Basbakan Yildirim’in TBMM Grup Toplantisinda yaptigi konusmanin tam metni
Değerli milletvekili arkadaşlarım… (“Türkiye seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz, sağ olun, var olun. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Hepinizi sevgiyle, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Grup Toplantımıza teşrif eden değerli misafirlerimize hoş geldiniz diyorum, sefalar getirdiniz. Grup Toplantımızın ülkemiz için, milletimiz için geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını Mevla’mdan niyaz ediyorum.
Değerli kardeşlerim; sözlerimin hemen başında İran’ın batısı ve Irak’ın doğusu, Halepçe kenti yakınlarında meydana gelen depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize Mevla’mdan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum. Afetin gerçekleştiği ilk andan itibaren başta Türk Kızılay’ı, AFAD, UMKE olmak üzere ilgili kuruluşlarımız süratle bölgeye intikal etmiştir. İftiharla söylemek isterim ki; depremzedelere ilk ulaşan ekipler bizim ekiplerimiz olmuştur. Arama kurtarma ekiplerimizin yanı sıra acil tıbbi müdahale, insani yardım ve gereken her türlü desteği sağlamak üzere deprem bölgesine ulaşmıştır. Kış mevsiminin yaklaşması, sertleşen hava koşullarını da dikkate alarak ilk etapta 3 bin çadır, 3 bin ısıtıcı, 10 bin battaniye depremzedelere dağıtılmıştır. Irak ile koordineli çalışılan Kızılay, AFAD 50 tır insani yardım malzemesi, afet araçları, uzman personelle halen bölgede çalışmalar devam etmektedir.
Türkiye olarak sadece komşularımıza değil dünyanın neresinde olursa olsun bir afet varsa, bir felaket varsa biz oradayız. Bu vesileyle dost ve kardeş Irak ve İran halkına buradan bir kez daha acılarını paylaşıyor ve başsağlığı diliyorum.
Ayrıca dün Antalya’da Finike, Demre, Kaş, Kumluca ilçelerinde yoğun bir yağış ve fırtına meydana geldi. AFAD, UMKE, Jandarma, İtfaiye ekiplerimiz hemen müdahale ettiler. Bu vesileyle Antalyalı vatandaşlarımıza geçmiş olsun diliyorum. Ve tabii ki en büyük tesellimiz; can kaybı yok, bazı yaralanmalar var, maddi hasarlar var, inşallah bunları da en kısa zamanda gidermiş olacağız.
Değerli kardeşlerim, değerli misafirler; geçtiğimiz iki hafta boyunca çok yoğun programlar icra ettik. Uluslararası ekonomi çevrelerini buluşturan İslam İşbirliği Ülkeleri Sigorta ve Reasürans Birliği yıllık toplantısı İstanbul’da gerçekleşti. Bu toplantıyla beraber örgütün dönem başkanlığını da Türkiye almış oldu.
Yine İstanbul’da 2017 İhracat Haftasını kutladık ve orada son 9 yılın Ekim ayı ihracatta büyük bir rekor olarak gerçekleşti, bunu da kamuoyuyla paylaşmış olduk. Burada Türkiye’nin itici gücü olan ihracatımıza yönelik çeşitli sektör temsilcileriyle değerlendirme fırsatı bulduk. Milli Savunma Üniversitesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Savunma Sanayi İcra Komitesini yaptık. Gelecek yıllarda yurt savunmamız için öncelikle yerli ve milli kaynaklarla temin edilmek üzere toplam tutarı 5 milyar doları aşan 22 projeye onay verdik. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın riyasetinde Türkiye’nin Otomobili Projesinin başlangıcını yaptık. Ortak Girişim Grubunun protokol imza törenine katıldık. Meclisimizin himayesinde düzenlenen karar alma mekanizmalarında kadın temalı sempozyuma iştirak ettik. Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonunun başlangıcında gerçekleştirilen bu toplantı değişik birçok ülkeden misafirlerin katılımıyla gerçekleşti ve başarılı bir toplantı oldu. Komisyon Başkanımız Radiye Sezer Katırcıoğlu’na da bu önemli toplantıyı organize ettiği için teşekkür ediyorum.
Tabii bunların yanında il ziyaretlerimizi de ihmal etmedik. Hafta sonu Erzincan’daydık. Üniversitenin akademik yıl açılışına katıldık. Erzincanlı hemşirelerimizin, sanayicilerin, işadamlarının, sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle biraraya geldik. Ayrıca 50 yıldır konuşulan, özellikle kuzey ve güneyi birleştirecek Kemaliye-Dutluca Yolunun temelini attık. Bu yol yapıldığında Karadeniz’den Arap Yarımadası’na kadar inen en önemli kuzey-güney koridorundan birisi tamamlanmış olacak. Böylece Trabzon’dan yola çıkan taşıyıcılarımız Erzincan, Malatya, Elazığ üzerinden güneye, hatta ta Basra Körfezine kadar ulaşma imkanına sahip olacak.
Değerli hemşerilerim bizi çok güzel karşıladılar, buradan da Erzincanlı hemşehrilerimize bir selam gönderelim. Ardından Ankara’ya geldik. Merkez Karar Yürütme Kurulu toplantısına katıldık. Bildiğiniz gibi daha sonra da bir dizi resmi görüşmeler ve temaslarda bulunmak üzere Amerika Birleşik Devletlerine bir ziyaret gerçekleştirdik.
Değerli milletvekilleri; Amerika ziyaretimiz kapsamında ilk toplantımızı Amerika’nın önde gelen sivil toplum temsilcileriyle yaptık. Daha sonra Diyanet Amerika merkezinde gerçekleştirilen programda Müslüman toplum temsilcileriyle İslam dünyasındaki gelişmeler ve son zamanlarda Batı dünyasında yükselişte olan İslam karşıtlığı gibi konularda kapsamlı istişareler yaptık. Maryland’da kurulan İslam Merkezi, hakikaten dinimizin ve ecdadımızın kültürünü, geleneğini yaşatacak muazzam bir tesis olmuş. Emeği geçenlere, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere burada katkısı olan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Yurt dışındaki ibadethaneler ya binaların bodrumlarında ya da sokak aralarında apartman dairelerinde yapıldı. Bu 60 dönüm civarında bir arsa üzerinde muazzam bir Selçuklu eseri camisi, konferans salonu ve kütüphanesi, Osmanlı evleriyle adeta bir külliyeyi andırıyor. Gerçekten de hem kültürümüzü, hem de yüce dinimizi temsil eden çok güzel bir eser olmuş. Burada güzel çalışmalara da imza atılıyor, güzel işler de yapılıyor.
Bildiğiniz gibi 9 Kasım günü de Amerikan Başkan Yardımcısı Sayın Mike Pence ile bir toplantı gerçekleştirdik. Toplantıda özellikle ülkemizin hassas olduğu bütün konuları masaya koyduk. FETÖ ABD’nin PYD-YPG işbirliği dahil olmak üzere bölgesel konulardaki beklentilerimizi açık ve samimi bir şekilde Sayın Başkan Yardımcısına ve heyetine aktarma fırsatı bulduk. Ayrıca FETÖ elebaşının tutuklanarak ülkemize iadesi, faaliyetlerinin kısıtlanması ve sonlandırılması talebimizi tekrar ettik. 15 Temmuz darbe girişiminin sorumlularının adalet önünde yargılanması konusunun Türkiye için hayati öneme sahip olduğunu bir kez daha altını çizerek ifade ettik ve bu konuda ümit ediyorum ki somut adım atılmasını beklediğimizi kararlılıkla tekrar kendisine anlattık. Ve bunu söylerken bize kanıt, delil diyenlerin 11 Eylül hadisesinden sonra meydana çıkıp Amerika saldırı altındadır, bu işi yapan da El-Kaide’dir, onun başı da Usema Bin Ladin’dir Afganistan’a giriyoruz, Amerika’nın arkasında olan bizimle gelsin dediniz. Biz de delil sormadık, kanıt sormadık ve biz oraya da asker gönderdik. Şimdi 15 Temmuz’un faili olduğunu Sağır Sultan’ın bile bildiği FETÖ’nün geriye verilmesi konusunda 40 dereden su getirmenin ne alemi var, ne delili soruyorsun? 250 şehidimiz var 2194 gazimiz var daha ne delil soruyorsunuz? Bunların Türk-Amerikan dostluğuna, müttefikliğine yakışmadığını altını kalın çizgilerle çizerek ifade ettik.
Ayrıca YPG ile ortaklığın geldiği noktayı da bir kez daha gözler önüne serdik. Adeta PKK’nın Suriye şubesi gibi çalışan YPG ve PYD örgütü maalesef orada DEAŞ’la mücadele adına Amerika Birleşik Devletleri’yle faaliyet gösterirken, aynı zamanda da elde ettiği en gelişmiş silahları amcası olan PKK terör örgütüne aktarmaktan da geri kalmıyor. Bu işbirliğinin artık daha fazla sürdürülmesinin ilişkilerimizde tamiri imkansız hasarlar oluşturacağını bir kez daha yalın bir dille ifade ettim.
PKK’yla etkin mücadelenin anlık istihbarat değişimi ve örgütün finansal kaynaklarının bulunup dondurulması yönünde geliştirilmesi beklentimizi ifade ettim.
Suriye ve Irak’taki gelişmeler, Kuzey Irak’ta yapılan gayrimeşru referandum gibi konuları da değerlendirme fırsatı bulduk.
Bu vesileyle, haklarında adli süreç devam eden vatandaşlarımızın, Amerika’da tutuklu bulunan vatandaşlarımızın durumunu da dikkatlerine getirdim.
Amerika’yla ilişkileri germek ve daha da kötüleştirmek gibi bir niyetimiz yok. Müttefikimiz olarak gördüğümüz Amerika’yla olumlu gündem üzerinde yol almayı arzu ediyoruz. Vize konusunun kısıtlı olarak başlaması ilk adım olmakla beraber, normal seviyeye dönmesi beklentimizdir.
Washington’dan sonraki son durağımız New York oldu. Burada Musevi toplum temsilcileri, finans kuruluşları, işadamlarıyla yatırımcılar, Türk akraba topluluk temsilcileri ve ekonomi çevreleriyle bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik. Bu görüşmeler marjında, Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendirirken ülkemiz aleyhine yapılan algı çalışmalarının üzerinde de özellikle hassasiyetle durduk.
Yine New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde Genel Sekreter Antonio Guterres’le biraraya geldik. Görüşme kapsamında bölgesel ve uluslararası konuların yanı sıra, Arakan ve Suriye’de yaşananların ve buradaki mülteci krizine bir çözüm bulunması için uluslararası çabanın daha da geliştirilmesi gerektiğini Birleşmiş Milletler’in etkin ve aktif rol olması icap ettiğini ifade ettik.
Değerli kardeşlerim, Amerika ziyaretimiz sırasında malum 10 Kasım’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü münasebetiyle New York Başkonsolosluğunda bir anma toplantısı da gerçekleştirildi. Cumhuriyetimizin kurucusu ve istiklal şehitlerimizi andık, yad etik.
Yalnız burada şaşkınlıkla takip ettik ki, birileri bütün Türkiye’nin ortak değeri olan Atatürk’ü hala tekellerinde görmeye devam ediyor. Ne yazık ki, bazı medya çevreleri de Atatürk tekelleşmesine çanak tutarak toplumda bir ayrışmayı körüklemeye çalışıyor. Bazı basın yayın organlarına bakarsanız akıl almaz ifadeler var, AK Partililer Anıtkabir’de. Bre ahmaklar, AK Parti kurulduğu günden beri AK Parti Anıtkabir’e gidiyor, 10 Kasım törenlerine de katılıyor. Kaldı ki, AK Partinin kurumsal anlamda veya AK Parti mensuplarından hiç kimseye partimiz, parti mensuplarımızı Atatürkçülüğünü kanıtlama gibi bir ihtiyacı yoktur. Ellerinde bunların sanki Atatürkçülük detektörü varmış gibi ortalıkta gezinen siyaset hafiyeleri milleti fişlemeye, sosyolojik bir çatlak oluşturmaya gayret ediyorlar, çok şükür ki bu sefer de çakıldılar.
Cumhurbaşkanımızın da 10 Kasım konuşmasında ifade ettiği, altını çizdiği nokta budur, Atatürk hiçbir siyasi kurum ya da kuruluşun tekelinde değildir. Atatürkçülük lafla olmaz, Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarma iadeline hizmetle olur. Türkiye’nin her iline üniversite açarsan, 20 bin kilometreden fazla bölünmüş yol yaparsan, Anadolu’yu hızlı tren ağlarıyla donatırsan, dünyanın gıpta ettiği Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi, Marmaray, Avrasya, Çanakkale Köprüsü gibi büyük eserleri milletin hizmetine sunarsan, Türkiye’nin milli savunma sanayisini yerli ve milli hale getirirsen, tankını, topunu, tüfeğini, uçağını, İHA’sını, SİHA’sını üretirsen, dünyanın en büyük havalimanını yaparsan Atatürkçülük budur; laf üstüne laf koymak değil, taş üstüne taş koymaktır, Türkiye için eser üretmektir.
Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin ortak değeridir. Toplumu bu konu üzerinden ayrıştırmak Atatürkçülük değildir, vatanseverlik hiç değildir. Biz bu oyunu daha önce de gördük, şimdi de aynı şeyler tekrarlanıyor.
Türkiye’yi 2023, 2053, 2071 hedeflerine kararlılıkla ulaştırmak için çalışacağız.
Bakın, Türkiye kökleri bir saksıda yeşermiş cılız bir ülke değil, Türkiye güçlü köklerini kadim medeniyetin toprağına salmış koca bir çınardır. Bu çınarın dallarından biri Fatih Sultan Mehmet ise, diğer biri de Gazi Mustafa Kemal’dir. Fatih Sultan Mehmet ne kadar bizimse, Gazi Mustafa Kemal Atatürk de o kadar bizimdir. AK Parti, Cumhuriyetimizin ve onun sarsılmaz uzantısı olan laikliğinde en sağlam teminatıdır. Laiklik din ve devlet işlerini düzenleyen önemli bir alandır, biri olmadan diğerinin sağlıklı ilerlemesi de söz konusu değildir.
Gelin görün ki, Elmalılı Hamdi Yazır’a Kur’an-ı Kerim tefsiri yazdıran, Yaşar Hafız Beye şehitlerimiz için mevlit okutan Gazi Mustafa Atatürk’ü dindar insanlardan ve toplumun mütedeyyin kısımlarından soyutlamak isteyenlerin çabaları da nafiledir.
Değerli kardeşlerim, bölgemizdeki gerilimin yükseldiği bir dönemi yaşıyoruz. Irak’taki yasadışı referandum sonrası neler olduğunu biliyorsunuz. Süreç içerisinde Türkiye’nin uyarılarının ne kadar da önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmış, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin oldubitti macerası hüsranla sonuçlanmış, Irak Anayasasının öngördüğü yapıya tekrar dönülmüştür.
Körfez ülkelerinde gerçekleşen siyasi dalgalanmalar ve Suudi Arabistan özelindeki gelişmeler de dikkat çekicidir ve yakın takip edilmektedir. Dost ve kardeş Lübnan’da Başbakan Hariri’nin istifa muammasıyla başlayan gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Gelişmelerin yeni bir siyasi krize yol açmamasını, bütün tarafların bu yönde tutum sergilemelerini ve bölgemizde yeni bir sorun alanı, bir çatışma alanı olmamasını ümit ediyoruz. Türkiye, siyasi birliği, istikrarı refahı ve güvenliği sağlanmış bir Lübnan’ın ve halkının yanında olmayı sürdürecek. Arzumuz ve gayretimiz, bölgemizde, Körfez ülkeleri arasında küresel ölçekte huzurun, istikrarın, barışın sürekli olması. Türkiye bu noktada sağduyunun, uzlaşının ve barışın yanında hep saf tuttu, bundan sonra da aynısını yapacak.
Yanı başımızda 15. yılına giren Irak, 7’nci yılına giren Suriye meselesinde de çözüm için etkin rol almayı sürdürüyoruz. Bildiğiniz gibi, Cumhurbaşkanımız dün Soçi’de Rusya Başkanı Sayın Putin’le biraraya geldi, Suriye meselesi başta olmak üzere ikili ve bölgesel konular ele alındı. Burada Astana sürecinden Cenevre sürecine geçiş ve buradaki kalıcı barış süreci, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bütün kesimlerin kurulacak yeni devlette temsili konularında kapsamlı görüşmeler yapıldı.
Amacımız ve hedefimiz, bölgede acıların son bulması ve milyonlarca göçmenin tekrar yurtlarına dönmeleridir. Bunun için Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da aynı anlayışla çalışmalarımız devam edecek.
Bu arada, Kuzey Kıbrıs’ta erken seçim kararı alındı biliyorsunuz, 7 Ocak’ta da seçim yapılacak. Buradan bu kararın Kuzey Kıbrıs ve orada yaşayan kardeşlerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu sabah haberlerde belki fark etmişinizdir, BBC bir haber geçti, Suriye’de Rakka’ya ilişkin bir yeni rezalet ortaya çıktı. PKK terör örgütünün Suriye şubesi YPG ve koalisyon güçleri sözde Amerika ve koalisyon güçleriyle beraber Rakka’yı DEAŞ’tan temizleyecekler ve oradan o bölgenin insanları gelip yerleşecekti. Ancak gel gör ki neler olmuş neler, Rakka’da DEAŞ’lıları temizlemek yerine, Rakka’daki DEAŞ’lıları silahlarıyla birlikte Rakka’dan çıkmaları için destek olmuşlar, 50 tır, 13 otobüs, 100 tane araçtan oluşan, bu 50 tırın da 10 tanesi her türlü ağır silahlarla yüklü vaziyette eskort yaparak, konvoy oluşturarak Rakka’nın kuzeyinden sağ salim DEAŞ terör örgütlerini çıkarmışlar. Bu ne demek? Biz ne dedik Amerika’ya? Bir terör örgütüyle başka bir terör örgütünü yok etmek için mücadele devletin yapacağı iş değildir, akla ziyan bir iştir. İşte sonuçları ortaya çıkıyor, şimdi oradan çıkan silahlarıyla serbest bırakılan bu DEAŞ mensupları başta Türkiye olmak üzere Avrupa, Amerika, dünyanın her tarafında kim bilir yeni masum insanların katline sebep olacaklar. Teröristten fayda gelmez. Bunların çarpışmadan anladıkları, bela benim başımdan gitsin de nereye giderse gitsin. Eğer böyle devam ederseniz, bela sizi gelir bulur, başınızdan da gidemez. Onun için terör örgütlerine karşı devletlerin işbirliği önemlidir. Terörle işbirliği yaparak hiçbir şey çözemeyiz.
Geldiğimiz noktada ne oldu? DEAŞ’la mücadele ettik hesapta. Teröristler silahlarıyla gittiler ve arkasından da YPG, PKK Rakka’ya yerleşti. Ne oldu? Oradaki Arapları püskürttüler, yerli halkı dışarı attılar, bir terör örgütü çıktı başka terör örgütü oraya yerleşti. Bu mu akıllı politikan, bu mu stratejik ve taktik iş birliği? Akla ziyan bir iş. Ve nihayet yine Türkiye bir kez daha haklı çıktı. Bizim amacımız haklı çıkmak değil, bizim amacımız gerçek anlamda bölgeyi istikrarsızlaştıran bu terör belasından kurtarmak. Bu Avrupa ve dünya şimdi düşünsün ne zaman DEAŞ teröristleri gelecek ve eylem yapacak? Şimdi orada kıstırdığınız terör örgütlerini bıraktınız tek tek bulup dünyanın değişik yerlerinde etkisiz hale getireceğiz. Tabi bütün bunların bedelini bölgedeki insanlar ödüyor, bölgeye yakın ülkeler ödüyor, Türkiye ödüyor. Çünkü Türkiye’nin Suriye’ye 911 kilometre sınırı var.
Evet değerli kardeşlerim, dış politikadaki bu gelişmelerden sonra biraz da ekonomi üzerinde birkaç söz söylemek istiyorum. 15 Temmuz darbe girişimini hatırlayın üzerinden 1,5 yıl kadar bir zaman geçti. Darbe girişimiyle hedefledikleri kaos planını gerçekleştiremeyenler hiç zaman kaybetmeden harekete geçtiler Türkiye ekonomisi üzerinde istikrarı bozmak için algı operasyonlarını başlattılar. Hatırlayalım, darbeden hemen sonra değerlendirme kuruluşları sözleşmiş gibi artarda Türkiye’nin notunu düşürdüler, Türkiye yatırım yapılamaz ülke diye ilan ettiler. Arkasından da döviz ve Türk Lirası üzerinde dalgalanma başladı. Bütün bu gelişmeler sonrası Türkiye ekonomisi darbeden sonraki üçüncü çeyrekte yaklaşık yüzde 4.9 küçülmüş ve yılsonu büyümesi de 3.2 oranında gerçekleşmişti. Buradan bir sonuç alamayan kriz tacirleri bu sefer 2017’nin Türk ekonomisi için kötü bir yıl olacağı yönünde söylentilerini ve faaliyetlerini devreye soktular. Türkiye artık yatırım yapılamaz, büyümesini sürdüremez, ekonomik kriz olur firmalar batar gibi algı operasyonlarına hız verdiler.
Bakın değerli kardeşlerim, ilk 9 ayda böyle demelerine rağmen Türkiye’ye giren yabancı sermaye miktarı yatırım için gelen miktar 8 milyar doları buldu. Günlük finans piyasasında günlük hareketleri saymazsak yılbaşından bu tarafa 13 milyar dolar finans piyasasına para girdi. Çok önemli bir referandumdan başarıyla çıktıktan sonra hatırlayın 2017’nin ilk iki çeyreğinde ilk yarısında yüzde 5.1 yüzde 5.2 büyümeyi gerçekleştirdik. Ne söylerse söylesinler Türkiye ekonomisi güçlüdür, Türkiye büyümeye, kalkınmaya, iş, aş üretmeye devam edecek.
Baktılar ki işler istedikleri gibi gitmiyor bu sefer Türkiye’nin notunu büyüme tahminini düşüren bildik kuruluşlar artarda tekrar tahminlere başladılar, büyüme oranlarını yükseltme yarışına girdiler. Üç kez Türkiye’nin büyüme oranını aslında revize ettiler. Onların revize ettikleri Türkiye’nin büyüme oranı değil, kendi itibarlarını kurtarma çabasından başka bir şey değildir. Şimdi de 2018 için kaos, ekonomik kriz senaryosunu tedavüle sokmaya çalışıyorlar. İş alemimiz 80 milyon vatandaşımız rahat olsun, emin olsun nasıl ki 2017’de oyunu bozduk, büyüme rekoru kırdıksa, 2018 için de gerekli tedbirlerimizi aldık, alıyoruz, büyümeye iş üretmeye, istihdama devam edeceğiz. Hedefimiz 2018’de enflasyonla mücadele, istihdam oluşturmaya devam, yatırımlara, yeni projelere devam, ihracata devam, durmak yol yola devam.
Ülkemiz (“Tezahürat” sesleri) Gözlükçüler sizin iş tamam. Ne yaparsa yapsınlar, hangi hileye başvurursa vursunlar ülkemizin üzerinde oynana oyunları bozmaya devam edeceğiz.
Değerli yol arkadaşlarım, kıymetli misafirler; AK Parti Türkiye’nin geleceği olmaya, ekonomiden siyasete, uluslararası ilişkilerden toplumsal barışa her alanda etkin çalışmalarını sürdürmeye kararlıdır. İnsanımızı merkeze alarak siyaset yapıyor, milletimizin talep ve beklentilerine kulak vermeye devam ediyoruz. Bu beklentiler doğrultusunda biliyorsunuz bazı belediye başkanlıklarımızda nöbet değişimi oldu. Bu bayrak değişiminde yaptıkları güzel işlerden dolayı görevi bırakan başkanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni görev alan belediye başkanlarımıza da başarılar diliyoruz. AK Parti her kademesiyle halka hizmeti Hakk’a hizmet gören köklü bir siyasi geleneğin temsilcidir. Bu geleneğe bağlı kalırken bir yandan da değişime, dönüşüme, gelişmeye açık olmaya devam edeceğiz. Bu dava milletin sinesinde anlam bulmuş bir davadır. Bu dava yüreği Türkiye için çarpanların dualarıyla bugünlere gelmiştir. Bu dava Anadolu insanının inancıyla, emeğiyle, dualarıyla inşa olmuştur. Değişimin öncüsü olan AK Parti devam eden kongre süreçleriyle kendini yenileme ve tazelemeyi de sürdürüyor. Milletin isteklerini, siyasetin öznesi gören AK Partiden siyaset simsarlarına asla ekmek çıkmaz.
Değerli kardeşlerim, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, birlikte Türkiye olacağız. AK Partinin milletle kucaklaşmasının önüne hiç kimse geçemez.
Gözlükçüler, ilk işiniz, şu reyting kuruluşlarına bir gözlük yapın.
Gaziler, sizler bizim gururumuzsunuz, başımızın tacısınız, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Evet, sözlerimin sonuna geldim. Kapanıştan önce, biliyorsunuz 26. Dönem 1. Dönem Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahraman, ikinci dönem için de tekrar aday oldu. AK Parti Grubu olarak Meclis başkan adayımızın yanındayız, İsmail Beyi destekliyoruz, başarılar diliyoruz, hayırlı, uğurlu olsun.
Bu duygularla sözlerime son verirken, değerli milletvekillerimize bu haftaki çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, bir kez daha misafirlerimize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.
Allah’a emanet olun, sağ olun, var olun.