Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Azerbaycan Cumhurbaskani Aliyev ile yaptigi ortak basin toplantisinin tam metni

 

Hürmetli Cenap President, değerli bakan arkadaşlarım, değerli basın mensupları; ortak tarih ve kültürü paylaştığımız, aynı dili konuştuğumuz, kader ortağımız, kardeşimiz Azerbaycan’ı bu kez Başbakan olarak ziyaret etmekten çok büyük memnuniyet duyuyorum ve şahsıma, heyetime gösterilen güzel ev sahipliğinden dolayı şükranlarımı sunuyorum.
 
Azerbaycan-Türkiye arasında artık bir gelenek oluştu. Bu gelenek, Türkiye’de yeni bir hükümet kurulduğunda ilk ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne, hemen ardından dost ve kardeş Azerbaycan’a gerçekleştirilir. Bu çerçevede biz Hükümetimizin kurulup güvenoyu aldıktan sonra ikinci yurt dışı ziyaretini buraya gerçekleştiriyoruz. Bu, geleneğin ötesinde bir farklı anlam da ifade ediyor, Azerbaycan’la Türkiye ilişkileri iki devlet ilişkilerinin çok ötesinde, kardeşlik hukukuna dayanan bir millet, iki devlet olarak bizim geçmişten geleceği uzanan bir birlikteliğimizdir.

Sayın Cumhurbaşkanı, değerli basın mensupları; Azerbaycan-Türkiye ilişkileri son bağımsızlığından bu yana geçen 25 yıl içerisinde hakikaten çok tekamül etti her alanda, ticaret alanında, yatırımlar alanında, kültürel alanda, siyasi alanda birçok mesafe kat ettik. 

Sayın Cumhurbaşkanı ifade etti, 1 yıl içinde 3 kez Türkiye ziyareti gerçekleştirdi. Hele hele Ankara’da yaşanan ve bütün milletimizi acıya boğan o menfur terör saldırısının arkasından Sayın Cumhurbaşkanımızın buraya gelmesi icap ederken, çok büyük bir jest yapıp değerli Cumhurbaşkanımız Aliyev’in gelip Ankara’da acılarımızı paylaştığını ifade etmesi ve böylece Türk halkının gönlünde taht kurdunuz, sizlere teşekkür ediyoruz. Gerçek dostluğun, kardeşliğin ne olduğunu bütün dünyaya bu vesileyle göstermiş oldunuz.

Dünya İnsani Zirvesinde, İslam İşbirliği Zirvesinde de aynı şekilde iştirak ederek çok güzel katkılarınızı gördük, bunun için de teşekkür ediyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı, Bakü’ye ben 2003 yılında geldim ilk defa, o günkü fotoğrafını hatırlıyorum, bugünkü fotoğrafıyla karşılaştırıyorum, bambaşka bir şehir oldu her yönüyle. Şehircilik anlamında, çevre anlamında, sosyal hayat anlamında bambaşka bir yeri var Bakü’nün. Bu şehri bu hale siz dönüştürdünüz, bunun için çok teşekkür ediyoruz.

Bu kalkınma hamlesi sadece Bakü’yle sınırlı değil, belli başlı büyük şehirlerde, yollarda, altyapıda, üstyapıda nereye gidersek bir imar faaliyeti, bir kalkınma faaliyetini sürekli görüyoruz. Bakanlığım sırasında da Sayın meslektaşım Ziya Beyle çok buna benzer projeleri birlikte görme, açma fırsatı buldum.

Siz çok güzel ifade ettiniz Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin ne anlama geldiğini, ben buna daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Sadece dünya şunu bilmelidir ki; Azeri kardeşlerimizin haklı davasında sonuna kadar yanınızdayız. Azerbaycan’ın dostu bizim dostumuzdur, düşmanı da bizim düşmanımızdır. 

Dağlık Karabağ Bölgesinde Azeri topraklarının yüzde 20’sini yıllardır işgal eden bu Ermenilerin artık bu hukuksuzluğuna dur demenin zamanı gelmiştir. İpe un sererek, ayak sürüterek bu meseleyi zamana yayıp unutturmak asla ve asla mümkün değildir. Birtakım uluslararası organizasyon var, MİNSK Grubu var, AGİT var, toplanıp dağılıyorlar. Şimdi artık zamana oynamak değil, çözüm üretme zamanıdır ve biz Türkiye olarak bunun sıkı takipçisiyiz. İşlerine geldiği meselede dakikada bir toplanıp kararlar alanlar, mesele Azerbaycan-Türkiye olunca ıslık çalarak iş yapıyorlar. Bu bir çifte standarttır, asla ve asla kabul edilemez. Ne zaman ki yüzde 20’ye Azeri topraklarında tekrar geri verilirse, Azerbaycan’ın o topraklardaki azatlığı tam anlamıyla sağlanırsa o zaman bu mesele çözülmüş olur. Bu bakımdan bu konunun uluslararası toplumun daha ciddi ele alması ve bu konudaki çifte standarttan vazgeçmesi zamanı gelmiş, geçmiştir, bunu bekliyoruz, izliyoruz.

Dün Alman Parlamentosunda talihsiz bir karar alındı, tarihi bir yalana, sizin ifadenizle, imza atıldı. Bu bizim için, Türk milleti için hiçbir anlam ifade etmiyor, bir hüküm ifade etmiyor, çünkü tarihi tarihçilere bırakmak gerektiğine inanıyoruz. Tarihçilerin bile ittifak etmediği, ihtilaf halinde oldukları bir meselede, uluslararası mahkemelerde bile farklı kararların alındığı bir meselede, Alman Parlamentosunun böyle bir karar imza atması büyük bir talihsizliktir, köklü Alman-Türk ilişkilerinde ciddi bir darbe vurmuştur, zedelemiştir. Ümit ederiz ki, bu yanlıştan kısa sürede dönülür ve yüzyıllardan beri devam eden Türk-Alman ilişkileri bu işten en az düzeyde zarar görerek bu mesele hallolur.

Tabii Almanya’da bizim ilişkilerimizi kuvvetlendiren 3 milyona, 3,5 milyona varan, orada yaşayan kardeşlerimiz var, dolayısıyla onları bu kararda ciddi anlamda hayal kırıklığı oluşturmuştur. Almanya siyasetçilerinin, Alman Hükümetinin eminim ki daha sağlıklı bir değerlendirmeyle oluşacak bu tahribatı giderecek tedbirleri kısa sürede alması beklenir.

Orada bunlar olurken, Azeri topraklarında yaşanan vahşetin görülmesi bir samimiyetsizliktir. Tarihe siyah gece olarak geçen Hocalı katliamını neden bu ülkeler gündemine almıyor? Bu da bir soykırımdır, bu da bir katliamdır ve o kadar da uzağa gitmiyor, yüzyıla giden bir olay da değil. O yüzden burada da yine bir çifte standardın süregeldiğini görüyoruz.

Almanya, aslında kendi tarihi hatasını ve ayıbını sıradanlaştırmak için Parlamento marifetiyle böyle bir karar alarak geçiştirme amacını taşımaktadır. Geçmişteki defterleri karıştırdığımız zaman, en fazla hesabı çıkacak ülkelerin başında Batı ülkeleri gelmiştir. O bakımdan Türkiye tarihi çok açık ve nettir, bu eski defterlerde en alt sırada biz oluruz. O yüzden uluslararası toplumun bölgesel olaylarda, küresel olaylarda çifte standardı artık terk etmesi ve Ortadoğu başta olmak üzere Karadeniz’in kuzeyinde, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan insanlık dramına masum, garip gureba insanların ölmesine daha fazla seyirci kalmaması gerekir diye düşünüyoruz. Bu konuda bütün ülkeleri, Birleşmiş Milletler çatısı altındaki bütün ülkeleri daha fazla sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Bir kez daha ben bu süreçte Almanya’daki bu karar sonrası dost ve kardeş Azerbaycan’ın en üst düzeyde tepkisini net, tartışmaya mahal vermeyecek şekilde ortaya koyduğundan dolayı milletim adına şükranlarımı sunmak istiyorum. 

Sayın Cumhurbaşkanı, değerli basın mensupları; Türkiye-Azerbaycan arasındaki çok önemli projeler var, bu projeleri konuşma fırsatı bulduk, son geldiği durumu değerlendirme fırsatı bulduk. Özellikle enerji projeleri ve ulaşım projeleri sadece Türkiye’nin değil, Azerbaycan’ın değil, bölgenin, hatta Orta Asya’nın, Uzakdoğu’nun, Anadolu toprakları üzerinden Avrupa’nın geleceğini ilgilendiren projeler. Özellikle TANAP ve TAP projeleri Avrupa’nın enerji tehlikesizliğine yönelik en önemli projelerin başında geliyor. Bu projelerde sağ olun sizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla kuvveden fiile dönüştürmüş bulunuyoruz. 2018’in başlarında inşallah proje tamamlanacak, yeni doğalgaz sahalarının devreye girmesiyle birlikte burada ihtiyacı olan, gerek Türkiye ve gerek Avrupa’daki ülkelerin gaz ihtiyacı da karşılanmış olacak.

Ben bu ziyaret vesilesiyle, iki kıtayı, Asya’yla Avrupa’yı bir kez daha birleştiren Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün 26 Ağustos’ta açılışı var, o açılışta mutlaka sizin bulunmanızı arzu ediyorum, 26 Ağustos’un özel bir tarih olduğunu biliyorum ve katılımınız bizlere onur verecektir.

Teşekkür ediyorum.

Bugün yapılacak Azerbaycan-Kanada maçında da Azerbaycan’a başarılar diliyorum.

Ve Ramazan-ı Şerif günleri var, tüm Azerbaycan milletinin, kardeşlerimizin Ramazan’ını tebrik ediyorum. Ramazan’ın bütün İslam alemine barış, kardeşlik, huzur getirmesini Cenabı Mevla’dan diliyorum.

Çok teşekkür ederim.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.