Basbakan Yildirim’in 23. Dünya Enerji Kongresi’nde yaptigi konusmanin tam metni
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli konuk devlet başkanları, cumhurbaşkanları, kıymetli bakanlar, saygıdeğer misafirler; 23. Dünya Enerji Kongresi’nin açılışı dolayısıyla sizlere hitap etmekten büyük bir mutluluk duyuyorum.
Bu vesileyle kongrenin düzenlenmesinde önemli rol oynayan başta Dünya Enerji Konseyi olmak üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza ve kongreye katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.
Değerli konuklar; birazdan konuk devlet başkanları ve Sayın Cumhurbaşkanımız enerji bağlamında küresel anlamda değerlendirme yapacaklar ve biz bunları dinleme fırsatı bulacağız.
Enerjinin bütün alt sektörlerinin farklı açılardan ele alınacağı 65 oturum yapılacak, yaklaşık 250 konuşmacı bilgilerini, tecrübelerini aktaracak ve kapsamlı bir görüş alışverişi yapılarak geleceğe yönelik tahminlerde bulunacaklar. Kongre enerji sektöründe kayda değer görüşmelerin ve açıklamaların yapılması, anlaşmaların sonuçlandırılması için de önemli bir fırsat olacaktır.
Özetle kongreye atfedilen enerji olimpiyatları tanımının hakkının en iyi şekilde verileceğine inancım tamdır. Bir anoloji yaptık, devamını getirelim. Malum olimpiyatlar için kullanılan bir slogan var, daha güçlü, daha hızlı, daha yükseğe. Dolayısıyla enerji olimpiyatları inşallah bizi enerjinin kullanımıyla daha güçlü, enerjinin kullanıcılara erişimi bağlamında çok daha hızlı yapsın. Ancak fiyatlar bağlamında çok yükseğe çıkmayalım, istikrarı sürdürelim; herhalde hepimizin ortak temennisi ve beklentisi budur.
Değerli misafirler; enerji arzının güvenliği, çeşitliliği ve enerji kaynaklarına güvenli, makul sayılacak fiyatlarla erişim her ülke için artık bir ulusal çıkar ve güvenlik konusu haline gelmiştir. Bu itibarla mesele sadece ülke içi ekonomik dengeleri, ekonomik büyüme, refah ve sürdürülebilir kalkınma dinamikleri değil devletler arasındaki ilişkilerin doğasını, ittifak ilişkilerini, dış politika tercihlerini savunma politikalarını, kısaca bölgesel ve dünya barışını etkileyebilecek bir nitelik kazanmıştır. Bu bağlamda enerji, güvenlik, refah ve barışın bölünmezliği bağlamında tartışılmaz bir olgu haline gelmiştir.
Böyle bir ortamda enerji alanında karşılıklı menfaatlerin gözetildiği bir uluslararası işbirliği ve dayanışma hiç ama hiç olmadığı kadar önem kazanmaktadır. Yenilenebilir, kayagazı gibi konvansiyonel olmayan enerji kaynaklarının vaat ettiği büyük potansiyele rağmen insanoğlunun orta vadede hidrokarbon kaynaklarına olan bağımlılığının devam edeceğini biliyoruz. Yapılan çalışmalar en azından 2040’lı yıllara kadar bütçelerimizin temel kalemlerini fosil yatıların oluşturacağını göstermektedir.
Bu şartlar altında fosil yakıtların güvenilir ve sürdürülebilir farklı kaynaklardan olabildiğince çeşitlendirilmiş güzergahlar üzerinden makul fiyatlarla kesintisiz akışının, enerji güvenliğinin ana hedefi olmayı sürdüreceğini bilmeliyiz. Bu durum Ortadoğu, Rusya, Kafkasya, Orta Asya, OPEC merkezli enerji üretiminin önemini koruyacağını da bize işaret etmektedir.
Bir diğer önemli husus, nükleer enerjiye olan ihtiyacın devam ettiğidir. Fukuşima’da yaşanan facia bazı ülkelerde nükleer santrallerin kapatılmasını tartışmaya açsa da, genel eğilim riski en aza indirgeyecek yeni nesil teknolojilerle nükleer enerjiye yatırım yapmayı sürdürmek yönündedir.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli konuklar; diğer yandan son yıllarda küresel enerji görünümünde büyük çaplı değişmelere de şahitlik ediyoruz. Bu bağlamda dünya enerji haritası değişmekte ve enerji alanında yeni oyuncular ortaya çıkmakta, talebin hızla arttığı görülmektedir. Ayrıca, oyun değiştirici büyük gelişmeler de meydana gelmektedir. Tüm bu dönüşüm sürecinin dünya enerji camiasının önde gelen temsilcileri tarafından etraflıca ele alınabilmesine imkan vermesi bakımından 23. Dünya Enerji Kongresinin zamanlamasının da son derece yerinde olduğunu ifade etmek isterim.
Değerli konuklar; Türkiye dinamik ve büyüyen bir ekonomiye sahiptir. Ülkemizin enerjide ithalat bağımlılığı halen yüzde 72 seviyesindedir. İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı OECD ülkeleri içerisinde geçtiğimiz 10 yıllık dönemde enerji talep arışının en hızlı gerçekleştiği ülke Türkiye’dir. Enerji sektöründeki büyümede dünyada Çin’den sonra ikinci ülke konumundayız. Dünya ortalamasının neredeyse 3 katı hızla artan enerji talebimizin 2023 yılındaki ihtiyacı, şu anki kapasitemizin 2 katı olacaktır. Bu nedenle Türkiye, küresel enerji güvenliğini geliştirilerek sürdürülebilir, kapsayıcı, ekonomik büyümenin temeline yönelik çalışmalara kararlılıkla katkı sunmaya devam edecektir.
Ulusal ölçekteki amacımız, enerji sepetimizin yüksek enerji talep artışı gerçeğine cevap verecek hale getirilmesi, gerekli esnekliğin sağlanmasıdır. Bu anlayışla, elektrikte son 10 yılda kurulu gücümüzü tam 2 katına çıkarttık. Elektrik üretiminde özellikle yerli ve yenilebilir kaynaklarımızı değerlendirerek yeni santralleri devreye alıyoruz. Ülkemiz yenilebilir enerjinin dünyadaki gelişen ve yükselen eğilimini yakından izlemekte ve yenilebilir enerjinin önem ve önceliğini anlamaya her gün daha fazla özen göstermektedir.
Düşen teknoloji maliyetlerini yüksek yenilebilir enerji potansiyelimizi değerlendirerek özellikle güneş ve rüzgarda mevcut kapasitemizi yenilerini eklemekteyiz. Halihazırda yenilebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki oranı yüzde 32’ye ulaşmış bulunmakla beraber, artan talep karşısında bu oranı en azından muhafaza etmek bile önem arz etmektedir. Dolayısıyla 2023 yılı hedefimiz, bu oranın da üzerine çıkılmasıdır.
Türkiye’nin ayrıca kayda değer jeotermal enerji potansiyeli de göz ardı edilmemelidir. Ülkemiz dünyada özellikle jeotermal ısı uygulamalarında ilk 5 ülkeden birisi konumundadır.
Bir enerji kaynağı olarak kabul edilen enerji verimliliği alanında da önemli adımlar atmaktayız. Bu konuda kapsamlı bir master plan hazırlıklarımız tamamlanma aşamasına gelmiştir.
Ayrıca, elektrik iletim ve dağıtım sistemimize de önemli yatırımlar yapılmaktadır. Avrupa iletim sistemiyle entegrasyon sağlamamız her iki taraf açısından sevindiricidir; bu işbirliğini arttırarak devam ettireceğiz.
Bunun yanında, enerji verimliliği kapsamında mevcut altyapımızı da sürekli yenileyip güçlendirerek enerji dağıtımında oluşabilecek kayıp ve yasal olmayan kullanımları da önlemiş olacağız.
Diğer taraftan, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol, Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattı projeleri, Doğu-Batı enerji koridorunun başarıyla hayata geçirdiğimiz iki temel bileşenidir. Şimdiki hedefimiz, Mavi Akımdan sonra Trans Anadolu doğalgaz boru hattı süratle hayata geçirmektir.
Avrupa’nın enerji güvenliği bakımından da büyük önem taşıyacak Güney Gaz Koridorunun bel kemiğini Azerbaycan’la birlikte gerçekleştirdiğimiz TANAP Projesi tesis edecektir. Ancak, bu koridorun çeşitli halkalardan oluştuğunu ve bir halkada meydana gelecek sorun ve gecikmenin doğrudan diğerlerini de etkileyeceğini unutmamalıyız.
Ülkemizin enerji bağlamında kaynak ve güzergah çeşitliliğini sağlamak bakımından coğrafi olarak şanslı bir konumda olduğumuzu ifade etmek isterim. Hazar Bölgesi kaynaklarının yanı sıra, Karadeniz’in kuzeyi, Ortadoğu, Doğu Akdeniz kaynaklarının da Batıya sevk edilmesinde ülkemiz önemli fırsatlar sunmaktadır. Ülkemiz jeostratejik konumunun sağladığı bu imkanlardan istifadeyle, mevcut fırsatları somut projelere ve gerçeklere dönüştürmek için çabalarımızı sürdürüyoruz.
Türkiye’nin bir enerji ticareti merkezine dönüştürülmesi hedefi, gerek söz konusu konumuyla, gerekse gaz giriş ve çıkışına imkan veren arz güvenliğine katkı sağlayan projelerle desteklenmelidir. Bu bağlamda ulusal piyasa düzenlemelerine gerek depolama, ilave sıvılaştırılmış doğalgaz tesisleri gibi altyapı projelerine yönelik çalışmalar da süratle devam etmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli misafirler: ülkemizin enerji stratejinin ana hedeflerinden birisi, sağlam, dengeli ve sürdürülebilir bir enerji sepeti oluşturmaktadır. Bu amaçla nükleeri enerji sepetimize dahil ettik, hali hazırda iki nükleer santral yapımıyla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Bu sayede 2023 yılında toprak üretimimizin yüzde 10’u nispetinde nükleer güç santrallerimizden karşılamayı hedefliyoruz. Yeni nükleer güç santrali projesi de bu bağlamda gündemdedir.
Küresel düzeyde iklim değişikliği ile etkin biçimde mücadele ve geliştirilmiş esnek enerji sepetiyle katkı sağlamayı öngörüyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli misafirler; enerjiye erişim sağlamaksızın kalkınmadan, yatırımdan, büyümeden, sağlıktan, beslenmeden, ısınmadan bahsetmemiz mümkün değildir. G-20 Dönem Başkanlığımız sırasında 2015 yılında enerjiye erişim konusuna çok özel önem atfettik. Sahra Altı Afrika’daki durumun aciliyeti dolayısıyla çalışmalarımızı bu bölge üzerine G-20 ülkeleri olarak yoğunlaştırdık. Bu çerçevede Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesinin de desteğiyle kongrenin mutat programına bir gün ilave ederek son gündeki görüş alış verişinin tamamen Afrika’ya ayrılmış olmasını son derece isabetli buluyoruz.
Değerli misafirler; sözlerimi tamamlarken kongrenin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli konuklar; enerjimizi bundan böyle dünyanın barışı, kardeşliği için harcamamız dileğiyle bölgesel ve küresel anlaşmazlıkların sona ermesi temennisiyle tamamlıyor, 23. Dünya Enerji Kongresi’nin ülkemizin enerji geleceğine rehberlik etmek üzere yeni işbirliği imkanları geliştirmesine vesile olmasını temenni ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.