Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in ‘Basbakan ile Özel Yayin’ programinda yaptigi konusmanin tam metni

 

ERHAN ÇELİK- İyi akşamlar, yine özel bir yayınla karşınızdayız, bu kez Çankaya Köşkü’ndeyiz Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’la birlikte, gündeme ilişkin pek çok soru var konuşulması gereken, bunları konuşacağız Haber ve Spor Yayınları Daire Başkanımız Sayın Taşkın Koç’la birlikte.

Efendim, biz Çankaya Köşkü’ne, siz TRT ekranlarına hoş geldiniz.

Konuşulacak az önce söylediğim gibi pek çok başlık var ama, bugün özellikle 17 Ağustos’un yıl dönümü olması nedeniyle dilerseniz bununla başlayalım. Buraya gelmeden önce bültende buna ilişkin haberleri paylaştık, gördük ki acılar hala ilk günkü kadar çok taze. Ve diğer taraftan yine depremle ilintili olarak yapılan hazırlıklar, depreme ne kadar hazırız sorusu da ciddi bir soru işareti olarak karşımızda duruyor, buna ilişkin neler söylemek isterseniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İyi akşamlar, bütün vatandaşlarımıza hayırlı akşamlar diliyorum, iyi yayınlar diliyorum.

Doğru, bugün 17 Ağustos. 1999, tam 17 yıl önce Türkiye’de İstanbul, Yalova, Gölcük, Sakarya, Marmara havzasını adeta büyük acılara boğan, 20 bin civarında insanımızın hayatına mal olan büyük bir felaket yaşadı ülkemiz. Tabi o günden sonra birçok şey değişti, deprem bilinci çok gelişti, deprem yönetmeliği tamamen değişti. Ama bugün tam anlamıyla her türlü depreme karşı her yerde hazır mıyız sorusunu sorarsanız, buna evet demek çok kolay değil. Gelişme var, ilerleme var, ama bunun daha zaman alacağını söyleyebiliriz.

Bu vesileyle hayatını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Geride kalanların acıları devam ediyor, siz de ifade ettiniz. Gideni geri getirmek mümkün değil, ama en azından yeni olayların, benzer felaketlerin yaşanmaması için alınacak tedbirler onların yaralarını, acılarını biraz daha hafifletecektir.

ERHAN ÇELİK- Söylediğiniz gibi bir kez daha rahmet dileyelim ölenlere ve sıcak gündemle başlayalım istersen.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Evet, öyle yapalım. Aslında bir felaketin eşeğinden döndük ve şimdi de başka bir felaket, 15 Temmuz da tarihe başka türlü geçti ve bununla ilgili bir anlamda hem yangın söndürme, hem önlem alma, hem de yeniden yapılanma sürüyor.

Sayın Başbakan, merak edilen sorulardan bir tanesi de rakamlar tabi, çünkü bu her gün gittikçe artıyor. Son elinizdeki rakamlar nedir açığa alınanlar, tutuklananlar? Memuriyetten çıkarılacaklar olduğu söyleniyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Taşkın Bey, güncel rakamları bir kez daha tekrar edelim.

Malum 15 Temmuz darbe teşebbüsünde şehitlerimiz var, en son 240 şehidimiz var, yaralarımızın sayısı 2195. Darbecilerden ölü ele geçirilen 36, yaralı darbeci sayısı 49. Gözaltına alınan, bunlar polis, asker, yargı mensubu, mülki idare amiri, sivil, toplam 40 bin 29. Gözaltı işlemi devam edenler 5187, tutuklu sayısı 20 bin 355. Bunların tabi dökümü var, bunların ne kadarı polis, ne kadarı asker, ne kadarı hakim, savcı, burada illere göre detayları da mevcut.

Peki, aynı zamanda bu FETÖ kalkışması, darbe teşebbüsü dolayısıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında da birtakım önlemler alındı, bu terör örgütünün çökertilmesine yönelik önlemler alındı. Bu bağlamda FETÖ terör örgütünün elinde bulunan sağlık kuruluş kuruluşlarına, eğitim kuruluşlarına, derneklere, vakıflara el kondu. Bunların da dökümü şöyle: Özel sağlık kurum ve kuruluşları hastane 35, öğretim kuruluşu sayısı 1061, yurt sayısı 823, kurs etüt merkezi 223, vakıf sayısı 129, dernek sayısı 1125, vakıf yükseköğrenim kurumu, yani üniversite 15, sendika 19. Basınla ilgili dergi, gazete, haber ajansı, radyo, televizyon 16, radyo sayısı 23, gazete sayısı 45, yayın evleri dağıtım kanalları 29. Böylece 4262 kurum ve kuruluş kapatıldı, el kondu varlıklarına ve ilgili kamu kuruluşlara devri gerçekleşti.

Ayrıca, FETÖ terör örgütüyle iltisağı olan, ilişkisi olan kamu görevlileriyle ilgili de dökümü çok fazla ama, toplamını vermekte yarar var. Şöyle söyleyelim: En son toplam çeşitli bakanlıklar vesaire kamu kurumlarına ait görevden el çektirilen 79 bin 900, kamu görevinden çıkarılan 5014 olmak üzere toplam 84 bin 914.

Yani iki şeyi birbirinden ayırt etmek lazım; bir memuriyetten çıkarılan sayısı var, o çok fazla değil şu anda, ağırlıklı olarak asker, polis, o rakam 5 bin civarında, tam rakamı az önce söyledim 5014, ancak açığa alınan 79 bin 900. Tabi bu açığa alınanlar da inceleniyor, bunlardan da gerçekten terör örgütüyle ilişkisi olan, terör örgütüyle bir şekilde hareket etmiş olanların memuriyetten çıkarılması süreci de devam edecek, masum onlar da görevlerinde kalmaya devam edecek.

ERHAN ÇELİK- Siz efendim, bu rakamlara bakarak, ortadaki FETÖ’yle mücadeleyi de göz önünde bulundurarak, ortaya çıkan tabloyu özetleyerek tehlike geçti diyebiliyor musunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tehlike derken ikiye ayırmak lazım. Bir kere, bir darbe teşebbüsü var, bu teşebbüsü milletimizin, Hükümetimizin, Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşuyla o gece zaten akamete uğratıldı, başarısızlıkla sonuçlandı. Yani darbe yapmaya kalkanlar darbe yedi ve böylece darbe bastırılmış oldu. Ama ondan sonraki süreç uzun sürecek, burada yılların birikimi, 40 yılın birikimi bir yapıdan bahsediyoruz, saydam olmayan kapalı bir örgütten bahsediyoruz. Dolayısıyla burada titiz bir çalışma yapma ihtiyacı var ki biz de onu yapıyoruz, o yüzden biraz zaman alacak bu. Bu darbeyi ortaya çıkaran sebepleri ortadan kaldırmak, yaptığımız çalışma bu. Gelecekte buna benzer bir kalkışmanın, bir darbenin olmaması için olağanüstü hal ilan edildi ve olağanüstü hal çerçevesinde de tedbirleri alıyoruz.

Baştan söylediğimiz bir şey var vatandaşlarımıza, onu burada bir kez daha tekrar etmek istiyorum; biz Hükümet olarak olağanüstü hali vatandaşlara ilan etmedik, olağanüstü hali kendimize ilan ettik. Vatandaşın yaşamında, hayatında bu başarısız darbe girişiminden sonra herhangi bir şey değişmeyecek, değişmesi gerekmiyor. Değişecek olan, terör örgütü tarafından tam anlamıyla kuşatılmış, bütün kılcal damarlarına kadar sirayet etmiş terör örgütünün bu bünyeden çıkarılması, bu virüslerin bünyeden çıkarılması, onu da biz yapacağız, onun için böyle bir olağanüstü hal uygulamasına ihtiyaç var.

ERHAN ÇELİK- Şu ana kadar ifade ettiklerinizden, darbeyle ilgili tehlikenin, askeri benzer bir kalkışmanın önlendiğini, ancak başka tehlikelerin baş gösterebileceğini, buna ilişkin çalışmanın yürütüldüğünü anladık. Ne tür tehlikeler?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Uzun vadede yeni bir darbe için kamuda bir potansiyel oluşmaması bakımından bir temizlik harekâtı var, bu harekât devam edecek. Yoksa yarın yine bir silahlı darbe girişimi olacak diye bir ihtimalden söz etmiyoruz, böyle bir öngörümüz yok, bu konuda gerekli tedbirler alındı. Burada darbenin başaktörleri niteliğindeki binlerce asker kıyafetindeki terör örgütü mensubu temizlendi, dolayısıyla burada bir sıcak darbe girişimi ihtimalinden söz etmiyoruz. Ancak neden söz ediyoruz? Darbeyi bastırdık ama, bu darbeye sebep olan bunun başaktörü terör örgütünün bağlantıları henüz tamamıyla ortaya çıkmış ve bunlar tehlike olmaktan çıkarılmış değil, bundan bahsediyoruz.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Şu saatlerde bundan 32 gün önce yaşanmış bir şeyden bahsediyoruz. 32 günlük toplama baktığınız zaman, o hem gece yaşananları, hem yapılmak istenenleri, hem de bugün geldiğiniz noktada toplam resmi gördünüz mü? Hem FETÖ açısından, hem o gece açısından hala kafanızda soru işareti olan boşluklar var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Buna bağlı olarak bir soru soracaktım, o zaman direkt onu sorayım, çok alanda, birçok sektörde, birçok meslekte örneğin tutuklamalar var, gözaltılar var, şüpheler var, işte siyaset ayağı hep soruluyor biliyorsunuz, örneğin bu işle ilgili biz size Cumartesi televizyoncularla toplantımızda da sormuştuk, bu darbenin mesela işte lideri kim, bunların başbakan, cumhurbaşkanı adayları var mı, bakanları var mı? Bu tip şeylerle ilgili bir istihbarat ya da gelişme oldu mu?

ERHAN ÇELİK- Diğer taraftan ek olarak efendim, darbe girişiminin siyasi bağlantılarına yönelik soruşturmalar muhakkak sürüyor, bu konuda yakın bir tarihte bir somut durum görülebilir mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi darbeyi bastırdık. Nasıl bastırdık? Vatandaşlar Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla, bizim darbe karşısındaki kararlı duruşumuzla vatandaş meydanlara indi, tanklara göğsünü gerdi, mermilere göğsünü gerdi ve darbeciler hiç beklemedikleri, ummadıkları bir dirençle karşılaştılar ve bütün oyunları bozuldu. Vatandaş görevini yaptı, bundan sonra görev kimin? Bizim, biz de görevimizi yapıyoruz. Ne yaptık? Aynı gece savcıları hemen harekete geçirdik, savcılar hiç zaman kaybetmeden suçüstü olanları gözaltına aldılar, tutuklamalar başladı, şimdi onların ifadeleri alınıyor, ifadeler alındıkça yeni bağlantılar ortaya çıkıyor ve onlara doğru gidiyorlar. Bu böyle çorap söküğü gibi gelecek, böyle çektin ucunu, gelecek, nereye kadar gidecekse gidecek. Yani şurada dursun, buraya dokunmayalım şeklinde bir telkinimiz olamaz. Yargı tarafsız, bağımsız bir şekilde görevini yapmaya devam edecek, biz de onların görevini yapması için ihtiyacı olan şeyleri yapacağız, önlerini tıkamak değil, engellemek değil. Efendim, ben işte şu adamı almak istiyorum, polise talep edecek, polis alıp gelecek. Eğer orada bir aksaklık yaşanıyorsa, burada bizim devreye girip oradaki zorlukları aşmamız lazım, onun dışında bir rolümüz yargıyla ilgili şu anda yok.

Açıkçası siyasetçilerle ilgili veya siyasetle ilgili boyutu konusunda Taşkın Bey, henüz ortaya çıkmış bir şey yok.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Bir tahmininiz var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Dedikodular olabilir, ama dedikodulara göre biz amel edemeyiz, biz somut, belgeli bilgiye dayalı olarak bir şey söylememiz lazım.

Kaldı ki, yargılama süreciyle ilgili de yorum yapmak bize yakışmaz, vatandaş yapabilir ama, bizim bu yorumlara katılmamız takdir ederseniz ki uygun olmaz.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Ama sürpriz olmaz galiba siyasetten de bir yerlere ulaşılırsa.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Efendim, tabi örgütün yapısı saydam değil, kapalı bir yapı, dolayısıyla her gün yeni bir şey. O bakımdan çok iddialı konuşmanın bir manası yok, şuraya gider buraya gitmez, her yere gidebilir. Bütün ihtimaller masada, bütün ihtimalleri savcılarımız, hakimlerimiz değerlendiriyor, delillere eriştikçe, itiraflara eriştikçe yeni yeni boyutlar kazanıyor.

ERHAN ÇELİK- Bu süreçte efendim, size en çok şaşırtan şey ne oldu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hangi yönden?

ERHAN ÇELİK- 15 Temmuz gecesinden şu ana kadar?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani darbe esnasında mı, darbeden sonra mı?

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- İkisini de soralım, hem darbe esnasını soralım, hem de şu ana kadarki bilgilerden bu kadarını beklemezdim dediğiniz bir şey oluyor mu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kere bizi şaşırtan şu oldu en başta: Sayın Cumhurbaşkanımızın ve bizim bu darbeyle ilgili duruşumuz çok netti, dedik ki, bu işin ucunda ölüm de olsa biz buradan dönmeyeceğiz, bunlara pabuç bırakmayacağız. Bu kararlılığın hemen ardından vatandaşın meydanları doldurması, iş bizde demesi beni çok şaşırttı. Yani bu bugüne kadar Türkiye’de darbe girişimlerinde hiç olmamış bir şey. Yani bir gün önce rahmetli Menderes’i yüzbinler karşılarken, darbe günü tıs yok, 12 Eylül öyle, diğerleri öyle, ama bu sefer başka bir şey oldu, vatandaş, tamam, siz kıvılcıma çaktınız, iş bende dedi ve sahip çıktı. Bu darbecilerin hiç ama hiç hesap edemediği bir şeydi. Bu bir kere çok gururlandığımız bir şey. Bizim yeri geldiğinde nasıl ideolojilerimizden, siyasi görüşlerimizden farklılıklarımızı nasıl bir tarafa bıraktığımızı, bayrak için, gelecek için, gelecek için, istiklal için nasıl kenetlendiğimizi gösterdi. Bu konuda böyle toplumda bir umutsuzluk vardı, eskisi gibi artık bir olamıyoruz, beraber olamıyoruz, en temel konularda bile birbirimizden ayrışıyoruz, bu Türkiye’nin geleneksel duruşuna uygun değil diye çok eleştiriler vardı. Hele hele gençler için, gençler çok apolitik, memleket meselesine hiç kafa yormuyorlar, hiç umurlarında değil, sosyal medyada, orada-burada bazılarına göre lüzumsuz işlerle uğraşıyor diye ağır eleştiriler varken, biz gençleri en önce ve en önde gördük. Kadınlar, erkekler kadar kadınlar da oradaydı. Doğrusu ben buna ilk anda çok şaşırdım, ama o kadar da gururlandım.

Darbe sonrası da tabi bizi şaşırtan, ya bu da mı bunlarlaydı diyecek maalesef olaylar da gördük. Hiç ummadığımız, tahmin etmediğimiz, yakıştıramadığımız simaların da maalesef bu örgüt tarafından zehirlendiğini ve akıllarının teslim alındığını gördük. Birçok olay, hangi birini anlatayım.

Tam bir kahramanlık hikâyesi, her bir şehidimizin müthiş bir efsanesi var, her bir gazimizin çok acıklı, çok gurur verici bir hikâyesi var. Hepsinin evine gidemedim ama, bir kısmını evlerinde ziyaret ettim, nasıl gittiklerini, nasıl şehit olduklarını veya nasıl gazi olduklarını anlattılar, çok çok etkileyiciydi.

ERHAN ÇELİK- Bu olayların arkasından efendim, bahsettiğiniz birlik ve beraberlik tablosu sokaktan görüyoruz ki siyasete de taşındı, siyasi partiler arasında bu birlik ve beraberliğin güçlenerek devam ettiğini de yapılan açıklamalarda görüyoruz ve nabzını tuttuğumuz sokağın da bu durumdan son derece memnun olduğunun farkındayız. Buradan hareketle, bu ilişkilerin aynı şekilde kalması için ne tür çabalar gösterilecek? Diğer taraftan, hem Ana Muhalefet Lideriyle, hem MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle gördüğümüz birlikteliklerin dışında paylaşımlarınız oluyor mu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Zaman zaman oluyor. Tabi her şeyde önce, bir kere aynı gece hemen olay duyulur duyulmaz, biz tabi olayın telaşıyla nedir, ne değildir durum tespiti yapmaya çalışırken, o ara Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli bizi aramış, ilk aradıklarında görüşemedim, ama daha sonra ben ilk açıklamayı yapınca bir televizyon kanalına, ondan sonra kendilerini hemen aradım, ikisiyle de görüştüm. Ve orada çok net bir şekilde bu kabul edilebilir bir şey değil, biz demokrasiden yanayız, Hükümetin tutumunu destekliyoruz diye açık bir şekilde tereddüde mahal vermeden desteklerini ifade ettiler. Ve hatta ben de onlara dedim ki, bu parti meselesinin ötesinde bir şey, buyurun hep birlikte meydanlara inelim, siz de partililerinize aynı çağrıyı yapın ve sonrası malum.

Tabi bu oluşan birliktelik daha sonra devam etti. Nasıl devam etti? Biz onları davet ettik bu konunun detaylarını attık, darbe nasıl gelişti, neler yapıldı, o sıcak geceyi, o karanlık geceyi anlattık. Ondan sonra yapmamız icap eden işleri anlattık, olağanüstü halin gerekli olduğunu anlattık, bu konuda bilgi verdik, desteklerini istedik. Daha sonra biz de iadeyi ziyaret yaptık, orada da kaygılarını, düşüncelerini bütün detaylarıyla öğrenme fırsatı bulduk. Malum o ara Cumhurbaşkanımız bizleri davet etti 3 partinin genel başkanını, orada da bu konuları konuştuk. Bu sonra artık Yenikapı sürecine taşındı, Yenikapı’da da yine Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, AK Parti Genel Başkanı olarak ben Cumhurbaşkanımızın Yenikapı davetine icabet ettik, orada zaten birlik, beraberlik, tek Türkiye, tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet duygusu, ülküsü doğura ulaştı, dünya şaşırdı, İstanbul’da 5 milyon, bütün Türkiye’de 10 milyon aynı anda, aynı saatlerde herkes birbiriyle kenetlendi.

Orada söylediğim bir şey var, bu birlikteliği gözümüz gibi koruyacağız, bu uzlaşma kültürünü devam ettireceğiz dedik ve bu noktada herhangi bir tereddüdümüz yok, devam ettireceğiz. Her yapacağımız önemli işte, alacağımız önemli kararlarda muhalefet partilerimizin genel başkanlarıyla başlattığımız bu diyalogu sürdüreceğiz, konuşacağız. Her konuda anlaşmamız beklenemez, öyle olsa hep bir parti oluruz, ayrı ayrı partiler olduğumuza göre anlaşamayacağız konular olabilir, ama uzlaşabileceklerimiz de olabilir. Uzlaşacağımız konuları en azından konuşup, görüşüp, uzlaşamayacağımız konularla ilgi de detaylı bilgi aktaralım. Bu süreci bu şekilde sürdüreceğiz.

ERHAN ÇELİK- Bu noktada öyleyse mini anayasa paketine geçelim, sanırım gidişata bakarsak uygun da olur, çünkü o noktada da bir mutabakatın en azından asgari müşterekte buluşma noktasında karşılıklı çabaları görüyoruz. Öncelikle, bunun içerisinde neler olacak, biraz daha detay verebilir misiniz? Diğer taraftan, ne tür bir çalışma izlenecek?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Biz 3 parti genel başkanı olarak Cumhurbaşkanımıza ziyaret gittiğimizde tabi darbe konuşuldu, ülkenin iç ve dış tehditleri konuşuldu, bir de Anayasada en azından bu darbeyle de ilişkili bazı sorunlu maddeler var, bunların ve başkaca da 3 partinin anlaştığı konular varsa, bunlar belirlenecek birer kişiden oluşan bir çalışma grubuyla değerlendirilsin diye bir karar alındı. O karar çerçevesinde her 3 parti bir arkadaş görevlendirdi ve geçtiğimiz Cuma günü çalışmaya başladılar, ilk toplantılarını yaptılar, zannediyorum dün bir toplantı daha yaptılar.

Burada ne esas alınacak? Bir kere, 3 partinin tamamen hemfikir olduğu konular var, bir de iki partinin hemfikir olduğu, birinin ayrı düştüğü, bu CHP-MHP olabilir, AK Parti-MHP olabilir, AK Parti-CHP olabilir, yani 3’ün ikili kombinasyonu şeklinde çoğaltabilirsiniz. Ve tespitlerini yapacaklar, ortak konuları zaten bir kenara koyacaklar, tam mutabakat olmayan konuları da gruplandıracaklar, sonunda genel başkanlara getirecekler, genel başkanlar bir değerlendirme yapıp son şeklini verecekler. Bu şekilde yapacağımız değişiklikler için tabi referandum ihtiyacı yok, Mecliste yeterince sayı olduğu için orada kabul edilince yürürlüğe girmiş olacak.

Ancak, bu tam anlamıyla bir yeni anayasa yapmak demek değil, bu acil olan, sıkıntılı olan konuları çözecek bir acil mini paket. Bunu yapmakla bütün partilerin öteden beri gündemlerinde olan yeni sivil anayasa, darbe sonrası yapılmış olan değil de, tamamen Meclis iradesiyle yapılmış sivil anayasa hedefi ve düşüncesi ortadan kalmış olmuyor, o da devam edecek, o biraz daha uzun bir süreçte gerçekleşecek konu. Önümüzdeki herhalde birkaç toplantı sonra hangi maddelerde uzlaşacakları da ortaya çıkacak. Maddeleri şu anda söyleme şansımız yok. Şu yüzden: Çalışma devam ediyor. Bir partinin mesela 10 tane madde teklifi var, bir başka partinin 15 tane, bir tanesinin 8 tane, misal olarak veriyorum, onları birleştirecekler, onlar içerisinden çakışanları tespit edecekler, ayrık düştüklerin de müzakere edecekler.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakan, burada yeniden yapılanmadan da bahsediyoruz iki temel konuda özellikle, çok bariz birkaç konuda, ama iki çok merak da ediliyoruz; birisi Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yeni bir düzenleme yapıldı, bir tanesi de istihbaratla ilgili yapılacak. İkisini birden sormak istiyorum, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki düzenlemeyle ilgili Cumartesi günü size sorduğumuz zaman, bir anlamda Genelkurmay başkanıyla işte Milli Savunma Bakanlığı araya girince bir hiyerarşi bozulmuyor, onlar planlama, harekât açısından gene Genelkurmay başkanıyla görüşecekler, Milli Savunma Bakanlığı daha çok lojistik ve benzeri işleri ve idari personel demiştiniz. Onu biraz açabilir misiniz? Çünkü siz biz bu anlamda ordunun yükünü de alıyoruz diye de hatta devam etmiştiniz, başka gereksiz işlerle uğraşıyorlar diye. Bu düzenleme çünkü kafaları karıştırıyor, acaba işte ordu zayıflıyor mu tartışmaları da sürüyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Aksine güçleniyor zayıflamıyor ordu, nasıl güçleniyor onu izah edeyim? Bir kere Genelkurmay Başkanlığı şu anda asli işinin yanı sıra bir sürü tali işlerle uğraşıyor. Efendim, işte melbusat temini, efendim binaların bakımı, onarımı lojistik hizmetleri, tersane, fabrika, hastane aklınıza ne gelirse sivil hayatın bütün işleriyle de uğraşmak gibi bir durumu var. Hâlbuki Genelkurmay harekât, harbe hazırlık ve asli konularını öncelikle yapması lazım, zamanını bu konulara ayırması lazım. Yeni yapılanmada biz bu tip yan işleri Milli Savunma Bakanlığına veriyoruz ve askere kendi yapması gereken savaşta, barışta, barış zamanı alması gereken savunma önlemleri, caydırıcılık önlemleri, personelin yetkinliği, silah vesaire gibi ihtiyaçların güncellenmesi aklınıza gelen savaş zamanı herhangi bir zafiyet yaşanmaması için aklınıza gelen ne varsa onlar konusunda eğitimde dahil, donanımda dahil bütün bunlarla ilgili işlerini yapmaya devam edecek. Bu konuda kuvvet komutanlıklarıyla da birlikte çalışacak, yani kuvvet komutanlıkları bu asli görevler bakımından yine işlerini Genelkurmay Başkanlığıyla yapacak. Ama diğer personel, idari işler, lojistik işleri vesaire konularında kuvvet komutanları Milli Savunma Bakanlığının bağlısı olarak görev yapacaklar.

ERHAN ÇELİK- Pentagon modeli diye bir adlandırmayla gündeme geldi yüzde 60 milli savunmanın yüzde 60’ı sivil, yüzde 40’ı asker olacak şeklinde böyle nitelenebilir mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Milli Savunma Bakanlığı Erhan Bey bu konuda yeniden yapılandırıldı, en önemli değişikliklerden biri de budur. Eskiden Milli Savunma Bakanlığının personelini Genelkurmay veriyordu. Genelkurmay bütün asker personel vardı, yani Genelkurmay Başkanının sivil personeli hemen kendi seçtiği sivil demeyeyim de kendi seçtiği bir personeli yoktu, yani bir özel kalem…

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Milli Savunma Bakanının.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Milli Savunma yanlış söyledim. Son zamanlarda bir özel kalem, bir iki danışman, bir de bakan yardımcısı oldu. Şimdi ne yapıyoruz? Milli Savunma Bakanlığı tamamen Bakanlık olarak yeniden yapılandırılıyor. Burada müsteşarı var, genel müdürleri var, müsteşar yardımcıları var, daire başkanları var, birim başkanlıkları var buralarda müsteşar sivil oluyor, onun dışındakilerde de sivil de olabilir, askerde olabilir. Görevin tanımına göre, türüne göre efendim yetkinlik ihtiyacına göre ehliyet, liyakate göre asker kişilikte olabilir, sivilde olabilir. Ancak asker, sivil ilişkilerinde eşitleme oluyor, yani bir daire başkanı sivil, bir daire başkanı askerse asker olanın sivil üzerinde bir üstünlüğü yok.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- İkisi de daire başkanı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İkisi de daire başkanı. Yani siville askerler bir anlamda rütbe eşitliğine sahip oluyor sizin bahsettiğiniz Pentagon veya NATO sisteminde o var. Yani müsteşar mesela, orgenerali temsil ediyor anlatabiliyor muyum? Diyelim ki, bir daire başkanı Genelkurmay’da tuğgeneralse buradaki de sivil daire başkanına tekabül ediyor. Genel müdür tümgeneral seviyesine tekabül ediyor böyle kademelendirme yapılıyor. Orada da bir hiyerarşide bir sürtüşme ortadan kalkmış oluyor. Şimdi ki yapıda biliyorsunuz askerler arkasından siviller geliyor pozisyon olarak.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- İstihbaratla ilgili yapılanma belli oldu mu?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İstihbaratla ilgili çalışılıyor, yani bizim malum yapı bir Milli İstihbarat var, Emniyet İstihbarat var, Jandarmanın belirli bir yapısı var dolayısıyla, aslında başka kurumlarında istihbarat yani Maliye’nin MASAK var veya başka bakanlıklarda da benzer ufak tefek istihbarata yönelik birimler var küçükte olsa. Bütün şimdi tabi Türkiye’de jandarma, sahil güvenlik İçişleri Bakanlığına bağlandı. Emniyette var dolayısıyla orada aşağı yukarı işte emniyeti, jandarmayı birarada tuttuğumuz zaman 400 binin üzerinde bir silahlı kolluk oluştu. Bu tarafta 600 bin civarında da ordu var dolayısıyla, diğer yandan dış istihbarat, iç istihbarat ihtiyacı, adli takip vesaire bunlara bir çeki düzen vermek gerekiyor. Yani bugünün ihtiyacı iç istihbaratı tek elde toplamak, dış istihbaratı Milli İstihbarat Teşkilatı esas itibariyle devam ettirecek. Ama Milli İstihbaratın iç istihbarata da uzantısı var, ilişkisi var. Benzer şekilde iç istihbaratın dışarıyla da ilişkisi var. Bu iki yapı belki askere de sadece personel tahkikatı yapma şartıyla bir istihbarat birimi kurulacak. Bu ne demek? Yani gerek askeriye alınacak personel için, gerekse askerliğe alındıktan sonra terfi edecek veya görev yeri değiştirilecek yerler için personelin incelenmesi, tahkik edilmesi. Herhangi bir yanlış yapılanma var mı, örgütsel bir gelişim var mı? Yani 40 yıl olmuş Genelkurmay Başkanının, kuvvet komutanlarının neredeyse alıp verdiği nefes kadar yakın olan insanlar darbe yaptı bunlara. Böyle bir şey böyle bir durum bir daha yaşanmaması için personel tahkikatıyla sınırlı bir istihbarat birimi de asker içinde kurulabilir bu da milli savunma kanalıyla olabilir. Bütün bunlar orada istihbarat, burada istihbarat, bunlar nasıl birbiriyle uyumlu çalışılacak? Bunların tepesine bir Milli İstihbarat Koordinasyon Başkanlığı olacak.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Hepsinin üstünde.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi bir çatı örgüt olacak o çatı örgüt bunların birbirlerinin alanlarına girip rekabet etmemeleri veya zafiyet oluşmaması için böyle bir düzenleme ihtiyacı var. Bunun üzerinde çalışmalar kurumların görüşleri de alındı yakın zamanda olgunlaşır.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Onun başında müsteşar seviyesinde mi bir atama oluyor?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi onların başında ki MİT Müsteşar öbürküsünün henüz pozisyonu daha belli değil.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- En tepedeki?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tepedeki de onların koordinasyonlarını yapan daha üst seviyede bir oluşum.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Erhan soruna geçmeden önce biraz önce söylediğinle ilgili bir anekdot sormak istiyorum. Siz biraz önce dediniz ya Sayın Başbakan, işte kendi içlerindeki en azından personel hayatını gidişatını, işte bir terör örgütü olup olmadığını anlayacak bir iç istihbaratları da kursunlar diyorsunuz da bunları konuştuğunuz zaman yani bu kadarını beklemedikleri için mi görmemişler? Hayır, bu kadar terör örgütüyle dolu olduğunu fark etmemişler mi, yoksa YAŞ’ta temizleriz diye mi beklenmiş, yani orada askerin kendi şeyi ne savunması?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani tabi burada bir şaşkınlık var bunun izahatını kimse yapamıyor yani doğrusunu isterseniz. Askeri bu konuda yetersiz gerekli tedbirleri almadı demekle sorunu çözemiyoruz benzer sivilde de var, yani bu örgütün yapılanma modelinden kaynaklanan bir şey. Kapalı bir yapı ve siz hiçbir şeyi son ana kadar hissedemiyorsunuz. Ta ki size diyor ki, tutuklandınız komutanım diyor. Ya ne diyorsun 1 Nisan şakası mı bu? Ama şaka değil bunu yaşadık yani maalesef yaşadık. Bu tabi birden bire gelişen bir şey değil 40 yılın ürünü. Belki benim yorumum bu bir fazla özgüvenden kaynaklanıyor.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Bir şey olmaz diye mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ya biz kardeşim ne bunlar kim bize böyle ayar çekecekler diye bir aşırı özgüvenden de kaynaklanmış olabilir.

ERHAN ÇELİK- Bu özgüvenin yanı sıra Sayın Cumhurbaşkanı bu tehlikeyi her platformda biraz sıklıkla ifade etmişti.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani asıl oraya geleceğim Erhan Bey. Cumhurbaşkanımız 17 Aralık’tan sonra özellikle kardeşim, bu bir darbe girişimidir, bu bir milli güvenlik meselesidir, bu Türkiye’nin beka meselesidir, bu işi yolsuzluk gibi bir konuya indirgemek yanlıştır diye avazı çıktığı kadar bağırdı. Ne kadar insan buna kulak verdi soruyorum? Yani 2014-2015-2016. Eğer o günlerde muhalefet partilerimiz de dahil herkes bu işin ciddiyetini aynı derecede kavrasaydı, aynı duruşu sergileseydi buna silahlı kuvvetlerimizde dahil, bütün kurumlarımız da dahil biz bu günlere gelmezdik onu bir kere kesin söyleyebiliriz. Ama maalesef gel gör ki o da işte günlük siyasetin gürültüsüyle arada kayboldu gitti. Yani bizim kendi içimizden bile bu durumu tam anlamıyla herkes kavrayabilmedi, kavramadı. Ya bir kısmı ya çok abartıyoruz diyen arkadaşlarımız bile oldu. Ama geldiğimiz noktada günün sonunda baktık durum söylenenlerden daha vahim bir tabloyla karşı karşıya kaldık.

ERHAN ÇELİK- Evet, istihbarat düzenlemesi çok önemliydi kısaca özetleyeyim eğer yanlış algıladıysak lütfen düzeltin efendim. Bir üst mekanizma oluşturulacak ve bu üst mekanizma.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, koordinasyon yapacak.

ERHAN ÇELİK- Koordinasyon yapacak. Altında MİT Müsteşarlığı olacak.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir tarafta MİT, bir tarafta iç istihbarat.

ERHAN ÇELİK- O iç istihbarat başka bir yapı mı olacak, yeni bir yapı mı olacak?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İç istihbarat tabi emniyet, jandarma vesaire hepsinin dahil olduğu, birleştirilmiş bir istihbarat servisi haline dönüştürülüyor. Bu muhtemelen İçişleri Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösterecek MİT zaten Başbakanlığa bağlı ve dolayısıyla bu yapı hepsi birlikte Cumhurbaşkanlığına bağlanabilir, Başbakanlıkta kalabilir bunu konuşacağız en uygun model neyse onu belirlemiş olacağız. Ama tercihen Cumhurbaşkanlığında olması daha doğru, devletin başı olarak istihbarat birimlerinin sağlıklı koordinasyonu bakımından.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Evet, belki bugünden değil de, gelecekte de olabilecekleri farklı farklı insanların olabileceğini düşünerek Cumhurbaşkanlığı, Başbakan ve İçişleri Bakanlığı arasında da bölüşülmesi de belki bu anlamda bugünden bahsetmiyoruz, ama ileride sorun olmasını engelleyecektir.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi, tabi yani istihbarat kuruluşlarıyla ilgili en önemli konu bütün şeyleri bir yerde toplamamaktır.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Tekel oluşmasını engellemek.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, yani istihbaratın içerideki ve dışarıdakinin aynı elde toplanması istihbarat zafiyeti de oluşturur, onun için böyle bir yapılanmaya gitmek lazım. İkinci önemli konu da, tabi istihbaratta denetleme mekanizması yani gelişmiş dünyada tartışılan konu mesela, dinleme konusu. Kardeşim tamam dinleme lazım, suçu önlemek için, ülkenin güvenliği için istihbarat toplamak lazımdır, ama bu dinlemeleri, istihbarat yapanları, dinlemeleri yapanları kim dinleyecek bunlar doğru iş yapıyor mu, yoksa bunu kötüye mi kullanıyor? İşte bu sorunun cevabı da bir koordinasyon mekanizması koordinasyon ve kontrol mekanizması.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Aynı zamanda denetleyecek o çatı tepedeki.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Buradan yine pratik sorulardan devam edelim. Kanun hükmünde kararnamelerle yapılan birtakım işlemler var, işte örneğin belki 38 bin ailede belki bunu bekliyor. Örneğin, bu şartlı salıverme bunun temel gerekçesi neydi efendim?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Malum bu yapıyla beraber hapishanelerimizdeki kapasite kullanımı yüzde 100’ün üzerine çıktı, yani 100 bin civarında hapishane kapasitesi var şu anda gözaltı, tutuklu sayısı 200 bini çıktı iki katından fazla, bu bir. İkincisi de, tabi bu bir af değil bir kere bunu net bir şekilde söyleyelim, yani hapishanelerin yeterli yatak yok, kapasite yok boşaltalım da yenilere yer açalım tarzında bir af değil. Buradaki mekanizma çok basit diyelim ki, bugünkü infaz usulüne göre suçlarının 3’te 2’sini çekenler şeyden yararlanabiliyor eğer tahliyelerine bir yıl kalmışsa şartlı bırakılabiliyorlar. Bu düzenlemeyle birlikte 3’te 2’si değil de yarısını suçunun yarısını çekti, kalan süresi de 2 yıl ve altı bunu bırakabiliyoruz, şartlı şekilde salıveriyoruz olay bu, ama bu bütün mahkûmları kapsamıyor. Hangi mahkûmları kapsıyor veya hangilerini kapsamıyor ben kısaca kapsamayanları söyleyeyim kapsayanlar bunun dışındakiler.

Kasten adam öldürme, alt soya, üst soya, eşe, kardeşe ya da beden ya da ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişilere karşı işlenen kasten yaralama sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama suçuna hüküm giyenleri. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar yani cinsel suçlar. Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı işlenmiş suçlar. Uyuşturucu ve uyarıcı madde imalatı, ticareti yapanlar. Devletin güvenliğine karşı suçlar. Anayasal düzene karşı suçlar. Milli savunmaya karşı suçlar. Devlet sırlarına karşı işlenmiş suçlar. Terörle Mücadele Kanununa göre işlenmiş bunlar hiçbir şekilde bundan yararlanamıyor. Belki vatandaşın kafasını karıştıran bir şey de var, kimler yararlanacak? 1 Temmuz öncesi, yani 15 Temmuz sonrası yok. 1 Temmuz öncesi itibariyle hükümlü olanlar bu husustan bundan önce işlenen suçlar buna bu uygulamaya tabi olacak, 1 Temmuz’dan sonra bu geçerli değil tamamen geçici bir uygulamadır. Bu şekilde 38 bin civarında bir mahkûmun şartlı olarak erken tahliyesi yapılmış olacak erken tahliye.

ERHAN ÇELİK- Şartlı salıverme.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet evet.

ERHAN ÇELİK- Kanun hükmünde kararnamelerden açılmışken personel alımıyla devam edelim bu noktada. Şimdi özel hareket için personel alınacak yine kanun hükmünde kararnameyle belirlenen unsurlardan biri.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.

ERHAN ÇELİK- Burada özellikle ne tür nitelikler aranacak şartları belli oldu mu? Diğer taraftan yine aynı kararnameyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin özellikle pilot noktasındaki açığında giderilmesi göz önünde bulunduruldu sanırım. İlişiği kesilen personel tekrar görevine dönebilecek. Bunlara ilişkin sayılar ve koşullar belli mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bir kere pilotlarla ilgili olanı söyleyeyim: Malum bu pilotlar içerisinde bu yapı çok faal ve bu şekilde zannediyorum 265 civarında asker pilot çıkarıldı askerlikten ihraç edildi. Tabi burada bir pilot ihtiyacı var bu pilot ihtiyacı da bugünden yarına halledilecek bir iş değil bunların birçok ağır kursları var, işte o kurslardan geçmesi lazım falan filan bir zaman alıyor. Bir yandan tabi yeni pilotlar alınmaya başlanacak yenileri gelecek, ama gelinceye kadar daha önce silahlı kuvvetlerden ayrılmış olanların dönmesinin yolunu açtık bu düzenlemeyle. İsterlerse sivil hayata geçmiş olan pilotlar tekrar birliklerine dönebilecekler buna imkân sağlıyoruz. Tabi dönerken de FETÖ’cüler dönmeyecek tabiatıyla onların zulmünden dolayı bırakmış olanlar bundan yararlanacak bu bir.

İkincisi de, bunlar mevcut pilotlara da normalde 16 yılda isterlerse ayrılabiliyorlar askerlikte 16 yılı tamamlayanlar hiçbir şarta bağlı olmadan ayrılıyorlar. Bu zannediyorum 18 yıla uzatıldı yani erken gidemeyecek yani benim işim bitti hadi eyvallah diyemeyecek iki yıl daha kalacak yenileri gelinceye kadar. Ayrıca bunların ücret durumlarında da iyileştirme yapılıyor. Niye ayrılıyor? Birçoğu belli bu FETÖ falan sıkıştırması bir yana daha iyi şartlarda biz havacılığı tabi çok geliştirdik son 14 yılda havacılıkta Türkiye adeta destanlar yazdı. Dolayısıyla, askerden sivil hayata çok geçiş oldu. Şimdi orada neler belirleyici olan da ücret. Ücret burada da iyileşince hem gidenler gitmekten vazgeçecek, hem de dışarıda olanlarda gelip tekrar çalışmaya başlayacak düzenleme bu.

Özel harekât içinde 10 bin yeni özel harekâtçı alınması için bir karar alındı. Bunların şartları belli 8-10 tane madde var yanımda yok. Ama burada asıl belirleyici şu: Bir kere güçlü, kuvvetli, fiziki şartlar.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- 28 yaşın altında olmak galiba önemli.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Fiziki şartları yanı zor şartlara karşı dayanıklı olacak, vatan sevgisi yani bize bir Ömer Halis Demirler lazım, Ömer Halis Demirler gibi yürekli, aslan gibi delikanlılara ihtiyacımız var. Hem bölücü terör örgütüne karşı, hem de buna benzer teşebbüslere karşı gözünü kırpmadan gerekirse öldürecek, gerekirse şehit olacak, ülkesini, vatanını, milletini, bayrağını seven gençler lazım. İşte tenkitler geliyor efendim bunları KPSS’den almıyorsunuz, işte bunlarda yine taraftarlarınızı buraya dolduracaksınız, bu bir sıradan iş değil yani bunu seçti mi bu işin içinde ölüm var. Geçen seferlerde KPSS’yle alınmaya çalışılmış 5 bin tane alınacak demiş 3 bin tane zor bulmuşlar onların yarısı da zaten sporda, mülakatta elenmiş gitmiş, yani bu sıradan bir iş değil. Hani bilgisiyle çok okumuş, çok test çözmüş, çok ezberlemiş adam değil, fiziğiyle efendim sağlığıyla her şeyiyle özel seçilmesi gereken insanlar bunlar. Yani kimse merak etmesin en belirleyici şartlardan biri de hiçbir partiye üye olmamak, yani hani siyaset burada işleyecek mi falan diye birtakım sorular akla gelebilir. Keşke olabilse de 10 bin kişi yerine 25 bin kişi gelse de onlar arasında seçsek. Ben 10 bin kişiyi de ilk çağrıda toplayabileceklerini düşünmüyorum, yani burada birkaç sefer tekrarlanması gerekecek. Gençlerimiz hakikaten vatan sevgisi, millet sevgisi ben bu terörle mücadele ederim kardeşim bunun için gözümü kırpmadan şehit olmaya varım diyen gençlerimiz için önemli bir imkândır. Gençlerimizi bir kez daha bu darbe girişiminde ne kadar vatanını, milletini sevdiğini gördük. Hâlbuki haksızlık ediliyordu gençlere efendim bunlar internette, sosyal medyada orada burada memleketin meseleleriyle uğraşmıyorlar apolitikler diyenler maalesef yanıldıklarını gördüler. Nerede gördüler? 15 Temmuz gecesi gördüler. Onun için gençlerimize, kadınlarımıza 7’den 70’e bütün vatandaşlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır arkadaşlar.

ERHAN ÇELİK- Bu program içerisinde en vurgulu mesajlarınızı hep gençler üzerinden verdiniz başında da ortasında da şimdi de. Meydanlar milyonlarca insanla doldu bunların arasında gençler vardı her partiden gençler vardı, ama özellikle AK Parti sizin de Genel Başkanı olduğunuz partinin gençliğine yönelikte son dönemde bazı eleştiriler gündeme geldi meydanlarda.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ne gibi?

ERHAN ÇELİK- Meydanlarda daha etkin olabilirlerde kabilinde haksız eleştirilere de maruz kaldılar. Bu arada sosyal medya üzerinden biz şu anda size sorular alıyoruz BaşbakanTRT’de tagıyla Twitter üzerinden sosyal medyadan bu sorular geliyor. Gelen sorular içerisinde de arkadaşlarım eliyor gördüm AK Partili gençlerin de sayısı hiç az değil, bize yönelik bir mesajı var mı diyor gençler?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bir kere şunu söyleyeyim: Bu işte tabi meydana inip sen bu partidensin, sen bu partidensin diye bir tespit hem mümkün değil, hem de etik değil doğru da değil bu bütün söylemlerimizi ortadan kaldırır. Ama şunu herkes bilmelidir ki: Çağrıyı Cumhurbaşkanımız ve biz yaptığımızda en önce meydanlara koşan bizim teşkilatlarımızdı. Hemen arkasından diğer partilerin teşkilatları da koştu, yani millet bu sefer parti rozetini çıkardı oraya akın akın gitti. Bizim AK Parti teşkilatının gençleri azdı, ilgisizdi türündeki değerlendirmeler asla kabul edemeyiz böyle bir şey haksızlık olur, gençlerimize haksızlık olur. Onun için bu doğru bir durum değildir buna bizzat ben şahidim. Bütün gençlik teşkilatımız yarım saat içerisinde ayaktaydı ve bizden nereye gideceğiz diye talimat beklediler. O bakımdan hiç ama hiç böyle düşünmeye ihtiyaç yok diyelim.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, sadece tabi pilotlar ve işte özel harekât değil kamuda da bir açık oluşuyor anladığımız kadarıyla yani şu anda belki 100 bini bulacak böyle giderse rakam için…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Rakam için bir şey diyemeyiz artabilir.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Bir tahmin söyleyemeyiz, tabi belki masum olanlardan dönen olacak, ama nereden baksanız işte tutuklu sayısı falan bakınca.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ciddi bir sayı ciddi bir sayı.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Hem onların boşluğu açısından alınacaklar ne olacak, hem de taşeron yasasıyla ilgilide durum 15 Temmuz nedeniyle biraz daha da gecikir mi yılsonuna kadar denilmişti sizinle en son yaptığımız programda.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- O taşeron konusundaki çalışma kendi seyrinde gidiyor orada bir zaten kapsamlı bir çalışma yapılması gerekiyor dolayısıyla, o iş ilgili bakanlıklar tarafından devam ediyor. Diğer yandan, bir şekilde memuriyetten çıkarılanlarda da elzem olan branşlar var öğretmen. Almanız gerekiyor ve nitekim alacağız 15 bin öğretmen alınıyor ilk etapta. Efendim polis, özel harekâtçı işte alınıyor. Yeni düzenlemeden sonra efendim yargıda yine bir kadro 5 bin civarında kadro tahsisi yapıldı onlarda peyderpey alacaklar. Ama bunun dışındaki memuriyetlerde çok acil davranmamız gerekmiyor, biz mevcutlarla da işi aksatmadan yapabiliriz. Taşkın Bey, çok adam çok iş değil. Bu benim felsefem çalışma anlayışım çok adamla çok iş yapılmıyor. Az adam daha çok iş yapıyor çünkü koordinasyon daha kolay oluyor. İhtiyacı olanın en asgarisinde tutmak lazım verim arttırmak için. Sayı arttığı zaman maalesef bu sefer kontrol zorlaşıyor, verim düşüyor, efendim yetki alanlarında birtakım kargaşalar oluyor bunu yaşıyoruz. Onun için bu devleti de verimliliği artıracak şekilde yeniden kamunu yapılanmasını da elden geçirmemiz gerekli.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Şimdi bir ara vereceğiz, ama tam bu cümlenin üzerine şunu da söyleyeyim isterseniz ondan devam edelim: Siz sürekli 15 Temmuz’dan sonra bu konu açıldığı zaman liyakate ve parti ayrımı yapmadan da alınması gerektiğini söylüyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Herhalde bu dediğiniz olması için en çok da buna dikkat edilecek.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru gayet tabi. Yani zaten ehliyet ve liyakate dikkat etmezseniz hem kalite düşüyor, hem verim düşüyor, hem de o ve buna benzer yapılar içinde zemin oluşuyor.

ERHAN ÇELİK- TRT ekranlarında Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım ile olan sohbetimiz devam ediyor, gelen pek çok soru var, bu soruları aktaracağız; onu en başında söyleyeyim. Sorularımızı sormadınız, daha sorularımızı yöneltmediniz diyen onlarca kişi var, ama ülkenin meselesi de çok ve konuşulacak daha çok başlık var. En kötü ihtimalle program sona erdiğinde eğer yöneltilmemiş sorular varsa Sayın Başbakana onu elden bizzat teslim edeceğimin de buradan taahhüdümü vermiş olayım.

Ve buradan da yardım kampanyalarına geçelim, bir kez daha duyurmuş olalım istiyorum efendim, özellikle GSM operatörleri aracılığıyla başlatılan kampanyanın, nedir onda son durum?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Teşekkür ederim, bu yardım kampanyasını kısaca özetlemekte fayda var. Tabii biz hemen darbe girişiminden sonra hayatını kaybedenlere şehit statüsü, yaralananlara gazi statüsü veren düzenleme yaptık. Normalde yoktu kanunlarımızda, dolayısıyla onlar şehit sayılıyor ve gazi sayılıyor. Devlet onlara gerekli her türlü iş, nakit, yakınlarına her türlü desteği veriyor, bir sıkıntı yok. Ama biz bunu yaparken vatandaşlarımızdan da şöyle bir serzeniş geldi: Tamam, siz yapıyorsunuz da biz de yapmak istiyoruz, bize de bu fırsatı verin. Dolayısıyla biz de hemen Aile Sosyal Politikalar Bakanlığımıza talimat verdik, bir kampanya başlattılar. Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıflar Bankası ile bunların katılım bankaları var iki tane, toplam 5 bankada hesaplar açıldı, kampanya başladı. Kampanyaya herkes katıldı. Yaklaşık 200 milyon civarında bir şu anda para toplanmış gözüküyor. Kampanya devam ediyor.

Ancak bu kampanyanın belki en ilgi çeken yanı; telefon operatörleri üç tane malum, Turkcell, Vodafone ve Telekom, bunlar da vatandaşlara kendileri bir kampanya başlattılar. Nedir o kampanya? Şehitler için, şehit yakınları için 1507 yazıp gönderin diyorlar, kısa mesaj. Her 1507 yazan 5 liralık bir bağış yapmış oluyor, bütün vatandaşlarımıza açık bu. Elinde cep telefonu olan herkes bunu yazdığı zaman 5 lira ben de bu kampanyaya katıldım diyebiliyor. Bir güzel yanı daha var; bu telefoncular her gönderilen mesaj için bir o kadar da biz vereceğiz dedi. Yani aslında ben telefonumdan 1507 yazıp gönderdiğim zaman benim faturaya 5 lira ilave oluyor, ama 5 lira da benim telefonum hangi şirkete aitse o kendisi de koyuyor. Dolayısıyla ne oluyor, çok faydalı bir iş. Vatandaşlarımızın özellikle bu kısa mesaj, 1507’ye kısa mesaj göndererek bu konuda bu sorumlulukta ben de varım, benim de burada bir payım olsun demelerini bekliyorum. Bugüne kadar zannediyorum 2,5 milyon kısa mesaj gönderilmiş vaziyette. Ama bu telefon abone sayısı bizim ne kadar? 73 milyon. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Neredeyse nüfus kadar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani nüfus kadar telefon var, yani sayı çok mütevazı gözüküyor şu anda.

ERHAN ÇELİK- Bu mütevazılığı da ortadan kaldırmak için efendim, sizin bu çağrınıza bir kez daha biz izleyicilerimize çağrıda bulunalım ve bunun için de vakit kaybetmeyelim. Şimdi herkesin sağında solunda cep telefonu, yapmanız gereken; hangi operatör olursa olsun sadece 1507’ye bir kısa mesaj göndermek.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yazıp tuşa basacaksınız, göndere basıyorsunuz bitti.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Ve 5 yerine 10 lira yatıyor.

ERHAN ÇELİK- 5 lira sizden, aynı zamanda 5 lira da…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- GSM’den, şirketten.

ERHAN ÇELİK- Söylediğiniz gibi bu mütevazı rakamı da biraz yükseltmiş olalım. 70 milyon telefon abonesi için 2,5 milyon…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani 30 milyon, 40 milyon olması içten bile değil. Eminim ki vatandaşlarımızın çoğu bilmiyor, yani böyle bir uygulama olduğunu. Size teşekkür ediyorum, bu vesileyle de açıklamış olduk. Bizim niye haberimiz olmadı demesin millet.

ERHAN ÇELİK- Hem açıklamış olduk, bunun yanı sıra Ömer Halis Demir’leri, o kalkışma gecesi hayatını kaybeden, göğsünü tanklara, mermilere siper eden insanları da göz önünde bulundurarak bir kez daha çağrımızı yinelemiş olalım; 1507’ye şu anda efendim ertelemeden, ötelemeden hemen telefonunuzu elinize alıp 1507’ye bir mesajınızı bekliyoruz.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, biraz önce bahsettiğimiz konular vardı, bir şekilde hem bunun hesabı soruluyor, hem de buna ilişkin önlemler alınıyor, yeniden yapılanma sürüyor. Atılan memurlarla ilgili kıstaslar neler? Özellikle 2010 KPSS’si biliyorsunuz ilk çıktığı zaman da en çok nirengi noktalarından bir tanesiydi. Özellikle 2010 nedeniyle atılanlar olursa, onlar örneğin geriye dönük bir ödeme yapmaları gerekecek mi? Bundan sonraki atılmalardaki kıstas ne olacak? Siz Cumartesi günü bunu bir intikamla değil adaletle çözeceğiz, kurunun yanında yaşın yanmaması için en büyük özeni göstereceğiz dediniz. O açıdan da bu açığa alınanlar ya da bundan sonra açığa alınabilecekler ve atılacaklarla ilgili temel kıstası ne devletin?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle, bunun arkasında olduğumuzun en somut belirgin ispatı şu: Mahkeme, Danıştay 2010 sınavlarını iptal etti.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Hile var dedi bu sınavlarda.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok saydı. Peki, 6 yıl geçmiş, 86 bin kişi o gün sınavları kazanmış ve memur olmuş, 6 yıldır devlette çalışıyor. Normalde bizim yapmamız gereken ne? O 86 bin kişiyi kapının önüne koymak, değil mi?

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Evet.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani mahkeme kararı var. Ama biz bu KHK’da bir düzenleme yaptık, dedik ki; bunlar içerisinde FETÖ’nün, bu örgütün soru vermeden kazananlar da vardır.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Hakkıyla girenler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yaşla kuru, bileğinin hakkıyla, alnının teriyle kazananlar da vardır, niye yaşla kuruyu birarada yakalım, gelin burada bir ayıklama yapalım. Bunun için düzenleme yaptık. Dedik ki; bu sınavda kopya çekerek, soruları elde ederek kim girmişse, onları çıkaracağız, ama normal şartlarda hakkıyla girenler de çalışmaya devam edecek. Bu tabii zahmetli bir çalışma, ama mümkün. Bunu teknik arkadaşlar çalıştılar, bu olabilir dediler, şimdi onu uygulayacağız. Bu bile gösteriyor ki Taşkın Bey; biz bu konuda titiz davranacağız. Yani intikam duygusuyla hareket etmeyeceğiz, Yaşın yanında kurunun yanmasına izin vermeyeceğiz, sapla samanı birbirine karıştırmayacağız, adaletle. Adalet mülkün temeli, Türkiye bir hukuk devleti, dolayısıyla adaletten ayrılmayacağız; bize yakışan, ülkemize yakışan da budur. Burada o yüzden zaman biraz uzuyor. Bu arada herkes birbirini gammazlıyor; işte efendim o FETÖ’cü, bu bilmem neci. Ne yapıyor? Birbiriyle başka karın ağrısı var, hazır fırsat da elime geçmiş, bunun defterini düreyim diyor, adam acımasızca başka birini şikayet ediyor. Bunları biz araştırmamız lazım, derinlemesine bakmamız lazım, gerçekliği var mı-yok mu? Bunun için de alanı sınırladık, sınırlama ne? 17 Aralık sonrası, 17 Aralık ciddi şekilde, niye 17 Aralık? 17 Aralık, açık ve ciddi şekilde örgüt devleti tehdit etti, bir operasyona girişti. Onun için 17 Aralık, örgütün ilk defa dişlerini gösterdiği tarih. Ondan sonra örgütle bağlantısı olan, efendim örgütle işbirliği içinde olan, bu işe dibine kadar batmış-bulaşmış olanların üzerine gidilecek. Ama 17 Aralık’tan önce yaparsak bu yanlış olur. Vatandaşlar, memurlar, çalışanlar, herkes bir şekilde ilişkide olmuş. Adam kurban bağışlamış veya bir etkinliklerine katılmış, hayır hasenat işinde bulunmuş, dershanelerine gitmiş, okullarına gitmiş, efendim derneklerine üye olmuş; bütün bunları aldığımız zaman iş çığırından çıkar, büyük bir haksızlık olur. Bazen bizi tenkit ediyorlar, niye 17 Aralık’tan önceye bakmıyorsunuz? Nereye bakacağız? 1970’li yıllardan mı başlayacağız? O zaman herkes şüpheli duruma düşer, öyle işin içinden çıkamayız. Onun için böyle bir milat koymak mecburiyeti vardı ve bu milat da doğru bir milattır, çok da üzerinde düşünerek yaptık.

Onun dışında tabii Bank Asya’ya o dönemde işte o çağrılardan sonra para yatıranlar vesaire veya yine o yapıyla içli-dışlı olanlar, derneklerdeki faaliyetlerini sürdürenler…

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Galiba özel bir yazılım kullanıyorlar…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii, özel şifreli yazılımlar var, burada gruplar halinde yazışıp ne iş yapacakları, hangi adımı atacakları, darbe hazırlıkları vesaire bütün bunların içinde olanlar bu işten sıyrılamayacak, kurtulamayacaklar. Ama 17 Aralık’tan sonra kardeşim bu iş gidişat-gidişat değil, ben bu işin içinde olamam, bunlar vatanın milletin hayrı için iş yapmıyorlar, bunlar bir terör yapılanması içerisinde ülkenin geleceğini karartma yönünde zararlı çalışmaları var diye pişman olan, vazgeçen vatandaşlarımızın herhangi bir endişeye kapılmasına gerek yok. İşadamıysa işine devam etsin, memursa memuriyetine devam etsin, askerse askerliğine devam etsin, hakim ise hakimliğine devam etsin, öğretmense öğretmenliğine devam etsin. Öyle toptan usul yok, böyle adeta itinayla tek-tek üzerinde çalışılarak gidilecek şeyler. İstihbarat kuruluşlarının raporları var, efendim çeşitli mecralardan gelen raporlar var, işte elimizde 13 tane kriter var. Bu 13 kriterin tek-tek hepsi gözden geçiriliyor, kurumlarda oluşturulmuş kurullar var, o kurullar değerlendiriyor, ondan sonra bizatihi kendisi bakan arkadaşlarımız konunun takipçisi, en sonunda Başbakanlığa geliyor, Başbakanlıkta Müsteşarımızın başkanlığında oluşturulan bir değerlendirme ekibinde son süzgeçten geçiyor ve nihayet deniliyor ki işte şunlar-şunlar memuriyetten çıkarılmıştır diye listeler yayınlanıyor kanun hükmünde kararnamelerle.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Yeni bir liste gelecek mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii. Yani bu tespitler yapıldıkça olacak tabii.  

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Biraz önce dediniz ya, masum olan işine devam etsin diye. Şimdi 4262 dernek, vakıf, işte işyeri falan söylediniz, siz Cumartesi günü söylediğiniz için onu da tekrar sormak istiyorum; ekonominin de sarsılmaması için suçun şahsiliği vardır, işte patron, işadamı, şirket sahibi, fabrika sahibi örgüt üyesi olabilir.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabii.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Ama biz oradakileri mağdur etmeyeceğiz çalışanları diye bir açıklamanız vardı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi oradaki prensibimiz şu, geçmişte hatırlayın Partimizin kapatılması gündeme geldiğinde şunu savunduk ve Anayasa değişikliğini de onun için getirdik: Bir parti mensubu, milletvekili, il başkanı, ilçe başkanı, her neyse bir parti mensubu partisinin kapatılmasına sebep olacak bir faaliyet, bir çalışma içinde olmuşsa partinin ne günahı var? Partiyi kapatmayalım, onu cezalandıralım. Şimdi şirketler için de ölçü bu. Şirketin yaşaması lazım, çünkü orada binlerce, yüzlerce çalışan var, onların mağdur olmaması lazım. Şirketin kapanması ekonominin zarar görmesi demek, işsiz sayısının artması demektir. Onun yerine şirket içinde yönetici konumda, etkin konumda ve ortak konumunda kim varsa onların cezalandırılması ve oradan uzaklaştırılması; yapacağımız budur. Ama bazı şirketler var Taşkın Bey, artık FETÖ’cü olduğu besbelli, onların adlarını da biliyorsunuz, isim vermeyeyim. Onlar zaten kayyuma verildi, kapatıldı vesaire. Ama onun dışında A şirketinde, B şirketinde mal almış, mal vermiş, çek vermiş, çek almış, ama B şirketi de FETÖ ile irtibatlı. İrtibatlı derken, şirketin yöneticileri, sahiplerinin ortaklığı var, bu yapıyla beraber olmuşlar, geçmişte beraber olmuşlar, belki hala beraberliği var yani 15 Temmuz’a kadar, bunlar dikkate alınacak. Ekonominin en az zarar görmesi için gayret edilecek. Halbuki şimdi insanlar şey yapıyor; istihbarat yapmaya başlamış, ya ben işte halı satacağım, filanca şirket benden halı istiyor, vereyim mi acaba, o FETÖ ile alakası var mı-yok mu diye eşini dostunu arayıp telefonla bilgi alıyor. Şimdi biz böyle bir sürece girersek işin içinden çıkamayız, 1 milyona yakın şirket var Türkiye’de. Bu işe bulaşmış, FETÖ ile ilişkili şirket sayısı yani 1000 bile değil. Onun için iş alemimiz, orta direkt KOBİ’lerimiz, büyük sanayicilerimiz eğer yanlış bir işe bulaşmamışlarsa hiç endişe etmesinler. Bulaşmış olsalar bile, biz onların markasını, işini yok etmek gibi bir niyetimiz yok, o işe bulaşmış olanların cezalandırırız.

ERHAN ÇELİK- Aslında bakarsanız, özellikle bu son bölümde anlattıklarınız ve özelde 2010 KPSS ile ilgili uygulama, suçlunun ve suça karışmamış olanın ayrımı Avrupa’dan yükselen cadı avı şeklindeki haksız eleştirileri bertaraf etmeye yeterli. Fakat bir türlü buradaki durum Türkiye’nin beklediği gibi okunmuyor, keza Amerika’da da öyle. İsterseniz bu bölümde biraz daha dış politikaya geçip Amerika’dan da başlayarak bu tepkileri değerlendirelim. Özellikle de terör örgütü elebaşı Fethullah Gülen’in iadesi noktasında yeni bir durum söz konusu mu? Diğer yandan bugün Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bir açıklama ve dedi ki; Gülen’in Amerika’dan ayrılması kendi içimizdeki bazı mekanizmalar tarafından önlenebilir kabilinden bir açıklama yaptı. Türkiye hiç olmazsa Gülen’in Amerika’dan ayrılmayacağına ilişkin bir taahhüt aldı mı? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bizim bu konuda malum bu konu ta 17 Aralıktan beri gündemimizde ve bununla ilgili oldukça kalabalık sayıda dosya da gönderildi, 84 klasör. Ancak bu gönderilenlerden sonra da terör örgütü açıktan darbe yapmaya kalktı. Bu gönderilenler arasında 15 Temmuz dosyaları yok. Şimdi o dosyaları biz inceleyeceğiz diyor Amerika. Ancak o dosyaları incelerken bir desteğe ihtiyaçları var, onlar Adalet Bakanlığı bize uzman göndersin yapalım dediler. Biz de dedik ki; ya siz önce bir adamlarınızı gönderin, bu 15 Temmuz’u da görsünler, oradaki şeyler de ortaya çıktı açık deliller vesaire, ondan sonra gerekirse biz de göndeririz. Onun için 22-23’te Amerika’dan teknik bir heyet geliyor. Bunlar Adalet Bakanlığı’ndan, diğer bilişim vesaire. Bu heyet çalışmalarını bizimkilerle beraber yapacak. 24’ünde de Amerika Başkan Yardımcısı Biden geliyor. Biden’la da biz de görüşeceğiz, Cumhurbaşkanımız da kabul edecek, bu konuları görüşeceğiz.

Bakın arkadaşlar, şimdi bizim Amerika ezelinden beri birçok konuda müttefikimiz, stratejik ortağımız, NATO’da beraberiz, Suriye-Irak meselesinde birlikte çalışıyoruz, bölgesel ve küresel konularda, hem askeri, hem ticari anlamda ilişkilerimiz var; bütün bunlar güzel. Şimdi ülkemizin yaşadığı ciddi bir sorun var, bu sorun bir terör örgütü var, bu terör örgütünün başındaki de Amerika’da ve bizim vatandaşımız, yani bizim vatandaşlığımızdan çıkmamış. Amerika’da oturma izni verilmiş, ama hala bizim vatandaşımız. Biz diyoruz ki; kardeşim, bu adamı verin. Ha verinceye kadar da kaçmaması için geçici tutuklama tedbiri alın; bizim istediğimiz bu Amerika’dan. Amerika bunu reddetmiyor, ne diyor? Biz bu delillere bakacağız, dosyalara bakacağız, ondan sonra gereğini yapacağız diyor.

ERHAN ÇELİK- Bu süre içerisinde kaçmasını engelleyeceğiz şeklinde bir taahhüt var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi bugünkü açıklama biraz ona yönelik diye düşünüyorum, biz bunun ülkeden ayrılmasını önleyecek tedbirlerimiz var falan mealinde bir açıklama oldu. Herhalde bu bizim geçici tutuklama talebimize istinaden yapılmış bir açıklamadır. Ama 15 Temmuz’dan sonra arkadaşlar hiçbir şey eskisi gibi olmaz, Amerika’da da olmaz. Nasıl terör örgütü için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaksa, Türkiye için eskisi gibi hiçbir şey olmayacaksa, Amerika’da da şartlar değişmiştir. Amerikalılar bu konuya daha fazla titizlikle yaklaşacaklar, daha duyarlı yaklaşacaklar ve bu konunun Türkiye ile Amerika’nın arasındaki ilişkileri gerginleştiren, zayıflatan bir iş olmasının önüne geçeceklerdir; ben buna inanıyorum.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Bu bekletiniz mi, böyle bir sinyal alıyor musunuz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu gelişmeler de buna işaret ediyor, akıl ve mantık da bunu gösteriyor. Yani Amerika neticede suç işlemiş olduğunu bildiği, ispat edilmiş bir örgüt başını, terörist başını savunacak hali yok, Amerika da hukuk devleti bizim gibi. Yani bu akla ziyan bir iş, böyle bir şey düşünmek bile yanlış.

Ama şu var, Amerika’nın şöyle bir zorluğu var: Bu konuda hızlı hareket etmemesi halinde Türk halkının Amerika konusundaki zaten bir süreden beri var olan olumsuz, menfi düşüncesi daha da gelişecek, bu da önemli bir konudur, Amerika buna o bakımdan dikkat etmesi gerekir diye düşünüyorum.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- 22-23’ünde teknik ekip geliyor, 24’ünde Biden geliyor. Dört bakanının Amerika Birleşik Devletleri’ne bu vesileyle gitmesi durumu vardı, bunlar daha sonra mı?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bundan sonraki gelişmelere bakacağız, o karşılıklı icap ederse gidiş-gelişler yine olacak. Ama bu 22’si 24’ü arası olan temaslar bize önemli ölçüde fikir verecektir bu konuda.

ERHAN ÇELİK- Amerika’nın bahsettiğiniz bu olumluya doğru seyreden eğiliminde acaba Türkiye-Rusya ilişkilerinin yeniden bir sayfa açılmasıyla yoluna girmeye başlaması, diğer taraftan İran’la keza ilişkiler konusu etkili olmuş mudur?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben bunları birbiriyle ilişkilendirmenin çok doğru olmadığını düşünüyorum arkadaşlar, çünkü biz Rusya’yla şu 24 Kasım’dan beri 8 aydır yaşanan gerginliği bir tarafa bırakırsak, zaten son 10-15 yılda ilişkilerimizi çok fazla geliştirdik, hem iyi komşuluk anlamında, hem turizm, hem ticaret, hem yatırım, nükleer santral yapıyoruz, başka büyük yatırımlarımız var, Rusya’da bizim yüzlerce iş adamımız büyük yatırımlara girmiş durumda. Yani aynı şekilde İran bizim ezeli komşumuz, her bakımdan ilişkilerimiz hep gelişti, son yıllarda İran’a uygulanan ambargolarda Türkiye en şiddetli karşı çıkan ülkelerin başındaydı, dünyaya meydan okuduk. Onun için bu işte Amerika buradaki Türkiye-Rusya, Türkiye-İran yakınlaşmasını görerek tavır değiştirdi gibi bir hüküm çok bence doğru değil, geçerli değil. Bizim Rusya’yla, İran’la ilişkileri geliştirmemizin Amerika’yla ilişkileri azaltmamızı gerektirmiyor, böyle bir ihtiyaç da yok, onlarla başka boyutta bir ilişki var, bu tarafta da komşularımız, komşu komşunun külüne muhtaç derler. Komşularımızla iyi geçinmeyeceğiz, dost olmayacağız, ne yapacağız? Birlikte yaşıyoruz.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Burada Suriye meselesinde bir çelişki doğar mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hiçbir şey doğmaz.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Siz Cumartesi yanlış hatırlamıyorsam Amerika-Rusya-İran’ın da dahil olduğu bir çözümden bahsettiniz ve 6 ay içinde sürpriz gelişmeler, yani bu konunun biteceğini düşünüyorum dediniz. Bunu biraz açabilir misiniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim demek istediğimiz şu: Suriye’de artık bu iş sürdürülemez bir hale geldi Taşkın Bey, onlarca insan hayatını kaybediyor, milyonlarca insan yerinden, yurdundan olmuş, 3 milyonu biz misafir ediyoruz, bağrımıza basmışız, ekmeğimizi paylaşmışız, benzer şekilde Ürdün’de var, Lübnan’da var, başka ülkelerde az da olsa var. O bakımdan Suriye’yle ilgili durum sürdürülemez bir noktaya geldi, o yüzden bölge ülkeleri başta olmak üzere, İran, Türkiye, hatta Rusya, hatta Amerika daha etkin bir şekilde bu meselenin üzerine gidip bu akan kanı durdurmamız, daha fazla orada acıların yaşanmaması için gereken adımları atmamız şart. Bu artık bölgesel bir soruna dönüştü, küresel bir soruna dönüştü. Onun için burada başka hesapların içinde olmanın çok büyük yanlış olacağını biz ifade ediyoruz. Ve bizim 911 kilometre sınırımız var Suriye’yle, bunun en fazla acısın biz çekiyoruz, Amerika değil, İran da değil, Rusya da değil, en fazla biz çekiyoruz, dolayısıyla bizim burada en aktif şekilde yer almamız. İran da baştan beri bu konunun çözümü için gayret gösteriyor, onların da Türkiye’yle beraber en ön saflarda bu meselenin içinde olması gayet doğal, Rusya ve Amerika’nın da bu konuda bizlere destek olması lazım.

Ben enim ki bir çözüm bulunacaktır. Uzun vadede Esad’la gitmek mümkün değil, 500 bin insanın hayatını kaybetmesine, milyonların ülkeyi terk etmesine sebep olmuş birinin hiçbir şey yokmuş gibi, hadi devam edelim demesini hiç kimse beklememeli. Yani bir geçiş süreci ihtiyacı var, bu geçiş sürecinde de şartlar bellidir. Bir kere olmazsa olmaz, Suriye’nin toprak bütünlüğüdür, yani Suriye işte Kürtler ayrı devlet, Araplar ayrı devlet, Nusayriler ayrı devlet, böyle bir düşünce asla ve asla kabul edilmez, bu daha büyük felaketlere yol açar, bu iç savaşın, mezhep savaşının, etnik savaşın daha da büyümesine sebep olur, bir kere bu asla ve asla gündemde olamaz. Suriye’nin toprak bütünlüğü, İran da böyle düşünüyor, diğerleri de böyle düşünüyor.

İki; etnik temele dayalı bir yönetim olmaz, işte Şii midir, Nusayri midir, Sünni midir, Arap mıdır, Kürt müdür, bunları bütün Suriye halkının temsil edileceği bir yönetim modeli olması lazım.

Bir başka konu, şimdi Suriye’nin dışarı nüfusu içeriden fazla, onlarla karar verirsen bu da yanlış. Bütün içeride, dışarıdaki halkın ortak katılımıyla bir barış süreci işletilmelidir. Bu konuda İran’la, Rusya’yla, diğer ortaklarımızla yakın çalışma içerisindeyiz. Ben kötümser değilim.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Ama bu bölünmeyle ilgili Türkiye baştan beri Suriye’nin hep ülke bütünlüğünü savundu, bunu Irak’ta da savundu, bütün komşularında aynı şeyi savunuyor. Fakat fiilen artık hemen bizim altımızda, Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt koridoru da Türkiye’nin bütün itirazlarına rağmen gelişmeye de devam ediyor. Bu konu da örneğin işte İran’la, Rusya’yla… Ben anlıyorum ki, bu söyledikleriniz sadece temenni değil, Türkiye bu konuda diplomatik girişimlerde de bulunuyor. Sayın Dışişleri Bakanı bildiğim kadarıyla İran’a gidiyor, Sayın Cumhurbaşkanının gitme ihtimalinden bahseden haberler çıktı ama, henüz resmi olarak teyit edilmedi, dolayısıyla bir trafik başladı. İşte Biden’in gelmesi sadece tahmin ediyorum…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi Suriye de var.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Tabi bütün konular var. Yani özellikle o sınırımızın altında Türkiye için tehdit olduğunu düşündüğümüz, PKK’nın uzantısı olarak kabul ettiğimiz bir terör örgütüyle ilgili durumumuz nedir?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bizim o konudaki durumumuz çok net, yani biz…

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Bizim pozisyonumuz belli de, Suriye’de neler oluyor?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Suriye’de tabi ki Kürtler alan genişletme gayretleri devam ediyor, Kürt demeyeyim de PKK’nın uzantısı olan PYD ve YPG unsurları IŞİD’le mücadele ediyoruz diyerekten o adla alan genişletmeye devam ediyorlar. Ha, biz de bunun olmaması için bir gayret içerisindeyiz, bu konuyu koalisyon ortaklarıyla, diğer paydaşlarımızla değerlendiriyoruz Bu konuda biz hadi ne yapalım, oldu-bitti, yapacak bir şey yok diyecek halimiz yok, bu bizim için çok hayati öneme sahip bir iştir. Mesela bu Münbiç konusunda biz, Amerika, bu konuda SAK diye Suriye-Arap Koalisyonu diye bir oluşum oldu, burada Kürtler de var, Araplar da var, bunlarla Münbiç’den DEAŞ’ı çıkardılar. Şimdi YPG’liler, PYD’liler orada yerleşme niyetleri vardı, biz baştan konuştuk Amerika’yla, dedik ki, bak böyle böyle şeyler olmasın işin sonunda. Yok, söz verildi ve şimdi o sözde durduklarını da bize beyan ettiler, yani burada herhangi bir Kürt yerleşimine, oluşumuna izin verilmeyecek diye taahhütleri de var, bunu da tekrarladılar Münbiç’in yeniden ele geçirilmesiyle beraber. Yakından takip ediyoruz, bize herhangi bir konu olursa gereken müdahaleyi yapıyoruz.

Tabi bu arada, şöyle bir yarım saat kadar oldu, Van İki Nisan Karakolu, daha doğrusu polis evi önünde bir patlama meydana geldi, yaralı veya hayatın kaybeden var mı, yok mu, henüz haberler gelmiş değil. Yani görüyorsunuz FETÖ bırakıyor BTÖ, bölücü terör örgütü vardiyayı devralıyor, terör örgütleri boş durmuyor. Yani bu üst aklın bir elinde FETÖ var, bir elinde BTÖ var, birini oynatıyor, öbürünü yedeğe alıyor, öbürünü alıyor bunu koyuyor. Bunlar işte sözde Kürtlerin sorunlarını çözeceğiz diye yola çıkıyorlar, ama Kürtleri öldürüyorlar, en büyük zulmü de Kürtlere veriyorlar. Dolayısıyla PKK’nın arkadaşlar, Kürt sorunu diye bir sorunu yok, Kürtlerin, Kürt vatandaşlarımızın PKK sorunu var, ama bunu da çözeceğiz, yani bu terör gruplarını Kürt vatandaşlarımızla aramızdan çıkaracağız. Çünkü 15 Temmuz’da şunu gördük: Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşlarımız o darbe teşebbüsünde bayrağını alarak meydanlara koştular ve 27 gün boyunca arkadaşlar, oradan ayrılmadılar. Yani onlar işte Doğu’da, Güneydoğu’da ayrı bir devlet kurmak filan, işte Kürtler ayrılacak-mayrılacak, bunların hepsi boşa çıktı. Kürtlerin ayrılmak gibi filan niyeti yok. Niyet, dış güçlerin, PKK terör örgütünün bu fikri yerleştirmek öldürerek, baskı yaparak gayretlerinin olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, biraz acı çekeceğiz, ama işin sonunda bunların da defterini düreceğiz, bundan milletimiz emin olabilir. Nasıl FETÖ örgütünü çökerttiysek, bunları da çökerteceğiz. 

ERHAN ÇELİK- Bu az önce bahsettiğiniz üst akıl özellikle son dönemde daha fazla konuşulur oldu. PKK teröründen konuşurken de az önce sizin bahsettiğiniz gibi FETÖ ve PKK arasında bir ilişkinin de olabileceğinin işaretlerini görüyoruz…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Var, yani bu sır değil, konuşmalardan, istihbarat raporlarından ortaya çıkıyor, var. Darbeden önce de biraraya gelmişler, sonra da biraraya gelmişler, birtakım aralarında işler de kararlaştırmışlar.

ERHAN ÇELİK- Kandil’i ve özellikle örgütün elebaşlarını ele geçirmeye yönelik operasyonların ve bombalamaların önüne geçildiğiyle ilgili de FETÖ tarafından bazı haberler çıktı akşam saatlerinde. Bu türde bir işbirliği mi bahsettiğiniz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi tabi asker içinde bu yapının çok etkin olduğunu, özellikle o bölgede terörle mücadele 15 Temmuz öncesinde görevli olanların FETÖ darbe teşebbüsünde başrolde olduklarını gördük. Hal böyle olunca, geriye doğru şimdi değerlendirme yapıp, acaba oradaki operasyonlar, terörle mücadelede doğru işler yaptılar mı, yapmadılar mı, bu soru der demez gündeme geliyor, bunların da hepsi incelecek, ortaya çıkacak.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Batının tutumunda sadece Amerika Birleşik Devletleri değil, Batıda da büyük bir bizim açımızdan hayal kırıklığı, Hep demokrasi, özgürlüklerden bahsederlerken çok açık bir darbe girişimine, sivil insanların öldürülmesine, Cumhurbaşkanına suikast, Başbakan, bakanlara işte, herkes yaşadığını biliyor o gece, buna rağmen hiç yüksek sesle bir kınama ve Türkiye’ye destek çıkmadı, dahası yurt dışındaki okullarla ilgili yahut da FETÖ’nün Avrupa’daki örgütlenmelerine ilişkin Türkiye’nin taleplerine karşı da hala çok net bir cevap verilmiyor. Biraz daha artık zaman geçtikçe Türkiye kendi birliğini ayakta tutup, ayaktayız, yıkılmadık, aslında bir anlamda bu anlama da geliyor, bunu söyledikçe acaba dirençleri kırılıyor mu, yoksa hayır, özellikle işte Almanya’dan yapılan bazı yayınlar ve tavırlar devam edeceğini gösteriyor mu Batının bu tutumunun?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi tabi hepsini bir genelleme yapmak yanlış olur ama, Batı ülkelerinin birçoğu maalesef darbe girişiminde iyi bir sınav vermediler, bunu… Mesela İngiltere bundan istisna, İngiltere hemen Sayın Başbakan yeni atanan Hanımefendi Cumhurbaşkanımızı aradı, ben de görüştüm kendisiyle telefonda ve hemen bir bakanını gönderdi, o geldi gözüyle Millet Meclisi’ni inceledi, bizimle görüştü, hükümetinin dayanışmasını, bize bizatihi Başbakanın mesajını getirdi ve İngiltere Büyükelçisi de çok net bir açıklama zaten yaptı. Ama İngiltere’nin bu yaptığını diğerleri maalesef aynı şekilde, aynı netlikte yapamadılar. Yani bir anlamda Mısır darbesinde yaşananları gördük, orada darbe oldu, başarıya ulaştı ve darbeye darbe diyemediler. Burada darbe başarıya ulaşmadığı halde yine bu darbe teşebbüsüyle onları lanetlemek, demokrasiye sahip çıkmak yerine, efendim, darbeciler de fena adamlar değil, bunları fazla hırpalamayın gibi nasihate başladılar; kabul edilebilir bir şey değil. Gerçek dostumuz, gerçek dostumuz olmayanı biz bu darbe girişiminde çok iyi anladık, kimin samimi, kimin samimi olmadığını iyi anladık, bundan sonra tabi ona göre de gerekli dikkati göstereceğiz.

Yani o kadar işi ileri götürdüler ki bazı ülkeler de, efendim, darbeciler nerede hata yaptılar da başarısız oldular, şunu şunu yapsalardı başarısız olamazlardı, adeta yeni darbe yapacaksınız şunlara da dikkat edin tarzında reçeteler de vermeye başladılar; bunlar çok ama çok üzücü, çok incitici şeyler. Yani demokrasinin beşiği olduğunu söyleyen, demokrasinin en yüksek ve en iyi yönetim şekli olduğunu söyleyenlerin böyle bir tutum içerisine girmesi utanç verici bir şeydir, bunu görmek lazım. Ama bu tutum değişiyor. Ne zaman değişti? Yenikapı’yı gördüler, Türkiye’nin geleceğe açılan yeni kapısını, oradaki birliği, beraberliği, kardeşliği görünce havaları değişti, şimdi demokrasi şarkıları biraz daha ön plana çıkmaya başladı.

ERHAN ÇELİK- Programın yavaş yavaş sonuna yaklaşıyoruz.

Özellikle Avrupa’yla ilgili konuşurken Almanya’ya özel bir yer açmak istiyorum. Keza özellikle FETÖ’yle ilgili ilişkilerin mercek altına alınması talebi pek karşılık bulmamış gibi görünüyor Almanya cephesinde, soğuk karşılanıyor. Diğer taraftan Alman İçişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu’daki İslamcı grupların merkezinin Türkiye olduğuna ilişkin bir belgesi ortaya çıktı, ki bunu da yalanmadılar, bir iletişim hatası olarak nitelediler. Siz Almanya’nın bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz ve bundan sonra ilişkileri, özellikle Türkiye-Almanya ilişkilerini bu tavırlar nasıl etkileyecektir?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Almanya hem Avrupa Birliği’nin lokomotifidir, Almanya aynı zamanda Türkiye’nin de en büyük ticaret ortağıdır ve Almanya’yla bizim ilişkilerimizin çok köklü bir geçmişi var biliyorsunuz, ta Osmanlı dağılmadan önce Birinci Cihan Savaşı’ndan itibaren birlikte hareket etmişiz, bugün de en fazla vatandaşımızın, soydaşımızın yaşadığı ülkedir. Yani dolayısıyla ne Almanya Türkiye’yi gözden çıkarabilir, ne Türkiye Almanya’yı gözden çıkarabilir. Ha, zaman zaman iç siyasetten kaynaklanan birtakım gerginlikler oluyor. Ama bize düşen ve Alman Hükümetine de düşen bunu körüklemek değil, sönümlemek. İçişleri Bakanlığı bir densizlik yaptı, bir açıklama yaptı, sonra da biz çok sert tepki koyunca, yani yanlış oldu, kusura bakmayın dediler. Hatta İçişleri Bakanlığı’nın işi değil ki bu, sana ne? Yani dış politikayı dışişleri Bakanlığı takip eder. Dolayısıyla böyle bir zaman zaman yol kazası oluyor, iletişim kazası oluyor, Ermeni tasarısında da bunu yaşadık.

Efendim, Almanya’daki en büyük problem, oradaki bölücü terör örgütü Almanya’nın kılcal damarlarına kadar sızmış, özellikle basın ve medya tarafında çok zemin kazanmışlar ve bu Alman kamuoyunu da bir mağduriyet edebiyatıyla maalesef ifsat ediyorlar, kullanıyor, bundan da Alman Hükümeti zaman zaman etkileniyor. Bizim onlara söylediğimiz biz dostuz, müttefikiz, ahde vefa lazımdır, siz ahde vefa gösterdikçe biz de karşılığını vereceğiz. Dolayısıyla, yani bölücü terör örgütünü Türkiye aleyhinde çalışanlardan ziyade, Türkiye’nin ne söylediğine itibar etmelisiniz. Bu konuda tabi bölücü terör örgütünün Avrupa genelinde ve dünyada algı oluşturmada, mağduriyet oluşturmada gayreti çok fazla, biz tersini yapmakta o kadar gayretli değiliz.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Bir yandan da ama tersinden de FETÖ’nün de lobi işlerinde çok başarılı olduğu ortaya çıktı.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onu da aynı şey işti yani biraz da işlerine de geliyor yani sadece onların başarısı değil, onlara inanmak biraz işlerine de geliyor, yani Türkiye biraz daha meşgul olsun, Türkiye’nin işte 2023 hedefleri, geleceğe yönelik projeleri geciksin, aksasın bunlarda işlerine de geliyor olabilir bazı yetkililerin ilerideki bazı grupların. Ama biz Almanya’yla ilişkilerimizin gelişmesinden yanayız, geriye gitmesinden yana değiliz. Bu konuda Alman Hükümetine şunu söylüyoruz: Ya siz elinizde 4 bin, 5 bin tane bölücü terör örgütünün dosyası var. Bunlara bakın bunlar suç işlediler, bunlar Türkiye’ye zarar veriyor, bunlar size de zarar veriyor ve zarar vermeye de devam edecekler. Onun için bizi dostluğumuzun arasındaki bu sorunları ortadan kaldırmamız lazım. Ve ben geleceğe yönelik şeyde karamsar değilim.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, 15 Temmuz’u gördükten sonra bu kendi ülkelerindeki FETÖ okulları olanlar arasından hiç gelip de ya başımız belaya girer mi falan tedirgin olan olmamış mı, oldu mu ya da gelip söyleyen?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bazı ülkeler var tabi bir kısmı hemen kararlar aldı, kapattı, yurt dışına çıkaranlar var, Azerbaycan var, Somali var, Afrika’da başka ülkeler var, Rusya’da benzer adımlar atılıyor. Ama zaman içerisinde diğer ülkelerde bu tehlikenin farkına varıp gerekli adımları atacaklar. Kimisi bunu erken fark etti, hani bizim dostluğumuzu, bize gerçek anlamda daha dost olan ülkeler hemen tepki verdi, ama bir kısım ülkeler biraz daha belli ki zamana ihtiyacı var buna da göreceğiz.

ERHAN ÇELİK- Bununla ilintili bir soru sorayım başka soru yoksa da tamamlayalım.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Ekonomiyle ilgili bir şey sormak istiyorum senden sonra.

ERHAN ÇELİK- Yurt dışındaki FETÖ okullarıyla ilintili olarak şimdi görüyoruz ki, özellikle Avrupa’da bu okullara öğrencilerini gönderen kimi veliler kalkışmanın hemen arkasından hainlikle ilgili durumu göz önünde bulundurarak çocuklarını okullardan almaya başladılar.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, iyi yapmışlar Allah razı olsun.

ERHAN ÇELİK- Bu okulların yerine sizin ikame olacak başka okullar açma durumunuz olabilir mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz Türkiye Maarif Vakfı kurduk bu Maarif Vakfının ana gayelerinden biri yurt dışında bu zehirleyici örgütün okullarını o ülkelerle anlaşarak devralmak, orada öğretimi bizim değerlerimize uygun olarak devamını sağlamak. Bu çalışmalarımız devam ediyor Maarif Vakfının daha kuruluş aşamasında 1-2 ay içerisinde tam anlamıyla faaliyete geçer, bu bir.

İkincisi, yani ülkeler bizden bu konu da yardım talep etmeleri halinde bunu da beklemeden doğrudan yardım edebiliriz bunu da sağlayabiliriz. Ama biz şunu söylüyoruz: Yani bu okullar sadece bize zarar vermiyor, bunlar size de zarar verecek, çünkü bunlar sakat düşüncelerle yetişiyor, akılları buradaki çocukların formatlanıyor. Buradaki terörist başı yani sadece Türkiye meselesi değil, o dünyanın üzerinde bir varlık olduğunu düşünüyor. Peygamberler bile benden bir derece aşağıda diye düşünüyor böyle bir sapık düşünce var kainatın imamı. Ulan kainatın imamı sen kimsin de kainatın imamısın? Yani kainatın imamı insanları gidin öldürün diyor mu, gidin insanlara şantaj yapın diyor mu, böyle bir şey var mı bizim anlayışımızda? Tamamen sapık bir şey düşünce bu…

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Ondan emir alacak hazır kıtalar yetişiyor o ülkelerde yani.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Sayın Başbakanım, son bölümde de belki ekonomiye değinebiliriz, çünkü siz ısrarla ekonomide böyle büyük bir facianın köşesinden dönülmesine rağmen rakamlar iyi diyorsunuz. Hem ekonomideki genel durumu sormak istiyorum, hem de bir yandan kanun hükmünde kararnamelerde yer yer ekonomiyle ilgili başlıklarda çıkıyor. İşte örneğin, 100 kamu kuruluşunun taşınmazlarıyla ilgili galiba bir özelleştirme kapsamına alındılar, bu da galiba yanlış anlaşıldı sanki bunlar özelleştirilecek gibi. Bu tam olarak ne anlama geliyor ve biraz Türkiye ekonomik açıdan da Türkiye’ye bir darbe vurmaya kalkarlarsa bu konularda da önlem almaya çalışan bir görüntümüz mü var onu sormak istiyorum.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu konuda bak bugün Nevzat Saygılı var eski maliyeci çok bürokraside çok önemli görev yapmış olan bir hocamız. Bu ekonomi konusunda bizim neler yaptığımızı çok güzel anlatmış kendisine teşekkür ediyoruz, bizim anlatamadıklarımızı o anlatmış. Biz darbe olduğunun hemen arkasından hiç Meclis ara vermedi yatırımlarla ilgili, teşviklerle ilgili kanunları görüşmeye devam etti hala görüşüyor. Bu hafta da teşvik paketi çıkıyor, efendim vergi barışı çıkıyor, varlık fonu kurulması Meclis gündeminde. Yani orada özelleştirme özel bir bütçeli kuruluşlarda Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca özelleştirme kapsamına alınır. Yani bu özelleştirmenin yaptığı işte bir kısmını da dahil etme işidir. Yani yarın burada ne kadar şirket varsa özelleştirilecek Özelleştirme İdaresi yıllardır çalışıyor daha yaptıklarıyla, yapamadıklarını karşılaştır yapamadıkları daha çok. Yani bu biraz maksadını aşan bir tartışmaya dönüştü. Şuanda da Meclis’te de görüşülüyor, Meclis’te de diğer partilerle de konuşulacak eğer burada endişeler varsa bu da giderilecek, yoksa öyle bir yetki almak bunları haraç mezat satmak anlamına gelmez ki. Bunların usulleri var, esasları var, öncelikleri var yapılacak mı, yapılmayacak mı? Orada asıl olan varlık fonudur, Türkiye varlık fonu kurulması bu çok önemli bir şey. Yani Türkiye bütçe açığı olan bir ülke yani dış kaynakla ekonomisini büyüten bir ülke. Dolayısıyla, bütçe açığını, cari açığı daha fazla açmadan kaynak oluşturarak büyük projeleri gerçekleştirmek ve Türkiye’nin ekonomik göstergelerini dengede tutmak için Türkiye Varlık Fonu kuruluyor. Bu ayrıca bireysel emeklilikte otomatik katılım getiriliyor bu da tasarrufları arttırmaya yönelik. 10 yılda 90 milyarın üzerinde vatandaş zorunlu tasarruf yapmış olacak kendi namı hesabına. Ayrıca devlet olarak da her yaptığı tasarrufa karşı biz de katkı sağlıyoruz. Bunlar ne oluyor? Ülkenin kendi kaynağını oluşturması anlamına geliyor. Yani yabancılardan alınacak borçlara tamamen bağımlı olmaktan çıkıp, tasarruf oranımızı arttırmamız. Ne kadar tasarruf oranımızı arttırırsak o kadar çok geleceğe yatırım yapma şansımız azalır. Borçlanırken de daha az borçlanırız, daha makul şartlarda borçlanırız dolayısıyla, yükümüz azalır.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Kendi kaynaklarımızı kullanmaya başlarız.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet kendi kaynaklarımızı. Biz ihracat seferberliği yapacağız ihracatımızı çeşitlendireceğiz. Yani satarken azimli, alırken nazlı olacağız. Satmaya odaklanacağız. Ürettiğimizi dünyanın her köşesine nasıl ulaştırırız, nasıl satarız bunun gayreti içerisinde olacağız, önce satma aklımızda olacak, yani satma ihraç etme. Ne ihraç edeceğiz, ne üretiyorsak onu ihraç edeceğiz. Satın alma işinde daha nazlı olacağız. Yani içeride yapabiliyorsak, rekabet şartlarında üretebiliyorsak aynı ürünü dışarıdan almaya gerek yok. Aldığımız zaman döviz gidiyor, cepten para gidiyor, açık veriyoruz. Bunun aslında bir milli şuur haline gelmesi lazım vatandaşlarımızda. Ya şu var işte, bu burada yapılıyor, Türkiye’de şu yapılıyor, bunu buradan alayım, niye dışarıdan alayım? Para içeride kalsın. Buradan alırsam buradaki fabrika üretimini daha da artıracak, daha fazla insan iş sahibi olacak, daha fazla mal çıkacak, o mallar satılacak, onlar da ekonomiye dönecek. 

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Biraz yerli malı kullanalım diyorsunuz anladığım kadarıyla.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii. Hani yerli malı kullanalım, hiçbir şeyi dışarıdan almayalım demiyorum, ama içeride olabilecek her şeyi içeriden almaya gayret edelim. Bu bizim zaten eskiden biz ilkokulda okurken “yerli malı almalı, herkes onu kullanmalı” diye bize ilk öğrettikleri şeylerden biriydi. Niye olmasın yani?

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Aslında sorumuz bitti, ama bir şey var, yığınla tabii her sektörden, her meslekten insanlar işte bekliyorlar, engelli öğretmen atamalarından diğerlerine kadar, bedelliler çok fazla geliyor. Ama buradan şu aklıma geldi, belki son olarak bunu soralım Sayın Başbakanım: Siz yine Cumartesi günü profesyonel orduya geçiş için sonbahar YAŞ’ında özel bir toplantı yapılacak dediniz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi aslında Silahlı Kuvvetlerin yeniden yapılandırılmasına yönelik çıkarılan kanun hükmünde kararname, bir anlamda orduda, askerde uzmanlaşmanın sürecini de hızlandırdı. Bundan sonraki çalışma profesyonel ordu bakımından da, uzmanlaşma bakımından da daha da artarak devam edecek. Silahlı Kuvvetler, işte Jandarma ayrıldı, Sahil Güvenlik ayrıldı, işte Milli Savunma Bakanlığı yeniden yapılandırıldı, kuvvet komutanlıkları, Askeri Şûra, okullar, GATA, hastane düzenlemeleri, lojistik tesisler, fabrikalar, bunlarla ilgili bütün konular yeni baştan ele alındı ve yeni bir yapıya geçildi. Bu yeni yapıyla birlikte ihtiyaçlar da değişti, öncelikler de değişti, insan kaynak ve kapasitesi, insan ihtiyacı da değişti. Yani orta ve uzun vadede artık Silahlı Kuvvetler ihtiyacını askerlik görevini yapmak üzere silahaltına aldığı insanlarla yapmayacak. Silahaltına alınanlar sadece işte askerlik iklimini, ortamını tanımak ve ileride herhangi Allah göstermesin büyük bir seferberlik durumunda aşinalık kazanmak askerliğe.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Ama omurgasını bunlar oluşturmayacak diyorsunuz.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, katiyen. Yani asker işini profesyonel, rütbeli, kendini bu işe adamış bir orduyla yapacak, yani son hedef bu.

ERHAN ÇELİK- Yaşar Taşkın Koç’un söylediği gibi en çok sorulan iki soru, kısaca sorayım, kısaca cevap alıp noktalayalım isterseniz.

Bedelli askerlik yeniden gündeme gelebilir mi?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, yani şu anda öyle bir konu yok. Askerlikle ilgili ne bedelli, ne süreyle ilgili herhangi bir kısa vadede gündemde bir şey yok. Sadece bu Silahlı Kuvvetlerin geleceğe yönelik uzman ordu, profesyonel ordu ve ordunun öncelikleri, ihtiyaçları, tedip türleri konusundaki çalışmalara hız verilecek. O çalışmalar yapıldıktan sonra zaten bu konularda der demez gündeme gelecek.

ERHAN ÇELİK- Diğeri de efendim, en çok gelen sorulardan biri engelli öğretmen atamalarıyla alakalı, bu konuda bir çalışma?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şu anda 15 bin öğretmen alınacak, onlar içerisinde engellilere de bir pay var, ama ne kadardır rakamı bilmiyorum şu anda.

YAŞAR TAŞKIN KOÇ- Engellilere pozitif ayrımcılık burada yapalım. Genellikle her kamu kuruluşu alması gerektiği kadarını doldurmadığına dair şikayetler de oluyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ama eskiye göre Taşkın Bey çok değişti. Yani eskiden para veriyorlardı, her bir engelli boş kontenjanına karşı. Ama şimdi o istihdam zorunluluğu geldi ve zannediyorum çok ciddi, bir de onların sınavları ayrı yapılıyor, kontenjanları ayrı belirleniyor, bunların hepsi olumlu gelişmeler. Sadece tabii engellilerin devlette iş bulmasına yoğunlaşırsak veya vatandaşların işsizler devlette iş olursa olur, yoksa olmaz diye düşünürse biz bu işin içinden çıkamayız. Yani devletin şu anda ihtiyacından fazla memuru var. Belki bazı alanlarda eksiği var, ama toplamda ihtiyaçtan fazlası var. Bu da 3 milyon. Şimdi 28 milyon çalışan var, hepsini devlete alacak halimiz yok. Aslında devlet küçülmeye devam etmesi lazım, elindeki yetkileri yavaş yavaş millete devretmesi lazım. Dört temel alanda biz devleti sürdüreceğiz, aslında dört bile kalmadı; güvenlik, sağlık, sağlıkta şimdi orada da devlet-millet dayanışması, birlikteliği devam ediyor, adalet, adaleti özelleştiremeyiz. Biri ne? Eğitim. Bak şimdi eğitimle sağlıkta yavaş yavaş devletle millet birlikte çalışmaya başladı. Demek ki nihayetinde iki tane alan kalacak. Adalet ve güvenlik, devletin asıl yoğunlaşması gereken iki alan var. Diğerlerinde de, eğitim ve sağlıkta da düzenleyici olacak. Yani hizmetin aksamaması, dengenin kurulması hizmete erişimde, buralarda devletin rolü olmaya devam edecek.

ERHAN ÇELİK- Peki efendim, çok teşekkür ediyoruz bu akşam sorularımıza açıklıkla yanıtlar verdiğiniz için.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Ben teşekkür ediyorum, sağ olun. Biz de bütün vatandaşlarımıza bu düşüncelerimizi aktarma fırsatı verdiğiniz için TRT ailesi olarak sizlere teşekkür ediyoruz. Hayırlı geceler diliyoruz.

ERHAN ÇELİK- Sağ olun efendim.

TRT Haber Spor Dairesi Başkanı Yaşar Taşkın Koç’la birlikte sizden gelen soruları da Sayın Başbakana ilettik, eksik kalanları programın başında taahhüt ettiğim gibi Sayın Başbakanın danışmanlarına elden teslim edeceğim ki bunlar isim isim not alındı arkadaşlarımız tarafından ve bu şekilde biz de taahhüdümüzü yerine getirmiş olacağız efendim.

Bir ricamız daha var programın sonunda; programın ortasında ifade etmiştik, 1507’ye gösterilmesi gereken hassasiyet şu an program biterken mutlaka telefonlarınız hala yanınızda, sağınızda-solunuzda bir yerde elinizin altındadır, hadi bir kez daha 1507 yazıp GSM operatörümüze bu mesajı gönderelim. Sizin katkınızın üzerine, o 5 liranın üzerine 5 lira da GSM operatörü sizin vasıtanızla katkı sağlamış olsun ve bu sayede 15 Temmuz mağdurlarına minnetimizi yerine getirmiş ve bir şekilde ifade etmiş olalım.

Bizi izlediğiniz için çok teşekkürler efendim, başka bir yanında görüşmek üzere hoşça kalın.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Teşekkür ediyoruz bu duyurunuz için de, sağ olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.