Basbakan Yildirim’in 18 Ekim 2016 tarihinde TBMM grup toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Sözlerimin başında güzel memleketimizin güvenliği, milletin huzuru için gerek yurt içinde, gerek yurt dışında barış, kardeşlik mücadelesi veren güvenlik güçlerimize buradan selamlarımı gönderiyorum. Unutmayın, millet sizinle beraberdir, Allah yar ve yardımcınız olsun.
Değerli kardeşlerim; bugün kardeşlik bağıyla bağlandığımız Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü. Merhum Azerbaycan Cumhurbaşkanı Cenap Haydar Aliyev’in dediği gibi tek millet iki devletiz. Can Azerbaycanlı kardeşlerimize buradan 79 milyon Türk milletinin selamlarını, sevgilerini iletiyor, Azerbaycan’ın Azatlık Gününü kutluyoruz.
Yine dost ve kardeş ülkelerden Bosna Hersek’in merhum Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in aramızdan ayrılışının bugün 13. yıldönümü. Aliya’ya bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Bu vesileyle Bosnalı kardeşlerimize sevgilerimizi, saygılarımızı gönderiyoruz.
Değerli arkadaşlar; geçtiğimiz bir hafta içerisinde bir yandan yurt dışından gelen ziyaretçilerimizle temaslarımız devam ederken, diğer yandan milletvekillerimizle istişare toplantıları gerçekleştirdik. 78 ilimizden bütün milletvekillerimizle biraraya geldik, 15 Temmuz sonrası yaşanan olaylar ve terörle mücadele konularını, ekonomiyle ilgili konuları, memleket meselelerini ele aldık. Ayrıca, illerimizde devam eden yatırım ve hizmetleri konuştuk. Vatandaşlarımızdan gelen talep, öneri ve şikayetleri değerlendirme fırsatı bulduk.
Yine bildiğiniz gibi Çarşamba günü 112. gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısını yaptık. Parti teşkilatlarımızla da benzer konuları görüştük.
Şimdi ise bu hafta sonu Afyonkarahisar’da gerçekleştireceğimiz geleneksel istişare toplantıları için gün sayıyoruz. AK Parti olarak kurulduğumuz ilk günden bugüne değişmez prensibimiz istişareyi kurumsallaştırmaktır. Partimizin en güçlü yanı; beraber düşünmek, beraber karar almak, siyasetimizi bu istişareler sonucunda ortaya çıkan ortak akılla belirlemektir.
Yine geçtiğimiz Cuma günü Sayın Cumhurbaşkanımız Konya’da, biz de İzmir’deydik. İzmir’de 9 Eylül Üniversitesi’nin yeni öğretim akademik yıl açılış toplantısına katıldık. Hocalarla, öğrencilerle, İzmirli hemşehrilerimizle biraraya geldik. Ayrıca, Ödemiş ve Kiraz ilçelerini de ziyaret ettik, İzmir’de toplam 278 milyon tutarında 175 eserin açılışını da gerçekleştirdik.
Benzer şekilde Cumhurbaşkanımız önce Konya, daha sonra Trabzon ve Rize’de vatandaşlarımızla buluştu, yeni hizmetleri devreye aldı, yeni projelerin açılışını yaptı.
Başta Ege’deki kardeşlerimiz olmak üzere bütün bu yatırımların milletimize, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Aynı zamanda bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta kadın çiftçilerle biraraya geldik, Dünya Kadın Çiftçiler Günü etkinliklerini gerçekleştirdik.
Aynı zamanda Milli Tarım Projesini de İzmir’den vatandaşlarımıza duyurduk.
Ardından İstanbul’a geldik, 55 İslam ülkesinden gelen sendika, federasyon ve konfederasyon heyetlerini kabul ettik. Misafirlerimize 15 Temmuz darbe girişiminin ve FETÖ terör örgütünün ülkelerinde nasıl algılandığı ve oradaki faaliyetlerin nasıl ülkelerine ve ülkemize zarar verdiğini bütün yönleriyle konuşma fırsatı bulduk. Ve bundan sonra yapılması gerekenleri bir-bir paylaştık.
Son olarak Ümraniye’de hafta sonu İstanbul Finans Merkezi’nin temelini attık. İstanbul Finans Merkezi fikri 2009 yılında o zaman Başbakan olan Cumhurbaşkanımızın gündeme getirdiği bir projedir. Cumhurbaşkanımızın liderliği ve öngörüsüyle böylece onun hedeflediği bir projenin başlangıcını da yapmış olduk. Buradaki proje, gelir paylaşımı esasına göre yapılacak, kamu kaynağı kullanılmayacak, yaklaşık 20 milyar liralık bir yatırım gerçekleşecek, merkez tamamlandığında adeta orta ölçekli bir şehir haline gelecek. 50 bin çalışan, 30 bin ziyaretçi, toplam 80 bin kişi her gün orada iş-aş sahibi olacak. Yeni iş alanları, yeni iş imkanları bu merkezde ülkemize kazandırılmış olacak. Finans Merkezimizin İstanbul başta olmak üzere önce ülkemize, sonra bölgemize ve dünya finans sektörüne büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Değerli arkadaşlar; dünyada finans konusunda maalesef terör örgütleri, terör kaynaklı paralar bahane edilerek bazı ülkelerde ciddi kısıtlamalara gidiliyor. En son olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde kongre bir karar aldı. Suudi Arabistan hakkında alınan bu karar, esas itibariyle tamamen bir hukuk faciasıdır. Neden? 9-11, yani 11 Eylül olaylarını gerçekleştiren teröristlerin hesabını Suudi Arabistan’dan sormak ve orada hayatını kaybedenlerin tazminatlarını Suudi Arabistan’dan tazmin etmek gibi bir hukuki süreç başlattı. Bu ne anlama geliyor, bu şu anlama geliyor: Amerika diyor ki; senin paralarına el koyacağım, buna bir kılıf hazırlıyorum. Doğrudan da el koyabilirim, ama bu çok kaba bir şey olur, ben bir hukuki altyapı hazırlayayım ona göre el koyayım. Böyle bir şey ne evrensel hukuka, ne de insanlığa sığan bir iştir. Eğer böyle bir süreç başlatırsanız her ülke bir başka ülke hakkında hesap sormaya kalkar ve dünyanın zaten düzeni gittikçe bozuluyor daha büyük tehditler, daha büyük tehlikeler kaçınılmaz hale gelir. Bu haksız, yersiz bir karardır ve bu kararın ne kadar yanlış olduğunu en önce Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bütün dünyaya açıkça beyan etmiştir.
İstanbul Finans Merkezi bütün dünyada yatırımcıya, girişimciye her türlü yatırım için, yatırımın ihtiyacı olan finansman için hazır hizmet edecek en önemli merkezlerden biri olacak. Biz dostlarımıza buradan çağrı yapıyoruz, uzun vadeli geleceğe, bölgeye yatırım yapma planlarınız varsa İstanbul Finans Merkezi sizin için en güvenli limandır.
Bugün Fırat Kalkanı Operasyonunun 56’ncı günündeyiz. Harekatın başlangıcından bu yana 1250 kilometrekarelik bir alan güvenli hale getirildi, yani DEAŞ, YPG unsurlarından temizlendi, burada artık Cerablus’lu ve civarda yaşayan köylüler tekrar dönüp yerleşmeye başladılar, normal hayata geçtiler. Önce Cerablus’u, ardından Rai ve nihayet Dabık’ı da DEAŞ örgütünden temizledik, böylece üzerine efsaneler uydurulan Dabık’ta güvenli bir yer haline geldi. Dabık’ta kontrolün sağlanmasıyla birlikte büyük ölçüde DEAŞ unsurları, DEAŞ teröristleri tarafından ülkemize, Kilis’e atılan roket saldırılarının önlenmiş oldu büyük ölçüde önledik. Ama başka silahlar ele geçirirlerse daha uzun menzilli o da ayrıca bir tehdit olmaya devam eder. Ama ellerindeki mevcut silahlarla atacakları füzeler menzilin dışında kalmış oldu. Bizim amacımız bölgede barışı, güvenliği ve istikrarı sağlamak, bunun dışında hiçbir amacımız, hiçbir hedefimiz yok. Herkes şunu bilsin ki: Türkiye’ye ülkemize yönelik her türlü tehdide karşı gerekeni anında gözümüzü kırpmadan yaparız, bunun içinde hiç kimsenin iznine, icazetine ihtiyacımız yok. Türkiye hudutlarının güvenliğini her şart altında korumaya devam edecek.
Değerli kardeşlerim, bildiğiniz gibi Musul’da uzun süredir konuşulan operasyon nihayet başladı. Olan biteni yakından takip ediyoruz, her gelişmeye uygun planlarımız, hesaplarımız yapılmıştır, hazırlıklarımız tamamlanmıştır. Türkiye’nin aleyhine herhangi bir durum ortaya çıkarsa gereken adım anında atılacak, misliyle karşılık verilecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği operasyonda da olacağız, masada da olacağız sözünün arkasındayız. İşte şu anda operasyonda ön saflarda olanlar bizim Başika’da eğittiğimiz oradaki milislerdir, Ninova mücahitleridir. Peşmergelerle birlikte operasyona katılmışlardır, ayrıca koalisyon güçleri içerisinde havadan müdahalede bizim hava kuvvetlerimizde yer almıştır. Musul’da Türkiye’nin işi yok diyenler cevabını almıştır.
Değerli arkadaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri 2003 yılında Irak’a girdi, Saddam’ı devirdi Irak’ta yeni bir dönem başlattı. Baştan itibaren hem Amerika’ya, hem Birleşmiş Milletlere, Avrupa Birliğine bölgenin hassasiyetini sürekli anlattık. Etnik hassasiyet konusunda sürekli uyarılarımızı yaptık, mezhep hassasiyeti konusunu sürekli işledik, terör örgütleri konusunda uyarılarımızı yaptık. İnanın bütün uyarılarımızda ne yazık ki dikkate alınmadı sonunda haklı çıktık. Özellikle DEAŞ terör örgütünün bu müdahaleden sonra çıktığını bugün bütün dünya biliyor. Eğer uyarılar o günlerde dikkate alınmış olsaydı, Irak’ta milyonlarca insan, masum insan hayatını kaybetmeyecek, Irak bugünkü gibi istikrarsız, terör örgütlerinin cirit attığı bir ülke olmayacaktı. Şu anda Irak’ın yaklaşık yarısı PKK, YPG gibi, DEAŞ gibi terör örgütlerinin kontrolüne geçmiştir, diğer yarısı da uluslararası güç sayesinde korunmaktadır. Bunu görmeyenler, ülkelerini teröre teslim edenler, terör karşısında diz çökenler çıkmışlar bize koca koca laflar ediyorlar. Neden? Çünkü hesap başka. Kimse kusura bakmasın, sınırlarımızın hemen dibinde bir oldubittiye asla müsaade etmeyiz. Irak’ta yeni yezitlere de, yeni Kerbela’lara da asla göz yummayacağız. Türkiye tarihi boyunca ülkemiz hep mazlumun yanında oldu işte Suriye 3 milyon kardeşimize kucak açtık, bağrımıza bastık, misafir ediyoruz. Bu coğrafyada Türkiye’yi hesaba katmadan adım atanlar büyük bir yanılgı içinde olurlar. 15 Temmuz darbe girişimi neden oldu kardeşlerim? Düşünün, amaç Türkiye’yi hem Irak’ta, hem Suriye’de bir yandan devre dışı bırakmak, bizi içeride meşgul ederek bölgede Türkiye’nin olmadığı emperyalist planları gerçekleştirmek. Ancak bu aziz millet sadece FETÖ’cü teröristleri durdurmadı, aslında bu millet kendi ülkesinin ve komşu milletlerin beka mücadelesini de gerçekleştirdi. PKK’yla FETÖ ortak hareket etiler, çünkü ikisi de maşa, bu iki maşayı aynı el tutuyor. Bunların ne dinle alakaları var, ne milletle alakaları var. PKK da, FETÖ de tek bir amaca, kendi sahiplerine, kendi efendilerine hizmet ediyorlar. İşte bu aziz millet bu kirli, bu alçak, bu hain oyuna 15 Temmuz’da geçit vermedi. Türkiye’nin bekası için, istiklalimiz ve istikbalimiz için içeride ne gerekiyorsa yapacağız, dışarıda da ne gerekiyorsa aynen yapacağız. Bunları yaparken adaletten, uluslararası hukuktan ve meşruiyetten ayrılmadan terörle mücadele devam edecek, hem de bölgenin barışı için Türkiye olarak katkı sunmayı sürdüreceğiz. Kimsenin toprağında gözümüz yok, derdimiz tektir akan kan dursun, zulüm son bulsun. Bunu sağlamak içinde tarihimizin bize yüklediği sorumlulukla ve cesaretle hareket edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, 15 Temmuz gecesi FETÖ örgütü tarafından bu güzel ülkeye, Türkiye’ye, bu necip millete yaşatılanları asla unutmayacağız. 241 şehidimizi, 2194 gazimizi daima gönlümüzde taşıyacağız. Darbe yapan, ülkemizi yıkmaya çalışan hiç kimse, ama hiç kimse ben mağdurum edebiyatı yapmasın. Asıl mağdur şehit yakınlarıdır, asıl mağdur gazilerdir, asıl mağdur millettir. Mağdur algısı yayarak 15 Temmuz’un mağdurlarını gölgede bırakmalarına asla göz yumamayız, bu konuda zerre kadar tereddüt göstermeyeceğiz. Kimse bu konuda aksini, aksi davranışa girmemizi bizden beklemesin. Devleti tehdit eden, milleti haince esir almak isteyen bu karanlık yapının mensuplarını savunmaya kalkmak bir başka ihanettir bununda bilinmesini istiyorum.
Değerli kardeşlerim, PKK bölücü terör örgütüyle mücadelemiz hız kesmeden devam ediyor. Güvenlik güçlerimiz dağlarda yaptıkları operasyonlarda örgüte ağır darbeler vurmaya devam ediyor. Aynı şekilde şehir içindeki yapılanmaya karşı da etkin tedbirleri almaya devam ediyoruz. Köşeye sıkışmış olmanın psikolojisiyle bölücü terör örgütü siyasi cinayetler işlemeye başladı. Bölgedeki AK Parti yöneticilerine karşı suikastlar düzenliyor, kahpece cinayetler işliyor. Biz bu mücadeleye başlarken liderimiz ne dedi? Kefenimizi giyerek yola çıktık, bu kutlu davanın erlerini hiçbir terör örgütü korkutamaz. Bunun hesabını bu alçak katillerden mutlaka soracağız. Yöre halkı, aşiret liderleri, STK’lar artık terör örgütünün bölgeye Kürt kardeşlerimize, Türk kardeşlerimize yaşattığı acının son bulmasını istiyorum. Elbirliğiyle bu işin üstesinden geleceğiz bundan hiç şüpheniz olmasın. Teröre destek veren belediyeleri tek tek tespit ettik paketledik. Şimdi yeni görevlendirdiğimiz başkanlar teröre değil, halka hizmet ediyor halka. Ne dedik? İşimiz hizmet, gücümüz millet.
Değerli arkadaşlar, Türkiye’nin yeni bir anayasa ihtiyacı olduğu her zeminde konuşuldu 14 yıldır, peki nereden geldi yeni anayasa ihtiyacı? AK Parti 2002 3 Kasım’da tek başına iktidara geldi. Bir yandan ülkenin gecikmiş hizmetlerini yapıyor, yolları, köprüleri, barajları, hastaneleri, okulları Türkiye’nin doğusuyla batısı arasındaki kalkınmış farklarını ortadan kaldırıyor. Bir yandan da vesayet örgütleriyle mücadele ediyor. Cumhurbaşkanı seçilecek bir 367 icadı çıkardılar, Meclis’in en büyük partisini 360’ın üzerinde millet 363 milletvekili olan AK Parti efendim siz tek başınıza Cumhurbaşkanı seçemezsiniz. Nereden çıktı kardeşim? Cumhuriyetin kurulduğu günden beri bu sayıda bile Cumhurbaşkanı seçilmemiş. Bırakın AK Parti grubu seçilen Cumhurbaşkanlarına bakın hep bunun altında bir sayıyla seçilmiş. Bütün bunlar yok sayılarak o gün AK Parti’yi sandıkta alt edemeyenler vesayet odaklarını kullanarak yeni bir icat çıkardı, bu işin öncülüğünü de yine Ana Muhalefet Partisi çekti. Hatırlayın ve bir sistem krizinin başlangıcını yaptı ve o sistem krizini o kördüğümü yine vatandaş açtı. Hatırlayın bu durum olunca biz sandığa gitme, millete gitme sorunun millet tarafından çözülmesini istedik ve millet AK Parti’yi daha da güçlendirerek, desteğini daha da artırarak çözümü gösterdi. Bunun üzerine de madem siz seçtirmiyorsunuz, o halde Cumhurbaşkanını halk kendisi seçsin dedik. Vatandaş bir kez daha soruna el koydu, çözümü üretti ve 2010 referandumuyla artık Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmesi anayasamıza bir hüküm olarak girdi. Hal böyle olunca ne oldu? Şimdi Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor yüzde 52 oyla seçilmiş Cumhurbaşkanımız var mevcut durum bu. Şimdi biz diyoruz ki, mevcut durumu anayasaya uygun hale getirelim, bu sürdürülebilir bir yol değil. Halkın iradesinin üzerinde başka bir irade olmaz. Cumhurbaşkanı sorumsuz diye anayasada yazabilir, ama halkın yüzde 52’sinin oyunu almış Cumhurbaşkanının halka karşı siyasi sorumluluğu vardır. Artık her şey Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesiyle birlikte değişmiştir, Cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğu doğmuştur. İşte bu durumun, sistemdeki bu kargaşanın ortadan kalkmasını istiyoruz biz, istediğimiz budur. Bunun yolu da artık mevcut durumu anayasadaki durumla uygun hale getirmektir. Bunun başlangıcını yapmış bulunuyoruz, en kısa sürede AK Parti Grubu olarak anayasadaki gerekli değişiklikleri öngören teklifimizi yüce Meclise sunacağız, hayırlı, uğurlu olsun. Böylece artık bu anayasa konusunu da siyaset malzemesi olmaktan çıkaracağız. Ben eminim ki, yüce Meclis bu sorunu ya kendisi Mecliste çözecek ya da çözümü için millete havale edecek.
Sayın Bahçeli’yle dün bir görüşme yaptık, bu görüşmede Türkiye’de çeşitli iç ve dış güvenlik tehditleri konusunda kapsamlı değerlendirmeler yaptık, Hükümetimizin gerek terörle mücadele, gerekse FETÖ örgütünün uzantılarıyla ilgili yaptığımız çalışmaları anlatma fırsatı buldum, aynı zamanda da anayasa meselesini de ele aldık. Sayın Bahçeli’nin tutumu da gayet nettir, kendisi de bu fiili durumun anayasayla bir uyumsuzluk içerdiğini ve konunun mutlaka bir çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade etti ve adresin de millet olduğunu açıkça söyledi. Biz de aynı şeyi söylüyoruz. O halde şimdi icraat zamanıdır, şimdi anayasa ve sistem konusunu milletin önüne götürüp çözüm üretme zamanıdır.
Ben buradan Ana Muhalefet Partisi Lideri Sayın Kılıçdaroğlu’na da çağrıda bulunuyorum, gelin siz de bu kervana katılın, bu şeref hepimizin olsun. Hep beraber Türkiye’nin gündemini yıllardır meşgul eden bu anayasa meselesini çözelim, son sözü millet söylesin.
Buradan AK Parti Grubu olarak şu sözü de veriyorum: Siz bu değişikliğe destek verseniz, 367’nin üstüne de çıksa son sözü millet söyleyecek, çünkü işin sahibi millettir. Biz vekiliz, asıl gelince vekil zaid olur. Millete götürürüz, millet kararını verir, ondan sonra da bütün tartışmalar son bulur.
Değerli arkadaşlar; 2002 yılında iktidara geldiğimizde Türkiye’nin hali pür melalini anlatmaya gerek yok. Adeta iflas etmiş bir ülkeden bahsediyoruz, bankaları kapatılmış, borçlarını ödeyemez hale gelmiş, hizmet vatandaşın beklentilerini karşılamaktan acze düşmüş, yazarkasaların fırlatıldığı, yaprak kımıldamadığı ve insanlarımızın moralinin dibe vurduğu bir ülkeden bahsediyoruz.
6100 kilometre 79 senede yol yapmışız, koca Türkiye, 780 bin kilometrekare Türkiye’de 6100 kilometre bölünmüş yol, yeter mi? Yetmez. Hemen harekete geçtik ve 14 yılda 6100 kilometrenin üzerine 18500 kilometre daha yol koyduk. 79 yılda 6000 kilometre, 14 yılda 18500 kilometre, üç katından fazla; AK Parti iktidarına da yakışan budur, sizlere yakışan da budur.
Dünya krizden krize sürüklenirken, AK Parti milletin hayallerini birer birer gerçeğe dönüştürdü. Sultan Abdülmecid’in, Sultan Abdülhamid’in hayali 150 yıllık Marmara’yı yaptık, hizmete aldık. Bugün Marmaray’ı da 156 milyon vatandaşımız kullanıyor. Denizin altından her gün bir kıtadan bir kıtaya rahat, konfor içinde seyahat etti.
Bununla yetinmedik, yine yıllardır Türkiye’nin gündemini meşgul eden hızlı tren, Ankara-İstanbul, Ankara-Konya hızlı trenlerini yaptık hizmete verdik. Bununla da yetinmedik, yine 5 sefer ihale edilen, iptal edilen, bir türlü yapılamayan İzmit Körfez Köprüsünü, dünyanın 4. büyük köprüsünü ve İstanbul-İzmir Otoyolunu yapmaya başladık. İstanbul-Bursa arası bu sene bitiyor, İznik’e kadar açtık, bu sene sonunda Bursa’ya kadar da açmış olacağız.
Değerli arkadaşlar; şimdi bu da yetmedi, Boğaz’a üçüncü bir gerdanlık taktık, dünyanın en geniş asma köprüsünü Boğaz’da yaptık, Yavuz Sultan Selim Köprüsünü hizmete aldık. Bu da yetmedi, dünyanın en büyük havalimanını yapıyoruz, 2018’de ilk etabını, 90 milyonluk kısmı bile dünyanın en büyüğü, onu da hizmete alıyoruz.
Şimdi bu kadar en büyük, en gelişmiş projeleri yapınca bazılarının rahatsız olmasına da şaşmamak lazım. Ne oluyor bu Türkiye’ye, dünyada yaprak kıpırdamıyor, bunlar niye böyle büyük büyük işlere giriyorlar? Ve ondan sonra Gezi olayları. Gezi olaylarına dikkat edin arkadaşlar, çevre, ağaç hikaye. Arkasından ne çıktı? Köprüyü yapmayın, havalimanını yapmayın, yolları yapmayın, gerçek maksat ortaya çıktı. Aynı zamanda Brezilya’da, Arjantin’de, Venezüella’da da gösteriler oluyor, sokağa inen insanlar, kardeşim, paraları çarçur etmeyin, köprü yapın, yol yapın, hastane yapın diye bağırıyorlar, bizim Geziciler de havaalanı yapmayın, köprü yapmayın, yol yapmayın, yan gelin yatın. Allah akıl fikir versin, ne diyelim.
Arkadaşlar, şimdi her şey daha iyi belli oluyor. Bu FETÖ’cüler var ya, bu FETÖ’cüler o zamandan ta başlamışlar tezgah kurmaya, ama foyaları 17 Aralık’ta meydana çıktı. Daha fazla dayanamadılar, bir karar vermek zorundalardı, ya çekilecekler ya da Türkiye’yle bilek güreşine girecekler; girdiler, derslerini de aldılar. O kadar kendilerinden eminler ki, askeriye bizde, yargı bizde, polis bizde, iş alemi bizde, her şey bizimle beraber, artık ne diye bunlarla vakit geçiyoruz, bir an önce başa geçelim. Gözleri dönmüş ve her türlü insanlık yok olmuş, devletin silahlarını, devletin tanklarını, toplarını, uçaklarını gasp ediyor, şerefli Silahlı Kuvvetlerin elbiselerinin altına saklanarak alçakça eylemlerini gerçekleştirdiler. Her şey hesap edilmiş, talimatlar yayınlanmış, kimin ne görev yapacağı tanımlanmış, her şey hesap edilmiş, ama Tayyip Erdoğan unutulmuş, AK Parti Hükümeti unutulmuş, millet unutulmuş millet. Milleti hesap edemeyen tepe taklak olur. Millet indi mi meydanlara, o zaman işin şekli değişir ve değişti mi? Bütün fiyakaları 10 saatte bitti, 40 yıllık birikimlerini bir gecede yok ettiler, kendilerini de berbat ettiler. Şimdi onlara düşen, gelip bu yüce Türk adaletine teslim olmaktır, adaletin şefkatli kollarına, adaletli kollarına teslim olmaktır.
Değerli kardeşlerim; gerek anayasa, gerek başkanlık sistemi AK Parti’nin işi, meselesi değildir, Türkiye’nin meselesidir. Bu ülkede bizden önce neden krizler yaşandı? Çünkü sistem tıkandı. Neden darbelere zemin hazırlandı? Çünkü sistem tıkandı. Bu ülke neden ağır bedeller ödedi? Bu terör neden bu seviyelere geldi? Çünkü sistem çözüm üretemedi. Başkanlık sistemi inşallah sistemin düğümlerini çözecek, kilitlerini açacak en büyük reformdur. Başkanlık sistemi Türkiye’nin ufkunu aydınlatacak yeni bir yol haritasıdır. Şahsi hırsların artık herkes bugün bir kenara bıraksın, parti çıkarlarını, kısa vadeli hesaplarını herkes bir tarafa bıraksın, ülke çıkarları, Türkiye’nin geleceği her şeyin üzerindedir.
Çıkıp diyorlar ki, ben başkanlık sistemini istemiyorum. Niye kardeşim, gerçek? Gerekçe yok. AK Parti gündeme getirdi diye, olsa olsa o herhalde, başka bir gerekçesi var mı? Ama biz ülkeyi istikrarla yöneten bir iktidar olarak, sistemin nerelerde tıkandığını, sistemin ülkeye ne bedeller ödettiğini görüyor ve ona göre bir çözüm yolu öneriyoruz. Gerekçeler ortadadır, izahat açıktır, bilimsel çalışmalar bellidir, tecrübe de ortadadır ve böylece inşallah bu konuyu da Türkiye’nin gündeminden çıkarmaya kararlıyız.
Değerli kardeşlerim; hepimiz tüm renklerimizle, tüm farklılıklarımızla bu güzel ülkenin insanlarıyız, yaşadığımız bu topraklar bizim hepimizin, ay-yıldızlı bayrak hepimizindir, bu devlet hepimizindir. Hepimiz tek bir amaç için, ülkemizi huzur ve güven içinde aydınlık yarınlara taşımaya gayret ediyoruz, bunun için çabalıyoruz, gençlerimize, yavrularımıza daha iyi bir gelecek bırakmak için uğraşıyoruz, gece-gündüz demeden yatırımlarımıza devam ediyoruz. Milletin emaneti bizim omuzlarımızdadır. Türkiye’yi büyük hedeflerine ulaştırmak bizim öncelikli görevimizdir. Bu yolda sizlere sonuna kadar inanıyorum, güveniyorum.
Ve bir kez daha ifade ediyorum ki sözlerimi sonlandırırken, Dünya Supersport Şampiyonasında 5’inci kez milli sporcumuz Kenan Sofuoğlu kardeşimiz yine göğsümüzü kabarttı, Türk Bayrağına İspanya’daki şampiyonayla göklere çıkartarak, yükseklere çıkartarak bizleri gururlandırdı, tebrik ediyorum.
Tüm sporcularımızın başarılarının devamını diliyor, Beşiktaş’a da Napoli’de başarılar diliyorum.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, Allah’a emanet olun.