Basbakan Yildirim’in Büyükelçilerle Iftar Yemeginde yaptigi konusma
çaba göstermesi gereken bir zaman diliminden geçiyoruz. Farklı inançlara, kültürlere, değerlere sahip toplumların beraber olmaları, birbirlerini tanıma ve anlama imkânı bulmaları gittikçe daha çok önem kazanıyor. Bu akşam işte böyle güzel bir birlikteliği gerçekleştiriyoruz.
Bütün insanlık aslında etrafında biraraya gelebileceği ortak değerlere sahip. Farklılıklarımız biraraya gelmemize, konuşmamıza, anlaşmamıza, ortak gelecek, ortak hedefler gerçekleştirmemize engel değil. İşte Ramazan ayının manevi iklimi bize bu konuda yeni bir fırsat veriyor. Barışa, hakkaniyete hepimizin, bütün insanlığın, dünyanın ihtiyacı var. Dünya nefretle, ayrımcılıkla, terörle, güç ve menfaat çalışmalarıyla çok yoruldu. Ne yazık ki yıllardır yapılan yanlışlıklar devam ediyor ve insanlığın geleceği tehdit altında. Savunmasız insanlar, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, yaşanan iç savaşlar ve terör vesilesiyle hayatını kaybediyor. Nice medeniyetlerin mirasını taşıyan kadim şehirler bombalarla tahrip oluyor, düşmanlıklar kışkırtılıyor, belki de asırlardır devam edecek ayrılıkların, çatışmaların tohumu ekiliyor. Teröre karşı bütün ülkelerin aynı cephede, aynı düşüncede olması ne yazık ki bir türlü gerçekleşmiyor. Çünkü çoğu kez terör örgütleri arasında farklı muamele yapılıyor, çifte standart yapılıyor. Bütün bu akıl almaz kötülükler basit hesapların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Gelişmiş dünya ne yazık ki bu vahşi tablonun yaşanmasına çoğu kez seyirci kalıyor. Hatta bazen sorumsuz yönetimler bu kabul edilemez yanlışların bizatihi sebebi oluyor. Bu gidişatın dünyayı iyi bir yere götürmeyeceği aşikârdır. Bu gerçeği bütün ülkeler, bütün yönetimler bir an önce görmeliyiz, buna göre hareket etmeliyiz. Terör gibi, nefret gibi, adaletsizlik gibi, ayrımcılık gibi göç, açlık, yoksulluk gibi küresel sorunlara karşı artık ortak hareket etme, ortak akıl geliştirme zamanıdır. Türkiye uzun süredir bu ortak aklın, bu zeminin oluşması fikrini savunuyor. Bunun için de başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Suriye’de, Irak’ta, bölgemizde yaşanan sorunların kalıcı bir çözüme ulaştırılması için büyük bir gayretle çalışıyoruz. Biz bütün ülkelerle dost olmak, dostluklarımızı artırmak, düşmanlıklarımızı azaltmak politikamız çerçevesinde uygulamalar yapıyoruz.
İnsanlığın barışı, güvenliği için bundan başka çıkar yol yoktur. Böyle güzel bir buluşma vesilesiyle bu beklentimizi bir kez daha siz büyükelçilere ifade etmek istiyorum.
Değerli misafirler; bölgemizde uzun yıllardır hepimizin tanık olduğu büyük acılar ve zulümler yaşanıyor. Suriye’de yıllardır devam eden savaş nedeniyle şehirler yerle bir oluyor, insanlar hayatını kaybediyor, milyonlarca masum insan yerini, yurdunu terk etmek zorunda kalıyor.
Türkiye, Suriye’de yaşanan son 7 yıllık iç savaştan dolayı en fazla etkilenen ülke konumunda. 3,5 milyon mülteciye kucağını açmış, ekmeğini, aşını paylaşmış, onların hayata tutunmalarına vesile olmuştur. Bugün Gazze’de, Filistin’de akıl almaz bir zulüm var ve artık bu zulüm bir devlet politikası haline gelmiş. En son Kudüs’te yaşanan vahşet manzaraları da hepimizin, uygar dünyanın gözü önünde oldu. İsrail yönetiminin yıllardır devam eden insanlık dışı zulmü, maalesef Ramazan’ın hemen arifesinde bütün insanlığın gözü önünde cereyan etti. Silahsız, savunmasız insanları çocuk demeden, kadın demeden, yaşlı demeden hunharca katledilmesi tam bir zulümdür, tam bir vahşettir, şiddetle kınıyoruz.
Amerikan yönetiminin büyükelçiliği Kudüs’e taşıması kararı da ayrıca büyük bir yanlıştır ve bu olayların tırmanmasında çok büyük payı olmuştur. Ve bu büyükelçilik taşıma kararı hem Birleşmiş Milletler, hem uluslararası hukuk, hem de bölge barışı için büyük bir felaketin başlamasına sebep olmuştur.
Bütün ülkelerin, bütün yönetimlerin artık cesaretle kısa vadeli menfaat hesaplarını bir kenara bırakarak bu gidişata karşı güçlü bir ses çıkarması, bir tavır ortaya koyma zamanı gelmiştir. Zulmün fotoğrafı gayet açık ve nettir. Türkiye olarak bütün ülkelerden zulme karşı barışın, adaletin, hukukun yanında yer almaya davet ediyoruz. Bizim millet olarak safımız; zulme, zalimliğe karşı mazlum olanın, mağdur olanın yanında yer almaktır. Filistinli kardeşlerimize verdiğimiz güçlü destek önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla sürecek.
Değerli konuklar, sayın büyükelçiler; günümüzde küresel çözüm gerektiren insani krizler her gün artıyor, adeta bir kangren haline geliyor. Bunların birçoğu da bizim bulunduğumuz bu bölgede, Ortadoğu bölgesinde yaşanıyor. Etrafımızda her zaman barış, huzur ve istikrar dolu günler görmek istiyoruz, ülkeler görmek istiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sınırlarımızın içinde, ne de sınırlarımızın dışında ülkemizin milli güvenliğini tehdit edecek, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokacak tek taraflı oldu-bittilere asla rıza göstermeyeceğiz. Yaşanan olumsuzluklardan zarar gören bütün masum ve mazlum insanlara, darda kalanlara yardım elimizi uzatmaya devam edeceğiz.
Suriye halkının ve onların haklı mücadelesinin yanında kararlılıkla duracağız. Canlarını kurtarmak için ülkemize sığınan kardeşlerimizi misafir etmeye devam edeceğiz. Bütün ihtiyaçlarını karşılayarak hayata tutunmaları ve normal bir hayat sürmelerini temin edeceğiz. Dünyanın neresinde olursa olsun darda kalanların yardımına koşmayı bir görev biliyoruz. Myanmar’da, Somali’de, Yemen’de ihtiyaç sahiplerinin olduğu her yerde Türkiye olarak var olmaya devam edeceğiz. Özellikle Ramazan ayında bu yardımların da arttığı ve dayanışmanın doruğa eriştiği günlerden geçiyoruz. İnşallah bundan sonra da umudunu Türkiye’ye uygar dünyaya bağlayan insanları hayal kırıklığına uğratmayacağız.
Değerli dostlar, bildiğiniz gibi Türkiye olarak bir erken seçime gidiyoruz. Milletimiz 24 Haziran’da Türkiye’nin gelecek 5 yılını şekillendirecek bir karar verecek. 16 Nisan 2017’de yaptığımız kapsamlı Anayasa değişikliğiyle bu seçimde ilk defa sistem değişikliğini, yani parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin seçimini yapacağız. Bu seçim aynı zamanda parlamento seçimlerini de beraberinde getiriyor. Aynı gün hem Parlamentomuzu, hem de ülkeyi yönetecek cumhurbaşkanımızı seçeceğiz. Bu seçimlerin en büyük özelliği, millet iradesinin doğrudan sandıkta tecelli ettiği ve hükümetin sandıkta kurulduğu vesayetlerin, 15 Temmuz gibi, yargı darbeleri gibi vesayet unsurlarının artık hiçbir daha yaşanmayacağı bir seçim olacaktır. Güçlü bir meclis için bu seçiminin öneminin bizim için, demokrasimiz için, geleceğimiz için bir fırsata dönüştüreceğine inanıyoruz. Bu seçimle birlikte oluşan yeni hükümetimiz, güçlü parlamentomuzla birlikte ülkemiz gelecek 5 yıl içerisinde istikrarını sürdürmeye, bölgesel ve küresel barışa katkı vermeye devam edecektir.
Bir kez daha geleneksel bu iftar vesilesiyle bizlerle beraber olduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum. Ve bu iftar programını düzenleyen, emeği geçen başta Partimiz Dış İşler Başkanlığı olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hayırlı akşamlar diliyorum, afiyet olsun.