Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Fiber Optik Altyapi Ortak Kullanim Programinda yaptigi konusma

 

Ulaştırma Bakanlığımızın, BTK kurumumuzun değerli yöneticileri; mübarek Ramazan gününde hepinizi sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar; şimdi şu masayı görünce yıllar önce hayal ettiğimizin bugün gerçeğe dönüşmüş olması benim için büyük bir mutluluk. Ama ufak bir sitemim var, bunu yapmak için bizim siyasette ittifakı başardıktan sonra bunu başarmanız biraz bu işin geç kalmış olduğunu gösteriyor. Ama siz tabi daha iyisini yaptınız, biz tam ittifak yapamadık, siz ittifakı bire indirdiniz, siyasette hala parçalı ittifak devam ediyor. O bakımdan geç olsun, güç olmasın diyoruz ve bugün yapılan iş ülkemiz için büyük bir kazançtır.

Eğer bu altyapı yine dağınık bir şekilde herkesin kafasına göre yapmaya devam etseydi, hem şehirlerimizin altyapısı bozulmaya devam edecek, hem de maliyet çok artacak, hem de teknik olarak usulüne uygun yapılıp-yapılmadığı konusunda da sıkıntılar, sorunlar devam edecek. Altyapının tek elden gitmesinin maliyette 5 kat bir avantaj sağladığını söylememiz lazım. Diyelim ki, kabaca ihtiyacımız 20 milyar liraysa, bu birlikte altyapı yapma halinde bunun 4 milyara kadar inmesi söz konusu. Ülkemizin kaynaklarını en iyi şekilde kullanmak herkesin vazifesidir, sadece kamunun değil, özel sektörün de, müteşebbislerin de ülke kaynaklarını kullanırken hem öncelikler bakımından, hem de kılı kırk yararak kullanması gelecek nesillerin refahı açısından bize düşen bir sorumluluktur.

Ortak altyapı sayesinde, az önce de söyledim, gereksiz kazılar ortadan kalkacak, standart altı işler ortadan kalkacak, bunun ne zararı var. Eğer bunu düzgün, usulüne uygun, tekniğine uygun yapmazsanız vereceğiniz hizmet kalitesi de düşük olur. Aynen yollara benziyor. AK Parti iktidarından önce bölünmüş yollar çok azdı, yolların kalitesi çok kötüydü, dolayısıyla kazalar daha fazla oluyordu, bir de yollarda kaybedilen süre ekonomiye çok büyük zarar veriyordu. Şimdi artık her tarafta bölünmüş yollar var ve müthiş bir ekonomiye katkı sağlıyor, hava kirliliğini azaltıyor, aynı zamanda da insanlarımızın yollarda hayatını kaybetmesinin önüne geçiliyor.

Bilgi toplumu hedefimiz var. Bilgi toplumu hedefi, gelişmişlik göstergesi. Ne dara bilgiye sahipseniz, ne kadar bilgi üretiyorsanız, ne kadar bilgiyi vatandaşlarınıza iletebiliyorsunuz o kadar gelişmiş ülkesiniz. Hani iletişim tabiriyle, online ülkeler, offline ülkeler diye tanımlayabiliriz. Türkiye, son 15 yılda ortaya koyduğu bilgi toplumu hedefinde önemli mesafeler kat etti, rakamları siz biliyorsunuz. İletişimde nereden nereye geldik, fiber optik ağlarımızla, internet altyapı ağlarımızla ne kadar büyük mesafeler kat ettiğimizi çeşitli vesilelerle anlatıyoruz. 2003 yılında göreve başlarken, bilgi, iletişim sektörü ciromuz 21 milyar civarındaydı, 2016 yılı sonunda yaklaşık 95 milyar liraya çıktı. 2023 yılında 28 milyon abone varken, bugün 78 milyon mobil aboneye ulaştık. 2003 yılında vatandaşlarımızın yüzde 42’si mobil abone iken, bugün yüzde 96’nın üzerinde vatandaşımızın cep telefonu var, cep telefonundan internete girebiliyor, konuşabilir.

1 Nisan 2016 tarihinde bildiğiniz gibi 4.5G’yi başlattık. 2017’nin sonuna, yani geçen senenin sonuna geldiğimize 4.5Gye geçen abone sayımız 65 milyon. Vatandaşımız teknolojiyi seviyor, vatandaşımız iletişimde hızı seviyor. Bizim Bakanlığa başladığımız zaman geliştirdiğimiz sloganlarımız var. Bunlardan bir tanesi, hava yolu halkın yolu dedik ve hava yolunu halkın yolu yaptık. İkincisi, ulaşımda hız felakettir, iletişimde hız berekettir dedik, bunun için de operatörlerimiz, Ulaştırma Bakanlığımız, BTK el ele vererek bu hedefimizi gerçekleştiriyor.

Şimdi artık bilgiler artıyor. Eskiden yollar tek şeritli olunca, bilgi de sınırlı olunca yetiyordu, şimdi bilgi çok fazla, yani trafik çok arttı, araç çok arttı, hizmetler çok arttı. Dolayısıyla iki şeritli, beş şeritli yola yetmiyor. Kara yolları gibi arazi problemi de yok, Cenabı Hakk vermiş işte yeraltında, yerüstünde istediğin şeritte iletişimde yol yapabilirsin. İşte bugün bu sözleşme, bu birliktelik Türkiye’nin bilgi toplumu hedeflerinde yeni bir merhaleyi, yeni bir aşamayı ifade ediyor.

Ben hatırlarım, Yusuf Bey gelir-gider, ya şu altyapıyı birleştirsek, kaynak israfının önüne geçsek derdi. O da, ben de ömrümüzü bu işi başarmak için geçirdik, ama bugün Allah’a şükür bir mutlu sona geldik.

Şimdi burada bir şey bilinmesi lazım. Yani buradaki bulunan operatörler dışında iletişim, Telekom hizmeti vermek isteyen başka küçük yeni açılacak hizmetten bahsediyorum. Şirketler ne olacak? Herkes bu hattın içine girebilecek, burada bir sınırlama yok, onun bilinmesi lazım. Bugün siz mevcut altyapı ile birtakım iletişim, teknolojik hizmetler vermek istiyorsunuz, böyle bir şirketiniz var, gelip bu yolu kullanabileceksiniz, yeniden yatırım yapmanıza ihtiyaç kalmayacak.

Aslında biz bunu iletişimde başarılım istedik en önce, olmadı, demir yollarında bunu yaptık. Bugün demir yollarında artık altyapı bütün kullanıcılara açıldı, peyderpey hazırlıklar devam ediyor. Yani demir yolu yapılmış, yapılan bu demiryolunu lojistik firmaları, vagonu olan, lokomotifi olan veya bir şekilde kiralayanlar rahatlıkla taşıma yapacaklar, bunun için bir ücret ödeyecekler. Burada da sistem aynı, araçlar farklı. Orada demir yoluyla yükler taşınıyor, burada da akıl yoluyla bilgiler taşınıyor, iletişim otobanlarında bilgi taşıyoruz, ses taşıyoruz.

O bakımdan burada bir şey daha var,  bu altyapının kullanım ücretlerinin de makul olması lazım. Parayı yoldan değil, onun üzerinde taşıdığınız bilgiden kazanacaksınız, yoldan para kazanılmaz. İletişim altyapısı ticaret aracı değildir. Ticaret aracı nedir? O iletişim altyapısını kullanarak ticareti yapmak, ülkenin ihtiyaçlarını karşılamak, kalkınmasına, büyümesine katkı sağlamak, işi böyle görmemiz lazım. İşte o yüzden, aracı amaç gibi örmeye başlarken kaybederiz, amaca yönelmemiz lazım. Amaç, Türkiye’nin her alanda internet hızıyla yeni teknolojik gelişmeler, yapay zeka, sanal gerçeklik, bütün bunları bu yeni teknolojiler, geleceğin teknolojilerini ülkemize kazandıracak bu altyapıları en iyi şekilde hazırlamamız lazım.

Bir yandan Telekom’un 1,5 asırlık tecrübesiyle edindiği bir kıymetli altyapısı var, onu kullanacaksınız, diğer yandan yine Telekom bunları yapmaya devam edecek ikili, üçlü sözleşmelerle ve bir standart çerçevesinde bu işler yürütülmüş olacak. Burada tabi diğer kamu kurumlarına da görev düşüyor. İşte arazinin sahibi ormansa ormanla ilgili, Orman Su İşleri Bakanlığı, belediyelerse belediyelerle koordinasyon gerekiyor. Veya Hazine arazisiyse, özel araziyse vesaire bunların hepsini tabi ki zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olması lazım. Şimdi bakıyoruz belediyeler de bu tip efendim telekom altyapı şirketi olmaya hevesleniyor, işinizi yapın kardeşim. Kanalizasyon su işi, altyapı hizmetleri temizlik işi, park, bahçe sizin işleriniz bunlar. Bırakın iletişimciler iletişim işini yapsın, şehircilik işlerini de siz yapın, niye başkasının alanına hevesleniyorsunuz? Bunlar doğru şeyler değil. Yapılıyor ne oluyor? Hizmetin devamlılığı olmuyor, kalite yok. Bir kazı yapıyor ondan sonra bir başka kazı daha yapıyor onu bozuyor, kablolara kepçeyi takıyor atıyor ondan sonra tabi hizmet aksıyor vatandaş mağdur oluyor. Sonra belediyeler buradan para kazanacağım diye yalan yanlış bir sürü kazılar yaptırıyorlar. Ben hatırlıyorum, Ankara’nın sokaklarında o marangoz testeresiyle bir çizik gibi şu kadar genişlikte bir çizik gibi yarıyor asfalttı oraya böyle elleriyle kabloyu sıkıştırıp üzerine kapatıyor. Ne o? İletişim altyapısı yaptım, böyle bir şey olur mu ya bunlar yanlış işler. Şimdi bütün bunlar bir düzene biniyor, bir esasa geliyor ve daha sağlıklı bir altyapının gelişmesi hedeflenmiş oluyor.

Değerli hazirun, elektronik haberleşme sektörüne yönelik bazı yeni hedeflerimiz var. Bugün yüzde 15 olan sabit geniş bant abone yoğunluğunu 2020’de yüzde 20’ye, 2030’da yüzde 30’a çıkarmayı hedefliyoruz. Sabitten buraya geldik şimdi sabite de ihtiyaç var tekrar geriye dönüş ihtiyacı da var, çünkü yedeklememiz lazım. Bu kadar havada elektronik trafik ileride başka sıkıntılar doğurabilir. Şu anda bir şey gözükmüyor, ama havada göz gözü görmüyor her taraftan bilgi uçuşuyor. Orada da bir sıkıntı yaşanabilir, onun için sabit altyapıyı artık modası geçti diyemeyiz. Oraya yönelik sürdürülebilir bir hedefte öngörmemiz gerekiyor. Mobil geniş bant abone yoğunluğunu yüzde 80’ne ne zaman? 2 sene içerisinde 2020’de taşımayı amaçlıyoruz ve 2030’a kadar da artık yüzde 100’ün üzerine çıkmamız lazım. İnternet kullanım oranı bir başka hedef yüzde 67 seviyesinde. Aslında bilgi toplumu ölçüsü budur. İnternet kullanımı nasıl, ne kadar? Yani internet kullanım oranı da biz yola çıkarken çok düşüktü penetrasyonumuz. Ama şimdi Allah’a şükür gelişmiş ülkeler ortalamasını yakalamış durumdayız. 2020’de yüzde 70’i aşacağımızı düşünüyoruz. 2030’da yüzde 85’lere ulaşacağız.

Fiber internet yani kablo internette bir başka alan bunun da geliştirilmesi lazım. Burada da 5 milyon hedefimiz var çok kısa vadede. Ama uzun vadede 10 yıllık bir süre içerisinde de 10 milyon aboneye ulaşmak.

2020 ve 2030 yılları için konan bu hedeflere nasıl ulaşacağız? İşte altyapı bunun önemli bir bileşeni. Altyapıyı da ki sorunlarımı çözdükten sonra bundan sonra iş, marifet o altyapıda verilecek katma değerli hizmetlere geliyor. Dolayısıyla, altyapı bir rekabet aracı olmaktan çıkıyor böylece. Altyapı herkesin ortak kullanımında. Asıl rekabet, asıl kalite onun o altyapı üzerinde ortaya koyacağınız hizmetlerdir, farklılıklardır, müşterilerinize, vatandaşlarınıza sunacağınız yeniliklerdir. Farkı orada ortaya koyacaksınız, orada geliştireceksiniz dolayısıyla enerjinizi, kaynağınızı boşu boşuna kazı yaparak, altyapı hazırlayarak kaybetmeyeceksiniz. Sadece onu mu kaybediyoruz? Ülkenin kaynaklarını kaybediyoruz, yani mükerrer yatırımlar iz bu kadar doğal kaynakları zengin bir ülke değiliz, onun için mükerrer yatırımdan kaçınmamız lazım. Bütün kaynaklara … lazım o yüzden de bugün atılacak imzalar ülkemizin geleceği için çok anlamlı bir gelişme olacak.

Haberleşme ağının yaygınlaşması şüphesiz ki hayatın her alanında yeni gelişmelere de imkân sağlıyor. Haberleşme ağı mesafeleri ortadan kaldırıyor, bürokrasiyi ve aradaki aracıları da ortadan kaldırıyor. İşte internet üzerinden e-devlet hizmeti bugün hangi seviyelere ulaştık? Zannediyorum yüzde 50-60 seviyelerini geçtik, yani bütün hizmetler bakımından önümüzdeki bir yıl içerisinde artık gerek vatandaşın devletten, gerekse devlet kurumları o biraz daha kısa sürede tamamlanacak. Aldıkları hizmet, yaptıkları işler artık elektronik ortamdan yapılır hale gelecek, böylece bürokrasi de azalmış olacak. Bürokrasi demek zaman kaybı demek, bürokrasi demek işlerin gecikmesi demek, bürokrasi demek kalkınmanın ve hedeflerin sapması demek. Dolayısıyla, elektronik altyapıya sizin alanınıza yapacağımız her yatırım bürokrasinin biraz daha azaltılması anlamına geliyor o yüzden de önemli görüyorum.

Haberleşme ağının gelişmesi sadece ekonomiye katkı sağlamıyor, bürokrasiyi azaltmıyor, aynı zamanda ülkenin demokrasi standardını da geliştiriyor. Bunun örneğini biz 15 Temmuz’da gördük. 15 Temmuz hain darbe girişimi arkadaşlar, eğer bizim bu iletişim altyapımız, haberleşme altyapımız gelişmemiş olsaydı bu darbeyi önlemek o kadar kolay olmazdı. Çünkü vatandaşın mobilize olması, sahalara inmesi ve işin gerçeğini öğrenmesi darbecilerin planlarını alt üste etti. Eskiden darbe yapanlar hiç kimsenin haberi olmadan Harbiye’deki TRT’yi, buradaki TRT’yi ele geçiriyorlardı, ondan sonra sen sağ ben selamet. Şimdi bir tane TRT yok ki her tarafta yayın var, hangi biriyle uğraşan. Gittiler onun için TÜRKSAT’ı bombaladılar, ama ahmaklar bilmiyor ki orada yedek sistem var, devreye girdi bütün bunların planları alt üst oldu. Dolayısıyla, pek çok televizyon kanalı, milyonlarca sosyal medya kullanıcısı haberleşme alanlarını kullanarak Cumhurbaşkanımızın çağrısı, bizlerin çağrısıyla meydanları doldurdu ve ülkeye sahip çıktık, bayrağımıza sahip çıktık, demokrasimize sahip çıktık ve darbecilere ülkeyi dar ettik, teslim etmedik.

Haberleşme aynı zamanda ülkenin gelişmişlik göstergesidir, bunu da ifade ettik bir daha söyleyelim. Dolayısıyla, bu alana yapacağımız yatırımlar hiç boşa giden bir yatırım olmayacaktır. Sadece iletişim bir sektör olarak da düşünmek yanlıştır. Bugün iletişim ve bilgi teknolojileri bir sektörden öte ülkenin topyekûn kalkınmasını sağlayan bir büyük alan haline gelmiştir. Hangi işle uğraşırsanız uğraşın ihtiyacınız var. Kırsalda şeker pancarı mı ekiyorsunuz? Tarla sulandı mı, sulanmadı mı? Hasat mevsimi geldi mi, gelmedi mi? Bunları nasıl takip edeceksiniz? İletişimle. Şimdi geçenlerde bir köyde gördüm, birisine rastladım, cep telefonuyla sürüleri var koyun sürüleri takip ediyor. Nerede yayılıyorlar? Akşam hangisi doğurdu, ne oldu, ne bitti? Hepsini oturduğu yerden izliyor, yani bu teknolojilerin verdiği imkân ne kadar güzel bir şey kulağı arkasında değil. Çobanlar uyudu mu, uyumadı mı? Sürüye kurt geldi mi, gelmedi mi? Kapsama olmayınca bunu yapamazsınız. Allah’a şükür kapsama alanımız coğrafya olarak birçok yerde sağlandı. Esasında hakkınızı da yemeyelim 3G’ye geçerken ortak kırsalda altyapının ortak kullanımı konusunda bir mutabakat sağlamıştık, çalışıyor mu bilmiyorum. Çalışıyor mu? Yani evrensel hizmet kapsamında yaptığımız baz istasyonları kırsal kesimde bir başlangıç yapmıştık, şimdi bu bitti. Sıra kuleleri de ortak kullanıma geçmek, tamam mı? Yolların üzerinde bakıyorsun üç tane kule yan yana, yazık günah değil mi kardeşim, üçü de aynı işi görüyor. İki tanesini al 10 kilometre öteye birini koy, 20 kilometre öteye ötekini koy, her taraf aynı şekilde güzelce kapsansın. Bizim arazimiz İngiltere gibi değil, bizim arazimiz dümdüz değil, dağlar, bayırlar, vadiler, yani işimiz her bakımdan zor. Jeopolitik olarak savaşların, karışıklıkların olduğu bir bölgedeyiz. İletişim, ulaşım altyapısı açısından zorluklarımız var, ama bu zorluklar bizim azmimizi artırıyor. Zoru başarmak ayakta kalmak için çok önemli bir meziyettir, bunun için de çalışıyoruz.

Dolayısıyla bu güne gelmede emeği geçen değerli Bakanıma, çalışma arkadaşlarına, BTK’ya ve tabii ki bu birlikteliğe siz biraraya gelmeseydiniz, operatörler biraraya gelmeseydi, kolay biraraya gelmiyorsunuz, ama sonunda biraraya geldiniz, yan-yana oturuyorsunuz, gücünüzü artırdınız, ülkemizin sinerjisine enerji kattınız, dolayısıyla sizlere teşekkür ediyorum.

Tabii bir seçim dönemine girdik, birkaç cümle de seçimden bahsedelim. Seçkin bir cemaati bulmuşuz, seçimden bahsetmezsek olmaz.

16 yıldır ülkemiz için çalışıyoruz, çabalıyoruz, bir şeyler yapmaya gayret ettik. Yaptıklarımız çok, yapamadıklarımız var. İnsanız, mutlaka eksiklerimiz vardır, ama bunları tamamlamak için 24 Haziran’da tekrar yetki talep ediyoruz milletimizden. Milletimiz her şeyin en güzelini mutlaka biliyor ve kararını verecek.

Ben sadece şu kadarını söyleyeyim: Bizim 16 yıllık başarımızın arkasında güven ve istikrar var. Güven ve istikrar, ülkelerin hedeflerini tutturması için olmazsa olmazı. Güven ve istikrar nasıl sağlanıyor? Bir kere vatandaş güvenecek, desteğini verecek. Onu yaptıktan sonra artık istikrar kendiliğinden geliyor güçlü iktidarla memleketin işleri gecikmeden yerine getirilmiş oluyor. Zaman kayıplarının önüne geçilmiş oluyor. Tabii güven ve istikrar vardı, ama vesayet alışkanlıkları da hala devam ediyordu. Bunu 15 yıl içerisinde birkaç sınamayla karşı karşıya kaldık. Yani hatırlayın, Cumhurbaşkanı seçiminden başladı 2007’de, arkasından iktidardaki partiye kapatma davası açıldı, yani demokrasi adına utanç verici bir şey, kimsenin anlayamadığı bir şey. Onu geçtik, bu sefer yargı darbesiyle karşı karşıya kaldık. Onu geçtik, Türkiye ekonomik şartlarda 100 yılın en iyi noktasına gelmişti, Mayıs 2013, faizler yüzde 4.6’ya kadar gerilemiş, enflasyon yüzde 5’lere inmiş. Gezi olayları ve ondan sonra yaşadığımız süreçler ve nihayet 15 Temmuz darbe kalkışması bizi bu yönetim sistemimiz hakkında yeni baştan düşünmeye sevk etti. Yani sürekli biz önümüzü, arkamızı kontrol ederek mi iş yapacağız. Nereden ne darbe yiyeceğimizi düşünerek mi iş yapacağız? Bu sürdürülebilir bir şey değil dedik ve parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişi öngören 94 yıllık yönetişim sistemini değiştiren bir karar verdik, Anayasa değişikliğini yaptık, 16 Nisan 2017’de de vatandaşlarımız bu değişikliğe olur verdi. Şimdi bu değişikliğin öngördüğü seçimi, uygulamasını sağlayacak ilk seçimi de 24 Haziran’da sandığa giderek gerçekleştireceğiz.

Buradaki en önemli özellik, ülkeyi gelecek 5 yıl için yönetecek kadrolar sandıkta belli olacak. Yani milletvekillerini seçip Ankara’ya göndereceğiz, orada hükümetler oluşacak, ne gibi süreçler yaşanacak; bunlara ihtiyaç kalmayacak. Vatandaş, ben yetkiyi filancaya verdim diye bir cumhurbaşkanı seçecek, yüzde 50 artı, yüksek bir oranda da seçimini yapacak. Aynı zamanda da aynı gün kendini illerinde, ilçelerinde, köylerinde temsil edecek vekillerini de seçecek. Dolayısıyla yasama ve yürütme aynı günde millet iradesiyle belli olacak, ondan sonra da vesayet riski ortadan kalkacak. Vesayetin tek sahibi kalıyor millet, tek vesayet makamı millet olacak. Millet yetkiyi verecek, sonra da isterse, işler yürümezse tekrar yetkiyi verdiği gibi alacak. Yeni dönemin adını şöyle koyabiliriz: Yeni dönem güçlü iktidar, sürekli istikrar. Tanımlamak gerekirse. Bir kere iktidarda mutlak millet iradesi var, mutlak yüksek bir destek var. İstikrarda da, güvende de aynı şekilde devam edecek ve Türkiye gelecek dönem hedeflerini daha kararlı bir şekilde bu yeni sistemde gerçekleştirecek. Şüphesiz kararı verecek olan milletimizdir. Ama biz rahatız, 15 yıllık dolu-dolu hizmetlerle milletimizin karşısına gidiyoruz. Dağ gibi sorunları dağ gibi hizmete dönüştürerek bugünlere geldik. Sorunlarımızı torunlarımıza bırakmadan bugünlere geldik. Şimdi artık Türkiye’nin yüzüncü yıl hedeflerini tamamlama sürecidir. Şimdi vakit Türkiye vaktidir diyoruz ve bu duygularla yapılacak seçimlerin de ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Bu vesileyle mübarek Ramazan ayının milletimize, İslam alemimize uğurlar getirmesini, küresel ve bölgesel barışın sağlanmasına vesile olmasını da Rabbimden niyaz ediyorum. Ve peşinen de Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Hayırlı uğurlu olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.