Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Adalet Surasi’nda yaptigi konusmasinin tam metni

 

Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, kıymetli Meclis Başkanım, yargı teşkilatımızın değerli başkanları, üyeleri, hakimlerimiz, savcılarımız, üniversite ve medya dünyasının değerli mensupları, değerli bakan arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarım, kıymetli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; Cumhurbaşkanımızın himayesinde toplanan Adalet Şûrasının açılışında zatıalinizi ve tüm katılımcıları saygıyla, sevgiyle selamlıyorum hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

İlk kez toplanan Adalet Şûrasının ümit ederim ki zamanla geleneksel hale gelir ve adalet konusundaki meselelerimiz kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş olur.

Bu şûranın toplanmasına öncülük eden Adalet Bakanımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Şûranın ülkemizin adalet, demokrasi ve hukuk yolunda alacağı mesafede yol gösterici olacağına yürekten inanıyorum. Buradan çıkacak sonuçların adalet politikalarımıza ışık tutacağına, yapıcı tartışmaların daha iyi uygulamalara ilham olacağına inanıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım, değerli katılımcılar; bizim mahkemelerimizde bir söz var, adalet mülkün temelidir. Mülk nedir? Mülkü bazen birçoğu bina olarak anlar. Mülk aslında devlettir, yani adalet devletin temelidir. Adalet aslında dünyada düzenin aynı zamanda devletlerin de temel direğidir. Devlet hayatının ve hukukun ana mihveridir. İnsan ve toplum hayatında en yüce erdem ve en büyük fazilettir. Bilindiği üzere, kamu vicdanı en şaşmaz adalet terazisidir. Bizim işimiz de kamu adına devlet ile toplum ilişkilerini düzenlemek, bireyin ve toplumun hukukunu korumaktır. Sınırlarını akıl, duygu ve vicdanın çizdiği siyasal hayatımız tarih boyunca adaletle genişlemiştir. Tarih boyunca adalet inancımızın, kültürümüzün ve devlet hayatımızın en temel unsuru olmuştur olmaya devam edecektir. Devlet ve toplum düzenini adaletten başka ayakta tutacak bir güç mevcut değildir. İnsanlığın ideal devlet arayışı tarih boyunca hep devam edegelmiştir. Siyasal sistemler, farklı fikir ve teoriler hep olmuş, olmaya da devam edecektir. Bu süreçlerde değişmeyen ve eskimeyen tek bir şey var o da adalettir. Adalet her şeyden önce insanı merkeze alan, insanı mutlulukla, erdemle yaşatan sosyal ve siyasi bir düzen arayışıdır. Bizim önceliğimiz adalet ve kalkınma olduğu için yolun başından beri bu iki temel kavramı birbirine bağladı.

Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin siyasi tarihinin son 15 yılına bu iki kavram mührünü vurmuştur. Bir yandan kalkınma hamlelerimizle refahı büyütürken, diğer yandan bunu sosyal tabanlara yayma gayretinde olduk. Sosyal politikaların esası da adalet olmuştur. Dezavantajlı grupların desteklenmesi ve korunması bize göre adaletin olmazsa olmaz bir şartıdır. Bütün vatandaşlarımız için fırsat eşitliğinin sağlanması, kamu hizmetlerinin erişilebilir kılınması, hak arama yollarının açık tutulması esastır. Sosyal barış, ekonomik istikrar, devlet düzeni ancak ve ancak iyi çalışan adalet sistemiyle sürdürülebilir. Üstelik şairin dediği gibi adalet gecikmez tez verilmelidir. Biliyoruz ki geciken adalet vicdanları yakan bir ateşe dönüşmektedir. Hızlı ve etkili işleyen bir adalet sistemiyle başından beri iktidarımız öncelikleri içerisinde yer almıştır. Bu önceliğe uygun olarak son 15 yıl içerisinde birçok adımlar attık, Adalet Bakanımız bunlarla ilgili detayları verdi. Hukuk ve yargı sistemini insana hizmet eden bir araç olarak işler hale getirmek için birçok reform yapıldı. Zamana yenilen mevzuat hükümleri tamamen gözden geçirildi ve birçok temel kanun yenilendi. Hak arama yolları açık tutulurken, sisteme yeni kurumlar da kazandırıldı. Anayasa Mahkemesinde bireysel başvuruyla hak, hukuk ve özgürlüklerin hukuki himayesini genişlettik. Yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını anayasal teminatla güçlendirdik. Kamu denetçiliğiyle idarenin demokratik denetimini de sağladık. Son olarak, OHAL itiraz komisyonuyla olağanüstü hal dönemi işlemlerine idari ve yargısal denetime açtık. Ağır iş yükü altındaki mahkemelerin yükünü azaltacak adımları da ihmal etmedik. İstinaf yargısıyla iki dereceli yargılamadan, üç dereceli yargılamaya geçtik. Adli yargıda halen 9 merkezde faaliyet gösteren istinaf mahkemelerinin sayısını da arttıracağız 15’e çıkaracağız. Evet, bu Diyarbakır, Kayseri, Konya, Sakarya, Trabzon, Van istinaf mahkemeleri de önümüzdeki dönemde faaliyete geçecek.

Yine bu süreçte yargı sistemimizin ihtiyacı olan insan kaynak ve kapasitesini de arttırmayı ihmal etmedik. Ceza politikalarının ıslah amacına uygun olarak ceza infaz sisteminde köklü bir dönüşüm başlattık. Bilişim teknolojilerinin yargı alanında kullanımında aslında dünya çapında bir çığır açtık. UYAP’la yargı hizmetlerini elektronik ortama taşıdığımız gibi, SEGBİS sistemiyle de mesafeleri, uzakları yakın ettik. Adliye binalarımızı temelden çıkardık saraya dönüştürdük. Adalet mülkün temeli diye söylenince ben gençliğimde ilçeye gittiğimde hep adaletle ilgili birimlerin bodrum katta olduğunu görüyordum. Herhalde bunun için adalet mülkün temeli diyorlar diye yorum yapıyordum. Ve bugün Sayın Cumhurbaşkanım, artık ülkemizde hakikaten adalet sistemimizin ihtiyacı olan, yakışan adalet saraylarını temelden çıkardık ve müstakil güzel binalar haline getirdik. Ama zarftan önemli mazruftur, içini adaletin en iyi şekilde tecelli etmesi için de ihtiyacımız olan insan kaynağıdır, insan kapasitesidir aslında her alanda buna ihtiyacımız var. Bina sayısı iki kattan fazla artarken, kapalı alan miktarı 6,5 kat artmıştır. Ancak bu çalışmalar ne ölçüde anlamlı ve büyük olursa olsun adaletin dayanağı ve kaynağı hep insan olmuştur. Bu nedenle insanı yüceltmeyi, insani yaşatmayı esas alan bir adalet anlayışı yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.

Yargı güveni yargıya olan güveni daha da arttırmak ve yargılamaları hızlandırmak amacıyla bir dizi yeniliği ihtiva eden yeni bir reform paketini de yakın zaman içerisinde yüce Meclis’e getirmiş olacağız.

Sayın Cumhurbaşkanım, değerli katılımcılar; uyuşmazlıklara süratle cevap verecek, yeni çatışmalar üretmeden itilafları kalıcı şekilde çözecek bir sistemi ve sistemi işler halde tutmak hayati öneme sahiptir. Mahkemeler klasik dava ve hak arama yolları için gereklidir, ancak yeterli değildir. Günümüzün hukuk devleti anlayışı da bu boyutu çoktan aşmıştır. Günümüzde hukuk sistemleri, adaletin sosyal hedefine de odaklanmaktadır. Hedef uyuşmazlıkları en kısa sürede, en az maliyetle etkili bir şekilde çözmektir. Bunun için alternatif usuller giderek dünyada yaygınlaşmaktadır. Davacı-davalı, müşteki-mazlum ayrımıyla başlayan klasik dava yolunun sonu adalete varsa da bir tarafın kaybettiği, diğer tarafın kazandığı bir sonuçtur. Adalet hakiki sevgidir, ancak filozoflar hakiki sevgiyi öteden beri adalete üstün tutmuştur. Sevgi ve muhabbet ikiliği, çatışmayı, rekabeti ortadan kaldıran bir vahdet yoludur. Bu sebeple yargısal yolları açık ve hazır tutmak kadar toplumun sorun çözme kültürünü geliştirmek, sulh ve anlaşma yollarını teşvik etmekte aynı derecede anlamlı ve değerlidir. Bu anlayışla hukuk sistemimize kazandırdığımız uzlaşma ve arabuluculuk gibi uygulamalar kayda değer sonuçlar vermeye başlamıştır. Yasal değişikliklerle uygulama sahası genişleyen mağdur, fail uzlaşması kamu düzenini bozmayan basit suçlarda mağdurun tatminine hizmet eden önemli bir kurum haline gelmiştir. Uyuşmazlıklarda arabuluculuk uygulaması da Ekim ayında yenilenen İş Mahkemeleri kanunuyla yeni bir safahat kazanmıştır. Bu ve benzer usulleri yaygınlaştırmak etkin bir biçimde uygulanmasını sağlamak önümüzdeki dönemin öncelikli hedefleri arasında olacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanım, değerli katılımcılar; hukuku ve adaleti konuşurken şüphesiz ülke olarak yaşadığımız hem çok acı hem de çok özel bir tecrübeyi de burada paylaşmadan geçemeyeceğim. Hukuku, yargıyı, adaleti sağlamanın imkanı olmaktan çıkarıp örgütsel bir yapının aracı haline dönüştürmek isteyenler hukuk sistemine de çok büyük zarar verdiler. Dolayısıyla, FETÖ ile mücadele, istiklal ve istikbal mücadelesi olmanın yanında aynı zamanda yargının güven ve itibar mücadelesine dönüşmüştür. Bu mücadeleyi adalet terazisini doğru tutarak kazanacağımıza yürekten inanıyorum. Biliyoruz ki, başarının tek yolu, tek formülü hak, hukuk ve adaletten sapmamaktır. Hile ve tuzaklara, hukuku çiğneyenlere, hukuku yücelterek cevap vermektir. Hukuk devleti ilkesine halel getirmeyeceğiz ve keyfiliğe asla müsaade etmeyeceğiz. Yargıyı araç haline getirenlere, adaletin ne büyük bir değer olduğunu her kararımızda göstermeliyiz. Hukukun ve vicdanın gösterdiği istikametten milim şaşmamalıyız. Suçlular hak ettiği cezayı mutlaka görmelidir. Başta 15 Temmuz darbe girişiminin asıl failleri olmak üzere suçlular hak ettiği cezayı mutlaka görecektir. Bu beklentinin süratle karşılanması ne kadar önemli ve hayatiyse bu süreci zehirleyecek, sulandıracak, amacından ve ekseninden çıkaracak tuzaklar karşısında da dikkatli olmak o kadar önemlidir.

Devam eden iki grup davamız var. Birincisi, darbe teşebbüsüyle doğrudan ilgili olanlar. Bunlar kesin hüküm yolunda süratle ilerlemektedir. Ümit ediyorum ki bu yılsonuna kadar darbeye bizatihi karışanların görüldüğü bütün davalar sonuçlanmış olacaktır.

İkinci grup da örgüt üyeliğiyle ilgili davalar vardır, bunlar sayısal olarak çok daha büyük bir yekun tutmaktadır. Hiç şüphesiz bu davalarda örgüt üyeliğinin tespiti ayrı bir dikkat ve titizlik gerektiriyor. İşaretler FETÖ terör örgütünün ilgisiz birçok insanı adli sürecin içine çekme gayretinde olduğunu göstermektedir. Bu sinsi plan adalet sistemimize kurulmuş bir tuzaktır. Ancak Adalet camiamız bu tuzağa asla düşmeyecektir. Bunun en güzel ve en güncel örneği çok önemli bir delil olarak gördüğümüz ByLock’taki teknik kumpasın açığa çıkarılmasıdır. Kimsenin endişesi olmasın savcılarımız, hakimlerimiz bir kuyumcu titizliğiyle çalışacak haklıyı haksızdan, suçluyu suçludan, mağduru mücrimden mutlaka ayırt edecektir.

Sayın Cumhurbaşkanım, Türkiye’nin gücü hukuk devleti olmaktan geliyor. Demokrasiye bağlılıktan, hukuka olan riayetten geliyor. Hiçbir vesayet girişimi devletle, vatandaş arasına giremeyecek, girmesine izin verilemeyecektir. Demokrasiden, hukuktan, adaletten ve özgürlüklerden temel hak ve hürriyetlerden asla taviz vermeyeceğiz. Toplumun her kesimini istisnasız bütün vatandaşlarımız hukukuna sahip çıktık, sahip çıkmaya devam edeceğiz. Demokrasiye, millet iradesine, milletin hukukuna kast edenlere göz açtırmayacağız. Bakınız devletin silahını millete doğrultan FETÖ teröristleri bugün mahkemelerde hesabını veriyor. Ayrıca, darbe teşebbüsüne kalkanlar tankları demokrasiye karşı yürüten 28 Şubat darbecileri de aynı şekilde Adalet önünde hesabını vermektedirler.

Sayın Cumhurbaşkanım, demokrasi ve hukuk devleti yolunda bütün kazanımlarımızı bundan sonra da arttırarak devam edeceğiz. Devletimiz ve milletimiz adaletle payidar olsun niyazıyla sözlerime son veriyor hepinizi; sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Şûranın anlamlı neticeler vermesini Mevla’mdan niyaz ediyorum.

Saygılarımla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.