Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in STK Temsilcileriyle bir araya geldigi toplantida yaptigi konusma metni

 

Çok değerli hemşehrilerim, güzel İzmir’imizin güzel insanları, sivil toplum kuruluşlarının değerli temsilcileri; hepinizi bu güzel İzmir akşamında sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Davetimizi şereflendirdiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.

Demokrasilerde iki tane ana anahtar kurum vardır; bir tanesi sivil toplum örgütleri, diğeri de siyasi partiler.

Siyaset kurumu sivil toplum örgütleriyle irtibatını keserse, toplumla aslında irtibatını kesmiş olur. O yüzden sivil toplum örgütlerinin demokrasilerin gelişmesinde olmazsa olmaz bir rolü olduğunu biliyoruz.

STK’lar siyaset hayatımızda partilerden sonra gelen en önemli kurumlardandır. Sizler toplumun ortak aklını, ortak vicdanını oluşturuyorsunuz. Cesur, ezber bozan yaklaşımlarınızla yönetime yol gösteriyorsunuz. Biz AK Parti iktidarı olarak STK’larımızla, dernek ve vakıflarımızla sürekli yakın bir işbirliği içerisinde olduk, bundan böyle de olmaya devam edeceğiz.

Demokrasinin yerleşmesi ve kökleşmesine katkı vermenizi çok ama çok önemsiyoruz. Sağlıklı, modern yönetimlerin en belirgin vasfı, toplumun örgütlenme hakkının yeterince sağlanmış olmasıdır. Toplum bütün sektörlerde, bütün alanlarda örgütlendiği oranda güç kazanır, değer kazanır. Sivil topluma güvenmeyen siyaset kurumu demokrasi için bir yüktür. O yüzden bu güzel şehri, güzel İzmir’i bu konuda çok gelişmiş bir şehrimiz, çok köklü bir sivil toplum geleneğine sahiptir, İzmir’in böyle bir özelliği var. İzmir’in sivil toplum geleneğiyle buluşmayan siyasi liderlerin İzmir’de başarılı olmaları ve bu şehre hizmet etme şansları hemen hemen yoktur.

Bildiğiniz gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanlığı döneminde en fazla önem verdiği illerden birisi İzmir’dir. En yazık ki talihsiz bir şekilde, hiç ama hiç söylemediği bir sözü burada sadece bir ucuz siyaset adına Cumhurbaşkanımıza atfettiler, ona haksızlık ettiler.

Değerli hemşehrilerim, aslında İzmir bugün değil, az önce Bakanımın da söylediği gibi tarihin her döneminde önemli bir şehir olmuştur. Türklerin Anadolu topraklarına geldikleri ilk yıllardan beri Çaka Bey’le başlayan yolculuğumuz yakın tarihimizde çok partili hayata geçişimizle devam etmiş ve İzmir her şeyin ötesinde işgali de bütün Anadolu’ya, bütün dünyaya duyuran öncü şehir olmuştur. Bununla da kalmamış, İzmir bağımsızlığımızın, Kurtuluş Savaşımızın zaferle ilan edildiği, genç Cumhuriyetin kurulduğunun ilan edildiği bir şehir de olmuştur.

Büyük Atatürk İktisat Kongresi’ni burada boşuna toplamadı, çünkü o zaman dünyayı tanıyan, dünyanın penceresi olan şehir İzmir’di, ticareti bilen, ihracatı bilen şehir İzmir’di, onun için İktisat Kongresi burada toplandı, hatta Cumhuriyet kurulmadan, ilan edilmeden toplandı. Ve burada Türkiye’nin gelecek on yıllarının kararları alındı, iktisat politikaları, kamu politikaları, özel sektörün görevleri, rolleri hep burada belirlendi ve bizi 1950’lere taşıyan devlet ağırlıklı kalkınma modelinin kararının verildiği şehir İzmir’dir, köklü kuruluşlarımızın kuruluş kararı İzmir’de verilmiştir.

Çok partili hayatın başladığı şehir de İzmir’dir. Demokrasi şehidi Andan Menderes’in siyasi hayatında da İzmir’in çok önemli bir yeri vardır. Bu vesileyle, bu ülke için çok güzel hizmetlere vesile olan merhum Menderes’i, arkadaşlarını ve bütün devlet büyüklerini şükranla anıyoruz, saygıyla anıyoruz.

Tabi bunlardan daha önemlisi, oraya geleceğim, güncel konularda bahsedeceğim, ama sözlerimin başında şunu da ifade etmek isterim: Bugün aramızda şehit anne ve babası var, bütün şehitlerimizi temsilen onlar aramızda.

Ve buradan bir kez açık ve seçik olarak herkese, dost-düşman herkese söyleyeceğim bir şey var; milletim rahat olsun, bu terör belasını bu ülkenin gündeminden çıkaracağız.

Şehitlerimizin ruhu şad olsun, onlar bizim kalbimizin en mutena yerindedir. Bu toprakların bağımsızlığının, bu milletin birliğinin teminatı şehitlerimizdir. Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, şükranla anıyoruz, mekânları Cennet olsun. Gazilerimizi şükranla anıyoruz, Allah onlara da hayırlı ömürler versin.

Değerli kardeşlerim, değerli hemşehrilerim; bize diyorlar ki, efendim, çözüm süreci ne olacak, terör operasyonları ne zaman bitecek? Bakın buradan şunu açıkça söylüyorum: Bu operasyonların bitmesi için 3 tane şey lazım.

Bir; bu katil terör örgütü ne zaman sivilleri, yaşlıları, gençleri, gözünü kırpmadan öldürmek vazgeçerse, ne zaman askere, polise, jandarmaya, korucuya silah doğrultup onları şehit etmekten vazgeçerse, ne zaman Anadolu topraklarının her köşesinde, doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde vatandaşımız huzur ve güven içerisinde yaşaması ne zaman tam olarak mümkün olursa, o zaman bu operasyonlar bitmiş olur. Eğer bu terör örgütü bu boş hayallerin peşinde devam ederse, ülkeyi bölme heves ve hayalinden vazgeçmezse, operasyonlar da asla ve asla bitmez. Bunun açık, seçik bilinmesi lazım.

Çözüm, terör örgütünün milletle devlet arasından defolup gitmesidir.

Ben bölgedeki vatandaşlarıma açıkça şunu söylüyorum: Terör örgütünün sizin gibi bir sorunu yok, sizin sorununuz asıl terör örgütüdür, başınızın en büyük belasıdır, bu beladan da sizi kurtaracağız. Bu terör örgütünün sırtını sıvazlayan iç ve dış destekçilerinin kimler olduğunu da biliyoruz, siyasi uzantılarının kimler olduğunu biliyoruz. Dışarıdan bunlara her türlü lojistik desteği yapanların da kimler olduğunu biliyoruz. Ama bunlar da gelip geçecek. Bu ülkeye karşı, bu aziz millete karşı bu aymazlığı yapanlar yarın bu milletin yüzüne bakamayacaklar, onu da buradan ilan ediyorum. Yaptıklarına pişman olacaklar ve o yaptıkları işler kendilerinin başına da bela olacak.

Çok değerli kardeşlerim, evet, yakın tarihimizde 2 olay çok önemli, az önce söyledim, bunlara tekrara girmeye lüzum yok, Malazgirt ve Çaka Bey’in İzmir’e geldiği şeydir.

Evet, şimdi İzmir’e önemli bir görevim var, onu ifa etme zamanının geldiğini düşünüyorum.

Her şeyden önce bu onurlu göreve gelmem için, bu ağır sorumluluğu yüklenmem için her şeyi İzmir’e borçlumu, sizlere borçluyum, bunun için teşekkür ediyorum. İzmir beni belediye başkanı seçmedi, demek ki uzağı görüyor İzmirliler.

İzmir’e bir teşekkürüm daha var, Ana Muhalefet Partisi lideri İzmir başbakan çıkaracak dedi, onu da mahcup etmediniz, bunun için de teşekkür ediyorum.

Değerli hemşehrilerim, şehrime karşı sorumluluğumun çok daha arttığını biliyorum, bunun farkındayım, ama bugüne kadar size mahcup olmamak için var gücümüzle arkadaşlarımızla, milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla çalıştık, bundan sonra da daha fazlasını yapacağımızdan zerre kadar tereddüdünüz olmasın. Bizim için sıfatlar gelip geçicidir, İzmir’e, Türkiye’ye hizmet etmek kalıcıdır.

65. Hükümet güvenoyu alınca teşekkür konuşmasında dedim ki, ben ve arkadaşlarım 79 milyonun Hükümeti olacağız, 79 milyonun Başbakanıyım dedim. Ama şunu herkes lütfen kabul etsin, İzmir benim gözbebeğim. Bunu da herhalde milletimiz hoşgörüyle karşılar diye düşünüyorum, çünkü bu şehir bize çok destek verdi. Onun için İzmir’i kalkındırmak demek Türkiye’yi kalkındırmak demek.

Belediye başkanlığı adaylığımda hep onu söyledim; İzmir Türkiye’ye lazım dedim, İzmir’e başkan da lazım dedim. İzmir’e başkan da lazım dedim, Başkanı seçtiniz. Ama bugün 1 Kasım seçimlerinden önce ne dedim? Biz Belediye Başkanımızla konu İzmir’e hizmet olunca bütün parti beklentilerinden, parti taassubundan kurtulacağız ve İzmir’in konularını elbirliğiyle çözeceğiz. Bunun şahidi Büyükşehir Belediye Başkanımızdır, bu yönde çalışmalara başladık. Daha fazlasını yapacağız, bugün kendisiyle de görüştük, bizi tebrike geldi sağ olsun ve önemli konular İzmir gündeminde, bunları zaman içerisinde duyacaksınız, gereğini yapacağız.

Siyasetler, sıfatlar gelip geçicidir, önemli olan bir hoş seda bırakmaktır. Bu ülke için, bu güzel şehir için taş üstüne taş koyan, hizmet veren herkesten Allah razı olsun.

Çok değerli hemşehrilerim, çok değerli İzmirliler; İzmir’de neler yaptık, neler yapmadık bunun detayına girmek istemiyorum, ama geçenlerde bir milletvekili İzmir’in İzmir’e bir şey yapılmadı deyince bazı şeyleri hatırlatmanın yerinde olacağını düşünüyorum. İzmir’e son 14 yılda 30 milyonun üzerinde destek ve yatırım yaptık. Bu az denebilir, ama en azından ortada böyle bir yatırım var. İzmir, 2002’de 3 milyarın altında ihracat yapan bir şehirdi, geçen yıl bütün olumsuzluklara rağmen 8 milyarın üzerinde ihracat gerçekleştirildi. Bu ne demektir? İzmir büyümeye devam ediyor. Belki çok daha fazla büyümesi lazım, ama yine de büyümeye devam ediyor.

2002’den bu yana yaklaşık 9 bin yeni derslik yaptık. 14 bin TOKİ konut yaptı İzmir’de. 445 bin dönüm arazi suyla buluştu, bolluk bereket oldu, 80 milyonun üzerinde fidan diktik. 27 baraj, gölet ve çok sayıda sulama tesisi yapıldı, hizmete verildi. Gördes Barajı, İzmir’in su ihtiyacı için çok önemli; yapıldı, Büyükşehir’in de katkıları var ve İzmir’in su problemi kökünden çözüldü.

Ege Gelişim Projesiyle bölgede önümüzdeki 12 yıl içerisinde 25 milyar üzerinde tutarı olan tesisler yapılacak. Bunun planlamasını da yapmış bulunuyoruz. 200 yataklı Tire, 150 yataklı Urla, 400 yataklı Karşıyaka-Çiğli Devlet Hastanesi dahil olmak üzere tam 14 hastaneyi bitirdik, hizmete aldık. 30 ambulans vardı İzmir’de, 155 ambulansa çıktık. 14 yıl önce İzmir’de 401 kilometre bölünmüş yol vardı. Bu miktarı 657 kilometreye çıkarmış bulunuyoruz. İzmir’i Balıkesir’e, Manisa’ya, Aydın’a bölünmüş yollarla bağladık. Yolları böldük hayatları birleştirdik, yolları böldük milleti birleştirdik, gönülleri birleştirdik.

Az önce dedim ya, milletvekilimizin birinin haberi olmamış, ama ben onun haberi olsun diye söylüyorum; İzmir’e Türkiye’nin en güzel havalimanını yaptık. Adnan Menderes Havalimanı iç hatlar terminaliyle, dış hatlar terminaliyle Türkiye’nin en modern havalimanıdır. Yolcu sayısı Adnan Menderes’te 2 milyon civarındaydı, bugün 12 milyonu geçti. Konak Tüneli, açıldığından bu tarafa 10,5 milyon İzmirli kullandı. Konak Tüneli bir işe yaramaz diyenlerin kulağı çınlasın.

İZBAN, Büyükşehir Belediyemizle birlikte yaptığımız, sadece İzmir’in değil Türkiye’nin, hatta dünyanın en uzun raylı toplu taşıma sistemidir. Şimdi Torbalıya kadar gittik, Selçuk’a kadar inşaatımız devam ediyor, önümüzdeki yıllarda da Bergama’ya kadar, hatta Avrupa’nın büyük limanlarından Çandarlı’ya da bağlantı yapılacak şekilde uzatılacak.

Yeri gelmişken şu müjdeyi de verebilirim: Çevre Yolunu malum Koyundere’ye kadar uzattık, Menemen’e doğru devam ediyor otoyol olarak ve bu yıl içerisinde Çandarlı’ya kadar yap-işlet-devret modeliyle geriye kalan 60 kilometrenin de ihalesini yapacağız. Böylece kuzey-güney hattındaki trafik sıkışıklığını sona erdireceğiz. Çünkü Aliağa başta olmak üzere o bölge İzmir’in ekonomik hayatının kalbi, oradaki yükü almamız lazım. Demiryolu da olacak, dolayısıyla o güzergâhta artık sorunlar tamamen bitmiş olacak.

Güzelbahçe’ye liman standardında bir barınak, yat limanı yaptık. Ve Kemalpaşa Organize Sanayi ile Turgutlu arası demiryolunu bitirdik, ayrıca orada 2 milyon metrekarenin üzerinde bir lojistik merkezi yapıyoruz.

Doğalgaz yine İzmir’de 2003’te sanayide, 2006’da konutlarda kullanılmaya başlandı.

Tarımsal desteklerin miktarı 3 milyarı buldu, hayvancılık desteği 1,5 milyarı buldu.

Yani bu liste uzayıp gidiyor, Çevre Yolunu bitirdik. 71 yılında başlamış, yılan hikâyesine dönmüş çevre yolunu yaptık. Eğer o yol olmasaydı ne olacaktı? İzmir’in halini bu Altın Yoldan herhalde Çiğli’den buraya gelmemiz yarım gün sürerdi. Bunlar önemli şeyler, bu hizmetler önemli şeyler. Yani bir hatırlatma yapıyorum. Tabii ki görevimiz, yapacağız, daha fazlasını da yapmamız lazım. İhtiyacımız ne? Birlik, beraberlik, kardeşlik. Bunu sağladıktan sonra evvel Allah önümüzde hiç kimse duramaz. Türkiye’nin potansiyeli büyük, en büyük potansiyeli genç ve dinamik nüfusudur. Cenabı Hakk herkese bir imkân vermiş; kimisinde petrol var, kimisinde doğalgaz var, ama bizde insan var insan. İnsanın olmadığı yerde ne olursa olsun. Venezüella, her taraftan petrol fışkırıyor, sersefil. Irak, Suriye, Libya çok zengin doğal kaynakları var, ama halkları perişan. Niye? Basiretsiz yöneticiler yüzünden, istikrarsızlık yüzünden. Şartlar ne olursa olsun kardeşlerim; birbirimize olan sevgimiz, muhabbetimiz mutlaka devam etmeli, her şeyin önünde olmalı. Hiçbir şey birbirimizi kırıp dökecek kadar kıymetli değildir. Bizi Cumhuriyetimizin 100. yılına taşıyacak büyük Atatürk’ün muasır medeniyetler seviyesine erişme, onun da ötesine geçme hedefidir. Bu hedefin şartı, ülkede güven ve istikrarın devamıdır. Güven ve istikrar olmayan yerde hizmet de olmaz, başarı da olmaz, mutlu ve huzurlu insanların yaşadığı bir ülke de olmaz. Onun için elde ettiğimiz nimeti lütfen kadrini kıymetini bilelim ve enerjimizi boşa tüketecek işlere asla ve asla izin vermeyelim.

Yapacağımız işler de var, yapacağımız işlerden de bahsedebilirim. Şöyle ki; bir kere Ankara-İzmir hızlı treni etap etap geliyor. Şimdi kaç saatte gidiliyor İzmir’e bilmiyorum, herhalde trenle bütün Anadolu’yu dolaşarak 12 saatte gideriz. Ama hızlı tren bittiğinde 3,5 saatte İzmirli Ankara’da, Ankaralı İzmir’de. Afyon’a kadar inşaat devam ediyor. Afyon-Uşak arasının ihalesi yapıldı, Uşak-Turgutlu arasındaki ihale de hazırlıkları yapılıyor, velhasıl hedef inşallah bir kaza-bela gelmezse 2019’a kadar bitirmek. Böylece İzmir’in hızlı tren özlemini, hayalini gerçeğe dönüştürmek; bu Ankara tarafı. Bir de İstanbul tarafı var, İstanbul tarafında da otoyolumuz var. İzmir-İstanbul Otoyolu, 9 milyar, finans maliyetiyle birlikte 9 milyar. 9 milyar ne anlama geliyor merak ediyorsunuz değil mi? 9 katrilyon eski para, onu demiyorum. Türkiye’nin 1950 yılındaki milli gelirinden büyük. Ve buna benzer birçok projeyi bugün Türkiye gerçekleştiriyor. Dünyada kriz hat safhada devam ediyor. Ama buna rağmen Türkiye böyle mega projeleri geliştiriyor. Bir başka kıyaslama vereyim, bu projenin tutarı irili-ufaklı 53 ülkenin bir yıllık gayrisafi hasılasından büyük. Türkiye’nin gücünü küçümsemeyelim değerli hemşehrilerim, Türkiye büyük bir ülke. Lucien Arkas’a soruyorum; dünyanın en büyük havalimanını yapan başka ülke var mı? 200 milyon yolcu. Ne ihtiyacım var diye bana soruyorlar. Ufka bakacaksın, ben denizciyim, şöyle gözünün görebildiği en uzak noktaya kadar bakacaksın. 70’li yıllarda havacılığın merkezi Amerika’ydı, şimdilerde Avrupa, ama artık zenginlik merkezi doğuya kayıyor. Nereden anladık? İstatistikler böyle. Yetmedi, ben Bakan olarak göreve başladığımda Türkiye’nin transit yolcu sayısı 2 milyondu, şimdi 26 milyon. Bu ne demek? Bu Türkiye artık doğunun, batının, Afrika’nın, Avrupa’nın, Uzak Doğu’nun buluştuğu bir merkez oluyor. Böyle bir konumda tabii ki dünyanın en büyük havalimanı da Türkiye’ye yakışır, İstanbul’a yakışır. İstanbul’la yarışmak da İzmir’e yakışır. Zaten plakaları da arka arkaya, 34-35, araya kimseyi almayacağız. Onun için İzmirli yatırımcılar, girişimciler, esnaf, sanatkar, sanayici, İzmir’in dinamikleri daha çok çalışacaksınız. Daha çok üretmek için bizden ne isterseniz isteyin.

Yine hükümet ilk kurulduğunda Hükümet programını okurken bir şey söyledim; bu ülke için üreten, yatırım yapan, iş, aş alanları oluşturan herkesin önüne turkuaz halı sereceğiz. Üreten, gerçek ekonomiyi yücelten bir hükümet olacağız, hedefimiz bu. İşimiz üretmek, hizmet; gücümüz millet.

Değerli hemşehrilerim; konuşacak çok şey var, ama bu bir ilk buluşma. Yeni Hükümet kurulduktan sonra ilk seferimi Diyarbakır’a yaptım. Diyarbakır’da hunharca katledilen, parça parça edilen 16 vatandaşımızın aileleriyle beraber olduk, daha sonra Cumhurbaşkanımızla da gittik, Güneydoğu’nun en modern havalimanın açılışını yaptık ve terör karşısındaki kararlı duruşumuzu orada bir kez daha ortaya koyduk. Ondan sonra bu sabah Efes Tatbikatına Bakanımız, Cumhurbaşkanımızla birlikte izledim. İlk defa bu yıl Efes Tatbikatı sadece Türkiye’nin değil Amerika, Ukrayna, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan gibi ülkelerin de katılımıyla oldu. Göz kamaştırıcı, müthiş bir tatbikat. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak gurur duydum. Silahlı gücümüzün, Silahlı Kuvvetlerimizin gücüyle, kabiliyetiyle bir kez daha gururlandık. Ve ilk defa uluslar arası boyutta yapılıyor, bundan sonra da bu konudaki uluslar arası koordinasyon, işbirliği artarak devam edecek.

Evet, yemekler soğudu, onun için sözlerimi burada sona erdiriyorum. Bir kez daha bana duyduğunuz güven için öncelikle size ve tabii daha sonra yüce milletime şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun, iyi ki varsınız.

Ekmeğimizi böleriz, Türkiye’yi böldürtmeyiz. Yolları böleriz, memleketi böldürtmeyiz.

Hepinize saygılar sunuyorum.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.