Basbakan Yildirim’in Suudi Arabistan ziyareti öncesi yaptigi açiklamanin tam metni
...Başbakan olarak Suudi Arabistan’a gerçekleştireceğim ilk ziyaret olacak. Ziyaret kapsamında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz el-Suud’la görüşmeler gerçekleştireceğim. Ayrıca Kral Selman bin Abdülaziz el-Suud tarafından da kabul edileceğim.
Köklü tarihi, dini bağlarımızın bulunduğu, Körfez’in ve Ortadoğu’nun en önemli ülkelerinden biri olan Suudi Arabistan’la ilişkilerimiz her zaman önemli olmuştur. Bu bakımdan siyasi, ekonomik, askeri ve diğer alandaki işbirliğimiz bir yandan derinleştirilirken, diğer yandan da bölgesel konulardaki yakın fikir alışverişimiz devam etmiştir.
Suudi Arabistan’la Türkiye arasında ilişkilerin memnuniyet düzeyi gayet iyidir, son zamanlarda özellikle karşılıklı üst düzey ziyaretlerle bu daha da geliştirilmiştir. Suudi Arabistan Kralı 2016’da ülkemize ziyaret yapmış, daha sonra Cumhurbaşkanımız da bu yıl içerisinde Suudi Arabistan’ı iki kez ziyaret etmiştir.
Kral Selman’ın geçen yıl gerçekleştirdiği ziyaret sırasında imzalanan anlaşmayla kurulan Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi ilişkilerimizde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştu. Dışişleri bakanlarının koordinasyonunda kurulan ve dış politikadan ekonomiye, kültürden savunma konularına birçok meselenin ele alındığı bu yeni mekanizma ilk toplantısını 7-8 Şubat 2017 tarihinde gerçekleştirmiştir, müteakip toplantı ülkemizde yapılacaktır.
Bu ziyaret sırasında temaslarımızda ikili ticaret hacmimizin ve karşılıklı yatırımların Suudi Arabistan’da daha da arttırılması konularını ele alacağız. Esasen bu noktada gerek ticaretimiz, gerekse yatırımlar müspet seviyede seyretmektedir. Ayrıca Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la görüşmemizde bütün bu konuları detaylı olarak ele alma fırsatı bulacağız.
Ele alacağımız diğer bir konu da Körfez İşbirliği Konseyidir. Körfez İşbirliği Konseyinin bölgenin çok taraflı işbirliği platformu olarak güçlenmesi ve Türkiye olarak bu Birlikle ilişkilerimizin gelişmesine önem veriyoruz.
Bu Körfez İşbirliği Konseyi kapsamında önemli konulardan biri, Katar’la ilgili olarak 6 ayı aşan, devam eden ihtilaftır. Bizim başından beri bu meselenin kardeş ülkeler arasında görüşmeler yoluyla çözülmesi temel yaklaşımımızdır. İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak da bu konudaki çabalarımızı sürdürmekteyiz.
Ziyaret esnasında bölgesel diğer konuları da değerlendirme fırsatı bulacağız. Bilhassa Amerikan yönetiminin Kudüs konusunda aldığı kararın doğurduğu sonuçları kapsamlı bir şekilde değerlendirme imkanı bulacağız. Bildiğiniz gibi, bu karar akabinde İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak Sayın Cumhurbaşkanımız İslam ülkelerini olağanüstü toplantıya çağırmış ve bu kararın kabul edilemez olduğu bir kez daha Türkiye’yle birlikte dünyaya duyurulmuştur. Daha sonra da 21 Aralık’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bu karar 128’e karşı 9 ret oyuyla ret edilmiştir, benimsenmemiştir. Dolayısıyla bu karar sonrası temennimiz, bölgede barışın bir an önce tesis edilmesi ve yıllardan beri devam eden Filistinlilerin haklı davasının müspet bir şekilde neticelenmesidir.
Bu ziyaretim esnasında bana Başbakan Yardımcımız Sayın Hakan Çavuşoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Jülide Sarıeroğlu ve Sağlık Bakanımız Sayın Ahmet Demircan ile partimizden yönetici ve milletvekili arkadaşlarım eşlik edecektir. Ziyaretimizin Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerimiz, bölgemiz için hayırlara vesile olması Cenabı Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Hepinize teşekkür ediyorum, sorularınız varsa alabilirim.
SORU- Efendim, Sinan Su, Anadolu Ajansından.
Taşeron işçilere yönelik düzenlemeye ilişkin sorum olacak. Bazı sendika yöneticilerinin … sendikamıza üye olmazsanız kadro alamazsınız yönünde söylemlerde bulunduğu iddia ediliyor. Sizin bu iddialara ilişkin bir yanıtınız olur mu?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Arkadaşlar, bildiğiniz gibi taşeron meselesi son birkaç yıldır ülkemizde, bunların sorunlarını çözeceğimizi ifade etmiştik ve nihayet bu konuda yasal düzenleme yapıldı ve 1 milyon civarındaki kamuda alt işveren bünyesinde çalışan kardeşlerimiz devlette daimi kadroya geçmiş oldu. Bu arkadaşlarımızın, çalışanlarımızın hangi sendikaya üye olacağı tamamen kendi iradeleriyle karar vereceği bir iştir, hiçbir şekilde bir zorlama, bir yönlendirme söz konusu olmaz ve bu konuda bir özel gayret içerisinde olanlara da hiçbir müsamaha göstermeyiz.
Buyurun.
SORU- Efendim, çıkarılan son KHK’lardan birinde 220. madde hala tartışılıyor siyasette. Düzenlemenin muğlak olduğuna ilişkin, 15 Temmuz vurgusu olmasına rağmen 16 Temmuz vurgusunun ekinde yer almamasına ilişkin bazı eleştiriler var. Bu eleştirileri yapanlardan biri de eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oldu. Siz bu eleştirileri nasıl değerlendirirsiniz? Düzeltilmesi için … beklentisi var özellikle muhalefette ve bu düzenlemenin neden … sonra yapıldığına ilişkin eleştiriler var, bu eleştirileri nasıl yorumlarsınız?
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Değerli arkadaşlar, bu konu birkaç gündür ülkemizde konuşuluyor, ama bu konuşmaların hepsi boş konuşmalardır, onu açıkça söyleyeyim. Sebebi şu: Ülkemizde bir 15 Temmuz darbesi olmuştur, 16 Temmuz günü de darbe ve akabinde darbe girişimi ve akabindeki terör olayları bastırılarak milli irade hakim hale gelmiştir.
Ben şunu sorma istiyorum: Bu görüşleri ifade edenler, özellikle Ana Muhalefet Partisi darbeye karşı mıdır, değil midir? Darbe zamanı millet sokağa çıkmış, resmi görevlisi olan-olmayan, ülkesine, bayrağına, vatanına sahip çıkan herkes bu darbeye karşı koymuştur. Dolayısıyla darbeye karşı koyan vatandaşlarımızın kanuni koruma altına alınmasından daha doğru bir şey yoktur. Buna karşı çıkmak demek, vatandaşlarımıza niye bu darbeye karşı çıktınız demektir. Yani biz darbecilerin yanında mı olacağız, yoksa darbeye karşı koyanların yanında mı olacağız; bunu bir anlamamız lazım.
Cumhuriyet Halk Partisi belli ki darbe konusunda kafa karışıklığı devam ediyor. Başından beri bu darbe teşebbüsüne bir türlü inanmıştı ve aynı tutumunu belli ki sürdürüyor. Ana Muhalefet Partisi böyle davranmakla şehitlerimizin kemiklerini sızlatıyor, gazilerimizin ve hayatını bu yönde veren kardeşlerimizin yakınlarını fevkalade rahatsız ediyor. Bu tutum ve davranış asla kabul edilemez, bunun bilinmesini isterim.
Mesele çok basit, darbe girişiminden hemen sonra ilan edilen olağanüstü hal kapsamında 667-668 sayılı kanun hükmünde kararnameler çıkarıldı bir hafta içerisinde. Burada bu darbe ve darbeyle birlikte meydana gelen terör olaylarına karşı kamu görevlileri, polis, hakim, savcı, jandarma vesaire, vatansever askerler, darbeye karışmayanlar, bunların darbecilere karşı koymak için yaptığı fiillerden dolayı sorumlu tutulmaması yönünde bir düzenleme yapıldı ve bu düzenleme Meclise de geldi, Mecliste de görüşüldü, CHP de bu konuda Meclisteydi ve kabul edildi, daha sonra Anayasa Mahkemesine de götürmedi Ana Muhalefet Partisi. Şimdi yapılan düzenleme, o düzenlemede darbeye karşı koyan siviller için bir hüküm olmadığından onlar da dahil edildi; ki şimdi bazı hukuki meseleler ortaya çıkıyor. Nedir onlar? Efendim, işte devlet malına zarar verdi, mala, cana zarar verdi. Kim zarar verdi kardeşim? Darbeye karşı koymak ayrı bir şey, ortada darbe yok, bir şey yok devlet malına zarar verirsen bu suç, ama darbeyi önlemek adına memleketin, milletin geleceği yönünde bir durumdan vazife çıkaran vatandaş varsa, ki oldu, 15 Temmuz gecesi, milyonlar sokağa indi, bu insanları korumak bizim boynumuzun borcudur. Aksi halde darbelere göz kırpmak anlamına gelir, darbelere karşı vatandaşın kararlı duruşunu, cesaretini kırmak anlamına gelir. Mesela doğru zeminde ele alınmalıdır, yapılan düzenleme darbe teşebbüsü ve akabinde meydana gelen olayları önlemek için sokağa inen, hayatını ortaya koyan vatandaşlarımızı korumaya yönelik bir düzenlemedir, mesela bu kadar açık ve nettir, kimse başka tarafa çekmesin.
Teşekkür ediyorum.
Buyurun.
SORU- … bir düzeltmenin yapılmayacağı yönünde. Çünkü işte Sayın Cumhurbaşkanı … bir de yazılım dilini eleştirdi, bir muğlaklık var, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz dedi. Bir düzeltme yapılmayacak herhalde.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Hayır, hiçbir düzeltme yapılacak, dilinde filan da bir sorun yok, yani düzenleme 667-668’deki düzenlemedeki kullanılan hukuki terimlerin tamamen aynısıdır, yani darbe zamanı yapılmış bir düzenleme hiç konuşulmuyor, ona yapılan küçük bir ilave, sivillerin de o darbeye karşı koyan, darbecilerle mücadele eden sivillerin de korunmasını esas alan bir ilave yapılmıştır. Yani o zaman gündem olmayan, sorun olmayan şey bugün neden gündeme taşınmıştır, bunu anlamak mümkün değil.
SORU- Diğer sorum da asgari ücret, yakın zamanda açıklanacak ama, milyonlarca kişi müjdeli haber bekliyor, rakam telaffuz etmezsiniz belki ama, en azından…
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM- Az kaldı, bu konuda daha önce açıklama yapmıştım, Cuma günü de inşallah bütün Türkiye bilmiş olacak. Taraflar arasında karar veriliyor, birkaç toplantı yapıldı. Taraflar kim? İşçi-işveren, bu işi tatlıya bağlayan taraf kim? Hükümet. Hükümet olarak da ilgili Bakanımız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız taraflarla çalışmalarını sürdürüyor, Cuma günü zaten tamamlanmış olacak ve kamuoyuyla paylaşılacak.
Teşekkür ederim.