Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Dokuz Eylül Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yili Açilis Töreni’ndeki konusmasi

 

Sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Öğretim-eğitim yılımız hayırlı uğurlu olsun.

9 Eylül, İzmir için çok şey ifade ediyor. 9 Eylül, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluş günü. Ama bununla sınırlı değil, 9 Eylül aynı zamanda Türkiye’nin kurtuluş savaşını zaferle sonuçlandırdığı ve bütün dünyaya yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilan edildiği gündür. Dolayısıyla bu ulusun ecdattan devraldığı bu topraklarda yeni bir dönemi başlattığı günün adı 9 Eylül’dür.

9 Eylül Üniversitesi de, İzmir’in, Ege’nin, hatta Türkiye’nin takdirini kazanmış önemli üniversitelerimizden bir tanesidir. Dolayısıyla toplam öğrenci sayısı 80 bini bulan, adeta kendi başına bir şehir haline gelmiş bu önemli üniversitemizin öğretim yılı açılışında da sizlerle birlikte olmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyorum.

Kuruluşu çok eski değil, 1982. Kıyaslayınca, benim mezun olduğum İstanbul Teknik Üniversitesi 1773 yılına dayanıyor. Geçen hafta da oradaydık, orada eğitim-öğretim yılının başlangıcını yaptık. Ancak 9 Eylül Üniversitesi kısa tarihine rağmen çok büyük mesafe kat etti, 15-16 fakültesi ve birçok birimiyle beraber ülkemizin geleceğine, gençlerimize çok güzel hizmetler veren bir üniversitemiz haline geldi. Bütün bu süre içerisinde üniversitenin bu gelişmesinde emeği geçen ve bugün aramızda olmayan bütün hocalarımızı, emeği geçen herkesi rahmetle, şükranla anıyorum. Rektörümüzden önce görev yapan bütün rektörlere teşekkür ediyorum emekleri için, katkıları için. Rektörümüze de, daha yeni göreve başladı, çiçeği burnunda Rektörümüz, başarılar diliyorum.

Bugün Rektörümüz ilk umuma açık konuşmasını yaptı, gayet de güzel, kapsamlı. Etrafını cami, ağyarını mani dediğimiz eskilerin, gençler bilir mi bunu bilmem ama, yani kapsamlı, kucaklayıcı, anlamlı, güzel bir konuşma yaptı, teşekkür ediyoruz.

Değerli konuklar; Milli Eğitim Bakanımız eğitimle ilgili rakamları verdi. Son 14 senede Türkiye’de AK Parti hükümetlerinin eğitime ne kadar önem verdiğini, ne kadar büyük yatırım yaptığını anlattı. Ben bunlara girmek istemiyorum, rakamlarla kafanızı şişirmek istemiyorum. Sadece şunu söylemekte fayda var: Eğitim bütçesini geçtiğimiz 14 yıl içerisinde 10 kat artırdık, 1’e 10. Bu ne anlama geliyor? 2003’te Milli Savunma bütçesi liste başında yer alıyordu, şimdi Milli Eğitim bütçesi listenin başında yer alıyor. Bu demektir ki geleceğe yatırım, tanka, topa, tüfeğe yatırımdan çok daha öncelikli, çok daha önemli. Taşa toprağa yapılan yatırımdan çok daha önemli. Çünkü inşaat yaparsınız, bina yaparsınız, fabrika yaparsınız, bunların bir ömrü var; 50 sene, bilemedin 100 sene.  Ama eğitime yapılacak yatırım nesilden nesile devam edecek. Eğitim olmayınca hiçbir şey olmaz. Kavgalar, gürültüler, terör, huzursuzlukların kaynağında eğitim yetersizliği var, insanların zehirli fikirlerle maalesef yönlendirilmesi var. 15 Temmuz’da yaşadığımız FETÖ küresel terör tehdidi alçak darbe girişiminin arkasında da bu var. Maalesef insanların duygularını, düşüncelerini, kutsallarını istismar ederek, kullanarak, sömürerek insanlığın başına bela olacak bir terör örgütü oluştu. Yıllar sürdü bu, birdenbire olmadı. Peki, nasıl bu hale geldi? Çünkü ortak değerlerimizi kullandılar. Ne var, işte iyilik yapıyoruz, yoksullara yardım ediyoruz, himmet topluyoruz, Efendim, Afrika’da, orada-burada, memleketin değişik köşelerinde ihtiyaç sahiplerine yardım ediyoruz diye insanların, hepimizin hassas olduğu bu yardım severlik duygularını sömürerek maalesef işin sonunda amacın bu olmadığını, amacın hak etmeden, ter dökmeden, milletten destek istemeden, milletin silahıyla, uçağıyla, topuyla, tankıyla, helikopteriyle yine milletin evlatlarının üzerine kurşun yağdırarak devleti ele geçirmeye çalıştılar; bunu yaşadık. O gece, olay olduğu anda eve İstanbul’daki eve yeni gelmiştim. Şaka mı diye sordum? O arada büyük torunum Sena telaşlı bir şekilde koştu dede dede dedi bu askerler bizim değil mi niye insanları öldürüyorlar? 11 yaşında. 11 yaşındaki bir çocuğun muhakemesi maalesef bu alçak terör örgütünün asker üniforması giymiş bu alçaklarda bile yok. Bu vatandaş, bu millet varını yoğunu vererek ülkemiz dosta düşmana karşı güçlü olsun, tehditlere karşı hazır olsun diye aldığı silahı, uçağı, siz sorumsuz şekilde kalkıp bu milletin üzerine acımasızca sürerseniz bu millet gereğini yapar. 15 Temmuz’da da bu millet kalbindeki, gönlündeki düşüncesini, fikrini, siyasetini, görüşünü bir kenara bırakarak Ay Yıldızlı bayrağı aldı yollara düştü, meydanlara toplandı. Çünkü mesele memleket meselesidir, siyasetin önemi yok memleket meselesi konu olunca her şey teferruat olur. Ve bir kez daha bu büyük millet, Türk milleti ne kadar asil olduğunu, ne kadar bağımsızlığına düşkün olduğunu, büyük Atatürk’ün bağımsızlık benim karakterim dediği bu millet kendine yakışanı yaptı ve bu alçaklara unutamayacakları bir ders verdi.

Değerli konuklar, ülkemiz bulunduğumuz coğrafya zor bir coğrafya, bugün değil sevgili gençler tarih boyunca bu coğrafya hep hareketli olmuş. Her zaman medeniyetlerin, kültürlerin geçiş bölgesi olmuş. Doğu’dan Batı’ya doğru ipek yolları, baharat yolları, kral yolları dediğimiz yollar yıllarca ticaret Doğu’dan Batı’ya doğru gitmiş. Batı’da zenginlikler oluşmuş, sonra zaman değişmiş o yollardan bu sefer Batı’dan Doğu’ya doğru göçler başlamış. Bu bir süreç tarih boyunca ülkelerin inişleri var, çıkışları var, her dönemin kendine has özellikleri var. Ama Türkiye Anadolu toprakları her zaman zaman zaman buluşmanın, zaman zamanda çatışmanın merkezinde bir yer olmaya devam etmiş dün de böyle, bugünde böyle, gelecekte de böyle. Sadece depremleriyle değil, fay kırıklarıyla değil, aynı zamanda sosyolojik ve kültürel farklılıklarında buluştuğu bir coğrafyadan bahsediyoruz. Dolayısıyla, bu coğrafyada ayakta kalmamız için çok güzlü olmamız lazım. Nasıl çok güçlü olacağız? Bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, diri olacağız birlikte Türkiye olacağız. Şunu asla unutmayalım: Farklılıklarımız elbette var kimimizin gözü kara, kimimizin gözü ela, kimimiz esmer tenliyiz, kimimiz beyaz tenliyiz, kimimizin saçı beyaz, kiminin ki kara. Farklılıklarımız elbette zenginliğimiz, ama farklı olmayan bir şeyimiz var hepimizin gözünden akan damlaların rengi hep aynı. Onun için acılarımız ortak, acılarımızı azaltacağız, sevinçlerimizi, başarılarımızı çoğaltacağız. Bunun yolu nereden geçiyor? Empatiden geçiyor, birbirimiz hakkında olumlu düşüneceğiz, seveceğiz karşılıksız birbirimizi seveceğiz. Bayrağımız bizi birleştiren en büyük değerimiz olacak. Vatanımız bizi birleştiren en büyük değerimiz olacak. Millet olma şuurumuz bizi birleştiren en büyük değerimiz olacak. Atalarımızın, Gazi Mustafa Kemal’in ve arkadaşlarının bize bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz bizim en büyük birleştirici özelliğimiz olacak.

Bugün ülkemizin çeşitli şekillerde zayıf düşürmeye çalışan, bölmeye çalışan, başımızı ağrıtan meseleleri var. Biliyorsunuz 80’li yıllardan beri mücadele ettiğimiz bir bölücü terör örgütü var. Onlar erken zamanda silahı eline aldılar, meydana çıktılar bu ülkenin enerjisini tüketiyorlar. Ama FETÖ terör örgütü birikimini yaptı yaptı yaptı sinsice kendini gizleyerek 40 yıl çalıştı, bekledi ve bir gün ansızı çıktı.

Şimdi bize diyorlar ki sevgili gençler siz bunlarla ilgili önlemi niye almadınız güzel bir soru. Bir terör örgütüne karşı önlem nasıl alınır? Eğer silah çekerse, insan öldürürse, huzursuzluk çıkarırsa, toplumu rahatsız ederse, yani adını koyarsanız terör örgütü önlemde alırsınız. Peki, ben soruyorum bir en üst düzey komutanının yanında taşıdığı 20 yıllık özel kalemi adeta nefes almasını vermesini bile hisseden, her tarafında evinde yanında olan, ofisinde yanında olan, karargahta, teftişte yanında olan adam bir gün komutanım buraya kadar sizi tutukluyoruz ders ne yaparsınız? Bakın nasıl bir örgütten bahsettiğimi lütfen anlayın. Kapalı, saydam olmayan, ilişkileri net olmayan bir örgütten bahsediyoruz. Amaç uğruna her şeyi mubah sayan ve bütün kutsal değerleri birer birer yerle bir eden örgütten bahsediyoruz, alçak bir örgütten bahsediyoruz. Zaman zaman sizinle omuz omuza namaz kılar, başka yerde başkalarıyla farklı bir kılığa girer. Bunun İslam’la, insanlıkla, hiçbir şeyle alakası yok kimse kusura bakmasın. Bu örgüt bölücü terör örgütü ve ülkemizin başını ağrıtan bütün şer odaklarıyla var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. Ama biliyoruz ki, bunların aklı kendi aklı değil, bir başka akıl var. O akıl karşımıza çıkmıyor, o akıl arka planda aynen Hacivat ve Karagöz gibi bunları oynatıyor. Bakın bölücü terör örgütüyle, FETÖ terör örgütü 15 Temmuz’dan önce bir araya geldiler ve bu darbeyi planladılar, görev bölümü yaptılar. Darbe başarıyla sonuçlanacağı konusunda zerre kadar tereddütleri yoktu, çünkü kaleyi içeriden fetih ettiklerini düşünüyorlardı, ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Her şeyi hesap ettiler, hava üsleri ellerinde, zırhlı birlikler ellerinde, özel kuvvetler ellerinde, polis içerisinde hatırı sayılır mensupları var, yargıda oldukça mesafe almışlar, bürokraside, iş hayatında, sivil toplum, STK’larda her alanda müthiş bir yol aldıklarını düşünüyorlar. Daha ne kaldı? Düdüğü çalalım ve ihtilali yapalım hesap bu. Çıktılar meydana fakat bir şey unuttular, halkı unuttular halkı, halkın gücü, tankın gücünü yenmiştir, cuntacılar contayı yakmıştır. Ve millet bir kez daha ecdadından aldığı bu bayrağı daha da yükseklere çıkararak dalgalandırmıştır, onun için bu aziz milletle her zaman gurur duyacağız.

Bir kez daha böyle bir milletin bir evladı olduğumdan dolayı bahtiyarım, gururluyum. Hiç kimse milletinden asla mahcubiyet duymasın. Böyle bir millet tarihte yok, dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Tankın önüne yatan, helikopterden gelen mermilere göğsünü açan, ölüme dalga geçen, bayrak için vatan için gözünü kırpmayan o 241 kahramanımıza, şehidimize ve vatan savunmasında hayatını veren genç fidanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun, gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum. Onlar bu ülkeni tapu senetleridir, teminatıdır, bu topraklarda yaşıyorsak şehitlerimize, gazilerimize minnettarlık duymamız lazım, onlar sayesinde bu topraklarda barış içinde, kardeşlik içinde yaşıyoruz.

Değerli kardeşlerim, 14 yıl boyunca Türkiye’de önemli işler yaptık, çok büyük hizmetler yaptık. Tevazua lüzum yok Türkiye bir Türkiye’ydi üç Türkiye oldu üçe katladık. Ama aynı zamanda da Türkiye’nin bölgesel kalkınmışlık farklarını da ortadan kaldırdık, birbirine yaklaştırdık Doğu’yla Batı’yı, Kuzey’le Güney’i uçurumu azalttık, tamamen yok ettik demiyorum. Örnek vereyim, bakın 2002’de bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu yani terörle mücadelenin, bölücü terörle mücadelenin yapıldığı 23 ilimizin toplam orada yaşayan nüfusumuzun ortalama kişi başı geliri 2002’de 750 dolardı. O zaman Türkiye’nin ortalaması neydi? 3200 dolar. Ne kadar fark var 3200’e? 4 kat. 4 kere 7 28 4,5 kat fark vardı. Şimdi ne oldu? Türkiye ortalaması hemen hemen 3 kat arttı. 9-10 bin dolar bandına geldi? Ama bu 23 ilimizdeki milli gelir 5700 dolara çıktı. Kaç kat artmış? 750’den 5700 dolara çıkmış 8 kat. Türkiye 3 kat artmış, bu bölge 8 kat artmış işte bu farkları azaltmamız lazım. Kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi geliştirmenin yolu vatandaşlarımız nerede yaşarsa yaşasın aynı hizmeti görmesi lazım. Bugün Hakkari’nin içinde de geniş bant internet var, İzmir’de de var. Orada da 4,5 G var, burada da var. Orada da bölünmüş yollar var, burada da var, okullar aynı, hastane hizmetleri aynı. Ulaşım İzmir’de de havalimanı var, Yüksekova’da da var önceden yoktu. Neye rağmen yaptık biz onları? Gençler, Yüksekova Havaalanını yaparken 99 kere PKK terör örgütü şantiyeyi bastı makineleri yaptı. İnatla karşı çıktılar, biz de inatla yapmak için kararlılığımızı sürdürdük bittikten sonra bu karşı çıkan PKK terör örgütünün siyasi uzantıları en önce onlar kullandılar, havaalanına ilk uçuşta onlar geldi böyle şey olur mu? Oraya hizmet götürmeye çalışıyoruz o hizmeti engelliyorlar. Niye engelliyor belli millet uyanmasın, dağa adam götüremiyor. Ne yapacak? Yol yok, okul yok, doktor yok, iş yok, fabrika yok bunları kullanarak bölücü faaliyetlerine lojistik destek sağlayacak. Bu mazeretleri elinden alınca da hırçınlaşıyor, sağa sola saldırıyor.

Bakın 2014’de dağa kaldırdıkları genç sayısı 4500’ün üzerindeydi. Bu sene şuana kadar 10 ay içerisinde 400 civarında ancak gencimizi götürebildiler. Kandıramıyorlar niye? Gençlerimiz artık geleceğin dağda değil, geleceğin büyük Türkiye’sinde, büyük Türkiye’de olduğunu gelişmiş, büyümüş her yönüyle kendi kendine yeten bir ülke olduğunu gördüler. Bölücü terörle mücadelemiz ve operasyonlarımız bütün hızıyla devam ediyor, herhangi bir sıkıntımız yok. Kırsalda, şehirde nerede olursa olsun vatandaşlarımızın hayatına kasteden, güvenlik güçlerimizi şehit eden bu alçakların bütün bu faaliyetlerini sona erinceye kadar her bir vatandaşımızın yurdun her köşesinde rahatça seyahat edeceği, iş tutacağı, yaşayacağı ortam oluncaya kadar bu mücadeleye asla ve asla son verilmeyecek, kararlılıkla sürdürülecek. Aynı şekilde bizi birbirimize düşüren, toplumsal kardeşliğimizi bozan, değerlerimizi birer birer yok eden bu alçak FETÖ terör örgütüne de aynı kararlılıkla mücadelemiz sürecek.

Burada değerli hocalarım, değerli İzmirliler değerli vatandaşlarım, bir mağdurluk edebiyatı tutturdular gidiyorlar. Peki, yani bu darbeyi yapanlar mağdur da, darbeden hayatını kaybedenler, geleceği karartılan çalışılan bir millet mağdur değil mi, bu ne biçim iştir, böyle bir şey olabilir mi? Asıl mağdur milletti, milletin psikolojisi bozuldu. Ülkenin bütün değerlerini yerle bir ettiler, dünyaya karşı görünümünü ne hale getirdiler? Sanki darbelerle anılan bir ülke haline geldi, bunların sorumlularına hesap sorulmayacak mı? Şimdi zamanı mı bunların avukatlığına soyunmak? Darbecilere cesaret vermek, yeni bir darbe arayışına onları sokmak bu ülkeye hizmet değil, vatanseverlik hiç değil. Onun için değerli konuklar, değerli arkadaşlar; bu konuda üniversitelerimiz, kamu kurumlarımız, yargı, ordu, polis devletin temel güvenlik unsurlarının içinde bu örgütün bütün mensupları birer birer ayıklanacak, aksi halde bu tehdit daha da büyüyerek devam eder. Ama hiç endişeniz olmasın bu konuda çok dikkatli çalışılıyor, yaşın yanında kurunun yanmamasına da azami gayret gösteriyoruz. Kurunun yanmaması yaşın yanında kurunun yanmaması yanlış mı söyledim? Kurunun yaş yanmaması. Peki, öyle yahut böyle maksat, yani suçsuzla, suçlunun aynı muameleyi görmemesi daha anlaşılır söyleyelim suçluysa gereği yapılacak. Burada şuna dikkat edeceğiz: Husumetlerimiz varsa geçmişten, kırgınlıklarımız varsa, rakip olmuşsak, aman fırsat elime geçti, ben de bunları FETÖ sepetine koyayım, bu arada halledeyim diye bir şey yaparsanız bunun çok büyük bedeli olur. Sadece vicdani bedeli değil, hukuki sonucu da olur arkadaşlar, onun için dikkatli davranacağız. İntikam duygusuyla değil, merhamet duygusuyla da değil, adalet adaletten şaşmayacağız. Bir kere bunlar yargıya teslim ettik, Türkiye bir hukuk devleti, bize nasihat vermeye çalışanlar var efendim işte niye olağanüstü hal ilan ediyorsunuz, şudur budur biz olağanüstü hali kendimize yaptık, vatandaşa değil. Vatandaş için her şey olağan, vatandaş bir gece olağanüstü hal yaşadı, 15 Temmuz gecesi. Çıktı işi bitirdi sonra yoluna devam etti, ama bizim bu hasarı mutlaka tamir etmemiz lazım. Bakın Fransa’da bir terör saldırısı oldu olağanüstü hal ilan edildi, hala devam ediyor bir seneyi geçti, son 6 ay daha uzattılar, bize ileri geri laf edenler orayı görmüyor. Bunların adetidir çifte standart, bu Avrupa ülkeleri kendilerini üstün görme gibi bir hastalıkları var. Kendilerindeki arızaları görmezler, ama başkalarındaki ufak işleri büyütürler, mesele yaparlar. Hiçbir mültecinin 3 milyon mülteci Suriye savaşından canını kurtarmak için Türkiye’ye sığındı aferin iyi, Türkiye güzel yapıyor ee gelin yük paylaşın yok. Ama biz evvel Allah hepsinin üstesinden geliriz. Ancak neye ihtiyacımız var? İhtiyacımız kardeşliğimizi, birliğimizi, beraberliğimizi sağlam tutacağız. Eğer kendi içimizde herhangi bir zafiyete düşmezsek bize hiç kimse bir şey yapamaz. Bunu gördük 15 Temmuz bunun en yakın şahididir.

Daha fazla uzatmak istemiyorum gün boyu daha çok programlarımız var, birçok etkinliklerimiz var. İzmir’de bugün çok önemli bir konuyu ilk defa İzmir’de kamuoyuyla paylaşacağız. Tarım ve hayvancılık sektörümüze yönelik kapsamlı destek ve teşvikleri bugün öğleden sonra Ödemiş’te yapacağımız toplantıyla İzmir’den bir numaralı tarım şehrinden bütün Türkiye’ye Tarım Bakanımızla ve diğer bakanlarımızla açıklayacağız hayırlı, uğurlu olsun.

Değerli hocalarım, sevgili öğrenci kardeşlerim, eğitimde hem kaliteyi, hem de sayı yani sadece sayıyı arttırmak, üniversitelerin sayısını arttırmak yetmez, iki katından fazla üniversitemiz var 76’dan 183’e çıkmış. Öğrenci sayısı iki katı geçmiş, 6 milyondan fazla öğrenci var, bazı ülkelerin nüfusları bir saysak 40 tane ülkenin nüfusundan fazla öğrencimiz var. Bunlar güzel şeyler, çünkü bizim petrolümüz yok, doğalgazımız yok, ama başkalarında olmayan insan kaynağımız var, genç, dinamik, enerji dolu gençlerimiz var. Gençlerimiz geleceğimiz bunu biliyoruz bunun farkındayız ve sizleri bilgi toplumuna taşımak için, bilgi çağının bütün nimetlerinden faydalanmanızı sağlamak için Türkiye’yi bir yandan fiziki yollarla, altyapısıyla geliştiriyoruz. Bakın son 15 yılda dünyanın hiçbir yerinde krizlerden dolayı yapılmayan projeleri Türkiye’ye yaptı. 6 bin kilometre bölünmüş yolla görevi devraldım, görevi bırakırken 23500 kilometre bölünmüş yol vardı. Cumhuriyet tarihinden 79 yıl içerisinde 6100 kilometre bölünmüş yol yaptık. Bizim Bakanlığımız döneminde, AK Parti iktidarı döneminde bunun üzerine 18 bin kilometre bölünmüş yol koyduk, tam üç katı. Şimdi artık Türkiye’de yol alt yapısıyla ilgili ciddi bir sorunumuz kalmadı. Bundan sonra tabi yavaş yavaş şerit sayısını iki çarpı iki yerine, iki çarpı üç trafiğin yoğun olduğu yerlerde. İzmir’de hızlı tren çalışmaları Ankara’dan başladı Afyon, Uşak, Manisa, İzmir devam ediyor.

Şu Konak Tüneli açtık, 17 ay oldu, tam 15 milyon İzmirli kullanmış, 15 milyon. Nereden? İşte buradan Buca’ya gidecek, Buca’dan bu tarafa gelecek, Büyükşehir Belediyemiz de hemen Buca tarafındaki çıkıştan Buca bağlantısını yaptı. Ve ciddi bir katkı, hem hava kirliliği, hem trafik, hem para, trafikte geçen zaman maliyet demek, daha fazla yakıt yakıyorsunuz, daha fazla zaman harcıyorsunuz, daha fazla canınız sıkılıyor, havaya daha fazla egzoz veriyorsunuz, hava kirliliği artıyor, her bakımdan faydası olan projeler.

Açtığımız yeni iç hatlar terminali 25 milyon yolcu taşımış bugüne kadar. Türkiye’nin en güzel iç hatları terminalini İzmir’de gerçekleştirdik ve rekor denecek kısa bir sürede açtık. İzmir’in eski havaalanını hatırlayın, giderken tavan kafanıza neredeyse değiyordu, baraka gibi; öyle mi? Allah’a çok güzel bir terminalimiz oldu, havaalanımız oldu. Şimdi yeni pist planlaması yapılıyor.

İZBAN, Büyükşehir Belediyesiyle merkezi Hükümetin en güzel işbirliği örneği. Göreve geldiğinde yarım kalmış, başlanmış, ama devam ettirilememiş bir projeydi. Dedik ki, hizmette siyaset olmaz, yani Belediye Cumhuriyet Halk Partisi, işte iktidar AK Parti diye İzmir bundan mağdur olacak hali mi var? Buyurun, beraber yapalım, yaptık. Yapmakla da kalmadık, şimdi kuzeye, güneye uzatıyoruz, Torbalı’ya gittik, Selçuk’a, inşaat devam ediyor, bu taraftan da Bergama’ya çalışmalar sürüyor. Böylece tamamlandığında 188 kilometreye çıkacak. Şu anda kaç kilometre Başkan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- İşte 110 bitmiş, 26 devam ediyor. Günlük ne kadar taşıyoruz?

BİR KATILIMCI- 300 bin.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 300 bin İzmirli kuzeyden güneye trafiğe girmeden İZBAN’la seyahat ediyor. Şu haliyle tek hat olarak Türkiye’de en kapsamlı toplu taşıma yapan bir proje. Eğer böyle küçük hesaplar peşinde olsaydık, efendim burası işte Belediyeye yazar, Hükümete yazar bunu yaparsak, böyle bir sığ düşünce içerisinde olsaydık bu proje kalırdı. Ama öyle yapmadık, kime yazarsa yazsın kardeşim, yeter ki vatandaşa yazmasın, vatandaş bedel ödemesin. Ne olacak? Yaptığınız iş vatandaşın hayatını kolaylaştırmıyorsa, onun mutluluğuna katkı sağlamıyorsa ne anlamı var? İktidar olsanız ne olur, muhalefet olsanız ne olur? Her şey vatandaş için, her şey ülke için.

Çevre yolu bitti, şimdi ihtiyaca cevap vermiyor, şimdi yeni arayışlar var.

Bir müjde İzmir’den vereyim, Körfez Geçiş Projesi çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. ÇED süreci, proje süreci tamamlandı, inşallah 2017’den itibaren orada da yeni bir sürece girmiş olacağız. Sadece İstanbul’un gerdanlığı olmayacak, İzmir gerdanlığı da olacak.

Ne dedik?  İstanbul 34, İzmir 35, İzmir’e üçüncülük yakışmaz, İstanbul’dan sonra İzmir olacak. Bunun için el birliğiyle çalışacağız, gayret edeceğiz. Üniversitelerimiz kendi alanında çalışacak, sanayiye yön vereceksiniz, yol göstereceksiniz. Bilimle tecrübeyi, üretimi, alın teriyle akıl terini birleştireceğiz ve ülkemizin hedeflerini hep birlikte gerçekleştireceğiz. Hiç kimse bu medeniyet yolculuğunda, benim işim olmaz, ben sorumlu değilim diyemez, herkesin sorumluluğu var. Bu bizim ortak geleceğimiz, gençlerimizin ortak geleceği, onları yarınlara hazırlamak için nasıl bizim bugünlere gelmemiz için atalarımız, ecdadımız, o koca reisler, 280 kiloluk mermiyi sırtlayıp Çanakkale’de geçilmez hale getirdiyse, biz de gençlerimize, gelecek kuşaklarımıza daha güzel bir ülke, daha kalkınmış bir Türkiye bırakmak için var gücümüzle çalışmamız gerekiyor, gayret etmemiz gerekiyor.

Gençler, size söyleyeceğim şudur: Üniversiteler sadece bilim öğreten yerler değildir, üniversiteler size özgüveninizi de geliştireceğiniz, analitik muhakeme kabiliyetinizi de arttıracağınız mekanlardır, ilim yuvalarıdır. Buradaki geçireceğiniz yılları en iyi şekilde değerlendirmenizi istiyorum. Lisan öğrenme işini mutlaka burada halledin, üniversiteden sonraya bırakmayın. Bir lisan bir insan. Eğer dil meselesini çözmememizseniz o ömür boyu çalışma hayatınızda sizin önünüze bir engel olarak çıkacaktır, bunu yaşamış, tecrübe etmiş bir arkadaşınız, bir ağabeyiniz olarak söylüyorum. Mutlaka bu yılları sadece alanınızda en iyi şekilde eğitim-öğretim almak için değil, aynı zamanda lisan eğitimiyle tam donanımlı hale de geçirmenizi özellikle istiyorum.

Bütün bu duygularla yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Sizlere başarılı bir öğretim yılı geçirmenizi diliyorum. Hocalarımıza teşekkür ediyorum. Onlar, burada öğrenci arkadaşımız veyahut İsmet Bey söyledi, öğrencileri aydınlatmak, bilgilendirmek için bir mum gibi kendilerini eritircesine fedakarlık yapıyorlar, gayret gösteriyorlar, bunun için sizlere teşekkür ediyorum.

Bir kez daha hepinizi bu açılış vesilesiyle saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.