Basbakan Yildirim’in grup toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
Sözlerimin başında Avrupa Ampute Futbol Federasyonu Avrupa Şampiyonası final maçını kazanan ay-yıldızlı Milli Takımımızı tebrik ediyorum.
Takımımızın getirdiği bu şampiyonluk elbette ki göğsümüzü kabarttı, hepimizi gururlandırdı. Vatandaşlarımıza ve bize büyük gururu yaşatan Milli Takımımızı, teknik ekibini tekrar tebrik ediyorum, başarılarının devamını diliyorum. Ayrıca, İnönü stadyumunda takımımıza destekleriyle güç veren bütün vatandaşlarımıza da şükranlarımı sunuyorum.
Ayrıca, bugün iki yıl önce meydana gelen menfur terör hadisesinde, Gar patlamasında 100’den fazla vatandaşımız hayatını kaybetti. Bugün o menfur olayın yıldönümü. Bu vesileyle hayatını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet ve yakınlarına, akrabalarına başsağlığı diliyorum, üzüntülerimi paylaşıyorum. Bir kez daha buradan ifade ediyorum ki; terörün her türlüsü insanlık dışıdır ve şiddetle bütün ülkeler, bütün insanlık ayrım-gayrım yapmadan karşısında durmalıdır.
Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz son Grup Toplantımızı 25 Temmuz’da Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında gerçekleştirdik. Bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Ukrayna ve Sırbistan’ı kapsayan bir resmi ziyaret gerçekleştiriyor. Önemli görüşmeler, önemli anlaşmalar imzalanıyor. Dolayısıyla bugünkü Grup Toplantımızı biz beraber yapıyoruz.
25 Temmuz Grup Toplantısından sonra 14 Ağustos’ta AK Parti’nin, milletin partisinin 16. Kuruluş yıldönümünü hep beraber kutladık. Geçen iki aylık sürede kongrelerimizi, ilçe kongrelerimizi yapmaya başladık ve el-an bu kongre çalışmaları devam ediyor.
Yine bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta sonları büyük bir katılımla Afyon’da geleneksel istişare ve değerlendirme toplantılarımızın 26’ncısını gerçekleştirdik. İstişare toplantımız partimize yakışan bir olgunlukta gerçekleştirildi, tamamlandı. Cumhurbaşkanımızın riyasetinde değişim ve yenilenme meşalesini hep birlikte Afyon’dan yaktık. Bu değişim AK Parti için bir yönüyle tekrar aslına dönüştür. Bizim için değişim demek, yenilenmek, tazelenmek ve gelecek hedeflerine kilitlenmektir. Şimdi yeni bir aşkla, yeni bir heyecanla önümüzdeki 2023, 2053 hedeflerine emin adımlarla yürüyoruz. 16 yıllık tecrübemizi yeni bir vizyon, yeni heyecanlarla birleştirerek geleceği inşa ediyoruz.
İstişare toplantımızda bizlerle birlikte Türkiye’nin dününü, bugünü, yarınlarını konuşma fırsatı bulduk. 2019 seçimlerine giderken yol haritamızı, hedeflerimizi, yapacaklarımızı ayrıntılarıyla değerlendirdik, ayrıca ülke meseleleri hakkında da parti politikalarımıza katkı veren bütün arkadaşlarımız görüşlerini ifade etme fırsatı buldular ve bakanlarımız, zatım bu konularda ortaya konan görüşleri, soruları cevaplandırma imkanı bulduk. İnanıyorum ki her bir arkadaşımın yüreği millet ve memleket sevdasıyla doludur. Bizim siyasetimizin özü, vatandaşımıza hakkıyla canı gönülden hizmet etmektir. Çünkü bizim prensibimiz, halka hizmet Hakk’a hizmettir. Çünkü AK Parti hareketi bu ülkeye sevdalı olanların başlattığı bir harekettir. Ömür biter, ama bizim Türkiye sevdamız asla bitmez.
Değerli arkadaşlar; hafta sonu maalesef Amerika Birleşik Devletleri müttefiklik ilişkimizle bağdaşmayan bir karar aldı ve ülkemize vize vermeyi askıya aldığını duyurdu. Bunu da misyonlarının, büyükelçiliklerinin, konsolosluklarının personelinin ve çevre güvenliğinin yetersizliğiyle açıklamaya çalıştı. Türkiye’deki Amerika Birleşik Devleti misyonları ve personelinin güvenliğine yönelik taahhütlerimizin sorgulanmasından dolayı esef duyuyoruz. Ülkemizdeki ABD misyonları dâhil bütün elçiliklerinin personeline sağlanmakta olan geniş güvenlik tedbirleri en kuvvetli bir şekilde devam ediyor. Bununla ilgili olarak daha kısa bir süre önce Dışişleri Bakanlığı’yla üzerinden İçişleri Bakanlığımıza gelen bir yazıda Amerika Birleşik Devletleri elçiliklerinin, misyonlarının güvenliklerinin arttırılması yönünde bir talep var. Bu talebi memnuniyetle karşılayıp söz konusu ülkenin misyonlarına yönelik güvenlik tedbirlerini arttıracağımızı Büyükelçiliğe bildirdik. Ancak Büyükelçiliğin verdiği cevap; bizim güvenlik sorunumuz yok, bu düşüncenizden dolayı teşekkür ediyoruz. Hal böyleyken vizeleri askıya alma sebebinin güvenlik olarak gösterilmesi yaman bir çelişkidir.
Değerli kardeşlerim, Türkiye bir kabile devleti değildir. Bize yapılanın misliyle karşılığını veririz. Nitekim saatler sonra aynı şekilde, aynı ifadelerle gereğini yaptık, karşılığını verdik.
Değerli kardeşlerim, devletler aralarındaki sorunları konuşarak, görüşerek çözmek durumundadır. Ülkeler arasında devamlı düşmanlık olmaz, devamlı dostluk da olmaz. Ülkelerin ilişkilerini belirleyen karşılıklı menfaatleridir, halklarının karşılıklı saygıyla karşılanmasıdır. Hele hele bu devletler müttefik ülkeler ise, bazı meseleleri ileri sürüp vatandaşları cezalandırmaya kalkmak ise çok yakışıksız bir davranıştır. Amerika gibi büyük bir ülkeye hiç de yakışmayacak bir davranıştır. Ve ülkelerimiz arasındaki hiçbir sorunun çözümüne de katkı sağlamaz. Bu nedenle Amerika’yı daha sağduyulu olmaya davet ediyoruz. Sorun ebetteki biran önce çözülmelidir. Türkiye olarak bütün ülkelerle irtibat kanallarımız açıktır. Bölge barışı için, küresel barış için Türkiye katkıyı koymaya devam edecektir. Bunu sadece ülkemiz veya içinde bulunduğumuz bölge için yapmıyoruz, dünyanın genelinde var olan gerilimi düşürmek için yapıyoruz. Amerika yetkilileri yaşanan bu son gelişmeleri gerekçe göstererek göçmenler dışındaki vizeleri askıya aldıklarını açıkladılar. Bunu az önce de ifade ettim, konsolosluklara-büyükelçiliklere gelen insanların sayısını asgariye düşürmek için yaptıklarını söylüyorlar.
Değerli kardeşlerim; bu hiç ama hiç inandırıcı bir gerekçe değildir. Ancak kafalarının arkasındaki nedenin, gerçek nedenin ne olduğunu da söylemekte, ifşa etmekte gecikmediler, onu da söyleyiverdiler. Neymiş efendim? FETÖ soruşturması kapsamında Amerikan misyonlarında çalışan bazı kişiler hakkında hukuki süreç başlatmışız. Ne olmuş? Türkiye bir hukuk devleti, suç işleyen veya suç istinadı yapılan Amerika’nın misyonunda olması ona bir ayrıcalık mı getirecek, yani beyefendilerden izin mi alacağız, onların icazetini mi alacağız? Bunu söylerken lafın nereye gideceğini de düşünün. Bir resmi Bankamızın Genel Müdür Yardımcısını görevli gittiği ülkenizde yaka paça tutup hapse atarken bize mi sordunuz, bizden izin mi aldınız? Hala 15 Temmuz alçak darbe girişiminin başı FETÖ’yu niye orada besliyorsunuz? Bu müttefikliğe sığar mı? Bu dostluğa sığar mı?
Değerli kardeşlerim, özet olarak Amerika Birleşik Devletleri yönetimi bir kez daha başını öne eğip 15 Temmuz ve sonrası yaşanan olayları dikkatlice ele almalıdır. Neden Türkiye’de halkın yüzde 80’ninden fazlası Amerika’ya sempati duymuyor bunun cevabını bulmak zorundadır. 250 şehidimizin 2194 gazimizin olduğu alçak darbe girişiminin arkasındaki güçleri artık orada muhafaza etmekten vazgeçmelidir. Eğer müttefikliğimiz devam edecekse Suriye’de PKK’nın kuzenleri, yeğenleri PYD, YPG’ye de kol kanat germekten bir an önce vazgeçmelidir. Düşmanlarımızla iş tutmak müttefikliğe yakışmaz. Müttefiklik zor zamanda da, güzel günlerde de birlikte olmak demektir. Dolayısıyla, bu tavır asla ve asla kabul edilebilir bir tavır değildir. Ümit ederim ki, bu gerginlik kısa sürede sona erer ve bu işten bizim değil her iki ülke vatandaşlarının mağdur olmasının önüne geçilmiş olur. Kimi cezalandırıyorsun? Kendi ülkenin vatandaşlarını bizim ülkemizdeki vatandaşlara faturayı kesiyorsun bu ciddiyete yakışmaz, bu devlet idaresine yakışmaz. Duygusal kararlarla ülke yönetilmez, kızgınlıkla ülkeler arasındaki ilişkileri geren, hatta tamiri imkansız hasarlar doğuran bu tip kararlar alınmaz.
Değerli kardeşlerim, evet diğer bir konu da Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmelerdir. İçinde bulunduğumuz coğrafya son dönemde çok zorlu günler geçiriyor. Zorlu sürecin içinde bizi de yakından ilgilendiren bazı hadiseler var. Ülkemizin hangi köşesinde olursa olsun sınırlarımızda yaşanan hiçbir gelişmeyi görmezden gelemeyiz. Yanı başımızda olanlara sırtımızı dönüp yangını uzaktan seyretmek gibi bir lüksümüz yoktur. Bugün dünya üzerinde Ortadoğu’yu en iyi bilen, en iyi analiz edebilecek, bölgede ne olduğunu ne bittiğini en iyi kavrayacak olan ülke Türkiye’dir. Özellikle son zamanlarda Suriye’de yaşanan gelişmelere doğru şekilde yön vermek için Rusya’yla, İran’la Astana sürecinde önemli bir siyasi inisiyatif aldık. Bildiğiniz gibi sınır güvenliğimizi sağlamak, ülkemize yönelik terör tehdidini ortadan kaldırmak amacıyla geçen yıl 24 Ağustos’ta Fırat Kalkanı Harekatını başlatmıştık. Bu harekat kapsamında güney sınırlarımızda 2 bin kilometrekarelik bir emniyetli alan tesis ettik ve buradaki DEAŞ unsurlarını tamamen etkisiz hale getirdik. Halen bölgeye taşınan göçmenlerin normalleşme ve hayata tutunma çabaları devam ediyor. Bunun içinde önemli altyapı işlerini yapıyoruz onlara destek oluyoruz. Orada yaşayanların evlerine geri dönmeleri için Azez, Cerablus arasındaki hayat şartlarını iyileştirmek için gereken neyse hepsini yapıyoruz.
Geçtiğimiz yılın sonunda ülke genelinde ilan edilen ateşkes sayesinde Suriye’deki çatışmalar büyük ölçüde kontrol altına aldı. Astana süreci doğrultusunda ateşkesi tahkim edecek adımları da attık. 14-15 Eylül de düzenlenen son toplantıda İdlib ve çevresinde gerginliği azaltma ve çatışmaları önleme prensibi doğrultusunda bölgede bir güvenlik kuşağı oluşturulması kararı verildi. Hatay’a sınır komşu olan İdlib esasen Halep’te geçtiğimiz yıl yaşanan olaylar sonrası sivil halkın akın akın bu bölgeye gelmesi neticesinde çok ağır şartlar içerisinde oradaki insanlar yaşıyor ve bu insanlar arasına sızan terör unsurları da var. Bu sebeple alınan karar çerçevesinde üç garantör ülke tarafından İdlib çepeçevre bir güvenlik çemberine alınacak ve böylece buradaki terör faaliyetleri önlenecek bir yandan. Diğer yandan da olası iç karışıklık da ülkemize yeni büyük bir göç dalgasının önüne geçilmiş olacak. Evet, bu amaca yönelik olarak Özgür Suriye Ordusu Unsurları önden intikallerini yaptılar, gerekli hazırlıklar tamamlandı şimdi de 8 Ekim itibariyle bizim silahlı kuvvetlerimize ait askerlerimiz orada keşif faaliyetlerine başlamış durumdadır. Bu, Fırat Kalkanı’ndan sonra Suriye’de sınırlarımız ötesinde gerçekleştirilen ikinci bir faaliyettir.
Bu faaliyetlerin amacı çok açık ve nettir; birincisi ayrıştırmak, ikincisi zemin hazırlamak, üçüncüsü ülkemize muhtemel göç dalgasının önünü almak, gerginliği azaltarak çatışmaları ortadan kaldırmak.
Ayrıştırmadan muradımız, birçok yerde iç içe geçmiş sivil halkla ılımlı muhalefet ve dost kuvvetlerle teröristleri birbirinden ayrıştırmaktır; bu konuda titiz olmak zorundayız.
Zemin hazırlamaktan muradımız ise, kontrol noktaları oluşturmak amacıyla gelecek kuvvetlere hazırlık sağlamak. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bölgedeki görevlerini Astana sürecindeki garantör ülkelerce mutabakata varılan angajman kuralları çerçevesinde yürütecektir. Herkes rahat olsun, ne yaptığımızı bilerek titizlikle, emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Sivillerin ve masumların haklarını en üst düzeyde gözetmeyi hedefliyoruz. Barışa, bölgede istikrara katık sağlamak için gerekli sorumluluğu alıyoruz. Bütün bu çabalarımızın Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda Cenevre’de başlatılmış olan siyasi sürecin, yani Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunarak Suriye’deki bütün etnik grupların içine dahil edeceğiz kalıcı ve sürekli bir barışın tesisi çalışmalarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Değerli arkadaşlar, Irak Kürt Bölgesi Yönetimi tarafından bir süre önce gerçekleştirilen gayrimeşru referandum sonrası yaşanan süreci de Türkiye olarak dikkatle izliyoruz. Bütün dünyanın karşı çıkmasına rağmen, maalesef bu referandum hukuki dayanağı olmayan bu referandum gerçekleştirildi. Irak halkı ve hükümeti DEAŞ musibetiyle uğraşırken, bunu fırsat bilip kendi boş hayallerinin peşinde koştular. Tek taraflı girişim Irak Anayasanın açık ihlalidir, hukuksuzdur ve yok hükmündedir. Türkiye’nin Irak Merkezi Yönetiminin ve İran’ın dostluğunu da kaybeden Kuzey Irak Yönetiminin düze çıkmasına da imkan yoktur. Bu gidişat onları hayra götürmez, o nedenle yol yakınken bu vahim yanlıştan dönmelerini tavsiye ederiz. Artık Türkiye’nin Irak’taki tek muhatabı yalnız ve yalnız Irak Merkezi Hükümetidir.
Bildiğiniz gibi, Kuzey Irak Yönetiminin attığı bu adım karşısında Irak Hükümetiyle ve İran’la koordinasyon halinde batı tedbirleri hayata geçirmeye başladık, Kuzey Irak Yönetimi temsilcilerini ülkemizden gönderdik, Peşmergeye vermekte olduğumuz eğitime son verdik, Erbil ve Süleymaniye’ye uçuşları durdurduk. Ülkemizin bazı illerini kendi haritaları içerisinde gösteren televizyonları uydu yanından çıkardık. Irak Merkezi Hükümeti unsurlarının da katılımıyla sınırlarımızda Habur Kapısının civarında askeri tatbikatlara başladık.
Burada şu hususun altını çizmekte fayda görüyorum: Kuzey Irak için aldığımız tedbirler, Yönetime yönelik aldığımız tedbirler kati surette Irak’taki Kürt, Arap, Türkmen, Asuri, Ezidi gibi oradaki kardeşlerimizi hedef almamaktadır. Bizim derdimiz, sorumsuzca davranan ve Kürt halkının bugüne kadarki kazanımlarını da yok etmeye yönelik Irak Kürt Bölge Yönetimidir. Bilsinler ki, orada oldu ve bittilere asla müsamaha gösterilemeyecektir. Kürt, Arap, Türkmen, Asuri, Ezidi kardeşlerimizin bugüne kadar sorunlarına nasıl yardımcı olsak, nasıl onların hayatını kolaylaştır kolaylaştır kolaylaştır… Takıldı, motor tekledi. (Tezahüratlar…) Gençler, harikasınız, yine imdada yetiştiniz her zamanki gibi. ("Kocaeli seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Evet, o bölgede yaşayan bütün etnik grupların, bütün kardeşlerimizin bugüne kadar hayatını kolaylaştırmak için, daha iyi şartlarda yaşamaları için gereken her şeyi yaptığımız gibi, bundan sonra da aynı şekilde yapmaya devam edeceğiz. Şimdi tamam değil mi? Tamam, düzeldi.
Değerli kardeşlerim, tabi tedbirlerimiz bunlarla sınırlı değil, yakın zamanda yine Irak, İran, Türkiye olarak biraraya geleceğiz ve bundan sonraki atılacak tedbirleri hep beraber kararlaştıracağız. Bölgemizdeki bütün bu zorluklara rağmen elhamdülillah Türkiye istikrarını muhafaza ediyor. Yaşanan olaylar karşısında Türkiye büyümeye, gelişmeye devam ediyor. Bugün Türk ekonomisine baktığımızda, satın alma gücü paritesine göre dünyanın 13’üncü, Avrupa’nın İspanya’yı da geride bırakarak 5’inci ülkesi haline geldik. Hedefimiz, 2020 yılında üst gelir grubu ülkeler arasında yer almak. O orta vadeli programda bunu hedef olarak koyduk, inşallah bunu gerçekleştireceğiz.
Güçlü gücü ve sağlamlığı defalarca test edilmiş bir ekonomik büyüme çizgisinde ilerliyoruz. 2003-2016 yılları arasında ortalama büyümemiz yüzde 5.6 olarak gerçekleşti. Bugünün ilk yarısında ise büyüme oranımız ilk çeyrekte yüzde 5.1, ikinci çeyrekte 5.2 olarak gerçekleşti.
("Çorum seninle gurur duyuyor" sesleri) Geçen hafta Çorum harikaydı, Çorum muhteşemdi. ("Dik dur eğilme Alaca seninle" sesleri) Eyvallah eyvallah.
Son 15 yılda kişi başı gayrisafi milli hasılamız veya milli gelirimiz 3 kart arttı, öncü göstergeler önümüzdeki süreçte de bu artışın devam edeceğini gösteriyor. İnşallah ihracatta, satın almada, sanayi üretiminde yükselen bir ivmeyle yolumuza devam edeceğiz.
Reel sektör güveni ise her geçen gün artmaya devam ediyor, vatandaş geleceğe güvenle bakıyor. Önümüzdeki dönemde içerideki ve dışarıdaki bütün sıkıntılara rağmen daha güçlü bir ülke olma yönünde çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Ekonomimizi daha da büyüteceğiz, kalkınmamızı sürdürülebilir halde arttırmaya devam edeceğiz.
Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini, istikrarını istemeyenlere karşı mücadelemizi de kararlılıkla devam ettireceğiz. Nihai hedefimiz ülkemizi terörden tümüyle arındırmak ve her bakımdan güçlü bir hale gelmektir. Kalkınmanın değerli kardeşlerim, en önemli bileşeni yatırımdır.
Türkiye’nin gelecek 15 yıllık öngörüsünü de buna göre şekillendiriyoruz. Örneğin, önümüzdeki 10 yıl içerisinde altyapı, ulaştırma, sağlık teknolojileri alanında 100 milyar doların üzerinde yatırım hedefliyoruz. Yine sağlıkta dönüşüm kapsamında yeni yatırım planlarımız var. Aynı şekilde bilgi ve iletişim teknolojileri alanında da çok ciddi yatırımları araştırma, geliştirme faaliyetlerini gerçekleştireceğiz. Türkiye önümüzdeki sürede güvenli liman olmaya devam edecek. Allah bu aziz milletin bahtını açık etsin.
Değerli kardeşlerim, Türkiye’ye yönelik her saldırı önümüze çıkarılan her engel bizim gücümüzü de, kararlılığımızı da, sorumluluğumuzu da daha da arttırıyor. Bu sebeple birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi düne göre bugün, yarın çok daha kuvvetlendirmemiz gerekiyor. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, birlikte Türkiye olacağız. Bugün geçmişten aldığımız güçle geleceğe daha emin adımlarla yürüyoruz. Türkiye şimdi daha güçlü, millet daha güçlü, ekonomimiz daha güçlü, gençlerimiz, kadınlarımız daha da umutlu. Hedefimiz daha büyük, geleceğimiz evvel Allah dünden daha aydınlık. Artık 2023 hedeflerimiz, 2053 vizyonumuz, 2071 vizyonumuza emin adımlarla ilerlemek için önümüz daha da açık. Hedefe ulaşmak için çalışacağız, çalışacağız, daha çok çalışacağız.
Bu hafta değerli arkadaşlar, Mecliste önemli yoğun bir gündem var. Çeşitli kanunlarda değişiklik yapan bir kanunumuz komisyonlarda görüşülmeye devam ediyor. Torba yasa diye de adlandırdığımız bu değişikliklerde toplumumuzu, ülkemizi ilgilendiren çok önemli konular var. Ayrıca, Genel Kurulda geçen hafta görüşülmeye başlanan arabuluculuk müessesesi veya İş Mahkemeleri Kanunu tasarısı zannediyorum tamamlanacak, değil mi? Geçen haftadan başladı, 10 maddesi tamamlandı, bu hafta da inşallah bu tasarıyı yasalaştıracağız, böylece iş hayatında mevcut olan sorunları çözecek ciddi bir düzenleme olacak. Malum iş kanunlarının yanlış yorumlanarak, içtihatlar oluşturularak maalesef hem işveren, hem işçi kesiminde ciddi mağduriyetler oluyordu. Bu arabuluculuk müessesesiyle zaman kaybetmeden işler, sorun işin başında çözülmüş olacak ve böylece mahkemelerin yükü de azalmış olacak. Dolayısıyla Meclisimiz bu hafta yoğun bir programla mesaisine başlıyor. Bütün arkadaşlarımıza, milletvekili arkadaşlarımıza bu haftaki çalışmalarında başarılar diliyorum.
Sözlerimi… (“Malatya burada Başbakanının yanında” sesleri) Ben de sizin yanınızdayım merak etmeyin. (Tezahüratlar)
Kocaeli gençliği her zaman bir başka, harikasınız.
(“Erzincan burada, Başbakanının yanında” sesleri) Hemşehrilerim, sağ olun, hoş geldiniz.
Sözlerimi burada tamamlarken siz değerli milletvekili arkadaşlarımıza, Grup Toplantımızı şenlendiren tüm kardeşlerimize bir kez daha sevgilerimi, saygılarımı, muhabbetlerimi sunuyorum.
Allah birliğimizi, beraberliğimizi, muhabbetimizi daim eylesin. Mevlam hareketimizi daima istikamet üzere eylesin.
Arkadaşlar, bir yere gitmeyin, bundan sonra toplantı devam edecek, kapalı oturum var.
Türkiye’nin yolu açık olsun, sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.
Teşekkür ederim.