Basbakan Yildirim’in 2016-2017 Egitim-Ögretim Yili Açilis Töreninde yaptigi konusmanin tam metni
Sevgili öğrenciler, okullar açılıyor, hazır mıyız? Duymadım. Tamam, hazırsınız. Tebrik ediyorum.
Saygıdeğer öğretmenler, saygıdeğer veliler, aziz vatandaşlarım; bugün yurdun her köşesinde okullarımız açılıyor, yeni eğitim-öğretim yılı başlıyor. Yavrularımıza yeni eğitim-öğretim yılında üstün başarılar diliyorum, Allah zihin açıklığı versin.
Ne kadar güzel, yavrularımızın okudukları şiirleri, gösterilerini izlerken çok duygulandım, çok etkilendim. Birden onların yaşına, onların çocukluk yaşına gittim. O günlerdeki öğrencilik günlerimi hatırladım, hepsi gözümün önüne geldi. Okullarımızda böyle imkânlar yoktu. Okula giderken soba yakmak için herkes odununu yanında getirirdi. Odun getirmeyeni öğretmen cezalandırırdı, giderdi odun alıp tekrar gelirdi sobayı yakmak için. İmkânlar çok kısıtlıydı, yollar bu kadar güzel değildi, okullarımız bu kadar güzel değildi. Öğretmenlerimiz bu kadar fazla değildi, bu kadar donanımlı değildi. İlkokul ikinci sınıftayız. Okul başladı, sınıfa girdik, Cazim Bey diye bir eğitmenimiz var, oldukça yaşlı bir eğitmen abimiz. Masaya oturdu, biz de oturduk, çocuklar okuruz, yazıyız, dersinize bakırız dedi; ders başladı. Gerisi? Gerisi yok. Ne okuyacağız, ne yazacağız, ne öğreneceğiz, orası Allah kerim. 1gün böyle, 5 gün böyle, zaman ilerliyor, karne zamanı gelecek, bir de müfettiş geldi. Cazim Bey nasıl, çocuklara iyi öğretiyor mu-öğretmiyor mu diye onu denetlemeye geldi. Sınıfta soru soruyor. Tek tek çocuklara coğrafyadan, tarihten, hayat bilgisinden sorular soruyor, hiçbirimiz bilemiyoruz. Bizim Cazim Bey boncuk boncuk terliyor, soruları bilemeyince çocuklar sıkıntıdan ter basıyor. Sonunda müfettiş bir hinlik yaptı, bir soru daha sordu. Çocuklar, bak size de soruyorum, Cazim Beyin sorusu; çocuklar, şurada su var, burada da saman var, bunun ortasında da bir duvar var. Duvarın üzerinde de bir horoz var. Horoz suya mı yumurtlar, samana mı yumurtlar? Şimdi soruyu duyunca -bak geliyor ses- bizim çocuklar da aynen böyle hep bir ağızdan samana diye bağırdılar, biz de bağırdık. Bu sefer Cazim Beyin keyfi yerine geldi. Kırılasıcılar, soru koley olunca nasıl da bildiniz? Tabii ondan sonra hemen müfettiş Cazim Beyin emekliliğine diye raporu yazdı. Çok üzülmüştük. Çok seviyorduk Cazim Beyi, çünkü bize hiç çalmıyor, vurmuyor, ödev de vermiyordu, ne güzel günlerimiz geçiyordu.
Bakın siz şanslısınız yavrular, güzel evlatlar. Biz okula gittiğimizde derse başlardık, kapı tık tık vurulurdu. Sonradan kim o diye öğretmen bağırıyor, kapı açılıyor. Babam kapının arasından kafayı uzatıyor; muallim bey, çocuğu müsaade et tarlaya gideceğiz, tohum ekeceğiz. Oradan biz milletin içinden herkes dersteyken kalkıyoruz gidiyoruz. O kadar kötü bir duygu içerisinde oluyor ki insan; ya herkes okuyor, beni niye babam geldi çağırdı tarlaya gideceğiz diye böyle hayıflanırdım. Ne kadar güzel, şimdi daha okul çağı başlamadan, ilkokul 1’e gelmeden yavrularımızın yarısı hazırlık okuyor, okul öncesi derslere gidiyorlar, okula hazırlanıyorlar. Az önce Milli Eğitim Bakanımız açıkladı; neredeyse bunu bütün öğrenciler için, okula hazırlanan yavrularımız için tamamı için yapmak hedefini koymuşlar, bunu gerçekleştirecekler.
Değerli öğretmenler, sevgili öğrenciler hava sıcak çok konuşacak şey var, ama birkaç hususu bu vesileyle bütün milletimize, okula başlayan 18 milyonun üzerindeki yavrumuzla, 920 bini geçen öğretmenlerimizle paylaşmak istiyorum. AK Parti Hükümetleri olarak geçtiğimiz 14 yıl içerisinde eğitime çok büyük kaynak ayırdık, büyük yatırımlar yaptık. Şöyle ki: Milli Eğitime ayrılan pay bütçede 10 milyar liraydı bugünkü parayla. 14 yıl önce 10 milyar lira Türkiye’de eğitime kaynak ayırırken, bugün 100 milyarın üzerine çıktık 10 kattan daha fazla helali hoş olsun. Çünkü değerli vatandaşlarım, aziz hemşerilerim, taşa toprağa yapacağınız yatırımın bir ömrü var köprü yaptınız, yol yaptınız, tünel yaptınız, baraj yaptınız, okul yaptınız bunların ömrü bilemediniz 50 yıl, bilemediniz 100 yıl, ama eğitime yaptığınız yatırımın ömrü nesilden nesil devam ediyor, ilanihaye devam ediyor, sonsuza kadar devam ediyor. Onun için gençlerimiz geleceğimiz diyoruz, yatırım yapmaya devam ediyoruz devam da edeceğiz, çünkü siz Türkiye’nin aydınlık geleceğisiniz. Gençlerimizi beğenmeyen bazı çokbilmişler 15 Temmuz’da gördüler Türk gencinin neleri yapmaya muktedir olduğunu gördüler. Tanklara, toplara, tayyarelere, helikopterlere karşı göğsünü siper ederek aziz, Ay Yıldızlı şanlı bayrağımızı yere düşürmedi. Asker kılığındaki o terör örgütü mensuplarına bu ülkeyi teslim etmedi. Orada işte apolitik olan, ülkesinin sorunlarıyla ilgilenmeyen diye düşünen insanlar bir kez daha Türk gençliğinin neleri yapmaya muktedir olduğunu gördüler.
Değerli vatandaşlarım, sevgili hemşerilerim; eğitime yatırım yapmaya devam ediyoruz. Şöyle ki: Okullaşma oranı kız çocuklarda yüzde 87’lerden, yüzde 97 seviyesine çıktı son 14 yıl içerisinde. Ayrıca 4+4+4 sistemi devreye girdi eğitimde dört dörtlük dönem başladı. İlkokuldan lise sonuna kadar her yönüyle eğitim. Eğitim sistemimizde sosyal liseler, sanat liseleri, spor liseleri dönemini başlattık, çeşitlilik başladı. Okul mevcut 352 bin dersliğin üzerine 250 bin yeni derslik daha yaparak hizmete aldık. Bugün 920 bin civarında öğretmenimiz var bu öğretmenlerin 542 bini bizim iktidarımız döneminde işe başladı, yani yarısından fazlası. Allah’a şükür şu anda öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 14 yıl öncesine göre yüzde 100 azaldı. Yani bir öğretmen 60 öğrencilik bir sınıfa bakıyorsa, şimdi 30 öğrenciye ders veriyor. Dolayısıyla, daha çok vakit ayırıyor, daha fazla onlarla meşgul oluyor, daha fazla öğrenmelerine vesile oluyor. Ayrıca bilişim Türkiye’nin geleceği, bilişim sınıfları kuruldu 30 binden fazla bilişim ve teknoloji sınıfı kuruldu. Türkiye’deki bütün okullar, bütün derslikler akıllı tahtayla donatıldı. Akıllı tahta ne? Bir bilgisayar, artık tebeşir tozu falan yok astım oldum, hasta oldum, okula gidemiyorum derdi yok. Tahta akıllı, öğrenci daha da akıllı, çünkü marifet tahtada değil marifet o tahtanın içerisine o bilgileri koyanda. Onları kim koyuyor? Onları da insan. Dolayısıyla, her şey insan için. Atalarımız, dedelerimiz boşuna dememişler insanı yaşat ki devlet yaşasın.
Sevgili öğretmenler, sizlere özellikle bir şey söylemek istiyorum. Bu ülkede maalesef FETÖ terör örgütü mensupları birçok kuruluşa sızıp devleti yıkmak çalışmalarını maalesef acımasız şekilde sürdürdüler ve 15 Temmuz’da da bunların foyaları meydana çıktı. Sizden önemli istirhamım ne FETÖ’cü, ne de bölücü akımlara öyle yahut böyle hizmet eden meslektaşlarınıza asla müsamaha etmeyin, onları aranızda asla yaşatmayın. Bizim hedefimiz bellidir muasır medeniyetler seviyesi. Çocuğumuzla, gencimizle, yaşlımızla hepimiz Türkiye’nin dünyada parmakla gösterilen ülkeleri arasına girmek için çalışacağız. Akıl terimizle, alın terimizi birleştireceğiz Türkiye’yi çok daha güzel günlere ulaştıracağız.
Ne diyor büyük Atatürk? Yeni nesiller sizlerin eseri olacak. Kime söylüyor? Öğretmenlere söylüyor, sizlere söylüyor. Ana, baba çocuklar siz anadan, babadan, aileden daha fazla çocuklarla berabersiniz. Siz ne veriyorsanız, siz ne öğretiyorsanız hayata o şekilde hazırlanıyorlar, o şekilde şekilleniyorlar. Onun için boşuna atalarımız dememiş ağaç yaşken eğilir. Çocuklarımızı ülkesini seven, milletini seven, bayrağını seven, devletini seven birer genç olarak yetiştirmek sizin boynunuzun borcudur, bunu da en güzel şekilde yaptığınızı görüyoruz, yapılanlardan görüyoruz, sizlerle de gurur duyuyoruz sağ olun var, olun.
Öğretmenlik çok mukaddes bir görevdir, zor bir görevdir. Yine bir tecrübeyle size anlatayım bunu Semiha Hanım, benim eşim de bir ilkokul öğretmeni. O öğretmenlik yaparken böyle uzun resim defterleri gibi defterler vardı, karınca gibi yazılar yazardı, o planlar falan yazıyorlardı. Durmadan gündüz okulda, akşam da orada ha babam onları yazıp dolduruyordu. Bazen de başa çıkamıyordu, bana diyordu sen de yaz, biraz ben de yardım ettim yani o zaman. Bir gün hasta oldu, okula gidemedi. Hastalığına rağmen illa okula gideceğim; ya gidemezsin, ayağa kalkamıyorsun, nasıl gideceksin? Ben gideyim dedim okula, ben de o zaman Teknik Üniversite’de okuyorum. Okuluna gittim, birinci sınıfları okutuyor. Gittim sınıfını sordum, girdim içeri, girer girmez bir de ne göreyim; bir gürültü, bir uğultu, göz görmüyor. Masaların üzerinden atlayanlar, efendim birbirlerinin tepesine binenler çocuklar, bir bağırdım filan hiç duyan yok, iki bağırdım yok, hiç kimse bizi takmıyor, canım sıkıldı. Oradan çocuğun birini tuttum böyle elimle havaya kaldırdım, kaldırınca çıt çıkmadı herkes suspus oldu. Oturdular yerlerine, ondan sonra o yavruyu da oturtturdum yerine, dersi zor bela bitirdik. Müdür Bey dedi ki; teşekkür ederiz, boş geçse daha iyi dersler dedi, beni erkenden yolcu etti. Yani ders vermek öyle kolay bir şey değil. Pedagoji eğitimi almak lazım, çocukların psikolojisini bilmek lazım, sabır lazım. En büyük iş sabretmek. Onun için öğretmenlik mesleğinin ne kadar ulvi bir meslek olduğunu biliyorum, tecrübeyle sabittir. Sizlere bu fedakârca görevinizden dolayı teşekkür ediyoruz. Sizlerin imkânlarını artırmak için Hükümetimiz elinden gelen gayreti gösteriyor. Ama daha fazlasına, daha iyisine layık olduğunuzu da biliyoruz. Ülkemizin, devletimizin imkânları tahtında bundan sonra da ne gerekiyorsa yapacağız.
Geçen günlerde Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yaptığımız Bakanlar Kurulunda da bir karar aldık. O karar da şudur: Bugüne kadar okullarımıza, öğretmenlerimize, yani eğitim sistemimizin altyapısına çok büyük yatırım yaptık. Fatih Projesi dünyada yok. Şimdi bu okullara birazdan gideceğiz. İnteraktif tahtalar var, bilgisayarlı, akıllı tahtalar var. Her okulda internet bağlantısı var. Bunun yanı sıra eğitim-öğretim artık e-dersler tabletler üzerinde görsel olarak bütün dersler var. İcabında burada, Erzincan’da okuyan bir yavrumuz Ankara’daki bir okulla irtibat kurabiliyor, iletişim kurabiliyor, oradan bilgi paylaşabiliyor, oradaki bilgileri alabiliyor. Yani bilişimin bütün imkânlarını kullanarak bütün dünyaya açılabiliyorsunuz.
Çocuklar, çok hikâye anlatıyorum, ama bunlar hep yaşanmış şeyler. Lisede okuyorum, öğretmenin biri ders verdi, yaz tatilinde Alpullu Şeker Fabrikasının tarihini bulun, yazın. Biliyorsunuz Alpullu Şeker Fabrikası Kırklareli’nde ve Türkiye’de ilk açılan şeker fabrikası. Kütüphaneye gidiyoruz yok, kitaplardan arıyoruz yok, sonunda kalktım arabaya bindim otobüse, gittim Kırklareli’ne. Fabrikaya gittim, fabrikadan yalvar yakar bilgileri aldım, ödevimi yaptım getirdim. Şimdi hangi bilgiye erişmek istiyorsanız hemen akıllı cep telefonları, tabletler, ne var ne yok aklınıza ne takıldı hemen girip öğreniyorsunuz. Yani bilgi artık elinizin altında, dünyanın bütün bilgilerini bir anda erişebiliyorsunuz, dünyada neler oluyor, ne gelişmeler var, ne keşifler var, ödevinizi yapabilirsiniz, araştırma yapabilirsiniz, güncel olayları öğrenebilirsiniz, her şeyi artık internetten kolayca öğrenebiliyorsunuz, büyük imkân var. Sevgili gençler; bilgi, en büyük güç. Artık dünyada tankla, topla, tüfekle değil bilgiyle öne geçebiliriz. Onun için bilgiye sahip olacağız, bilgiyi üreteceğiz ve bilgiyi kullanacağız, paylaşacağız, böylece dünya medeniyetinde hak ettiğimiz saygın yeri alacağız.
Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha 2016-2017 öğretim yılının ülkemize, milletimize, yavrularımıza hayırlı-uğurlu olmasını diliyorum. Bütün yurtta 445 bin dersliğimizde ders zili bugün çaldı, öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz yeni öğretim yılına başladı. Milli Eğitim Bakanımız da burada. Bundan sonra içeriğe, müfredata daha çok önem vereceğiz. Müfredatımızı daha çok zenginleştireceğiz. Çünkü altyapıda lazım olan her şeyi aşağı yukarı yaptık, yüzde 100’e ulaştık okullaşma oranında, yüzde 97’lerdeyiz, öğrencilerimizde aynı şekilde, öğretmenlerimizde de sayılarda bir sıkıntımız yok. Bütün bunlar tamam, bundan sonra içeriğe, muhtevaya daha fazla yatırım yapacağız. Öğrencilerimizin en iyi şekilde donanım sahibi olması için gereken her türlü çalışmayı yapacağız.
Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Yeni eğitim-öğretim yılımız hayırlı olsun, Allah zihin açıklığı versin. Allah milletimizin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini daim eylesin. Allah bu millet bu şekilde dayanışma içinde olduğu müddetçe bizi hiç kimse bölemez, bundan vatandaşlarım emin olsun. Türkiye’de hem bölücü terörün, hem FETÖ’cü terörün kökünü kazıyacağız, bu milletin başının belası olmaktan mutlaka çıkaracağız, bundan da emin olabilirsiniz.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Bu arada bu eğitim kurumunu yapıp hemşehrilerine hediye eden değerli hayırseverimiz, hemşehrimiz Salih Erkan Beye de Allah’tan rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun. Yakınları burada aramızda, onlara da hayırlı ömürler diliyorum.
Sağ olun, var olun.