Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Belediye Baskanlari Istisare ve Degerlendirme Toplantisi’ndaki konusmasi

 

Kıymetli belediye başkanlarımız, sevgili yol arkadaşlarım; hepinizi sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Türkiye’mizi bir baştan bir başa imar etmek için çıktığınız bu kutlu yolda hepinize başarılı ve bereketli çalışmalar diliyorum.

AK Parti olarak Türkiye’nin en büyük siyasi kadrosuyuz. Aşkla, imanla, heyecanla yeniden tazelenmek için istişare ve değerlendirmeler yapmak için buradayız, turizmin başkenti Antalya’dayız. Bize ev sahipliği yapan milletvekillerimize, Belediye Başkanımıza ve Dışişleri Bakanımıza teşekkür ediyoruz.

Enerjimizi, gücümüzü, azmimizi yenilemek için birlikteyiz, omuz omuzayız. Uzun, ince bir yoldayız, yürüyoruz gündüz gece. Rabbime hamdolsun ki milletimizle yolumuz, yönümüz, istikametimiz hep aynı oldu, aynı olmaya devam edecek. Biliyorum ki bu salonda bulunan bütün belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz, bakanlarımız, Genel Başkan yardımcılarımız, bütün AK Parti kadroları ilk günden itibaren milletimizin teveccühüne mazhar olmak için kolları sıvayıp durmadan, yılmadan çalıştınız, çalışmaya devam ediyorsunuz. Size yakışan görev sürenizin tek bir gününü bile, tek bir saatini bile boşa geçirmeden hizmet için gece gündüz çalışmak. Sizler de tam olarak bunu yapıyorsunuz. Ülkemizi doğusuyla batısıyla, güneyiyle kuzeyiyle geleceğe hazırlamak için var gücünüzle gayret gösteriyorsunuz.

Bu güzel vatanın bir evladı olarak gerçekleştirdiğiniz bütün bu güzel işler için sizlere Partim ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Gelecek çalışmalarınızda da yine aynı şekilde AK Parti’ye yakışan bir hizmet anlayışıyla, canla başla gayret göstereceğinize eminim. Allah yolunuzu, yolumuzu açık eylesin.

Değerli kardeşlerim; biliyorsunuz önümüzde bir halk oylaması var, tarih netleşti; 16 Nisan Pazar günü bir kez daha milletimiz sandığa gidecek. Daha güzel bir gelecek, daha güçlü bir Türkiye, daha kalkınmış şehirler için sandığa gideceğiz. Sandıkta gerekeni yapmaya hazır mısınız arkadaşlar? Şehirlerimizi daha mamur, insanlarımızı daha mutlu kılmak için var mısınız? Ekmeğimizi, aşımızı, işimizi daha da büyütmek için hazır mısınız? Türkiye’yi dize getirmek isteyen alçaklara millet dersi vermek için var mısınız?

Cumhurbaşkanımızın dün Anayasa değişikliğini onayladığını biliyorsunuz. Bugün itibariyle artık takvim çalışmaya başladı. 16 Nisan’a kadar inşallah Türkiye’yi bir baştan bir başa dolaşacağız, bütün vatandaşlarımızla buluşacağız, bütün evleri, kapıları çalacağız ve vatandaşımıza doğruyu anlatacağız, daima doğruyu söyleyeceğiz. Kafaları karıştıranlara karşı milletimizin doğruları öğrenmesi için var gücümüzle gayret edeceğiz, inşallah 16 Nisan’da Türkiye’ye yeni bir bahar gelecek. Şimdiden uğurlu, kademli olsun.

Değerli kardeşlerim; bizim siyasetteki rehberimiz ve kılavuzumuz daima millet olmuştur. Millet adına evet diyeceğiz. Millet için evet diyeceğiz. Milletimizin evet dediğine evet diyeceğiz. Evet, Türkiye’nin ihtiyacı olan, milletimize yakışan yönetim sistemini hayata geçirmek için gün sayıyoruz. Bu vesileyle milletimize yeniden siyasetimizi, hizmetlerimizi aydınlık Türkiye hedeflerimizi anlatacağız. Aşkla, heyecanla çalışarak hizmet ettiğimiz insanlara yeniden davamızı anlatarak açıklayacağız. Cumhuriyetimizi tam bir demokrasiyle taçlandıracağız. Milletimizle bir kez daha kucaklaşmış olacağız. Bu yolda değerli kardeşlerim, hepimize çok büyük iş düşüyor, önemli görevler düşüyor. Kısaca birkaç hususa değinmek istiyorum.

Öncelikle bu halkoylamasından çıkacak neticenin Türkiye’nin geleceği için çok önemli olduğunu bilmenizi istiyorum. Biz bunu idrak edemezsek, başkalarına da hakkıyla anlatamayız. Bu süreçte vatandaşımızın aklına bir şey takıldığında ilk bize ulaşacaklar. Bütün kapılarımız, telefonlarımız vatandaşa 7/24 açık olacak. Her an halkın içinde olacağız. Gündüz sokakta, düğünde, cenazede, akşam ev sohbetlerinde mutlaka biz olacağız. 7’den 70’e genç-yaşlı, engelli, işçi, çiftçi, memur, öğrenci, erkek-kadın, bütün vatandaşlarımız bizde kendini bulacak, kendini görecek. Kibir, hamdolsun bizim semtimize hiç uğramadı, bundan sonra da hiç ama hiç uğramayacak. Bütün teşkilatlarımızın da, belediye personelimizin de bu hassasiyete dikkat etmesine büyük önem veriyoruz, bu konuda çok dikkatli olmanızı istiyorum.

Yapılan algı operasyonlarının bizi çekmek isteyeceği tuzaklara karşı uyanık olmalıyız. Her zaman sağduyulu davranacağız. Muhalefetin yalan, iftira, inkâr söylemlerine karşılık biz projelerle, hizmetlerle ve yeni hedeflerle vatandaşın yanında olacağız. Ve en önemlisi şehrin vicdanı olan kanaat önderleri, esnaf, eşraf, manevi büyükler düzenli olarak ziyaret edeceğiz, onların tavsiye ve dualarını almaktan geri kalmayacağız.

Güçlü bir Türkiye için adımlarımızı hızlandırdık. Bu büyük değişim ve dönüşüm adımı ülkemize, milletimize aydınlık yarınları getirecek.

Değerli kardeşlerim, 15. yıldayız, iktidarın 15. yılındayız. Çok şükür alnımız ak, yüzümüz ak. Milletimize verdiğimiz sözleri yapmış olmanın huzuru içerisindeyiz. Bizimle birlikte belediyecilikte ve yerel yönetimde yeni ve tertemiz sayfalar açıldı. AK Parti hareketinin tohumları, AK Partimizin kurucu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 1994’te İstanbul’da atıldı. Kısa zaman içinde bu hareketin bayrağı bütün Türkiye’de dalgalanmaya başladı. Erol Kaya, Genel Başkan Yardımcımızın da ifade ettiği gibi, Türk yakın siyasi tarihine baktığımızda iktidarların, merkezi iktidarların habercisinin yerel yönetimlerdeki iktidar olduğunu görüyoruz. Yerel yönetimi kazanan genel iktidarı da kazanıyor, yerel yönetimi kaybeden genel iktidarı da kaybediyor. Çünkü hizmet yerelde başlar, başarı yerelde ortaya çıkar. Türkiye’nin mamur edilmesi çabasında hep beraber olduk. 780 bin kilometrekare vatan toprağının tamamı yurt içinde 80 milyon, yurt dışında 3,5 milyon vatandaşımızın her biriyle yaptığımız hizmetleri paylaştık, herkes bu hizmetlerden istifade etti. Türkiye’yi bir bütün olarak görüyoruz, her şehriyle aynı mesafedeyiz. Bütün şehirler, ilçeler, köyler, beldeler bizim için aynı değerdedir. Bütün vatandaşlarımızın hizmetindeyiz. Belli zümrelerin, belli siyasi kadroların değil bir milletinin tamamının emrine amadeyiz. Vatandaşlarımız arasında ayrımcılık yapan kimse AK Parti siyasetinde kendine yer bulamaz.

Değerli kardeşlerim; bizim iktidarımızda Ankara, bütün vatandaşlarımızın hizmetinde ve her şehrimize aynı yakınlıktadır. İstanbul Ümraniye’nin meselelerini nasıl önemsiyorsak, Van’ın Çatak İlçesi Alacayar Köyünün taleplerini de o kadar önemsiyoruz. Kızılcahamam’ın Yukarıçanlı Salın Köyü Ankara’ya ne kadar yakınsa, Tunceli’nin Pertek ilçesi Camikebir Mahallesi de Ankara’ya o kadar yakındadır. 15 yılda 81 ilimize adil şekilde hizmet götürmenin gayreti içerisinde olduk.

Şehirlerimizin inşası için belediyelerimize aktarılan kaynağı az önce Genel Başkan Yardımcım açıkladı. AK Parti iktidarında bu kaynak 4 milyardan 55 milyar liraya çıktı, ne kadar artış? Nereden bakarsanız 13-14 kat artıştan bahsediyoruz. Genel hizmetlerde 19 bin kilometre yeni yol yaptık. Neyin üzerine? 6100 kilometre bölünmüş yolun üzerine 19 bin kilometre bölünmüş yol ilave ettik. Yolları böldük, milleti birleştirdik. Ülkenin doğusuyla batısını, kuzeyiyle güneyini birbirine yakın ettik, kardeş ettik. Yolları böldük hayatları birleştirdik, yolları böldük gönülleri birleştirdik.

Havaalanı, 29 tane yeni havaalanı açtık, havayolunu halkın yolu haline getirdik. AK Parti gelmiş geçmiş en sosyal devlet anlayışını gerçekleştiren iktidardır. Sosyal devlet olma yolunda sosyal yardımları 3 milyardan 198 milyara ulaştırdık. Dile kolay, sadece TOKİ eliyle 755 bin konutu yaptık hak sahiplerine teslim ettik. 881 hastane yapıp şifa dağıtan merkezler haline getirdik. 19763 okul ve toplamda 269.600 derslik inşa ettik, yavrularımızın, öğrencilerimizin hizmetine sunduk. Sadece Van depreminde 1,5 yıl gibi kısa bir sürede 18 bin konutu yapıp depremzedelere teslim ettik. Ben hatırlıyorum, yıllar önce bir Varto depremi olmuştu, ta bizim gençlik yıllarımızda. Daha yakın zamana kadar Varto depreminden kalan o hasarlı binaların, depremzedelerin o ihtiyaçları görülememişti. AK Parti iktidarı geldi, onları da hepsini halletti.

Depreme karşı şehirlerimizi daha güvenli hale getirmek için bir yandan kentsel dönüşüm çalışmalarına da hız verdik. Bu anlamda riskli alan uygulaması başlattık, Mehmet Bey bugüne kadar zannediyorum 200 civarında riskli alan tespit edildi ve buralarda çalışmaları bir yandan belediyelerimiz, bir yandan Çevre Şehircilik Bakanlığımız başlattı. Daha geçen hafta yıllardan beri sorun olan Fikirtepe’de kentsel dönüşümü büyük bir şölen havasında 10250 konutun temelini attık. Bu kapsamda 187 projede 262 bin konutluk kentsel dönüşüm hamlesine start verdik.

Doğu ve Güneydoğu’da bildiğiniz gibi 23 ilimizi cazibe merkezi haline getiriyoruz. Burada çukur siyasetinden arta kalan enkazları kaldırdık, konut inşaatlarına başladık ve yollarıyla, caddeleriyle, altyapısıyla, içme suyuyla, kanalizasyonuyla modern şehirler haline getirmek için gerekli adımları attık.

Yatırımcılar bu cazibe merkezine Allah’a şükür büyük bir ilgi gösteriyorlar. Daha müracaatlar başlamadan gelen proje miktarı 20 milyarı aştı. Ve 120 bin vatandaşımıza iş-aş sağlayacak bu projeleri süratle değerlendirip kararımızı vereceğiz.

Yörede teröre destek veren belediyeleri tek-tek tespit edip buralara kayyum atadık, yeni belediye başkanları görevlendirdik. Elbette teröre destek vermenin, halktan, hemşehrisinden aldığı oylarla altyapıyı yapmak yerine, onların ihtiyaçlarını görmek yerine dağa hizmet veren, lojistik destek sağlayan, milletin topladığı kaynakları terör örgütüne aktaran bu belediye başkanlarına aferin diyecek halimiz yoktu. Tabii ki İçişleri Bakanlığımız gereğini yaptı, işi ehline verdi. Şimdi oradan alınan paralar, toplanan bütün vergiler şantaj vergisi olarak teröre gitmiyor, hizmete gidiyor. Güzel güzel yollar, güzel güzel yeşil alanlar ve kentleşme adına çok güzel projeler birer birer bu 50’ye yakın belediyemizde gerçekleştiriyoruz.

Ben burada bölgede tahribata uğramış ve bölgede yaraları kıt imkânlarla sarmaya çalışan bu belediyelerimize yardım elini uzatan, onlara kardeşlik yapan, ağabeylik yapan bütün belediye başkanlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Gerçek dayanışmanın, gerçek kardeşlik anlayışının doğuyla batıyı birleştirmenin en güzel örneğini yine sizler verdiniz. Yürüttüğümüz çalışmalar çoktan sonuç vermeye başladı. Vatandaşımızın artık yörede yüzü gülüyor, terör örgütüne, onun uzantılarına asla yüz vermiyor, prim vermiyor. Gelince kapılarına hadi oradan, yaklaşma buraya, seninle işimiz kalmadı diye onları ait olduğu yere gönderiyor. Ama onlara bu toprakların hiçbir karışında yer yok. Bu toprakların her köşesi, doğusu-batısı, dağı-ovası bu bayrağın dalgalandığı her bir vatandaşımızın rahatça seyahat ettiği mübarek topraklar. Şehit kanlarıyla sulanmış bu toprakların alçakların çiğnemesine asla müsaade etmeyeceğiz. Onlarca yılın kayıpları birer birer telafi oluyor. Bölgede moraller düzeldi, geleceğe yönelik umutlar yeşerdi. Gençler artık yüzünü dağa değil yüzünü geleceğe döndü. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın birer onurlu gençliği olarak emin adımlarla geleceğe yürüyoruz. Eski Türkiye’nin ihmallerini, kötü alışkanlıklarını gidermeye gayret ediyoruz. Ama çok şey yaptık, yaptıklarımız güzel, ama yetmez, daha çok şey yapacağız.

Şehirlerimizin ne kadar altyapı eksiği varsa, ileride doğacak ihtiyaçlarını da düşünerek daha fazla çalışacağız. Başta büyükşehirlerimiz olmak üzere bütün şehirlerimizde, ilçelerimizde modern şehirler, marka şehirler, yaşayan şehirler anlayışıyla ve özellikle de yatay mimariyi öncelikli olarak ele alarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Değerli kardeşlerim; şehirler de insanlar gibidir, şehirlerin de ruhları vardır, şehirlerin de canları vardır. Şehirler insanlara benzer, insanların morali bozuksa, bu moral bozukluğu şehre de yansır. Bir arkadaşım yıllar önce bana bir olay anlattı. Almanya’da çalışmaya gitmiş, yıllarca Almanya’da kalmış ve orada çoluk çocuk sahibi olmuş. Çocuklar sürekli babasından İstanbul’u dinliyor, İstanbul şöyle güzel, İstanbul burnumun ucunda tütüyor, İstanbul’u keşke görsek diye diye sonunda oğlu demiş ki; baba, ya bir gün beni de al tatilimizi İstanbul’da geçirelim. Peki demiş evladım, izin almış, oğlunu da almış gelmiş. Bu dediğim ta 80’li yılların öncesinde, 70’li yıllarda. Atatürk Havalimanına inmişler, oradan bir taksiye atlayıp Şirinevler’den Topkapı’ya doğru gidiyorlar. Sağa sola bakıyor çocuk, baba da gayet gururlu bir şekilde. Oğlum, nasıl İstanbul’u beğendin mi diyor. Baba, beğendim de savaştan sonra gelsek daha iyi olmaz mıydı diyor. Niye? Bu çatısız binalar, bir kat daha atarım diye filizli kolonlar, bu binaları görünce çocuğun hafızasındaki, hayalindeki İstanbul yerine sanki bir savaştan çıkmış İstanbul fotoğrafı geliyor. Allah’a şükür bunlar süratle AK Parti iktidarında yerel yönetimlerde yok olmaya devam ediyor. Modern şehirler, yaşanabilir şehirler kurmak için var gücümüzle bir yanda merkezi yönetim, diğer yanda yerel yönetimler için gayretimizi gösteriyoruz.

Bunları yaparken arkadaşlar, üç şeye çok ama çok dikkat edeceğiz.

Birincisi; şehirlerimizin doğal yapısı ve zenginlikleri.

İkincisi; tarihi doku ve medeniyet mirası.

Üçüncüsü; şehre hayat veren, hayat katan kültürü, insani zenginlikleri, hatta mahalle yapısına çok dikkat edeceğiz.

Bunlar olmadan herhangi bir beldenin şehir kimliğini muhafaza edebilmesi pek mümkün değil. Bizim şehirlerimiz ayrım gözetmeden her insanımızı kuşatan, kucaklayan mekânlar olmaya devam etmelidir. Hem medeniyetle yaşayan, hem medeniyeti yaşatan şehirler olmalıdır.

Değerli kardeşlerim; bugün Kültür ve Turizm Bakanlığımız bir kampanya, bir seferberlik başlattı. Bu seferberliğin adı; memleketin hastasıyım. Kime? Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza. Diyoruz ki; memleket hastası olan, hasreti olan bütün vatandaşlarımızı bu yaz tatillerini memleketlerinde geçirsinler. Yurt dışındaki vatandaşlarımız gelsin düğünlerini burada yapsınlar, sılayı rahim yapsınlar, sıla hasretini gidersinler. Memleketini çoluklarına çocuklarına göstersinler ve gurbetle memleket kucaklaşsın, bir olsun, beraber olsun. Eminim ki Avrupa’da, dünyanın her bir yerinde yaşayan milyonlarca vatandaşımız her zaman olduğu gibi memleketinden gelen bu çağrıya kulak verecek, memleketimin hastasıyım diyecek yollara düşecek. Ben şimdiden bütün gurbette yaşayan vatandaşlarımıza buradan teşekkür ediyorum, Antalya’dan, turizmin başkentinden selamlarımı gönderiyorum.

Değerli kardeşlerim; biz bugüne kadar her konuda AK Parti olarak yapıcı bir tutum izledik. Toplumsa mutabakatı en üst seviyede sağlamanın gayretinde olduk. Biliyorsunuz Türkiye için ana meselelerden biri anayasa değişikliğidir. Anayasa değişikliğinin hangi süreçlerden geçtiğini hepiniz biliyorsunuz, milletimiz biliyor. Ekim 11, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı bir çıkış yaptı, dedi ki; biz parlamenter sistemi savunuyoruz, ancak bir de mevcut durum var, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ortaya çıkan bir durum var. Mevcut durum, Cumhurbaşkanının millet tarafından doğrudan seçilmesidir. Buna göre cumhurbaşkanı hem yüksek bir siyasi desteği var, oldukça geniş de yetkileri var, ancak sorumluluğu yok; bu, sürdürülebilir bir şey değil, gelin bu durumu düzeltelim. Bir çağrı yaptı. Ben önce memleketim ve milletim diyen ve parti çıkarlarını ikinci planda tutan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanına ve ekibine teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar; bu çağrıyı herkese yaptı, Ana Muhalefet Partisi’ne de yaptı, bize de yaptı, biz zaten baştan beri bu durum sürdürülebilir değil, mutlaka mevcut durumu anayasayla uyumlu hale getirmemiz lazım, 2007’de başlattığımız işi tamamlamamız lazım diye hep söylüyorduk. Dolayısıyla biz Milliyetçi Hareket Partisiyle bir araya geldik. Bu arada Cumhuriyet Halk Partisi’nin de kapısını çaldık. Dedik ki; buyurun, bu değişiklik, bu gurur, bu güzel iş hepimizin olsun, burada sizin de imzanız olsun. Ancak beklediğimiz cevabı alamadık. Ana Muhalefet Partisi’nden elimiz boş döndük. Hatta biz ısrarcı olduk, dedik ki; eğer siz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşıysanız ki öylesiniz, bunu da anlayışla kabul ediyoruz, o halde buyurun siz de teklifinizi getirin, biz de teklifimizi getirelim, Mecliste ittifakla oylayalım, ondan sonra işi sahibinin önüne getirelim, yani vatandaşa getirelim. Vatandaş da hangisini seçerse eyvallah edelim, bu meseleyi kapatalım. Buna da maalesef cevap alamadık. Daha ne yapmalıydık, soruyorum, milletime soruyorum; başka ne yapacaktık? Efendim, Anayasa değişikliği kapalı kapılar ardında oldu, şeffaf olmadı, oldu-bittiye getirildi. Yahu insaf be kardeşim, insaf be kardeşim ya. Yani hiçbir şey olmadıysa Gökçen’e sor bakalım, ne kadar şeffaf olduğunu anlatsın sana. Sor Fatih Şahin’e, ne kadar şeffaf olduğunu anlatsın sana. Muhammet Balta’yı hiç söylemiyorum.

Değerli kardeşlerim; bakın maalesef CHP memleket meselesini çözmek yerine ne yaptı? Toplumu ayrıştırmaya ve kutuplaştırmak için her yolu denedi, hala da aynısını yapıyor. Efendim, “Anayasa değişikliği halkoylamasında kabul edilirse Türkiye bölünür”; hadi oradan, Türkiye’yi bölmeye kimsenin gücü yetmez. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı adeta FETÖ’cülerle, PKK’lılarla, HDP’lilerle aynı ağızdan konuşuyor, yakışmaz. Ana Muhalefet Partisi iktidar alternatifidir. Terör örgütlerinin gittiği yoldan gitmesi Ana Muhalefet Partisi’ne zarar veriyor. Ona sempati duyan, destek veren milyonlarca vatandaşımızı da rahatsız ediyor. Bir vatandaşlık görevi olarak buradan bunu ifade ediyorum. Bir partinin genel başkanı olarak değil bu ülkenin bir vatandaşı olarak bir kez daha diyorum ki; ey Kemal Bey, bırak bu terör örgütlerinin söylediklerine kulak vermeyi, milletin sesine kulak ver. Millet birlik diyor, beraberlik diyor, kardeşlik diyor, aydınlık Türkiye diyor. Onun için bu kutlu yürüyüşte aynen yeni kapı ruhu gibi bir olalım, beraber olalım ve birlikte Türkiye olalım.

Ana Muhalefet Partisi olarak sanki Cumhuriyet Halk Partisi iktidara değil millete muhalefet ediyor, CHP sanki Türkiye’ye muhalefet ediyor. CHP Cumhuriyete muhalefet ediyor arkadaşlar, CHP aynı zamanda demokrasiye de muhalefet ediyor. Fikir üreteceği yerde hakaret, iftiranın bini bir para. Türkiye’nin hangi konusunu gündeme getirsek, hangi meselesini çözmek için adım atsak, yapıcı olmayan, sürekli eleştiren bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. Anayasa değişikliklerine bir yandan hiçbir katkı vermeyeceksiniz, bir yandan da sürekli konuları çarpıtarak vatandaşın kafasını karıştırmaya çalışacaksınız.

Şimdi süreç başladı, yine aynı tezvirat, aynı tas aynı hamam. Vatandaşa gitmekten dahi korkuyorlar. Cumhurbaşkanının onaylaması birkaç gün gecikti diye, inşallah Cumhurbaşkanı bunu geri gönderir diye dua etmeye başladılar. Niye korkuyorsunuz kardeşim, niye korkuyorsunuz? Vatandaş hepimizden iyisini bilir. Vatandaşa itaat et, rahat et. Bunlar ne yapıyor? Millet AVM’ye gidiyor, bunlar AYM’ye gidiyorlar. Millete gitmek yerine mahkemenin yolunu tutuyorlar. Biz bunlara alıştık artık; neymiş, ülke elden gidiyor, Cumhuriyet elden gidiyor, rejim değişiyor falan filan; kimsenin aldırış ettiği yok, kendileri çalıp kendileri dinliyor.

Değerli kardeşlerim; Türkiye rejimini 1923’te kurdu, adına Cumhuriyet dedi. O Cumhuriyeti kuranlar Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları, binlerce şehidimiz, onlar bizim baş tacımız. Allah bütün şehitlerimize gani gani rahmet eylesin.

Türkiye’yi hala eski dönemlerdeki gibi zayıf, güçsüz, çelimsiz, çaresiz bir ülke olarak görüyorlar. Bugün Amerika’nın en üst düzey yöneticileri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri dünya turuna Türkiye’den başlıyor, bunu görmüyorlar, hala Türkiye’nin edilgen, birilerinin arkasına düşen bir ülke olduğunu zannediyorlar. Bu millete geçmişte yüzde 7 bine varan faiz ödettiler. Memurun, işçinin maaşını ödeyemeyecek hale getirdiler. Türkiye’nin itibarını sıfırladılar. Şimdi bize kalkmış bunlar yurttaşlık bilgisi dersi vermeye çalışıyor. Burada bir kez daha tekrar ediyoruz, bizim bu teklifimizin önünde-arkasında, içinde-dışında, hiçbir yerinde kişisel bir ikbal yoktur, memleket meselesi vardır. Bizim tek derdimiz; Türkiye’nin istiklali ve istikbalidir. Türkiye’nin istikbalinin de, istiklalinin de milletimiz için ne kadar önemli olduğu son kez 15 Temmuz gecesi görülmüştür. Bu kahraman millet alçaklara dersini vermiş, demokrasisini kurtarmıştır. Bizim davamız milletin huzur ve bekasıdır. Meselemiz, memleket meselesidir. Bunların derdi ise; kafa karıştırıp kendilerine alan açmaktan ibaret. Hiç kendilerini boşuna parçalamasınlar. Bu millet bütün oyunları bozduğu gibi bu oyunu da bozacak. AK Parti bu karalama kampanyasına karşı dimdik ayakta. AK Parti Türkiye’dir, Türkiye AK Parti’dir.

Değerli kardeşlerim, hepinizden istirhamım şudur değerli kardeşlerim; memleketinize döndüğünüzde tek-tek bütün vatandaşlarımıza bunların perişanlığını anlatın. Gerçekleri vatandaşlarımızla paylaşın. Türkiye için inşa edeceğimiz aydınlık ve mutlu geleceği bütün vatandaşlarımızla paylaşın. Bunu hoşgörüyle yapın, sağduyuyla yapın. Biz bu oyunlara evvel Allah gelmeyeceğiz, bu tahriklere asla kapılmayacağız. Türkiye’yi germe, ayrıştırma, kutuplaştırma planına asla ortak olmayacağız, taraf da olmayacağız. Bizim işimiz hizmet, gücümüz millettir.

Değerli yol arkadaşlarım, değerli hizmet erleri, sevgili başkanlar; evet hizmet etmeye geldik, hizmet ediyoruz, hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu toprakların her köşesini imar etmek, güzelleştirmek, kalkındırmak için bu emaneti aldık. Ama bizler aynı zamanda Yunus Emre’nin dediği gibi, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik. Gönül kırmadan, kimseyi incitmeden, kimseyi kendimizden ve davamızdan soğutmadan mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bütün başkanlarımızın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu hassasiyetle görevlerine devam edeceğine yürekten inanıyorum. Gerek hükümette, gerek belediyelerde bu ilkeli duruşumuzu daima muhafaza edeceğiz. Doğruluktan, dürüstlükten hizmet sevdasından bir an bile sapmadan Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımaya devam edeceğiz.

Bugün Türkiye olarak yeni bir atılım döneminin içerisindeyiz, gündemimiz halkoylaması. Göreve geldiğimiz ilk günkü kadar heyecanlıyız, coşkuluyuz. Dünya hızla değişiyor ve biz bu değişim rüzgârında savrulan, sürüklenen değil değişime yön veren ülke olmak istiyoruz. Türkiye’nin dünyanın parmakla sayılı ülkeleri arasına sokmak bizim en temel hedeflerimizin başında geliyor. Bu yolu da vatandaşımızla el-ele, gönül gönüle vererek gerçekleştireceğiz. Çünkü biz gücümüzü halktan ve Hakk’tan alıyoruz. Bizim ilk günden beri dilimizden düşürmediğimiz bir sloganımız var; demokrasi ve siyaset yerelde başlar. Sizler milletimizden bir emanet devraldınız, ülkemiz sizden hizmet alıyor, hizmetlerinizin artmasını bekliyor. Beldelerinizde yaşayan bütün vatandaşlarımızın gönüllerini hoş tutacak güzel işleri yapmanızı bekliyor. Mazeret üretmek, bahane üretmek, sorunları torunlara bırakmak bize yakışmaz. Sorunun parçası değil çözümün parçası olmak daima bizim şiarımız olmuştur. Biz milletimizin menfaatine olan neyse bugüne kadar hep onu yaptık, bundan sonra da aynısını yapmaya devam edeceğiz. İmkânları zorlayacağız, akılcı çözümler üreteceğiz, kelimenin tam manasıyla tekeden süt çıkararak yolumuza, hizmet üretmeye devam edeceğiz.

Dünya çapında dev projeler, köprüler ve tüneller için hazır mısınız? Pek zayıf oldu.

Çanakkale geçilmez diyen ecdadımızın bize teslim ettiği Çanakkale Boğazını dünyanın en uzun köprüsünü yaparak geçmeye hazır mısınız? Çanakkale 1915 Köprümüzün de 18 Mart’ta temelini atıyoruz.

Dünyanın en güzel projeleri bu aziz millete yakışır, Türkiye’ye yakışır. Türkiye’ye bu eserleri kazandıran kutlu yürüyüşün birer ferdi olarak 16 Nisan’da ülkemizin aydınlık yarınlarının kapılarını aralamaya var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? Allah sizden razı olsun, Allah milletimizden razı olsun. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun değerli kardeşlerim.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.