Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezinin açilisinda yaptigi konusma metni

 

Teknoparkın değerli yöneticileri, milletvekili arkadaşlarım, bakan arkadaşlarım, belediye başkanları, değerli akademisyenler; memleket için hayırlı bir iş daha yapmış olmanın gururunu, mutluluğunu yaşıyoruz.

Hepiniz bildiğiniz gibi 15 Temmuz gecesi Türkiye büyük bir felaketle karşı karşıya geldi. Bölücü FETÖ terör örgütü darbe girişimi karşısında dimdik ayakta duran, demokrasimize sahip çıkan aziz milletimize bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. O karanlık gecede, o uzun gecede aslında milletimle beraber bütün kurumlar, valilerimiz, kaymakamlarımız, yazılı-görsel medyamız, sivil toplum kuruluşlarımız ve partilerimiz herkes bir oldu, beraber oldu. Ayrılık-gayrılık kalmadı, çünkü tehlike büyüktü, tehlike Türkiye’nin geleceğiydi, Türkiye’nin demokrasisiydi. Marmaris’ten “inin meydanlara” sesi Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız tarafından gelince vatandaş işe sahip çıktı, Hükümet olarak biz de kararlılığımızı ve bu darbe karşısında asla ve asla geri adım atmayacağız, ucunda ölüm bile olsa biz bu işten vazgeçmeyeceğiz dedik. Allah’a şükür milletimizle kenetlendik ve bu belayı defettik.

Şehitlerimiz var, 240 vatan evladını bu uğurda şehit verdik. Gerek FETÖ kalkışmasında, gerekse bölücü terör örgütüyle operasyonlarda mücadele ederken hayatını kaybeden bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Gazilerimize şifalar, hayırlı ömürler diliyoruz.

Değerli konuklar; tabii hayat devam ediyor. Türkiye, dünya demokrasi tarihinde hiçbir ulusa nasip olmayacak bir darbe girişimini, silahlı darbe girişimini silahsız güçle darbecilere darbeyi vuran bir ülkenin adıdır. Darbe yapmaya geldiler, darbeyi yediler, gerisin geri gittiler. Şimdi içeride hesabını veriyorlar. Yağma yok, bu ülkenin kazanımlarını ülkenin kurumlarına, kılcal damarlarına sızıp binbir türlü entrikalarla, kapalı oyunlarla iradeyi ele geçirmeye bu millet müsaade etmedi-etmeyecek.

Darbe oldu, olağanüstü hal ilan ettik, ama ilk günden dedik ki; biz olağanüstü hali kendimize ilan ediyoruz, vatandaşa değil. Çünkü bu darbe girişimini başlatanlardan hesap sormamız lazım. En ağır şekilde hukukun, adaletin emrettiği her türlü hesabı sormamız lazım. Bu darbenin sebeplerini ortadan kaldıracak yapısal reformları, düzenlemeleri yapmamız lazım. Ve bu darbe girişimini başlatan terör örgütünün bütün bağlantılarını, bütün ilişkilerini ortaya çıkarmak, bunlarla, devletle milletle ilişkilerini kesmek; bunun için olağanüstü hali ilan ettik. Ama iş alemimize dedik ki; durmak yok, yola devam, bir gün bile durmayacaksınız. İşte bunun en güzel örneği burada, Yüksek Teknoloji Mükemmeliyet Merkezi. Tabii her şeyi üretebilirsiniz. Herkesin ürettiğini üretirseniz, katma değer oluşturamazsınız. Fark oluşturmanız lazım. Farkı nasıl oluşturacağız? Bilgiye sahip olacağız, bilgiyi üreteceğiz. Bilgiyi katma değere dönüştüreceğiz, işte burada bu yapılacak. Akıl terini alın terine katacağız ve böylece Türkiye’yi medeniyet yolculuğunda, 2023 hedeflerinde dünyanın parmakla gösterilen ülkeleri arasına sokacağız. Bunu yapar mıyız? Yaparız. Bunun için imkânımız var mı? Var. Özel sektörümüz çok kuvvetli. Türkiye’nin en büyük mukayeseli üstünlüğü; genç nüfusu ve müteşebbis girişimci özel sektörüdür. Petrolümüz yok, ama genç nüfusumuz var, dünyayı fellik fellik dolaşan özel sektörümüz var, üretim firmalarımız var ve gün geçtikçe kendilerini kuvvetlendiren üniversitelerimiz var, müthiş üniversitelerimiz var. İşte burada hep yıllarca biz talebeyken efendim sanayi-üniversite işbirliği önemlidir filan anlatılıyor, ama lafta. İşte burada icraat var. Üniversite burada, sanayi burada, onları biraraya getiren teknopark da burada. Buranın kuruluşunu hatırlıyorum, bizzat çabalarımı hatırlıyorum. İstanbul Ticaret Odası az mı gelip-gitti bize; burayı kuralım edelim, kim olsun ortakları, birini razı ediyoruz-biri cayıyor, sonunda kuruldu. Fena mı oldu? İşte bakın ne kadar güzel bir tesis oldu. Şimdi bunun bir kat daha büyüyecek. Diyelim 60 dönüm olacak, 150 dönüme çıkacak. Burada teknoloji üretilecek. Üretilen teknoloji ülkemize daha çok katma değer sağlayacak.

Şimdi yapmamız gereken şey; sattığımız her 1 kilo malın birim değerini artırmak. Şimdi 2 doların altındayız. Gelişmiş ülkeler 10 dolara tırmanmış. 1 kilo mal satıyor 10 dolar para alıyor. Biz de 1 kilo mal satıyoruz, 1 dolar 80 sent para alıyoruz. Bu sefer ne oluyor? Bizim teknolojiyi yakalamadığımız için katma değer istediğimiz kadar büyüyemiyor, refah gecikiyor. Bunun için akla yatırım yapacağız, araştırma-geliştirmeye yatırım yapacağız.

Peki, bunu yapıyor muyuz? Rakamlara bir bakalım. 2002 sonu, AK Parti iktidara gelmeden önce ar-ge’ye ayrılan pay yüzde yarım. Milli gelirin yüzde yarımı. Şimdi yüzde 1’in üzerine çıkmışız, yeter mi? Yetmez. Hedef 2,5-3 2023’e kadar. O zaman araştırma-geliştirme tamamen devletin işiydi. Özel sektör bu işe; ya böyle lüzumsuz işlere para harcanmaz diyordu. Akla para verme işi eskiden yoktu. Parayla akıl mı satın alınır diyordu, fuzuli masraf olarak görülüyordu. Benim tanıdığım armatörler vardı Kumcular, gemi yaptıracak, proje için vereceği 3 kuruş proje parasından kaçınıyor, başkasının projesini araklayıp oradan iş yapmaya çalışıyor. Yaptı, bizim yanında çalışan ressama para vermiş bir proje, bugün istiyor, yarın o da kesiyor biçiyor, bir tane proje götürüyor, 3-5 kuruş veriyor başlıyor gemiyi yapmaya. Gemi ortaya çıkıyor, sonra klas kuruluşu gelip dolaşınca bakıyor ki geminin makine dairesi unutulmuş, proje acele olduğu için. Tabii saçını başını yoluyor, bizim ressam Nezihi hemen yakalıyor, ne yaptın lan diyor bize, proje verdin, bak yaptığını beğeniyor musun? Ne oldu patron diyor. Ya daha ne olacak, makine dairesi yapmayı unutmuşsun projede diyor. Bizimki pişkin; patron diyor, ne kızıyorsun? Düşünsene adamlar fark etmeseydi daha çok yük taşıyacaktın. Bugünlerden nerelere geldik.

Şimdi en büyük iş akıl, önce akla yatırım yapacağız. Akla yapılan yatırım ülkeye çok daha büyük katma değer olarak dönmeye devam edecek. Elhamdülillah bakıyoruz, ar-ge harcamalarında sektör yüzde 50’ye erişmiş, efendim yüzde 40 üniversitelerden, sadece yüzde 10 devlette kalmış; bu da bizim istediğimiz, doğru yolda gidiyoruz. Sanayi daha çok olacak, üniversiteler daha çok olacak, kamu kuruluşları daha az olacak. Halef-selefler, Fikri Bey zamanında bu işlere epeyi hız verildi, buraların gelişmesi için, teşekkür ediyoruz. Şimdi de Faruk Bey bayrağı devraldı, inşallah daha güzel yapacağız. 2008’de ar-ge’ye verdiğimiz para yaklaşık 2 milyar para. 2015’e geldiğimizde 6 milyarı geçmişiz, 2,5 kat artış var. Sadece 2015 yılında ar-ge harcamaları 2 milyar TL’ye yaklaşmış, yıldan yıla artık ar-ge’ye ayrılan kaynakları artırıyoruz. İşte şimdi vakıf üniversitelerine de ar-ge faaliyetlerini destekleyecek düzenlemeleri de yapıyoruz, bunlar da hayata geçecek. Kalkınma Bakanlığımız çalışıyor talepleri karşılamak için, burada da karınca kararınca katkıları var, daha da destekler devam edecek.

Benim bir sözüm var; bilişimde hız bereket, trafikte hız felakettir diye. Şimdi onu biraz değiştiriyorum günün anlamına uygun olarak; trafikte hız felaket, üretimde berekettir. Onun için daha hızlı çalışacağız, daha çok üreteceğiz. Ürettiklerimizi satacağız, refahımızı yükselteceğiz. İş-aş imkanları oluşturuyoruz vatandaşlarımıza.

Diğer bir söz; dışarı satarken azimli, alırken nazlı olacağız, tamam mı? Satarken azimli, alırken nazlı, dolayısıyla cari açığımızı da azaltacağız. Satmaya odaklanacağız, daha çok üretim daha çok satacağız. Dolayısıyla cari açığımızı da azaltmış olacağız, daha çok insana iş bulacağız. Bu şekilde 2002 yılında sadece iki tane teknoparkımız vardı, şimdi 64 tane teknoparkımız var. 166 organize sanayi projesinin 101 tanesi AK Parti iktidarları döneminde tamamlandı. Şu an 290 tane OSB’de 1 milyon 600 bin vatandaşımız çalışıyor, iş-aş sağlanmış durumda. 2023’e kadar 65 tane daha OSB yapılacak, 1 milyon üzerinde yeni istihdam sağlanacak. Geçen günlerde istihdama katılım açıklandı, yüzde 52,5 seviyelerine çıktı, gayet güzel bir şey. Şu anda 266 ar-ge merkezinde 27.586 kişi doğrudan çalışıyor. Bu merkezlerde 5149 ar-ge projesi kapsamında 1124 tane yeni patent alındı. 2015 yılında Türkiye 100 binin üzerinde marka başvurusuyla Avrupa’nın en fazla marka başvurusu yapan ülke haline geldi. Eskiden marka ne, patent ne kardeşim, ver siparişi ne istiyorsan yapayım. Patron başkası, taşeron biz. Ama şimdi işler değişti, birinci köprüyü İngilizler yaptı biz taşeronluk yaptık. İkinciyi Japonlar yaptı, biz taşeronluk yaptık. Üçüncü köprüyü Türkler yapıyor, Koreliler taşeron. Osman Gazi’yi Türkler yapıyor, Japonlar taşeron. Bu, Türkiye’nin değişimini gösteriyor, Türkiye ben de varım diyor, artık arkadan gitme yok, yan yana gideceğiz diyor. Bu özgüvenle olur, bu ülkesine inanmakla olur, bu ülkesinin geleceğini görmekle olur.

Bu millet geleceği gördü. Ne zaman gördü? 15 Temmuz gecesi gördü. Gerçeği de gördü, geleceği de gördü. Cumhurbaşkanımız 2014’ün başından beri bas-bas bağırıyor; bu bir terör örgütüdür, bunlar Türkiye’nin geleceğine, bekasına, güvenliğine kastetmişler, bunlar polisi ele geçirmiş, askeri ele geçirmiş, yargıyı ele geçirmiş, ticarete sızmış,  kılcal damarlarına kadar bütün kurumlarda. Artık öyle bir hale gelmiş ki aleni olarak; ülkenin sahibi de benim, kurumların sahibi de benim demeye başlamış, kafa tutmaya başlamış. Ve sonunda belasını buldu. 15 Temmuz gecesi her şey ayan beyan ortaya çıktı. Bir musibet yaşadık, bu hayra vesile oldu. Türkiye şimdi virüslerinden temizleniyor ve inşallah her alanda kaybettiğimiz zamanı en hızlı şekilde telafi ederek yolumuza devam edeceğiz.

Konuşacak çok şey var, ama zamanımız kısa, işimiz çok. Hepimizin işi çok, sadece bizim değil. Siz üretmeye devam edin. Siz Türkiye için iş-aş sağlamaya devam edin, her zaman yanınızdayız. Turkuaz halıları önünüzde aça aça yolumuza devam edeceğiz, bu kadar açık söylüyoruz. Yolları bunun için yaptık, köprüleri bunun için yaptık, yeni tren yollarını bunun için yapıyoruz; ülkemizin rekabet gücünü artırmak, ülkemizi geleceğe hazırlamak. Dün işte Osman Gazi Köprüsünden geliyor bizim çocuklar, baba Manisa’dan bu tarafa yol böyle adım-adım-adım trafik. İznik’e geldik, Osman Gazi tarafına girdik, 15 dakikada eve geldik diyor. Böyle oldu işte. Şimdi 1 sene, 1,5 sene sonra İzmir’den çıkacaksınız, İzmir-Bornova’dan çıkacaksınız, 2 saat 50 dakikada buradasınız. Var mı böyle bir şey? Var, yaparsan olur. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Eserler ortada. Cumhurbaşkanımız bu işin başını çekti, bizlere yön verdi, istikamet verdi, vermeye devam ediyor, biz de gereğini yapıyoruz. 26 Temmuz’da Boğazın yeni gerdanlığı takılmış olacak, 26 Ağustos, artık Temmuz’a takıldık kaldık. Artık o iş geride kaldı, hayat devam ediyor, işimize bakalım. 26 Ağustos büyük gün; hem büyük zafer, hem de büyük bir eserin Türkiye’ye kazandırmış olmanın mutluluğunu birlikte yaşayacağız. Yavuz Sultan Selim Köprüsünü ve 217 kilometre otoyol; 4 gidiş-4 geliş. 27 Ağustos’tan itibaren daha ikinci köprüde kamyon göremeyeceksiniz. Tren yolu da var, o daha sonra devreye girecek. Şimdiden köprüyü yaparken koyduk yerini, o da yapılınca trenle de Ankara’dan köprüden geçip Edirne, Avrupa, istersen Azerbaycan, Çin’e kadar git, sana kalmış eğer vaktin varsa.

Değerli misafirler; bu üniversite-sanayi işbirliğiyle açılan bu tesisin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Burada yapılacak her türlü çalışma, her türlü yenilik ülkemizin kalkınması, gelişmesi, Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyetler hedefinin gerçekleşmesi için ciddi adımlar olacak. Bu ve buna benzer konularda desteğimiz devam edecek. Artık teknolojiye yatırım, daha fazla teknolojiye yatırım. Bunu da biz yapmayacağız, sizler yapacaksınız. Biz size destek vereceğiz. Biz anlamayız, memurun zaman problemi yok, sizin zaman probleminiz var. Ben şimdi arkadaşlara projeleri konuşurken arkadaşlar vaktimiz yok, acele edelim, hızlı çalışalım. Bizim arkadaş diyor ki; efendim, ne acele ediyoruz, vaktimiz var. Onlar vaktimiz var derken, 65 yaşını düşünüyor, emeklilik zamanı. Ama ben bir dahaki seçimi düşünüyorum, arada böyle bir fark var. Onun için vakit yok, zamana karşı yarışıyoruz. Kaybedilen zamanı telafi etmek gibi bir görevimiz var. Türkiye istikrarsız dönemde kaybetmiş. 70 kayıp, 80 telafi, 90 kayıp, 2000’ler telafi; hep böyle mi gideceğiz kardeşim? Kazanalım, geri sarıp tekrar kaybettiklerimizi bularak sevinmeyelim. Bir adım ötesine, bunu yapmaya mecburuz. Bunun yolu da ayrılıklarımızı, gayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp Türkiye’nin geleceği için, Türk milletinin selameti için birlikte hareket edeceğiz. Kavga etmeye lüzum yok. Ortak yapacaklarımız daha fazla, ayrılıklarımız daha az, neyimizi paylaşamıyoruz. Bu memleket hepimize yeter.

15 Temmuz sonrası gerçekleşen Yenikapı ruhunu devam ettirmek en önemli işlerimizden biri. Bu darbe goygoycuları darbe muvaffak olmadı, hemen başladılar şimdi bunlar birbirlerine girecekler diye. Avucunuzu yalarsınız, bu millet büyük millet. Bu millet sizin gazınıza gelmez. Bu topraklarda kader birliği yaptık; Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla, her türlü etnik, her türlü meşrep, mezhep bizim tarihimizde var, geleneğimizde var, ama bunların üzerinde millet olma şuuru hiçbir zaman kaybolmamıştır. Bugün bölücü terör örgütü, FETÖ gitti bötö geldi, bunlar vardiyeli çalışıyor. 15 Temmuz’da bunlar vardiyeden düştü FETÖ, bötö’ye verdi, bölücü terör örgütüne. Hangisi gelirse gelsin, bu büyük millet karşısında vız gelir tırıs gider. Bunları da aşacağız, hepsini aşacağız. Medeniyet yolculuğumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Daha çok üreteceğiz, daha çok akıl terine yatırım yapacağız. Sorunlarımızı torunlarımıza bırakmayacağız, onlara daha güzel bir dünya bırakacağız. Bu bizim sorumluluğumuz, görevimiz. Bu görevi yapmazsak, gelecek kuşaklar da bize hesap sorar, tarih de bize hesap sorar; bunu da elbirliğiyle yapacağız. İki tane 1’i alt alta toplarsanız eder 2, yan yana koyarsanız eder 11. Çarpan etkisi büyük, onun için beraber, omuz omuza, yan yana. Anlaştık değil mi Sayın Sabancı?

Hepinize çok teşekkür ediyorum. Bu hayırlı hizmetin memleketimize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hazır mıyız arkadaşlar? Evet, bu Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi ülkemize, milletimize, Sabancı Grubuna, Sabancı Üniversitesi’ne hayırlı uğurlu olsun diyoruz, açılışı yapıyoruz.

Ya Allah Bismillah.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.