Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in KKTC ziyareti öncesi Esenboga Havalimani‘nda yaptigi konusmanin tam metni

 

Önce ilk yurt dışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne, daha sonra Azerbaycan’a yapıyor. Bu güzel geleneği biz de sürdürüyoruz. 

İlk yurt dışı resmi ziyaretimiz, bu ziyarette bizimle beraber Başbakan Yardımcım Sayın Tuğrul Türkeş, Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal ve Orman Su İşleri Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu da birlikte olacak. 

Kıbrıs ziyaretimiz esnasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı, Meclis Başkanı Sayın Sibel Siber ve Sayın Başbakan Hüseyin Özgürgün ile resmi görüşmelerimiz olacak, ikili ve bölgesel konuları ele alma fırsatımız olacak. 

Kıbrıs’la Türkiye arasında esasen her alanda ilişkilerde herhangi bir sorunumuz yok. Bizim Kıbrıs’a bakışımız çok açık ve net. Özellikle Kıbrıs’ın ihtiyaçları bakımından, Kıbrıslı kardeşlerimizin refahı, geleceği bakımından Türkiye’de ne varsa Kıbrıs’ta da o olacak prensibine göre hareket ediyoruz ve bu konuda da hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyoruz. 

Bildiğiniz gibi Kıbrıs’ta uzun yıllardan beri devam eden bir sorun var, bu soruna kalıcı bir çözüm bulunması gerekiyor. Bununla ilgili hikâye uzun, anlatacak değilim. Türkiye tarafı olarak çözümü her zaman önemsedik garantör bir devlet olarak ve bu konuda yapılması gereken her türlü yapıcı adımı bugüne kadar attık. Ne yazık ki geçmişte verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı ve çözüm noktasında da istenen mesafe kat edilmedi. Şu anda devam eden müzakereler var. Müzakerelerin esası ne? İki toplumlu bir devlet. İki toplumlu bir devlet kurduğunuz zaman burada sorulması gereken soru ne? İki toplum eşit olarak temsil ediliyor mu, adil bir paylaşım var mı? Her iki toplumun da hak ve hukuku, güvenliği teminat altına alındı mı? Bu esas üzerinden yapılan görüşmeleri Türkiye olarak sonuna kadar destekleyeceğiz, arkasında olacağız. Ancak şunu da herkes bilmelidir ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan kardeşlerimize karşı yapılabilecek en ufak bir yanlış Türkiye’ye yapılmış demektir; bunun da bir not olarak bir yere kaydedilmesinde yarar var. 

Evet değerli arkadaşlar, benim söyleyeceklerim bu kadar. Ayrıca bu ziyarette İstanbul Milletvekilimiz Yıldız Seferinoğlu Dostluk Grubu Başkanı olarak ve Hatay Milletvekilimiz Fevzi Şanverdi de bizimle beraber olacak.

SORU- Efendim, yarın Alman Parlamentosunda 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen tasarının oylaması yapılacak. Eğer o tasarı olumlu bir şekilde oylanırsa Türkiye’nin Almanya ile olan ilişkileri nasıl etkilenir ki siz zaten birkaç gün önce Almanya Başbakanıyla da bir görüşme gerçekleştirdiniz. Orada yaşayan 3 milyona yakın Türk vatandaşı var, onların durumu nasıl etkilenir. Bir de, Avrupa’nın bir endişesi olduğu belirtiliyor Türkiye’nin bu kabul edilirse mülteci anlaşmasında geri adım atacağına dair, ne dersiniz? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kere bu oylama çok saçma bir oylama. Olmayan, aslı astarı olmayan, 1915’de Birinci Dünya Savaşı şartlarında yaşanmış her toplumda, her ülkede yaşanabilen sıradan olaylardan biri. Burada Türkiye’ye bir fatura çıkarmaya kalkanlar iyi niyetli değil, bunu biliyoruz. Ve biz bu konuda da çok açık ve seçik bütün dünyaya diyoruz ki; bizim gizli saklımız yok, her şey incelensin. Bütün ülkelerin geçmişi, tarihi incelensin, kimin ne taksiratı varsa ortaya çıksın, ama bunu tarihçiler yapsın. Bunu siyasetin bir aracı haline getirirsek, iç siyasetteki hesaplara alet edersek bu yanlış olur. O yüzden tabii ki Almanya’yla aramızdaki ilişkiler zedelenecektir, ona şüphe yok. Biz zedelenmesin istiyoruz. Bu amaçla da Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Merkel’i aradı, bu konudaki rahatsızlığımızı, endişelerimizi kendisine doğrudan aktardı. Sayın Merkel, Başbakanlığa seçilmem dolayısıyla bana bir telefon açtı, bu vesileyle ben de bu konudaki hassasiyetimizi bütün detaylarıyla aktardım. Almanya’da yaşayan 3,5 milyon Türk, Almanya ile Türkiye arasındaki bağlarımızı güçlendiren bizim en büyük kaynağımızdır, gücümüzdür. Ümit ederim ki Almanya Parlamentosu, karar vericiler 3,5 milyon seçmenlerinin sesine kulaklarını tıkamazlar. O yüzden böyle bir kararın çıkmasını arzu etmiyoruz. Sağduyu hakim gelir inşallah böyle bir rahatsız edici karar çıkmaz. Çıkarsa ne olur? Çıkarsa hiçbir şey olmaz. Başka ülkelerde de buna benzer kararlar geçmişte çıktı, bizim için boş bir şeydir, hükümsüz bir iştir. Ama yine de çıksın istemiyoruz, çünkü Almanya’yla, Avrupa Birliği’yle bizim ilişkilerimiz çok iyi düzeyde, özellikle son zamanlarda vize muafiyeti, geri kabul anlaşması, yasa dışı göçün önlenmesi konularında ciddi mesafeler aldık. Türkiye şantaj yapan, tehdit yapan, karşı planlar geliştiren bir ülke değil. Türkiye, aklında ne varsa onu söyler, iki gündemli bir ülke değil. Onun için biz yaptığımız anlaşmalara sonuna kadar bağlıyız, yeter ki Avrupa Birliği de verdiği sözlerde aynı şekilde dursun. 

Bu karar çıkarsa biz de anlaşmaları yok sayarız, şöyle yaparız, böyle yaparız; burası kabile devleti değil. Türkiye Cumhuriyeti, köklü geleneği olan, köklü devlet geleneği olan bir ülkedir.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.