Basbakan Yildirim’in Asayis ve Terörle Mücadele Degerlendirme Toplantisinda yaptigi konusma
Milletin huzuru ve esenliği için gece-gündüz çalışan Jandarma Teşkilatımızın çok değerli mensupları, değerli kahramanlar; hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Gününüz aydın olsun, geleceğimiz mübarek olsun.
Değerli arkadaşlar, biz bu coğrafyayı kahramanlıklarla dolu bir mücadeleyle kendimize vatan yaptık. Bugün de ülkemizin bağımsızlığı, milletimizin esenliği için kahramanlıklarla dolu bir mücadeleyi hep birlikte veriyoruz. Vatan ve millet mücadelesi iki cephede devam ediyor. Bunlardan birisi, sınırlarımız ötesinde ülkemize sınırlarımızdan yönelik her türlü tehdidi bertaraf etmek için yaptığımız mücadeledir. Fırat Kalkanı, bu mücadelenin örneklerinden bir tanesidir ve bu dışarıdaki mücadele Silahlı Kuvvetlerimizin sorumluluğunda sürdürülmektedir. Diğer önemli bir mücadelemiz de, sınırlarımız içinde hain terör örgütleriyle her türlü mücadeleyi sürdürmek.
Jandarma Teşkilatımız, trafikten asayişe ve narkotiğe kadar bütün alanlarda geniş bir hizmet ağı var, hizmet çalışması var. Teşkilat 1839’da kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti’nden çok daha uzun bir geçmişe sahip, Osmanlı döneminde kurulan teşkilat o günden bu yana memleketin emniyeti için, milletin selameti için oldukça güç ve önemli bir vazifeyi ifa etmektedir.
Milletin birlik ve bütünlüğü için ülkemizin her köşesinde fedakâr bir şekilde hizmet verirken özellikle teröre karşı verilen kararlı mücadeledeki özverimizden dolayı Jandarmamız milletimizin takdirini her zaman kazanmaktadır.
Değerli kardeşlerim; tabii 15 Temmuz Türk milleti için, ülkemiz için bir dönüm noktasıdır. 15 Temmuz’da alçak terör örgütü FETÖ darbe girişiminde bulunmuş ve bütün milletimiz buna şahit olmuştur. Bu terör grupları Cumhurbaşkanlığı’nı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, MİT, Türksat, Emniyet Genel Müdürlüğü, Özel Kuvvetler ve İstanbul’da birçok yeri maalesef bombalamışlar ve birçok şehidimizin ve gazimizin hayatına kastetmişlerdir. İnsanları gözlerini hiç kırpmadan bu alçaklar katlettiler, yaraladılar, ortalığı yakıp yıkıp kasıp kavurdular. Milletimize, devletimize, kardeşliğimize, demokrasimize adeta kurşun sıktılar. Şu bina bunun en canlı şahididir. O gün Jandarma Genel Komutanlığını da bu alçaklar işgal etti ve başta Jandarma Genel Komutanımız Arif Çetin ve vatansever Jandarma mensuplarımız, Silahlı Kuvvetler mensuplarımız bu alçaklara karşı gereken kahramanca mücadeleyi göstererek buraları işgal altından kurtarmışlardır. Örgüt mensupları maalesef asker kılığına girmiş birer terörist olarak milletin üzerine bomba yağdırmaktan, milletin uçağını, helikopterini, tankını çalmaktan bile hayâ etmemişlerdir ve bunları masum insanların üzerine sürmek suretiyle ülkemize en büyük kötülüğü yapmışlardır. Hedef, ülkenin bağımsızlığı ve istiklali milletin aydınlık geleceği.
O gece hainlere karşı verdiğimiz kahramanca mücadele asla unutulmayacak, unutturulmayacak. Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün milletimize yaptığı çağrı o gün yerini bulmuş ve meydanlar milyonlar tarafından doldurulmuştur. Ve o gece millet genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla-erkeğiyle bu ihanet şebekesi karşısında dimdik durmayı başarmıştır. Milletin üzerine giydirilen bu üniforma içindeki caniler Allah’a şükür sonuç alamamışlar ve vatansever askerlerimiz, polislerimiz, jandarmamız, hakimlerimiz, savcılarımız, medya mensuplarımız ve her şeyden önemlisi aziz kahraman milletimizin kahramanlıklarıyla, fedakârlıklarıyla hak ettikleri dersi almışlardır.
Değerli arkadaşlar; 15 Temmuz sonrası tabii bu alçakça darbe girişiminden önemli bir ders çıkardık. O derslerden bir tanesi de, Silahlı Kuvvetlerimizin yeniden yapılandırılması ve kolluğun tekrar gözden geçirilmesi. Bildiğiniz gibi bu çalışmalardan bir tanesi de Jandarmanın İçişleri Bakanlığına tam anlamıyla bağlanmasıydı. Bu karardan sonra özellikle terörle mücadelede yeni bir dönemin başladığını hepimiz görüyoruz. Özellikle 2006 Ağustos’unda aldığımız karar, savunma değil taarruz esastır terörle mücadelede ve yaz demeden, kış demeden bu mücadelede jandarmamız, polisimiz, güvenlik korucularımız, hatta ihtiyaç duyulan yerde Silahlı Kuvvetlere mensup elemanlarımızla birlikte amansız çetin bir mücadele içine girmiş olduk. Bu mücadele hamd olsun yurt içinde büyük bir başarıyla devam etmektedir. Bugün terörle mücadelede geçen 40 yılda geçmiş 1,5 yılı kıyasladığımız zaman hakikaten kıyaslanması dahi mümkün olmayan büyük bir başarı elde edilmiştir. Bu başarıda koordinasyonun, birlikte iş yapmanın katkısı önemlidir, ama her şeyden önce terörle mücadelenin Türkiye’nin gelecek mücadelesi, istiklal mücadelesi olduğunun bilincinin bütün kesimlerde yerleşmiş olmasıdır. Jandarmamız, polisimiz, sizler bu işi sıradan bir görev olarak görmüyorsunuz; önemli olan budur. Bunu bu ülkenin bekası olarak görüyorsunuz ve buna göre de her türlü fedakârlığı, her türlü vatanseverliği yaparak durumdan da vazife çıkararak görevinizi en iyi şekilde yapıyorsunuz. Bunun için 80 milyon vatan evladı vatandaşlarımız size şükranlarını ve minnet duygularını her zaman ifade ediyor.
Çünkü değerli kardeşlerim, bir ülkede huzur olmazsa, barış olmazsa, güvenlik olmazsa o ülke insanlarının geleceğe yönelik umutları gittikçe azalır ve bu karamsarlık ülkenin istiklali için, geleceği için en büyük tehdittir. Hamdolsun Türkiye bugün bunları geride bıraktı. İçişleri Bakanımız bu konuda adeta gece-gündüz demeden yurdun her köşesinde en ufak bir güvenlik noktasından bir tugaya kadar, bir Jandarma, emniyet, özel harekât birimlerine kadar her tarafı düzenli olarak ziyaret etmekte ve çalışmaları yakından takip etmektedir. Biz de zaman zaman tabii kendisiyle beraber, diğer Silahlı Kuvvetleri mensubu arkadaşlarımızla beraber aynı çalışmaları yapıyor ve bizzat sahada sizlerden kapsamlı bir bilgi alma imkânımız oluyor.
Eğer güvenlikle ilgili sorunumuz tamamen bitmezse, inanın ki başka konulara yeterince yoğunlaşmamız ve uzun vadeli bu ülkeye, bu ülkenin her karış toprağına yatırım yapılması için yapacağımız çağrıların fazla bir anlamı olmaz. İstiyoruz ki 780 bin kilometrekare vatan toprağının her köşesinde vatandaşımız yaşasın. Bu ülkenin ay yıldızlı bayrağı dalgalansın. İşini, gücünü, geleceğini, çoluğunun çocuğunun istikbalini buralarda arasın. Bunu sağlayıncaya kadar bu mücadele hız kesmeden, rehavete düşmeden devam edecek.
Şimdi artık, efendim burası Jandarma’nın görev yeri, burası polisin görev yeri, burası askerin görev yeri; böyle bir şey yok. Mesele memleket meselesiyse her yerde güvenliği, huzuru sağlamak hepimizin görevi. Asla bu konuda bir tereddüt olmayacak. İşte bu güzel, ahenkli çalışma sayesindedir ki günden güne sadece güvenlik güçlerimize, sadece vatandaşlarımız üzerine alçakça saldırılar düzenleyen terör örgütüne karşılık verilmiyor, inlerine kadar takip ederek bulundukları yerde etkisiz hale getiriyor; bu çok önemli bir şeydir, bu taarruz esaslı mücadelenin özünü teşkil ediyor. Bugün hamdolsun yurdun her köşesinde devlet inisiyatifi almıştır, devlet yönetime hakimdir. Ve vatandaşlarımız rahatça yurdun her köşesine gidip-gelme, seyahat özgürlüğüne, seyahat güvenliğine sahip duruma gelmiştir.
Bölgemiz zor bir bölge değerli arkadaşlarım, bu bölgede ayakta kalmak kolay bir iş değil. Bakarsanız tarihin akışına, her türlü olayın ortaya çıktığı bölge bu bölgedir. Hareketli bir bölge, dinamik bir bölge, fay hatları sürekli çalışan bir bölge, dolayısıyla bu bölgede birçok ülkelerin de hesapları var, emelleri var. Küresel terör örgütlerinin emelleri var, bunları da biliyoruz. Bütün bunların farkında olarak mücadelemizi sürdürüyoruz. Bakın dünyanın hiçbir yerinde aynı anda üç tane terör örgütüyle etkin mücadele eden başka bir ülke yok.
Bir yanda DEAŞ, din adına, İslamiyet adına insanları gözünü kırpmadan öldüren bir alçak örgüt. Bu mücadeleyi yaptık, yapıyoruz. Özellikle Suriye alanında, Irak alanında burada büyük-büyük laflar edenler, büyük-büyük ittifaklar kuran ülkelerden çok daha etkin mücadeleyi biz gerçekleştirdik ve 4 binin üzerinde DEAŞ mensubunu etkisiz hale getirdik. Bununla da kalmadık, ülkemize girmeye çalışan 50 binin üzerinde yabancı savaşçıyı geri gönderdik ve 5 binin üzerinde DEAŞ örgüt mensubunu da yakaladık, gerekli hukuki süreçleri sürdürüyoruz.
Diğer yandan PKK terör örgütü, 40 yılı aşkın bir süredir ülkemizin başını ağrıtan enerjisini azaltan, millimizin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini yok etmeye çalışan yine küresel oyuncuların piyasalara sürdüğü önemli bir terör örgütüdür. Ve bu örgüte karşı da son yıllarda verilen mücadele adeta destansı bir mücadeleye dönüşmüştür. Burada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: PKK terör örgütünün bir daha belini doğrultmasına imkân yoktur. Artık terör örgütünün yurt içindeki faaliyetlerinin sonlandırılmasına çok az bir şey kalmıştır. Kış mevsimine girdiğimizde, bugünlerde gördüğüm manzara şudur: Gerek Jandarmamız, gerek polisimiz, gerek güvenlik korucularımız ve Silahlı Kuvvetler mensuplarımız asla kış uykusuna yatmak gibi bir niyeti yoktur. Yurdun her köşesinde dağda, şehirde, bayırda amansız bir takiple bu alçakların dış yapılanmasına fırsat vermeden, göz açtırmadan bulundukları yerde imha etmek için her türlü çabayı, gayreti göstermektedir. Bu yüzden milletimiz adına sizlere bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.
Diğer önemli bir terör örgütü de, 15 Temmuz alçak darbe girişimini yapan ve içimize sızmış FETÖ terör örgütüdür. Bugün belki görünürlüğü 15 Temmuz’da zirve yapmış, ancak uzun vadede büyük bir temizlik gerektiren terör örgütü, FETÖ terör örgütüdür; bunu özellikle burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlar maalesef 40 yıllık bir süre içerisinde devletin bütün birimlerine, Jandarmasına, Silahlı Kuvvetlerine, Emniyetine, yargısına, bürokrasisine, eğitim kurumlarına, dahası sivil toplum örgütlerine ve iş hayatına, yani toplumun bütün kesimlerine maalesef bir virüs gibi nüfuz ederek ve nihayetinde işte 15 Temmuz alçak darbe girişimiyle milletle yüzleşmek gibi bir konuma gelmişlerdir. Bu örgüt küresel güçlerin kontrolüne girmiş ve hedefleri doğrultusunda her türlü alçakça çalışmayı yapmaktan zerre kadar hicap duymayan bir kanlı terör örgütüdür. Bugün muhatap olduğumuz ülkelerde bunların ne kadar koruma altında olduğunu gördüğümüzde terör örgütünün eriştiği boyut ve küresel korumalarının kimlere nasıl hizmet ettiğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
İnşallah kardeşliğimizi, değerlerimizi aşındıran bu alçak terör örgütünü de ülkemizin bütün kurumlarından, milletimizin gündeminden çıkarmayı hep birlikte başaracağız. Bu, uzun soluklu bir mücadeledir. Ancak burada bu mücadeleyi yaparken vatandaşlarımızın mağdur olmaması için de azami gayreti gösteriyoruz, göstermeye devam edeceğiz. Maalesef örgütün hiçbir kutsalı olmadığı için ayakta kalabilmek, geleceğe yönelik mensuplarına ümit aşılayabilmek için kahpe bir şekilde iftiralar atabilmekte, masum insanları da örgüt mensubu diye maalesef jurnalleyebilmektedir. Bunların farkındayız ve burada yapacağınız çalışmalarda belirlenen kriterler çerçevesinde herhangi bir mağduriyeti oluşturmadan bu çalışmaları sabırla, titizlikle yürütmemiz lazım, buna ihtiyacımız var. Çünkü kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi bozmanın bir başka yolu da insanların birbirine düşürülmesi, birbirinden şüphe etmesi ve böylece örgüt amacına ulaşmasıdır. Görüyorsunuz küresel anlamda da bu örgütün ülkemizin menfaatlerine karşı her türlü işbirliğini yapmaktan zerre kadar imtina etmediğini de bugünlerde birçok ülkede görmekteyiz.
O bakımdan değerli arkadaşlar; önümüzde zorlu bir mücadele var, ama bu mücadelede şunu rahatlıkla görüyoruz: İnisiyatif, üstünlük devletin elindedir. Devlet hiçbir şekilde eline silah alan, insanları gözünü kırpmadan öldüren, ülkenin bağımsızlığına kasteden, milletin huzurunu yok etmeye çalışan alçaklarla hiçbir şekilde bir rehavete girmeden, bir müsamaha göstermeden mücadelesini kararlılıkla sizler marifetiyle yürütecektir; bunda hiçbir tereddüdümüz yok. Bu anlamda ihtiyacınız olan her türlü teknolojiyi, her türlü araç ve gereç, donanımı bugüne kadar bir fedakârlıktan kaçınmadan yerine getirdik, yerine getiriyoruz. Bugün teknolojik anlamda İHA’lar, SİHA’lar ve diğer donanımlarla terörle mücadelede büyük bir üstünlük zaten sağlanmış durumda. Allah’a şükür noktasal bir şekilde takipler yapılıyor ve büyük bir eylem olmadan tepelerine devletin yumruğu anında indiriliyor ve böylece Allah’a şükür büyük katliamların önüne geçiyor, sivil ölümlerin önüne geçiliyor.
Bu işte tabi ki ülkemizin hem savunma alanında, hem de caydırıcılık alanında kendi kendine yeterli hale gelmesi çok önemli. İşte savunma sanayimizin son 15 yılına baktığımız zaman, geldiğimiz nokta yeterli olmamakla beraber Allah’a şükür bizi, milletimizi gururlandıracak bir düzeydir. Bu ülke 2000’li yılların başında savunma sanayinde yüzde 80 dışa bağımlı bir ülkeydi. Düşünün, daha bu FETÖ olayından sonra basit bir tüfeği, mermiyi, tabancayı bile bize vermemek için dost bildiğimiz ülkeler kararlar aldılar. Bu da bize gösterdi ki, her şeyde, her şart altında bu ülke kendi kendine yeterli olmak mecburiyetinde. Sadece kendimize yeterli olmamız gerekmiyor savunmamız için, aynı zamanda caydırıcılığımızı da, caydırıcılık kabiliyetimizi de arttıracak altyapıya, imkânlara sahip olmamız lazım. Bugün çok şükür yüzde 65 seviyesinde savunma sanayinde yerli ve milli imkân ve kabiliyete ulaşmış durumdayız. Dünyanın ileri gelen 100 savunma şirketinden 3 tanesi Türk şirketi; bunlar önemli gelişmeler. Hem deniz gücü bakımından, hem kara gücü bakımından, hem havacılıkta geldiğimiz nokta savunma sanayindeki kabiliyetlerimizi, imkânlarımızı günden güne daha da artmasına, daha da gelişmesine vesile oluyor.
Savunma sanayimizin toplam proje bedeli şu anda, proje sayısı 66’dan 553’e çıkmış ve toplam proje bedeli de 5 milyar dolar 60 milyar doların üzerine çıkmıştır. Ve savunma sanayi sektör cirosu 1 milyar dolardan 6 milyar dolara erişmiştir.
İnsansız silahlı-silahsız hava araçları, askeri eğitim uçağı, uydular, helikopterler, caydırıcı özelliğe sahip uzun menzilli, orta menzilli silah ve araçların geliştirilmesi faaliyetleri de sürdürülmektedir.
Türkiye’nin amacı, hiçbir ülkeye karşı husumet duymak ve hiçbir ülkenin topraklarında gözü olmamaktır. Ama ülkemize karşı kurulan planlar, ülkemize karşı yapılan çalışmalar, birliğimize, beraberliğimize, toprak bütünlüğümüze yönelik her türlü düşmanca faaliyetler için bizim mutlaka tedarikli olmamız lazım, mutlaka kendi kendimize yeterli hale gelmemiz lazım. Dostluk bu günlerde belli oluyor. Maalesef en ufak bir hoşlarına gitmeyen gelişme olsa, kusura bakmayın, veremiyoruz diyorlar. O halde biz de bugünler de muhtaç olmamak için şimdiden gereken çalışmaları yapmamız lazım. Hamdolsun bu konuda iyi yoldayız, çok ciddi ilerlemeler kat ettik.
Sizden istediğimiz değerli arkadaşlar, devletiniz, milletimiz sizin arkanızdadır. Mücadeleyi yaparken bu gerçeği asla aklınızdan çıkarmayın. Sadece imkân ve kabiliyetlerimizle değil, 80 milyon vatandaşın duası da sizlerle beraberdir. Gece o zor şartlarda, o zifiri karanlıkta alçakların hedeflerine yönelik yaptığınız her faaliyet vatandaşımızın sessiz yığınların duasıyla size destek olarak yansımaktadır. İşte bu yüzdendir ki, birliğimiz ve beraberliğimizi hiçbir alçak girişim asla ve asla bozamamıştır, bozamayacaktır. Devletimizin vatandaşıyla bütünleşmesine, halkımızın huzur içinde geleceğe emin adımlarla yürümesine asla hiçbir güç muvaffak olamayacak. Toplumun güvenliğini sağlamakla görevli kurumlarımız barışa, huzura ve adalete yaptıkları katkılarla ülkemizin aydınlık yarınlarını hazırlamaya devam ediyor. Bu vesileyle aziz vatanımızın dört bir yanında fedakârca görev yapan bütün güvenlik güçlerimizi sizleri de bir kez daha yürekten kutluyorum. Bu ülke için, bu vatan için, bu millet için hayatını seve seve veren şehitlerimize başta Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar ve hayırlı ömürler diliyorum. Vatan mücadelesi kutsal bir mücadeledir, bu mücadelede hesap, kitap yapılmaz, bu mücadelede bütün kalbiyle, bütün bedeniyle bir vatandaşımızın kılına zarar gelmemesi için gece gündüz fedakârca çalışma yapılır. Biz bu birliklerimize gittik zaman zaman muazzam bir moral var, muazzam bir istek var bu olduktan sonra hiç zerre kadar şüphemiz yok, bu mücadeleden başarıyla bu millet çıkacaktır. Bu milletin hiç kimse bileğini bükemez. Bunun en güzel örneğini 15 Temmuz’da gördük. 15 Temmuz tarihi dünya darbe tarihinde bir milattır. Silaha karşı, tanka karşı, topa karşı milletin cesareti, feraseti galip gelmiştir, halkın gücü, tankın gücünü yenmiştir 15 Temmuz budur. Kahraman vatan evlatları alçaklara karşı en büyük mücadeleyi, en onurlu mücadeleyi vererek milletimizin aydınlık yarınlarına hazırlamıştır, işte bu mücadelede sizin de çok büyük payınız var.
Değerli kardeşlerim, İçişleri Bakanlığımız bünyesinde emniyet bir yandan, jandarmamız bir yandan ve güvenlik korucularımız diğer bir yandan olmak üzere el ele, el birliğiyle vatanın her karış toprağında mücadelenizi başarıyla sürdürüyorsunuz, sürdürmeye devam edeceksiniz. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak bu kutsal mücadelenizde her zaman yanınızdayız. Bizim yanınızda olmamız yetmez 80 milyon milletimizle sizlerle beraberdir. Dolayısıyla, Allah muvaffakiyetimizi daim eylesin, Allah yar ve yardımcımız olsun. Ve önümüzdeki kış döneminde inşallah çok daha başarılı neticeler elde edeceğinize yürekten inanıyor, hepinizi bu kutlu mücadelenizde başarılarınız devamını diliyor, sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.
Allah’a emanet olun. Sağ olun.