Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Özel Röportaj programinda yaptigi konusmasinin tam metni

 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- İyi akşamlar değerli seyirciler. 

Suriye sınırında bu sabah itibarıyla başlayan operasyon sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da ana gündem maddesi. Operasyon neden başladı, ne kadar sürecek? Bu operasyon sonrası dengeler nasıl değişecek? Tabi sadece bu konu değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin iki numaralı ismi Joe Biden’ın Ankara temasları, Barzani’nin Ankara’da yapmış olduğu görüşmeler, DAİŞ ve PKK’nın özellikle artan terör saldırıları ve Fethullahçı terör örgütüyle yapılan mücadelede gelinen son durum ve tüm ayrıntılar, işte tüm bu konuları Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Sayın Binali Yıldırım’la Haber Türk Televizyonu, Bloomberg HT ve Show TV ortak yayınında Cüneyt Başaran’la beraber soracağız.

Sayın Başbakan, hoş geldiniz. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hoş bulduk, iyi yayınlar diliyorum, iyi akşamlar.

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Teşekkür ediyoruz. 

Tabi ana günde maddesi şu anda Türkiye’nin ve dünyanın bugün sabah saatlerinde başlayan Cerablus operasyonu. DAİŞ’e yönelik bu operasyonun kararı nasıl alındı, neden bugün başladı? Ve bundan sonraki noktada aslında Türk Silahlı Kuvvetleri bölgede kalacak mı? Bu operasyon ne kadar sürecek Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Teşekkür ediyorum. 

Bir kere bu harekatın neden yapıldığını vatandaşlar merak ediyor, onu önce açıklamamız lazım. Bir kere sınır güvenliğimizin sağlanması gerekiyor. Malum uzun süreden beri Kilis’e, Gaziantep’e, Karkamış’a roketler atılıyor, vatandaşlarımızdan can kaybı oldu, mallarına zarar gelenler oldu, bir süreden beri bunlara biz karşılık veriyoruz, Türkiye’den top atışlarıyla karşılık veriyoruz. Ancak, buradaki tehdit ve sıkıntı o kadar büyüdü ki, bunu kendi topraklarımızda karşılamak ve bertaraf etmek zorlaştı, onun için özellikle bölgede, terör gruplarını mahallinde etkisiz hale getirme kararına vardık. Burada esas itibarıyla zamanlama da bununla ilgili. 

Münbiç diye bir yer var, eğer harita gösterirlerse, Münbiç denen bir bölge var, bu Münbiç bölgesi uzun zamandan deri SAK diye tabir edilen Suriye Arap Koalisyonu marifetiyle DEAŞ’tan temizlendi, epeyi sürdü, 2 aydan fazla sürdü. Bu DEAŞ’lılar buradan çıkarılanca kuzeye, bizim sınırımıza doğru Cerablus’a geldiler, Cerablus’a gelince bu sefer bizim bu tarafa saldırmaya başladılar. Bir yandan da onların arkasından PYD, YPG unsurları da gelmeye başladı ve ciddi anlamda sınırlarımızda bir tehdit oluştu. Bunun üzerine tabi böyle bir harekatı yapmaya karar verdik. Gerekli yerlerle görüşmeleri yapıldı ve operasyon başladı. Operasyonun zamanlaması tamamen oradaki durumun gittikçe kritik hale gelmesiyle ilgidir, yoksa işte Amerikan Başbakan Yardımcısı geliyor veya Barzani geliyor, onlarla ilişkilendirmek çok açıkçası aşırı bir yorum olur, böyle bir şey yok.

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Gerekli yerlerle görüşmeler yapıldı derken…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bir kere Amerika Birleşik Devletleri esas itibarıyla birinci derecede bu konuyla ilgili. Neden? Cerablus’un geri alınması konusunda Amerika çok etkin rol oynadı. Ve o mücadele başlarken biz görüşmüştük, bize verilen şu söz verdi: PYD ve YPG unsurları Fırat’ın batısına geçmeyecek. Şimdi bunlar da geçince, bizim sınırımıza doğru gelip bir yandan da güneyden Afrin tarafına doğru hareket ettikleri için, burada artık bu adımları atmaktan başka çare kalmadı. Ve bugünkü görüşmemizde de bu konular… İşte haritada da gözüküyor, o siyahlarla belirtilen kısım, şurası bizim sınırlarımızda ve dolayısıyla kendi sınırlarımızı emniyet altına almak açısından ve herhangi bir füze, roket atışlarından dolayı can ve mal kaybı olmaması için böyle bir şey yaptık. Bir yandan da DEAŞ’ın bölgeden çıkarılması, ondan doğan boşluğu da… PYD, YPG, bize göre bunlar da terör örgütü, onlar bir yandan Fırat’ın batısına geçerek daha batıya, Afrin’le birleşip tamamen Suriye kuzey sınırımızı kapatmak istiyorlar, bunu asla kabul edemeyiz, bunu defalarca müttefiklerimize söyledik, bugünkü operasyonu da bir anlamda bunu da önlemek için yaptık. 

CÜYENT BAŞARAN- Sayın Başbakan, bu noktada şunu da sormak istiyorum: Özellikle bu operasyonun Cerablus’la sınırlı olup olmadığı da çok tartışılıyor. Ve biraz önce dediniz ki, bu bölgenin temizlenmesi gerekiyor gerek DEAŞ’tan, gerek YPG’nin tekrar nehrin doğusuna geçmesiyle ilgili olarak. Biz burayı aldıktan sonra, temizledikten sonra Türkiye Cumhuriyeti olarak nasıl ve kime teslim edilecek?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Daha doğrusu buraya biz değil de, burada rejim muhalifleri var, rejim muhalifleri buraya yerleştiler, onlar kontrol ediyorlar, biz onlara destek veriyoruz. Biliyorsunuz baştan beri Suriye’de taraflar var, Suriye’de terör örgütleri var, rejim var, rejim muhalifleri var, bunlar birleriyle çatışıyorlar, ayrıca Amerika var, ona bağlı koalisyon güçleri var, bir de Rusya sisteme dahil oldu, İran bir şekilde işin içinde, dolayısıyla burada işin içine karışmış çok ülkeler var, gruplar var. Ana mantık da DEAŞ’la mücadele etmek, diğer terör gruplarıyla mücadele etmek, Suriye’nin gelecekte toprak bütünlüğünü bozmadan, bütün etnik grupların, Kürt, Arap, Nusayri, hepsinin birlikte yaşayacağı bir Suriye inşa etmek, böyle bir hedef var. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için de biz gereken çabayı, gayreti gösteriyoruz, İran’la bu yönde çalışmalarımız var, Amerika Birleşik Devletleri’ne bu yönde telkinlerimiz var, Rusya’ya Sayın Cumhurbaşkanımız ziyaret ettiği zaman bu meseleyi açtı, konuştu ve Rusya’nın bölgede barışın gelmesi, akan kanın durması için daha etkin rol almasını istedi. İran’la bu konuda benzer düşünceleri paylaşıyoruz, İran da bir an önce artık burada istikrarın sağlanmasını istiyoruz. O bakımdan birçok ülke aynı düşündüğüne göre, artık bundan sonra yapılması gereken bu düşünceleri hayata geçirmek.

Şunu herkes bilmelidir ki; Türkiye açısından olmazsa olmaz Suriye’nin toprak bütünlüğüdür. Yani orada ayrı bir Kürt devleti, PYD devleti Kürt demeyeyim de PYD. PYD bizim için PKK’dan farkı yok, çünkü o bölgeye PKK’lılar geldi yerleştiler, PYD’yle birleştiler ve orada sürekli alan genişletmeye çalışıyorlar, bu kabul edilebilir bir şey değil. Her bir etnik grup devlet kurarsa orada, bugünkünden beter olur, hiçbir sorun çözülmeyeceği için tekrar başa dönmüş oluruz. O yüzden ne oluyor? Bedeli de biz ödüyoruz, bizim ülkemizde 3 milyondan fazla memleketinden, evinden barkından olmuş Suriyeli var, Ürdün’de var, benzer şekilde Lübnan’da var, başka ülkelerde var, bu insanlar da bir an önce dönüp normal hayata geçmeyi arzu ediyorlar.

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Peki o zaman Sayın Başbakan, operasyon bitince süresine ilişkin bir öngörünüz var mı? Onu da sorayım bu soru içerisinde, operasyon bitince Silahlı Kuvvetler yeniden Türkiye sınırına mı geçecek? Eğer öyle olursa bu bölgeye kimlerin yerleşmesi planlıyor, Türkiye tarafından bir güvenli bölge mi oluşturulacak?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, zaten Suriyeliler bu bölgede olacak, bizim Suriye’nin topraklarında gözümüz yok. Bizim hassasiyetimiz, bu toprakların oldubittiye getirilerek PYD, YPG unsurlarınca işgal edilmemesi. Suriye muhalifleri zaten yerleşmeye başladılar, Cerablus’a yerleştiler, orada kalanları, köyleri kontrol etmeye başladılar. Yani tamamen bu bölgeden, bu biraz daha güneye doğru devam ediyor, Cerablus da dahil bütün alanın YPG ve PYD’den temizlemesi lazım. Yani şurada görüyorsunuz, şu Fırat…

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Yani Fırat’ın batısının sadece yukarısı değil, aşağını da kastediyorsunuz. 
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi, tamamında YPG ve PYD unsurları nehrin doğusuna geçmesi lazım, başka hiçbir çaresi yok.

CÜYENT BAŞARAN- Sayın Başkan, bu başlatılan operasyonun…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şimdi operasyon şöyle: Burada tabi DEAŞ çıkarıldıktan sonra PYD unsurlarının da güneyden, şuradan, Münbiç denen yer var, Münbiç operasyonu yapıldı ve bu operasyonda DEAŞ vardı burada, DEAŞ temizlendi. Bu sefer PYD’liler buraya yerleştiler, buradaki DEAŞ’lılar da bizim sınıra geldiler. Şimdi DEAŞ’lılardan temizlendi, arkadan gelen PYD guruplarını da buradan uzaklaştırıyoruz. Amerika’yla anlaşmamız şudur: Bu Münbiç’te, bu bölgede bulunan PYD’liler nehrin doğusuna geçmesi lazım. Bu Amerika’nın bize taahhüdüdür, garantisidir, bu gerçekleşinceye kadar burada bizim operasyonlarımız sürecek, böylece sınırlarımızdan ülkemize yönelik hiçbir tehdidin kalmadığından emin olmamız lazım. 

CÜYENT BAŞARAN- Dolayısıyla bir kez daha altını çizmek için söylüyorum, Cerablus değil Münbiç’e kadar bütün PYD dahil herkesin kendi yerine dönene kadar bu operasyon devam edecek. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi tabi, alan genişletmemesi lazım ve bu bölgenin de herhangi bir terör grubunun kontrol altında olmaması lazım. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Dolayısıyla aslında Türkiye’nin başından beri dile getirdiği kırmızı çizgiler konusunda PYD, YPG’nin Fırat’ın batısına geçmemesi konusunda artık Amerika net bir garanti verdi Türkiye’ye.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi, bunu Amerikan Başkan Yardımcısı burada da açıkça görüşmelerimizde ifade etti, basın toplantısında da bu konuyu tekrar etti.

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Sayın Başbakan, biliyoruz ki DEAŞ’ın özellikle bu tip operasyonlar sonrasında kendi sempatizanlarını korumak için farklı ülkelerde farklı terörist eylemlere giriştiğini biliyoruz. Türkiye tarafına atılan füzeler var, şu ana kadar 9 Ocak tarihinden bu yana yanlış bilmiyorsam hayatını kaybeden 21 vatandaşımız var DEAŞ’ tarafından atılan füzeler nedeniyle. Bundan sonra, Karkamış boşatıldı, başka ilçeler için de bu söz konusu mu?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Kısmen, tamamen değil, kısmen bir boşaltma oldu. Yani şu anda başka ilçelerde bir tehdit yok, orası da tedbiren boşaltıldı, ola ki hani bir beklenmedik karşı saldırı olursa herhangi bir can kaybı olmasın diye böyle bir tedbiren yapıldı. 
ALİ CAN TÜRKOĞLU- Böyle bir istihbarat var mı, sadece sınır bölgelerindeki şehirlerimiz açısından değil?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: DEAŞ olsun, PKK olsun yoğun bir şekilde birtakım ses getirici terör eylemleri şehirlerde yapma kararları olduğunu kaynaklar belirtiyor, tabi biz de tedbirlerimizi alıyoruz, yurdun her köşesinde tedbirler alınıyor. Ali Can Bey, tabi takdir ederseniz 300 tane olayı olmadan engelliyorsunuz, bir tanesi kaçıyor, ama o 300 olay hiç konuşulmuyor, o bir tanesi maalesef canımızı yakıyor, işte 2 gün önce Gaziantep’te olan olay gibi. Maalesef bu terör örgütlerinin hiçbirinin kutsalı yok, ölçüsü yok. Bunlar aslında arka planda birbirleriyle de paslaşıyorlar, şu eylemi sen yap, bu eylemi ben yapayım diye. 

Yani ben burada vatandaşlarımıza şunu aracılığınızla söylemek istiyorum: Bu örgütler yavrularımız üzerine çalışıyorlar, daha işte 15 yaşın altındaki çocukları internetten, sosyal medyadan cezp edici birtakım haberler yapıp akıllarını çelerek ya dağa çıkmalarını sağlıyorlar ya da DEAŞ gibi katil, hiçbir kutsalı olmayan barbar bir örgüte katılmalarını sağlıyorlar. Çocuklarımızla ilgilenelim, çocuklarımıza mutlaka ve mutlaka sahip çıkalım, onlar bizim geleceğimiz. Aksi halde hiç tahmin etmediğimiz bir şekilde tamamen günün birinde büyük bir tehlikeyle karşılaşabiliriz.

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Sayın Başbakan, şunu sorayım… Şimdi Sayın Cumhurbaşkanın Putin’le görüşmesinde anlaşılan o ki bu operasyon konuşulmuş. Sayın Dışişleri Bakanı geçtiğimiz hafta içerisinde İran’daydı, büyük ihtimalle İran’da da bu konu Türkiye’yle İran arasında konuşuldu. Siz de Suriye’yle ilgili konuşmalarınızda 6 aylık bir takvimden bahsediyoruz. Bu 6 aylık takvimde ve bu 6 ay sonra ne olacak Sayın Başbakan Suriye’de?

CÜYENT BAŞARAN- Bir de bu 6 aylık takvim başladı mı efendim şu an?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, güzel soru. Yani biz 6 ayı neye göre söylüyoruz, buna önce bir açıklık getirmemiz lazım. 6 seneye yaklaştı, Suriye’de maalesef durum zaman geçtikçe iyi olacağına daha kötü oldu, 500 binin üzerinde masum insan hayatını kaybet, öldü. Ne için öldü? Hiç anlamsız bir savaş için. Yani mesela baba Esad, Beşar Esad en büyük tehdit İsrail’i görüyordu, ama İsrail’e tek bir kurşun bile atmadı, ama yıllardır biriktirdiği silahını vesairesini kendi vatandaşı üzerinde kullandı. Yani o Suriyeliler o kadar yoksulluk içinde bu verdiklerin paraların, bu alanın silahların bir gün kendilerine döneceğini asla düşündüler mi? Düşünmediler. Aynı şekilde Türkiye’de 15 Temmuz, bizim silahlarımızı, vatandaşımızın parasıyla alınmış silahları bu FETÖ’cüler, bu hainler vatandaşın üzerine çevirmekten asla geri durmadılar. 
Şimdi burada Suriye işine karışmayan kalmadı, Esad var, rejimin muhalifleri var, diğer yandan Rusya var, Amerika var, koalisyon güçleri var, İran var, Türkiye var, Suudi Arabistan var, Katar var, bütün ülkeler aslında konunun içinde. Ama gelin işte el birliği verelim, şu işi çözelim dediğiniz zaman herkes geri çekiliyor. Yani süper güçler bölgede rekabet yapıyor, sorun çözmek yerine bir rekabet içerisindeler. Ama bedeli kim ödüyor? Bedeli en başta orada evinden barkından edilen, hayatını bombalamalarda, savaşta kaybeden sivil insanlar, bir de Türkiye ödüyor. Türkiye 3 milyondan fazla insanı bağrına bastı, onlara ev sahipliği yapıyor. Bedel ödemeyen ülkeler buradaki yükün ağırlığını asla asla anlayamazlar. Onun için biz, başta İran, Rusya, Amerika olmak üzere diyoruz ki, gelin artık bu kanı durduralım ve burada Suriye artık istikrara kavuşsun ve bu savaş ortamı sona ersin. 

Tamam, DEAŞ’la mücadele, ediyoruz, tamam, eyvallah, DEAŞ’ı hallettik. Ne olacak? Bu sefer YPG çıkacak, PYD çıkacak, bunun sonu yok ki. Burada irade ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Bizim tezimiz önemlidir, biz bütün muhataplarımıza diyoruz ki, burada bir kere etnik temele dayalı bir yönetim kurulmamalı, Suriye’nin toprak bütünlüğü mutlaka sağlanmalı ve bütün gruplar, Araplar, Kürtler, Nusayriler bu yeni kurulacak hükümette hak ettiği şekilde temsil edilmeli. Bu çerçevede bir sonuç almak mümkün, buna itiraz eden de yok. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Esad bu işin neresinde bu arada?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Esad biliyorsunuz rejim taraftarı olarak o da savaşın içerisinde, rejim muhalifleriyle savaşıyor, Rusya Esad’la birlikte hareket ediyor. DEAŞ’a karşı mücadelede Amerika başı çekiyor, biz yardım ediyoruz. Biz kalıcı çözüm için Esad’ın sistemde geleceğini görmüyoruz. Ama başlangıçta istesek de istemez de, kabul etsek etmesek de Esad taraflardan bir tanesi, çözüm üretilecekse onun rejimle de, rejimi de yok sayamayız mevcut hükümeti, onlarla da rejim muhalifleri bir araya gelip bütün Suriye’nin paydaşları çözümü üretmesi lazım. 

Hani ne yapıyor? Şimdi Esad mücadele ediyor, kendi halkı üzerine saldırıyor, ona destek verenler var, bir de muhaliflere destek verenler var. Artık bu bir kör dövüşüne döndü, bir çıkmaz sokağa girdi, onun için bunu devam ettirmenin büyük bedeli var. O bedel nedir? İnsanlar hayatını yitiriyor, evinden, barkından oluyor, ülke perişan oluyor, bütün kaynaklarını kaybediyor. O halde bu nereye kadar gidecek? Bu artık bölgesel ve küresel bir soruna dönüşüyor. O yüzden biz bu yönde atılacak adamlara çok ama çok öncelik veriyoruz, başta İran, Rusya olmak üzere bütün tarafların biraraya gelip çözümde birleşmesinin gayretini gösteriyoruz, bizim yaptığımız bu.

CÜYENT BAŞARAN- Sayın Başbakan, bu konuda Amerika’nın özellikle bölgede operasyonlar devam ederken YPG’yle olan işbirliği malum ya da bu konudaki ifadeleri malum. Bizim Münbiç’e kadarki olan bu açıklamanızdan sonra herhangi bir sıcak temas durumunda Amerika’nın nasıl tepki göstereceği … var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Amerika’nın bu konuda daha önce de bize sözü var, biz çok açık bir şekilde bu Münbiç operasyonu başlamadan, buna olur vermeden bu konuları görüştük ve bugün de teyit edildi. Yani burada, Fırat’ın batısında YPG, PYD unsurları olmayacak ve onlar Fırat’ın doğusuna çekilecekler. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- O bölgenin koruması nasıl yapılacak? Hem DEAŞ temizlenecek, hem PYD girmeyecek.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Orada işte Suriye’nin asıl unsurları olacak, rejim muhalifleri oraya yerleşmiş olacaklar. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Biden ziyareti de bir diğer önemli gündem maddesi. Amerika Birleşik Devletleri’nin iki numaralı ismi, açıklamalarını da dinledik hem sizinle yapmış olduğu görüşme sonrası, hem Sayın Cumhurbaşkanıyla yapmış olduğu görüşme sonrası. Tabi bu operasyon da konuşuldu ama, bir diğer özellikle Türkiye açısından gündem maddesi Fethullahçı terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in Amerika Birleşik Devletleri’nden iadesi konusu. Net olarak size Amerika Birleşik Devletleri’nden ve Biden’den bu konuyla ilgili, yani terör örgütü liderinin Türkiye’ye geri iadesiyle ilgili bir açıklama geldi mi Sayın Başbakan?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Amerika Birleşik Devletleri’yle Türkiye arasında 1979’da imzalanmış bir anlaşma var, adli yardım ve suçluların iadesine ilişkin anlaşma. Bu anlaşmaya göre diyelim Amerika’nın istediği, suçlu olarak kabul ettiği birisi varsa biz vereceğiz, eğer Amerika da bizim istediğimiz biri varsa o da verecek, ama bu otomatik çalışmıyor, bu yargı kararıyla oluyor, Türkiye’de de aynı oluyor, Amerika’da da aynı oluyor. Bu olayda da konu Fethullah Gülen, Fethullahçı terör örgütünün başı, biz bunu talep ediyoruz. Ne zaman talep ettik? 15 Temmuz’dan önce talep ettik, çünkü 17 Aralık’tan sonra bunun bir terör örgütü olduğu Milli Güvenlik Kurulu’nca da karara bağlandı ve bu örgütün karıştığı olaylar çok geniş delilleriyle birlikte Amerika’ya sunuldu ve biz talep ettik. Fakat o kadar çok doküman var ki, onlar işin içinden çıkamadılar, destek istediler, biz de buyurun gelin, size anlatalım dedik, evvelsi gün 22’sinde bir heyet geldi, bunlar bizim savcılarımızla, Adalet Bakanlığı’nın mensuplarıyla görüştüler, konuştular, istedikleri bütün şeyler verildi, sordukları sorular cevaplandırıldı. Bu niçin yapılıyor? Bu, iade sürecinin daha da hızlandırılması için yapılıyor, yoksa oturacaklar aylar sürecek, yıllar sürecek. 

Ayrıca, bu gelişlerinde 15 Temmuz olayı da işin içine dahil oldu. Bu darbe sonrası verilen ifadeler, itiraflar, darbenin ortaya çıkan belgeler, buradan net bir şekilde görüldü ki bu darbenin arkasında Fethullah Gülen var, o da Amerika’da Pensilvanya’da. Dolayısıyla bundan sonra Amerika’ya düşen, hukuki süreci başlatıp bir an önce aramızda büyük bir sorun olan bu terör örgütünün başını Türkiye’ye vermek. Bu konunun takipçisi olacağız, asla bu konuda geri adım atmak veya vazgeçmek diye bir şey olamaz. 

CÜYENT BAŞARAN- Efendim, iki tane cümlesi, birçok ifade kullandı Biden ama, iki ifade çok yankı buldu. 

Bunlardan bir tanesi, daha önce gelmediğimiz için kendimi suç hissediyorum açıklaması.

Bir diğeri de, Türklerin bizden daha iyi bir dostu, daha iyi bir müttefiki yoktur ifadesi.

Bunlar normalde uluslararası ilişkilerde çok sık kullanılan ifadeler midir? Siz bunu Türkiye Cumhuriyeti Başkanını olarak nasıl anladınız?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Tabi bunun arka planı var, o görüşmelerde aramızda geçen diyaloglar var, onlara izninizle girmeyeyim. Yani onların söylenmesinin arka planı olduğu için bunarlı ifade ettiğini düşünüyorum.

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Gereken mesaj verildi’yi anlayabilir miyiz?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, öyle anlayabilirsiniz.

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Bir sözü daha var Biden’in, keşke Gülen başka bir ülkede olsaydı. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bu da ne kadar büyük sıkıntı içerisinde olduklarını gösteriyor, yani ülkelerinde olmasından, ülkelerinde kalmasından çok da hoşnut değiller. Niye? Çünkü Türkiye’nin dostluğunun bu örgüt başından çok çok daha değerli olduğunu biliyorlar, o yüzden de tabi böyle bir duygu içerisinde olduklarını düşünüyorum. 

CÜYENT BAŞARAN- Efendim, bir başka konu, gene bu görüşmelerin arkasından, daha doğrusu bu görüşmelerin öncesinde Türkiye’nin Batıyla ilişkileri zayıflıyor, Türkiye yalnızlaşıyor şekilde özellikle Batı basınında çok yazı yazıldı. Bu görüşmenin arkasından özellikle Joe Biden’den gelen açıklamalarımız, bizim isteklerimiz, oradan verilen cevaplar Türkiye’yle Batı arasındaki ilişkilerin,  dünden bugüne bir günde iki ülke arasındaki ilişkiler ne bozulur, ne düzelir ama, nasıl bir düzleme girer bundan sonra?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle: Bir kere Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye’nin ilişkileri çok köklü, yani Amerika 200 yıldan fazla var olan bir devlet, ama 1950’den sonra Türkiye’yle ilişkiler hep gelişerek devam etmiş, stratejik ilişki düzeyine dönüşmüş hem askeri alanda, hem ekonomik alanda, NATO’da, birçok yerde beraberiz. 

Şimdi doğrusunu söylemek gerekirse, Amerika AK Parti iktidarıyla birlikte Avrupa Birliği’ne de Türkiye’nin tam üye olması için çok gayret etti, Avrupa Birliği ülkeleri nezdinde Türkiye’yi çok savundu, şu anki düşüncesi de aynı. Ama Avrupa Birliği’ndeki bazı ülkeler, tamamını demiyorum, bazı ülkeler maalesef bu darbe girişiminde biraz pusulaları şaştı, farklı şeyler söylemeye başladılar falan, sonunda gerçeği gördüler, bugün daha iyi görüyorlar. Geçen hafta 5 tane Avrupa ülkesinden bakanlar geldi, bu hafta yine 5-6 ülkeden geliyor, bugün yine Avrupa Parlamentosunun temsilcilerini kabul ettik. 

Yani nasıl anlaşıldı, onun belki üzerinde durmak lazım. Olayın vahameti, darbenin sonuçları daha iyi görülmeye başlayınca Avrupalılar hakikaten burada ciddi bir şey olduğunu gördüler.

İkincisi, darbeden sonra Türkiye’de kutuplaşma olacak, işte siyasi partiler arasında ayrışma olacak, millet birbirine düşman olacak, böyle bir şey olmadı. Darbenin ilk gününden itibaren bütün partiler, esas itibarıyla iki büyük parti başta olmak üzere biz milletten yanayız, Hükümetin yanındayız, bu millete yapılmış bir darbedir, meşru seçilmiş Hükümeti ortadan kaldırma yönelik bir iştir, onun için yanınızdayız dediler, defalarca görüştük, onlar geldi, biz gittik.  Nihayet Yenikapı’da Cumhurbaşkanımız bütün, işte 3 büyük partiyi biraraya getirdi ve orada Türkiye’nin 79 milyon olarak bir ve beraber olduğu, kenetlendiği ve teröre en kuvvetli bir şekilde karşı koyduğunu bütün dünyaya gösterdi. Bütün bunları görünce Batı da, başka ülkeler de yanlışlarını gördüler ve Türkiye’yle ilişkileri tekrar geliştirme sürecine girdiler. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Dış politikada çok yoğun bir trafik var, siz de açıkladınız, Rusya’yla görüşmeyle, İran’la görüşme, Amerika Birleşik Devletleri’yle görüşme. Tamam, bu operasyon konuşuldu, ancak farklı tabi gündemler de var dış politikada. Öncelikle Sayın Çavuşoğlu’nun gittiğini biliyoruz İran’a ama, sizin veya Sayın Cumhurbaşkanının İran’a bir seyahati öngörülüyor mu yakın zaman içerisinde?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yok, ayın 6’sında İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, yani başbakan seviyesinde Sayın Cihangiri geliyor, Cihangiri’yle biz beraber olacağız, ev sahipliği yapacağız ve İran’la her konuda, gerek PKK terörüyle mücadele, gerek Suriye’deki sorunların çözülmesi, gerek ikili ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi gibi önemli konularda kararlar alacağız.

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Peki Mısır, Mısır’la Türkiye’nin ilişkileri?..

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Mısır’la ilgili düşüncemiz de çok net, Mısır halkıyla Türk halkı kardeş, biz inanç yönüyle, kültür yönüyle, bölge yönüyle ortak değerlerimiz çok fazla. Dolayısıyla bizim Mısır’la ilişkilerimizi düzeltmek zorundayız, ilişkilerimiz böyle devam edemez, Mısır için de böyle devam edemez, bizim için de böyle devam edemez, ama siyasi bakımdan sıkıntımız var. Darbe olunca tabi ki bütün dünya adeta darbeyi alkışladığı zaman, bu bir darbedir, bir seçilmiş Hükümetin alaşağı edilmesidir diyen ve bütün dünyada tek başına duran Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Ancak, bu durum iki millet arasındaki ilişkileri geliştirmeye mani değildir, özellikle işte ekonomik ilişkiler, kültürel ilişkiler, turizm gidişler-gelişler başlayıp işin Mısır’da da normalleşmesi lazım. Bu normalleşmenin herkese faydası var, orada İhvan’a da faydası var, bunun için buna dikkat etmemiz lazım. 

Bizim genel prensibimiz, biliyorsunuz bölgede Türkiye’nin dostluklarını artırması, düşmanlıklarını azaltması. Bu politika çerçevesinde işte Rusya’yla ilişkilerimizi tekrar yoluna koyduk. İsrail’le zor bir ve zorlu bir süreçten sonra orada da normalleşme süreci başlamış durumda, Suriye için gayret ediyoruz. Mısır’da da ümit ederim ki aklıselim galip gelir ve Mısır’la da ilişkilerimizi düzeltmiş oluruz.

CÜYENT BAŞARAN- Bu turu bitirmeden önce, biraz önce dediniz ki, Avrupa Birliği’nden de arka arkaya bakanlar geliyor, sitem ettiğimiz, hayal kırıklığına uğradığımız bölgelerden bir tanesiydi. Amerika Birleşik Devletleri, Joe Biden da gecikmiş olmakla beraber geldi. Bir de bir NATO konusu var, Türkiye bir NATO üyesi ve NATO’nun önemli üyelerinden bir tanesi. NATO’yla ilgili kafamızdaki sorular tam giderildi mi ya da bizim buradaki ilk başlarda seslendirdiğimiz hayal kırıklığı hala devam ediyor mu? NATO konusundaki Türkiye’nin durumunda bir değişiklik var mı?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Daha iyi, gittikçe daha iyiye gidiyor. NATO’nun biz hemen hemen en eski üyelerinden biriyiz, yani NATO kurulduktan kısa süre sonra Türkiye dahil oldu, bizden önce 10 tane filan üyesi var. Dolayısıyla Türkiye’siz NATO düşünülemez, NATO Türkiye’yle ancak güçlü hale gelir. Dünyanın 3’üncü büyük ordusu, silahlı gücü olan Türkiye NATO için bir teminattır. O bakımdan ilişkileri bozacak bir neden de yok NATO’yla. Yani bu darbeye NATO’nun olur vermesini mi bekleyeceğiz, böyle bir şey düşünülebilir mi? NATO’nun görevi, hem üye ülkelerin güvenliğini korumak, hem de ülkelerdeki demokratik rejime karşı herhangi bir kalkışma olduğu zaman gerekil duruşu göstermek. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Ankara’nın bir diğer ziyaretçisi bugün Barzani’ydi…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Dün geldi. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Dün geldi, 8 ay sonra tekrar Türkiye’de temaslarda bulundu. Operasyonla bir ilgisi var mı veya bundan sonra hem DEAŞ’la, hem PKK’yla mücadele konusunda ortak birtakım politikalar mı üretiliyor acaba?

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, operasyonla ilgili değil, ama Barzani’nin gelişi biliyorsunuz Kuzey Irak federal yapı var, orada Barzani’nin kendi Hükümeti var, kendi bölgesi var, biraz onun güneydoğusunda KYB var, orada da Talabani, Goran hareketi onlar etkili Süleymaniye tarafında, Erbil, Duhok ve bu bölgede de Barzani yönetimi hakim. Barzani’yle bizim ilişkilerimiz son yıllarda oldukça gelişti, çünkü PKK konusunda Barzani de bizimle aynı endişeleri duyuyor ve PKK’nın PYD’yle birleşerek alan genişletmesi yine Barzani’nin, Kuzey Irak’ın en büyük sorunlarından biri. 

Bu gelişinin sebebi, bölgede biraz da ekonomik sıkıntı yaşıyorlar maalesef, hem ekonomik ilişkilerimizi daha da güçlendirmek enerji başta olmak üzere, diğer yandan da biz Habur’un doğusunda muhtemelen Üzümlü, Esendere kapılarını da tekrar açacağız, orada yaşayan vatandaşlarımızı rahatlatacağız. Çünkü oralarda kapı olmayınca kaçak yollardan geçiş yapılıyor, bunlarda teröristle sivilleri ayırt etmek de zor oluyor, bunun önüne geçmemiz lazım. Yani bölgedeki insanların sıkıntılarını çözeceğiz.

Malum bir çukur siyasiyle karşı karşıya kaldık ve orada PKK şehirleri, ilçeleri işgal etmeye kalktı, hayatı oradaki insanlara zehir etti, evlerini başlarına yıktılar, insanları tercihe zorladılar. Nasıl bir tercihe zorladılar Ali Can Bey? Ya bizden yana olacaksın, ya devletten yana olacaksın, T.C’den yana olacaksın. Bölgede yaşayan vatandaşlarımız da sizden yana olmuyoruz dedi, devletimizden yana oluyoruz dediler, terk ettiler, bizden yana oldular. Şimdi biz bu vatandaşlarımızın ne ihtiyaçları varsa halledeceğiz, yıkılan evler yeniden yapılacak, kapanan iş yerleri yeniden açılacak, gençlerimize her türlü iş, eğitim imkanları eksiksiz sağlanacak. Değil mi ki terör örgütüne pabuç bırakmadılar, bayrağa sahip çıktılar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmesine karşıyız, terör örgütü aramızdan çıksın diye seslerini yükselttiler. Onun için biz şükran duyuyoruz, bütün 79 milyona şükran duyuyoruz. Neden? Çünkü 15 Temmuz’da destan yazdı bu millet, sadece İstanbul’da değil, sadece Ankara’da değil, sadece İzmir’de, Edirne’de değil, Diyarbakır’da da, Şırnak’ta da, Hakkari’de de, Iğdır’da da, Kars’ta da, 81 vilayetimizin her köşesinde millet destan yazdı, bayrağa sahip çıktı, ülkesine sahip çıktı. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Sayın Başbakan, kısa bir ara verelim, aradan sonra iç politika, terörle mücadelesini biraz daha detaylı konuşalım.

Değerli izleyiciler, reklamlardan sonra karşınızdayız. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Tekrar iyi akşamlar değerli izleyiciler. 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Binali Yıldırım’la gündemi değerlendirmeye devam ediyoruz. Operasyonu konuştuk, Cerablus operasyonunu, Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkileri, dış politikadaki yeni gelişmeler ve sıra iç politikada, iç politikada kalmıştık Sayın Başbakan, özellikle terörle mücadele konusu. 

Gaziantep, Elazığ; terörle hiç anılmayan iki ilde de saldırılar meydana geldi ne yazık ki. Özellikle 15 Temmuz sonrası bu terörist girişimlerin, terörist aktivitelerin artmasını neye bağlıyorsunuz? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Şöyle oraya geçmeden şu Barzani konusuna bir tekrar dönmek istiyorum. Barzani ile özellikle ikili ilişkilerin yanı sıra terörle mücadelede etkin işbirliği yapmamız gerektiği kanaatine vardık, özellikle sınır geçişlerindeki sorunun çözümünde, oradaki güvenliğin, açılacak gümrük kapılarındaki güvenliğin sağlanmasında gerekli desteği verecekler; bu bir.

Tabii bu arada Musul’un Amerika’nın da önderliğinde Barzani ve diğer Bağdat Yönetiminin Musul’u DEAŞ’tan geri alma yönünde büyük bir gayreti var, bunu biz de destekliyoruz, Musul’un tekrar geri alınması. Ancak geri alındıktan sonra oradaki demografik yapının değiştirilmemesi lazım, yeni bir sorunu ortaya çıkarmamak lazım. Bu konuda tabii ki Bağdat Yönetimi çok büyük gayretler gösteriyor, bu konuda da biz Bağdat Yönetimiyle birlikte çalışıyoruz. 

Bunu söyledikten sonra iç politika, terör; PKK terörü bizim en büyük baş ağrımızdan bir tanesidir bunu biliyorsunuz. 1984’ten beri 40 yılı aşan bir süredir terörle mücadele ediyoruz. Zaman zaman azalıyor, zaman zaman çoğalıyor, ama hep gündemimizde olmaya devam ediyor. Şimdi özellikle terör örgütünün bu çukur siyasetiyle birlikte vatandaş bu terör örgütünün gerçek yüzünü gördü Ali Can Bey. Bunların Kürtler diye bir derdi yok, sorunu yok, olsa olsa Kürtlerin PKK gibi bir sorunu var. Dolayısıyla bu sorunu bölgede yaşayan vatandaşlarımızla elbirliği yaparak, güç birliği yaparak Türkiye’nin gündeminden çıkarmamız lazım, bunun için de çalışıyoruz. İşgal ettikleri yerleri geriye aldık, şimdi kırsalda mücadeleyi daha da sıklaştırdık. Kaçtıkları yere kadar kovalayacağız. Şimdi bu mücadele çok etkin bir şekilde yapıldığı için yavaş yavaş ses getirecek şehirlerdeki eylemleri planlıyorlar. Elazığ bir ilk evet, Gaziantep’te daha önce de olmuştu, ama Elazığ’da ilk defa oldu. Maalesef orada da böyle bir bomba yüklü aracın geçtiği fark edilmesine rağmen patlama oldu. Biz tabii burada bir yandan terörle mücadele ederken, bir yandan da polis içerisindeki, asker içerisindeki FETÖ’cüleri temizlemekle meşgulüz. Şundan emin olamayız şu an için: Burada da hainlik yapanlar maalesef olayların önlenmesinden ziyade olaylara kayıtsız kalanlar olabilir. Bunu da gözden ırak tutmuyoruz, bu ihtimali de değerlendiriyoruz, dolayısıyla iki mücadeleyi birden yapıyoruz. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Elazığ saldırısı için de mi böyle bir ihtimal var diyorsunuz? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayet tabii. Bunun için soruşturma başladı, soruşturma devam ediyor, artık sonuç ne çıkacak göreceğiz. Yani ne yapmaya çalışırsa çalışsınlar, kararlılığımız hiçbir zaman olmadığı kadar var. Mutlaka ve mutlaka bu terör yuvalarına gireceğiz ve milletimizi bu beladan kurtaracağız. Biraz canımız yanacak, şehitlerimiz oluyor, yüreğimiz yanıyor, ama bu ülkenin istikbalinin, bu ülkenin istiklalinin bedeli var. Bu ülkeyi bize bırakan Cumhuriyetin kurucuları Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları bize bıraktıkları zaman bize bir de hedef koydular. Hedef neydi? Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak. İşte Türkiye son 15 yılda yaptıklarıyla muasır medeniyetler seviyesine çıkmanın gayreti içerisinde. Bu hedefleri yavaşlatmak, engellemek için maalesef bazı üst akılların, dış güçlerin de desteğiyle terör örgütleri bizim hızımızı kesmeye çalışıyorlar. DEAŞ’la da aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz, PKK’yla da, DHKP-C’yle de, bilumum terör örgütleri bizim birinci derecede hedefimiz.  

CÜNEYT BAŞARAN- Sayın Başbakan, dışarıda ve içeride Türkiye’nin terör örgütleriyle olan mücadelesi, altını çizdiniz, bu konuda gayet tutarlı olacak ve devam edecek dediniz Türkiye. Ama bir yandan yurt dışındaki birçok ülkeyle tekrar ilişkileri düzeltmeye çalışıyoruz ve Türkiye’nin bu konuda hamleleri de belli.

Dönüyorum içeriye; içerideki özellikle bir dönem barış süreci olarak nitelendirilen bu sürecin buzdolabından inme ihtimali var mı ve tekrar bu süreçle ilgili bir gelişme beklenebilir mi? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Barış süreci mi?

CÜNEYT BAŞARAN- Çözüm süreci, özür dilerim efendim. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Çözüm süreci diye bir şey yok, yani böyle bir şey yok, çözüm milletle, vatandaşlarımızla çözüm, terör örgütüyle çözüm olmaz. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- O zaman bundan sonra ne İmralı’yla, ne HDP’yle herhangi bir temas…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Katiyen, bizim muhatabımız millet. Yani insanları acımasızca öldüren, toplu olarak katleden, bombalar patlatan, yol kesen, askeri şehit eden, polisi şehit eden canilerle neyi çözeceksiniz, öyle bir şey olmaz. Kiminle çözeceksiniz? Bugün terör örgütünün sultasından, terör örgütünün baskısından kurtulamayan partiyle mi çözeceksiniz? Onlar da bölgeyi temsil etmiyor. Yani oranın oylarıyla seçildiler, ama bugün o vatandaşlarım büyük bir hayal kırıklığı var. Bakın biz ülkemizi, sınırlarımızı korumak için Cerablus’a, oraya girdik operasyon başlattık. Herkes Amerika’sı, diğerleri, MHP bu işi sonuna kadar destekliyoruz diyor, HDP ne diyor? HDP bu bir işgaldir diyor. Ne işgali kardeşim? Yani bırakalım Türkiye’yi mi işgal etsinler? Dolayısıyla HDP safını belirlemiş gözüküyor, terör örgütlerinin yanında durmayı tercih ediyor. Varsın tercih etsin, millet bize yeter. 

CÜNEYT BAŞARAN- Bir diğer konu da; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde biraz evvel sizin de söylemiş olduğunuz gibi iki muhalefet partisi ve AK Parti arasındaki uzlaşma süreci, daha doğrusu büyük bir uzlaşı, birçok konuda ortak adımlar atılması. Defalarca dediniz ki; bunu gözümüz gibi koruyacağız ve bu konuda hiçbir şekilde biz bu sürecin bozulmasına izin vermeyeceğiz dediniz. Bunu biraz daha açalım mı, ileriki dönemlerde anayasa konusuna da bağlayarak? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunu şunun için söylüyoruz: Bizim gücümüzü Türkiye’nin büyümesine, Türkiye’nin gelişmesine, milletimizin birbiriyle kucaklaşmasına, kardeş olmasına ayırmamız lazım. Ana konular başta olmak üzere ülke menfaatini ilgilendiren her alanda biz iktidar sorumluluğuyla hareket edeceğiz ve Ana Muhalefet Partisi’yle, Milliyetçi Harekat Partisi’yle her türlü işbirliğini sürdürmeye kararlıyız. Çünkü bunun Türkiye’nin geleceği olduğunu biliyoruz. Vatandaşlarımız da bu tutumdan gayet memnunlar.
Şimdi bizim darbe konusunda kafaları karışanlar Ali Can Bey, bir şeyi gördüler, dediler ki; ya bu darbe işte Recep Tayyip Erdoğan biraz daha konumunu güçlendirmek istiyor, onun için bunu tezgahladı falan diyenler oldu. Bunu da onlara söyleten terör örgütünün başı. Suçunu örtmek için böyle bir yola başvurdu ve bunu ciddiye alıp telaffuz edenler oldu. Ama ne oldu? Milleti gördüler, millet kenetlendi. O gün meydanlarda Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla beraber MHP’si de vardı, CHP’lisi de vardı, başka partililer de vardı. Herkes bir oldu, beraber oldu, kenetlendi. Siyasi ayrışmayı, siyasi çatışmayı bir kenara bıraktı. Ve bu ta 7 Ağustos Yenikapı’ya kadar taşındı. Yenikapı ruhu diye yeni bir süreç başladı. Bu süreç nedir? Bu süreç birlik, beraberlik, bayrağa sahip çıkma, ülke düşmanlarına karşı tavır alma. İşte bugün biz burada bu operasyonu yapıyorsak bu birlik ve beraberlik sayesinde yapıyoruz. İşte bakın MHP destekliyorum diyor, tabii bir de not veriyor, diyor ki; bu operasyonlar iyi, güzel de DEAŞ’a yoğunlaşırken PKK’yı da ihmal etmeyin; bunun için de teşekkür ediyoruz. CHP, yine aslında destekliyor, açıklamasında biraz nalına, biraz mıhına vuruyorsa da esas itibariyle işte Pazartesi günü yaptığımız toplantı öncesi Sayın Kılıçdaroğlu ne dedi? Bizden ne istiyorsunuz dedi terör mücadele için, varız, hazırız. Biz de onun üzerine davet ettik. Bugüne kadar terörle mücadele konusunda neler yapıyoruz, bundan sonra hangi adımları atacağız, hepsiyle ilgili bütün detayları kendileriyle paylaştım, onların fikirlerini aldım. Sonra Parlamento çalışmalarındaki konuları konuştuk, Suriye’yi konuştuk, Irak’ı konuştuk. PKK-DEAŞ’la mücadeleyi konuştuk, Anayasayı konuştuk. Gördük ki konuşunca, görüşünce ana konularda uzlaşmamak için hiçbir neden yok. Pekala uzlaşılabilir, yeter ki kısa vadeli siyasi hesapları bir kenara bırakalım, orta ve uzun vadede millet menfaatini öne alalım. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Anlaşılıyor ki terörle mücadele artık sadece iktidarın değil iktidarıyla muhalefetiyle en azından Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Parti’nin birlikte yürüteceği bir süreç.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Milletin geleceği Ali Can kardeşim, milletin geleceği, geleceğimiz. Gençlerimize, çocuklarımıza daha güzel bir ülke bırakmamız lazım, yani gelecek hepimizin. Bugün biz sorumluluk mevkisindeyiz, yarın başkaları olacak. Onlara bırakacağımız Türkiye daha iyi bir Türkiye olması lazım, daha iyi bir Türkiye nasıl olacak? Terörü konuşmayacak. Ekonomisini daha da büyütmüş olacak, kişi başına milli gelirini çok daha üst gelir seviyesine taşımış olacak. İşsizliğini azaltmış olacak. Bölge ülkeleri üzerindeki itibarı daha da artmış olacak. Avrupa Birliği’ne girmiş olacak. Böyle bir Türkiye hepimizin beklediği, arzu ettiği bir Türkiye değil mi?  

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Gelelim FETÖ soruşturmalarına. 15 Temmuz sonrası Türkiye’de tam bir temizlik harekatı başladı diyelim en azından bürokraside. Türkiye’nin birçok kurumundan birçok kişi görevden alındı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde birçok görevden almalar, uzaklaştırmalar yaşandı. Bu süreç ne kadar daha devam eder ve bu temizlik siyaset tarafında da bir etki yaratacak mı, yani siyasette de tasfiyeler bekliyor musunuz efendim? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Güneydoğu’da kırsal operasyonlar tüm hızıyla devam ederken geçtiğimiz Bakanlar Kurulu’nda bir karar aldık; Doğu ve Güneydoğu’da yeniden yapılanma, restorasyon sürecini başlattık. Ciddi anlamda destekler ve yatırımlar yapılacak. Önümüzdeki bir-iki hafta içerisinde bizzat bölgede artık yatırımların temeli atılacak, bölgede uygulanacak yeni iş sahaları oluşturmaya yönelik çalışmaları orada açıklayacağız bütün detaylarıyla. Üç yıllık ve beş yıllık programlar hazırladık. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Bu bahsettiğiniz terör için teşvik paketi bunun içerisinde. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Evet, onu kastediyorum. 

Ayrıca bir de sosyal yönü var bu işin, sosyal yönüyle ilgili çalışmalarımız da şu anda bütün hızıyla devam ediyor. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- 20 il demiştiniz yanlış hatırlamıyorsam. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- 20’den biraz daha fazla olabilir, 24 ile kadar çıkabilir. Amacımız; bölgedeki bazı illerin etrafında diğer illerin kümelenmesi ve oraların cazibe merkezi haline gelmesi, bunların detaylarını önümüzdeki günlerde milletimizle paylaşacağız.

Şimdi bunu söyledikten sonra gelelim FETÖ soruşması…

ALİ CAN TÜRKOĞLU- FETÖ soruşturmalarının siyasete nasıl bir etkisi olacak? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- FETÖ soruşturmasındaki geldiğimiz nokta şu: Bunun çok boyutlu bir iş olduğunu milletimiz bilmesi lazım. Bugünden yarına çözülecek bir konu olmadığını da bilmesi lazım. Neden? Çünkü örgüt kapalı, kapalı kutu. Saydam değil, birtakım kendilerine göre teknolojik altyapı kurmuşlar, özel haberleşme sistemleri var. Yani hiç tahmin etmediğiniz, akla hayale gelmeyen yöntemler kullanıyorlar. Dolayısıyla burada suçluyu, suçsuzu birbirinden ayırmak, yaşın yanında kurunun yanmasını önlemek için çok titiz bir çalışma gerekiyor. Bu sadece memur tarafında değil bunun yargı tarafında da aynı şey var, orduda da aynı şey var, polisin içinde de aynı şey var, işte bütün bakanlıklarda, yerel yönetimlerde, hatta iş aleminde de. Bütün alanları, üniversiteler de buna dahil, bütün alanlara sızmışlar, kılcal damarlara kadar girmişler. Ne yapacağız? Bunları titiz bir çalışmayla ayıklayacağız. Onun için zor ve zahmetli bir iş. Yanlış yapmak lüksümüz yok, insanların mağdur edilmesi lüksümüz yok. Onun için zaman alıyor, ama üstesinden geleceğiz. 

CÜNEYT BAŞARAN- Sayın Başbakan, bu son cümlenizden devam edeyim, artık süremizin sonuna doğru geliyoruz, ekonomi tarafıyla da ilgili merak ettiklerimiz var. Bu zaman kısmı, özellikle zaman ve ekonomi iş dünyası ayrımı yaparken çok dikkatli olacağız dediniz ve zamanı da iyi kullanacağız dediniz. OHAL’in yaklaşık yarısını bitiriyoruz, OHAL’in uzatılması gibi bir şey söz konusu olabilir mi bu ayrım süresinde? 
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bir kere Cüneyt Bey, şunu, bir önemli noktayı vatandaşlarımızla paylaşayım: Biz OHAL’i vatandaşa ilan etmedik. OHAL’i biz kendimize ilan ettik. Vatandaş işine gücüne baksın, yeni yatırımlar yapsın, alışverişini yapsın, ekonomi canlanmaya devam etsin. OHAL dediğiniz şey, bakın Fransa’dan örnek vereyim size; Fransa’da bir terör olayı oldu, OHAL ilan ettiler, 3 sefer uzattılar, en son 6 ay daha uzattılar; bir terör olayı. Bizim ülkemizi yok etmeye çalıştılar, darbe yaptılar. Dolayısıyla bizim daha aradan geçmiş 1 ay, işte OHAL uzayacak mı, uzamayacak mı? Dur bakalım, şu 3 ayı bir görelim, bu 3 ayı da azami müddetçe değerlendireceğiz. OHAL’de biz ne yapıyoruz, onu bilmek lazım. Vatandaşın gidip işine mi müdahale ediyoruz? Niye şu işi yapıyorsun, niye bu işi yapıyorsun, niye seyahat ediyorsun? Bunlarla alakası yok OHAL’in, her şey eskisi gibi, ilk günden itibaren. Neyle alakası var? Bu FETÖ terör örgütü ve bölücü terör örgütünün Türkiye’nin başına bela olmaması için bir daha alınması gereken tedbirler var, yapısal değişiklikler var, işte bu terör örgütüne bulaşmış olanların devletten temizlenmesi var, bu ve buna benzer düzenlemeler var. Ha bu düzenlemeler de böyle biz yaptık oldu mantığıyla yapılmıyor. Bunlar aynı zamanda çıkar çıkmaz hemen Meclis’e gönderiliyor. Meclis bunları görüşecek, hatta birini başladı görüşmeye, ara verdi, Ekim’de tekrar gelip görüşmeye devam edecek. Hepsi Meclis onayından geçecek. Dolayısıyla Olağanüstüde yapılan iş, sadece zamanı etkin kullanmak. Onun dışında normal Parlamento çalışmalarından farklı bir şeyden bahsetmiyoruz.  

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Peki, İstihbarat’ın yapısının değişmesine ilişkin çalışma ne aşamada, merak edilen konulardan birisi de bu? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunun üzerine de çalışıyoruz. İstihbaratta maalesef geçmiş dönemde bazı sıkıntılar yaşadığımız bir sır değil, bu biliniyor. Türkiye gelişti, Türkiye büyüdü, teknoloji gelişti, yani adam-adama istihbarat artık yeterli olmuyor. İç istihbarat, dış istihbarat, mali istihbarat, personel istihbaratı, birçok istihbarat şekilleri var. Bu ihtiyaçları göz önünde bulundurarak istihbarat yapısını gözden geçiyoruz. İç istihbaratı daha da güçlendireceğiz. MİT ağırlıklı olarak dış istihbarata bakacak, ama bu iç-dış istihbaratların da birbirleri arasında mutlaka geçişleri olacak, ilişkileri olacak.

Ayrıca, Silahlı Kuvvetlerle geçmişte yaşanan sorunların bir daha yaşanmaması için Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde de sadece personel tahkikatını, personel istihbaratını öngören birimler oluşturulacak. Ve böylece bu yapı Başbakana, koordinasyon amacıyla da Cumhurbaşkanımıza bağlı hale gelecek. Bunlar bütün ilgili bakanlıklar, kurumlar birlikte çalışıyorlar, önümüzdeki günlerde bunu da sonuçlandırmış olacağız. 

CÜNEYT BAŞARAN- Sayın Başbakan, yine ekonomi dünyasıyla ilgili çok söylenen bir şikayet ya da bir konuyu gündeme getirmek istiyorum. FETÖ terör örgütüyle olan mücadele sırasında, siz biraz önce dediniz ki; herkes işine-gücüne baksın, biz OHAL’i kendimize ilan ettik. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru. 

CÜNEYT BAŞARAN- Ama özellikle bankacılık sektörü kredi alma-kredi verme gibi konularda genel olarak şöyle bir şikayet var, serzeniş var: Kim bu örgüte dahil, kim değil bilmiyoruz, dolayısıyla bu alışverişte elimiz korkak gidiyor deniliyor.

Bir diğer konu da; sizin ifadeniz, bu FETÖ terör örgütünü finanse edenlerle hasbelkader bunun içerisinde bir ticaret için bulunanlar arasındaki ayrımı yapmak lazım demiştiniz eğer yanlış hatırlamıyorsam. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru. 

CÜNEYT BAŞARAN- Bu iki konuda görüşlerinizi alabilir miyim efendim? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Bunu sorduğunuz için teşekkür ediyorum, bu hakikaten çok önemli. Şimdi iş aleminde, bankacılık sektöründe bir tedirginlik var. Ne o? Efendim, biz bu adama çek verirsek, acaba FETÖ örgütüne mensupsa bizim halimiz ne olacak? Efendim, şuna mal satarsak, onlar FETÖ’cü ise bizden hesap sorarlar. Bu ne demektir? Bu ekonomi için en büyük tehlike demek. Ne olur? Frene basarsın ekonomi yavaşlar. Krediler kesilir, bilmem ne olur, ülke bundan olumsuz etkilenir. Onun için biz diyoruz ki; ölçü belli, ölçü nedir? Şimdi bu terör örgütüyle tamamen iç-içe girmiş, gırtlağına kadar batmış firmalar var, bunları MASAK biliyor. Bu firmaların hangileri olduğu, zaten bir kısmına el kondu, kayyum atandı, bir kısmına işlem yapılıyor, bunlarla ilgili gereken yapılıyor. Ancak hiçbir şekilde terör örgütüyle bilerek-isteyerek ilişkiye girmemiş, fakat yöneticileri arasında terör örgütü mensubu var veya ortaklarından bazıları terör örgütünün mensubu, biz bu firmaları öldüremeyiz ki, bunlar insan çalıştırıyor, bunları yaşatmamız lazım, kurtarmamız lazım. Ölçü? 17 Aralık 2013’den bu tarafa eğer firmalar ne kadar terör örgütüyle iç-içe girmiş, ilişki içerisine bilerek-isteyerek girmişse, hadi sen masumsun diyemeyiz. Ama bu firmalarla alışveriş yapmak zorunda kalmış, onlara da siz suçlusunuz diyemeyiz. Bu şuna benziyor: Geçmiş dönemde bizim Partimize kapatılma davası açılınca, Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakandı, dedi ki; bu haksızlık, eğer bu partinin kapatılmasına sebep olan parti mensupları varsa onları cezalandırın, partinin ne suçu var? Biz de aynı düşünüyoruz, bu firmaların ne suçu var? Bu firmaların içerisinde FETÖ’ye bir şekilde destek vermiş, FETÖ örgütüne dahil olmuş insanlar varsa, biz onları temizleyeceğiz. Şimdi diyelim ki Milli Eğitim’de FETÖ’cüler var, Milli Eğitim’i kapatalım; böyle bir şey olur mu? Oradaki kimlerse onları aktaracağız. Aynı şekilde Silahlı Kuvvetlere FETÖ sızmış, en iyisi biz bunu temizlemeyi bırakalım da kapatalım, orduyu lağvedelim; böyle bir mantık olur mu? 

CÜNEYT BAŞARAN- Bir diğer sorum da, yine ekonomi…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Onun için iş dünyamız, esnafımız, tüccarımız rahat etsin. Bu konuda bakın savcılarımıza da buradan tavsiye ediyorum; bu işleri yaparken dikkatli olun, götürü usulde iş yapmayın. Hepimizin görevi, şirketlerimizi yok etmek, ekonomimizi zayıflatmak, işsizliğimizi artırmak değil gerçek suçluları suçsuzlardan ayırarak bu örgütü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak. Onun için hakimlerimize-savcılarımıza bu konuda önemli görevler düşüyor. 

CÜNEYT BAŞARAN- Bu açıklama eminim ki ekonomi dünyasında, iş dünyasında yankı bulacaktır. Bir kez daha teşekkür ediyoruz bu açıklama için. 

Diğer konu da efendim; Türkiye Kamu Fonu, Varlık Fonu. Çok konuşuldu…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Nasıl, kötü mü konuşuldu? 

CÜNEYT BAŞARAN- Yok, son derece pozitif konuşuldu. Birtakım eleştiriler de vardı; Türkiye bu fonu yapar-yapamaz, dünyada örnekleri var, Türkiye’de niye oluyor şeklinde. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Niye yapamıyormuş? 

CÜNEYT BAŞARAN- Yapamamasıyla ilgili olarak, Türkiye’nin cari fazlası yok, nasıl yapabilir şeklinde yorumlar vardı. 
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Önemli olan cari açığımız olduğu halde bunu yapmaktır. 

CÜNEYT BAŞARAN- Ben de tam olarak onu soracaktım. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Yani şöyle: Şimdi Türkiye büyüyen bir ülke, 26 çeyrektir biz hep büyüyoruz, sürekli büyüyen bir ülke. Neye rağmen büyüyor? Küresel krize rağmen büyüyor, çünkü Türkiye dinamik bir ülke. Türkiye, yatırımları hız kesmeden devam ettiriyor 2009 krizinden beri. Tabii bu fon devreye girince, bir kere büyük projelerin kaynak sorunu ortadan kalkacak. Projelerin gecikmesi önlenecek, Türkiye’nin önünde 10 bin kilometre hızlı tren hattı var, bunlar para. Buraya tabii genel bütçeden kaynak fazla ayrılamıyor. Ama atıl varlıklar var, duran varlıklar var, diğer varlıklar, menkuller var; bunları bu fonda değerlendireceğiz ve bütçenin kafi olmadığı alanlardaki yatırımları buradan karşılayacağız. Aynı zamanda vatandaş tasarruf etmek amacıyla da bu fona kaynak koyabilecek. Yap-işlet-devret projelerinin gelirleri de bu fonun kaynağını oluşturacak. Bireysel emeklilikten gelen kaynaklar bu fonda olacak. Yani bu Hazinenin dönen varlıklarını bütçenin gelirlerine deyip dolaşmadan atıl duran kaynaklar yeni ekonomiye kazandırılacak kaynaklar ve dış kaynaklardan. Gayrimenkul tahvili, senedi, vatandaş gayrimenkul en iyi getirisi olan yatırım. Bir ev alacak parası yok mesela, yetmiyor parası…

CÜNEYT BAŞARAN- Ama gayrimenkule yatırım yapmak istiyor. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Gayrimenkul kağıdı alacak, o dairenin belki yüzde 10’u kadar parası var, o parayı verecek, o daire 2 sene sonra kaç paraya çıkmışsa, verdiği kadarını o kadar fazlasıyla geri alacak. 

CÜNEYT BAŞARAN- Efendim, bu fonun yönetimi özelleştirmede size bağlı mı? 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Doğru, Başbakana bağlı bir fon. Bu fonu özellikle dünyadaki örneklerine bakarak Güney Kore’de, Singapur’da, başka ülkelerde kurduk. Neden? Burası devlet dairesi gibi yönetilmeye kalktı mı sonunda hayal kırıklığı var, bir iş çıkmaz. Onun için burası çok profesyonelce, uzmanlarca yönetilmesi gereken bir yer. Dolayısıyla devlet kurumlarının kısıtlamalarının burada olmaması lazım, olursa yürümez, geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz, ona göre kurduk. Hiç kontrol yok diye bir şey yok, uluslar arası denetim firmalarının kontrolüne açık, raporları alınacak ve bu raporlar Başbakanlıkta değerlendirilecek, her yıl da Meclis’e bilgi verilecek. Böyle de bir denetim mekanizması son anda partilerin de talepleri üzerine -diğer partilerin- getirildi. Dolayısıyla kamu kaynağı kullanan hiç kimse ben bir denetime tabi değilim diyemez. 
ALİ CAN TÜRKOĞLU- Sayın Başbakan, çok teşekkür ediyoruz. 

CÜNEYT BAŞARAN- Çok teşekkürler. 

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Biz teşekkür ediyoruz, sağ olun. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Vaktinizi ayırdınız, birçok önemli konuda önemli açıklamalarınız oldu…

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Sağ olun, biz teşekkür ediyoruz bize bu fırsatı verdiniz, vatandaşlarımızla hasbihal etme, onlarla sohbet etme, düşüncelerimizi paylaşma fırsatı bulduk; ben size teşekkür ediyorum. 

ALİ CAN TÜRKOĞLU- Tekrar teşekkürler. 

Değerli izleyiciler, Haber Türk, Bloomberg HT, Show TV ortak yayınında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Binali Yıldırım konuğumuzda. Türkiye’nin gündemindeki her konuyu, Cerablus operasyonundan dış politikadaki gelişmelere, iç politikadan terörle mücadeleye ve en son ekonomideki beklenen soruların cevaplarına kadar tüm konuları konuşmaya çalıştık. 

Bizi izlediğiniz için çok teşekkür ediyoruz. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.