Basbakan Yildirim’in, Izmir Ödemis‘te “Mili Tarim Projesi"ni açikladigi konusmanin tam metni
Üniversite öğrencilerimizle, hocalarımızla biraraya geldik, memleket meselelerini değerlendirdik. Şimdi ise Ödemiş’teyiz. Ödemiş’i ben tarımın başkenti olarak kabul ediyorum.
Bugün burada, Ödemiş’te Ödemiş’in ruhuna uygun, bereketine uygun bir önemli kararı, önemli bir projeyi de açıklıyoruz, ilk defa burada açıklıyoruz; Milli Tarım Projesi.
Daha sonra ikincisi düzenlenen Girişimci Kadın Çiftçilerimize ödül vereceğiz, onları taltif edeceğiz. Projeleriyle öne çıkan, fark oluşturan 26 kadın çiftçimiz bugün ödül alacak.
Anadolu’nun eli toprak kokan, yüreğindeki sevgiyi ektiği tohuma aşılayan, Türkiye’nin bereketine bereket katan kadınlarımız, Anadolu’nun anaları ödüllerini alacaklar. Görüyorum ki bugün bu törene Iğdır’dan, Adana’dan, Gaziantep’ten, Kars’tan, Hakkari’den, Erzincan’dan, velhasıl Anadolu’nun dört bir yanından kadınlarımız geldiler bugün bizlerle beraber oldular. Hepinizi yürekten selamlıyorum, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü olarak kutlanıyor. Bu vesileyle ülkemizin her köşesinde ekmeğini topraktan çıkaran tüm kadınlarımızın Dünya Çiftçi Kadınlar Gününü de tebrik ediyorum.
Bugün vesilesiyle açıklayacağımız tarım sektörümüz, hayvancılık sektörümüzle ilgili müjdeleri başta çiftçilerimiz olmak üzere tüm milletimize, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Değerli misafirler; İzmir tarımda hakikaten önemli bir ilimiz, büyük bir gücümüz. Birkaç örnek vermek gerekirse, İzmir 4 milyarın üzerindeki bitkisel üretim değeriyle beşinci sırada. 1 milyar üzerindeki hayvansal üretim, 3,5 milyar üzerinde canlı hayvan varlığıyla Türkiye’nin ikinci ili. Toplam 9 milyar liralık üretim değeriyle de Türkiye’nin üçüncü büyük ili. Ayrıca, İzmir gıda tarım ürünlerinde yurt dışına açılan bir ihracat kapımız.
İzmir tarım ürünleri ihracatını, toplam tarım ürünleri ihracatının yüzde 13’ünden fazlası tek başına gerçekleştiriyor. 1 milyon 732 bin ton süt üretimiyle Türkiye’de 1 numara. Sadece 2015 yılında 77 milyon lira süt desteklemesi İzmir’de gerçekleştirildi.
Bildiğiniz gibi fazla süt olunca fiyatların düşmesi söz konusu oluyor. Bunun önüne geçmek için fazla sütü süt tozuna çeviriyoruz ve böylece piyasayı dengelemeye çalışıyoruz. Bu uygulamayı ilk defa geçtiğimiz Nisan ayında İzmir’de başlattık. İzmir bunu hak ediyor, helali hoş olsun. Ülkemizin o şehirlerin refüjlerini, kaldırımlarını süsleyen bitkilerin merkezi de İzmir, onun da merkezi Bayındır-Ödemiş. Türkiye’deki bütün süs bitkilerinin üçte birinden fazlası İzmir’den gidiyor. 4347 alanda süs bitkisi yetiştiriciliği yapılıyor. Bu özelliği itibariyle de İzmir yine Türkiye’de ilk sırayı alıyor. Geçen yıl en fazla tarım projesi İzmir’de gerçekleşti. Bizler de sizin başarınızı artırmak, üretiminizi daha da katlamak için destekleri artırmaya devam ediyoruz. Gelecek nesillere üreten bir Türkiye bırakmak istiyoruz.
Geçtiğimiz 14 yıla bir bakalım. Sanayide, teknolojide, altyapıda birçok alanda gelişmeler sağladık. Ancak toprak ve tarım, hayvancılık diğer sektörler nereye giderse gitsin her zaman önemini korumaya devam ediyor. 65. Hükümet olarak bizim öncelik verdiğimiz, özellikle stratejik olarak kabul ettiğimiz sektörlerin başında tarım var, hayvancılık var.
Dünyada 7 milyardan fazla insan yaşıyor, yani bu insanların beslenmesi, su, ekmek, gıda olmasa dünyanın halini düşünün. Bu haliyle bile birçok ülke maalesef kendi kendine yeterli değil. Belki teknolojisi eksik geri bir dünya hayal edebilirsiniz, ama gıdasız hiçbir şey hayal edemezsiniz. Dünyada artan nüfus ve çevrecilik hassasiyeti, verimli toprakların da maalesef yok olmasına sebep oluyor. İnsanlar doğal yaşamdan kopuyor ve daha çok hazır tüketime yöneliyor. Bir kesim de tam tersine maalesef açlıkla mücadele ediyor.
Bugün 800 milyon insan açlıkla karşı karşıya, 1 milyon insan yoksullukla karşı karşıya, 600 milyon da tersine aşırı şişmanlıkla mücadele ediyor; bu da bir dengesizliği gösteriyor. Bu rakamlardan anlaşılıyor ki şu anda dünya siyasetinde ilk sıralarda yer alan konuların yerini yarın gıda gibi, su gibi hayati meseleler alacak. Gıdaya erişimdeki dengesizlik, insanın, insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Bugün 7,5 milyar olan nüfus 2040’larda 10 milyara çıkması bekleniyor, buna karşılık her yıl 12 milyon hektar tarım arazisi yok olup gidiyor bilinçsizse, şuursuzca yapılaşmalardan dolayı. Aynı zamanda 190 ülkeden 34 tanesi gıda sıkıntısı çekiyor, 80 ülke de su sıkıntısı çekiyor. Bütün bunlar neyi ifade ediyor? Öncelikle hamd edeceğiz, şükredeceğiz, bu sıkıntıların hiçbiri bizde yok, elimizdeki nimetin kadr-ü kıymetini çok iyi bileceğiz, ardından da yarınımızı şimdiden görüp, hesap edip ona göre hesap edeceğiz, ona göre tedbir alacağız.
Çok şükür, hazine değerinde verimli topraklarımız var, fakat sadece elimizde bereketli toprağın olması yetmez. Alın teriyle sulanmayan hiçbir toprak bereketini sofraya taşıyamaz. Sofranın bereketini artırmak için 14 yıldır gayret ediyoruz, çalışıyoruz. Göreve geldiğimizde ilk iş olarak Tarım Kanunu başta olmak üzere birçok düzenleme, birçok desteği hayata geçirdik. Geçtiğimiz 14 yıl içerisinde AK Parti iktidarlarında tam 90 milyar, 90 katrilyon tarıma destek verdik, helalı hoş olsun.
Tarımdaki krediler yüzde 59, yüzde 60 faizler, şimdi sıfırla 8 arasında değişiyor. Bu ne demektir? 10 kat kredilerdeki maliyetin düşmesi demek.
Genç ve kadın çiftçilerimize ilave destekler sağladık, böylece bitkisel üretimimizi 98 milyon tondan 117 milyon tona, hayvansal üretimimizi neredeyse 2’ye katladık 12 milyon tondan 23,5 milyon tona çıkardık. Hani hayvancılık geri gidiyordu? 2 kat artmış. İhtiyaçlar da artıyor, tabi ki artacak.
Su ürünleri, dikkatinizi çekiyorum, yani balık veya diğer deniz ürünlerinden bahsediyoruz, 61 bin tondan 240 bin tona çıkmış, 4 kat artmış.
Tarımsal yıllık gelirimiz, buraya dikkat çekiyorum, 36 milyar iken şu anda 150 milyara dayanmış. Kaç kat? Neredeyse 4 kata yakın bir artış sağlamışız. İhracat 4 milyarın altında, şimdi ne kadar? 17 milyar dolar, 4 kattan fazla artış.
Bunlar yeter mi? Yetmez. Türkiye’nin potansiyeli bunun çok daha üstünde bir verimi, bir bereketi hak ediyor. İklimiyle, tarımıyla, zengin florasıyla Türkiye bunun çok daha fazlasını yapar. Unutmayalım, sanayileşiyoruz, kentleşme tüm hızıyla gidiyor, ama hala 20 milyon vatandaşımız kırsalda ve tarımla uğraşıyor. Bu ne demektir? Çalışan her 5 kişiden 1 tanesi tarımda ekiyor, biçiyor, hayatını idame ettiriyor.
Hedef 2023; 2023’te ne hedefliyoruz? 150 milyar dolar tarımdan yıllık gelir, 40 milyar dolar ihracat, yani bugünkünün 2 katından fazla. Bu hedeflere ulaşmak için işte tarımı stratejik sektör kabul ettik ve yeni uygulamaları başlatmaya karar verdik.
Şimdi en önemli noktaya geldik, çiftçilerimizin, hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın bu projeden, yani milli tarım projesinde neler yapacağımızı kısa kısa anlatacağım. Aslında Bakanımızın işi, ama o sağ olsun pası bize attı ben de elimden geldiğince kör topal kendi anladığım kadarıyla anlatacağım. Anlamadığınız yerler olursa Faruk Çelik Bakanımıza sorarsınız. Bütün hazırlığı o yaptı, yemeği o pişirdi arkadaşlarıyla beraber ikramı da biz yapıyoruz.
Evet, bir; tarımda havza bazlı üretime destek verilecek. Şimdiye kadar destekler veriliyordu, ama şimdiki destekler daha bilinçli hale geliyor. Havza bazlı bu ne demek? Türkiye’deki bütün ilçeler, iller tarım yapılan her yer tek tek masaya yatırıldı böylece 941 tane havza ortaya çıktı. Bu 941 havzada hangi ürünler yetişir, pamuk nerede yetişir, zeytin nerede yetişir, arpa nerede yetişir, yulaf nerede yetişir, yonca, korunga, yem bitkileri nerede daha iyi yetişir, hangi ürün daha çok su ister, hangisi daha az su ister bunları belirleyince iş kolaylaşıyor. Suyun olmadığı yerde en çok su isteyen pirinç ekerseniz ondan sonra havanızı alırsınız. Taşıma suyuyla da pirinci herhalde çeltiği yapamazsınız onun için ürünleri havzalara uygun yakışan desenler, hani bir tane halı, kilim dokursunuz desenleri tutturamazsanız hiçbir işe yaramaz, emekleriniz boşa gider bu da onun gibi bir şey. Şimdi çok ürün var 50 tane ürün var, ama bizim için önemli, sonuç alacak, stratejik ürün hangileri? 19 tane ürün belirledi Tarım Bakanlığı. Bu ürünleri hangi havzalarda daha iyi yetişiyor, daha az maliyetle yetişiyor bunları dağıttı onlara göre havza destekleri meydana geldi. Mesela, bunlar içinde buğday her yerde desteklenecek, yurdun hangi köşesinde buğday ekerseniz ekin istisnasız desteği alacaksınız. Yem bitkileri her yerde 941 havzanın her tarafında desteklenecek çünkü her yerde hayvancılık var yem bitkisine ihtiyaç var. Fakat her ürünü her yerde değil, bilimsel olarak tecrübelere göre tespit edilen havzalara yönlendireceğiz oraya destek vereceğiz.
Örnek ne demek istiyoruz, Adana Ceyhan’da kuru fasulye, nohut, çavdar gibi 14 tane ürün destekleniyordu eski sistemde. Yeni sistemde şimdi ne olacak? Mısır buğday gibi temel ürünler başta olmak üzere 7 tane ürün desteklenecek. Şanlıurfa Siverek’te zeytinyağı, dane mısır havzaya uygun olmayan ürünlere destek veriliyor dolayısıyla, destek boşa gidiyor, çiftçi karşılığını alamıyor. Şimdi ne olacak? Siverek’te kürklü pamuk, mercimek, buğday, yem bitkileri gibi ürünler ekilecek ve ona göre destekler verilecek. Elbette ilçelerde belirtilen karar verilen ürünün dışında bir ürün ekmek isteyende olabilir buna mani bir hal yok. Ama bilecek ki, o ürün ektiği zaman kendi hesabına yapacak destekleri alamayacak. Piyasadaki dalgalanmaları, değişimleri engellemek, piyasa düzenini sağlamak için Toprak Mahsulleri Ofisi etkin bir şekilde kullanılacak. Biz istiyoruz ki, herkes kafasına göre değil, havzasına göre ekim yapsın. Demek ki yeni dönem kafama göre değil, havzama göre. Hem çiftçi kazansın, hem memleket kazansın. Peki, havza bazlı model ne işe yarıyor, ne kazanacak, vatandaş ne kazanacak, mala, davara ne faydası var? Türkiye artık böylece üretimde akıllı tarıma geçiyor, planlamaya geçiyor. Ya ekelim de Allah kerim diyelim, ama bununla yetinmeyelim, baştan tedbirimizi alalım. Şimdi burası patatesin merkezidir aynı zamanda. Şimdi patates burada vazgeçilmez bir üründür, ama bir başka il diyor ki, ya patates iyi para ediyormuş, ben de patates ekeyim, öbürü diyor biz de patates ekelim oraya çok destek veriliyor herke patates ekince ne oluyor? Patates çöküyor. Bu çok basit bir şey nerede çok mal varsa fiyat o kadar düşer, mal ne kadar azsa fiyat o kadar yükselir. Önemli olan buralardan para kazanmak değil istikrarlı, düzenli, yaptığın, ettiğin işin karşılığını alacaksın, alın terinin karşılığını nasırlı elin karşılığını alacaksın, alamıyorsan, yaptığın işten mutlu olmuyorsan o zaman o işi sürdürülür hale getiremezsin. Arz açığı, arz fazlası az önce dediğim fazla veya ihtiyaçtan fazla, ihtiyaçdan az böyle olunca tabi sonunda mağduriyetler oluyor.
Çiftçi kardeşlerimiz, vatandaşlarımız neyi, nerede eksek, ne kadar destek alacağız bunu baştan hesap edecekler. Piyasadaki fiyat dalgalanmalarını asgariye düşürecek ve böylece emeğinin karşılığını alacak, fiyat istikrarı sağlanacak. Bu yıl buğday para etmedi, arpa para etti seneye arpa ekelim diye bütün çiftçiler arpaya dönerse yandık, fiyatlar dibe vuracak bu sefer yine kaybedecek Buğdaydan da kaybettik, arpadan da kaybettik. İşte bunların önüne geçmek için bir sistem geliyor. Destekleme başvuruları çok basitleştiriliyor. Çiftçiler bir sene ilk 1 yıl içerisinde tek bir başvuru yapacak. En önemli şey öyle ufak tefek destekler veriliyor yıllar boyu işte o ay bir parça veriliyor, öbür ay bir parça veriliyor falan yıl geliyor, geçiyor ne aldığınızdan bir şey anlıyorsunuz, ne de bir derdinize deva oluyor. Şimdi bir şeye karar verdik arkadaşlar, biz 13 milyar, 13 katrilyondan fazla para veriyoruz çiftçiye, hayvancılığa ancak kimse memnun değil burada bir yanlış var o yanlışın düzelmesi lazım. Destek yok değil, biz iktidara geldiğimizde 1 milyar 800 milyon 2 saysan kabataslak 6 kattan fazla desteği arttırmışız, fakat ya yeterli desteği alamıyoruz. Dedik arkadaşlar, bunu çalışın, oturun niye böyle? Sağ olsunlar çalıştılar, ettiler gördük ki, 12 aya destekler yayılmış parça parça parça parça hiçbir işe yaramıyor hakikaten bir derde derman olmuyor, yaraya merhem olmuyor. O zaman ne yapalım dedik, arkadaşlar öyle bir şey yapalım ki insanlar aldığı destek bir anlamlı hale gelsin. Yılda iki sefer vereceğiz bu desteği bir ekim zamanı, bir de hasat zamanı, yani ilk destek Nisan’da Mayıs’ta. İkinci destek Eylül, Ekim’de onun dışında destek yok, hiç değilse bir şey öğrenelim, aldığımız paranın hayrını görelim. Nasırlı ellerin hakkını alın terini kurumadan ödemiş olacağız. Söz verdiğimiz gibi daha önce biliyorsunuz gübrede KDV’yi kaldırdık. Ne demek? Yüzde 18 ucuzlayacak. Bu da yetmez dedik, Tarım Kredi Kooperatifi, Tarım Bakanlığı burada bir çalışma daha yaptı şu anda gübre yüzde 23 ucuzladı, bu önemli bir şey yüzde 23. Böylece çiftçinin, üreticinin en önemli girdilerinden biri olan gübrede neredeyse 4’te 1 oranında bir iyileşme sağladı.
Öteden beri konuşulan bir konu var. Hep seçim dönemlerinde orada-burada meydanlara çıkan böyle bol keseden mazotu 1 lira yapacağım, yok bilmem ne yapacağım falan, bol bol anlatırlar, hatırlayın seçimlerde. Burada ben Ödemiş’te geldim, asgari ücret, çiftçiye o, işçiye bu, vaadin bini 1 para, adeta yarışa girdiler. O zaman rahmetli babamın lafı vardı, ben de onu söyledim Ödemiş’te, dedim ki; bunların vaatleri bizim rahmetlinin sözüne benziyor, kaval elin, yel Allah’ın üfle babam üfle; bunların vaatleri de bu. Ama bizim vaadimiz öyle değil. Biz AK Parti’yiz, söylediğimizi yaparız, yapmayacağımızı söylemeyiz, öyle bir farkımız var. Bunu ilk günden beri bu prensibi bozmadık, çünkü bizim liderimiz, Cumhurbaşkanımız ne dedi yola çıkarken: Ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız, hep doğru, hep dürüst olacağız vatandaşa. Biz de onun yolunda gidiyoruz.
Şimdi en önemli konuyu açıklıyorum; gübre en fazla tarımda maliyeti artıran bir unsur. İkinci ne? Mazot. Gübreyle ilgili söyledim, yüzde 23 indirim sağlandı. Mazotta şimdi bir karar verdik, kullandığın çiftçinin mazotun yarısı kendinden, yarısı bizden. Bol bol ekin, Allah bin bereket versin, hayırlı uğurlu olsun.
100 liralık mazot mu koydun? Motorun deposuna, traktör yani motor bizde motor derler. Motorun deposuna 100 liralık mazot koydun, 50 lirasını vereceksin, 50 lirasını da o hanımefendiden alacak. Fena bir iş değil demi? Hayırlı olsun. Türkiye sevdalısı çiftçilerimize sesleniyorum, basmadık yer, ekmedik toprak kalmasın. Önümüzdeki yıl bol bol ekin hiç endişe etmeyin.
Değerli kardeşlerim, bitkisel üretimde olduğu gibi hayvancılıkta da ihtiyaçları karşılayacak şekilde yeni bir yöntem gelişti, yeni bir milli tarım projesinin ikinci bölümü hayvancılıkta esas itibariyle model yerli üretimi destekleme modelidir. Bu ne demektir? Kendi hayvan varlığımızı arttırmak. Satın aldın kestin, satın aldın yedin hazırın ardı tez biter, onun için kendi varlığımıza aktaracağız. Bunun için bir miktar belki damızlık amacıyla ithalat yapacağız. Ama sürekli eti ucuzlatacağım diye et ihtiyacını karşılayacağım diye bu kadar zengin toprakları olan, bu kadar imkanı olan bir ülkenin sürekli ithalat yapması akıllı bir iş değildir. Onun için 25 ilimizde mera hayvancılığı yetiştirici bölgeleri oluşturuyoruz bunlar ekrana geliyor, orada görüyorsunuz. 25 tane mera bu yetiştiriciliği. Bu illerimizdeki toplam mera varlığımızın da yüzde 52’sini büyükbaş hayvan varlığımızın yüzde 32’sini oluşturuyor. Şimdi bu meralar teröristlerin dolandığı yerler onlar yayılıyor, onlar gidecek mal, davar gelecek. Meralarda hayvancılık yapmak isteyenlere ıslah şartıyla cüzi paralarla kiraya vereceğiz. Toprak kullanılmıyor, ne olacak? Dura dura kullanılmayan toprak verimliliği de kayboluyor, özelliği de kayboluyor, tarım alanları başka amaçlarla bu sefer kullanılmaya başlıyor. Bina yapıyorlar, fabrika yapıyorlar lüzumsuz başka yer yok mu? Dağda bayırda, tarla olmayan yerde binaları yapalım. Düz yer ben buraya yapayım düzayak olmaz. Tarım yapılacak yere bina yapmak ihanettir, böyle bir şey olur mu? Bakıyoruz en verimli topraklar binalarla doluyor, taşıyor şehirlerimiz maalesef daha dağlık kısımda, tarla olmayan, daha sağlam, kayalık mevkilerde gelişeceksen ovalıklarda büyümeye başlıyor bunlar yanlış şeyler, inşallah bu yanlışa dur diyeceğiz. Dört ayını doldurmuş tüm aşıları zamanında yapılan yani bakım önemli, hastalıklardan malı, davarı korumak önemli. Buzağı 750 lira para verilecek. Kaç yaşına kadar? 25 ilde bu belirlenen illerde 750 lira. Yine bu bölgede ahır, ağıl yapacaksınız yeni veya yeniden yapacaksınız, yarı parasını da devlet verecek. Düve alımında yüzde 30 parasını yine devlet verecek. 100 liraya diyelim ki, 100 liraya olmazda düve 1000 lira, 1000 liranın 700 lirasını siz vereceksiniz öyle mi? 20 miydi, 30 muydu? 300 lirasını da devlet verecek, Tarım Bakanlığı verecek. Ağa, ağanın eli tutulmaz. 31 ilde en az 500 baş kapasiteli damızlık üretim merkezleri kurulacak. İşten anlayanlar alkışlıyor, anlamayanlar benim gibi bakıyor. Bizde derler ki, ne aval aval bakıyorsun?
22 ilde en az 500 baş kapasiteli damızlık teke, koç üretimi için merkezler kurulacak. 8 vilayetimizde 250 baş kapasiteli, yani 100 kapasiteli de kurabilirsin, ama destek için 250 kapasiteli damızlık manda üretim merkezleri kurulacak. Bunlar hep ekranlara geliyor nerede olacağı yazılı. Bu merkezlerin kurulacağı illerin tamamında ahır, ağıl yapımına, damızlık hayvana, alınacak alet edevata yüzde 50 hibe destek vereceğiz.
Ayrıca bu merkezlerdeki üreticilerimiz hayvan almak istediklerinde rahatlıkla kredi de kullanabilecekler. Hayvancılık yapmak isteyenler damızlık ihtiyacını aracıdan tefeciden değil, direkt gidip bu merkezden alabilecek. Büyükşehir sınırları içindeki hayvan barınaklarının ruhsat harcı alma işine son veriyoruz. Böylece damızlık ve yerli üretim hayvancılıkta istediğimiz noktaya belirli bir zaman sonra gelmiş olacağız bunlar başlangıç. Tabi tek başına üretmek yetmez, üretimin kaliteli olması lazım. Ette, sütte birtakım yeni tedbirler var. Kesim standardı, karkas sınırlaması bunları geçiyorum bunlar teknik konular. Daha sonra Tarım Bakanımız sizlere icabında geniş açıklamalar yapacak, devam ediyoruz aşağı doğru.
Şimdi Ulusal Süt Konseyince uzlaşılan fiyatın altına çiğ süt düştüğü zaman hemen müdahale edilecek. Süt üretimini 19 milyon tona çıkarttık, çiğ süt fiyatının düşmesi durumunda Et Süt Kurumu piyasaya girecek fazlalığı alıp süt tozu yapımı için değerlendirecek. Anlık süt kayıt sistemi kurduk bu ne demektir? Merkezi bir yerden, hani elektrik dağıtımı, özel sektör dağıtımı, özel sektör devlet yapıyor hastanelere göre ekrana geliyor nerede elektrik az, nerede fazla fiyat kaç aynen böyle. Kayıtlar olacak ekrandan, Ankara’dan, Bakanlıktan bakacaklar üretim durumu nasıl, kalite durumu nasıl ona göre primler nereye ne kadar verilecek bunlar belirlenecek. Süt mamulleri ihracatını teşvik edip marka oluşturmaya önem vereceğiz.
Değerli katılımcılar, ülkemizde yılda 400 bin baş buzağı ölümü gerçekleşiyor bu çok büyük kayıp doğru mu? Çok müthiş bir kayıp. Bu da neden oluyor? Hayvan hastalıklarının mücadelesinde gerekli başarıyı sağlayamadık. Neden? Hastalıktan ari bölge meselesi var, şimdi Trakya mesela, Türkiye çapında Trakya sadece ari bölge, zaman içerisinde bunu Trakya’dan önce Marmaray’a, Orta Anadolu’ya bu bölgeleri yaygınlaştıracağız, yaygınlaştırdığımız zaman… Mesela dabak hastalığı var, bir geldi mi duman edip gidiyor. Şap hastalığı, dabak aynı mı?
Bizde dabak derler, hayvanın tırnaklarının arası yara olur filan, dili yara olur.
Şimdi gördüğünüz yeşil renkli iller ilk etapta genişletilecek iller, Güney Marmara, Ege, Batı Akdeniz, Batı Karadeniz, İç Anadolu’ya doğru bu hastalıktan ari bölgeler, karantina bölgelerini genişletmiş olacağız. İlerleyen yıllarda da daha sonra daha doğuya doğru bu yaygınlaştırılacak. Bunun bir hazırlığı var, altyapısı var, gerekli laboratuvarlar, altyapılar kurulacak, böylece bir zaman sonra Türkiye’nin her tarafı hastalıktan ari bölge haline gelmiş olacak. Böyle devam ediyor.
Buna ilaveten, hayvan nakillerinin sağlıklı yürütülmesi için 4 ayrı noktada dinlendirme ve kontrol merkezi yapacağız. Hayvanları yüklüyorsun, getirirken yolda havasızlıktan telef oluyor, hem yükleme hatası var, hem yolda indirip onları bir dinlendirme yapmak lazım, kontrol yapmak lazım, bu da tesis olmayınca yapılamıyor. Bunların hepsi düzeltilecek.
Değerli kardeşlerim, hemşehrilerim; toprak olmazsa hayat olmaz. Toprak kanla sulanınca vatan, alın teriyle sulanınca nimete dönüşür. Bu sebepten dolayı topraklarımızı hem bölücülerden, hem düşmandan, hem erozyondan, hem de bilinçsiz kullanımdan önlemek için milli bir görevimiz var. 184 ovamız SİT ilan edilecek. Bu ne demek? SİT deyince, otur, İzmir iyi bilir, SİT’i otur anlarlar, ama burada gerçekten otur olacak, dur durduğun yerde, buralara el atamazsın, hiçbir şey yapamazsın, tarım dışında bir çivi dahi çakılmayacak; öyle mi, yanlış bir şey söylemedim?
Tamam. Bu 184 vadiyi böylece kurtarmış olacağız.
Arazi toplulaştırması bir bakanlıkta, sulama başka bakanlıkta, dolayısıyla burada istediğimiz gibi ilerleyemiyoruz. Araziler mirasla bölünüyor bölünüyor bölünüyor, sonra da … bile kalmıyor, 10 parçaya, 20 parçaya bölünüyor, kimseye bir faydası yok, neye yaradı? Orada duruyor, hiç kimse istifade edemiyor. Şimdi 7 milyon hektar araziyi 2023 yılına kadar toplulaştıracağız. Bu sefer ne olacak? Ektiğimiz, biçtiğimiz alan bize karşılığını verecek, emeğimizin karşılığını alabileceğiz. Toplulaştırma ve sulama işini tek bakanlıkta toplayacağız, o bakanlığın adı da Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı.
Tarıma elverişli her karış toprağın ekilmesi mutlaka gerçekleştirilecek. İhtilaflı, hisseli veya göç gibi sebeplerle tarım arazisini ekip, kiraları mülk sahibine vereceğiz öyle mi, ekene değil?
Ha, şöyle: Şimdi bir kere ekilen yerleri kim ekiyorsa o alacak, mal sahibi değil kim ekiyorsa o alacak, bizzat ekene. Hani kiraya veriyorsun toprağı icarına, o sizin aranızdaki iş, ama oradaki ürüne vereceğimiz destek direkt tarlada çalışan, eli, ayağı toprağa değen, ürünü biçen, hasadı yapan, zahmeti çeken kimse desteği o alacak.
Diğer taraftan ekilmeyen edilmeyen yerler var, onların da sahiplerine makul bir bedel ödenecek ve oraların ekilmesini sağlayacağız. Böylece topraklarımızı daha çok değerlendireceğiz. Hububat, fındık, üzüm gibi bazı ürünlere rekolteleri Bakanlıktan tek elden açıklanacak. Böylece bu ürünlere yönelik birtakım oyunlar, birtakım cambazlıkların da önüne geçmiş olacağız. Tabii toprak kadar tohum da önemli. Maalesef kamuoyunda tohumlar konusunda birçok kafa karışıklıkları var. Bakın geçtiğimiz dönemde yerli tohum üretimini 900 bin tona kadar çıkardık. Allah’a şükür hububat tohumunda kendi kendimize yetiyoruz. Eskiden böyle değildi. Bizim rençberlik zamanımızda babam köyün en fazla tarlasını eken adamdı, Allah rahmet eylesin. Herkesin tarlası bitiyor, harmanı bitiyor, çifti çubuğu bitiyor, bizimki bitmez, en son bizimki biter. Bütün aile çalışıyoruz. Geniş aile o zaman, 20-30 kişi çalış çabala, Ekim ayı geliyor, babam motora biniyor. Nereye gidiyorsun baba? Hükümete. Ne yapacaksın? Tohum alacağım. Peki, biz niye bu zahmeti çektik? Çalış çabala yine git tohum alıyoruz ki bir dahaki seneye ekim yapalım. Dolayısıyla o dönemlerde yaptığı işten bir şey öğrenemiyordu. Çünkü irat maliyeti karşılamıyor. Şimdi öyle değil, şimdi tarım işletmeleri var fabrika gibi büyük işletmeler var. Ama büyük işletmelerin yanında biz küçük çiftçilerimizi, bireysel hayvancılık yapan vatandaşlarımızı da yaşatacağız, onları da koruyacağız; uygulayacağımız yöntem bu.
Sebze, yem bitkileri, benzeri alanlarda yerli tohum üretimimiz henüz istediğimiz düzeyde değil. Bu alandaki açığı kapatmak için araştırma ve geliştirmeye önem vereceğiz.
Evet, vakit ilerledi anladığım kadarıyla yavaş yavaş toparlayalım.
Sonuç, buradan ne anladık bu kadar laftan sonra. Milli tarım stratejisinden amaç, topraklarımızı düzgün kullanmak. Uygun yerde uygun ürün yetiştirmek, emekleri zayi etmemek; birinci kazandığımız bu.
İkinci kazandığımız, yerli hayvan değerlerimizi, varlığımızı artıracak tedbirleri almak, böylece sürekli ithal etmekten kurtulmak.
Üçüncü şey; ektiğimizin, biçtiğimizin, yetiştirdiğimizin karşılığını görmek, değerini buldurmak. Onun için de ne yapacağız? Maliyetleri azaltacağız. Maliyetleri azaltmak için iki tane önemli kalem gübreyi ve mazotu ciddi anlamda destekleyeceğiz. Ve böylece tarımsal varlığımızı 2023’e kadar 140-150 milyar dolar seviyesine çıkaracağız, ihracatımızı da 2 katına çıkaracağız, böylece cari açık mevzusu da hallolacak, büyük oranda azaltmış olacağız. Yani Nihat Beye de çalışıyoruz bu arada, ihracat artınca Nihat Bey de, tabii önceki Ekonomi Bakanımız da memnun olacak, Mustafa Bey, Nihat Bey.
Milli Eğitim’i sabah konuştuk, onun sırası geçti. Kadın Aile’yi de konuştuk, halef-selef bakanlarımız da buradalar.
Her alanda herkese iş var. Bunları nasıl takip edeceğiz? Milletvekillerimiz, valimiz, belediye başkanlarımız, kaymakamlarımız bu işin takipçisi olacak. Tabii her şeyden önce Tarım Bakanlığımızın taşra teşkilatı, merkez teşkilatı bütün bu işlerin söylenenler oluyor mu-olmuyor mu, onların da takipçisi olacaklar, biz de tabii ki kendi usulümüzle, yöntemimizle bu işleri takip edeceğiz. Onun için burada söylediğimiz söz senettir.
Son cümle, kafa karışıklığı olmasın; bu söylediğim teşvikler ve tedbirler 2017 ürünleri için geçerlidir. Ne demek bu? 2017’de ekeceksiniz, 2018’de de hasadı alacaksınız. Teşvikler öyle yapılıyor biliyorsunuz; bu sene ödenenler geçen senenin ürünlerinin parası, seneye ödenecekler de, yapılacaklar da öbür sene ödenmiş olacak. Ama 2017 ürünü için geçerlidir, bunu da böylece ifade etmiş olalım.
Bir kez daha tarımda ve hayvancılıkta yaptığımız bu teşviklerin, bu projelerin çiftçilerimiz için, hayvancılıkla meşgul olan vatandaşlarımız için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum.
Allah’a emanet olun.