Basbakan Yildirim’in, TBMM Özel Oturumunda yaptigi konusmanin tam metni
Milletini, bayrağını, vatanını, devletini canı pahasına savunan Sayın Cumhurbaşkanım, milli egemenlik makamının Sayın Başkanı, milli irade emanetine ölümüne sahip çıkan gazi Meclisimizin çok değerli üyeleri, değerli milletvekilleri, aziz milletim; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Bugün 15 Temmuz 2017 demokrasi ve milli birlik günü. Türkiye’nin en karanlık, en uzun gecesini aydınlık bir sabaha düşman işgalini millet destanına dönüştüreli tam bir yıl oldu. Eğer bugün burada yeniden biraya gelebiliyorsak, bunu 250 kahraman şehidimize, 2193 kahraman gazimize ve büyük Türk milletine borçluyuz. Vatan size minnettardır.
Sayın Cumhurbaşkanımı, Sayın Başkanı, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz, bu milletin düşmanına kıyameti gösterdiği gündür. 15 Temmuz, iman dolu çılgın Türklerin tankları ezdiği gündür. 15 Temmuz, bir işgal hareketine karşı milletin çıplak eliyle silahları erittiği gündür. 15 Temmuz, dünya devletlerine bir millet nasıl olur, bir vatan nasıl korunur dersinin verildiği gündür. 15 Temmuz, milli iradenin tecelligahı, bombalanırken milli iradenin teslim alınamayacağının 7 düvele ilan edildiği gündür. Korkma diye başlayan İstiklal Marşımızın her satırı o gece yeniden yazıldı. Milletim korkmadı, zira zafer korkmayanların. O gece milletin kükreyip sel olduğu, bendini çiğneyip aştığı, dağları yırtıp enginlere sığmayıp meydana taştı. O gece Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla milyonlar milletine, bayrağına, vatanına, devletine sahip çıkmak üzere ikinci kurtuluş mücadelesini başlattı. 15 Temmuz ihanetin en şiddetlisini yaşadık, 15 gecesi destanların da en güzelini yazdık.
Peygamber Efendimizin Hazreti Hamza’ya, yürüyüşün ölümü korkutuyor demişti. O gece bu millet Hazreti Hamza gibi yürüdü, dostuna nam, düşmanına korku saldı.
Bu vatan benim iman dolu göğsüm gibi serhattim var diyenlerdir. Bu vatan toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duranlarındır. Bu vatan ardına bakmadan yollara düşen şimşek gibi çakan, sel gibi coşan, huduttan hududa koşanlarındır.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli milletvekilleri; istiklalin muhakkak ki bir bedeli var, bu bedeli bir değil, binlerce kez ödedik. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan, bu günler Türk demokrasisi tarihinin utanç vesikalarıdır. Ama 15 Temmuz hepsinden daha farklıdır, ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi, aziz Türk milleti darbelere boğun eğmedi, gerçek anlamda, yeter, söz milletindir dedi. Bir geceye 10 senelik bir mücadeleyi sığdırıp bu toprakların hür ve bağımsız kalacağını bütün dünyaya haykırdı. Kurtuluş Savaşı’nda ya istiklal, ya ölüm diyerek vatanın savunan bu gazi Meclis değil miydi? 15 Temmuz’da Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kez daha ya istiklal, ya ölüm andını içerek verdiği bağımsızlık mücadelesiyle ikinci kez gaziliği hak etti. Kuşkusuz gazi bir millete gazi bir Meclis yakışır.
O gece bu yüce çatı bombalar altında sarsılırken, milletvekillerimiz parti kimliklerini bir kenara bıraktı, hep beraber demokrasiye, ülkemize sahip çıktı. Adeta bir savaş ortamında ölümüne demokrasi nöbeti, milli irade nöbeti tuttu, bombaların altında Meclisi terk etmedi. Milletim de egemenliğini düşmanlara bırakmayıp o gece Meclisine ölümüne sahip çıktı. Milletvekillerimiz nasıl o gece milli iradeye davetsiz çıktıysa, 15 Temmuz’un her yıl döneminde de aynı ruhla bu çatı altında buluşulmalıdır.
O gece milletin kahraman evlatları ellerinde bayrak, dillerinde Allah Allah nidalarıyla, ezanlarla, salalarla ölüme koştu. O gece Ahmet, Mehmet yok, Ayşe, Fatma yoktu, 80 milyonun adı vatandı, bayraktı, istiklaldi.
1915’te Çanakkale’yi geçemeyen gafiller, 2016’da İstanbul Boğaz’ını geçeceğini mi zannetti? 1920’de işgal edemediğiniz milletin Meclisini 2016’da yerle bir edeceğinizi mi zannettiniz? O halde siz bu aziz milleti hiç tanımamışsınız. Şunu unutmayın ki; siz kalleş oldukça biz daha çok kardeş olacağız. Siz kelepçeler vurdukça biz daha çok kenetleneceğiz. Siz hain oldukça, biz daha çok kahramanlar çıkaracağız.
Çanakkale’deki kahraman 15’lilerin torunları 15 Temmuz’da dedelerine ne kadar da layık oldular, Anadolu topraklarına nasıl da layık oldu. Allah hepimizden, milletimizden razı olsun.
Bu millet o gece, Türk olmayı onur, Müslümanlığı gurur sayarım, bol yıldızlı değil, ay-yıldızlı bayrak altında saf tutarım diyen Gazi Mustafa Kemal’in vasiyetine uygun kendine yakışanı yapmıştır. Bu devlet, şimdi de her şeyi affedin, ama vatanınıza ihanet edenleri asla affetmeyen diyen Hazreti Ali’nin vasiyetini yerine getiriyor. Bu caniler hak ettikleri en ağır cezayı hukuk içerisinde mutlaka alacaklar.
Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti, milletiyle, devletiyle, ordusuyla bir bütündür. Bu gerçeğe rağmen bir ayrılık rüyasıyla yanıp tutuşanların hizmet ettiği karanlık çevreler bir kez daha bu milletin sağduyusuyla kaybolmuştur. Türk ordusu bugün 15 Temmuz öncesine göre çok daha güçlüdür. Türk ordusu aziz milletin ordusudur.
Unutulmasın ki; Türkiye her inançtan, her mezhepten, her kültürden oluşan bir devlettir. 15 yılda gelecek nesillere ekonomisiyle, özgürlük ve demokrasisiyle, dev hizmet ve eserleriyle büyüyen bir Türkiye’yi bırakmamıza hiçbir güç mani olamayacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; FETÖ’nün ağzıyla konuşanlar, 15 Temmuz ruhunu hissedemeyenler, Yenikapı ruhuna layık olamayanlar, onlar ancak kontrollü ruhlarla birarada olabilir.
Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu milletin bir evladı olmaktan gurur duyuyorum. Büyük Türk milleti önünde saygıyla bir kez daha eğiliyor, milli iradeye ölümüne sahip çıkan milletimi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
Milleti için, bayrağı için, vatanı için, devleti canını seve seve veren tüm şehitlerimizle birlikte 15 Temmuz şehitlerimizi de rahmet, minnet, şükranla anıyor, gazilerimizi hayırlı uzun ömürler diliyorum. Allah böyle bir karanlık geceyi bir daha ülkemize yaşatmasın.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.