Basbakan Yildirim’in Dünya Turizm Forumu Açilis Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Dünya turizm sektörünün kıymetli temsilcileri; şimdi bunu görünce aklıma bir şey geldi. Temel konuşma yapmaya niyetlenmiş, salona gelmiş, kürsüye davet etmişler, bakmış ki notları burada olduğu gibi birbirine karışmış, bir türlü başlayamıyor konuşmaya. Bu sefer diyor ki; buraya gelirken ne konuşacağımı bir Allah biliyordu, bir ben, şimdi artık sadece Allah biliyor.
Değerli misafirler, değerli basın mensupları, hanımefendiler, beyefendiler; hoş geldiniz. Dünya şehri İstanbul’a şeref verdiniz, sefa geldiniz.
Turizm bütün ülkelerin ekonomik ve kültürel gelişmeleri bakımından çok önemli bir sektör. Bu bağlamda turizm konusunda yeni ufuklar açacağına inandığım bu toplantıda sizlerle açılışında beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Yeni turizm sezonunun ülkelerimiz için bereketli olmasını Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Dünya Turizm Forumu bu yıl üçüncüsü gerçekleşiyor, geniş bir katılımla yapılan uluslararası bir organizasyon, bir etkinlik. Bu yılki toplantıda 3 bini aşan dünyanın değişik yerlerinden katılımcı olmak üzere toplamda 11 bin civarında misafiri ağırlıyoruz. Nerede ağırlıyoruz? Dünya şehri İstanbul’da ağırlıyoruz.
Buraya Asya’dan, Afrika’dan, Arap Yarımadasından, Kafkaslardan, Ortadoğu’dan, Amerika’dan, Balkanlar’dan, dünyanın dört bir köşesinden gelen misafirlerimiz var. Ben kısaca misafirlerimizden bazılarını sizlere duyurmak istiyorum:
Bugün aramızda Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanı var, hoş geldiniz.
Makedonya Yabancı Yatırımlar Bakanı var, hoş geldiniz.
Benin Kültür ve Turizm Bakanı aramızda, hoş geldiniz.
Zimbabve Turizm ve Ağırlama Bakanı hoş geldiniz.
Bosna Hersek Çevre ve Turizm Bakanı, hoş geldiniz.
Gana Turizm Bakanı aramızda, hoş geldiniz.
Somali Bilişim, Kültür ve Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı aramızda, hoş geldiniz.
Türk Konseyi Genel Sekreteri Ramil Hasanov, hoş geldiniz.
Ve yine Mozambik’ten Kültür Turizm Bakan Yardımcısı, Tayvan’dan Turizm Genel Direktörü, Kırgızistan Kültür Turizm Direktör Yardımcısı, Türkmenistan Turizm Komitesi Başkanı, Kosova Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı ve Kamboçya Turizm Genel Müdür Yardımcısı, Filipinler Turizm Bakanlığı yetkilisi, Özbekistan Turizm Gelişim Komite Başkanı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Turizm ve Çevre Bakanı da burada, ancak bir tedavi için şu anda hastanede, kendisine de geçmiş olsun diyoruz.
Evet, gördüğünüz gibi dünyanın bütün renkleri, bütün değişik kültürleri birarada, İstanbul’da biraraya geldik ve bugün küresel turizmi konuşacağız. Geleceği konuşacağız, bilgilerimizi birbirimizle paylaşacağız, tecrübelerimizi paylaşacağız ve güzel anılarla dünya şehri İstanbul’dan ayrılmış olacağız.
Bugün sizleri eşsiz tarihi, eserleri, dünya kültür mirasının en seçkin örneklerine sahip İstanbul’da ağırlıyoruz. Gururla ifade etmem gerekir ki son yıllarda dünya üzerinde en çok en çok kendinden söz ettiren şehirlerin başında İstanbul geliyor. Kültürüyle, ekonomisiyle, ticaretiyle, sanatıyla, gündelik hayatın zenginliğiyle İstanbul gerçekten bir açık hava müzesi. 5 kıtanın esintilerini, ezgilerini, seslerini, tatlarını ve renklerini yansıtan bu mübarek şehir, insanlığın barış içinde birarada yaşadığı asırların zengin izlerini taşıyor. Burada bütün canlılığıyla, bütün zenginliğiyle yaşatılmaya devam eden bir medeniyet birikimi var. Forumdaki etkinliklerden arta kalan zamanlarınızda benim size önerim; mutlaka İstanbul’u gezin, İstanbul’un güzelliklerini keşfedin.
Kıymetli misafirler; turizm dünyanın belli başka endüstrilerinden birisi olma yolunda hızla ilerliyor. 90’lı yılların sonundan bu yana gelişmelere baktığımızda, çarpıcı farkları görüyoruz ve bu anlamda turizm sektörü dünyada hizmet sektörü arasında birinci sıraya yükselmiş vaziyette. Uluslararası turizm hareketlerindeki bu çarpıcı gelişme, uluslararası kuruluşların orta ve uzun vadeli planlarına da tabiatıyla yansıyor.
1980 yılında yabancı ülkelere turistik amaçla seyahat eden toplam ziyaretçi sayısı 260 milyon civarında. Bugün bu sayı 1 milyar 200 milyona ulaşmış. Bu ne demektir? Neredeyse dünya nüfusunun beşte 1’i bir başka ülkeye seyahat ediyor. 2030 yılı için Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütünün öngördüğü turist sayısı 2 milyara yaklaşıyor, 1.8 milyar. Dünya ülkeleri olarak bu değişim ve gelişime ayak uydurmak, gerekli tedbirleri almak, bunu da elbirliğiyle gerçekleştirmek mecburiyetindeyiz.
Ülkeler olarak turizm alanında işbirliğini daha da güçlendireceğiz, gelen misafirlerimizin beklentilerine ortak çözümler üreteceğiz. Bu noktada Dünya Turizm Formu ve benzer organizasyonların çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade etmek isterim. Ve bu etkinlikleri düzenleyen, organizasyonu yapan arkadaşlarıma bu vesileyle teşekkür ederim.
Bugün 25 ülkeden gelen siz değerli misafirlerimizle hızlı gelişen bu hizmet sektöründe atılabilecek yeni adımlar ve tedbirleri birlikte değerlendireceğiz. Bugün ve devam eden günlerde beş ayrı salonda eş zamanlı paneller yapılacak, 100’e yakın konuşması tecrübelerini, tekliflerini, önerilerini bizlerle birbirimizle paylaşacağız. Belki bu forumlar yeni işbirliği imkanlarını doğuracak, yeni ortaklıkları da beraberinde getirmiş olacak. Forumlar kapsamında, paneller kapsamında bir de ödül verme, ödüllendirme kısmı var. Bizim anonim bir lafımız var, marifet iltifata tabidir, alıcısı olmayan mal zayidir. En iyi havayolundan en iyi otele, teknoloji, yenilikçilik şirketlerinden turizm şirketlerine, en iyi hizmet kuruluşundan havayolu şirketine varıncaya kadar birçok alanda bu başarılar ödüllendirilecek ve ödüller sahibini bulacak.
Ben bu vesileyle ödül almaya hak kazanan bütün kişi ve kuruluşları tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum. Turizm sektörüne olan çok değerli katkılarınızdan dolayı da sizlere ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Turizm, farklı coğrafyalar, farklı kültürler arasındaki iletişimi artırıyor, bu anlamda küresel barışa ve kardeşliğe de çok büyük katkı sağlıyor. Kişi bilmediğine düşmandır. İnsanlar bir araya gelirse, konuşursa, kardeş olursa, arkadaş olursa, güzel anılar geride bırakırsa kavga olmaz, karışıklık olmaz, anlaşmazlık olmaz. Düşünün, siz daha önce gittiğiniz bir ülke hakkında karar alma durumunda kalırsanız, önce zihninizde o ülkeyi canlandırırsınız, oradaki hatıralarınızı tekrarlarsınız ve alacağınız kararı da buna göre oluşturursunuz. O bakımdan turizm barış için, kardeşlik için çok önemli bir sektördür, önemli bir faaliyettir. Bu yolda çaba gösteren herkesi aynı zamanda gönüllü bir barış elçisi olarak kabule diyorum ve tebrik ediyorum.
Değerli misafirler; eşsiz tabii ve tarihi ve de kültürel potansiyele sahip olan Türkiye’de turizm sektörü yıllar boyunca gelişmeye, büyümeye devam ediyor. Sadece birkaç rakamı, birkaç göstergeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunu yapıyorum, çünkü nereden nereye geldiğimizi ancak bu rakamları kıyaslayarak anlayabiliriz. 2002 yılında Türkiye’ye gelen toplam turist sayısı 13 milyon civarındaydı ve geçtiğimiz önceki yılda bu sayı 40 milyona yaklaştı, iki katından, neredeyse üç katı bir artıştan bahsediyoruz. Turizm gelirleri 12 milyar dolardan 30 milyar doların üzerine çıktı. Biz tabii bu 2002’yi niye referans alıyoruz? Biz 2002’den beri Türkiye’de iş başındayız AK Parti hükümetleri olarak, dolayısıyla 15 yıllık bir süre içerisinde kendi performansımızı kıyaslama imkanına sahibiz. Hükümet olarak turizmi sadece ekonomik kalkınmaya katkı sağlayan bir sektör olarak görmüyoruz. Yalnızca ekonomik bir bakışla turizmi değerlendirmek eksik kalır, yetersiz kalır. Turizm bunların ötesinde öncelikle kültürlerin buluşmasıdır, medeniyetlerin buluşmasıdır. Kültürlerin buluşmasını tesis ettiğimiz ölçüde kültürlerin kaynaşması ve karşılıklı ön yargıların da kırılmasını sağlamış oluyoruz. Turizmi kültürel etkileşime, milletlerin birbiriyle kaynaşmasına güç katan bir değer olarak görüyoruz. Uluslararası ilişkilerin pekişmesine, farklı toplumlar arasındaki güçlü dostlukların kurulmasına önemli bir araçtır turizm. Kültürel yakınlaşmalar, ekonomik ve siyasi ilişkilerin de ivme kazanması turizm faaliyetleriyle yakından ilişkilidir.
Elbette her ülke gibi Türkiye de turizmin ekonomik imkanlarından yararlanmak ister. Bu doğrultuda eserlerimizi yenilemeye, korumaya, gelecek kuşaklara aktarmaya çok büyük önem veriyoruz. Özellikle birçok medeniyete ev sahipliği yapan, ülkemizde tarihin korunması ve restorasyonu büyük önem ifade ediyor. Tarihle bugünü buluşturmak için çok büyük çaba sarf ediyoruz. 15 yıl içerisinde ecdat yadigarı 5 bin eseri ihya ettik, onardık ve bugünlere gerdik. Müze sayısı Türkiye’de 2002’de 198’di, bugün 220’ye ulaşmış durumda.
Her yıl dev organizasyonlara ev sahipliği yapıyor, kültürel buluşmaları sağlıyoruz. Birkaç örnek, 2007 UNESCO tarafından Mevlana Yılı olarak kabul edilmişti. Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi zannederim bu solanda duymayan, bilmeyen yoktur. Ne diyor Mevlana: “Gel, kim olursan ol yine gel, bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir.” İstanbul 2020 yılında Avrupa Kültür Başkenti ilan edildi. 2011’de Erzurum’da Dünya Üniversiteler Kış Oyunlarını düzenledik, 2014’te Akdeniz Oyunlarını da Mersin’de gerçekleştirdik. Yine aynı yıl Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildi ve birçok etkinliklere ev sahipliği yaptık. Botanik EXPO-2016’yı Antalya’da başarıyla gerçekleştirdik ve nihayet G-20 Zirvesiyle dünyanın 20 büyük ekonomisin liderlerini Antalya’da misafir ettik. Birleşmiş Milletler Dünya İnsani Zirvesini de İstanbul’da gerçekleştirdik. İstanbul 2015 yılında ev sahipliği yaptığı 148 kongre ile turizmde dünyanın önde gelen bir şehri haline geldi.
Ülke olarak turizmin her alanında merkezi konumumuzu güçlendirmeye, devam ettirmeye kararlıyız. Her ilimizi kendi kültürel ve doğal zenginlikleriyle bir cazibe merkezine dönüştürüyoruz. Ülkemizde ulaşımı kolaylaştırmak için birçok dev proje gerçekleştirdik. 15 yılda Türkiye’nin bütün her yerinde, 980 bin kilometrekare vatan sathında 6100 kilometre bölünmüş yolu 23500 kilometreye çıkarttık, 3 kat artırdık. Havalimanı sayımızı 26’tan 55’e yükselttik, bununla da yetinmedik şu anda yıllık yolcu kapasitesi 150 milyon olan dünyanın en büyük havalimanını da yapıyoruz, ilk etabını da 2018 Şubat’ında, seneye bu vakitte açmış olacağız.
Değerli konuklar, havacılıkta bizim sloganımız, hava yolu halkın yolu. Bu ülkede 2002’de uçakla seyahat eden yurt içinde yolcu sayısı sadece 8 milyondu, geçtiğimiz yıl bu sayı 86 milyona çıktı, toplamda 160 milyonu geçtik iç hatlar-dış hatlar. Eğer 3’üncü havalimanının kapasitesi, dünyanın en büyük havalimanının kapasitesi 150 milyonun anlamı nedir diye düşünürseniz, söyleyeyim; bugün dünyandaki en büyük havalimanın kapasitesi 90 milyon, ondan demek ki 60 milyon daha fazla kapasitesi var, Amerika’da Atlanta’dır 90 milyon.
Değerli konuklar, biz bu havalimanını yaparken bize dediler ki, ya ne gerek bu kadar büyük havalimanına? Yani bu kadar yolcuyu nereden bulacaksınız? Bakın ben size söyleyeyim neden gerek olduğunu. 2002 yılında İstanbul Atatürk Havalimanından sadece transit yolcu 1 milyonun altındaydı, geçen sene 40 milyon oldu, transit yolcudan bahsediyorum. Geliyor İstanbul’a, Afrika’dan geliyor Avrupa’ya gidiyor, Afrika’dan geliyor Uzak Doğu’ya gidiyor, Rusya’ya gidiyor veya tersi. Değerli dostlar, 70’li yıllarda havacılığın merkezi Amerika’daydı, 80’li yıllarda Avrupa’nın batısına doğru geldi, 90’lı yıllarda Avrupa oldu, 2000’li yıllarda artık doğuya doğru devam ediyor, Türkiye, şu anda havacılığın merkezi Türkiye’ye kayıyor. Bu tarihin tekerrürüdür. Bir zamanlar İpek Yoluyla, Baharat Yoluyla doğudan batıya zenginlik göç vardı, şimdi artık zenginlik doğuya tekrar döndü, dolayısıyla da hicret batıdan doğuya doğru oluyor. İsten doğuya gidin, batıya gidin Anadolu’dan geçeceksiniz, başka yolu yok. Bu topraklar tarih boyunca bir buluşma noktası olmuştur, kuzeyle güneyin, doğuyla batının buluştuğu, medeniyetlerin kucaklaştığı topraklardır. Onun için, bu topraklar, bu ülke kardeşliğin önemini bilir, krizlerin de ne olduğunu acı tecrübelerle bilir.
Türkiye olarak, bölgemizde ve dünyada kardeşliğin, barışın, huzurun sağlanması için çok büyük gayret gösteriyoruz, büyük fedakarlık yapıyoruz. Bakın, 3 milyondan fazla canını kurtarmak için evini, barkını, memleketini bırakan insanlara kucak açan, onları bağrına basan, ekmeğini paylaşan ülkenin adı Türkiye’dir, dünyada başka bir örneği de yoktur.
Değerli dostlar, bugün turizm sektöründe bir adım öne çıkmak için, üzülerek söylüyorum, başkaları hakkında dedikodu üreterek oraları güvensiz ilan ederek iş yapmaya çalışanlar var, bunlar doğru şeyler değil. Dünyanın hiçbir yerinde güvenli bir ülke yoktur eğer güvenlikten bahsediyorsak. Terör her yerde, adres tanımıyor, Avrupa’nın göbeğinde terör oluyor, Türkiye’de de oluyor, Ortadoğu’da da oluyor, kuzeyde de oluyor, her yerde oluyor, terörün olmadığı yer yok. Terörden korkmak, terörle korkutmak ancak ve ancak terörün işine yarar, teröristlerin işine yarar. Onun için, ben gururla ve güvenle söylüyorum, Amerika ne kadar güvenliyse Türkiye de o kadar güvenli, Paris ne kadar güvenliyse İstanbul da o kadar güvenli, Saraybosna ne kadar güvenliyse Ankara da o kadar güvenli, Bakü ne kadar güvenliyse İzmir de o kadar güvenli. Onun için, bu terörü turizmi baltalamak veya turizmde avantaj sağlamak için lütfen kullanmayalım. İnsanların buluşmasına, kardeş olmasına, bölgesel ve küresel barışın tesis edilmesine destek olalım, köstek olmayalım. Bu vesileyle bu çağrımı da buradan ifade etmek istiyorum.
Türkiye ayrıca termal kaynak zenginliği açısından da dünyanın 5’inci sırasında, Avrupa’nın da ilk sırasında yer alan bir ülke. Bütün bu zenginliklerimizi insanlığın hizmetine sunmak için gayret ediyoruz, yeni yeni yatırımlar yapıyoruz.
Sahillerimiz, 8404 kilometre sahil şeridimiz var, her biri birbirinden güzel, bu alanda sahillerin temizliği bakımından dünyada ikinci sıradayız, 140 olan mavi bayrak sayısını 444 seviyesine çıkarttık.
Yat inşasında, mega yat inşaatında dünya sipariş sıralamasında 3’üncü konumdayız. Yat limanı kapasitemizi bugün 20 binlere çıkarttık, yat limanı sayımızı 50’lerin üzerine çıkarttık, 2023’te 50 bini hedefliyoruz.
Başta İstanbul olmak üzere bütün şehirlerimiz büyük bir gelişme içerisinde, dünya dereceleri alan dev projelere imza atıyoruz, her biri farklı özellikleriyle anılan bu projeleri az önce Mehmet Akarca bahsetti.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü; Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde demir yol olan dünyanın en geniş köprüsüdür, 3 yıl içinde açtık, Boğazı deniz üzerinden 3’üncü kez birleştirdik, iki kıtayı tekrar biraraya getirdik. Bir şaheser, vakit bulursanız mutlaka Boğaz’dan bir tekneyle gidin ve mutlaka bu eseri görün, bir mühendislik harikası, 3 yıl içinde bitirdik.
Osman Gazi Köprüsü keza İstanbul’u Yalova’ya, Bursa’ya, İzmir otoyoluna bağlayan dev bir eser, dünyanın 4’üncü büyük asma köprüsü.
Avrasya Tüneli dünyada bir numara, iki kıtayı denizin altından 106 derinliğinden birleştiren, Topkapı Sarayıyla Haydarpaşa Garını 3 dakikada birbiriyle buluşturan dev bir projeden, bir mühendislik harikasından bahsediyoruz; bunu da 3 yıl gibi kısa bir sürede inşa ettik.
İstanbul-Ankara, Ankara-Konya, Ankara-Eskişehir arasında hızlı tren yaptık ve hizmete aldık. Bunlarla da yetinmedik, yine Boğaz’ı denizin altından trenlerin geçeceği Marmaray projesiyle birleştirdik.
Şimdi sırada dünyanın en uzun köprüsünü yapmak var, ihalesini yaptık, ilk kazmayı da 18 Mart’ta vuruyoruz, Çanakkale Köprüsü, Çanakkale düşmana geçilmezdi, herkes için artık geçilir hale getiriyoruz.
Az önce ifade ettim, 150 milyon kapasiteli havalimanımızı da hizmete alıyoruz.
Değerli dostlar, bütün bunları anlatmaktaki amacım şudur: Enerjimizi, kaynaklarımızı, imkanlarımızı savaş değil, tanka, topa, tüfeğe değil, insanlığın refahına, mutluluğuna ve çocukların aydınlık geleceğine ayırmamız lazım. Tarih, gelecek ecdat bizden bunun hesabını sorar. Bugün değerli kardeşlerim, Bağdat, Halep, Sana, Mostar Köprüsü, bu büyük eserlerin başına neler geldiğini siz biliyorsunuz. Bizim bize miras kalan bu dünyayı yıkıp yok etmek değil, gelecek nesillere aktarmak gibi bir sorumluluğumuz var.
Gönüller sultanı Mevlana; “her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel” diyerek, aslında bütün insanlığa en güzel, en veciz mesajı vermiştir. Bu sözler hepimizin hayalidir, barış içinde, mutlu ve müreffeh bir dünyayı karış karış dolaşmak, güzellikleri keşfetmek hepimizin hayali olmalıdır. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki, gönlümüzden geçen bu güzel dileklere bugün dünyanın yaşadığı olaylar pek de imkan vermiyor, dünyanın vicdanı acılarla, gözyaşlarıyla, sıkıntılarla gölgeleniyor.
İfade ettiğim gibi, Halep’ten Şam’a, Bağdat’tan Sana’ya kadar İslam medeniyetinin en güzel şehirleri yıkılıyor, tahrip ediliyor, yerle bir ediliyor. Dün Mostar’ı bombalayan zihniyet, bugün Halep’i yağmalıyor. Maalesef bu yıkıcı cinayetler karşısında insanlık gerektiği gibi sesini de yükseltemiyor. Oysaki bize düşen, dünyayı karanlıklardan aydınlıklara çıkaracak çareler üretmek ve hayata geçirmek. Turizm sektörünün siz değerli temsilcilerine ve ülke yöneticilerine de ortak bir sorumluluk düşüyor, yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımıza barış içinde, kardeşlik içinde daha güzel bir dünya bırakmak için daha çok gayret edeceğiz, biraraya geleceğiz, birlikte çalışacağız. Şiddet kültürüne karşı insanlığı, evrensel değerleri savunmak hepimizin birinci derece görevidir, sorumluluğudur.
İnsanlığın esenliğine giden yol, kültürlerin kaynaşmasından, birbirimizi doğru tanımaktan ve tanıtmaktan geçiyor, korkmadan, korkutmadan, ön yargısız bir şekilde birbirimizi anlamaktan geçiyor.
Değerli misafirler, Türkiye, zengin coğrafyası, binlerce yıllık tarihi, farklı medeniyet ve uygarlıklara ev sahipliği yapan bir coğrafyadır. Zengin kültürümüz, tabii zenginliklerimiz, misafirsever insanlarımız dünya turizminde rekabet üstünlüğü sağlayacak özellikleri de beraberinde getiriyor.
Bugünkü Türkiye, dünyayla bütünleşen, bölgesinde öncü rol oynayan bir ülkedir. Bakın, 2002 yılında Afrika’ya sadece 6 noktaya uçuş yaparken, bugün 44 noktaya uçuş yapıyoruz. Afrika’da sadece 11 ülkede büyükelçiliğimiz varken, bugün 40’ın üzerindeki Afrika ülkesinde büyükelçiliğimiz var. Dünyanın merkezinin olduğu, toprakların birleştiği yer Türkiye’dir. Üç kıtayla komşu olan Türkiye, tarihten gelen kültür zenginliğini, medeniyet zenginliğini komşularıyla paylaşmak ve geleceğe, gelecek kuşaklara iyi bir miras bırakmak azmindedir. Türkiye üç saat uçuşla buradan 52 ülkeye ulaşabilirsiniz. Merkezi İstanbul olan ve üç saatlik uçuş içerisinde 1,5 milyar insan yaşıyor ve 1 yılda 30 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklükten bahsediyoruz. Uzağa gitmeyin, üç saatte. Ama Avustralya’da olsanız, bir şehirden bir şehre üç saatte gidemezsiniz. Herkes dünyanın merkezinde olduğunu iddia edebilir, ama önemli olan, bu doğrudur merkezde olmak, çünkü dünya bir küredir, parmağınızı nereye koyarsanız orası merkezdir. Ama unutmayalım, dünyanın dörtte üçü sularla kaplıdır. Kara olan bölümde de Seyşel Adaları yahut Comoros Adaları, ora da merkez. Ama medeniyet nerede, nüfus nerede, zenginlik nerede bu önemlidir. Medeniyetlerin doğduğu, dinlerin doğduğu, her türlü karışıklığın da olduğu, güzelliğin de olduğu merkezler bu topraklardır, Ortadoğu’dur, Anadolu’dur, Balkanlar’dır, Kafkaslardır ve Afrika’dır. Zor bir coğrafyanın ortasında Türkiye bir refah ve istikrar adasıdır. Potansiyelimizi biliyoruz ve ülkemizin güzelliklerini ortaya çıkarmak için daha çok misafirle paylaşmak istiyoruz. Bu yoldaki Kültür ve Turizm Bakanımızın gayretlerini takdir ediyoruz, tebrik ediyoruz, başarılarının devamını diliyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Dünya Turizm Forumunun ülkemize, bölgeye ve bütün insanlığa hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Son olarak diyorum ki; değerli misafirler, burada lütfen kendinizi evinizde gibi hissedin. İstanbul’da kendinizi kendi şehrinizde gibi hissedin. İstanbul’un sesinde kendi sesinizi, İstanbul’un nefesinde kendi nefesinizi hissedeceksiniz.
Bir kez daha Türkiye’ye, bu güzel ülkeye geldiğiniz için teşekkür ediyorum, hoş geldiniz diyorum, sevgiler, saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun.