Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Çorum STK temsilcileri ile bir araya geldigi programda yaptigi konusma

 

Çorum’da yapımı tamamlanan 64 eserin toplu açılışını yaptık, bunlar içinde 800 yataklı Erol Olçok Hastanesi de var, sonra bu hastaneyi de ziyarete gittik. Ve şimdi de sizlerle beraberiz. Ayrıca AK Parti Teşkilatımızın İl Danışma Kurulu Toplantısını da gerçekleştirdik. Bu akşam Çorum’dan ayrılmadan önce sivil toplum örgütlerimizle, onların temsilcileriyle, Çorum’un paydaşlarıyla biraraya gelelim dedik.

Çorum esasında leblebiyle ön plana çıkan bir il, ancak gerçek böyle değil. Nedir gerçek? Çorum aslında makine sanayinde önemli bir ilimiz, 1200 civarında Çorum’da bu anlamda iş yapan tesis var ve 120 ülkeye buradan ihracat yapılıyor. Hatta fabrika yapan fabrikalar var, işte içinde bulunduğumuz otelin sahibi, grubun sahibi bu işleri yapıyor. O bakımdan Çorum özellikle son yıllarda yaptığı atılımlarla Türkiye’nin orta direği dediğimiz küçük ve orta ölçekli sanayicilere öncülük eden, bu anlamda ülkemizin değerine değer katan bir ilimiz haline geldi.

Ayrıca, Hükümetimizin yaptığı yatırımlarla Çorum bir göller bölgesi haline dönüşüyor. Şu anda mevcut 8 barajımız var, 24 göledimiz var, inşa halinde 14 baraj, 2 gölet ve planlanan 22 baraj ve 3 gölet daha var. Böylece bütün bu tesisler bittiğinde Çorum’da 12 bin kilometrelik alanının yüzde 95’i sulanmış olacak, Çorum’un bereketli toprakları suyla bulaşacak.

Zaten göstergelere de bu yansıyor, Türkiye’de işsizlik 10.6, Çorum’da bunun yarısı kadar bile değil, işsizlik aşağı yukarı yüzde 5 civarında.

Çorum’a son 15 yılda yaptığımız yatırımların toplam tutarı, desteklerin toplam tutarı 10 milyar 375 milyon bugünkü fiyatlarla, devam eden kamu yatırımlarının proje tutarı 3,5 milyar. Dolayısıyla Hükümetimiz Çorum’a, Çorum’un geleceğine yatırım yapmaya devam ediyor. Ama bunlardan daha önemlisi, Çorum kendi dinamikleri üzerinde, kendi özel sektör becerisiyle, kabiliyetiyle çok daha ileri bir noktaya geldi.

Değerli kardeşlerim, bu ülke hepimizin. Bizler aynı inancın, aynı milletin mensuplarıyız. Ne diyor Aşık Veysel:

“Kürt’ü, Türk’üyle Çerkez’i,

Hep Adem’in oğlu, kızı.

Beraberce şehit, gazi,

Yanlış var mı,  neresinde?

Yezit nedir, ne Kızılbaş,

Değil miyiz hep bir gardaş?

Bizi yakar bizim ateş,

Söndürmektir tek çaresi.”

Şimdi Türkiye’yi ayrıştırmaya çalışanlar, bölmeye çalışanlar, mezhep ve meşrep kavgası çıkarmaya çalışanlar bunlara kulak vermesi lazım. Biz bin yıldır bu topraklarda kardeşiz, biriz, beraberiz, bugünlere sevinçte de, tasada da bir olarak geldik. Farklılıklara değil ortak noktalara yoğunlaşarak ancak geleceğimizi inşa edebiliriz. Aynı medeniyetin, aynı tarihin, aynı kültürün çocuklarıyız, aynı yolda yürüyoruz, aynı havayı soluyoruz, aynı sudan içiyoruz. Akrabayız, dünürüz, bir olan köklerimizi daha da güçlendirmeye devam edeceğiz.

Ecdat bize çok güzel miraslar bırakmış, 6 bin yıllık tarihi var buraların, kimler gelmiş kimler geçmiş. Dünyanın ilk yazılı barış anlaşması bu topraklarda olmuş, Kadeş Anlaşması. O zaman bu anlaşmayı yapan iki medeniyet var, Hitit medeniyeti ve Mısır medeniyeti. Şimdi Mısır medeniyetinin hakim olduğu Ortadoğu’da bugün dünyanın emperyal güçleri kendi raconlarını kesiyorlar.

Bizim yapmamız gereken değerli kardeşlerim, bu mirasımıza sahip çıkmak, ülkemize, vatanımıza gözümüz gibi bakmaktır. Biz bir birimizin hukukunu koruyacağız. Kökleri ülkemizin sınırlarını aşıp Osmanlı coğrafyasına uzanan kardeşlerimiz var, ama hepimizin ortak bir tarafı var, Türkiyeli olmak ve bu ülkenin sevdasıyla sevdalanmak. Çünkü ötekileştirmekten değil bir olmaktan, bütün olmaktan yanayız, bundan başka da yolumuz yok. Geçmişten gelen sıkıntılarımız olabilir, geçmişte olan acıları hepimiz yaşadığımız için dersler de aldık. Sıkıntılarımızı dayanışmayla, karşılıklı sevgiyle, saygıyla aşacağız. Bizim samimiyetle, güvenle aşamayacağımız hiçbir sorunumuz yok.

Değerli kardeşlerim, birkaç gün önce hemen sınırımızın güneyinde Kuzey Irak’ta bir referandum oldu. Bu referandum bizim bakımımızdan gayrimeşru bir referandum. Neden? Çünkü bölge, Suriye’de, Irak’ta zaten sorunlardan, krizlerden yorgun düşmüş bir bölge. Şimdi bütün bu sorunlar ortadayken, durup dururken bir referandum, bir ayrılma sevdasına kapılmak, orada yaşayan milyonlarca Kürt’e, Arap’a, Türkmen’e, Asuri’ye, Ezidi’ye gelecek vaat etmez, onların hayatını kolaylaştırmaz, onlara huzur, barış getirmez. Ne getirir? Oradaki sorunların üzerine yeni sorunlar getirir. Onun için birtakım sorumsuz yöneticilerin ihtirasları uğruna bir bölgenin geleceğinin karartılmaya çalışmasına bir karşıyız. Biz Kürtlere karşı değiliz, Kürt-Türk biriz, beraberiz, asırlardan beri kardeşiz, dolayısıyla burada işi saptırmanın anlamı yok. Bugüne kadar zulümden, her türlü baskıya karşı orada biz vardık, Türkiye’deki kardeşleri vardı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardı. 40 yıldır terörle mücadeleyi yapan biziz, çok büyük bedeller ödedik, bundan sonra bedel ödemek istemiyoruz. Siz bütün dünyayı karşınıza alacaksınız, Türkiye’nin bunca yaptıklarını hiçe sayacaksınız, bir maceraya girişeceksiniz. Kusura bakmayın, Türkiye buna boğun eğmez.

Buradan, Çorum’dan, kardeşliğin merkezinden şunu ifade ediyorum ve herkes duysun istiyorum: Biz gerek Irak’ta, gerek Suriye’de hudutlarımızın güneyinde yapay devletler oluşmasına asla izin vermeyeceğiz, bu bizim kırmızı çizgimizdir, bu Türkiye’nin milli güvenlik meselesidir.

Orada yaşayan kardeşlerimizin hukuku, Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımızın hukuku gibidir. Bugüne kadar Irak’ın her sıkıntısında yanında olduk. Fakat görüyoruz ki, iyi niyetimiz görünmezlikten geliyor ve bu yöndeki uyarılarımız maalesef dikkate alınmıyor. İstikrar ve huzur istemeyenler yıllardan beri devam eden sıkıntıları daha da artırmaya çalışıyorlar. Gaza gelmeyin, arkanıza geçenler, sırtınızı sıvazlayanlar, işler tersine gittiği zaman sizi ulu orta bırakırlar. Biz bu topraklarda birlikte kaderimiz ortak, geçmişimiz ortak, geleceğimiz ortak. Coğrafya kaderdir, kaderinizi değiştiremezsiniz. Onun için orada yaşayan Türkmenler, Araplar, Kürtler, Ezidiler, Asuriler, Keldaniler, Süryaniler, istiyoruz ki yıllardan beri çektikleri çileye yeni çileler eklenmesin. Bizim dostça uyarımız bundandır. Ama bu uyarılar yankı bulmuyorsa, tabi ki bu gelişmelerden ülkemizin olumsuz etkilenmemesi için de her türlü tedbiri almak bizim hakkımızdır.

Türkiye sadece güçlü bir ülke değil, etrafında olup bitenlere kayıtsız kalacak bir ülke değil, aynı zamanda da milletimizin geleceğini düşünmek zorundayız. Bu nedenle bu söylenenleri herkes can kulağıyla dinlemelidir, ona göre hal ve hareketini belirlemelidir. Türkiye’ye yanlış yapanların mutlaka bunun bedelini ödeyeceklerini akıllarından çıkarmamaları gerekir.

Değerli kardeşlerim, zor bir coğrafyadayız, etrafımızda adeta ateş çemberi var, yıllardan beri Suriye’de savaş var, Irak’ta istikrarsızlık var. Ama bu istikrarsızlığın,  bu savaşın sebebi oradaki masum insanlar değil, oralarda hesabı olan, orayla hiçbir ortak bağı olmayan insanlar. Maalesef o bölgede yaşayan Müslüman diyeceğimiz birtakım insanlar da bunların oyunlarına alet oluyor, bunu da görüyoruz. Ancak, Türkiye bir yandan bekası için terörle mücadelesini yaparken, bir yandan da bölgedeki tahribatların yarasını da sarıyor. Mülteciler ve o bölgelerde hayatın tüm zorluklarına rağmen insanların yaşamlarını sürdürmesi için her fırsatta dost elini uzatan ülke de Türkiye değerli kardeşlerim. Bütün bu zorluklara rağmen dönüp baktığımızda, Allah’a şükür ülkemiz her alanda hedeflerini hükümetlerimizin yoğun, özverili gayreti, milletimizin bize gösterdiği destek ve güvenle bütün zorlukların üstesinden geliyoruz.

Dün bakanlarım orta vadeli planı açıkladılar 2018-2020. Bugüne kadar var olan ekonomik veriler gösteriyor ki, üretim canlandı. Bakın, 2016 15 Temmuz’unu yaşadık, başka bir ülkenin başına gelseydi böyle bir felaket, bir daha kendini doğrultamazdı. Sadece 3 ay sürdü, 3 ay küçülme yaşadık ve 2017’den itibaren tekrar büyüme sürecine girdik, çünkü çok hızlı tedbir aldık. Piyasalardaki sıkışıklığı gideren, kredi ihtiyacını karşılayan Kredi Garanti Fonunun devreye soktuk, işverenlerimizin yükünü azaltacak tedbirleri devreye soktuk ve bunun sonucunu da hemen gördük. 2017’nin ilk yarısı 5.2, ikinci yarısı 5.1, şimdi üçüncü yarısı da muhtemelen 7’in üzerinde bir büyümeyle geçireceğiz ve yılsonu itibarıyla ortalama yüzde 5,5 büyüyeceğiz. Türkiye’nin bu büyümesi Avrupa’nın 2 katından fazla, Çin ve Hindistan sonra dünyada 3’üncü. Bugünlere kolay gelmedik. 15 yılda bir Türkiye 3 Türkiye oldu, Türkiye’yi 3’e katladık milli gelir olarak, kişi başına milli gelir olarak. Çorum çok hızlı yol alıyor; Türkiye ortalaması milli gelir 30 bin civarında TL olarak, Çorum 19 binin üzerinde. Çorum yatırımda Türkiye ortalamasının daha üstünde bir ilimiz, yatırımda 40. sırada yer alıyor, yani gelişmişlik, kalkınmışlık anlamında söylüyorum.

Dünya ekonomik krizine rağmen Türkiye istihdamda önemli bir mesafe kat etti. Niye işsizlik hala yüksek diyorlar Türkiye’de. Sebebi çok açık, iş gücüne katılım artıyor, yüzde 46’ydı yüzde 54’e çıktı, iş gücüne kadınlarımız, gençlerimiz yeni yeni her yıl iş gücüne katılım artıyor. Yani siz ortalama bin kişiye iş buluyorsunuz, ama iş hayatına katılım 1 milyon 200 bin, dolayısıyla bu iş gücüne katılım artmaya devam ediyor. Kötü bir şey değil; bu ne demek? Üretken, genç, dinamik nüfusunuz var. Bu her şeyden önemli bir kaynak. Peki, ne yapacağız? Daha çok üreteceğiz. Daha çok üretmek için ne yapacağız? Daha fazla fabrika yapacağız, daha fazla destek vereceğiz. Devlet olarak yapmayacağız, ehline vereceğiz, özel sektöre vereceğiz. Çorum en güzel örnek, Çorum devlete bağımlı kalkınan bir il değil, kendi dinamikleriyle, kendi özgüveniyle kalkınmasını gerçekleştiren bir il. Bu il, buna benzer başka illerimiz de var, şartlar ne olursa olsun ayakta kalmasını bilir, kriz de olsa, sıkıntı da olsa bir çıkış yolu bulur.

Tabi bunların olması için istikrar şart değerli kardeşlerim, istikrar, öngörülebilir bir ortam olması lazım. Yatırım yapacaksınız, niye yapayım, acaba seneye ne olacak, öbür seneye ne olacak diye kafanızda sorular varsa, uzun vadeli yatırım yapamazsınız. Ülkenize güveneceksiniz, milletinize güveneceksiniz, Allah’a şükür Türkiye’de son 15 yılda istikrar var, güçlü iktidar var, eğer olmasaydı kamu borcu yüzde 72’lerden yüzde 28’lere iner miydi? Topladığımız 100 lira verginin 86 lirasını borç faizine veriyorduk, şimdi yüzde 12’sini veriyoruz, nereden nereye geldi. Orta vadeli programın özünde istikrarı koruma, üretimi artırma, istihdamı artırma, kamu eliyle büyüme değil, özel sektör marifetiyle büyümeyi öngören bir sistematik var, bir anlayış var.  Eğer fevkalade bir hal olmazsa, Türkiye 2020 başında üst gelir grubuna adım atmış bir ülke olmuş olacak. Üst gelir grubu nedir? 13 bin dolar ve üzeri, inşallah bunu yakalayacağız.

Güçlü büyüme performansıyla sanayicilerimizin, işadamlarımızın konumu daha da güçlenecek. Faizsiz finans sistemini daha da geliştireceğiz. Finansa erişimi daha da kolaylaştıracak, reel sektöre, üretime desteğimiz artarak devam edecek. Bakın, ihracat için muazzam destek veriyoruz. Şu anda ihracatını artırmak isteyenler Eximbank’tan istediği kadar kaynak kullanabiliyor. Diğer yandan, enerji bir ülkenin kalkınması için çok önemlidir, altyapı çok önemlidir. Yollar, erişemiyorsanız, ulaşamıyorsanız orası sizin değil. Ben Bakanlığımın ilk zamanları geldim, buradan Osmancık’a gideceğim, Kırkdilim diye bir yer var, oradan geçerken bildiğim bütün duaları okudum. Sonra ilk iş, düşündüm, ya burada kadar hayatlar sönmüştür, ne kadar insanın yuvası dağılmıştır ve orayı hızlı bir şekilde yaptık, en azından geçit veren emniyetli bir hale getirdik. Ama şimdi oraya, burada ilk defa söylüyorum; 450 milyon harcayarak tünellerle, viyadüklerle otoyol gibi yol yapıyoruz ve böylece Çorum’u Kuzey TETEK’e bağlıyoruz. Kuzey TETEK neresi? Ankara’dan başlayıp Samsun Yolundan Tokat’a, Erzincan’a ve ta Gürbulak’a giden tarihi Kuzey TETEK Yolu veya İpek Yolu.

Enerjide dışa bağımlılığı azaltıyoruz.

Üniversitelerimizi çoğalttık, şimdi ihtisaslaşmaya gidiyoruz. Sanayi-üniversite işbirliğini, sanayi tesislerimize meslek okulları açabilme, meslek okulları kurabilme imkânı getiriyoruz.

Ve dijital dönüşüm, teknolojik değişim sanayi 4 devrimine hazırlıkları bütün hızıyla sürdürüyoruz.

İş, yatırım ortamının iyileşmesi, teşvikler ve bu yöndeki kolaylaştırıcı işlemler devam edecek.

Tabi bu noktada sizlerin öncelikleri, talepleri bizim için önemli. Sizden alacağımız geri dönüşümlerle hayata geçireceğimiz uygulamaları daha da güçlendireceğiz.

Değerli dostlar, biz devlet yönetimine şöyle bakıyoruz: Vatandaşın yaptığı hiçbir şeyi devlet yapmaması lazım, işi ehline vereceksin. Devlet ticaret yapamaz. Niye? Ticarette esas olan para kazanmaktır, kar etmektir. Devletteki bir işin sahibi ya yoktur ya da çoktur, ikisinin arası yoktur. O yüzden işi sahibine vereceğiz. Siz yapacaksınız. Devlet ne yapacak? Devlet vatandaşının güvenliğini sağlayacak, adaleti tesis edecek. Güvenlik, adalet, aslında sağlık, eğitim de var da, yavaş yavaş sağlık ve eğitim de stratejik olmaktan çıkıyor. Sağlığı da artık özel sektör yapabiliyor, eğitimi de özel sektör yapabiliyor. Bugün eğitim kurumlarının yüzde 14’e kadar kısmını özel sektör yapıyor. Önemli olan devletin denetlemesi, sağlıkta özel sektörün payı ne kadar Ahmet Bey? Yüzde 15, orada da yüzde 15’lere gelmişiz, yani adım adım iki tane önemli konu kalıyor; güvenlik ve adalet. Bunları ihale edemeyiz, bunları devlet yapacak.

Değerli kardeşlerim; siz iş üretmede, hizmet üretmede son 15 yılla önceki yılların farkını en iyi takdir edeceksiniz. Benim daha fazla bir şey söylememe gerek yok. Bugüne kadar vatandaşımıza karşı hep dürüst olduk, hep doğruları söyledik. Yapamayacağımız hiçbir şeyin sözünü vermedik. Ama söz verdikten sonra da, söz namustur dedik, gereğini yaptık, suya yazı yazanlardan olmadık.

Çorum’a son 15 yılda 11 milyar üzerinde yatırım yaptık, destekler yaptık. Tabii burada hepsini sayacak değilim, birkaç hatırlatma yapayım. Üniversiteyle buluşturduk, 2006’da Çorum Hitit Üniversitesini açtık, bugün 19 binin üzerinde öğrenciye ulaşmış, 200 tane yabancı öğrencisi var, Tıp Fakültesi var, güzel hastaneleri var. Merkez Laboratuvarı, teknokenti, daha birçok tesisler. 6 ilçemize meslek yüksekokulu açmış, 9 tane fakültesi var. Üniversite olan şehir bir üst lige çıkar, kalkınır, gelişir. İşte bunun sonuçlarını Çorum’da görüyoruz.

Gelelim tarıma. Tarımda da Çorum’da önemli işler yapıldı, az önce Tarım Bakanımız kısaca bahsetti. Çorum’a verilen destek miktarı 1 milyarın üzerinde. Türkiye ölçeğine bakarsak, Türkiye’de bugüne kadar tarıma verdiğimiz destek 60 milyarı geçti. 1 yılda verdiğimiz destek 12-13 milyara ulaştı. 2002’de ne kadardı biliyor musunuz? Sadece 1 milyar. İşte az önce söyledim, göller, barajlar, ne için? Tarım için, bolluk için, bereket için. Bugün itibariyle 115 bin hektar araziyi suluyoruz. Ama bu bahsettiğim projeler bittiğinde sulanabilir arazilerin yüzde 95’i suyla buluşacak. İlçelerimizde de artık hastaneler var, mevcut hastaneye ilaveten bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz gerçekten güzel hastane olmuş, ziyaret ettik, hastalarla konuştuk. Ülkemizin göğsünü kabartacak eserler bunlar.

Biz nerelerden bugünlere geldik? Ben bizzat hatırlıyorum; gece 3’te İstanbul Okmeydanı SSK Hastanesinde muayene fişi almak için sıraya girdiğim günü hatırlıyorum babaannem için. Gece 3’te giriyoruz, 8’de açılıyor, 1 saatte fiş bitiyor, bize sıra gelmiyor. Birkaç sefer daha erken gideceksin alacaksın. Alsan ne olacak? Doğru dürüst muayene olamazsın. Muayene olsan, doktor yüzüne bakmıyor zaten, doktorlar kendilerini başka bir yerde görüyordu. Yukarıdan aşağıya sıralama yaparsan, şöyle: Neyin var, böyle neyin var, adam burada o böyle. Hatırlayın, sadece kendi derdinizi anlatmıyorsunuz, evde kim hastaysa onların derdini de anlatıyorsunuz, yeter ki iki tane ilaç alayım, çünkü gitmek zor. Gitsen muayene zor, gitmişken babaannenin de hastalığını anlatıyorsun, dedeninkini de, ananın, babanın, çocukların toptan muayene olup geliyorsun. Şaka gibi geliyor değil mi? Ama bunlar vardı, bu ülkede bunlar vardı. Allah’a şükür bunlar geride kaldı, bir daha da gelmez. Onun için ülkemizin geleceğine odaklanmamız lazım. Ülkemizin geleceği çok parlak, çok aydınlık; bundan adınız kadar emin olabilirsiniz. Krizlerimiz var, sorunlarımız var etrafımızda, her kriz aynı zamanda bir fırsattır, bunu da unutmayın. İnşallah hata yapmayacağız, az hata yapacağız, bu zorlukların da üstesinden geleceğiz.

Çorum’da 59 kilometre bölünmüş yol vardı, şimdi ne kadar? 320 kilometre. Amasya’dan Yozgat’a, Kırıkkale’ye bölünmüş yollarla Çorum’u bağladık. Şimdi Osmancık, Merzifon, Çorum, Mecitözü, Amasya gibi sizler için de Mecitözü üzerinden yolu da yapıyoruz ki havaalanı derdi de kalmasın, 25 dakikada artık havaalanındasınız? Ne o hoşunuza gitmedi mi? (Alkışlar) Anladık, havaalanıyla ilgili bir isim probleminiz var, artık bırakın bunu, değiştiririz olur biter ismini. İsrafa gerek yok, ölçü belli, dünyada ölçü belli. 1 saatlik bir yolculukla bir yere erişebiliyorsan, bir havaalanına, o ihtiyacı görür. Biz 1 saat değil yarım saatin altına düşürdük. Ha efendim, orada pist yetersizmiş, askeri amaçlı kullanılıyormuş, terminal küçükmüş; bunlar mazeret değil, bunların hepsini hallederiz. Ben artık havaalanı muhabbetiyle Çorum’un yorulmasını istemiyorum, onun için de o havaalanını bölgesel havalimanı haline getirip sadece Çorum’a değil Samsun’un belirli ilçelerine, Amasya’ya ve bu bölgeye hizmet edecek bölgesel güzel bir havaalanı haline getireceğiz. İleride başka bir havaalanı yapmak isteyenler buyursun gelsin, başım gözüm üstüne, yarın gelin yarın vereyim, kim istiyorsa buyursun, ona da bir itiraz yok. Ama bizim amacımız; sizin ihtiyacınızı görmek, bu şekilde de yolumuza devam etmek.

Demiryolu, havaalanından o kadar daha önemli demiryolu. Demiryolu ümrandır, gelecektir, refahtır. Şimdi biliyorsunuz Ankara, Kırıkkale, Yozgat, Sivas demiryolu 2019’da açılacak. Kırıkkale’yi geçtikten sonra Delice’den bu tarafa Çorum’a gelecek, Çorum’dan Merzifon’a, oradan Samsun’a. Böylece Karadeniz’i Çorum’a bağlıyoruz, ayrıca Kırıkkale üzerinden Ankara’ya, Sivas’a, Eskişehir’e, Konya’ya, 14 tane vilayete bağlıyoruz; hayırlı uğurlu olsun. Projeleri devam ediyor, 2018’nin ortalarında projeler bitecek, inşallah uygulama projeleri, ondan sonra da yapımı için adımları atacağız.

Değerli kardeşlerim; konuşacak çok şey var, ama hepinizin işi-gücü var. Mübarek Muharrem ayındayız, Muharrem ayı çok önemli bir ay, önemli olayların olduğu bir ay. Hazreti Hüseyin Efendimizin, çocuklarının Kerbela’da şehit edildiği ay. Muharrem ayı, Peygamberimizin büyük bir sitayişle bahsettiği ay, bugün 8. günündeyiz, Aşure Günü var. Ben şimdiden Muharrem’i ve Aşure Gününü bütün Müslümanların, bütün kardeşlerimizin tebrik ediyorum, kardeşliğimize, birliğimize bugünlerin vesile olmasını Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.

Değerli kardeşlerim; 15 yıldır Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, biz onun yol arkadaşları olarak canla, başla milletimizin emrinde, milletimizin hizmetini yapmak için çalışıyoruz, çabalıyoruz. Çok şeyler yaptık, ama yapacak işler bitti mi? Bitmedi. Sorunlar bitti mi? Bitmedi. Derler ki; sorunu olmayan sadece delilerle ölülerdir. Ama bu da doğru değil, onların da sorunları var, ama biz onların dünyasına giremiyoruz, sorun burada.

Toplumun bütün kesimleriyle biraraya geliyoruz, her şeyi konuşuyoruz. Prensibimiz; sorunları torunlara devretmeden çözmek. Bir yatırımdan diğer yatırıma, bir açılıştan diğer açılışa koşuyoruz. Hem de bütün bunları büyük bir özveriyle, büyük bir samimiyetle yapıyoruz. Niye yapıyoruz? Çünkü siz de, biz de ülkemize sevdalıyız, milletimize sevdalıyız.

Amaç oy toplamak değil. Zaten işinizi düzgün yaparsanız vatandaş oy verin. Vatandaşa şirinlik yaparak hiçbir iş yapmadan destek alamazsınız. Bu işte son 15 yıla bakıp bunu rahatlıkla görebilirsiniz. Amacımız, illerimizin dertlerine çare olmak, derman olmak, bölgelerimizi kalkındırmak. Birlikte bütün Türkiye’nin kardeşliğini pekiştirmek, en ileri seviyeye taşımak. Biz daima gücümüzü milletten alırız. Gözümüz, kulağımız millette. Konuşarak, istişare ederek meselelerimizi mesele olmaktan çıkarmaya gayret ediyoruz. Bu ülkenin insanları olarak tek bir vatandaşımızın bile dışlanmasına, aramıza mesafe sokulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Etle tırnak olduğumuzu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayacağız. Onun için günübirlik politikalara, gereksiz tartışmalara takılıp zaman kaybetmeyelim.

Ben Çorumlu kardeşlerimin bu ülkeye kurulmakta olan, geçmişte kurulan tuzakları en iyi bildiğini, en iyi tecrübe ettiğine inanıyorum. Şimdi sizler samimi olanla istismar etmeye çalışanların kimler olduğunu çok iyi bilirsiniz. Türkiye’de güzel şeyler oluyor, inşallah bundan sonra da daha güzel işler olacak. Çorum değişiyor, Türkiye değişiyor, Türkiye büyüyor, Çorum büyüyor, kalkınıyor. Bizim bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına inancımız, güvencimiz tamdır. Türkiye’nin geleceği adına hep umutluyuz, hep heyecanlıyız.

Değerli kardeşlerim; bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha hepinizi en kalbi duygularımla selamlarken bugün bize Çorum’da gösterdiğiniz bu ilgi, alaka, bu güzel ev sahipliğinden dolayı şükranlarımı sunuyorum şahsım ve arkadaşlarım adına. Ve bugünün akşamında Çorum’un bütün paydaşlarını, sivil toplum kuruluşlarını bu akşam sofrasında biraraya getiren, emeği geçen başta Sayın Valimiz olmak üzere herkese teşekkür ediyor, katılımınızdan dolayı da sizlere şükranlarımı sunuyorum.

Sevgi, saygı, selamlarımı iletiyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun. İyi akşamlar diliyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.