Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Malta Basbakani Muscat ile basin toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni

 

MALTA BAŞBAKANI JOSEPH MUSCAT- Süreci kolaylaştırıcı bir rol ortaya koyabilir anahtar ülkelerden bir tanesi Libya konusunda da Türkiye. 

İkili ilişkilerimizi ele aldık. İktisadi anlamında Türkiye’nin önemli iki yatırımı söz konusu olacak Malta’da, bunları ele aldık, Avrupa Birliği-Türkiye perspektifini ele aldık. 

Çok teşekkürler Sayın Başbakan. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Merhaba. Yani bu “merhaba” her yerde geçiyor, bizde de geçiyor, sizde de kullanılıyor, çok sıcak bir kelime. Dostluğu, kardeşliği ifade ediyor. 

Öncelikle şahsıma ve heyetime gösterdiğiniz yakın ilgi ve misafirseverlik için teşekkür ediyorum Sayın Başbakan. 

Dost Malta’ya Başbakan düzeyinde ilk ziyareti gerçekleştirmiş olmanın da hazzını yaşıyorum. Aynı zamanda bu yıl diplomatik ilişkilerimizin 50. yıldönümü. Şüphesiz Akdeniz’deki ilişkilerimiz bununla sınırlı değil. Asırlar öncesine dayanan köklü bir ilişki. 

Memnuniyetle Malta’nın Türkiye’de büyükelçilik açma kararını öğrenmiş bulunuyoruz, yakın zamanda inşallah büyükelçi de görevine başlamış olur. 

Sayın Başbakan Muscat’la önemli ikili konuları ele aldık. Karşılıklı ticaretin geliştirilmesi, yatırımların daha da artırılması konularını detaylı bir şekilde görüşme fırsatımız oldu. Tabii Malta’da iki tane liman işletmecimizin burada başarıyla görev yapıyor olmasını öğrenmek, duymak da bizi mutlu etti. Doğrusu işbirliği alanımız sadece denizcilikle sınırlı değil, başkaca birçok alanda işbirliği imkanları mevcut. Bugün iki anlaşma imzaladık; bir sağlık alanında işbirliği, ikincisi de aile ve sosyal politikalar konusunda işbirliğini öngörüyor. 

Bilindiği gibi Malta Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını Ocak ayından itibaren devraldı, 6 ay boyunca bu görevini sürdürecek. Malta, daima Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği konusunda destekleyen, şartsız koşulsuz destek veren bir ülke, bunu takdir ediyoruz. Ve Malta’nın Dönem Başkanlığı içerisinde de Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin daha da geliştirilmesi, yeni fasılların açılması ve güncellenmesine karar verilen Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği Anlaşmasının çalışmalarına başlanmasını ümit ediyoruz. Bu konuda gereken desteği Sayın Başbakanın vereceğinden eminiz. 

15 Temmuz’da ülkemizde vuku bulan darbe girişimi karşısında Malta’nın demokrasiden yana, Hükümetimizden yana açık ve net bir tavır göstermesi ve Türkiye’ye, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine açık destek vermesini takdirle karşılıyoruz. 

Ayrıca, Sayın Başbakanla bölgesel konuları da ele aldık; mülteci sorunu Suriye kaynaklı başta olmak üzere, Suriye’de barışın tesis edilmesi, siyasi çözümün bulunması, Libya’da benzer şekilde sorunların üstesinden gelinerek istikrarın sağlanması gibi konuları ele aldık, bu konuda müşterek olarak neler yapabileceğimizi de etraflıca görüştük, değerlendirdik. 

Tabii Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki mültecilerin durumuyla ilgili Avrupa-Türkiye arasındaki vize serbestliği konuları ve geçmişte karşılıklı mutabık kalınan konularla ilgili bugün yaşanan sorunları da değerlendirdik ve bu konularda Avrupa Birliği’nin daha hızlı adım atması, yeni bir bakış açısı getirmesinin gerekli olduğunu ifade ettik. 

Malta, geleneksel bir denizci ülkedir, dünyanın üçüncü büyük gemi sicili bakımından filo bakımından ülkesidir. Dolayısıyla denizcilik alanındaki mevcut işbirliğimizi daha da ileriye taşıma imkanı olduğunu bir kez daha gördük ve teyit ettik. 

Ayrıca, gelecek dönemde eğitim alanında, özellikle yabancı dil eğitimi konusunda Malta’yla çok daha yakın çalışma imkanı olacağını düşünüyoruz, bu konuları da etraflıca konuşup değerlendirdik. 

Özellikle Libya da, Suriye’de olduğu gibi Malta için, Türkiye için önemli bir ülke. Libya’da istikrarın sağlanması ve grupların biraraya gelip bir irade ortaya çıkması hem göçmen sorununun çözümü, hem de terörle mücadele açısından hayati öneme sahip. Bu konuda Malta’nın gayretleri var, Türkiye’nin gayretleri var, diğer ülkelerin gayretleri var. Bu gayretlerin bir sonuca odaklanması tabiatıyla önem arz ediyor. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Seçim zamanı ülkelerde popülizm yaygın bir uygulamadır. Bizim beklentimiz ve düşüncemiz, seçim atmosferinin ötesinde Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde değerlendirilmesi ve buna göre kararların verilmesidir. 

SORU- Efendim, Milliyet Gazetesinden Kıvanç Er. İki başbakana da sorum olacak. Öncelikle Kıbrıs’ta müzakerelerde kriz yaşandı geçtiğimiz gün, bu konuda Türkiye’nin tutumu, bu konuya yaklaşımı nasıl olacak, aynı tutum devam edecek mi? 

Bir de, AB sürecinde Malta’nın desteğini biliyoruz, siz de ifade ettiniz, Sayın Başbakan da ifade etti. Türkiye’nin vize serbestisi konusunda beklentisi var. Bu konuda Malta’nın girişimleri ne düzeyde olacak ve Türkiye bu süreçte daha önce bunun güncelleneceğini, vize serbesti anlaşmasının da yeniden ele alınacağını söylemiştiniz, bu konuda nasıl bir süreç yaşayacağız? 

Bir de son olarak; iki anlaşmadan bahsettiniz iki ülke arasında, bunların içeriğine dair biraz bilgi verebilir misiniz? 

Teşekkürler. 

MALTA BAŞBAKANI JOSEPH MUSCAT- Bunlar kolay konular değil, komplike konular. Şimdi bizim Dönem Başkanlığımız içerisinde bizim hedefimiz bir ilerleme sağlamak ve bu ilerlemenin de Türkiye’yi Avrupa Birliği sürecinde kendi dönemimizde ilerleme sağlamak ve buradan sonuçlar ortaya çıkarabilmek ve vize serbestisi konusunu ele almak, aynı zamanda her iki taraf tarafından da ortaya konulan taahhütler çerçevesinde mülteciler konusunda da ele alınmış bir unsur. 

Benim düşüncem şu ki, bu önemli konuların yanında önemli bir unsur da, konu da; Gümrük Birliği’yle ilgili süreç. Burada adımlar atılabilir, ilerleme sağlanabilir, bunu umuyorum bizim sürecimizde. Bu süreç önü tıkanmadan devam etmeli. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kıbrıs’la ilgili bir süreden beri iki taraf arasında görüşmeler Birleşmiş Milletler koordinasyonunda devam ediyor. Evvelsi gün Anastasiadis biraz herhalde sinirlenmiş, kapıyı vurup dışarı çıkmış, kriz oldu diye haber yayıldı.

Daha sonra ben sigara içmeye çıktım, kriz falan yok diye geri geldi. Tabii her zaman Türkiye çözümde, daha doğrusu Kuzey Kıbrıs Türk tarafı çözümde bir adım önde. Hiçbir zaman çözümü kesintiye uğratacak bir davranış içerisinde olmuyorlar, buna özen gösteriyorlar. Çözümün mutlaka sağlanması lazım, çünkü çözümsüzlüğün bedelini Kuzey Kıbrıs Türk tarafı ödüyor, kısıtlamalar yüzünden ödüyor. Rum tarafı maalesef 2004’te tüm uyarılarımıza rağmen Adanın tümünü temsil edecek şekilde birliğe tam üye yapıldı ve dolayısıyla o gün çok daha kolay olan çözüm gerçekleşmedi, bugün daha zor olanı başarmakla karşı karşıyayız. Eminim ki burada varılacak çözüm, adada güvenliği sağlayacak, Türkiye’nin etkin garantisi sürekli olarak temin edecek ve her iki tarafın adil, eşit yönetişim hakkını da beraberinde getirecektir.

Bu konuda tabii Avrupa Birliği’nin de üzerine düşen görev var, Türkiye’nin 4 özgürlük dediğimiz hususların da Avrupa Birliği tarafından teminat altına alınması icap ediyor. 

SORU- Sayın Yıldırım, 2016 yılında Türkiye’de kara listede olan yabancı gazeteciler ve de mahkum olan gazetecilerle ilgili bilgi verebilir misiniz? 

Ve yine Sayın Başbakana da Türkiye Başbakanıyla bu süreci Türkiye’deki demokrasiyle ilgili olan süreçle ilgili görüş alışverişinde bulundunuz mu? 

MALTA BAŞBAKANI JOSEPH MUSCAT- Türkiye’yle ilgili olarak görüşmemiz oldu ve bir süreç söz konusu oldu, bir darbe girişimi söz konusu olduğunu ifade etti Sayın Başbakan ve bu süreç içerisinde demokratik olarak seçilmiş Hükümet söz konusu. Ve tek başına değil Malta burada onları desteklerken, Avrupa Birliği’nin pozisyonu da seçilmiş olan Hükümetin desteklenmesidir. Ve bu noktada elbette ki değerlerimiz söz konusu, açık bir tutumumuz söz konusu, ifade özgürlüğü önemli bir unsur. Ve çerçevede tabi ki inandığımız, ilgilenmediğimiz düşünceler de tabi ki kendini ifade edebilir. Bu süreçte tabi ki daha fazla işbirliği içerisinde, daha fazla ilişki içerisinde olmayız suçlamadan ziyade, birbirimizi daha iyi anlamalıyız diye düşünüyorum bu süreçte. 

Şurası çok açık ki; Avrupa Birliği’nin, Avrupa’nın ve Malta’nın tutumu tamamen ifade özgürlüğünün yanında olmaktır ve aynı zamanda tüm demokrasi müdahalelerine karşı olmaktır. İfade özgürlüğü ve gazetecilik tabi ki hükümetler açısından her zaman beklentileri ortaya koyan durumlar, unsurlar değildir, ama tabi ki onların bağımsızlığını güçlendirmemiz de bizim sorumluluğumuz. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Acaba merak ediyorum, Türkiye’de ne kadar göçmen var, Avrupa’da ne kadar göçmen var? Bunun cevabını birisi bana versin. Türkiye 5 yıldır 3 milyon göçmene ev sahipliği yapıyor, onlarla aşını paylaşıyor, onlara eğitim veriyor, sağlık yardımı veriyor. Başkaları ne yapıyor? Aferin diyor, sadece uzaktan bakıyor. Türkiye zorda olanlara, darda olanlara yardım eden bir ülkedir. 

Ama unutmayın, Türkiye DEAŞ terörüyle, PKK bölücü terörüyle, FETÖ terörüyle amansız mücadele eden bir ülkedir.  Soruyorum, hangi Avrupa ülkesinin parlamentosu uçaklarla bombalandı? Hangi Avrupa ülkesinde tanklar insanların üzerinden geçti?

Hangi Avrupa ülkesinde silahsız, savunmasız insanlar acımasızca öldürüldü? 

Şimdi tabi basın özgürlüğü, gazeteciler filan… Basın özgürlüğü evrensel bir haktır, genelde insanların görüşlerini ifade etmeleri evrensel bir haktır. Türkiye bir hukuk devletidir, bu hakları Türkiye’de herkes sonuna kadar kullanıyor, kullanmaya devam edecek.

İki şeyi birbirine karıştırmamak gerekiyor; basın özgürlüğü, gazetecilik ayrı bir şey, basın özgürlüğü kisvesi altında terör faaliyetleri içinde olmak ayrı bir şey, bizim bunlarla mücadelemiz var. Bir basın kartı alıp teröristlere lojistik destek sağlamak, teröristlerin işini kolaylaştıracak faaliyetlerin içinde bulmak basın özgürlüğü ve basın faaliyetiyle izah edilen bir şey değildir. Dolayısıyla maalesef gerçekler ters yüz ediliyor, bir algı operasyonuyla sanki Türkiye’de basına, basın özgürlüğüne karşı bir duruş varmış gibi sonuç ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.

Ben buradan açıkça bu iddiada bulunanlara şunu teklif ediyorum: Basın özgürlüğü Avrupa için çok önemli, adalet, hukuk devleti olmak çok önemli, 23, 24’üncü fasıllar Avrupa Birliği üyeliği için adalet ve medya, basınla ilgili fasılları Avrupa Birliği açsın, ne söyleyeceklerse söylesinler, biz de cevabını verelim, buradan çağrı yapıyorum. Hariçten gazel okumakla olmaz. Biz gerçek bir teklif yapıyoruz, buyursun açsınlar bu fasılları, Sayın Başbakanın, Malta’nın Dönem Başkanlığı içerisinde bu fasıllar açılsın, bütün ne düşünüyorlarsa bu konuyla ilgili biz hepsini görüşmeye, konuşmaya varız.

SORU- A Haber, Emine Kavasoğlu.

Efendim, Avrupa’daki gündeminiz oldukça yoğun, ama Türkiye’de de bir de referandum gündemi var. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yapmış olduğu bir genelge var AK Partiyle birlikte çalışabileceği yönünde. Bir sorum bu olacak.

Diğer sorum da, buradan Almanya’ya geçeceksiniz önemli bir zirve için, ancak bunun hemen sonrasında da Avrupa’daki Türklerle biraraya geleceksiniz. Bu görüşme Avrupa’da sadece Almanya’yla mı sınırlı kalacak, devamı gelecek mi?

Teşekkürler.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Teşekkür ederim.

Bu biraz bizim içeriyle ilgili bir soru oldu, kusura bakmayın.

Bizim bir halk oylaması var 16 Nisan’da yapılacak, anayasamızda önemli bir değişiklik yapıyoruz, yapılan değişiklik aslında yönetim sistemini parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi öngörüyor. Bunu vatandaşa soracağız, vatandaşın verdiği karara göre hareket edeceğiz, bu böyle. 

Milliyetçi Hareket Partisiyle AK Parti olarak biz bu değişikliği Parlamentoya uzlaşarak getirdik, dolayısıyla bir amaç birliğimiz var. Milliyetçi Hareket Partisi de bu değişikliğinde lehinde kampanya yapıyor, biz de aynısını yapıyoruz, o bakımdan söylemlerimizin benzer olması gayet doğal, gerekirse bazı ortak etkinlikler de yapabiliriz. 

Diğer taraftan, Malta ziyaretinden sonra Almanya’ya Münih Güvenlik Konferansına katılacağım, orada Sayın Merkel ve daha birçok devlet veya hükümet başkanlarıyla görüşme fırsatımız olacak. Bu arada yeni göreve başlayan Amerika Birleşik Devletleri

Başkan Yardımcısı Sayın Pence ile de bir görüşme yapacağız ve aynı gün Duesseldorf’ta, Almanya’da malum milyonlarca yaşayan Türk kökenli Alman vatandaşı, Türk vatandaşı hemşehrilerimiz var, vatandaşlarımız var, onlarla biraraya geleceğiz, sohbet edeceğiz, hasret gidereceğiz, onları dinleme fırsatımız olacak. Kampanya süresince tabi sadece Almanya’da değil başka Avrupa Birliği ülkelerinde de, Avrupa ülkelerinde de benzer faaliyetlerimiz olacak.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.