Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Alp Havacilik Helikopter Is Merkezi Tesisleri’nin açilis töreninde yaptigi konu

 

Alp Havacılık Şirketinin çok değerli sahibi, yöneticileri, Ülkü Hanım, Tuncer Bey, saygıdeğer konuklar; hepinizi bu heyecanlı günde, güzel günde sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerimin başında bildiğiniz gibi dün Fransa’da bir Mulhouse kentinde bir yangın oldu ve burada hayatını kaybedenler var. Bunlardan üç tanesi de çocuk yaşta bizim vatandaşlarımız. Bütün hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ümit ederim ki burada herhangi bir kasıt yok, bir kundaklama hadisesi yoktur. Ama bu ihtimale karşı da Fransız makamlarının meseleyi titizlikle takip edip sonuçlandırmasını bekliyoruz.

Keza dün Amerika’da, değerli Amerika dostumuz Lockheed Martin’in yöneticisinin olduğu Amerika’da da bir çılgınlık yaşandı, bir vahşet yaşandı. Las Vegas’ta bir saldırıda 59 insan hayatını kaybetti. Neresinden bakarsanız, adı ne olursa olsun bu bir vahşettir, bu bir cinnettir, bu vesileyle hayatını kaybedenlere rahmet diliyor, yaralılara acil şifa diliyorum. Şunu bilin ki; Türk halkı, Amerikan halkının acılarını en yürekten paylaşıyor.

15 yıl önce üreten, kendi kendine yeten Türkiye hedefiyle çıktığımız bu yolda bugün önemli bir noktaya gelmiş olduğumuza şahit olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu merkez az önce Skorsky Lockheed Martin yönetici beyefendi de izah etti. Dünyada derli toplu her şeyi birarada yapan bu kadar gelişmiş bir tesis yok dedi; bu bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu konuda emeği geçen başta merhum babanız Necdet Bey olmak üzere Alp ailesine şükranlarımı sunuyorum ülkem adına, milletim adına, Allah başarılarınızı daim etsin.

Sen Tuncer, Ülkü Hanımın duasını, ananın duasını aldığın müddetçe sırtın yere gelmez, her türlü başarıyı da elde edersiniz.

Değerli dostlar, dünya hızla bilgi çağına, teknoloji çağına geçiyor. Artık tankı, topu, tüfeği olan değil bilgiye sahip olan, bilgiyi üreten, bilgiyi kullanılabilen toplumlar bir adım öne çıkıyor, bundan mahrum olanlar maalesef geride kalıyor. Bu büyüme serüveni sadece ayağımızın değdiği dünyada, arzda, yerkürede olmuyor, gökyüzü ve uzay da bilgi toplumunun getirileriyle yeni bir büyüme alanı olarak önümüzde duruyor. Bugün havacılık ve uzay konularında teknoloji tasarlayan, üretime yönelen, bu üretimi katma değere dönüştüren ülkeler siyasi olarak, ekonomik olarak, askeri olarak daha güçlü hale geliyor ve politika belirleyen, bölgesel-küresel politikaları belirleyen ülkeler haline dönüşüyor. AK Parti Hükümeti olarak da 15 yıllık iktidar süremizde sanayileşmeyi, katma değeri yüksek teknolojik ürünleri kendi kendimize yaparak, kendi imkânlarımızla yaparak ülkemizin küresel anlamda önemli bir noktaya gelmesini sağlayacak çalışmalara hep hız verdik, hep destek olduk. Bu konuda her dönem, her iktidar dönemimizde ciddi teşvikler verdik. Hamdolsun bunların karşılığını bugün görmekten mutluyuz. Uydularımızla sinyallerimizi Asya, Avrupa ve Afrika’da 118 ülkede 3 milyar insana ulaştırabiliyoruz. Aynı zamanda uydu üzerinden internet ve veri akışını gerçekleştirebilir hale geldik. Yerli yer gözlem uydumuz Göktürk-2’yi uzaya gönderdik ve çok güzel görevler ifa ediyor. Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A üretimi uzay sistemleri ve entegrasyon test merkezinde başladı. 2020 yılında inşallah tamamlanarak uzayda yerini alacak. Teknolojide derinleşmeyle beraber savunma ve havacılık sanayinde de araştırma-geliştirmeye önemli paylar ayırıyoruz. Savunma ve havacılık ar-ge bütçemiz 2016 yılı itibarıyla 1 milyar doları aşmıştır. İhracatımız 15 yıl önce havacılıkla ilgili sadece 250 milyon dolar iken bugün 2 milyar doları bulmuştur. Ciro 1 milyar dolar iken bugün 6 milyar doların üzerine çıkmıştır.

2002’de sadece savunma sanayiyle alakalı 66 proje üzerinde çalışırken, bugün 543 proje üzerinde çalışıyoruz ve bu projelerin toplam bütçe büyüklüğü 60 milyar dolardır. Savunma ve havacılık sanayi projelerine odaklanan teknoparklar açtık. Bugün İstanbul’da teknoparkta 170 ar-ge firması ve toplam 2750 teknik vasıflı personel çalışıyor. Aynı şekilde Ankara Kahramankazan’da 80 milyon avro bedelle uydu test ve entegrasyon merkezini yaptık, faaliyete aldık; kendi uygularımızı tasarladığımız gibi üretimine de başlamış bulunuyoruz.

Ülkemizde geliştirilen uydu parçaları yerli imalatlar testleri artık uzayda gerçekleştiriliyor. Japonya Havacılık ve Uzay Ajansıyla yaptığımız anlaşma gereğince, burada, Türkiye’de yapılan parçaları Japonya’da imal edilip uzaya gönderilen uydularda kullanıyoruz, belirli bir kullanma süresinden sonra tekrar geri gelecek, ona göre nihai halini alıp bu parçalar bizim özgün yerli imalatımızda kullanılır hale gelecek.

Evet, artık 2016’da başlattığımız testler meyvesini vermeye başladı ve bu konular inşallah önümüzdeki yıllarda yerli ve milli kabiliyetimizin geliştiği bir alana dönüşmüş olacak.

Eskişehir aslında geçmişine baktığımız zaman ilk otomobili yaptığımız yerdir, bir asırdan fazla geçmişi olan lokomotiflerin, motorların yapıldığı yerdir. Eskişehir esasında hem sivil havacılığın, hem de askeri havacılığın merkezi olan bir yerdir. Aslında sadece Alp Havacılık, TUSAŞ, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Lockheed Martin, Skorsky işbirliği yapmıyor, aynı zamanda TÜLOMSAŞ, GA’yle en son nesil lokomotif yapıyor, yaptıkları lokomotifler bugün Avrupa’da raylarda, belki bunu bazıları biliyor, bazıları bilmiyor.

Geçtiğimiz yıllarda Amerika Ulaştırma Bakanı gelmişti, onunla beraber geldik Eskişehir’de bu protokolü yaptık, 50 lokomotiflik bir proje imzaladık, şu anda bunların teslimatları devam ediyor. Aynı zamanda lokomotif TÜLOMSAŞ fabrikası marine edilmiş denizde kullanılacak dizel motor da yaptı, bunları gemilere de verdi.

Eskişehir sessiz sedasız makine sanayinin, havacılığın, sivil havacılığın, lokomotif ve hızlı treninin imal edileceği bir merkez oluyor. Aslında ülkemizi yüksek teknoloji, katma değer üreten ve gelişmiş ülkeler içerisinde 2023 hedeflerimize doğru götürecek yolda lokomotif görevi görecek şehir Eskişehir’dir. Dolayısıyla Eskişehir’e yeni şeyler yapmak lazım, Eskişehir’in her şeyi yepyeni olması lazım yönetimi de, teknolojisi de, sanayisi de. İnşallah bu yönde kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Uzay ve havacılık teknolojilerinden ülke kalkınması ve milli güvenliğin sağlanması, doğal kaynakların tespiti ve bunun halkın refahı için kullanılması adına, Türkiye Uzay Ajansını kurma kararı aldık. Bu kararı da tasarı taslak olarak Meclise gönderdik, bu yasama döneminde inşallah Türkiye Uzay Ajansı da kurulmuş olacak; hayırlı, uğurlu olsun.

Başka?.. F-35 müşterek taarruz uçağı projesi var, bunu da NATO ülkeleri ortak bir projedir. Karmaşık yapısı en son nesil uçaklar, bunların orta gövdesini de Amerika dışında yapan ilk kaynak olarak TUSAŞ belirlendi ve TUSAŞ üretimine başladı.

Silahlı-silahsız insansız hava araçlarının üretimi de devam ediyor. Ülke güvenliği açısından bunlara ihtiyaç var. Bugün İHA sistemlerimiz taktik ve operatif sınıfta gelişmiş ülkelerle rekabet eder düzeye ulaşmıştır.

Evet, yine milli muharip uçak tasarımımızın çalışmaları Savunma Sanayi Müsteşarlığımız bünyesinde başlatılmıştır.

Hürkuş eğitim uçağı gerekli sertifikaları temin etti ve şu anda seri üretime başlamış durumdadır. Tamamen yerli tasarım özgün helikopter çalışması da az önce Sayın Müsteşarımızın ifade ettiği gibi ilerliyor, şu anda prototip çalışmaları devam ediyor.

Bugün burada açılışını yaptığımız bu tesiste genel maksatlı bir helikopterin imali gerçekleştirilecek, bu güzel bir işbirliği. Burada kim var? Savunma Sanayi Müsteşarlığı, TUSAŞ, Alp Havacılık, Lockheed Martin firmaları var. Hem yerli devlet, millet, özel sektör, kamu sektörü iş birliği var hem de küresel ortaklarla iş birliği var çok güzel bir şey. Amerika yıllardan beri bizim müttefikimiz, tabi zaman zaman bu güzel iş birliğinin sorgulandığı dönemlerde yok değil. Dolayısıyla, iş birliğimizi, stratejik ortaklığımızı, müttefikliğimize zarar veren unsurların mutlaka aradan çıkarılması lazım. Bunu Lockheed Martin Başkanı yapacak değil, bunun kararını verecek, bu adımı atacak Amerikan yönetimidir. Ancak sizler Amerika’nın lokomotifleri olarak Amerika’nın teknolojisini, sanayini, elindeki imkan ve kabiliyetleri sağlayan firmalar olarak bu güzel iş birliklerinin zararı görmemesi için elinizden gelen her türlü gayreti göstererek yukarıda yanlış adımların atılmaması için katkı koymanız gerekir. Bunu yaptığımız zaman 15 Temmuz acısını bu ülkeye yaşatan alçaklara karşı Amerikan Hükümetinin yönetiminin bakışını değiştirdiğimiz zaman, Suriye’de DEAŞ’la mücadele ederken Türkiye’nin canını yakan, sivil insanlarına zarar veren ve Amerika’dan aldığı silahları bizim insanımıza çeviren bu terör güruhlarıyla ilişkileri sınırlandığımız zaman Amerika’yla olan ilişkilerimiz daha da gelişecek. Sizin için sadece Türkiye de değil, bütün bu coğrafyada çok daha kapsamlı bir iş birliği önü açılmış olacaktır. Bu vesileyle bunu da bir not olarak ifade etmek istiyorum.

Değerli kardeşlerim, bugün açılışını yapacağımız bu tesis genel maksat helikopter programımız çerçevesinde helikopter üretimi yapacak. Az önce burada da gördük, helikopterde önemli aksamlar, aktarma sistemleri, şaftı ve hareketli parçaların çoğu Alp Havacılıkta, bir kısmı TUSAŞ’ta, bir kısmı ASELSAN’da, bir kısmı da Lockheed Martin firması tarafından tam bir iş birliği içerisinde üretim gerçekleştirilecek. Ve buradaki yapılan ürün sadece bizim kuruluşlarımızın ihtiyacı için yapılmıyor, aynı zamanda bölgemizde ve dünyada birçok ülkenin ihtiyacına da cevap verecek bir ürün olacak. Bu tesisler bu iş için evet iftiharla söylüyoruz ki, dünyada bir ilk. Bu kadar entegre, bu kadar her şeyi bir arada tertemiz, pırıl pırıl böyle bir tesis başka yerde yok. Sizlere teşekkür ediyorum, işin önemini kavramış olmanızdan dolayı. Bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan bu tesisleri yapmış olmanızdan dolayı başta merhum babanız Necdet Bey olmak üzere, sizlere teşekkür ediyorum. Herhalde Necdet Bey sağ olsaydı bugünleri görseydi çok daha farklı bir gurur yaşayacaktı, ama müsterih olun. Adam odur ki, bıraka bu dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser Necdet Bey’in eseri de bu, eseri sizsiniz, eseri bu tesisler. Tabi burada konuşulacak, anlatılacak çok şey var, çok teknik detay var, ama önemli nokta ve benim önemsediğim konu burada genç beyinlerin, Türk mühendislerin, meslektaşlarımızın bu işi sırtlanacak, sırtlayacak olması bu işin asıl gizli kahramanları olması.

180 mühendis ve toplamda 800 nitelikli personel bu ekibin içerisinde yer alıyor. Bu yeni tesiste bütün test süreçleri tamamlanacak, seri üretime geçilecek o zaman daha çok insana ihtiyaç olacak. 400 kişi daha burada üretime katılacak, bu çalışmaların içinde olacak. Arzumuz ve gayretimiz bu ve buna benzer tesislerin sayısını arttırmak. Bunun için bu projelere yerli katkısı, akıl teri, alın teri dökülerek yapılan tesislere, işlere çok daha fazla destek vereceğiz bunu buradan ifade ediyorum. Bu bakımdan bu tesiste üretimi gerçekleştirilecek T-70 Kara Şahin Helikopterlerinin önemli bileşenleri büyük oranda yerli olacak, kendi mühendisimizin, kendi akıl terimizin, alın terimizin emeğinin bir ürünü olacak. Buradan Kara Kuvvetleri, Hava, Jandarma, Genelkurmay, Emniyet, Orman gibi birçok kuruluşumuzun ihtiyacı olan araçlar üretilerek temin edilmiş olacak. 3,5 milyar liralık 100’ü aşkın projeden, üniteden bahsediyoruz. Bu ne demektir? Hem Eskişehir hem Türkiye bundan kazanacak. Alp Havacılık firması da buranın, bu projenin başarılı olması için fedakarlıktan kaçınmamış, 90 milyon dolarlık yatırım yapmış, bu tesisleri ortaya koymuş. Tabi ki 11 bin metrekarelik bu tesiste bütün tam kapasite üretim başladığında yıllık 500 milyon dolara varan bir ihracat söz konusu olacak. Bu tesis zaten marka değeri yüksek olan Eskişehir’e yeni bir marka katacak, yeni bir değer katacak. KOBİ ve yan sanayiler de buradan istifade edecek. Sadece burada çalışanlar değil, onlarca yan sanayi firması büyük, küçük buradan istifade edecek. Hali hazırda 100 milyon dolar tutarında nitelikli ihracat gerçekleştiren Alp Havacılık’ın 2023’te yarım milyar dolara yakın bir ihracat hedefi var.

Değerli dostlar, bugün Eskişehir’de olmamız hasebiyle biraz da Eskişehir’den bahsedelim, Eskişehir’in bizim gönlümüzde apayrı bir yeri var. Duygusal tarafını bir tarafa bırakalım, ama göreve geldiğimizde ilk hızlı treni Eskişehir’e getirdik. Türkiye’de bunun da bir anlamı var, çünkü Eskişehir İstiklal Savaşı’ndan büyük bir mücadeleyle çıktıktan sonra Türkiye’nin kalkınması, gelişmesi havacılıkta, raylı sistemlerde, Türkiye’yi ön plana çıkaracak projelerin başlatıldığı şehirdir. Kadirbilirlik gereği hızlı treni de ilk defa Türkiye’de Eskişehir’e getirdik. Eskişehir’e yeni tren getirdik, hızlı tren getirdik. Ve bugüne kadar Eskişehir’e getirdiğimiz bu hızlı trenden 24 milyon vatandaşımız kullandı. 24 milyon vatandaşımız sağlık, sıhhat içerisinde konforla bu hizmetten yararlandı. Bu ne demektir? Eskişehir’e o kadar insan geldi demek. Tabi burada kalacak mı? Değil. Oradan Bilecik’e, Sakarya’ya, Kocaeli’ne, İstanbul’a bağladık, şimdi Kütahya üzerinden Afyon’a, İzmir’e, Antalya’ya bağlayacağız. Böylece Eskişehir yollarıyla, tren yollarıyla, havacılığıyla hem sivil havacılık hem askeri havacılık açısından Türkiye’nin merkezi haline geliyor. Türk dünyasının da merkezidir Eskişehir aynı zamanda. Değerli Nabi Hocam Bakanlığı döneminde bu konuda çok güzel çalışmalara imza attı. İnşallah Eskişehir’de de Milli Takımımız bu Cuma günü İzlanda’yla karşılaşacak. Geçen ki milli maçta Eskişehir müthişti, çok büyük destek verdi ve sonuç aldık. Burada da aynı coşkuyu, aynı heyecanı göstereceğine hiç kuşkum yok. Vereceğiniz o teşvik ve heyecan inşallah millilerimize de beklediğimiz sonucu getirecek.

Eskişehir eğitim, sanayi, sağlık, turizm gibi birçok alanlarda da çok mesafe kat etti. Örneğin, bugün Borax madeninin yüzde 73’nü Türkiye sağlıyor. Bu üretimin yüzde 80’nini de Eskişehir Kırka Simav hattından temin ediliyor. Aynı şekilde ulusal üretimde özellikle de makine imalat endüstrisinde Eskişehir’in payı gittikçe artıyor. Dizel lokomotif soğutucu, uçak motoru üretimi de burada gerçekleşiyor. Az sonra TUSAŞ’a geçeceğiz ve orada yapılan önemli çalışmaları da görme imkanımız olacak. Buzdolabı, çamaşır makinesi üretiminde de Türkiye’nin neredeyse yarı imalatı bu bölgede gerçekleştiriliyor. 32 milyon metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük organize sanayilerinden birisi burada faaliyet gösteriyor. 2002’de Eskişehir’de sadece 151 milyon ihracatımız vardı. Geçen sene ne oldu? 862 milyon dolar oldu. Raşit Bey, siz eksik dediniz herhalde. 2 milyar olmuş, arkadaşlar gelişmeleri takip edemiyorsunuz bak. 2 milyar olmuş hey Ahmet. 862 milyon değil, 2 milyar. 150 milyondan 2 milyar ihracat. Biz 862 dedik, yanlış söyledik kusura bakmayın düzeltmiş olalım, Eskişehir’in hakkını yemeyelim. İnşallah bu tesislerle bu 2’ye katlanacak, 3’e katlanacak ve bizim 500 milyar dolar hedefimizin öncüsü, lokomotifi Eskişehir olacak bunda hiçbir tereddüdümüz yok.

AK Parti Hükümetleri olarak 15 yılda Eskişehir’e yaptığımız yatırım 20 milyar liradır helali hoş olsun. Hastaneleri, statları, okulları, havaalanını, yolları, alt geçitleri, üst geçitleri, hızlı treni, yaptığımız yatırımları burada tek tek saymayacağım buna zamanımız yok, ama devam eden bazı yatırımlar var, onları kısaca söyleyeyim. 1081 yataklı Eskişehir Şehir Hastanesi. 600 yataklı Yunus Emre Araştırma Hastanesi önümüzdeki yıl hizmete alınıyor. Bu ne demektir? 1700 yataklı, 1800 yataklı bir hastane külliyesini Eskişehir’e kazandırmış oluyoruz. Eskişehir OSB yakınında 625 bin metrekare alana sahip Hasanbey Lojistik Merkezini geçtiğimiz yıllarda hizmete aldık. Şimdi 2’nci OSB’yi yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Ancak o OSB’yle, demiryolu arasında, daha doğrusu Hasanbeyli arasında bir demiryolu bağlantısı vardı, bunu konuşmuştuk. Sanayicilerimizle, odalarla filan bir anlaşmaya varmıştık. Biz anlaşma tarafını hallettik, ama siz de biraz maalesef biraz geri kaldınız, ama artık karar verdik onu da biz yapacağız. 7 kilometrelik o bağlantıyı da yapacağız. Arkadaşlarımızla konuşacağım daha fazla beklemenin anlamı yok biran önce yapalım.

Tarımsal ve hayvansal ürünlerin başka illere taşınmasında yoğun olarak kullanılan Eskişehir-Sarıcakaya-Nallıhan yolunu da tamamen yeniliyoruz. Biliyorsunuz Eskişehir hızlı trenle ilk tanışan ilimiz, az önce söyledim 24 milyon vatandaşımız bu hattı kullandı.

Şimdi değerli dostlar, konuşacak, söylenecek çok şey var, ama fazla konuşmaktansa daha fazla iş yapmaya ihtiyacımız var. Baştan beri Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 15 yılda ülkeyi nereden aldık nereye getirdik, bunu milletimiz görüyor, bir Türkiye’yi 3 Türkiye seviyesine çıkarttık milli gelir olarak. 2020’den itibaren yeni hedefimiz, Türkiye’nin orta gelir grubundan üst gelir grubuna çıkmasıdır, bunun için hedef koyduk, inşallah 2020 geldiğinde 13 bin dolar kişi başı milli gelirin üzerinde bir gelirle bunu başarmış olacağız.

En son yapılan uluslararası araştırmalara göre, kişi başı satın alma gücüne göre Türkiye Avrupa’da İspanya’yı geride bıraktı, 5’inci ülke oldu. Milli gelir olarak da kişi başı satın alma paritesine göre 25 bin doların üzerine çıktı. Ama bunlar bizim için yeterli değil, ihracat hedeflerimizi de ve genel ülke sıralamamızda dünyanın en güçlü 10 ülke arasına girme hedefimizi de inşallah bu ve buna benzer önemli yatırımlara daha fazla kaynak ayırarak, daha fazla teşvik sağlayarak gerçekleştirmiş olacağız.

Bizde güzel bir söz vardır, istiyorsan sulhu sükun, hazır ol cenge daima. Bizim amacımız kimseyle kavga etmek, kimseyle savaşmak değil, ama ülkemizin birliğine, beraberliğine, bölünmez bütünlüğüne, ulusal güvenliğimize herhangi bir tehdit olursa, buna en iyi şekilde hazır olmazı gerekir.

Bugünlerde Suriye’de ve Irak’ta güney sınırlarımızda birtakım operasyonlar yapılıyor, bir yerde referandum, öbür tarafta PKK’nın yeğenleri, kuzenleri PYD, YPG orada bir devlet kurma sevdasına girmiş; bunlar asla ve asla hiçbir şekilde bizim tarafımızdan hoş karşılanmaz. Orada yaşayan Kürt kardeşlerimize daha fazla gözyaşı, daha fazla ıstırap, daha fazla sorun çıkarır. Yöneticilerin ihtirasları uğruna bölgedeki insanları ateşe atmaları ve onların geleceğini karartmalarına izin veremeyiz. Irak, Suriye, bölge ülkeleriyle ve dünya kamuoyuyla beraber hareket ederek burada zaten var olan otorite boşluğu, krizi, kaosu daha da derinleştirecek, küresel terör örgütlerini daha da teşvik edecek adımlara asla izin vermemeliyiz, bu konuda duruşumuz çok nettir. Irak’ta ve Suriye’de yeni bir devlet oluşturma çabaları kimden gelirse gelsin Türkiye için bir milli güvenlik meselesidir, milli güvenlik meselesinde de Türkiye gereken her türlü adımı atma hakkını saklı tutmaktadır, bunu bütün dünya bilmelidir. Kimseye düşmanlığımız yok, kimseye husumetimiz yok, ama bizim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi bozmaya çalışanlar bunu bilmelidir ki, buna karşı da gereken cevabı verecek gücümüz her zaman vardır. Bunu anlamak istemeyenler Çanakkale’yi hatırlasın, İstiklal Savaşı’mızı hatırlasın, en son 15 Temmuz’u hatırlasın.

Bu millet istiklaline, bağımsızlığına yediği ekmekten, içtiği sudan daha fazla düşkündür. Bu bayrağa, bu vatana, bu millete, bu devletin bekasına yönelecek her türlü iç ve dış saldırı, eldeki bu güzel imkanlarla beraber en şiddetli bir şekilde karşılığını bulacaktır. Amacımız bölgede ve dünyada dostlukları artırmak, düşmanlıkları azaltmaktır. Esas budur, bunun için müttefiklerimizle, dostlarımızla daha fazla işbirliği içerisinde çalışmak prensibimizi muhafaza ediyoruz.

Ve bu duygularla bugün açılışı gerçekleştirilen, ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamada büyük bir eksikliği giderecek olan bu tesisin, Alp Havacılık Tesislerinin savunma sanayimize, ülkemizin kalkınmasına, gelişmesine katkı sağlayacağından eminim.

Ve bu duygularla emeği geçen başta merhum babanız olmak üzere validenize ve size, Alp Ailesine teşekkür ediyorum.

Hayırlı, uğurlu olsun, Allah güzel işler yapmayı nasip ve müessir eylesin.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.