Basbakan Yildirim’in 16 Agustos 2016 tarihinde TBMM grup toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, başım gözüm üstüne geldiniz.
Çok değerli yol arkadaşlarım, Bilecik’ten, Ankara’dan, Aksaray’dan, Uşak’tan, Antalya’dan, Karaman’dan, Konya’dan, Çorum’dan, Türkiye’nin her tarafından bugün Grup Toplantımızı şereflendiren hanımefendilere hoş geldiniz diyoruz, gençlerimize hoş geldiniz diyoruz, bütün misafirlerimize hoş geldiniz, sefa getirdiniz, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Toplantımızın hayırlara vesile olmasını Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Konuşmamın başında, can alan, kan döken terör örgütlerini bir kez daha lanetliyorum.
Dün PKK tarafından şehit edilen polislerimiz, evvelsi gün Şırnak Beytüşşebap İlçe Gençlik Kolları Başkanımız şehidimiz Naci Adıyaman kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bütün teşkilatlarımıza, özellikle Şırnak teşkilatımızın başı sağ olsun.
Değerli kardeşlerim, dün Diyarbakır’da trafik denetleme görevini yapan polis kardeşlerimize, memurlarımıza bir bomba yüklü kamyonla saldırdılar, saldırıda polislerimiz şehit oldu, sivil vatandaşlarımız hayatını kaybetti. İki sözünün biri bölge insanının sorunları bizim sorumuz diyen PKK terör örgütü ve onun uzantıları bir kez daha kan dökmekten geri durmadılar.
Şunu açıklıkla ifade etmek istiyorum: PKK’nın Kürt sorunu diye bir sorunu yok. Olsa olsa Kürt vatandaşlarımızın PKK gibi bir sorunu var. Bizim görevimiz de değerli kardeşlerim, bu sorunu ortadan kaldırmak. Yani bu eli kanlı terör örgütünü aramızdan uzaklaştırmak, bölgenin sorununu bölgenin insanıyla halletmek. Aracıya, tefeciye, kanlı örgütlere ihtiyaç yok, bunlar ne yerli, ne milli, bunların üst aklı dışarıda. Parayı veriyorlar öldürüyorlar, dur diyorlar duruyorlar, aynen FETÖ terör örgütü gibi. Bunların ikisi yukarıda bir çatıda bileşiyor, birisi sağ eliyle oynatıyor, biri sol eliyle oynatıyor, ama akıl aynı üst akıl, milletimiz bunu iyice bilmelidir.
Buradaki oyunun adını doğru koymamız lazım, burada Türkiye’nin geleceği yok, burada Türkiye’nin kardeşliği yok, burada ülkemizin toprak bütünlüğü yok, üniter devlet yapımız yok, tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan prensipleri yok. Ne var? İran’dan, Suriye’den, Irak’tan, Türkiye’den toprak kopararak bölgede istikrarsızlığı kalıcı hale getirmek, yani Türkiye’yi Irak gibi yapmak, Suriye gibi yapmak, Yemen gibi yapmak, Mısır gibi yapmak. Bunun için çok uğraştılar, gerek 15 Temmuz’dan önce, gerek 15 Temmuz’dan sonra bu terör örgütleri biraraya geldiler, birlikte plan yaptılar, acaba bu süreci nasıl hızlandırırız, acaba Türkiye’de iç karışıklığı nasıl hızlandırırız ve kardeşin kardeşe birbirine düşmesini nasıl sağlarız? 15 Temmuz oldu, 15 Temmuz öncesi her şeyi mükemmel bir şekilde yaptıklarını ve artık bu işin dönüşünün olmadığına karar verdiler. Plan Recep Tayyip Erdoğan’ı halletmek ve Türkiye’yi, insanları birbirine düşürmek, iç karışıklığı körüklemek. Daha sonra da kurtarıcı gibi gelip birisi birilerini, diğeri de diğerlerinin yanında yer alarak bu kardeş kavgasını artık sonu gelmez bir duruma dönüştürmek. Hesap buydu, ama 15 Temmuz gecesi onların hesabının üzerinde bir hesap olduğunu asla hesap edemediler. O hesap Hakk’ın hesabı, halkın hesabıdır. 15 Temmuz milletle onların seçtiği Hükümetin ne kadar beraber olduğunu, ne kadar kenetlendiğini bir kez daha dünyaya gösterdi.
Değerli kardeşlerim, 15 Temmuz sabahı dostlarımız şaşkın, suçüstü yakalandılar çünkü beklemiyorlardı. Akıl hocaları onlara bu iş bitti, Tayyip Erdoğan gitti gözünüz aydın. Birbirlerini kutlarken sabah ışıklarında bir şaşkınlık, ya ne oldu? Bize böyle denmemişti bunlar yine burada. Nerede hata yaptılar? Başladılar darbeyi kınamak yerine, darbecilerin nerede hata yaptıklarını uzun uzun anlatmaya başladılar. Sonunda da bir dahaki sefer darbede başarısız olmamak için 10 altın kural nedir onları açıkladılar. 10 değil, 100 bin kuralınız olsa millet var karşınızda millet. O demokrasinin beşiği denen, tek dişi kalmış canavar denen medeniyet havarileri yine sus pus oldular. Darbe lafını ağızlarına almadılar efendim bu darbeciler iyi çocuklar bunlara fazla hırpalamayın, bunlara iyi bakın, biraz daha semirsinler tekrar darbe yapsınlar. Yağma yok hesap sorulacak Feto gelecek hesap verecek, yağma yok. Şehitlerimizin kanını döken herkesten hesap sorulacak. Ama aziz vatandaşlarım, hesabı sorarken intikam duygusuyla hareket etmeyeceğiz, adaletle hesap soracağız Türk adaleti hesap soracak, hiç kimsenin yaptığı yanına kalmayacak bundan emin olabilirsiniz. İdam bir sefer ölümdür, ama ölümden daha büyük ölümler var onlar için, o da tarafsız ve adil yargılamadır. Bugüne kadar binlerce cinayet isteyen, insanlık suçu işleyen bölücü PKK en büyük acıyı Türk vatandaşlarımıza yaşatıyor. FETÖ darbe girişiminden sonra kanlı yüzünü bir kez daha gösteren PKK terör örgütünün başındaki baronlar elbette döktükleri kanın hesabını verecekler. Türkiye düşmanlarının Türkiye’yi dize getirmek için kurdukları her türlü tezgah mutlaka bozulacak. Satılmış, kiralık bütün ruhlar vatanımıza, vatandaşımıza kurşun sıkan katiller en ağır şekilde adalette hesabını vermeye başladı. Unutmayalım ki, bu ülke için can veren şehitlerimizin aziz hatırası vatanımızdır, ülkemizdir, Ay Yıldızlı bayrağımızdır. Şehitlerimizin emanetine gözümüz gibi bakacağız, onların yaptıklarını asla unutmayacağız.
Değerli kardeşlerim, 14 yıl bu Gazi Meclis’in çatısı altında toplanan AK Parti grubu nice yıllar Türkiye’ye aşkla, şevkle hizmet etmeye devam edecek inşallah. Çünkü AK Parti Türkiye’nin partisidir, çünkü AK Parti 79 milyon vatandaşımızın partisidir, AK Parti davası millet davasıdır.
Değerli kardeşlerim, geçtiğimiz hafta yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. AK Parti Genel Merkezinin düzenlendiği toplantıda şehit ve gazilerimizin daha yakından tanımak ve onlar için hazırlanan projeleri değerlendirdik. Kahramanlarımızın yakınlarıyla bir bir görüşerek ihtiyaçlarına göre gerekli düzenlemeleri yaptık. Çankaya Köşkü’nde Türkiye’nin dört bir yanından gelen Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin üyelerini kabul ettik. Daha çok üreten, daha hızlı büyüyen Türkiye için neler yaptık, neler yapacağız bunları konuştuk. Dün yine işsizlik ve işgücüne katılımla ilgili istatistikler yayınlandı. Buna göre değerli kardeşlerim, iş gücüne katılım oranı yüzde 52,5’la rekor seviyeye ulaştı. 28 milyon vatandaşımız şu anda iş sahibi oldu, aş sahibi oldu. Bu şunu gösteriyor: Terör gelmiş, darbe girişimi olmuş hiç ama hiç ekonomimiz zerre kadar bundan etkilenmiyor. Şu anda ekonomik göstergelerimiz 15 Temmuz öncesinden daha iyi duruma geldi. Merkez Bankamız 28 Nisan’dan beri 15 Temmuz darbesi de dâhil asla 1 kuruş piyasaya verme ihtiyacı duymadı. 120 milyardan Merkez Bankası’nın rezervleri 126 milyar dolara çıktı. Bu ne demektir? Eyvallah. Hani Türkiye’de darbe olacak, ekonomide istikrar bozulacak, Türkiye’den paralar çıkacak diyorlardı ya bunların hepsi bir koca yalan. Dün itibariyle Türkiye’ye giren para miktarı çıkan para miktarından 1 milyar dolar daha fazla. İşte yatırım yapılacak ülke hala Türkiye.
Değerli kardeşlerim, 10 Ağustos akşamı 27 gün boyunca coşkuyla devam eden demokrasi nöbetlerimizin finalini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde Beştepe’de Cumhurbaşkanımızın huzurunda gerçekleştirdik. 10 Ağustos’un bizler için bir ayrı önemi daha var, 10 Ağustos 2014 Recep Tayyip Erdoğan vatandaşın oylarıyla doğrudan seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı oldu.
İki yıl değerli kardeşlerim, saygı değer milletvekilleri, değerli misafirler; geçtiğimiz hafta dostlarımızın yurt dışından ziyaretleri ardı ardına devam etti. Katar Genelkurmay Başkanı, Filistin Dışişleri Bakanı, İran Dışişleri Bakanları ülkemize geldi darbe konusunda Türkiye’yle dayanışma duygularını bizzat gelerek ifade ettiler. Yine İstanbul Sanayi Odası bütün üyeleri 500 civarında sanayicimiz İstanbul’da biraraya gelerek Türk ekonomisine olan güvenlerini ortaya koydular. Ankara’dan video konferansla katılıp sanayicilerimizin sorunlarını ve onlar için yapabileceğimiz projeleri konuştuk. Ekonomiyi daha canlandırmak ve üretimi arttırmak için çok önemli teşvik tedbirlerini hazırladık hayata geçiriyoruz. Özetlemek gerekirse, yatırımcının önünü açacak Turkuaz Kart, çek, sistemindeki düzenlemeler, iş adamlarımıza, ihracatçılarımıza hususi pasaport verilmesi, şirket kuruluş, tasfiye işlerinin çok basitleştirilmesi, sürenin kısaltılması, Damga Vergisi vesaire gibi maliyetlerin ortadan kaldırılması.
Bireysel emeklilik sistemi BES yasalaştı, buna göre artık vatandaş geleceğe yatırım yapacak ve tasarruflarımızı arttıracağız. Bu ne demektir? 10 yıl içerisinde vatandaş devletin de katkısıyla beraber 90 milyar liralık bir tasarruf sağlayacak, bir anlamda geleceğini garantiye alacak.
Paraya erişimi kolaylaştırmak, yatırımları daha da artırmak için Kalkınma Bankası ve Eximbank’ın sermayesini güçlendiriyoruz.
Şimdi Meclis Genel Kurulumuzda taşınır malların rehini kanunu var, bu çok önemli bir kanun. Bununla birlikte esnaflarımız, küçük sanayicilerimiz, KOBİ’lerimiz artık arsa, bina gibi taşınmazların yanında ellerinde ne tür menkul taşınır değer varsa bunları da teminat olarak gösterebilecek, dolayısıyla teminat yükü azalacak, krediye, paraya erişim daha da kolay hale gelecek. Bu yıllardan beri hep konuşulurdu, ama bir türlü hayata geçmezdi, nihayet Meclis Genel Kuruluna geliyor. Ümit ederim ki en kısa sürede yasalaşır ve böylece KOBİ’lerimiz, küçük girişimcilerimiz rahat bir nefes alır.
Gümrük vergilerinde, Kurumlar Vergisinde önemli reformlar yapıyoruz. Buradan tüm iş adamlarımıza, sanayicilerimize bir kez daha sesleniyorum, Türkiye için üretmeye, Türkiye’ye güvenmeye devam edin, önünüzdeki engelleri tek tek kaldırıyoruz.
Ayrıca, geçen hafta bütün medya organlarının temsilcileriyle biraraya geldim ve gündemi değerlendirdik. Şu hakkı teslim etmemiz lazım: 15 Temmuz gecesi milletimizin yanı sıra en büyük görevlerden birini de medya yaptı. Büyük bir sorumluluk duygusu içerisinde ülkenin birliği, beraberliği, demokrasimizin geleceği için çok büyük canlarını ortaya koydular ve darbecilere direndiler ve Türkiye’nin geleceğinin aydınlanmasında büyük emek gösterdiler. Bütün yazılı, görsel medya kuruluşlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum.
Tabi en büyük teşekkür o karanlık gecede gazi Meclisi aydınlatan milletvekillerimizdir. Bombaların altında, egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir diye haykıran vekillerimizi, partilerimizi tebrik ediyorum.
Biz sizinle gurur duyuyoruz.
Değerli arkadaşlar, yine 111. AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısını yaptık, parti binamızda 15 Yıllık Demokrasi Yolculuğu Sergisini açtık ve son olarak Pazar günü partimizin 15. Kuruluş Yıl Dönümü Anma Programını gerçekleştirdik. Genel Merkezimizde sade bir anma toplantısıyla 15. yıl dönümümüzde bütün kurucu kadrolarımızı biraraya getirdik. AK Parti olarak kurucu ilkelerimizi yeniden hatırladık, heyecanlarımızı ve gelecekte ülkemize, Türkiye’ye yapacaklarımızı o gün o meydanda vatandaşlarımızla paylaştık.
Kuruluş yıl dönümümüzde bir kez daha gördük ki, ilk günkü kadar heyecanımız var, ilk günkü kadar azmimiz var, ilk günkü kadar kararlılığımız devam ediyor. Hamdolsun geride bıraktığımız 15 yılda Türkiye’ye, ülkemize olan sevdamız azalmadı, artmaya devam etti. Ülkemize sadece eserler kazandırmadık, ruhumuzu verdik, canlar verdik, kanımızı verdik, gerekirse vermeye de devam edeceğiz.
15 yıl boyunca bir yandan Türkiye’yi kalkınma yarışında ön saflara taşıdık, yanı sıra da hem hizmet yaptık, icraat yaptık, büyük eserler kazandırdık, bir yandan da vesayet odaklarıyla mücadele ettik. O kadar her şey güllük gülistanlık değildi. 2002 seçimlerinde tek başına işbaşına diye vatandaşa seslendik, vatandaş da sesimize kulak verdi, AK Parti’yi tek başına iktidara getirdi. Ne kadar güzel 366 milletvekiliyle gelmişiz, geldik, Bismillah dedik oturduk, birtakım adamlar peyda oldu. Hayrola?.. Biz sizin ortaklarınız. Ya ortak-mortak tanıyamayız, biz vatandaştan yetkiyi aldık kardeşim, hadi işinize dedik; gizli ortak olmaz. Birini def ediyoruz biri geliyor. Bu ne biçim iş kardeşim, sizinle mi uğraşacağız, millete hizmet mi edeceğiz? Baktık laf anlamıyorlar, biz de gereğini yaptık.
Önce cumhurbaşkanı seçeceğiz, bir icat çıkardılar, bizim memlekette buna tilki fıstığı derler. Hiç olmayan bir şey, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir iş. 1924’tenberi Cumhurbaşkanı seçiyor Meclis bir şey yok, AK Parti geldi kural değişti. Ne olacak? 367. Öyle mi kardeşim, ben sana 367’yi gösteririm. Vatandaş ne yaptı? Gereğini düşündü, o zaman dedi ki, ben bu işi alıyorum, olaya el koyuyorum, kendim yapacağım. Yaptı mı? Yaptı, işi bitirdi, tartışma bitti.
Tabi bunlar durmuyor, yani şer odakları, vesayet odakları pes etmiyor. Bu sefer daha büyük hamle yaptılar, bu partiyi kapatalım, iş bitsin dediler, başka türlü olmuyor. Oradan da yırttık, ama her seferinde güçlenerek çıktık, çünkü biz sırtımızı vesayet odaklarına değil, millete dayadık, milletin desteğine, duasına ram olduk.
O da bitti, ondan sonra dedik tamam, her şeyi hallettik, artık işimize daha çok zaman ayıracağız, bu sefer baktık yargı tarafında hareket başladı. Neyse, orada da bir vesayet doğdu, onu da ortadan kaldıralım diye bu sefer yargı reformunu gündeme getirdik. Hatırlayın, işte HSYK’nın yeniden yapılanması, 26 maddelik bir anayasa değişikliğini milletin önüne götürdük, millet de Allah razı olsun yol verdi, hadi gene geldiniz, bundan sonra daha az gelin, bahane getirmeyin dedi, sürekli sizinle uğraşamam dedi. Neyse, oradan çıktık geldik, yargı vesayetini bitirdiğimizi zannediyorduk, meğerse tatarı gitti beteri geldi. Bu sefer de bu FETÖ’nün adamları bütün diğer vesayet odaklarını da aradan çıkarınca onlar kafayı kaldırmaya başladılar, yavaş yavaş biz buradayız dediler. Siz buradaysanız, biz de buradayız, işte meydan, işte Türkiye.
Sonra MİT operasyonu, olmadı Gezi’de ortalığı karıştırma, o da olmadı 17 Aralık yargı darbe teşebbüsü. Aaa işte orada işin rengi iyice belli oldu, yeni bir iş çıktı bize. Bu sefer bu FETÖ terör örgütüyle artık mücadele kaçınılmaz hale geldi. Bu mücadeleyi en kararlı bir şekilde 17 Aralık’la birlikte dile getiren ve bu tehlikeye dikkat çeken Recep Tayyip Erdoğan’dır. O günlerde değerli arkadaşlar, o günlerde bu mücadelenin, bu tehlikenin büyüklüğünü ne yazık ki birçok kurum, birçok insan tehlikeni vahametini anlayamadı. Efendim, siz de fazla abartıyorsunuz, bunlar böyle değil, bunlar kardeşimiz bunlarda bizim gibi inançlı, mütedeyyin insanlar, ama 15 Temmuz’da ne olduklarını millet gördü. Bu terör örgütü değerli kardeşlerimiz en büyük tahribatı ortak değerlerimizi, kutsallarımızı yok ettiler en büyük tahribatları bu. Hayır için, hasenat için daha iyi çocuklarımızın dinlerini öğrenmesi için yaptığımız fedakarlıkları, verdiğimiz paraları yurt dışındaki ülkelerin siyasetçilerine, lobi merkezlerine oluk oluk aktardılar. Kurban paralarını götürdüler kirli emelleri için harcadılar. Milletim bunu iyi bilsin, Müslüman dininde, diyanetinde halis duygularla yardım eden vatandaşlarımızın bu işle hiçbir alakası yok, onları bu terör örgütünden ayırıyoruz. Kiminle işimiz var? Bu temiz duyguları kullanarak milletin parasını alıp Türkiye’de Türkiye’nin, vatandaşın aldığı silahları, tankları, topları uçakları vatandaşlarının üzerine bomba olarak, mermi olarak kullananlardan hesap soracağız hesabı onlar verecek. Milyonlarca masum vatandaşımızın bu işte hiçbir taksiratı yok, onlar rahat olsun. Eğer bu örgütü hiçbir şekilde bilerek ve isteyerek destek vermeye devam etmediyse 17 Aralık’tan sonra hiç kimse endişe etmesin. 17 Aralık’tan sonra mazeret yok, çünkü artık gün ışığı gibi bu terör örgütünün niyeti de, icraatı da ortaya çıktı. Ondan sonra efendim bilmiyordum demek asla ve asla hafifletici sebep olamaz. Onun için bu terör örgütüyle mücadelemizi amansız bir şekilde devam ettireceğiz. Ancak bunu yaparken yaşla, kurunun birlikte yanmasına da izin vermeyeceğiz, kılı kırk yaracağız, suçluyla suçsuzu birbirinden ayırt edeceğiz. Ama değerli kardeşlerim, işin kolay olmadığını herkes bilmelidir, çünkü örgüt saydam değil, kapalı, sistem kapalı, içeride ne dönüyor anlamak kolay değil. Hiç ummadığınız, hiç tahmin etmediğiniz insanlar karşınıza terör örgütünün abisi, ablası, imamı olarak çıkıveriyor. İşte kuvvet komutanlarını, Genelkurmay Başkanını derdest edenler yıllarca yanında taşıdığı, evinde, iş yerinde her zaman beraber olduğu özel kalemi, yaveri örgüt böyle bir örgüt dolayısıyla, işimiz zor olduğunu bilmenizi istiyoruz. Vatandaşlarımız tedirgin olmasın iş aleminde olan işini yapmaya devam etsin. Efendim memur olanlar işlerini yapmaya devam etsinler. Ancak biz bunları kılı kırk yararak titiz bir şekilde tespit edeceğiz tek tek aynı vücuttaki kanser hücreleri gibi bunları ayıklayacağız. Zahmetli, titiz bir çalışma gerektiriyor bunu bilmenizi istiyorum.
Şimdi efendim soruyorlar, ben halı ticareti yapıyorum filanca şirketin ona mal verdim, onlarda bana çek verdi ben şimdi FETÖ’cü müyüm, değil miyim? Değerli kardeşlerim, sevgili vatandaşlarım, hayat devam ediyor, ticaret iş, devam ediyor dolayısıyla, alışverişte yapacağız, ticarette yapacağız. Buradaki bizim ölçümüz çok net, kurumlar değil suçlu olan, suçlu olan onların yöneticileridir. Hani biz ne dedik hep, parti kapatmayalım, partilerin bir günahı yok, partilerin kapanmasına sebep olanları cezalandıralım, burada da ölçümüz bu.
Şirketleri değil, çünkü o şirketler binlerce insana iş veriyor, aş veriyor, ekonomiye can veriyor, onlarla alış verişimiz yok. Kiminle var? O şirketi kirli emelleri için, FETÖ terör örgütünün emelleri için kullananlar, onlar hesap verecek. Onun için bu hep soruluyor, bize de bir şey olacak mı diye, bunu açıklama ihtiyacı duydum. Bu çerçevede gerek MASAK, gerek Maliye Bakanlığımız, Gümrük Ticaret Bakanlığımız, ilgili birimler çalışmaları yapıyorlar, bunda herhangi bir yanlış, hata olmaması için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar.
Değerli kardeşlerim, terör örgütlerimizin artık Türkiye’nin gündemini işgal etmesine müsaade etmeyelim. Daha fazla ekonomiye, daha fazla kalkınmaya, daha fazla toplumun gelecek hayallerini gerçeğe dönüştürmeye vakit ayıralım. Bütün kurumlarımızla işimizin başındayız, iş dünyamız her zamankinden daha güçlü bir destekle yanımızda yer alıyor. Çalışanlarımız her zamankinden daha büyük bir özveriyle, arzuyla ülkeye değer katıyor, yanımızda yer alıyor. Bakanlar Kurulumuz süreçle ilgili en hızlı şekilde sonuç almak için kalıcı tedbirleri bir bir alıyor.
Terör örgütünün doğurduğu hasarları ortadan kaldırmak için biliyorsunuz olağanüstü hal ilan ettik ve kanun hükmünde kararnameleri yürürlüğe koyduk; bundan sonra da kanun hükmünde kararnameler olacak. Bugüne kadar çıkardığımız kanun hükmündeki kararnameler bu haftadan itibaren Meclis gündemine girmeye başladı, Meclisimizde bunlar görüşülecek ve Meclis onayından sonra kalıcı hale gelecek. Tabi burada muhalefet partilerimizin eleştirilerinin makul olanlarını da bu görüşmelerde dikkate alacağımızı daha önce genel başkanlara bizzat ifade ettim.
Biz sizinle gurur duyuyoruz. Hakkârililer, hoş geldiniz. Nevşehir, Gülşehir, Hacıbektaş’ın memleketi, hoş geldiniz. Eyvallah Antalya, hoş geldiniz. Eyvallah. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Gençler, 15 Temmuz milattır. Bu ülkenin gençleri memleketin işleriyle ilgilenmezler, bunlar apolitiktir diyenler, 15 Temmuz gecesi meydanları görseydi ne kadar yanıldıklarını anlarlardı. Geleceğimiz gençlerimizdir, geleceğimiz kadınlarımızdır.
Değerli gençler, bu FETÖ örgütü sadece ülkemizi darbe girişimiyle, yaptıkları binbir türlü hileyle, takiyeyle zor duruma düşürmediler, bunlar sizlerin geleceğiyle de oynadılar. 2010 yılı KPSS sınavında soruları dağıttılar, haksız yere 86 bin memurun bütün o imtihanda döktüğü teri de şaibeli hale getirdiler. Şimdi mahkeme 2010’da giren bütün memurların sınavını iptal etti. Ne yapacağız? 86 bin tane devletteki memuru çıkaracak mıyız? Elbette değil. Ne yapacağız? Biz Adalet ve Kalkınma Partisi’yiz, bunları tek tek inceleyeceğiz. Kim soruları çalmışsa, kim haksız yere sınav kazanmışsa, bunları kulağından tutup atacağız. Ama düzgün, alnının teriyle, aklının teriyle kazananların haklarını da koruyacağız.
Hiç merak etmeyin…
Değerli kardeşlerim, gençler; 15 Temmuz şehit ve gazilerimize ne yapsak haklarını ödeyemeyiz. Şehit ve gazilerimizle ilgili yeni bir düzenleme daha yaptık. Bunlara aylık bağlanabilmesi için SGK prim borcu olmama gibi saçma sapan bir kural vardı, onu da KHK ile ortadan kaldırdık, hiçbir borcuna harcına bakmadan hepsi siliniyor ve gerekli maaşı bağlanıyor. Yaralanan gazilerimizde ise bir kural var, yüzde 40 iş göremezlik şartı aranıyordu, yani uzuvlarının yüzde 40’ını kaybederse ancak gazilik haklarına sahip oluyordu. Bunu hayatını bu ülkenin geleceği için ortaya koymuş, göğsünü toplara, mermilere siper etmiş gazilerimize sen yüzde 10 yaralandın, sen yüzde 30 yaralandın mı diyeceğiz? Yakışır mı Türkiye’ye? Elbette yakışmaz. Yarasının ölçüsü ne olursa olsun, o yarayı hafifletmek, onların gönlünü kazanmak bizim en önemli görevimizdir, bütün bu kuralları kaldırdık. O meydana inen, parmağının tırnağı bile yaralanmışsa, onlar da gazi olacak ve gazilik haklarından yararlanacaklar. Çünkü onlar Türkiye’nin geleceğini kurtardılar geleceğini.
Değerli kardeşlerim; ayrıca gazilerimize iş vereceğiz.
FETÖ ile mücadele hız kesmeden devam ediyor.
Değerli kardeşlerim; şimdi sözlerimin sonuna geldim. Dün bir gazetede Amerika Birleşik Devletleri’nin önceki büyükelçilerinden bir tanesi, ismini vermesek de olur, 15 Temmuz darbesi üzerine önemli ifşaatlarda bulundu, açıklamalarda bulundu. Diyor ki; Erdoğan, Washington ve Avrupa’da sevilmiyor, otoriter gözüküyor. Doğrusu, başkalarının söylemediğini açıkça söylediği için takdir ettim adamı. Ülke isimleri vererek diyor ki; şu şu ülkeler bizim önümüzde eğiliyorlar, tazim ediyorlar, selam veriyorlar, “yes sir” diyorlar, fakat bu Tayyip Erdoğan hiç bizi sallamıyor. Üstelik de ne yanlış yaptıysak yüzümüze karşı söylüyor. Bunun için sevilmiyor, adamlara bak, ölçüye bak. Bunlara gidip yağcılık yapacaksın, yaltaklık yapacaksın, o zaman makbul adam olacaksın. Doğruları söylersen sevilmeyen adam olacaksın, diktatör olacaksın öyle mi? Hadi oradan, hadi. Bakın, şunu unutmayın: Bu millet dünyada esaret altına girmeyen tek ulustur. Esaret altına girmediği gibi kimseyi de sömürmeyen tek millet vardır, Türk milletidir. Onun için Türkiye’de konuşurken, Türkiye’yi yargılarken geçmişinize bakın kardeşim. Geçmişinizdeki o yüklerinize bir bakın, ne kadar insanın kanına girdiğinize bakın, ondan sonra Türkiye’yi yargılayın. Ne o? Tayyip Erdoğan “Dünya 5’ten büyüktür” demiş, hoşunuza gitmedi mi? Yani siz emredeceksiniz, dünyada garibanlar ölmeye devam edecek. Suriye’de 500 bin insan ölecek, orası senin olsun, burası benim olsun, 3 milyon insan Türkiye’ye hicret edecek kılınızı kıpırdatmayacaksınız. Ondan sonra dünyayı adil bir şekilde yönetiyoruz diyeceksiniz. Olmaz böyle bir şey. Bu bölgede Türkiye bölgeyle ilgili sorumluluğu var, bu sorumluluğun gereğini biz yapmalıyız, yapmaya da devam edeceğiz. Suriye’de çözüm. Nasıl İsrail’le, nasıl Rusya’yla ilişkileri normalleştirdiysek sorunlarımızı çözdüysek, Suriye’de, Irak’ta da eminim ki sorunları çözeceğiz. Nasıl çözeceğiz? İki tane önemli şartımız var. Bir tanesi; Türkiye’nin toprak bütünlüğü, Suriye’nin toprak bütünlüğü korunacak. Öyle batıyı sana vereyim, güneyi sana vereyim, doğuyu Kürtlere vereyim, kuzeyi, öyle bir şey yok. Kim kimin malını veriyor kardeşim, kimin malını kime veriyorsun? Geç bunları. Efendim, biz buraya işte bir Kürt devleti uyduralım, böylece Türkiye ile Ortadoğu arasında bir Kürt oluşumu meydana gelsin. Şimdi kardeşlerim, bakın bunlar bu düşüncelerle bu bölgenin sorunları çözülmez, bu bölgenin sorunlarını en iyi bilen bölgenin ülkeleridir. Dolayısıyla İran, Türkiye, bu bölgeyi en iyi bilen ülkelerdir, soruna en iyi çözümü de bu ülkeler getirecektir. Diğerleri, Amerika olsun, Rusya ve diğer koalisyon güçleri gerçekte çözüm istiyorlarsa, çözüm mutlaka sağlanacaktır. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunacak, Suriye’nin bütün vatandaşları, Arap’ı, Kürt’ü, Nusayri’si, Şii’si, Sünni’si ülkenin kaderine sahip çıkacak. Yani mezhep esasına dayalı bir yönetim dayatılmayacak. Bütün bunlar olduktan sonra çözüm olmaması için hiçbir neden yok. Bunun için Türkiye gereken bütün çalışmaları diğer paydaşlarıyla birlikte yapıyor, yapmaya devam edecek. Eminim ki önümüzdeki aylarda bu konuda kayda değer bir gelişmeyi hep beraber yaşayacağız.
Bugün Nevşehir’de Hacı Bektaş-ı Veli anma toplantıları var. Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu erenlerinden ve Anadolu coğrafyasında kardeşliği, birliği, beraberliği ömrü boyunca hep söylemiş ve milletin birbiriyle mezhep, düşünce, inanç farkı olmadan kucaklaşmasını sağlamıştır. Dolayısıyla buradan Alevi kardeşlerimize selamlarımızı gönderiyoruz. Alevi-Sünni hep bir kardeşiz. Kavga edecek hiçbir şeyimiz yok, paylaşacak çok şeyimiz var. Ben Alevi ve Sünnilerin birarada kardeşçe, dostça yaşadığı bir ilden geliyorum, çocukluğum oradan geçti. Adım bile Alevi kardeşlerimizin tarafından konulan bir addır ve her zaman bu ülkenin her vatandaşını Alevi’sini-Sünni’sini birinci sınıf vatandaşı olarak görmüş ve ülkemizin kalkınmasında, büyümesinde herkesin canla-başla çalıştığına şahit olan birisiyim. Onun için bizi mezhep farklılıklarıyla, ideolojik farklılıklarla, bölgesel farklılıklarla birbirimize düşürmeye çalışanlar geçmişte olduğu gibi bundan sonra da asla ve asla başarılı olamayacaklar, bundan herkes emin olabilir. Nevşehir’de bugün o etkinliklerde Kültür ve Turizm Bakanımız Hükümeti temsilen katılacak ve gereken mesajları oradaki kardeşlerimizle paylaşacaklar.
Zaman zaman Sivas olaylarında, Başbağlar’da, Çorum’da, Maraş’ta bu ve buna benzer bizi birbirimize düşürmeye gayret eden girişimler oldu. Ama her seferinde milletin sağduyusu galip geldi, kardeşlik asla bozulmadı, bundan sonra da bozulmayacak.
Değerli kardeşlerim; sözlerimin sonunda geçtiğimiz hafta Bartın’da, daha doğrusu 13 Temmuz’da Bartın, Amasra, Kurucaşile, bu bölgelerde büyük bir sel felaketi oldu, büyük maddi zararlar var. Oradaki bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum.
Hiç merak etmesinler Türkiye büyük bir ülke, Hükümetleri yanında, her türlü hasar, her türlü zarar eksiksiz giderilecek.
Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Teşekkür ediyoruz.
Bildiğiniz gibi 30 Haziran’da Osman Gazi Köprüsü’nü açtık, dünyanın 4’üncü büyük köprüsünü açtık. Şimdi 26 Ağustos’ta, o büyük zafer gününde Boğaz’ın 3’üncü incisini, 3’üncü gerdanlığını hizmete açıyoruz. Yavuz geliyor, Yavuz Sultan Selim köprüsü hayırlı olsun. Bu köprü de AK Parti iktidarının bir eseridir, bir mührüdür. Dünyanın en geniş asma köprüsü, kuleler arası açıklığı en fazla olan Boğaz’daki 3’üncü köprü, kule yüksekliği bakımından da dünyanın en yüksek kulesine sahip olan köprü. Sadece bir köprü değil, bir sanat eseri. Köprüyü yalnızca açmıyoruz, 4 şerit gidiş, 4 şerit geliş, 217 kilometre de otoyol açıyoruz. Böylece İstanbul’un bütün ağır vasıtaları Yavuz Sultan Selim’den geçecek. Yavuz da öyledir, 8 yıla Osmanlı’nın en çok işini yapan padişahtır, 8 yılı Osmanlı arazisini 2,5 katı artırmıştır. Onun için Yavuz Sultan Köprümüz hayırlı, uğurlu olsun ülkemize, milletimize.
Bitmedi, 20 Aralık’ta da 2 katlı arabalar için Avrasya Tüneli’ni açıyoruz. Sarayburnu’yla Haydarpaşa arası sadece 2 dakika, öyle hani Sarayburnu’ndan Eminönü’ne, oradan Karaköy’e, Beşiktaş’a, Yıldız’a dön, köprüden geç, Bağlarbaşı’ndan, Altunizade’den Kadıköy’e in, 2 saat yok, 2 dakika. Pat Sarayburnu’na geliyorsun, denizin 108 metre derinden bir de bakıyorsun Haydarpaşa’da.
Değerli kardeşlerim, Fatih 1453’te gemileri karadan Haliç’e indirdi, ama onun torunları geri durur mu, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları denizin altından arabaları ve trenleri geçirdi. Bize de yakışan budur, Fatih’in torunlarına da yakışan budur, milletimize hayırlı olsun.
Galatasaray’ı tebrik ediyorum, kupa kazandı. Beşiktaş’ı da tebrik ediyorum, o da iyi oynadı. Her iki takıma ve bütün takımlarımıza yeni dönemde başarılar diliyorum.
Olimpiyat Oyunlarında kadın Basketbol Milli Takımımız finale çıktı, onlara da başarılar diliyorum.
Ayrıca, altın madalyayı kaçıran, gümüş madalya alan Rıza Kayaalp kardeşimizi de tebrik ediyorum. Üzülmesin, bu sefer olmadı, seneye olur inşallah, bir dahaki sefere.
Sefere mi gidiyoruz, hayrola? Zaten seferdeyiz ya, boş ver. Arkadaşlar, gençler işi büyüttü.
Bu duygularla bir kez daha bütün misafirlerimize, gençlerimize, hanımlara hoş geldiniz diyorum, selamlarımı, saygılarımı sunuyorum.
Meclis Grubumuza, milletvekillerimize yoğun ve güzel bir hafta diliyorum. Bu hafta sıkı çalışırsak, ondan sonra sizlere de güzel sürprizlerimiz var.
Hayırlı uğurlu olsun, başarılar diliyorum, Allah’a emanet olun değerli kardeşlerim…
Kampanya devam ediyor, yaklaşık 200 milyon lira hesaplarda şu ana kadar birikti. Kampanya biraz daha devam edecek, vatandaşlarımız isterlerse bu kampanyaya katılmaya devam edebilirler, böylece şehit yakınlarımızla, gazilerimizle dayanışmada biz de sizlerle beraberiz diyebilirler. Bunun birçok yolu var, nakit verilebilir, ama en kolay yolu da cep telefonlarından bütün vatandaşlarımız 1507’ye bir kısa mesaj atsın, atılan her mesajın bir misli de operatörler kendi katkı sağlayacak.
Hepiniz çok teşekkür ediyorum.
AK Parti Grubu olarak bu anlamlı kampanyaya yaptığı katkılardan dolayı Grubumuza çok teşekkür ediyoruz.
Sağ olun, var olun.