Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Erzincan STK temsilcileri ile bulusmasinda yaptigi konusmanin tam metni

 

Hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Erzincan’dan bütün ülkemi, bütün vatandaşlarımı aynı muhabbetle selamlıyorum. 

Size olan derin muhabbetimizi biliyorsunuz, sizlerle beraber olmak benim için ayrı bir heyecan, ayrı bir onur. 

Her Erzincan’a geldiğimde çocukluğumun günlerini hatırlarım. Bu dağların, bu ovaların, bu soğuk suların, Dumanlı Dağları’nın sarıçam ormanlarını hatırlarım. Mal yaydığım yerleri hatırlarım, Tarla biçtiğimiz, deste yaptığımız, harman yaptığımız yerleri hatırlarım. Komşularımızı, hemşehrilerimizi, onlarla geçirdiğimiz acı, tatlı günlerimizi hatırlarım. Depremlerin, afetlerin verdiği çaresizliği hatırlarım. O zor şartlarda hiç isyan etmeyen, hiçbir şekilde şikayet etmeyen Erzincan’ın insanını hatırlarım, 24 ayar Erzincan’ın güzel insanlarını hatırlarım.

Değerli hemşehrilerim, bugün bakanlarımızla, milletvekili arkadaşlarımızla aranızdayız, Erzincan’ın kanaat önderleriyle, sizlerle beraberiz. STK’lar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri bir şehrin adeta ana ölçeğidir, merkezidir, şehrin ağırlık merkezidir. Demokrasilerde sivil toplum örgütlerinin, kanaat önderlerinin var olması, ancak ve ancak o demokrasinin gücünü gösterir.

Erzincan özel bir şehir, bugün benim için özel bir gün, onun için vatandaşlarımdan, kusura bakmasınlar, biraz Erzincan sevdam depreşti, hemşehrilerimle biraz sohbet edeceğim. 

Erzincan’ın farklı özellikleri var. Sadece Erzincan, Erzincanlı, zorluklara karşı isyan etmeyen ve mücadele azmini kaybetmeyen insanların yaşadığı yer değil. Erzincan bugün her zamankinden daha fazla özlem duyduğumuz kardeşliğin, birliğin, beraberliğin en güzel şekilde yaşatıldığı şehirdir. Erzincan’da Alevi ve Sünni birarada kardeşçe yıllardır yaşadı. Erzincan üzerinden mezhep savaşları çıkarmaya çalışanlar, bizi birbirimize düşürmeye çalışanlar her seferinde elleri boş kaldı. Onun için ben hemşehrilerime bu bereket sofrasında bir kez daha teşekkür ediyorum, basiretiniz için, sağduyunuz için teşekkür ediyorum.

Değerli hemşehrilerim, bugün ülkemizde amansız bir mücadele veriyoruz, özellikle Güneydoğu’da devam eden mücadele ülkemizin beka mücadelesidir, birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin mücadelesidir. Hanımefendiyi görüyorum, işte hemen İçişleri Bakanımızın yanında. Tamer Meriç, ömrünün baharında bu ülkenin bayrağının yere düşmemesi için, bu ülkenin bölünmemesi için, istiklalimiz için hayatını feda etti. 

Tamer kardeşimize ve Türkiye’nin bu ulvi mücadelesinde hayatını kaybeden bütün şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum, ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. 

Bu mübarek günde, Ramazan’ın hemen arifesinde niyazımız şudur: Artık ülkemizde bu acılar bitsin, artık enerjimizi ülkemizin kalkınmasına, daha da büyümesine, çocuklarımızın daha güzel bir gelecek elde etmesine, dünyada hatırı sayılır ülkeler arasına girmemiz için bütün gayretimizi, bütün emeğimizi bunun için hasredelim. 

Terör bu ülkenin başının belasıdır, 40 yıldır devam eden bir beladır. Bu belayı bizim başımıza saranlar, milli değildir, yerli değildir. Terörün bir üst aklı vardır, o aklın ne olduğunu da biliyoruz. Bunlar geçmiş yıllarda Alevi-Sünni birbirimize bizi kırdırmaya çalıştılar, olmadı bir PKK belasını başımıza sardılar. Ama değerli hemşehrilerim, genel başkanlığa aday gösterildiğim ilk günde söylediğim bir şey var, milletim rahat olsun, bu terör belasını Türkiye’nin gündeminden çıkaracağız dedim. Bunu behemehal inşallah yapacağız. Allah şükür yavaş yavaş-yavaş yavaş hepsi temizlendi, şimdi ilçelerde, illerde bunların iyice belini kırdık, kırsalda çalışmalarımızı daha da yoğunlaştıracağız. Amacımız, bunların çirkin yüzünü milletimize göstermek. 

Düşünebiliyor musunuz, bölgenin, Güneydoğu’nun, Kürt vatandaşlarımızın güya hakkını, hukukunu soruyacaklar. Peki soruyorum, Tanışık Köyü’nde Dürümlü mezrasında hiçbir günahı olmayan, işiyle, gücüyle, çiftiyle çubuğuyla, malıyla uğraşan o 16 masum Kürt vatandaşımızın ne günahı vardı onları hunharca katlettiniz, askerimizi, polisimizi, jandarmamızı kalleşçe sırtından vurdunuz? 

Bu millet bu topraklarda değerli hemşehrilerim, kardeşlerim, çok badireler atlattı, çok büyük imtihanlar verdi. Çanakkale’de yazdığımız destan, Gazi Mustafa Kemal’in İstiklal Harbimizde bir milletin varlık ve yokluk mücadelesi, Sarıkamış Cephesinde verdiğimiz mücadele niçin? Al-Yıldızlı Bayrak için, Türk milletinin payidar olması için. 

Şimdi bazen Türk milleti deyince alınganlık gösterenler var? Değerli hemşehrilerim, Osmanlı Devleti dünyada Türk Devleti olarak bilinir. Ama Osmanlı içinde kimler var? Kimler yok ki, 36 farklı mezhepten, meşrepten, ırktan insanlar var. Ama Osmanlı onları sen şucusun, sen bucusun diye ayırmamış, hepsini bir hedef uğrunda, bir inanç uğrunda biraraya getirmiş. 619 sene kimsenin burnu kanamadan yaşamışlar, dinlerini, serbestçe inançlarını sürdürmüşler, dillerini muhafaza etmişler. Bugün bize soykırım dersi vermeye çalışanlar, 50 sene Kuzey Afrika’da kaldılar, dillerini unutturdular, Fransızcayı resmi dil yaptırdılar. Hindistan’da, Pakistan’da, Avustralya’da İngilizceyi resmi dil yaptırdılar. Bizim tarihimizde sömürü yok, bizim tarihimizde esaret yok, bizim tarihimizde insanlık var insanlık, insana saygı var. Osmanlı kurulurken ne dedi Şeyh Edebali? Osmanlının manevi kurucularından, insanı yaşat ki devlet yaşasın. Demek ki insan en önde, merkezde, her şey onun etrafında. 

Bugün 55 milyon insan göçmen, yersiz-yurtsuz. 55 milyon nüfusu olan kaç tane ülke var? Birleşmiş Milletler ülkelerinin 100’den fazlasından daha büyük, yeri, yurdu, bayrağı olmayan insan var. Bu bir insanlık ayıbıdır, Suriye’de yaşanan bir insanlık ayıbıdır, Irak’ta yaşanan insanlık ayıbıdır, Libya’da, Mısır’da, Yemen’de, Ukrayna’da. 

Efendim, Türkler 1915’te soykırım yapmışlar, bu bir tarihi yalandır. Soykırımın ne olduğunu bilmek istiyorsan, o Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Rus işgalinde düşmanla işbirliği yapıp diri diri insanları Erzincan’da yakan o Ermeni çetelerini hatırla. Soykırımın ne olduğunu Erzincan iyi bilir. Türkler soykırım yaptı diyeceğinize, 90’lı yıllarda on binlerce Boşnak’ı sadece sizin gibi inanmıyor diye doğrayan, katleden o insanlık ayıbını hatırlayın. Bir gecede Hocalı’da 625 Azeri kardeşimizi katledenleri hatırlayın. İkinci Dünya Savaşı, Avrupa’nın 3’te 1’i gitti, birbirlerini kırdılar, hunharca öldürdüler, şimdi de kalkmışlar Türkiye’ye ders vermeye çalışıyorlar. Maksat başka değerli hemşehrilerim, maksat Türkiye canlanmasın, Türkiye bir beladan kurtulup bir başka belayla uğraşmak zorunda kalsın; yağma yok. Türkiye eski Türkiye değil. Türkiye bugün 14 yıldır devam eden istikrarla, güvenle, milletin adamlarıyla emin adımlarla yoluna yürüyor. 

Hedefimiz şu: Hedefimiz Türkiye’yi Cumhuriyetimizin 100. yılında parmakla sayılan ülkeler arasına sokmak. Bunu nasıl başaracağız? Daha çok fabrika kuracağız, daha çok yatırım yapacağız, daha çok üretim yapacağız. Yaptığımız üretimlere daha çok satacağız, refahı arttıracağız, kömbeği, somunu büyüteceğiz, ondan sonra da onu adilce dağıtacağız, yapacağımız bu. Bunun için terörün olduğu yerde hiçbir şey olmaz, yatırım da olmaz, turizm de olmaz, ticaret de olmaz, huzur da olmaz. Onun için ilk önemli maddemiz terör. Onu da Allah’a şükür, sizin desteğiniz tam, bizim en büyük güvencemiz bu. Alevi’si, Sünni’si, Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ı, Abhaza’sı, herkes diyor ki bitirin bu terörü. Biz bölünmek istemiyoruz, biz birbirimize düşman olmak istemiyoruz. Biz çocuklarımızın geleceği olan bu ülkeye ayrılık tohumlarının ekilmesini istemiyoruz, bu bizim için yeterli güvence. Onun için, rahatça dağ-bayır demeden her türlü tuzaklarını başlarına geçiriyoruz, hendeklerini başlarına geçiriyoruz, yaptıkları her türlü kahpeliği teker teker evvel tersine çeviriyoruz. 
Şimdi değerli kardeşlerim, değerli hemşehrilerim, can Erzincan’ın güzel insanları; Türkiye artık iyi şeyleri konuşması lazım, Türkiye artık geleceği konuşması lazım. Bizim gelişmiş ülkelerden akıl almaya ihtiyacımız yok, onların akıl verdiği ülkelerin ne halde olduğunu dünya görüyor, onlar sadece sömürmeyi bilirler. Ama bizim tarihimizde sömürmek yok, çünkü insan yaratılmışların en üstünüdür, bizim inancımız böyledir. O yüzden biz bu özelliklerimizle ülkemizin ve milletimizin hak ettiği refahı sağlayacağız.

Bakın, 14 yılda Türkiye’yi değiştirdik. Nasıl değiştirdik? Bakın yollara, Türkiye’nin her köşesindeki yollara bakın, sadece Erzincan’a değil, nereye giderseniz gidin. Değerli hemşehrilerim, yolları böldük, milleti birleştirdik, doğuyla batıyı, kuzeyle güneyi biraraya getirdik. Yolları böldük, gönülleri birleştirdik. Yolları böldük, hayatları birleştirdik, trafik kazalarında ölen insanlarımızın sayısı yüzde 63 azaldı, yüzde 63. Bırakın 4 bin, 5 bin insanın hayatını kurtarmayı, eğer bir tek insanı yaşatabiliyorsa bu yollar, bunun bedeli dünyayla ölçülmez. Çünkü ne diyoruz? İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, bizim atalarımızdan öğrendiğimiz budur. 

Değerli hemşehrilerim, sevgili vatandaşlarım; sadece yol yapmadık, hava yolunu halkın yolu yaptık. Uçakla seyahat edenler imtiyazlı sınıflardı, uçak seyahatindekiler birbirlerini tanırlardı. Şimdi herkes seyahat ediyor, işçi de seyahat ediyor, çiftçi de seyahat ediyor, işsiz de seyahat ediyor, çalışan- çalışmayan, yaşlısı-genci herkes uçağa biniyor. 

Ben çocukluğumda yine babamla tarlaya giderdik, o çift sürerken uçak geçerdi, ben söyle sırt üstü yatar hayal kurardım, bu uçak nereye gidiyor, keşke içinde ben de olsam, öyle hayal uzar uzar uzar giderdi. Allah nasip etti, bize sorumluluk alma şerefini verdi ve hava yolunu halkın yolu haline getirdik. 14 senede hava yolu halkın yolu oldu, 30 milyondan 200 milyona geldi, hava alanı sayımız 26’dan 55’e yükseldi. İşte bunun için dünyanın en büyük hava limanını yapıyoruz, en büyük. Amerika’daki şu anda en büyük 90 milyon, bizim yaptığımız 150 milyon, 200’e çıkacak kapasitede. 

Siz IMF’nin borcunu verir gönderirseniz, dünyanın en büyük hava limanını yaparsanız, Boğaz’da dünyanın en geniş köprüsünü yaparsanız, İzmir Körfezi’ni birleştiren, İstanbul-İzmir’i komşu kapısı yapan otoyolu yaparsanız, dünyanın en uzun üçüncü tüneli Ovit Tüneli’ni açıp Karadeniz’i Anadolu’ya, Mezopotamya’ya bağlarsanız, hızlı tren ağlarıyla ülkeyi donatırsanız, bundan birileri tabi rahatsız olacak; bu kadar da olmaz. Mayıs’ın sonu 2013, Mayıs ayında Türkiye’de faizler yüzde 5’in altına düşmüş, Düyunu Umumiye’den beri hiç oraya gelmemişiz, IMF’ye borç bitmiş, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün temeli atılmış, hava limanının temeli atılmış, Osman Gazi Köprüsü’nün temeli atılmış, Marmaray hizmete alınmış, arabalar için Avrasya Tüneli’nin inşaatına başlamış, tabi bu birilerini rahatsız etti, bu Türkiye de fazla oluyor dediler. Ne yaptılar? Ağaç diye, çevre diye isyan başlattılar, isyan. Neye isyan? Bu başarıların… Türkiye eğer böyle giderse kısa sürede bize yetişecek, o zaman biz içeriyi karıştıralım. Karıştırdılar mı? Ama o uzun adam çıktı, dedi ki, benim arkamda millet var millet, hey akmaklar. Hesap, Türkiye’ye diz çöktürmek. Vefa işte böyle bir şey değerli hemşehrilerim. Vefa, kredi kartıyla taksit taksit ödenen bir şey değil. Vefa, liderine sahip çıkmaktır, milyonlar arkasına durdu, çapulculara gereken dersi verdi, hem Gezi’de verdi, hem 17 Aralık’ta verdi.

Terör deyince, Güneydoğu’da, Türkiye’de yaptığımız bölücü terör örgütü sade aklınıza gelmesin, bir de bizim paralel terörümüz var. Dost bilip yıllarca bizimle iç içe olanların, meğerse bizi sırtımızdan hançerlemek için fırsat kolladıklarını 17 Aralık’ta gördük. Devletin imkanlarını kullanacaksınız ve devlete kumpas kuracaksınız. 

Herkes şunu bilmesi lazım: Hiçbir devlet, hele hele Türkiye Cumhuriyeti ile hiçbir terör örgütü bilek güreşi yapamaz, bunun bilinmesi lazım. Hiçbir devlet kendi içinde devlet olmaya heveslenenlere asla ve asla izin vermez, müsamaha göstermez. Yapılan her türlü hukuksuzluğun, her türlü aymazlığın hesabını fitil fitil burunlarından getireceğiz. 

Şimdi bu güzel insanların dini duygularını istismar ederek, kutsallarını kullanarak, milyonlarca dişinden, tırnağından artırarak hayır olsun, çocuklarımız yetişsin, memleketimiz gelişsin diye bu kadar fedakarlığı yapanlara siz tezgah kuracaksınız, aldığınız bu kaynakları yurt dışındaki lobilere, siyasetçilere cömertçe vereceksiniz. Bu millet bunu affeder mi? Asla affetmez, affetmiyor. O paralel terör örgütünü de kaçtıkları yere kadar kovalayacağız Allah’ın izniyle. 

Bakın, Türkiye zor bir ülke, coğrafyamız zor. Tarih bize böyle bir coğrafya vermiş, ama sorumluluğumuz da bir o kadar fazla. Niye fazla? Çünkü biz medeniyetleri buluşturan bir yerdeyiz, kıtaları buluşturan bir yerdeyiz, kuzeyle güneyi, doğuyla batıyı buluşturan bir yerdeyiz, dolayısıyla köprü vazifesi gören bir ülkeyiz. Eğer köprü yıkılırsa insanlık yıkılır, onun için bütün hedefler Türkiye üzerinde, bütün hesaplar Türkiye üzerinde. 

Ama bilmedikleri bir şey var, bizim devlet geleneğimiz o kadar köklü ki, o kadar kuvvetli ki, bunun daha zorlarını biz, geldi geçti, hepsini def ettik, bunları da def edeceğiz, bunlar da bizim gündemimizden yok olup gidecek. Ama gündemimizde daima kalacak olan, kardeşliğimiz, birliğimiz, dirliğimizdir, ülkemizin, insanımızın ferah ve mutluluğudur. Bunun için daha çok yol yapacağız, daha çok hastane yapacağız, daha çok okul yapacağız, daha çok fabrika yapacağız, gençlerimize, kadınlarımıza daha fazla imkan sağlayacağız.
Bölünmüş yollardan sonra, duble yollardan sonra şimdi sıra duble demir yollarında, bu dönem Hükümetimizin hedefinde duble demir yolları var. Ankara’dan Sivas’a hızlı tren hızla ilerliyor, Sivas’tan Erzincan, Erzincan’dan Erzurum, Erzurum’dan Kars, Gürcistan, Tiflis, ver elini Bakü. Bu sene Bakü-Tiflis-Kars projesi de bitiyor. Bakın Azerbaycan’a doğrudan demir yolu yok, şimdi olacak, bu da bazıların rahatsız ediyor.

Niye Nahçıvan’ı arıyorlar bizi Azerilerle? Fazla biraraya gelmesin. Bunlar aynı millet, iki devlet. Tezgah belli hemşehrilerim, oyun belli, uyanık olacağız, dostumuzu, düşmanımızı bileceğiz. İyi gün dostları değil, zor gün dostlarını daha çok yakınlaştıracağız. Şimdi artık görevimiz dostlarımızın sayısını artırmak, düşmanların sayısını azaltmaktır. İnşallah bu dönemde komşularımızla bölgemizdeki yaşananlarla ilgili sağduyuyla, birleştirici, barıştırıcı rolümüzü oynayama devam edeceğiz.

Değerli kardeşlerim, hiç merak etmeyin, yarınımız bugünden daha güzel olacak, bundan hiç endişemiz yok. Çünkü bu topraklar mübarek topraklar, bu topraklarda Peygamberler var, bu topraklarda evliyalar var, bu topraklarda ağzı dualı insanlar var, bunların duası, şefaati bizim için en büyük manevi kaynaktır. Onlar sadece duasını yapacak, desteğini verecek, ama işi de biz yapacağız, sizlerin adına bizler yapacağız. 

Geçmişine sahip çıkmayan milletler geleceğini inşa edemez. Mazide olan atiyiz diyoruz. Onun için biz hem geleceğimize sahip olacağız, hem de yarınımızın güvencesi çocuklarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. O genç fidanların anlamsız bir kavga uğruna ömrünün baharında solmalarına, yok olmalarına daha fazla izin vermeyeceğiz.

Şimdi bazıları diyor ki, efendim, niye bu bölgede mücadeleyi sürdürüyorsunuz, niye insanlar ölüyor, niye şehitler geliyor? Ben şimdi size soruyorum değerli hemşehrilerim, ülkeyi bölmek istiyorlar, milleti bölmek istiyorlar, bölecek miyiz? ("Hayır" sesleri) Millet olmanın, tek vatan, tek bayrak sahibi olmanın bir bedeli var, bu bedeli İstiklal Harbinde ödedik, Çanakkale’de ödedik, bugün de ödüyoruz, gerekirse gelecekte de öderiz. Biz esaret altında yaşamayı bilen bir millet değiliz, tarihimiz boyunca kimsenin boyunduruğu altına girmemişiz. Ama bizim gibi İngilizler de aynı, onlar da esaret altına girmemiş. Ama bizim bir farkımız var değerli hemşehrilerim, esaret altına girmediğimiz gibi, kimseyi de sömürge yapmamışız. Tarihte tek ülke vardır esaret altına girmeyen, kimseyi de esareti altına almayan, o milletin adı da Türk milletidir, o devletin adı da Türk Devleti’dir. 

Ne güzel söylemiş Aşık Veysel: “Ne Alevi, ne Sünni, ne Kızılbaş, değil miyiz hep bir gardaş. Bizi yakar bizim ateş, söndürmektir çaresi.” 
Onun için değerli hemşehrilerim, değerli kardeşlerim, uyanık olacağız, birbirimize bizi düşürmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Ben Erzincan’ı bu konuda hep örnek gösteriyorum. Erzincan Alevi ve Sünni nüfusun kardeşçe yaşadığı, birbirleriyle en iyi şekilde dayanışma yaptığı örnek illerimizden bir tanesidir. Zaman zaman buralarda da fitne ateşini yakmaya çalışanlar oldu, asla başaramayacaklar. Çünkü hemşehrilerim çok imtihandan geçti, bütün imtihanları da en iyi şekilde verdiler. 

Ben çocukluğumu bilirim, benim adımı koyan Alevi bir komşum. Ben adımla da iftihar ediyorum. Biz bilmezdik Alevi, Sünni, kim ne yapar, kim ne eder? Aramıza bu ayrılıkları sokmaya çalışanlar da yine dışarıdakiler, onu bilin, içeride değil. Bunlar hep dışarıda planlanıyor, terör de dışarıda planlıyor, bu mezhepsel kışkırtmalar da dışarıda planlanıyor. Amaç belli, amaç değerli kardeşlerim, bizi zayıf düşürmek, enerjimizi azaltmak ve Türkiye’nin gelişmesini, büyümesini, kalkınmasını geciktirmek, bütün mesele bu. Ne olsun, ne ölsün, yarı canda olsun; yağma yok. Bu milletin geçmişinde mazlumlara, mağdurlara, kimsesizlere hamilik var. Bize uşaklık yakışmaz, bize efendilik de gerekmez, bize millete hizmet yakışır. 

Bizim için değerli hemşehrilerim, siyaset,  millete hizmettir. Milletin derdine derman olabiliyorsanız siyaset bir anlam ifade eder. Biz AK Parti’yiz, AK Parti olarak 14 yıl hizmet ettik, halkımızdan destek aldık. Ama seçimden sonra bizim rozetimiz kalkar, Al-Yıldızlı şanlı Bayrağımızın rozeti gelir. 78 milyona eksiksiz hizmet bizim şiarımızdır. Oy verdi-vermedi, hizmet yaparken bunun hesabını yapmayız, bunu da asla benimsemeyiz, yapanlara da müsamaha göstermeyiz.

Değerli hemşehrilerim, vakit gecikti. Bugün çok güzel bir yaşattınız bize, çok büyük coşku, çok büyük güzellikler yaşadım. Sizlere tekrar tekrar teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun. 

AK Parti kongresi yapıldı, bizi Genel Başkanlığa parti teşkilatımız münasip gördü ve çok büyük bir yüksek oyla da kongrede Genel Başkan seçti, hemen Cumhurbaşkanımız aynı gün görevi verdi, benden önceki Genel Başkan ve Başbakanımız Ahmet Davutoğlu görevi bıraktı, bayrağı bize devretti. Onun ve çalışma arkadaşlarına ülkemiz için, milletimiz için yaptıklarından dolayı da teşekkür ediyorum. 

Hizmette devamlılık vardır. “Ben” demekten Allah bizi muhafaza etsin, Bizim siyasetimizde, bizim hizmetimizde “ben” yok, “biz”  var. Biz dediğimiz sürece daha güçlü oluruz. İkide 1’i alt alta koyup toplarsanız 2 yapar. İki tane 1’i yan yana koyarsanız 11 yapar, demek ki bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, diri olacağız, birlikte Türkiye olacağız. 
Değerli hemşehrilerim, hemen Hükümetimizi Salı gün ilan ettik, aynı gün Mecliste programımızı açıkladık, Cuma günü Hükümet görüşmelerini yaptık, Pazar günü güvenoyu aldık, Bismillah dedik işlere başladık, gece-gündüz demeden çalışıyoruz.  65. Hükümet Cumhuriyet tarihinde kuruluşundan itibaren en kısa sürede güvenoyu alan Hükümet unvanı taşıyor; kaybedecek zamanımız yok. 

Bana arkadaşlarım hep şöyle takılırdı: Bakan yavaş konuşuyor, ama adı gibi iş gibi iş yapıyor derlerdi. Onun için bize hasredilen bu özeliği daha da geliştireceğiz, çok daha hızlı çalışacağız, çünkü zaman geri getirilemez. Kaybolan para yerine konur, ama giden zaman geri gelmez. Onun için vatandaşlarımızın beklentilerini, vatandaşlarımızın hayallerini geciktirmeye asla ve asla tahammülümüz yok. Aldığımız emaneti bize devredilen noktadan daha ileriye taşımak boynumuzun borcu olacak.

Vesayetlerle sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Tanıdığımız, boğun eğdiğimiz tek bir güç var, milletin gücüdür, milletimiz dışında kim ne söylerse söylesin elimizin tersiyle geri çeviririz, bedeli ne olursa olsun hiç ama hiç eğilmeyiz. 

Bugüne kadar birçok badireden geçtik, birçok imtihandan geçtik, her seferinde dedik ki, bizim patronumuz millet, millet ne derse onu yaparız. Cumhurbaşkanı seçtirmediler, gittik millete, ne diyorsunuz dedik. Millet dedi ki, tamam, madem size seçtirdiler, biz seçiyoruz dediler. Aradan bizi de çıkardı, şimdi millet cumhurbaşkanını seçiyor. Şimdi milletin seçtiği Cumhurbaşkanının, milletin seçmediği Cumhurbaşkanıyla aynı olmasını bekleyebilir miyiz? Tabi ki milyonların oyunu alan, seçilen Cumhurbaşkanı en azından siyasi sorumluluğu var, bir daha seçim olacak, söylediklerinin, taahhüt ettiklerinin hesabını soracak millet. Onun için Türkiye’de 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılmasıyla birlikte bir referandum yapıldı, referandumda Cumhurbaşkanını milletin doğrudan seçmesi kabul edildi. O günden bugüne Cumhurbaşkanlığı makamının durumu öncekiyle aynı değil. Peki, ne olacak? Vesayet ürünü Anayasayı değiştireceğiz, bu kafa karışıklığını ortadan kaldıracağız.

Değerli hemşehrilerim, irade olmayan yerde idare olmaz. İrade de tektir, iradeyi parçaladığınız zaman idare de yok olur gider, yaşadığımız olaylar bize bunu göstermiştir. Cumhurbaşkanımızla uyum içinde memleketimizin, milletimizin ihtiyacı olan her türlü işi geciktirmeden, savsaklamadan yapacağız, bunun sözünü size veriyoruz, bu toprakların bir evladı olarak bunu veriyorum.

Kavga edecek ne var? Paylaşacak o kadar çok şey var ki. İş mi yapmak istiyorsun? Dünya kadar iş var boş işlerle uğraşacağına. 
Değerli hemşehrilerim, değerli kardeşlerim; sizi çok beklettim, lafı uzatıp zurna yapmaya lüzum yok.

Sivil toplum kuruluşlarımız, kanaat önderlerimiz, şehrin ileri gelenleri bizim en büyük gücümüzdür, en büyük kaynağımızdır. Bu salonda bulunan kardeşlerimiz 230 bin hemşehrimizi temsil ediyor bu şehirdeki, ama Erzincan dışındaki 1 milyon Erzincanlı da yine bu salonda sizler vasıtasıyla temsil ediliyor. 

Son sözüm şu: Artık göç doğudan batıya değil, batıdan doğuya oluyor, dünyada oluyor, Türkiye’de de böyle olacak. Zenginlik merkezlerini sadece Ankara’nın batısında değil, Ankara’nın doğusunda da parlayan bir yıldız gibi oluşturacağız. Çocuklarımızın buradan kalkıp bir bilinmeze gitmesini istemiyoruz, bunun için buraları da şenlendireceğiz, yatırımlarla, üretimlerle, iş yerleriyle, tüketim merkezleriyle buraları yaşam alanına, zenginlik alanına dönüştüreceğiz. Bu topraklar, bu bölgeler terörle değil, hizmetlerle anılacak, üretimle anılacak, sosyal hayatla anılacak, turizmle anılacak. İnşallah bunların hepsini başaracağız, hiç ama hiç endişe etmeyin, yeter ki bize güvenmeye devam edin, bizim arkamızda durmaya devam etin. Siz arkamızda olduğunuz müddetçe bize karada da, denizde de, havada da ölüm yok evvel Allah. 

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun değerli kardeşlerim, değerli hemşehrilerim. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.