlarımın benden uzaklaştığını görüyorum. Ama gülümseyen yüzümü gördüklerinde koşa koşa kucağıma atlıyorlar. Bunu bir Türkiye’ye teşmil edebilirsiniz. Milletin gerginlik olacak zaten çok vesile var. Bizim görevimiz; insanların gerginliğini artırmak, moral değerlerini çökertmek değil. Moral daima yüksek olacak. Eğer moral değerlerinizi muhafaza edemezseniz, başaracağınız, yüzde 100 başaracağınız işte bile başarısızlığa düşebilirsiniz. Her konuda kendinize sınır koyun, ama millete hizmette asla sınır koymayın kardeşim. Hizmette gayret olur, çaba olur, inanç olur. Şimdi hizmet sektörü zor bir iştir, hele hele insana hizmet en zor iştir. Bakın yıllarca bu işi yaptım. Bir tane hatayı, yanlış işi düzeltmek için 28 tane doğru iş yapmanız lazım. Ne kadar ağır bir bedel. Onun için çok hassas olacağız, vatandaşa yüzümüzü çevirmeyeceğiz, vatandaşımızın söylediklerini emir telakki edeceğiz. Patron vatandaş, seçimde yolumuzu açan o. İhtilal yapmaya kalktıklarında gerekli cevabı veren, ihtilalcileri yerle bir eden o, vatandaş, biz ne oluyoruz? Vatandaş eğer arkamızda durmazsa ne yapabiliriz? Hiçbir siyasi parti hiçbir şey yapamaz. Türkiye’de vatandaşa, millete tepeden bakanların çok partili siyasi hayattan sonra işlerinin ne kadar zor olduğunu hep gördük AK Parti’nin farkı bu. Vatandaşın ortalamasını temsil ediyor, vatandaşın içinden geldik, bütün kesimlerin, bütün katmanların derdini biliyor, sorunlarını biliyor, onlar gibi yaşıyor, onlar gibi çalışıyor, ülkesini daha güzel günlere, daha iyiye taşımak için canla başla gayret ediyoruz. Yani bizim bu görevlerin yaparken bu işin fiyakası falan yok arkadaşlar. Bir göreve gelirsiniz bir saat, iki saat bakan derler, başbakan derler fiyakası iki saat sürer. İki saat sonra torunların arasında büyük bir mücadelede kendinizi bulursunuz. Ben Bakan olduğumda çocuklarım bana dedi ki, baba sen Bakan oldun, ama biz mutlu değiliz dedi, şaşırdım. Niye mutlu değilsiniz evladım? Bizim hayatımız kısıtlandı baba dedi. Oraya gitsek acaba gören mi olur, buraya gitsek bu mu olur? Yani biz sen Bakan değilken daha rahat hareket ediyorduk, şimdi yaşamımızı kısıtladın, böyle de bir bakış açısı var. Ben şimdi Başbakanlık görevini üstlendim kendimi denetimli serbestlikte görüyorum. Bir adım daha zora gitti bizim işler. Öyle kapıdan ayağını attığın an her taraftan bir kafa uzanıyor. Ya şöyle gideyim de şurada rahat yürüyeyim, balıkçıya gideyim balık alayım, milletle konuşayım, yani nerede yok. İnsanız ya hangi görevi yaparsak yapalım normal insan nasıl davranıyorsa, ne ihtiyacı varsa biz de onu yapmamız lazım. Neyse yani özel meselelerimizi milletle paylaşmaya gerek yok. Ama millet bilecek, millet bilsin ki yani sorumluluk AK Parti kadrolarında en üst seviyededir değerli arkadaşlarım. Bütün bunlar milletimizin inandığı değerlere ne kadar bağlı olduğumuzu göstermektedir.
Değerli yol arkadaşlarım, her zaman söylüyorum dert insanı yollara düşürür. Biz milletin derdiyle hem dert olduk ve o dertlere de deva bulmak için yollara koyulduk. Bizi arayan Hakkari’nin yollarında bulur, bizi arayan Tekirdağ’ın yollarında bulur, bizi arayan Erzurum’un, Kırşehir’in, Sivas’ın, Konya’nın, Trabzon’un, Sakarya’nın bölünmüş yollarında, otoyollarında görür. Bizi arayan Ankara’da üretilen millete en ufak faydası olmayan boş tartışmaların içinde göremez. Bizi dedikoduların, söylentilerin, iftiraların, ithamların içinde asla kimse bulamaz. Bizi karanlık ve kirli senaryoların peşine takıp gidenlerin arasında kimse bulamaz. Biz Elmadağ’da ölüm virajlarına neşter vururuz, biz Sakarya’da yollar inşa ederiz, yolları böler, hayatları birleştiririz. Denizin altından tüneller yaparız, insanımızın hayatını kolaylaştırırız, Boğazın üzerinden köprüler yaparız, iki katıyı birbirine bağlarız. Biz dünyanın en büyük havalimanını yapar ve insanlığın hizmetine sunarız. Biz okul açarız, şehir hastaneleriyle sağlıkta çığır açarız. Okullar, yurtlar, konutlar, bütün bunlar milletin derdine çare bulmak için gece-gündüz durmadan, yılmadan, yorulmadan yaptığımız çalışmalardan sadece birkaçı.
Şimdi geçen gün orta vadeli planda dedik ki, biz tam gün eğitime geçeceğiz. Allah bir yaygara efendim bunlar ne konuştuğundan haberi yok, nasıl geçeceksiniz, şu kadar okul lazım, bu kadar bir öğretmen lazım, yani iş yapmaya gönlü olmayınca bahanenin bini bir para. Sen yapmayacaksın kardeşim, AK Parti yapacak AK Parti. Sana zaten bıraksak vay halimize. Bak geçmişe kitap mı vardı masalarda? Bak geçmişe derslik sayısının bir o kadarını daha yapmışız. Öğretmen sayısını iki katından fazla arttırmışız. Ne olacak şimdi yani tek tedrisattan bazı yerlerde zaten geçtik. Büyük şehirlerimizde var topu topu kaç derslik? 77 bin derslik. Ne olacak ki, 77 bin derslikten bahsediyoruz. 300 binden fazla dersliği AK Parti iktidarı döneminde eğitim sistemine kazandırdık arkadaşlar bilende konuşuyor, bilmeyende konuşuyor. Evvel Allah AK Parti bir şey söylerse yapar, yapmayacağı şeyi de asla söylemez. Laf ağzınızdayken o sizin esirinizdir, laf ağzınızdan çıkarsa siz onun esiri olur. Biz söz verirken, iş yaparken hep böyle çalıştık. İşi halletmeden, uygulama noktasına getirmeden asla konuşmadık, işi aşındırmadık, yapılacak olanı yapılmaz hale getirmedik. 14 yıldır değerli kardeşlerim durmadan, dinlenmeden, bıkmadan, usanmadan hizmet ediyoruz, eserler ortaya koyuyoruz. Bunları yaparken etrafta yaramazlık yapanlara da dersini veriyor. Sadece iş yapmadık, önümüze çıkan bir sürü engeller var onlarda. Parti kapattılar, muhtıralar verdiler, yargı darbesi yapmaya kalktılar, Gezi olaylarını çıkardılar, 17-25 Aralık’ı getirdiler, olmadı yetmedi 15 Temmuz’da finale geldiler. Değerli kardeşlerim, yine Ana Muhalefet Partisine geleceğim, şimdi bu bize cevap eriyor ben mağdur edebiyatına bakmam, bunların haklarını savunmaya devam edeceğim diyor, et kardeşim, et FETÖ’cülerle senin muhabbetin iyiyse bana ne? Ben millete bakarım, ben milletin hakkına bakarım. Alçakların bu milletin geleceğini karatmaya çalışanların hakkıyla, hukukuyla bizim işimiz olmaz, onları mahkemeler görecek ben görmeyeceğim.
Şimdi anlatıyor efendim diyor bunlar diyor ta 2003’de 2004’de vardı diyor siz niye bunları o zaman yapmadınız, görmediniz, etmediniz. Kardeşim, terör örgütü ile diğer işleri birbirine karıştırma. Terör örgütü olarak bunlar ne zaman ortaya çıktı? İlk belirgin ortaya çıkmaları 17 Haziran’dır, belirtileri 17 Aralık’tır, belirtileri bunun 2013’ün başında MİT kriziyle 2012’de başladı, hatta yargı reformu yaptığımız anayasa referandumundan sonra belirtilerini gördük. Ondan sonra MİT krizi, ondan sonra Gezi olayları ve dershaneleri kapatacağız deyince geldi kafa tuttular, dershaneleri kapatırsanız sizin için iyi olmaz, aynen böyle dediler. Ne olacak kardeşim? Görürsünüz. Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakan, hadi dışarı dedi, defolun gidin, bildiğinizi arkanıza koymayın. Tamam 17 Aralık’ta biz bunu yaptık, biz tavrımızı ortaya koyduk, bu bir terör örgütüdür, yargı darbesi yapmaya kalkmıştır adını koyduk. Peki, siz ne yaptınız? Yerel seçimlerde kol kola girdiniz. Canlı şahidiyim arkadaşlar o ablalar, bacılar, abiler kendini parçalıyor. CHP’ye, HDP’ye oy taşımak için gecesini, gündüzüne kattı o zaman neredeydiniz? O zaman anlayamadınız mı siz? Tamam biz diyelim ki, önceden anlayamadık 17 Aralık’ta işi gördük, tehlikenin boyutunu gördük, tavrımızı net koyduk daha 17 Aralık’tan hemen önce 4 Aralık’ta heyet gönderdi Cumhuriyet Halk Partisi Amerika’ya. Bunlarla bir genel başkan yardımcısı başkanlığında heyet gönderdi oturdular, yediler, içtiler, nasıl işbirliği yaparız bunu konuştular 4 Aralık-17 Aralık kısa bir süre önce, bunu da ayıplamıyorum, o zaman 17 Aralık olmamıştı. Hadi onu da kabul edelim 17 Aralık’tan sonra hala bunlarla birlikte hareket edeceksin, 15 Temmuz’u da göreceksin, yaşayacaksın, yani pes diyecek bir şey yok millete havale ediyorum. Şehitlerimizin, gazilerimizin vicdanına bunları havale ediyorum. Arkadaşlarım, bunları sahip çıkmak milletin geleceğine, milletin 15 Temmuz’da ortaya koyduğu bu kahramanlığa karşı en büyük saygısızlık. Bu siyaset değil, siyasetimizi meydanlarda yapalım, vatandaşa ne anlatacaksak anlatalım, ama bu ülkeyi yıkmak isteyenler, bu milletin geleceğini karatmak isteyenlere arka çıkmak hiçbir şekilde, hiçbir şeyle izah edilemez. Yol yakınken Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu yanlıştan dönmesini bekliyorum. Yenikapı ruhuna bağlı kalmasını, milletin huzurunda verdiği sözlerin arkasında olduğunu görmek istiyorum. Bu arada, 15 Temmuz’dan beri bütün olayları gerek bölücü terör, gerek FETÖ terör örgütü Hükümetimizin bu konulardaki canla, başla mücadelesinde sağduyulu, duruşuyla, davranışıyla milletten, bayraktan, devletten yana tavır koyan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Bahçeli’ye de teşekkür ediyorum. Partiler üstü bir anlayışla kısa vadeli siyasi hesapları bir tarafa bırakarak millet için, ülke için, gelecek için örnek bir davranış sergiliyor. Dün yaptığı açıklama fevkalade Türkiye’nin geleceğini inşa etmeye yönelik umut verici bir açıklamadır, AK Parti olarak bizim baştan beri söylediğimiz şeydir. Türkiye fiili durumu hukuki durum haline dönüştürmek mecburiyetindedir. 15 Temmuz’da dönüşüm olmuştur, askeri yüksek yargıda dönüşüm olmuştur, askeri idare mahkemeleriyle ilgili yapılan düzenlemelerle bir anayasa ihtiyacı artık acil hale gelmiştir. Türkiye’nin istikrarının sürmesi, Türkiye’nin iç ve dış tehditlere karşı birliğini, beraberliğini muhafaza ederek, güçlenerek mücadele etmesi için sistemin tıkanıklıklarının ortadan kaldırılması bir zaruret haline gelmiştir. Sayın Bahçeli’nin bunu görmüş olması ve bu konudaki yol açıcı beyanatları cesaret vericidir. AK Parti olarak biz uzun süreden beri buna hazırız ve bu yolda adımlarımızı da derhal atacağız. Kararı ya Meclis verecek ya da millet verecek, milletin verdiği kadar en doğru karardır başımızın, gözümüzün üstünde yeri vardır.
Baştan beri diyoruz getirelim milletin önüne koyalım, lafını etmeyelim. 15 senedir konuşuluyor yeni anayasa yeni anayasa her seçim öncesi sakız gibi çiğneniyor, yeter artık milleti bununla meşgul etmeyelim. Dolayısıyla, Sayın Bahçeli’nin bu çerçevedeki çağrısını biz aynen kabul ediyoruz ve diyoruz ki, kısa sürede Meclis’e yeni anayasa teklifimizi getireceğiz. Bizim düşüncemiz güçlü, bütün kurumlarıyla uyumlu bir şekilde çalışacak, sürekli, güçlü iktidarı ve istikrarı teminat altına alacak bir sistemdir bizim önerimiz budur. Mevcut parlamenter sistemin zaman zaman istikrarı sağlıyor olmasına rağmen büyük bir zaman diliminde de zayıf iktidarlar nedeniyle Türkiye’nin dertlerine çözüm üretemediği de bir gerçektir. Son dönem demokrasi tarihimize bakın tek başına iktidarların olduğu süreler 50-60, 80-90 buralarda büyüme istikrarla devam ediyor, kalkınma devam ediyor, ticaret, bütçe, milli gelir artmaya devam ediyor, ama koalisyonda döneminde bu kazanımlar maalesef heba ediliyor. Onun için sürekli güçlü bir siyasi iradeyi oluşturacak, istikrarı kalıcı hale getirecek bir sistem değişikliği Türkiye’nin vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Bu sadece istikrar için değil, Türkiye’nin birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin de sağlamlaşarak devamı açısından elzemdir, muhakkak yapılması gerekli. Bugüne kadar anlaşılan 60 madde başta olmak üzere, diğer eksik kalan maddeleri de AK Parti grubu hazırlayacak Meclis’e getirecek ve Meclis’in onayına sunacak. Meclis ister 367’yle kabul etsin, ister 330’la kabul etsin her iki halde de son onayı millete götüreceğiz. Böylece artık yıllardan beri devam eden bu sistem tartışmasını, bu kör dövüşü sona erdireceğiz. AK Parti sorunları torunlara havale eden bir parti değildir, AK Parti sorunları çözen partidir. Sorunların parçası değil, çözümün parçası olan, çözümün öncüsü olan bir partidir. Onun için AK Parti demek üretim demek, yatırım demek, istihdam demek, kriz çözmek demek, darbe savuşturmak demektir. Değerli kardeşlerim, AK Parti demek milletin sevdalısı olmak demektir. Milli iradeye sahip çıkan, mazlumun yanında olan, teröre net olarak karşı duran partinin adı AK Partidir. Cumhurbaşkanımız, liderimiz, milletimizin gönlünde taht kuran Sayın Recep Tayyip Erdoğan demektir. Bu muhabbeti kimse zedeleyemez, Cumhurbaşkanımızla aramıza hiç kimse giremez. Cumhurbaşkanımız partimizin kurucusudur, halkın büyük bir oranla seçtiği Cumhurun başıdır, Türkiye sevdalısıdır. Tabi ki Cumhurbaşkanımıza en uyumlu şekilde çalışacağız. Bizi uyumsuz gibi göstermeye çalışanların her zaman hayal kırıklığına uğramaları kaçınılmaz olacak. Türkiye artık kazanlık tuzaklar kurarak teslim alınacak bir ülke değildir, Türkiye artık bölebilecekleri, ayrıştırabilecekleri bir ülke hiç değildir. AK Parti Türkiye’dir, Türkiye AK Partidir.
Bugüne kadar başarılarımızın altına hep birlikte imza attık. Uzun, ancak kutlu yolculuğumuzda hepimizin, hepinizin yolu da, bahtı da açık olsun. Durmak yok, yola devam. Allah yar ve yardımcınız olsun.
Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun.