Basbakan Yildirim’in Karar Alma Mekanizmalarinda Kadin Sempozyumu Kapanis Oturumunda yaptigi konusma
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonumuzun düzenlediği bu programda olmaktan dolayı şahsım ve Hanımefendiyle beraber duyduğum mutluluğu ifade ediyor ve tekrar hoş geldiniz diyorum.
Kısa adı KEFEK olan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu 8. yılını tamamladı. Bu yıl dönümü vesilesiyle Karar Alma Mekanizmalarında Kadın Sempozyumunda bir anlamda bugüne kadar yapılan çalışmaları da taçlandırmış oluyor. Yani karar alma mekanizmalarında erkeğin rolü yok, zaten kadının rolü var. Biz erkekler hanımefendilerin fikirlerini, görüşlerini alır onun satışını yaparız.
KEFEK kurulduğu günden beri fırsat eşitliği konusunda önemli çalışmalar yapıyor. Topluma yol gösteriyor ve bilhassa son 15 yılda AK Parti Hükümetinin yaptığı icraatlarda bu komisyonumuzun ortaya koyduğu vizyon ve gayretin çok büyük katkısı var. Bu vesileyle başta Radiye Sezer Katırcıoğlu Hanımefendi olmak üzere bütün komisyon üyelerine teşekkür ediyorum.
Bu etkinlik vesilesiyle tabii kadının rolü konusunda hassasiyet gösteren kuruluşlara da ayrıca ödül verilecek.
Değerli konuklar, dünya krizler, savaşlar, açlık, yoksulluk, pek çok dram yaşıyor. Bu ağır krizlerin önemli bir kısmı da bölgemizde maalesef. Türkiye olarak bu krizlerin çözümü için her zeminde çok yönlü çalışmalarımızı yürütüyoruz. Hatırlayalım, Suriye’de, Irak’ta yaşanan kriz nedeniyle 3,5 milyona yakın ülkesinden, evinden-barkından kaçmak, canını kurtarmak zorunda kalan insanlara kucak açan ülke Türkiye’dir. Öyle ki, bu insanların Türkiye’de 300 bine yakın yeni bebek oldu, gözlerini Türkiye’de dünyaya açtı ve gelecekte hatırlayacakları ilk ülke Türkiye olacak. Bunlar arasında tabii kız bebeklerimiz var, erkek bebeklerimiz var, kadınlar var. Dolayısıyla Türkiye kültüründen, medeniyetinden, geleceğinden aldığı tecrübeyle bu insanlara kucak açıyor, onlarla ekmeğini paylaşıyor, sıcak yuvasını paylaşıyor.
Diğer yandan krizlerin çözümü noktasında Türkiye çok önemli sorumluluk alıyor, önemli inisiyatif alıyor. Dünyada ve bölgemizde bu yapılanların ne kadar hayati olduğu artık bugün biraz daha iyi anlaşılıyor. Yaşadığımız sıkıntılı dönemin çıkış yolu; huzurun, istikrarın adresi olarak Türkiye’nin savunduğu barışçı tez ve önerilerdir. En son Kuzey Irak’ta yaşananları gördük, Türkiye olarak zamanlıca uyarılarımızı yaptık. Ama buna rağmen maalesef bunlar dikkate alınmadı ve sonunda ne oldu? Mağdur olan oradaki insanlar oldu, bu işi yapanlar da bedelini ödedi. Biz dolayısıyla sadece ülkemizde değil ülkemizin etrafında, bölgemizde de meydana gelen olaylara kayıtsız kalmıyoruz, mazlum insanların yanında olmaya devam ediyoruz. Zengin tarihimizden aldığımız tecrübelerle barışın, adaletin temsilciliğini yapmaya, hür dünyanın vicdanı olmaya devam edeceğiz.
Kadınlarımızı bu barış ve adalet misyonumuzun öncüleri ve bayraktarı olarak görüyoruz. Çünkü bütün toplumlarda kadınlar yönetimleri adil, sağduyulu, barışçı olmaya sevk eden önemli bir güç teşkil ediyor. Bizim kadınlarımız tarih boyunca bu görevi başarıyla üstlenmiş, her alanda sevginin, merhametin, hakkın savunucusu olmuştur. Bugün dünyada yaşanan acıların sona ermesi için gayret gösterenlerin başında da yine kadınlarımız geliyor. Yaraları saran, yoksulların imdadına yetişen, yetimlerin başını okşayan, kimsesizlere kimse olan, kalbini açan hep kadınlarımız değil mi? Ben inanıyorum ki bir gün bölgemiz huzura kavuştuğunda Türk kadınının bu gayreti minnetle ve şükranla anılacak. Elbette kadınların toplumsal rolleri sadece mazlumlara kucak açmaktan ibaret değil. Ülkemizin 15 yıldır gerçekleştirildiği atılımlarda, başarılarda her alanda gerçekleştirdiğimiz reformlarda kadınlarımız çok önemli bir paya sahip. Türk kadını bugün Türkiye’nin ekonomisine, siyasetine, sosyal hayatına, akademik hayata, bütün kurumlara ağırlığını koymuş durumda. Az önce Başkan söyledi, finans dünyasında, bankacılıkta yarıdan fazlası kadınların elinde, para sizde, güç sizde. Ayrıca, üniversitelerde hocaların yüzde 54’ü kadın, ilim de sizde, irfan da sizde. 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanımızın milleti meydanlara davet ettiği o alçak darbe girişiminde meydanlara en önce inen kadınlarımız oldu. Her iki kişiden bir tanesi kadındı. Ve kadınlarımız o gece alçaklara geçit vermedi, yeri geldi arabaya bindi şoförlük yaptı, yeri geldi tankın üzerine çıktı, alçaklara geçit vermedi. İşte böylesine güçlü, yiğit kadınları olan bir milletin sırtı yere gelmez.
Değerli katılımcılar, kadınların karar alma mekanizması üzerine konuşuyoruz. Türk kadını tarih boyunca bu rolü bu topraklarda başarıyla üstlenmiş karar alma mekanizmalarında hep etkili olmuştur. 600 yıllık Osmanlı tarihine bakın, kadın sultanların saltanattaki ağırlığına bakın bunu göreceksiniz. Bildiğiniz gibi Bacıyan-ı Rum’un mirasının yaşatıldığı topraklardayız. Ahiliğin serpilip bütün dünyaya örnek olduğu bir coğrafyadayız. 13. yılda Fatma Bacı sivil toplum, ekonomi ve sosyal alanlarda kadınları teşkilatlandırdığında dünyanın böyle bir mefhumdan haberi bile yok. Kadın çalışmalı mı-çalışmamalı mı tartışmalarının yapılmasına daha yüzyıllar varken Anadolu’da kadın birlikleri kuruldu. İster evinde, ister tarlasında, ister fabrikada, ister çarşı pazarda Türk kadını asla çalışma hayatından da, üretimden de uzak kalmadı. Üstelik toplumsal hayatta da annelik, girişimcilik, öncülük rollerini üstlenirken, sanatı, ilmi, çalışma ahlakını da biçimlendiren bir görev ifa etti. İşte bugün biz doğum izinlerini düzenlerken, esnek çalışma saatlerini önerirken, iş yerlerine kreş desteği verirken, bu kadim kültürün izinde yürüyoruz.
Hatırlayın, geçtiğimiz yıllarda biz anayasada değişiklik yaptık, 10’uncu maddede yaptığımız değişiklik -Ahmet Bey iyi hatırlar- kadına pozitif ayrımcılık getirmek oldu. Yani kadına yapılacak ayrıcalıklı işler eşitlik ilkesine aykırı olarak telakki edilemez şeklinde bağlayıcı bir hüküm getirdik.
Kadına-erkeğe bakmadan emeğe, alın terine aynı derecede saygı gösteren bir milletin evlatlarıyız. Yükümüzü kadın-erkek beraber taşırız, istiklalimiz için de, istikbalimiz için de kadın-erkek yine beraber mücadele ediyoruz. Bu birlik ve beraberlikle, bu ortak enerjiyle 2023 hedeflerimiz, 2071 vizyonumuz yolunda emin yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu gelecek vizyonunda Türk kadını hem öncü olacak, hem de sonuçlandıran bir görev ifa edecek. Kadınların karar alma mekanizmalarında her geçen gün güçlenen konumu bizim bu hedeflerimizin ulaşılmasında şüphesiz çok büyük katkı sağlayacak. Kadınlarımız güçlendikçe ülkemiz güçlenecek, Türkiye’nin dinamizmi, hızlı ve dayanaklılığı daha da artacak.
Peki, bunu neye dayanarak söylüyoruz? Bunu söylüyoruz, çünkü gözüken köy kılavuz istemez, AK Parti 15 yıldır kadınlara güvenerek, onlardan güç alarak siyaset odağında yol aldı. AK Partinin 15 yıllık iktidarının en büyük mimarlarından biri kadınlardır. Karar mekanizmalarında aldığı roller sayesinde 15 yılın başarısında kadınlarımızın çok önemli katkısı vardır. Kadınlarımızın fikirlerinin, kabiliyetlerinin, emeklerinin, üretimlerinin bir ülke için varlığının ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz, siyasete yön verirken de asla bu gerçeği hiç unutmadık.
Hatırlayın, 2004 yılında ülkemizde kadın-erkek eşitliği, az önce de söylediğim gibi 2010 yılında da anayasal güvence sağlayan iktidar AK Parti iktidarı olmuştur.
Ülkemiz, SEDAV, Birleşmiş Milletler kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi ve İstanbul Sözleşmesine taraf olmuştur. Sadece sektördeki kadınlarımızın değil, evde emeğini geçimine katan kadınlarımıza da gerekli desteği verdik. Hatırlayın, el işleri, el sanatları, elde imal edilen bütün ürünleri KDV’den muaf tuttuk. 2010 yılında çıkarttığımız Başbakanlık genelgesiyle kadın istihdamının arttırılması, fırsat eşitliğinin sağlanması için gereken adımları attık. Kreşlerden sigorta prim indirimine, büyükanne maaşlarından doğum izinlerine varıncaya kadar her yasal düzenlemede kadınlarımızın omuzundaki yükü daha da azaltmaya, paylaşmaya gayret ettik.
Geleceğin karar alma mekanizmalarında kadınlarımızın sesi daha gür çıksın diye eğitim alanında çok büyük faaliyetlerimiz oldu. Hadi kızlar okula kampanyası ve yine kız çocuklarımızın okula gönderilmesi için şartlı eğitim desteği projeleri bunlardan sadece ikisi.
2002’de kız çocuklarımızın sadece yüzde 87’si 8 yıllık eğitim alırken, bugün bu oran yüzde 95’e çıkmıştır. 15 yıl önce yükseköğretimde kız çocukları yüzde 13 gibi bir azınlıkken, bugün yüzde 44 gibi bir çoğunluğa sahip olmuştur. 2005’te iş gücüne katılımda kadınların oranı yüzde 21’ken, bugün yüzde 35’e çıkmıştır. Görüyorsunuz iş hayatında her yerde artık kadınlarımız varlığı gittikçe artıyor, sesleri daha da işitilir hale geldi.
AK Partimizin Meclis’e girdiği yıl olan ilk yıl kadın vekil sayımız 24’tü. Bugün ne kadar? 81. Kaç kat artış? 3 kattan fazla artış sağlamışız. Yeter mi? Yetmez, hedef daha fazla yarı yarıya. Nüfusumuz yüzde 50 kadın, yüzde 50 erkekse madem her şey eşit olması lazım değil mi? Biz varız. Ama bu bir lütuf değil, bu bir hak bu kadınlarımıza fırsat vermeyle ilgili bir şeydir. Fırsat verildiğinde eminim ki kadınlarımız layıkıyla her konuda başarılı olacaktır. Zaten bakıyoruz sınavlarda birinci olanlara hep kız öğrenciler. İlk 5 taneyi çağırıyoruz kızlar geliyor, ondan sonra erkeklere sıra geliyor. Tabi ki bunlar dikkate alınması gereken hususlar.
Bugün Bakanlar Kurulunda iki kadın üyemiz var ve başarılı çalışmalarıyla toplumda göz dolduruyor. Üniversitelerde öğretim elemanları aynı şekilde az önce söyledim yarıdan fazlası kadınlarımızdan oluyor. Rektör, yönetici yüzde 9’u kadınlardan oluşuyor. Bu rakamlar daha da arttırılabilir, ama az önce de söyledim yeterli değil, daha da arttırılması lazım. Eğitimde, sağlıkta, iş hayatında kadın istihdamı arttıkça hem kalkınma yolunda hem de refah yolunda çok daha hızlı yol alacağız buna yürekten inanıyorum.
Değerli misafirler, kendi kendinin patronu olan kadın ekonominin de ana direği olacaktır. Ülke ekonomisinin temel direklerinden biri olarak gördüğümüz KOBİ’lerde de gittikçe kadınlarımızın artan bir ağırlığını hissediyoruz. Buna destek olmak için yasal düzenlemeler de yaptık ve bunların meyvesini de almaya başladık. Mesela, KOSGEB’in yeni girişimci desteğini almak için uygulamalı girişimcilik eğitimleri var. Bu eğitimlere katılanlara baktığımızda yüzde 46’sı kadınlardan oluşuyor. Görüyorsunuz kadınlarımızın girişim ruhu, girişimci ruhu gün geçtikçe artıyor.
2012 yılından bu yana eğitim alarak girişimciliğe adım atan kadınlarımızın oranı her yıl yüzde 20 artıyor, bunlar cesaret verici gelişmeler. Yine KOSGEB’in desteklediği 44 bin işletmenin 18 bini sahibi kadınlardan oluşuyor. 44 bin iş yerinin 18 bini kadınların. Kadınlar sadece bir yerde çalışmıyor, işinin de patronu, evin de patronu biz o zaman vah halimize. Ben hep söylüyordum Bakan olduğum zaman söylediğim bir laf var o bugün de geçerli. Bakan olabilirsin, ama Bakan’a da bir bakan var, Bakan’ın da bakanı var, Başbakanın da başbakanı var.
Tecrübeyle sabittir ki, bir yerde kadın patronsa iş daha düzenli, tertipli, ahenkli ve sorunsuz olur, çünkü erkeklerin nutku tutuluyor, itiraz edemiyorlar. Patron erkek olunca kavga mis gibi. Bunun için en güzel örneği işte bugünkü sempozyum. Zamanında başlayan, verimli ilerleyen, aksamayan ve sonuç alınan çalışmalar için gözünüz kapalı kadınlara güvenin, arkasına takılın. İnşallah kadınlarımız karar alma mekanizmalarında daha çok yer alacak, daha çok yer aldıkça ülkemizin hedeflerine daha kararlı bir şekilde yürüyeceğiz. Ve küresel, bölgesel barış da daha kolay sağlanacak. Anne şefkatiyle sorunlara yaklaşırsanız orada çözüm vardır. Onun için kadınlarımızın sosyal hayatta, iş hayatında, siyasette, eğitimde, kültür hayatımızda, her yerde daha fazla söz sahibi olmasını canı gönülden destekliyoruz.
Sözlerime burada son verirken, sempozyumun düzenlenmesinde emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Başta KEFEK Bakanı Sayın Rabia Sezer Katırcıoğlu olmak üzere bütün komisyon üyelerini, emeğe geçen herkesi tebrik ediyorum. Katılımcılara bu konuya verdikleri önemden dolayı ve katkılarından, ufuk açıcı fikirlerinden dolayı şükranlarımı sunuyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, sağ olun var olun, Allah’a emanet olun.