Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Dünya Engelliler Günü’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Ülkemizdeki ve bütün dünyadaki kardeşlerimizin bu gününü tebrik ediyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Birçok programa katılıyoruz, ama bu program en fazla duygulandığım programlardan birisi.

Daha önce de ifade ettim, aslında 15 yıldır ülkemizi bir baştan bir başa imar etmek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gece-gündüz demeden çalışıyoruz. Türkiye’nin dağ gibi sorunlarını dağ gibi hizmetlere dönüştürüyoruz. Bütün bunlar güzel şeyler. Dünyanın en büyük havalimanını yapıyoruz, dünyanın en uzun, en geniş köprülerini yapıyoruz, en büyük projelerini hayata geçiriyoruz; bunlar Türkiye’nin başarısı, bu milletin başarısı. Ama insan için yaptığımız, sizler için yaptığımız hizmetler bu eserlerden bana göre daha anlamlı. Çünkü taşa, toprağa yapılan yatırımın bir ömrü var, insana yapılan yatırımın ise nesilden nesle ilelebet kalan bir hizmet olduğunun bilincindeyiz.

Biraz önce izlediğimiz mehter ekibimiz yine izlediğimiz buradaki sunumlarda yer alan kardeşlerimiz ve çok güzel gönülden bir konuşma yapan Fulya Akkaya, bizlere hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığı, azmin ve kararlılığın elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını bir kez daha göstermiştir. Bizlere örnek oldunuz, umutlarımıza umut kattınız, hepinize çok teşekkür ediyorum, sizlerle gurur duyuyorum, iyi ki varsınız.

Değerli kardeşlerim; binlerce kardeşimizin tabi ki başarıları var, birbirinden üstün başarıları var, hepsini burada tek tek anlatmama imkan yok. Ama unutmayalım, inancımız bize bütün insanlara adil ve eşit davranmayı emrediyor. Kültürel kodlarımızda, tarihimizde hiçbir ayrım gözetmeden daima insana hizmet vardır. Özelikle kadınlarımızın, çocuklarımızın, yaşlılarımızın, engelli kardeşlerimizin hayat kalitesinin iyileştirilmesi konusunda apayrı bir hassasiyetimiz var. 15 yıllık iktidar dönemimizde engelli kardeşlerimiz adeta kabuğunu kırdı ve her biri birer başarı hikayesi yazdı, yazmaya devama ediyor. Dört duvar arasından çıkarak engelli kardeşlerimiz toplumun içine girdi ve toplumla beraber kaynaştılar. Artık ülkemizde hiçbir engelli kardeşimizin hayal kurmasının önüne kimse engel koyamıyor, hayalime nasıl ulaşırım korkusu yaşamıyor, yarınına ümitle bakıyor.

İşte 2017 İşitme Engelliler Olimpiyatlarında Türkiye ilk defa ev sahipliği yaptı. Dünyanın en büyük spor organizasyonu olan bu etkinlikte tam 46 tane madalya kazandık, sizler kazandınız. Yine paralimpik yüzücü Beytullah Eroğlu, down sendromlular Avrupa açık yüzme şampiyonasında rekor kıran Muhammet Tuğrul Şahin ve İrem Öztekin son günlerde göğsümüzü kabartan büyük başarıya imza atanlardan sadece birkaçı.

Geçtiğimiz ay, az önce Bakanımızın da dediği gibi, Ampüte Milli Futbol Takımımızın aldığı şampiyonluk hepimizin göğsünü kabarttı, gurur kaynağımız oldular. Bugün burada da birbirinden güzel, birbirinden başarılı hikayeler yazan kardeşlerimiz var.

Fulya Akkaya, kendisi bizzat yaşamını ve başarısını anlattı. 2017 yerleştirme sınavında tam 5 puan çeşidinde Türkiye birincisi olmuş, şu anda ülkemizin en seçkin üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesinde iktisat okuyor, o da Lokman Ayva Ağabeyinin yolunda emin adımlarla gidiyor.

Bir diğer kardeşimiz Ayşegül Tahtakale, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın kurumlarında yetişen Ayşegül, gülle atmada madalyadan madalyaya, başarıdan başarıya koşuyor.

Ve Gülşah Yağmur Yazıcı, o bir sanatçı. Hatırlayacaksınız, Cumhurbaşkanımızın portresini yapmıştı, o da bugün aramızda. Ama sadece Cumhurbaşkanımızın değil, herkesin portresini en güzel şekilde yapıyor. Benimkimi biraz asık suratlı yapmış ama, ziyanı yok.

Hepinizi yürekten, canı gönülden kutluyorum. Sizler bu güzel çalışmalara devam edeceksiniz ve diğer kardeşlerinize de örnek olarak onların hayatlarına da dokunacaksınız. Bizler de sizin başarılarınızla gurur duyacağız, başarılarınızı paylaşacağız ve daha fazlasını yapmanız için ne gerekiyorsa onu da yapacağız.

Değerli kardeşlerim; dünyada bugün yaklaşık 7,5 milyardan fazla insan yaşıyor, dünya nüfusu bu kadar. Bu nüfusun 1 milyar civarındaki kısmı öyle veya böyle herhangi bir engelle karşılaşarak yaşamını sürdürmek zorunda. Ülkemizde ise nüfusumuzun yüzde 7’sinin engellilerden oluştuğu hesap ediliyor. Bu oranı dikkate aldığımızda, aileleriyle birlikte yaklaşık 25 milyon insandan bahsediyoruz.

Tarihe baktığımızda, Peygamber Efendimizin hayatından bu konuda çıkaracağımız çok ama çok önemli dersler var. O engelli sahabeleri hayatın dışında tutmadan farklı yöndeki yetenekleriyle değerlendirmiştir. Görme engelli Abdullah Bin Ümmi Mektum’u Mescid-i Nebevide müezzin olarak görevlendirmiş, Medine dışına çıktığında da yerine, yani devlet başkanlığına vekil bırakması engellilere verdiği önemi gösteriyor.

Hatırlayın, Peygamber Efendimiz bir gün vaaz verirken, sohbet ederken bir görme engellinin yanına geldiğinde ilgilenmemesi üzerine ayet nazil olmuş ve kendisi uyarılmıştı, yüzünü ekşittin diye, yüzünü çevirdin diye uyarılmıştı. Yani engellilere Cenabı Hakk’ın verdiği ehemmiyetin burada önemini görüyoruz. Yani ister peygamber olsun, ister sıradan bir kul olsun, bir insan olsun, hiçbir şekilde engelli-engelsiz diye ayrım yapmamız söz konusu olamaz. Çünkü biz yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü, hepimiz Cenabı Hakk’ın birer kuluyuz.

İşte biz de bu alanda inanç ve medeniyet tarihimizden aldığımız ilhamları çağımızın çözüm yönetimleriyle birleştirdik. Son 15 yılda engellilerin yüzünü güldürecek birçok işler yaptık. Gerçekleştirilen reformlarla büyük mesafeler aldık, sosyal politikalarımızın eksenine insanı yerleştirdik ve insanın memnuniyetini esas aldık. İnsanı yücelt ki devlet yücelsin, insanı yaşat ki devlet yaşasın prensibini asla unutmadık, göz ardı etmedik.

Engelli vatandaşlara hizmette yönetim zafiyetini ortadan kaldırdık. Yerel yönetimlerimiz adeta bir zihniyet devrimi yaşadı ve güzel hizmetlere imza attılar.

Yasal düzenlemelerde ise işe ilk olarak kanunlarımızdaki aşağılayıcı ifadeleri çıkararak başladık, “çürük, sakat, özürlü” gibi ifadeleri metinlerin dışına attık.

2005’te Türkiye’de ilk defa Engelliler Kanununu biz çıkarttık. Engelli kardeşlerimize ayrıcalığı bir insan hakkı olarak anayasal güvenceye aldık, anayasada böyle bir değişiklik yaptık.

Ulaştırma Bakanlığım sırasında ulaştırma ve haberleşme faaliyetlerinin bütün alanlarını engelli vatandaşlarımızın kullanımına uygun hale getirmek için çalışmalar başlattık. Ancak bu konuda henüz istediğimiz yerde değiliz. Kamu kurumları başta olmak üzere, bütün kurumlara engellilerimizin hiçbir engel görmeden ulaşması için ne gerekiyorsa yapmaları şart, bunun da Bakanlığımız takipçisi olacak.

Özel öğretimden faydalanmak için gereken engellilik oranını da aşağıya düşürdük, yaş sınırını da kaldırdık, öğrenmenin yaşı-başı olmaz, beşikten mezara kadar öğrenin diyor bizim dinimiz.

Özel eğitim okul ve kurumlarında öğrenim gören öğrencilerimizin okullara ücretsiz taşınmasını temin ettik. Halen yüz bin engelli öğrencilerimiz okullara devlet tarafından götürülüp getiriliyor.

Eğitim kitaplarını engelli kardeşlerimizin kullanabileceği şekle uygun hale getirdik ve ücretsiz olarak dağıtımını gerçekleştiriyoruz.

Evde bakım uygulamasını başlattık ve bugün itibarıyla 500 binin üzerinde kardeşimize bu hizmeti sunuyoruz.

Özel bakım merkezlerinin sayısı 5 kat arttı. Anneleri dinlendirmek için saatlik ya da bakım uygulaması da ayrıca veriliyor.

Maaşlarda, sosyal haklarda önemli iyileştirmeler oldu. Sosyal yardımlara kullanılan kaynağın, bütçeden sosyal desteklere ayrılan kaynağı 15 yılda tam 27 kat artırdık, 27 kat, 1,5 milyardan 38 milyarın üzerine çıkarttık.

İŞKUR eliyle 15 yılda 366 bin kardeşimize engelliye iş-aş sağladık. 2002’de 5 bin civarında devlette engelli çalışır iken, bugün bu sayı 50 binin üzerine çıkmıştır, tam 10 kat artıştan bahsediyoruz.

Kendi işini kurmak isteyen kardeşlerimize karşılıksız destek veriyoruz, bugüne kadar 800 engelli devlet desteğiyle kendi işini kurdu.

Korumalı iş yeri projesi başlatıldı. Az önce Manisa Organize Sanayi Bölgesinde ilk uygulamayı hep beraber gördük. Çok güzel bir örnek, inşallah bunların sayısını bütün organize sanayi bölgelerimize yaygınlaştıracağız.

Değerli kardeşlerim; aynesi iştir kişinin lafa bakılmaz, işte rakamlar, örnekler ortada. İnşallah 2018’de 5 bin kardeşimizi tekrar işe başlatacağız.

Biliyorsunuz engellilerin torpille, kayırmaya işe girmesi dönemini sona erdirdik, merkezi sistemle atama dönemini başlattık. Ve yeni bir düzenleme daha yaptık, engelli KPSS sınavına girenler hakkı 2 yılda yanıyordu, şimdi 4 yıla kadar o puanınız geçerli olacak, tekrar sınava girme ihtiyacı olmayacak; hayırlı, uğurlu olsun.

Tabi bütün bunlar oldu, yapıldı, yapılıyor, yeterli değil daha fazlasını yapmak için her türlü gayreti göstermeye devam edeceğiz. Sağlıktan eğitime, sosyal hayattan ulaşıma, iletişime kadar her alanda sizin için çok daha fazlasını yapacağız, çok daha güzel hizmetlere imza atacağız, hayatın her alanında yanınızda olmaya devam edeceğiz.

Engelli ana ve babalara da birkaç söz söylemek istiyorum. Sizler en yakınlarınızın engellerini kaldırmak için yeri geliyor kendinizden fedakarlık yapıyor, yeri geliyor onların gören gözleri gözü, işiten kulağı oluyorsunuz, engelli yaşamın zorluklarını en yakından sizler hissediyorsunuz, sizler biliyorsunuz. Bizler engelli vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak için attığımız her adımın sizin de hayatınızı kolaylaştırmak olduğunun farkındayız, bilincindeyiz. Yukarıdaki bahsettiğim bütün hizmetleri sizlerle birlikte ve aynı şuurda yapıyoruz.

Sizler de müsterih olun, çünkü engellilerimizi canı gönülden seven, destekleyen Cumhurbaşkanınız var, Başbakanınız var, Hükümetiniz var. Sizlerin canı bizim canımız, sizlerin cananı bizim cananımızdır. Muhabbetle ve sevgiyle bütün zorlukları, bütün engelleri beraber aşacağız, bunda hiçbir tereddüdüm yok.

Değerli kardeşlerim; hepimizin ait olduğu bu millete karşı sorumluluklarımız var, bu sorumluluğumuz git gide de artıyor. İmkanlar ne olursa olsun, her şart altında mutlaka yapacağımız işler var, hizmetler var. Küçük katkılarla, küçük dokunuşlarla büyük işleri başarabiliriz. Küçük bir armağanla gönülleri fethedebiliriz, yeter ki başkalarına yardım eli uzatma azmimizi ve arzumuzu kaybetmeyelim,

Hazreti Mevlana’nın dediği gibi, bir mum diğerini yakmakla ışığından hiçbir şey kaybetmez. Bazen haklı olarak toplumdaki yanlışlardan şikayet ediyoruz, ama unutmayalım ki o toplum bizlerden oluşuyor. Şikayetçi olduğumuz konularda bize düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirirsek, inanın birçok sorun kendiliğinden çözülecektir. Küçük iyilikleri hiçbir zaman küçük görmeyelim, küçümsemeyelim. Unutmayalım ki, bazen küçük bir armağan gönülleri fethetmeye yeter. Küçük bir katıyla bir çocuğun, bir gencimizin dünyasını aydınlatabiliriz, yeter ki bencilliği, neme lazımcılığı tamamen terk edelim. Hiç kimse kusursuz değildir, eksiksiz değildir. Önemli olan, birbirlerimizin engellerini tenkit etmek değil, eksikliklerini tamamlamaktır, bir bütün olmayı başarmaktır. Bunu da ancak ve ancak bir olarak, beraber olarak başarabiliriz. Birbirimizin eksikliklerine tamamlayarak farklılıklarımızı değil, ortak yanlarımızı görerek toplum olmayı, bir ve beraber olmayı başarabilirsek hiçbir engel bizi bölemez, yıkamaz. Bizi hayata bağlayan şey…  en büyük engel de sevgisizliktir sevgisizlik. Önce kendimizi, önce çevremizi seveceğiz, sonra da insanları ve tabiatı seveceğiz ve bir hedef belirleyip işte Fulya’nın yaptığı gibi o hedefe kararlı bir şekilde yürüyeceğiz. Bakın o zaman aşılmaz denen dağlar, geçilmez denen engeller bir bir ortadan kalkıyor.

Dünyanın umudu olan ecdadımızın ektiği sevgi ve hoşgörü tohumlarının bugün dev çınarlar olduğu bir Türkiye’de yaşıyoruz, mazlumların ve mağdurların umuduyuz. Dünya ülkelerine her alanda örnek olmaya, yeni başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz. Bunu nasıl yapıyoruz, nasıl başarıyoruz? Sizlerin azmiyle, gayretiyle, ürettiğiniz güzel eserlerle yapıyoruz, milletimizin duası ve desteğiyle yapıyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da aynı kararlılıkla, aynı azimle bir olarak, beraber olarak, hep birlikte Türkiye olarak bu işleri başaracağız. Engel tanımayan mutlu bir ülke için gece-gündüz demeden çalışacağız, çalışmaya devam edeceğiz.

Bu duygularla sözlerime son verirken, organizasyona gönlünü, aklını katan herkese teşekkür ediyorum. Bu tür etkinliklerin bir haftayla, bir günle sınırlı kalmamasını diliyorum.

Bu sabah bizlerle biraraya gelen bütün katılımcılara, misafirlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Bizleri ekranları başında izleyen aziz milletimize, engelli kardeşlerimize de selam ve saygılarımı iletiyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun, sevgilerimle.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.