Basbakan Yildirim’in Sehit Aileleri ve Gaziler ile iftar programinda yaptigi konusmanin tam metni
Şehitlerimizin değerli emaneti kardeşlerim, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, sevgili çocuklar; hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
Afiyet olsun, Allah tuttuğunuz oruçları dergahı izzetinde kabul eylesin, Ramazan-ı Şerifimiz mübarek olsun.
Mübarek ayın bu akşamında sizlerle birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizler, bu ülkenin, Türkiye’nin istiklali için aziz canlarını seve seve feda eden evlatlarımızın bize emanetisiniz. Şehitlerimizin aziz hatırasını hep birlikte yad ediyoruz, gazilerimizi saygıyla, şükranla anıyoruz. Biliniz ki, gazilik Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük unvanıdır. Şehitlerimizi anmak, onlara dua etmek, gazilerimizle dayanışma için bugün hep biradayız.
Bu vesileyle şehit babasına karne günü, yani dün mektup yazan Miraç adlı evladımızın ve bütün şehit evlatlarının gözlerinden öpüyorum.
Miraç mektubunda diyor ki babasına; inşallah baba, cennette kavuşuruz. Miraç’ın duasına yürekten inanıyoruz. Bizim de Rabbimizden niyazımız, şehitlerimizle birlikte cennette haşrolmaktır. Geride kendileriyle gurur duyan, Miraç gibi evlatlar bırakan babaları, anaları hürmetle, şükranla anıyorum.Bu akşamın manevi ikliminde şehitlerimizin ruhaniyeti de inşallah burada biraraya gelen bizlerle beraberdir. Huzurlarınızda şehitlerimize bir kez daha rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun.
Değerli misafirler, inancımızda şahadet çok önemli bir yer tutuyor. Peygamberlerden sonra en önemli manevi mertebenin şehitlik olduğunu hepimiz biliyoruz. Şehitlerimiz izzeti nefsimize, namusumuza, istiklalimize, onurumuza sahip çıkmak için canlarını seve seve verdiler. Bizler devlet olarak, hükümet olarak ve millet olarak aziz şehitlerimizin hatırlarını daima canlı tutacağız, asla unutturmayacağız. Ecdadımız dün Gelibolu’da, Trablusgarp’ta, Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta, Gaziantep’te bu ülkenin istiklal mücadelesini verdiler, ülkemizi, namusumuzu asla çiğnetmediler, bize muhteşem ve güzel bir Türkiye armağan ettiler. Biz de bu aziz vatanı, bu cennet vatanı gözümüz gibi korumaya devam edeceğiz. Şehitlerimizin kanlarını temsil eden Ay-Yıldızlı Bayrağımızı en yükseklere çıkarmak namus borcudur, boynumuzun borcudur.
Değerli kardeşlerim, inancımız bize karamsarlığı yasaklamıştır. Bize umutsuzluk yoktur. Rahat olun, müsterih olun, Türkiye bugün daha öncesinden çok daha güçlüdür. Bugün Cumhurbaşkanımızla birlikte İstanbul’da Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Deniz Kuvvetlerimize kazandırdığımız korvetlerin töreninde bir kez daha gördük ki, Türk milleti büyük bir millet, Türk ordusu, milleti güçlendikçe güçlenmeye devam ediyor. Türkiye bulunduğu coğrafya itibarıyla güçlü olma, güçlü kalmak gibi bir mecburiyeti vardır. İşte bunun için Silahlı Kuvvetlerimizin, ordumuzun ihtiyaçlarını yerli ve milli kaynaklarımızdan temin etmek için günden güne yeni yeni projeleri hayata geçiriyoruz.
Değerli İzmirliler, değerli kardeşlerim; Hükümet olarak ülkemizin ve milletimizin gücüne güç katmak için çabalıyoruz, her türlü çalışmayı yapıyoruz. Milletimize ve milletimizin değerlerine hep sahip çıktık, coğrafyamızın, tarihimizin, inancımızın emanetlerine sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bu değerlerin başında hiç şüphesiz şehitlerimizin maddi ve manevi emanetleri gelmektedir. Bu doğrultuda her zaman şehit yakınlarımıza, gazilerimize sahip çıkma konusunda samimi bir gayret içerisinde olduk. Bunu ülkemize ve milletimize yakışır bir şekilde yapmak ulvi bir görev olarak bizim boynumuzun borcudur. Millet ve devlet her zaman sizlere şükranlarını ifade etmeyi bir borç biliyor. Sizin yaptığınız fedakarlık karşısında ne yapsak azdır, sizin ulvi ruhlarınız önünde ne söylesek yetersizdir. Bizim yapmaya çalıştığımız, şehitlerimizin aziz hatırasına layık olmaktır. Yapmaya çalıştığımız, vatan için malul olmuş, gazi olmuş ve hayatlarını bir nebze kolaylaştırmaya çalıştığımız siz şehitlerimizin yakınlarına, emanet bıraktığı sizlere sahip çıkmaktır.
Şehitlerimizin bize emanet ettiği bu büyük değerler ve bu vatan istiklalimizin, geleceğimizin teminatıdır. Dolayısıyla şehitlerimizin anaları, babaları, eşleri, çocukları ve bütün yakınları bizim, Türkiye Cumhuriyeti’nin teminatı altındadır, onlar bizim ülkemizin geleceğinin ortak teminatıdır. Sizlerin hayatını kolaylaştırmak, dara düşmelerini önlemek boynumuzun borcudur. Hükümet olarak sizler için devletimizin bütün imkanlarını kullanmaktan bugüne kadar kaçınmadık, bundan sonra da asla kaçınmayacağız. Devletin şefkat ve himayesinden öncelikle sizlerin emin olmasını isterim.
Bu alanda son 14 yıl içinde çok önemli çalışmaları hayat geçirdik. 2010 yılında gerçekleşen halk oylamasıyla bir Anayasa değiştirdiğimizi biliyorsunuz, bu değişiklikte getirdiğimiz bir madde çok önemlidir, şehit yakınları ve gazilerimiz için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine asla ve asla aykırı sayılamayacağını anayasal güvenceye aldık. Bu ne demektir? Şehitlerimize yapılacak her şey şehitlerimize bir ülke, bir memleket vazifesidir, bir vefa görevidir. Şehit yakınlarımızın, gazilerimizin durumlarını kademe kademe daha da iyileştirmeyi hedefliyoruz ve bunun gayreti içindeyiz.
Şehitlik peygamberlikten sonra en yüce mertebedir. Kitabımız şehitler için, onlar ölü değildir, onlar diridir, sizler bilmezsiniz derken, şehitliğin ne büyük bir mertebe olduğunu en açık şekilde ortaya koymaktadır. Onlar aslında vatanımız, istiklalimiz, geleceğimiz uğrunda canlarını verdiler, Türk milletinin her bir evladının gönlünde müstesna yerlerini aldılar. Bu Bayrak, Al-Yıldızlı Bayrağımızın tesadüfen oluştuğunu kim zannediyor? Ay-Yıldızlı Bayrağımızın rengi şehitlerimizin kanıdır. Bayrakları bayrak yapan üstündeki hilaldir, eğer toprak uğrunda ölen varsa vatandır diyor şair.
Değerli kardeşlerim, bu bayrağın hilali bağımsızlığımızın sembolüdür, bu bayrağın her bir yıldızı kalbimizde parlayan şehitlerimizin sembolüdür. Onun için şehitlerimizin hatırasını sonsuza kadar yaşatmak hepimizin en büyük vatandaşlık borcu olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de en önemli görevidir.
Şehitlerimizin acılarını hafifletmek ve hayatlarını kolaylaştırmak için Aile ve Sosyal Bakanlığımız bünyesinde Şehit Yakınları Dairesini kurduk, hak sahiplerinin atamaları, özellikle de son 2 yılda çok daha kısa sürede gerçekleşmeye başladı. Esasen yılda 2 sefer atama yapılırken, bundan böyle yeni bakanımıza verdiğimiz talimatla şehit yakınlarımızın atamalarında bu kural değişti, hiç beklemeden hemen atamaları gerçekleşecek. Şehitler ve onların yakınları gündemde olduğunda mevzuat teferruattır, asla ve asla mevzuatın arkasına sığınmayacağız, sığınanlara da müsamaha göstermeyeceğiz.
Bugüne kadar 30 binin üzerinde şehit yakınımızın atamasını gerçekleştirdik, onlara sahip çıkmanın gayreti içerisinde olduk. Şehit yakınlarına tanınan istihdam, yani işe alma hakkını birden ikiye çıkardık. Son düzenlemeyle birlikte ise kapsamı biraz daha genişlettik, böylece şehitlerimizin yaşının 45 yaşından daha aşağı olan hak sahibi olmaması halinde, 45 yaş üstü yakınına da devlette çalışma imkanı getirdik. Aynı zamanda anne ve babaya da bu hakkı tanımış bulunuyoruz.
Terörden mağdur olan sivil vatandaşlarımızı da bu bağlamda bazı haklara kavuşturmuş bulunuyoruz. Terör mağduru sivil vatandaşlardan hayatını kaybedenlerin yakınlarına veya engelli hale gelenlere sosyal güvence getirdik ve aylık bağlama hakkı verdik. Ağır malul olan gazilerimize sağlanan bakım desteğini, köy korucuları, sivil vatandaşlarımıza da teşmil ettik, onların da yararlanmasını sağladık. Bu desteği asgari ücretin net 2 katı tutarına çıkardık. Vazife malulü er ve erbaşlar ile kamu görevlilerinin yakınlarına aylık bağlamada aranan muhtaçlık şartını ortadan kaldırdık. Hak mamulü kapsamındakiler ile tüm er ve başların aylıklarını da artmış bulunuyoruz.
Değerli kardeşlerim, İzmir’imizin saygıdeğer güzel insanları, şehit yakınları, değerli gazilerimiz; 2002’de ilkokul mezunu birinci derece malul bir er ya da erbaşımıza 440 lira aylık verilirken, bu rakam bugün 3137 liraya çıkmış durumdadır, ortalama 7 kat artış sağladık. Giden geri gelmiyor, şehitlerimizi geri getiremeyiz, Allah bizleri onlarla cennette haşrolmayı nasip eylesin. Ama geride kalan yakınlarına en güzel şekilde bakmak, göz, kulak olmak, onların yaralarını, dertlerini hafifletmek pekala mümkün, bunun için de üzerimize düşen her türlü sorumluluğu bugüne kadar yerine getirdiğimiz gibi, bundan böyle de getirmeye devam edeceğiz.
Çalışmaya devam eden malullerin maluliyet aylıkları kesiliyordu, bunu da ortadan kaldırdık. Artık eğer gazimiz malul şekilde çalışıyor ise, ayrıca malullük maaşını da almaya devam edecek.
Şehit yakını ve gazilerimizden faizsiz konut temin etmesi için gerekli imkanları sağladık.
Değerli kardeşlerim, vatanımız için malul olmuş gazilerimizin günlük hayatını kolaylaştırmak için pek çok daha işler yaptık. Örneğin, evlerinizde kullandığınız elektrikte yüzde 40, suda yüzde 50 indirim sağladık, her şehirde geçerli olacak şekilde seyahat kartlarınızla ulaşım masraflarını bir nebze olsun rahatlattık ve bu masraf kalemini ortadan kaldırdık.
Edirne’de, Rize’de, Bayburt’ta, Sarıkamış’ta, Myanmar’da, Polonya’da, Slovakya’da, Hindistan’da şehitlerimiz için şehitlik yaptık.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kudretli ve şefkatli ve şefkatli bir devlettir. Devlet ve millet olarak elbette ki üzerlerinize titreyeceğiz. Yaptıklarımız ve yapacaklarımız şehitlerimizin göze aldığı ve bize bıraktığı değerlerin yanında bir hiçtir, bunu da biliyoruz, bunun da farkındayız.
Siz şehit yakınlarımızın, gazilerimizin bize hatırlattığı o büyük mana, bize yüklediği o büyük mesuliyet yanında bütün bu saydıklarımı lütfen küçük bir cemile olarak kabul edin.
Değerli misafirler, sevgili İzmirliler; Türkiye her ülkenin dostluğunu isteyen bir ülkedir. 90 yıllık prensibimiz, Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi yurtta sulh, cihanda sulhtur. Türkiye modern dünyanın güçlü bir ülkesi olarak tüm dünya ile barış ve adalet temelinde ilişkilerini sürdürmeyi şiar edinmiştir. Bu bağlamda, Avrupa Birliği tam üyeliği olmak hedefi bizim için hala geçerli, önemli bir hedeftir. Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’yle dostluk, müttefiklik ilişkisi içinde olduğumuz önemli ülkelerdir. Tarihi beraberliğimiz olan komşu ülkeler, onlar bizim kaderdaşlarımızdır, bizden onlara zarar gelmez, onlardan da bize zarar gelmesini istemeyiz.
Değerli misafirler, herkes şunu bilmelidir ki; 79 milyon vatandaşıyla her türlü ihaneti, şiddeti, terörü bertaraf edecek, her türlü tuzağı bozacak kudrete sahiptir Türkiye Cumhuriyeti. Şehitlerimizin aziz hatırası her zaman bağımsızlığımızın, onurumuzun güvencesi olmaya devam edecek. Aziz hatıraları onların bize yüklediği sorumluluğu daha da artıracak. O sorumluluk da, o vazife de bizim için terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmaktır. Şehitlerimizin pak ruhlarının tam bir huzura kavuşması bu topraklardan terörün kökünün kazınmasına bağlıdır. Herkes emin olsun, rahat olsun ki, terör Türkiye’nin gündeminden çıkacaktır. 32 yıldır bizi meşgul eden bu anlamsız terör belası artık Türkiye’nin gündeminde kalmamalıdır.
Barış ve huzur ülkemizin her köşesinde egemen oluncaya kadar bu operasyonlar da sürmeye devam edecek. Her vatandaşımızın yüzünün güleceği, doğuyla batının, kuzeyle güneyin kucaklaşacağı günleri inşallah hep birlikte göreceğiz. Bu milletin onurlu yürüyüşüne kasteden hiçbir plan Türkiye’yi, Türk milletini bu mukaddes yolundan asla döndüremeyecektir. Suç işleyen, cinayete ortak olan herkes mutlaka adalet önüne çıkartılacaktır. Bu vesileyle belirtmek isterim ki, çok yönlü olarak yürüttüğümüz çalışmalar her geçen gün netice almaya başlamıştır.
Terörü, terör örgütlerini taşeron olarak kullanan ülkelere de buradan bir mesajım var; biz bu terörü halledeceğiz, ama siz bunlara destek verdiğiniz için bir gün bu büyük milletin yüzüne bakamayacak hale geleceksiniz.
Ankara Kızılay’da otobüs bekleyen masum insanları, İstanbul Vezneciler’de dükkanını açmaya başlayan o güzel insanları canlı bombalarla katleden teröristler, hiçbir insani değerin savunucusu olamaz. Onlar unutmasın ki, insanları canlı bomba olarak öldürenlerin cenazesine katılıp adeta Türkiye’ye meydan okuyama çalışanlar da bunun hesabını elbette lime lime burunlarından gelinceye kadar vereceklerdir.
Milletimiz, vatandaşlarımız en kısa zamanda hiçbir değer gözetmeyen bu cinayet şebekelerinin bertaraf edildiğini mutlaka görecek. Teröre vereceğimiz en güzel cevap işte burasıdır, işte İzmir’dir, işte İzmir’de biraraya gelen bu birlik, bu kardeşlik iklimidir. Şehitlerimize mesajımız budur, Türkiye 78 milyon vatandaşıyla tek vatan, tek millet, tek devlet ve tek bayrak altında ilelebet yaşamaya devam edecektir. Bu büyük … bize verdiği mesaj budur.
Aziz şehitlerimize buradan söz veriyoruz, 81 vilayetimizde 79 milyon insanımızla daima bir olacağız, daima iri olacağız, daima birlikte Türkiye olacağız.
Türkiye demokrasiden, hukuktan, birlik ve beraberlikten, medeniyet yürüyüşünden asla vazgeçmeyecek. Bu, bizim ecdadımıza, şehitlerimize sizlerin şahsında milletimize olan sözümüzdür.
Değerli misafirler, sevgili İzmirliler; sizler vakar ve haysiyetinizle Türkiye’ye ve bütün dünyaya en güzel dersi veriyorsunuz. Sizlerin sıkıntılarınızla hemhal olmak, her türlü ihtiyaçlarınızın karşılanmasını sağlamak, her zaman yanınızda olmak bizim için şereftir, görevlerin en yücesidir. Şehitlerimizin emanetine asla helal getirmeyeceğiz, sizin her birinizin meselesi bizim meselemizdir, gece-gündüz yanınızda olmaya devam edeceğiz.
İftar vesileyle sizlerle sohbet etme, sizlere olan şükran duygularımı bir kere ifade etme imkanı buldum. Sizlerle İzmir’de hemhal olmak benim için bambaşka bir heyecan, çünkü ben bu güzel şehre, İzmir’e çok şey borçluyum, çünkü İzmir ülkemde 79 milyonun sorumluluğumu almama vesile olan şehirdir, onun için size minnettarım, size çok teşekkür ediyorum.
İnşallah birlik ve beraberlik içinde hem İzmir’imize, hem ülkemize, çocuklarımızın, gelecek kuşaklarımızın bizden beklediği hizmetleri yapmaya devam edeceğiz, sorunlarımızı torunlarımıza bırakmayacağız. Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine, onun da ötesine çıkarmak için canla, başla milletçe çalışacağız.
30 Haziran’da İstanbul-İzmir arasını 3 saatin altına düşürecek bir projenin Osman Gazi Köprüsü ve 40 kilometrelik otoyolunun açılışını yapıyoruz, adım adım İstanbul İzmir’e yaklaşıyor. Hani ne dedi? Biz İzmir için üçüncülüğü kabul etmiyoruz. İstanbul 34, İzmir 35, hedefimiz İzmir’i İstanbul’la yarıştırmak. Bunu İzmir başarır, çünkü İzmir değerli kardeşlerim, işgali gören, işgale başkaldıran ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ilan edildiği şehirdir. Onun için yerel yönetimlerimizle el ele vererek İzmir’imizi Türkiye’nin parlayan yıldızı yapmaya, Avrupa’nın dünyaya açılan kapısı yapmaya hep birlikte gayret edeceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle bu mübarek gecede iftar sofrasında bizi biraraya getiren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız ve İzmir Valiliğimize çok teşekkür ediyoruz. Emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.
Ramazan-ı Şerifiniz tekrar mübarek olsun.
Bugünlerde çocuklarımız sınavlara giriyorlar, onlara zihin açıklığı diliyorum, gelecek için bizim en büyük güvencemiz olan gençlerimize başarılar diliyorum.
Yarın babalar günü, bazılarımız babalarımızın o gününü buruk yaşayacağız. Babaları olmayanlar babaları olanlar kadar şanslı olmayacak. Ama bugünümüzde dayanışmanın, sevginin, kucaklaşmasının bu mübarek Ramazan’la birlikte acılarımızı azaltacak en büyük iş olduğunu, en büyük faaliyet olduğunu bir kez daha hatırlayalım.
Bereket, rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan’ın ülkemiz için, milletimiz için, kardeşliğimiz için vesile olmasını diliyorum, yaklaşan Ramazan Bayramınızı da şimdiden tebrik ediyorum.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun değerli kardeşlerim.