Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in, Izmir’de Tarim Hayvancilik Bulusmasi‘nda yaptigi konusmanin tam metni

 

Cümleden hayırlı akşamlar diliyorum.

Sivil toplum kuruluşlarımız, odalarımız ve güzel Kiraz’ın güzel insanları, hanımefendiler, beyefendiler; hepinizi bu güzel İzmir akşamında sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bugün sizlerle birarada olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. 

Memleketimizin her bir şehri, her ilçesi kendine has güzellikleri var, özellikleri var. Bizim görevimiz, bu güzellikleri keşfetmek, doğru kullanmak ve ülkemizi köyleriyle, ilçeleriyle, illeriyle büyüyen, kalkınan bir ülke haline getirmek. 

İzmir, İzmir’in potansiyeli bir başka, İzmir hem ulusal düzeyde, hem uluslararası anlamda çok büyük potansiyeli var. İzmir tarihi boyunca Anadolu topraklarının Batıya açılan penceresi olmuş. İzmir yine yakın tarihimizde Kuruluş Savaşı’nın zaferle sonuçlandığı ve genç Cumhuriyetin kurulduğu şehir olmuştur. Kurtuluş Savaşı İzmir’in işgaliyle başladı, İzmir’in düşmandan temizlenmesiyle de bağımsızlık ilan edildi. Böylesine önemli, böylesine güzel bir şehrin milletvekili olmak, bu sorumluluğu taşımak benim için, arkadaşlarım için en büyük şereftir, en büyük onurdur. Bize verdiğiniz bu onurdan dolayı sizlere şükranlarımı sunuyorum.

Evet gençler, Allah razı olsun. Siz neredeyseniz biz oradayız, hep beraberiz.

Bu şehirden sadece milletvekili olarak seçip göndermediniz, aynı zamanda ülkenin yönetiminde de büyük bir sorumluluk verdiniz. Bana yüklediğiniz sorumluluğun farkındayım, bunun ne anlama geldiğini de biliyorum. 79 milyon vatandaşımızın huzur içinde, barış içinde kardeşçe yaşaması için ne lazımsa her şeyi bütün arkadaşlarımızla birlikte, başımızda Cumhurbaşkanımız olmak üzere var gücümüzle çalışacağız, çabalayacağız, gereğini yapacağız. Değerli kardeşlerim; bütün amacımız sizlere layık olmak. 

İzmir’i kendi arazileri gibi görenler, İzmir bizimdir diye propaganda yapanlar, İzmir’e ne yaptılar, bu soruyu cevaplamaları gerekir. İzmirli olmak boş lafla olmaz, İzmirli olmak İzmir’e hizmet etmekle olur, İzmir’e yakışan havalimanı yapmakla olur, İzmir’e yakışan İZBAN’ı yapmakla olur, İzmir’e yakışan çevre yolu yapmakla olur, İzmir’e yakışan liman yapmakla olur, İzmir’e yakışan otoyolla olur, İstanbul-İzmir arasını 3 saate indirmekle olur. Manisa’yla İzmir arasını 10 dakikaya indirip, Sabuncubeli Tünelini bitirmekle olur; şimdi Sabuncubeli Tünelinin yüzde 70’i bitti. Konak Tüneli yapılacak mı yapılmayacak mı, olur mu olmaz mı? Bal gibi oldu, 15 milyon da içinden geldi geçti, olmaz diyenler en önce geçtiler. 

Sizler yaşadığı topraklara gönül veren, alın teriyle çalışan hemşehrilerimiz çalışına da, çalışmayanı da çok iyi bilirsiniz. 

Ben şimdi artık hemşehrilerim bile Kiraz’da demeye gerek görmüyorum, ben kendim Kirazlıyım, Kirazlılar kadar Kirazlı oldum. 

Değerli kardeşlerim; İzmir’in kalkınmasındaki katkılarınızı, bu desteğinizi çok anlamlı buluyorum, çok heyecanlı buluyorum.

Bugün esnaf ve sanatkarlar için neler yaptık, bunlardan söz edeceğim. Hepiniz kalkınma hamlemize omuz verdiniz, gecenizi gündüzünüze katıp daha güzel bir Kiraz için, daha güzel bir İzmir için çalıştınız, çabaladınız, biz de elimizden gelen gayreti gösterdik. Esnaf ve sanatlarımız Türkiye’nin belkemiğidir, Ahilik kültüründen gelir. Esnaf ve sanatkarın gürültüsü, patırtısı olmaz, şaşalı gösterişi sevmezler, ama esnaf ve sanatkar istihdamın, üretimin, kalkınmanın lokomotifidir. Tüccar, sanayici, çiftçilerimiz daha verimli çalışsın, daha iyi sonuçlar alsın diye elimizden gelen her türlü çabayı gösteriyoruz. Siz değer üretiyorsunuz, Türkiye’nin gücüne de güç katıyorsunuz. Bize düşen, sizin sorunlarınızı çözmek, dertlerinizi dinlemek ve çare bulmaktır, mazeret üretmek değil, çözüm üretmektir. Gittiğimiz yerde toplumun bütün paydaşlarıyla biraraya geliyoruz, dertlerini dinliyoruz, oda temsilcilerimizi, esnafımızı, küçük esnaf, sanayicilerimizi dinliyoruz. 

Tabi 14 yıl boyunca memleketin kalkınması için, gelişmesi için çok önemli işler yapıldı. Ama burada bitti mi? Yok, yapacağımız daha çok iş var. Keşke işleri daha fazla yapsaydık, ama bir yandan iş yaptık, bir yandan da önümüze çıkanları temizlemekle meşgul olduk, vesayetçiler, darbeciler, birini temizliyorsun biri geliyor, sürekli engellemelerle karşılaşarak ve engelleri de birer birer aşarak bugünlere geldik. En son 15 Temmuz, işte böyle bir gece vakti alçak FETÖ terör örgütü yapacağını yaptı, milletin tankıyla, topuyla, silahıyla, uçağıyla milletin üzerine bomba yağdırmaya başladı. Ama bu millet bombalardan filan tırsar mı? Onlara öyle bir ders verdi ki, darbecilere darbeyi vurdu, yerin dibine batırdı. Bu milletle hiç kimse bilek güreşi yapamaz. Buradan ilan ediyorum, herkes ayağını denk alsın, Türkiye bölgenin istikrarıdır.

Gençler, günlük hayatınızdan, işinizden, gücünüzden bazı konuları biliyorsunuz, yaşıyorsunuz, ama hatırlatmakta yarar var.

Bakın, esnafınızın 2002’de kredi alması imkansızdı, yüzde 55-60 faiz, nasıl kredi alacaksın, alırsan nasıl ödeyeceksiniz? Tabi bunlar yüzde 5, yüzde 6, yüzde 7 seviyesine düştü, 10 kat düştü, kredi hacimleri 20 kat arttı, 30 kat arttı. Düşünce de millet fazla açıldı, o da ayrı mesele. İşte yüzde 120, tecrübe konuşuyor. Şimdi Allah’a şükür enflasyonun altında 4-5 seviyesine düşürdük. TESKOMB aracılığıyla Halk Bankasından esnaf ve sanatkarlarımıza sağladığımız destek miktarı 20 milyar lira, 20 katrilyon. Ayrıca, 30 bin liraya kadar da faizsiz kredi verme imkanı getirdik. Bu kapsamda tam 47920 esnafımıza, sanatkarımıza 1 milyar 120 milyon faizsiz kredi kullandırdık bugüne kadar. 

Esnaf ve sanatkarlar için yaptığımız sadece bununla da sınırlı da değil. Sizlerin kayıt dışılık konusunda hassasiyetinizi biliyorum, bu nedenle vergi, sosyal güvenlik konularında çalışmalarımız devam ediyor. Emekli oluyordunuz bir yerden, ancak iş yeri açtığınızda yüzde 15, yüzde 10 daha sonra sosyal güvenlik destek primi ödüyordunuz; kaldırdık mı? Şimdi artık destek primi filan yok, emekli de ol, yeni dükkan da aç, çalışmaya devam et.

Taşımacı esnaflarımızın araçlarını 30 Haziran…

Nakliyecilerimiz 30 Haziran 2019’a kadar araçlarını yeniledikleri takdirde, taksici, kamyon, otobüs, minibüs, ÖTV ödemeyecek, dolayısıyla daha ucuza alacaklar. 

Bu yıl öyle bir yıl oldu ki, bütün olumsuzlukları yaşadık, yani başımıza gelen tabiri caizse pişmiş tavuğun başına gelmedi. Terör, Rusya’yla, İsrail’le anlaşmazlıklar, darbe girişimi, turizmdeki olumsuzluklar, her şeye rağmen, bütün olumsuzluklara rağmen Çin ve Hindistan’dan sonra diğer bütün ülkelerin 2 katı kadar büyüme gerçekleştirdik, 2 katı. Neden? Çünkü bize güvenen millet var, bize güvenen İzmir var, Kiraz var. Sizlerin güveni bizim gücümüzü arttırıyor gençler. Gençler, sizler bizim gururumuzsunuz, çünkü sizler 15 Temmuz’da tanklara karşı göğsünüzü siper ettiniz.

Geçen hafta orta vadeli plan açıkladık, yani önümüzdeki 3 yıl ne yapacağız, bunun detaylarını yazdık, büyüme ne olacak, enflasyon ne olacak, hangi projeleri hayata geçireceğiz, reformlar ne olacak, bunun hepsini bütün detaylarıyla milletimize açıkladık. Şimdiden bu ne demektir? Bu bir taahhüt demektir. Millete diyoruz ki, 2017’de şunu yapacağız, 18’de bunu yapacağız, 19’da şunu yapacağız, kendimizi bağlıyoruz. Şeffaflık budur, şeffaflık millete hesap vermek demektir. Ne yapıyorsan, ediyorsan milletin onayını alarak yapmak demektir. Bu program Türkiye’ye, Türk insanına güvenin tam ifadesidir. 

Bütün olumsuz şartlara rağmen önümüzdeki 3 yıl içerisinde yüzde 5 büyüyeceğiz. Ne demektir? 2019’a geldiğimizde Türkiye yüzde 20 daha büyümüş olacak. Türkiye’nin büyümeye ihtiyacı var, bölgenin barışı için büyümeye ihtiyacı var, milletin zenginleşmesi, kalkınması ve işsizliğin azaltılması için büyümeye ihtiyacı var. O bakımdan değerli kardeşlerim; daha çok çalışacağız, daha fazla üreteceğiz, daha fazla yatırım yapacağız, yaptığımız yatırımlar sonucu daha fazla gençlerimize, işsizlerimize iş sağlayacağız, eğer bunu yapmazsak, bunu başaramazsak, bu orta gelir tuzağından çıkamayız. Onun için bu memleketin mümbit toprakları, bu memleketin genç ve çalışkan insanları bizim en büyük kaynağımızdır. Eyvallah, bize her şey sizi hatırlatıyor. Demek ki büyüme olmazsa olmazımız, büyümeye devam. 

Peki, başka ne yapacağız, hedefler bununla bitiyor mu? Enflasyon hatırlayın 2002’de, 2003’de yüzde 70’lere kadar, hatta daha yukarlara çıktı, biz geldiğimizde yüzde 30’un üzerindeydi. Bu sene enflasyon biraz yüksek, yüzde 7.5, yani yüzde 7.5’u bile biz yüksek görüyoruz, gelecek yıllarda ise enflasyonu 5’e kadar indireceğiz. Aslında biz 5’e kadar indirdik, bunu fark ettiler, hemen Gezi olaylarını başlattılar hatırlayın. 150 yıllık tarihimizde faizler, enflasyon en düşük düzeye inmişti, hemen rahatsız oldular, karıştırmaya çalıştılar. 

Ayrıca, milli gelirimize oranla bütçe açığını da yüzde 2’nin altına bu sene indiriyoruz, gelecek senelerde daha da oransal olarak azalmaya devam edecek. Program sonunda kamu borçlarının milli gelire oranı yüzde 30’un altına inmiş olacak. İnşallah yarınımız bugünden daha güzel olacak. Hiç endişeniz olmasın, ne uluslararası tezgahlar, en bölücü terör, ne FETÖ terörü Türkiye’nin hızını kesemeyecek, yoluna engel olamayacak. 

14 yıl boyunca ilk günden bugüne kadar siyasi ve ekonomik istikrarı çok önemsedik ve gözümüz gibi koruduk. Başardıklarımızla asla övünmedik, asla yetinmedik, geldiğimiz nokta biz rehavete düşmemize asla sebep olmadı. Birileri Türkiye’nin hızını kesmek için not düşürmeye kalktılar, ama vatandaş onların notunu dikkate bile almadı. Biz notu milletten alıyoruz, Kiraz’dan alıyoruz. 10 sefer karne verdiniz, baştan aşağı pekiyi. Siz not kırsanız ne yazar?

Bak biz ne dedik? Düşmanlıkları azaltacağız, dostlukları arttıracağız; yaptık mı? Rusya’yla ilişkilerimizi düzelttik, İsrail’le ilişkilerimizi düzelttik. Şimdi Suriye’de akan kanın durması için bakın şimdi İsviçre’de bir toplantı yapılıyor, Türkiye de bu toplantıya aktif olarak yapılması için çalıştı, Rusya, Amerika, İran, Suudi Arabistan, Türkiye biraraya gelip Suriye’yi konuşacak. İnşallah orada da bir an önce kan durur, mazlum kardeşlerimiz, günahsız kardeşlerimiz artık bu zulümden kurtulur, duamız budur, beklentimiz budur. 

Biz tabi Suriye bize ne diyemeyiz, Irak bize ne diyemeyiz, Suriye’yle 911 kilometre hududumuz var, Irak’la 350 kilometre hududumuz var. Biz bu terörle mücadeleyi yaparken, oradan çeşitli PKK, YPG, DEAŞ terör örgütleri maalesef öyle-böyle giriş yapıyorlar ve içeride canımızı yakıyorlar. Onun için ne yaptık? Fırat Kalkanı’yla oradaki hudutlarımızı garanti altına aldık. Ayrıca, güneyde yaşayan, Antep’te, Urfa’da, Kilis’te, o civarda yaşayan vatandaşlarımızın da can ve mal güvenliği önemli dedik ve orada da Fırat Kalkanı’yla bölgeyi DEAŞ, YPG gibi terör örgütlerinden temizliyoruz. 

Değerli kardeşlerim; devam ediyoruz, dedik ya bu notçuların ne düşündüğünün önemi yok. 3-5 puan not düşürmekle Türkiye ekonomisine bir şey olmaz, Türkiye’ye de hiçbir etkisi olmaz. Bizim için 79 milyonun gücü önemlidir. 

İki trilyonu aşan milli gelir Türkiye’nin potansiyelini gösteriyor; ama burada duracak değiliz, daha da ileri gideceğiz. Toplam Türkiye’de çalışanların sayısı 21 Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazla. Türkiye’nin potansiyelini anlatmaya çalışıyorum. Haziran itibarıyla Allah’a şükür 27 milyon 651 bin vatandaşımızın işi, gücü var, alın teriyle, akıl teriyle ekmeğini kazanıyor. Türkiye’nin dört bir yanında 290 organize sanayi bölgesinde 1 milyon 600 bin vatandaşımız iş-aş sahibi, ekmek kazanıyor. 

Biz bir yandan ülke ekonomisini büyütürken, diğer yandan da yeni iş alanları, yeni iş kapıları açmak için çok kapsamlı bir program başlattık, bölüşerek büyütmeyi, paylaşarak çoğaltmayı hedefliyoruz. Sanayicimizin üretim ve çalışma şartlarını iyileştirmenin, ülkeyi her alanda daha da müreffeh hale getirmenin derdindeyiz. 

FETÖ terör örgütüyle ilgili konuyu geçtim, anlattım, daha tekrar orada durmaya lüzum yok, biz geleceğe bakalım. Geçmişle, tabi ki geçmiş önemli, geçmişten ders alarak, geçmişin tecrübesini geleceğe taşıyarak Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracağız.

Bugün Ödemiş’te tarım için, hayvancılık için bir proje açıkladık, takip ettiniz mi bilmiyorum. Proje şu: Türkiye tarımda, hayvancılıkta hatırı sayılır dünyadaki ülkelerden biri, kendi kendine yeten çok az sayıdaki ülkelerden biri. Tarım varlığımızı, hayvancılık varlığımızı son 14 yılda ciddi anlamda artırdık. Tarım ürünleri ihracatımızı 18 milyar dolara çıkarttık, ama önümüzdeki 2023’e kadar bunu 40 milyar dolara çıkartacağız, tarım ve hayvancılığın milli gelirdeki payını da 140 milyar doların üzerine çıkartacağız; bu büyük bir hedef. 

Bu hedefi nasıl tutturacağız? Ona bakalım, daha fazla üreteceğiz, ürettiklerimizin daha iyi fiyata satılmasını sağlayacağız. Peki, nasıl olacak? Havza bazlı tarım sistemine geçiyoruz. Ne demek? Kiraz’da ne yetişiyor mesela? Kiraz’da yetişeni, bir başka ilçede de başka ürünler yetiştireceğiz. Hepsini aynısından yaparsak bu sefer ne olur? Fazla olur, fiyat düşer. Onun için ilçe ilçe ilçe ilçe bütün ürünleri belirledik, bu ürünleri sebze, meyve, diyelim burada buna yoğunlaşacağız, başka yerde buğday, öbür tarafta pamuk, başka bir yerde patates, Ödemiş, bu bölge. Dolayısıyla herkes aynı ürünü ekmeyecek, belli ürünler, çok su isteyen ürünler sulama yapılan yerlerde olacak, az su isteyen ürünler de kırsalda olacak, böylece toprağın kalitesine göre, sulama veya sulama yapılamayan şartlara göre ürün çeşitliliğine gideceğiz, ne arz fazlası olacak, ne de talep yetersizliği olacak. Bunu yaptığımız zaman, diyelim bir sene herkes arpa ekiyor, arpa fiyatları düşüyor, az ekiyorlar bir dahaki sene, bu sefer fiyatlar yükseliyor, işin içinden bir türlü çıkamıyoruz. Dengeli bir şekilde havza bazlı üretim olacak, dolayısıyla verilen teşviklerden de üretici memnun kalacak. 

Bakın, havza bazlı üretimi getiriyoruz, ama bir şey getiriyoruz, verdiğimiz teşvikler tarıma, hayvancılığa, 2002’den bu tarafa 6 kat arttı, 6 kattan da fazla, hatta 7 kat, çünkü 1 milyar 800 milyondu, şu anda 13,5 milyar, 6-7 katı buluyor. Şimdi bir şey yapıyoruz, bu teşvikler biliyorsunuz böyle parça parça parça yıl boyunca veriliyordu, bunu değiştiriyoruz, yılda 2 sefer ödeyeceğiz; bir ekim zamanı, bir de hasat zamanı. Nisan, Mayıs’ta yarısını, diğer yarısını da Eylül-Ekim’de ödeyeceğiz, böylece elinize geçen para da bir işe yarayacak.

Bir başka şey daha yapıyoruz, tarımda en büyük girdi, en büyük maliyet biliyorsunuz gübre ve mazot. Bir süre önce gübrenin KDV’sini kaldırdık, Tarım Kredi de indirim yaptı, şu anda gübrede yüzde 23’e varan bir indirim var. Ama bu yetmez dedik, mazotta anlamlı, güzel bir şey yapmamız lazım. Arkadaşlarımız çalıştılar ettiler, 2017’de üretilecek tarımsal ürünler için mazot desteği yeniden gözden geçirildi, buna göre yarısını siz ödeyeceksiniz, yarısını biz ödeyeceğiz.  Böylece ne oluyor? Maliyetler, mazot maliyeti yarı yarıya azalmış olacak, daha çok ekeceğiz, daha çok üreteceğiz ve daha fazla ülkemize kaynak sağlayacağız, kalkınmamıza daha fazla katkı sağlayacağız, yaptığımız tarım, yaptığımız işten de mutlu olacağız. İnşallah bu sistem 2017’de başlayacak, ama ödemeleri 2018, çünkü biliyorsunuz geçen yılın teşviki ödeniyor, bu yılınki de sonra ödeniyor, bu şekilde devam edecek.

Değerli hemşehrilerim, değerli kardeşlerim; gördüğünüz gibi bir yandan yatırımlara devam ediyoruz, hizmetlere devam ediyoruz, bir yandan da ülkemizin birliği, beraberliği, kardeşliği için var gücümüzle çalışıyoruz. FETÖ, böte, bölücü terör örgütü, örgütlerin hepsi bir olmuşlar, memleketimizin üzerine başını ağrıtmak için sürekli bizi meşgul edip enerjimizi tüketmeye çalışıyorlar. Ama onların hesap edemediği bir şey var, onların hesap edemediği bu millet. Bu millet onlara nasıl 15 Temmuz gecesi dersini verdiyse, o bölücülere de dersini verecek ve bu ülkenin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini bozmalarına asla izin vermeyecek. 

Değerli kardeşlerim; tabi bu toprakların bedeli büyük, bu toprakları elde tutmanın bedeli büyük. Tabi canımız yanıyor, zaman zaman şehitlerimiz oluyor, yaralılarımız oluyor, gazilerimiz oluyor. Ama her şeye rağmen acılarımızı bağrımıza basacağız,  şehitler, işte bir şehit babası, şehit bacısı burada bizimle, şehitler bizim baş tacımızdır, gönlümüzün ilacıdır. Onlar ölü değildir, onlar bu milletin kalbinde yaşamaya sonsuza kadar devam edecek. Bu bayrak eğer yükseklerde dalgalanıyorsa, o şehitlerin şahadeti sayesindedir. 

Değerli kardeşlerim; vakit ilerledi, konuşacak çok şey var, her şeyi konuşuruz, daha çok biraraya geleceğiz, konuşacağız, görüşeceğiz. 

Her şey hallolur, sorunlar hallolur, çünkü biz sorunları torunlara bırakacak bir anlayışta değiliz, biz AK Partiyiz. Zor olanı hemen yaparız, imkansız biraz zaman alır, bu anlayışla çalışıyoruz, 14 yıldır bunu yapıyoruz, aynı şekilde çalışmaya devam edeceğiz. 

Son birkaç cümle şunu söyleyeceğim: Bugünlerde bir anayasa meselesi tekrar piyasaya geldi, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı çıktı dedi ki, artı bu işi bitirelim. Bizim için eyvallah. Ya parlamenter sistemi güçlendirelim yahut da bu fiili durum böyle devam etmez, AK Parti nasıl istiyorsa buyursun getirsin. Biz diyoruz ki, başımız gözümüz üstüne, geliyoruz, Meclise getireceğiz, yeter ki Meclisten meydanlara indirelim, meydana indikten sonra bu millet gereğini yapar. Türkiye’nin istikrara ihtiyacı var. 

Kiraz, güçlü iktidar, güçlü yönetim, başkanlık Türkiye için gerekir mi, gerekmez mi?  

Değerli kardeşlerim; Türkiye sürekli, 2002’de doğan çocuklar şimdi 15 yaşında, sürekli bu işleri konuşarak vakit yitiremez, mutlaka bu işleri bitirip Türkiye’nin önünü açmamız lazım. Bu bölgede Türkiye’nin hem vatandaşlarının geleceğini, hem de bölge ülkelerinin geleceğini, emniyetini sağlamak için dimdik ayakta olması lazım, güçlü olması lazım. Güçlü nasıl olunur? Güçlü siyasi iktidarla olunur, güçlü siyasi iktidarla, başkanlık sistemiyle olur. Üniter yapıyı koruyacağız, tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan, bu ilkelerden vazgeçmeden güçlü bir siyasi iradeyle inşallah yolumuza devam edeceğiz. Bunun kilidini de yine sizler açacaksınız, millet açacak.

Hep biliyoruz ki, siyaset işin içinden çıkamadığı zaman millete geliyor, millet de en güzel şekilde çözümü üretiyor. Geçmişte hep yaptınız, cumhurbaşkanı seçilemez dediler, siz de kenara çekilin, biz seçeriz dediniz, seçtiniz mi? Seçtiniz. Darbecileri def ettiniz mi? Şimdi de başkan seçeceksiniz, onu da yapacaksınız, biz buna güveniyoruz, sizlere inanıyoruz. Allah hepinizden razı olsun, sağ olun, var olun gençler. 

Ben tekrar bu akşam evimde, Kiraz’da hemşehrilerimle, kardeşlerimle birarada olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.