Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in 5G Mükemmeliyet Merkezi Açilis Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- … Bugün güzel bir rastlantı, 13 Şubat 2013, İstanbul’da ULAK Projesinin başlangıcını yapmıştık, şimdi onun devamı olan bu 5G Mükemmeliyet Merkezinin açılışının yapıyoruz. 4 yıl geçti aradan, 4 yıl içerisinde Türk Telekom, Argela, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, ASELSAN ve NETAŞ’ın başlattığı bu çalışma bugün yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Yeni aşama, 5G teknolojisine yönelik bir ürün geliştirme. Bu bir üretim değil, bu bir ürün ve teknoloji geliştirme, yani kendi markanız olan, kendi patentiniz olan, aklıyla, fikriyle, fiziki yapısıyla size ait olan bir şey yapıyorsunuz. Bu önemlidir, ülkemizin bilgi iletişim teknolojilerinde sadece kullanıcı olmasını bir adım öteye taşıyacak, aynı zamanda teknolojiye sahip olma fırsatı da sağlayacak bir girişimdir. Esasen Hükümetimizin Bakanımız da ifade etti, son 15 yılda AK Parti Hükümetlerinin yaptığı önemli işlerden bir tanesi araştırma-geliştirme faaliyetlerine verdiği önemdir. 14 yıl içerisinde 3 kat artırmışız araştırma-geliştirme bütçelerini. Belki daha da dikkat çekicisi, orada kamunun bir şekilde verimli-verimsiz kullandığı bu ar-ge bütçelerini özel sektöre, yarı yarıya özel sektöre kaydırılmış olması da bu anlamda önemli bir değişimdir. Ama bu yetindiğimiz, razı olduğumuz bir nokta değil. Ar-ge bütçesini biz 2023 hedeflerimizle gelecek 10 yıl içerisinde milli gelirin yüzde 2,5’u en az seviyesine çıkarmaktır.

Şimdi tabii katma değeri yüksek, akıl teri fazla olan ürünlere yönelmemiz lazım. Artık tekstil işini herkes yapıyor. Tarım ürünleriydi, harcıalem malzemelerdi, bunları herkes yapıyor. Burada rekabet şansı gittikçe azalıyor. Niye? Türkiye zenginleşiyor, işçilik maliyetleri artıyor. Daha düşük maliyetlerle Afrika’da, Uzak Doğu’daki bazı ülkeler burada avantaj sağlıyor. O halde Türkiye’ye düşen teknoloji yoğun, katma değeri yüksek, akıl teri yüksek ürünler üzerinde çalışmak. Yani ihracatımızın birim kilogram başına bedelini 3-5 dolarlardan 10 dolarların üzerine çıkarmak, bunu yaptığımız zaman, tabii ki fark oluşturabiliriz. Bilişim sektöründe 1 liralık bir yatırımla 25 liralık bir katma değer elde ediyorsunuz, 1’e 25. Bu hele hele yazılımı, donanımı koyduğunuz zaman çok büyük tabii güç elde etme imkanı var. Bugün ODTÜ Teknokent’te bu Mükemmeliyet Merkezi’ni açıyoruz.

Teknokentler meselesi de aslında ülkemizin önemli alanlarından bir tanedir. Teknokentlerin de, 15 yıl geriye gittiğimiz zaman faal olan Teknokent sayısı 3-5 taneyi geçmiyordu, 2 tane. Şu anda zannediyorum 60’a yaklaştı, 64 teknokente erişmişiz. Bu da, bu alanda ne kadar müspet yönde gittiğimizi gösteren en önemli ölçüdür.

Arkadaşlar; akla para verme alışkanlığı bizde yoktu eskiden, akla para verilmez. Biz parayı neye veririz? Bir torba çimento aldık, o bizim için bir varlıktır, ona para verir alırız. Ama biri fikir verdi, ya ben deli miyim, aptal mıyım, böyle laflara para mı verilir? Halbuki o fikir ona o kadar büyük şey kazandırır ki sonra anlar. Buradaki arkadaşlarımızın birçoğu benim meslektaşım. Daha önce beraber çalıştığımız arkadaşlar Bakanlıkta, ben hep anlatırım, çok tipik bir tecrübem var. Ben mühendisken tersanede bizim Kumcular vardı, meşhur Karadenizli Kumcular, Balat’ta gemi yapıyorlar. Orada felenklerin üzerinde, ne kızak var, ne tezgah var. Felenk, tahtaları atıyor, gataları, üzerine kurup gemiyi yapıyorlar. Armatörün birisinin aklına bir kum teknesi, 150 tonluk var, biraz daha rekabet edebilmek, çok kazanmak için daha büyüğünü kuracak, 250 tonluk bir şey yapacak. Proje lazım, ne projesi diyor, ne projesi da, yap oni diyor. Ya olmaz patron, projesiz iş olmaz. Neyse, buradan bizim tersanede ressam vardı Nezihi, o bu işleri çok iyi becerir, arşivdeki bütün projeleri indirir, keser biçer, hemen birkaç saatte size projeyi yapar verir. Bugün geliyor projeyi bugün istiyor, akşam alacak, o kadar acele. Ne yapsın, olmaz molmaz deyince, baskıdan kurtulamıyor. Sen otur diyor, çay içiyor orada, öyle çıkarıyor arşivden başını kesiyor, kıçını kesiyor, birleştiriyor orta gövdeyi falan, bir proje eline veriyor, götürüyor, hadi buna göre yapın diyor. Bunu da gidiyor oradaki ustaya veriyor, hadi sen buna göre yap diyor. Başlıyor gemiyi yapıyor, çatıyor, postaları, dış kaplamayı, sacını sarıyor bitiriyor kapatıyor. Sonra klas kuruluşunu kontrole çağırıyor ki gemiye sonunda belge verecek, makine, tekne, bilmem ne onların belgeleri var, ona göre denize elverişlidir diye rapor alsın. Klas kuruluşundan denetçi geliyor, gemiyi dolaşıyor filan, bakıyor makine dairesi yok. Patrona diyor ki, bir sorun var, bu güzel olmuş da makine dairesi yok diyor geminin. Adam tabii küplere biniyor, bizim Nezihi’nin peşine düşüyor, Nezihi’yi çağırıyor hemen, palas pandıras Nezihi geliyor. Ne oldu patron diyor. Diyor ki, ne halt ettin. Ne oldu patron diyor. Proje yaptın. Evet yaptık, sen istedin yaptık. Nasıl proje yaptın ya? Ne oldu patron diyor. Makine dairesi yok geminin, nasıl gidecek bu gemi filan. Bizim Nezihi pişkin tabii, hiç aldırış etmiyor. Düşünse patron diyor, adam fark etmeseydi daha çok yük taşıyacaktın. Şimdi nereden nereye, eskiden bir endaze çizmek için trizlerle, ağırlıklarla falan uğraşır dururduk. Şimdi bilgisayarın başında evire çevire çiziyorlar; altından bakıyorlar, üstünden bakıyorlar, sağdan, sancaktan, iskeleden, orasını beğenmedi yontuyor, burasını beğenmedi yontuyor, bizim üç ayda, dört ayda yaptığımız işi bir-iki saatte yapıp çıkıyorlar; teknoloji böyle bir şey. Zaman etkin çalışmanıza çok büyük katkı sağlıyor, alternatifleri çok geliştiriyor. Bir taneyi yapıyorsunuz, onu değiştirmek için yeniden yapıyorsunuz. Şimdi öyle bir şey yok, parametreleri değiştir istediğini yap; çok güzel bir şey. İşte bu merkezde de buna benzer işler yapılıyor. Bir adım öne geçmek, amacımız bir adım öne geçmek.

Ya ne olacak, işte bir tane 5G’nin bir cihazını, bir alıcısını filan yapsak ne olacak demeyelim. Büyük işler küçük adımlarla başlar, buradan onu yaparsın, öbür gün başka bir şey yaparsın, böyle-böyle böyle-böyle mukayeseli üstünlüğe sahip olursun. Bizim mutlak üstlüğümüz yok, doğalgazımız yok, fosil yakıtlarımız yok, o halde bizim mukayeseli üstünlük sağlayacak işler yapmamız lazım. Bunun için coğrafyamız benzersiz, emsalsiz bir coğrafyamız var. Bir kere buradan bütün 3 saat uçuşla 1,5 milyar insana ulaşıyorsunuz, 30 trilyon dolarlık bir yıllık paranın döndüğü bir bölgedeyiz. O yüzden bizim bölgede bizim artı yetişmiş insan gücümüz var, bu bizim en büyük kaynağımız, en büyük mukayeseli üstünlüğümüz, bütün bunları değerlendirerek bu bilişim alanında, teknoloji alanında doğrusu çok ciddi fark oluşturabiliriz. İşte ULAK projesi de, 5G projesi de bu yönde atılmış küçük, ama anlamlı adımlardır.

Bu işe vesile olan, gayreti olan, emeği olan herkese ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Zamanlaması da iyi, yani şimdi 5G teknolojisi şu anda dünyada henüz ticarileşmiş değil, 2018 olarak planlayan var, 2020 diyen var, rivayetler muhtelif. Ama ne olursa olsun… Ne kadar sürecek bu proje, hedef ne? Bülent Bey, ne zamanda geliştireceksin?

Tabi ULAK’taki kazanımları da buraya taşıyorsunuz değil mi?

BÜLENT …- … 5G teknolojisini ULAK’a katıp, ULAK’ı da 5G’yle…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tamam. Yani o yapılan çalışma da dolayısıyla boşa gitmemiş olacak bir yıl iyi bir süre iddialı bir süre. Bir yıl sonra 14 Şubat’ta sorarım ona göre ha. Ondan sonra eşek kaçtı palanı düştü filan diye mazeret ben istemem.

Evet değerli arkadaşlar, bugün itibariyle 7 adet proje burada sergileniyor. Şu anda dahi ulusal ve uluslararası alanda birçok çalışmalar yürüten kurumlar, kuruluşlar var. Bu merkez aynı zamanda üniversite, özel sektör ve kamu için de bir laboratuvar görevi görecek. Bizim arkadaşlar, umudu kesti buradakini kaldırdılar, buraya uymadığımız için bozuldular yani.

Üretilen yerli yazılımlar, ağ altyapıları diğer bütün teknolojilerin testleri burada yapılacak. Bütün bu testlerden sonra elde edilen başarılı sonuçlarda uluslararası sektörde yerine almış olacak. Türkiye 5G’de sadece uygulayıcı değil, aynı zamanda da 5G teknolojisinin üreticisi olacak. Baştan beri ben bu Bakanlığa ilk başladığım günde söylediğim bir şey var, bilgiyi kullanmak yetmez, bilgiye sahip olacaksınız. Bilgiyi üreteceksiniz, başkalarının da bu bilgiye erişimine imkan tanıyacaksınız. Bunu başardığımız zaman bir yere gelmiş oluruz, öbür türlü offline ülkeler arasına gireriz. Bir online ülkeler var, bir de offline ülkeler var. Biz Türkiye olarak zaten online olmuş vaziyetteyiz. Şu anda hızımızı arttırmak gibi bir hedefimiz olmalı. Yine patenti bana ait bir laf var trafikte hız felaket, bilişim de hız berekettir. Onun için bilişimde gidebildiğiniz kadar hızlı gidin, hiç mahsuru yok.

Biz geniş bant interneti getirdiğimizde ADSL’leri yaygınlaştırdığımızda bu altyapıya ne gerek var efendim diyorlardı, fuzuli masraf. Şu anda kafi gelmiyor. Daha buralarda kullanılacak, gidip gelecek bilgilerde de hayallerin ötesinde daha çok artmalar olacak. Şu anda zaten altyapı neredeyse alarm vermeye başladı, o yüzden ne yapıp yapıp havadan, karadan, nereden olursa olsun mutlaka bizim akıl yollarının miktarını, büyüklüğünü, hacmini arttırmamız lazım. Türkiye’nin birinci derecedeki ihtiyacı budur, yoksa ürettiğiniz ürünler, ortaya koyduğunuz trafik eğer mecra bulamazsa, yol bulamazsa elinizde kalır hiçbir işe yaramaz. Altyapı çok önemli bana verilen bilgiye göre burada bir noktaya gelindi. Nihayet bu altyapının geliştirilmesi, müşterek kullanılması konusunda maalesef geçmişten kaynaklı büyük kaynak israfları var, artık bu işe bir dur demek lazım. Rekabetin, güzelliğin ayrı ayrı altyapıyla, ayrı ayrı efendim masrafla yapmak yerine müşterek altyapıyla olması rekabetin üretilen ürünlerin çeşitliliği, kalitesiyle ölçülmesi en doğru yol olur. Bu konuda eminim ki işletmeciler çok daha rasyonel kararları vakit kaybetmeden alacaklardır.

Sözlerimi tamamlarken, son 15 yılda Türkiye’de bilgi ve iletişim teknolojileri alanında aşağı yukarı neler oldu, neler bitti bir hafızasını tekrar yoklamak istiyorum.

15 yılda gerek yerli üretimin teşviki, gerekse kullanılan teknolojilerin çağı yakalama anlamında büyük mesafe aldık, sadece iletişim alanına 30 milyar liralık yatırım yaptık. 2003’te 20 bin olan geniş bant abone sayını bugün 60 milyon seviyesine ulaştırmış durumda. 88 bin kilometre olan fiber uzunluğu bugün 280 bin kilometreyi buldu, aştı hala. Yurt dışı internet çıkış kapasitemiz 20 gigabitten 300 kat arttırılarak 6 terabit seviyelerine yükseldi. Fiber abone sayısı 1.8 milyon mertebesine çıktı. Mobil abone sayısı yaklaşık 28 milyondan 75 milyona ulaştı. Mobil iletişimi 3G’nin en az 10 katı hıza taşıyacak 4.5G uygulaması 2016 Nisan’ında başladı 2015’te başladı, 4.5G hizmetinin abone sayısı da 46 milyona ulaştı. Demek ki 75’in 46’sı daha şimdiden 3G’ye geçmiş. Bu şu demektir: Süratle altyapı ona göre yapılıyor, hazır hale getiriliyor.  Az önce söyledim, ar-ge harcamaları milli gelirin yüzde yarımından 1.6 seviyelerine çıkmış durumda. Fakat şu da bir gerçek ki; bizim bu oranla, bu seviyeyle yetinmemiz söz konusu değil. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde yüzde 2,5-3 nispetinde ulaşmamız lazım.

15 yılda Türkiye yerli kaynak bilimsel yayın sayımız 3 katına çıkmış. Aynı dönemde tam zamanlı ar-ge personeli 29 binden 122 bine, tam zaman araştırmacı sayısı 23 binden 95 bine yükselmiş. Bütün bunları yeterli görmüyoruz, önemli gelişmeler olmakla beraber daha çok yapacağımız iş olduğunu biliyoruz.  Türkiye gibi bir ülkede bu rakamların 200 binleri, 300 binleri bulması gerekiyor. İnşallah bunu da başaracağız, bunun için potansiyelimiz var, gerekli insan kaynak ve kapasitemiz var.

Bir başkası, teknoparklar. Teknoparkları az önce söyledim, üzerinde tekrar durmaya lüzum yok. 2 teknoparktan 64 teknoparka ulaşmış bulunuyoruz. Bu teknoparklarda 4500’e yakın firma 40 binin üzerinde nitelikli araştırmacı çalıştırıyor. Ülkemizdeki özel sektör ar-ge merkezleri sayısının da 359’u bulduğunu bu vesileyle ifade etmek isterim. Bu rakamın, özellikle yeni çıkan ar-ge reform paketi hayata geçmesiyle birlikte çok daha hızlı bir şekilde artacağını söylemekten büyük memnuniyet duyuyorum.

Örnek, 2016 yılında yerli patent başvuruları bir önceki yıla göre yüzde 17 artmış, 6445’e yükselmiş. Yani 2002 yılında sadece 414 yerli patent başvurusu 14 yılda tam 16 kat artmış; bu bir başarıdır, ama yeterli değil. Bu 14 bin, 15 bin patent başvurusu büyük bir bilişim firmasının rakamlarını bile tutmuyor. İnşallah bu yılın hemen başında Sayın Cumhurbaşkanımızın onayladığı Sınai Mülkiyet Kanunuyla birlikte patent başvurularında çok daha büyük artışları hep birlikte göreceğiz.

Değerli konuklar, günümüzde bilişim altyapısı milli güvenlikle doğrudan ilgili bir konu haline gelmiştir. Artık bir ülkeyi bilişim altyapısını devre dışı bırakarak siber saldırılarla işgal etmek mümkün hale geldi. Hatta darbe girişimlerine ilk olarak teknolojiyi kullanarak başlıyorlar. Hatırlayın, bu Arap baharı denen Tunus’tan başlayıp bütün bölgeyi saran o hareketlerin öncüsü bilim altyapısının kullanılarak başlatılmasıyla vuku bulmuştur.

15 Temmuz’da da durum farklı değildir; o gece darbeciler kendi aralarında iletişim kurmak için en ileri teknolojiyi seçerken, milleti korkutmak, sindirmek için televizyon kanallarına ve iletişim ağlarına en önce saldırdılar. TRT’yi ele geçirip korsan bildiri okudular, TÜRKSAT’ı bombaladılar, bazı basın yayın kuruluşlarına baskın yaptılar ve maalesef bu saldırılarda TÜRKSAT’ta iki kahraman arkadaşımız şehit oldu. Velhasıl, o karanlık gecede 248 yiğit vatan evladını şehit verdik, 2194 evladımız gazi oldu, yaralı kaldı, sakat kaldı.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyoruz. Memleketimizin doğuda, batıda, 780 bin kilometre alanda savunan bütün güvenlik güçlerimize Allah’tan güç ve kudret vermesini niyaz ediyor, bu uğurda şehit olan bütün güvenlik mensuplarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.

Hamdolsun ki Sayın Cumhurbaşkanımızın televizyon kanallarına görüntülü bağlanması, bizim yaptığımız çağrılarla darbecilere karşı demokrasi için önemli bir adım atıldı ve millet hiç düşünmeden sokağa indi, sokağı darbecilere dar etti. Bu olay bize gösterdi ki, daima silahlı ya da siber saldırının şekli ne olursa olsun tedbirli olmalıyız, en yeni ve en ileri teknolojiye mutlaka sahip olmalıyız. Sadece siber saldırılara karşı hazırlıklı olmak yetmez, aynı zamanda siber caydırıcılık gücümüzün de mutlaka yerinde olması lazım, aksi halde hiç de tasvip etmeyeceğimiz olaylarla her an karşılaşabiliriz.

Değerli misafirler, 2015 yılında 4G’yle hiç zaman kaybetmeyelim dedik ve 5G’ye geçelim kararını vermiştik. Bir ara kademe 4.5G’yle işe başladık ve şu anda da 5G’ye hazırlık çalışmalarını bu Mükemmeliyet Merkezinde başlatmış bulunuyoruz. 5’inci nesil telekomünikasyon hizmetlerine milli imkanlarla ulaşmak amacıyla kurulan bu merkezin güzel hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum. Merkezin açılışında emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyor, burada çalışmalarda görev alan arkadaşlarımıza başarılar diliyorum.

Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.