Basbakan Yildirim’in MÜSIAD Iftari’nda yaptigi konusmasinin tam metni
MÜSİAD ailesinin değerli mensuplar, iş dünyamızın kıymetli temsilcileri, hanımefendiler, beyefendiler: hepinizi sevgi ve muhabbetle selamlıyorum, Allah’ın rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun.
Allah tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul eylesin. Ramazan ayı bereket ayı, Ramazan ayı rahmet ayı, Ramazan ayı mağfiret ayı, Rabbim bu mübarek ayın feyzinden, bereketinden hepimizi istifade etmeyi nasip eylesin.
MÜSİAD’ın geleneksel iftarında Ankara MÜSİAD ev sahipliğinde beraberiz. MÜSİAD iş dünyamızın, sanayimizin, reel sektörümüzün çok önemli bir sivil toplum örgütüdür. MÜSİAD vatandaşlarımıza iş, aş sağlıyor. MÜSİAD ekonomimize katma değer sağlıyor, ihracatımıza katkı sağlıyor, üretimimize katkı sağlıyor, dolayısıyla refahın gelişmesi için, ülkemizin kalkınması için siz MÜSİAD üyeleri olarak çok güzel çalışmalar yapıyorsunuz, bunları takdirle karşılıyoruz. Türkiye için taş üstüne taş koyduğunuz için, akıl teriyle, alın teriyle bu ülkeye katkı yaptığınız için hepinize hükümetim adına şükranlarımı sunuyorum.
Değerli dostlar, değerli kardeşlerim; malum bir erken seçim kararı aldık, 24 Haziran’a sayılı günler, var, yaklaşık bir ay süremiz var, bir ay sonra seçime gidiyoruz. Tabi seçim kararı bizim durup dururken aldığımız bir karar değil. 16 Nisan halkoylaması esasen Türkiye’de yakın tarihimizde hep karşımıza çıkan istikrarsızlık, zayıf yönetimler, vesayet girişimleri ve müdahalelerle ülkemizin kalkınmasını geciktirdi, milletimizi çok yordu. AK Parti iktidarları olarak 2002’de tek başımıza iktidara gelmemize rağmen, geçtiğimiz 15 yılda nelerle karşılaştık, hangi badirelerden geçtik, bunu hepiniz biliyorsunuz.
İşte 16 Nisan halkoylamasına bizi götüren sebeplerin arkasında milli iradeye karşı zaman zaman meydana gelen kalkışmalardır, vesayet meraklarıdır; Cumhurbaşkanlığı seçiminde bunu gördük, daha sonra yargı darbe girişiminde bunu gördük, iktidar partisinin kapatılma davasında bunu gördük, Gezi olaylarında bunu gördük ve en beterini de 15 Temmuz alçak darbe girişiminde gördük. Halbuki iş başında güçlü bir iktidar var, millet iradesinin neredeyse yüzde 50’sinin desteğini almış bir iktidar olmasına rağmen, maalesef eski hastalıklar, eski alışkanlıklar hiç peşimizi bırakmadı ve bir yandan bu vesayet odaklarıyla mücadelede ederken, bir yandan da ülkemizin kalkınması, büyümesi, milletimizin arzu ettiği refahı yakalaması için de var gücümüzle çalıştık. Bunların sonucunu da elhamdülillah gördük.
Şöyle ki; 2002 yılını, ben geçmişi hatırlatıp burada zamanınızı almak istemiyorum. Türkiye’nin 2000-2001 krizinde nerede olduğunu ve bugün hangi noktaya geldiğini iş alemi olarak, üretenler olarak, ülkenin ihracatına katkı sağlayan müteşebbislerimiz olarak siz benden iyi biliyorsunuz. Türkiye üstü üstüne yüzde 5.8 büyüdü geçtiğimiz 12 yıl içerisinde. Dünya krizden krize sürüklenirken Türkiye büyüme devam etti ve bunun sonucu da elhamdülillah Türkiye’yi 3 kat büyüttük. Milli gelirimizi 3 kat artırdık, ama bununla da kalmadık, ihracatımızı 4,5 kat artırdık.
Ayrıca, Türkiye tabi bütün bunları yaşarken turizmde önemli sıçramalar yaptı. Geçen yıl malum darbe sonrası turizmde keskin bir düşüş oldu, 2007’de biraz toparlamaya başladı ve bu sene ilk 4 ayda 8 milyon civarında misafir geldi ülkemize, geçen sene 6 milyon civarındaydı, burada da önemli bir artış yaşıyoruz, yılsonunda inşallah 40 milyona ulaşmış olacağız. Bu bizim darbeden önceki göstergelerimizin de daha üzerinde bir sonuç; turizm iyi gidiyor.
Üretim; üretimin içinde siz varsınız. 2007’yi düşünün, 2007 için Türkiye senaryosu neydi? Türkiye krize girecek, büyüme olmayacak, reel sektör zor duruma düşecek ve Türkiye büyük bir ekonomik kriz yaşayacak. Ama Amerikan seçimleri sonrası, 8 Kasım seçimleri sonrası 4 Aralık’ta aldığımız kararlarla 2017 yılında üretim, ihracat ve reel sektör için çok parlak bir yılı geride bıraktık ve yine biliyorsunuz yüzde 7.4’lük bir büyümeyle elhamdülillah OECD içinde ikinci, dünyada G-20 arasında birinci sıraya geldik; bunlar çok önemli gelişmeler.
Şimdi Türkiye’nin göstergelerine bakın, gelişmiş ülkelerin göstergelerine de bakın, Türkiye’ye benzer ülkelerin göstergelerine de bakın, Türkiye her bakımdan birçok göstergede hepsinden açık ara daha iyi durumda. Borcun milli gelire oranına bakarsanız en düşük seviyede seyreden bir ülkeyiz. Hangi göstergeyi ele alırsanız alın durum böyle.
Peki, neden Türkiye’de bugünlerde bir kriz fısıltısı yayılmaya çalışılıyor, kur neden hareketlendi; bunun üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Reel sektör yüzde 7.4 büyümeyi siz yaptınız, bu bir illüzyon değil, üreterek yaptınız. Aldığımız tedbirlerle, yapısal reformlarla bunu başardık. Siz ürettiniz, ihtiyacınız olan düzenlemeleri biz yaptık, yatırım ortamını kolaylaştıracak yasal düzenlemeleri yaptık, reel sektörle el sıkıştık, yeniden yapılandırma yaptık, işverenlere destekler verdik, istihdama yönelik teşviklerimizi ortaya koyduk ve hatta proje bazlı teşvik sistemini devreye aldık ve bu nedenle de geçtiğimiz günlerde toplam tutarı 135 milyar lira olan 23 projeye onay verdik Bakanlar Kurulu olarak.
Doğu ve Güneydoğu’da cazibe merkezleri programını hayat geçirdik. Kurumlar
Vergisi teşviki yaptık
Şimdi imalat sanayinde makine desteği için düzenleme yaptık. Mesela yerli makine alacak sizler, 1,5 milyon kredi kullandığınız zaman KOBİ’lerin 300 bin Türk Liraya kadar faiz desteğini KOSGEB karşılıyor. Teminatı KGF’den karşılanacak ve kredi 6 ay ödemesiz 36 ay vadeli bir kredi olacak. Bu ne için? İşinizi büyütmeniz için, daha fazla üretmeniz için, daha fazla ülkeye katkı sağlamanız için, daha fazla istihdam oluşturmanız için.
Sanayide benzer destekleri yaptık. Biliyorsunuz sanayide TRT payı vardı kaldırdık, OSB’ler için yine KDV desteği getirdik, OSB’leri Emlak Vergisinden istisna hale getirdik, Damga Vergisi, harçlar vesaire, bunları uygulamadan kaldırdık.
İhracatçıların teşvik edilmesi için Eximbank’ın sermayesini artırdık, 4 milyara kadar ihracatçılara destek verecek bir bütçe ayırdık.
Tedbirler çok, yani bunların hepsini tek tek saymamıza lüzum yok.
Buradan şuraya gelmek istiyorum: Bütün bunlar yapıldı da, son günlerde merak ediyorsunuz bu kurdaki hareketlenme niye? Bununla ilgili neler yapılıyor?
Her şeyden önce şunu bilmenizi istiyorum, bütün vatandaşlarımın şunu bilmesini istiyorum, ayrıca ekonomimizin lokomotifi durumundaki sizlerin de bilmesini istiyorum: Türkiye serbest ekonomi uygulayan bir ülkedir, dolayısıyla bu durumun değişmesi söz konusu değildir, serbest piyasa ekonomisi her şart ve halde aynen devam edecektir.
Burada bugünlerde bakıyoruz birtakım tezviratlar, sermayeye kontrol gelecek, kambiyo rejimi değişecek sabit kura geçilecek, yani akla ziyan dedikodular, tezviratlar almış başını gidiyor. Türkiye bunu hak etmiyor değerli kardeşlerim, Türkiye bunu hak edecek bir ülke değil. Hükümet işbaşındadır, konularına hakimdir, mali politikalarda zerre kadar sapma yoktur, mali disiplinden sapma söz konusu değildir, Maliye Bakanlığımız ödenecek her kuruşun nasıl karşılanacağının hesabın tek tek yapmıştır ve buna göre de uygulamalarımız devam edecek, burada herhangi bir tereddüt olmasın, bunu söylemek istiyorum.
Şimdi peki döviz kuru artıyor, haklı olarak vatandaş da soruyor, yatırımcı da soruyor, döviz kuru artınca biz ne yapacağız? İşinize devam edeceksiniz. O kuru yönetecek, kontrol altına alacak mekanizmalar bizdedir. Merkez Bankasının yaptığı, yapacağı işler var, bu para politikalarıyla, finans sektörünün kararlarıyla ilgili merkez üzerine düşen görevi yapacak, onların görev alanı, ayrıca biz de tabi piyasaları, reel sektörün ihtiyaçlarını dikkate alarak ilave tedbirlerimizi de alıyoruz, almaya devam edeceğiz. Bunu geçen esen aldık ve gösterdik. 2017 için neler söylendiğini hatırlayın, ne kadar moral bozucu bir tablo çizildiğini hatırlayın, ama günün sonunda ülkemiz büyüdü, firmalarımız büyüdü, ciroları arttı ve bundan ülke olarak büyük bir kazanç sağladık.
Sadece geçen sene 1,5 milyon yeni istihdam sağladık, 1,5 milyon 1 yılda, çok büyük bir rakam bu. Bizim son 10 yılda sağladığımız istihdam, Avrupa Birliği’nin bütün ülkelerinin sağladığı istihdamdan daha fazla. Bütün bunları neye rağmen yapıyoruz? Güneyde savaş var, Suriye’de savaş var, Irak’ta istikrarsızlık var, Filistin’de, İsrail’de olanları hep beraber görüyorsunuz, Libya keza aynı, Mısır’da sıkıntı var, gel bu tarafa Ukrayna’da sıkıntı var, yani etrafta adeta ateş çemberi olmasına rağmen. Türkiye Avrupa Birliği’yle, Amerika Birleşik Devletleri’yle de ilişkilerimizin mükemmel olduğunu söylemeyiz, onlarla da sorunlarımız var. Sorunların kaynağı ne? Sorunların kaynağı da biz değiliz. Yani sizin ülkenizi, milletinizi parçalamaya çalışan, topraklarınıza göz dikmiş, istikrarsızlık getirmeye azmetmiş terör örgütlerine kol kanat gererseniz, 15 Temmuz darbesini yaptıranı baş üstünde ağırlarsanız, Türkiye’den dostluk bekleyin, kusura bakmayın. Türkiye dik durduğu için, milletinin, bölgedeki halkların hakkını, hukukunu koruduğu için hazımsızlık var, olay bundan ibaret, yoksa ekonomik gerçeklik bakımından gelişmiş ülkelerin daha önünde bir Türkiye var arkadaşlar. Ama Türkiye dünyaya entegre olmuş bir ülkedir, yani hiç kimse Türkiye’nin kapılarını dünyaya kapatmasın beklemesin. Öyle kur sabitlenecekmiş, kambiyo sistemi değişecekmiş, sermayeye müdahale edilecekmiş, paralara el konacakmış, akla ziyan dedikodular yayılıyor.
Maalesef seçime giderken siyasi rakiplerimiz dolar şu kadar oldu diye neredeyse zil takıp oynamadıkları kaldı, ballandıra ballandıra daha da artacak daha da artacak. Artacak da sana ne faydası olacak? İktidara talip oluyorsan, senin doların geçici dalgalanmasından bir çıkarcılık yapmak vatanseverlik değildir. Vatanseverlik, ülkeye sahip çıkmaktır, ülkemiz üzerinde oyun oynamaya çalışanlara hep birlikte karşı koymaktır. Siyaset ayrı bir şey, siyasetimiz, projelerimizi, her şeyimizi tabi ki çıkıp vatandaşlarımıza anlatacağız. Biz hayallerimizi anlatmıyoruz, biz yaptıklarımızın, yapacaklarımızın teminatıdır diyoruz. Bizi ölçüsüz vaatle suçlayanlar vaktiyle, şimdi endazeyi kaçırdılar, adeta yarışa girdiler vaatlerde, neler neler, her gün bir yeni vaat. İyi de kardeşim, tamam, dilin kemiği yok, yani söylersin, güneşi sağ elinize vereceğim, ayı da sol elinize vereceğim, bir mahsuru yok, söyle. Ama önemli olan, alıcı var mı ona bakacaksın. Biz vatandaşlarımıza, milletimize karşı, 15 yıldır 12 seçim geçirdik, hep doğruları söyledik. İnsanların hayalini gerçeğe dönüştüren işler yaptık, sağlıkta, eğitimde, ihracatta, turizmde, tarımda, her alanda Türkiye fevkalade önemli mesafeler aldı, önemli kazanımlar elde etti. Şimdi hedef Türkiye’nin bu kazanımlarını ortadan kaldırmak. Ama yağma yok, karşınızdaki Recep Tayyip Erdoğan ve onun arkadaşları. Evvel Allah bugüne kadar nasıl püskürttükse, bundan sonra da bu taarruzları, bu saldırıları püskürtürüz. Tedbirlerimizi alıyoruz, rahat olun…