Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Tim Ihracat Haftasi 2017 Etkinliginde yaptigi konusma

 

Arkadaşlar, söyleyeceğim her şeyi söylemişim, daha ne istiyorsunuz, ihtiyaç var mı? Üretim demişiz, ürettiğinizi satın demişiz, ne istiyorsanız vermeye hazırız demişiz, alma ağacının altında durmayın, satma ağacını arayın demişiz; daha ne diyelim?

Türkiye İhracat Meclisi’nin değerli yöneticileri, değerli üyeleri, çok değerli iş adamlarımız, iş kadınlarımız, değerli katılımcılar, hanımefendiler, beyefendiler; bugün ikinci programımızı yapıyoruz. Aynı anda Cumhurbaşkanımız da Ankara’da turizmcilerle beraber, turizmcilerle ilgili Turizm Zirvesi gerçekleştiriyor. Gördüğünüz gibi memleketin ekonomisi, ticareti, turizmi, üretimiyle ilgili programlarımızı aksatmadan sürdürüyoruz. Bu sabah İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatının Sigorta Reasüranslar Birliği’nin Genel Sekreterliğini Türkiye devraldı, Eximbank devraldı, onun toplantısına katıldık, şimdi de ihracatçılarımızla beraberiz.

Türkiye İhracatçılar Haftasının hayırlara vesile olmasını diliyorum, yeni başarılara vesile olmasını diliyorum. Dış ticaret camiamızı biraraya getiren Türkiye İhracat Meclisi’ni tebrik ediyorum. Ayrıca, Türkiye’nin ihracatına katkı veren, destek sağlayan siz ihracatçıları da kutluyorum.

Değerli misafirler; hepinizin bildiği gibi küresel kriz 2008’nin sonlarında başladı, halen de devam ediyor. Bu sene biraz toparlanma var Allah’a şükür, dünya büyüme hedefleri yüzde 3.6 gibi tahmin ediliyor. İnşallah başka bir sürprizle karşılaşmayız, başka bölgesel ve küresel bir krizle karşılaşmayız, 10 yıldır devam eden bu küresel daralma artık açılır. Küresel krizin azalması, ortadan kalkması ne anlama geliyor? Daha çok üretim anlamına geliyor, daha çok ticaret anlamına geliyor, daha çok taşımacılık, iğneden ipliğe her sahada, her sektörde hareketlenme anlamına geliyor. Daha uzun vadeli yatırım-üretim anlamına geliyor, işsizliğe çare anlamına geliyor. O bakımdan dünyayı yönetenler başta Birleşmiş Milletler olmak üzere gelişmiş ülkeler kısa vadeli rekabeti bir tarafa bırakıp uzun vadede küresel refaha, barışa yönelik aklıselim kararları almak durumundadır, bunu yapmak onların tarihi sorumluluğudur.

Özellikle bugünlerde Kuzey Kore ve Ortadoğu kaynaklı bazı jeopolitik riskler dünyamızın geleceğe yönelik belirsizliğini artırıyor. Aynı şekilde dış ticarette artan korumacılık eğilimleri, İngiltere’nin Brexit müzakereleri de küresel büyümenin önünde bir engel gibi gözüküyor. Nitekim IMF Ekim ayı içerisinde yayınladığı küresel ekonomik görünüm raporunda yaşanan olumlu gelişmeleri, bunun yanı sıra riskleri de bir-bir saymış, tarif etmiş ve sonunda dünyanın büyümesiyle ilgili olumlu iyimser tahminini ortaya koymuş.

Küresel büyümede yaşanan bu artış eğilimi, özellikle Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki talep canlanmasına bağlı olduğu anlaşılıyor. Dünya Ticaret Örgütü Eylül ayı açıklamalarında mal ticaret hacmindeki büyüme beklentisini yükseltmiş gözüküyor. Özetle, dünya ekonomisinde olumlu gelişme belirtileri var, ama Allah’a şükür Türkiye’nin gelişmesi dünya hızının üzerinde, bu önemli bir nokta. Diyelim ki 3.6 ise dünya büyümesi, bizimki en az onun 2 katı kadar olmasını tahmin ediyoruz. 6’nın üzerinde, 7’ye yakın bir büyümeyle seneyi kapatırsak buna hiç şaşmayın. Peki, bu nasıl oldu? Türkiye olarak krizleri çöze çöze risklere karşı tedbir anında zaman kaybetmeden alarak bugünlere geldik. Sorunları torunlara havale etmedik, sorunların üzerine gittik, dağ gibi sorunları dağ gibi hizmetlere dönüştürerek bugünlere geldik. Hızımızı bugünlerde daha da artırıyoruz.

Değerli katılımcılar; bugün Türkiye 863 milyar dolara ulaşan milli geliriyle dünyanın 17, Avrupa’nın 6. büyük ekonomisi konumunda. Satın alma gücüne göre baktığımızda durum daha iyi, dünyanın 13. ülkesi konumundayız. 2002 yılında 3 bin dolar civarındaki kişi başı milli gelirimiz 11 bin dolara yaklaşmıştır, ancak Türkiye için bu rakam da hak ettiği bir yer değildir. Önümüzdeki 3 yıl içerisindeki hedefimiz, Türkiye’yi üst gelir grubu ülkeleri arasına sokmaktır. İhracatçılarımız bir kenara not etsin, demek ki birinci hedefiniz, önümüzdeki 3 yıl içinde Türkiye’yi 13 bin dolar seviyesine getirecek atılımları, çalışmaları başlatmanızdır; hayırlı, uğurlu olsun, Allah kolaylık versin.

Türkiye güçlü performansıyla sadece bölgede değil, küresele anlamda da öncü ülkelerden birisidir. İhracatta atılım yılı olarak kabul ettiğimiz 2017’de Allah’a şükür tahminlerimiz gerçekleşmelerimiz koyduğumuz hedeflerin üzerinde gidiyor. Biraz sonra Ekim ayı itibarıyla ihracatta gerçekleşmeleri ilk defa sizlerle, kamuoyuyla paylaşacağız.

Çok şükür, Türkiye ekonomisi için 2016’da felaket senaryoları yazanlar, o değerlendirme kuruluşları birbiriyle yarışa girdiler, sen mi daha fazla indireceksin, ben mi daha fazla indireceğim, şimdi de tahminleri yükseltme yarışına girdiler, 6 ayda 3 sefer düzeltme yaptılar, bir düzeltme daha yapacaklar yılsonuna kadar merak etmeyin. Ne yaparsa yapsınlar, ister düzeltsinler, ister sırt üstü yatsınlar, Türkiye büyümeye istikrarla, güvenle devam edecek.

2017’nin ilk yarısında büyümemiz malum Çin ve Hindistan’ın arkasında 3’üncü sırada gerçekleşti. Bu dönemde yaşanan badireler, sıkıntıları da dikkate aldığımızda, hiç de küçümsenecek bir sonuç değildir. IMF’nin açıkladığı dünya ekonomik görünüm raporunda da birkaç içerisinde Türkiye’nin büyüme beklentilerini yüzde 2,5’tan 5.1’e yükseltti. Küresel mal ihracatındaki payımıza bakacak olursak, 2002’de sadece binde 5 seviyesindeydi, şimdi ne kadarız? Nerdeyse 2 katı, binde 9.

Esasında Türkiye’nin bütün büyüklüklerine bakarsanız dünyada yüzde 1’e yakındır, yüzde 0.45’le 1 civarındadır ekonomik büyüklüğümüz, iletişimde, taşımacılıkta, ihracatta vesaire. Bizim hedefimiz şu olmalı: Türkiye 2023, Cumhuriyetin 100. yılında her bakımdan dünyadaki büyüklükten aldığı pay en az yüzde 2 olmalı. Bunu başardığımız sektörler var, mesela havacılıkta bunu başardık. Ben göreve geldiğimde 2002 yılında dünya havacılığından Türkiye’nin aldığı pay binde 4’tü veya yüzde 0,45’ti, bugün yüzde 2’ye yükseldi, onun için biz dünyanı nen büyük havalimanını yapıyoruz. Ekonominiz büyürse, sektörünüz büyürse onun ihtiyacı olan altyapıyı da yapmak farz oluyor, mecburen adım atmanız gerekiyor.

15 yıl önce ihracatçı sayımızın bugün 2 katı ihracatçıya sahibiz. Göreve geldiğimizde ihracatla tanışmayan onlarca ilimiz vardı. Az önce burada gösterildi, 73 yılında 1.4 milyar dolara ancak ulaşabilmişiz, ama bugün 15 ilimiz 1 milyar doların üzerinde tek başına ihracat yapar seviyeye gelmiş. Bunlar güzel gelişmeler ama, bunlarla biz tatmin olmamalıyız, çünkü bizim potansiyelimiz bu değil, bunun çok daha üzerinde potansiyelimiz var. Neden? Çünkü Türkiye dünyanın merkezinde olan bir ülke. Bu da nereden çıktı demeyin, dünya küre, parmağınızı nereye koyarsanız orası merkez. Doğru, geometrik olarak doğru. Ama o merkezden nereye giderseniz neye rastlayacaksınız, ona bakmak lazım. Okyanusun ortasında parmağınızı koyun, üç saat uçun her tarafa hiç kimseyi göremezsiniz. Ama Türkiye’nin merkezine parmağınızı koyun, üç saat uçun, 1,5 milyar insanla, 30 trilyon dolarlık gayrisafi hasılayla ve 56 ülkeyle buluşursunuz, işte onun için Türkiye dünyanın merkezinde. Türkiye’yi farklı yapan, Türkiye’nin potansiyelini ortaya koyan da bu özelliğidir.

2016 yılı son çeyreğinden itibaren ihracatta aldığımız tedbirlerle beraber güçlü bir ivmelenme sürecine girdik. 2017 Ocak-Eylül döneminde ise aynı döneme göre 10,5 artıştan bahsediyoruz. Türkiye’nin genel büyümesine baktığımızda 2 katı ihracatta bir büyüme görüyoruz. Türkiye’nin büyüme rakamı veya büyüme oranı içerisinde ihracatın net yüzde 2,2 payı var. Geçtiğimiz senelerde bu eksiydi, ihracat büyümeye katkı sağlamıyordu, ama bugün ihracat büyümeye katkı sağlıyor, demek ki ihracatın kalitesinde de artış görülüyor.

İthalat da artıyor, maalesef ithalattaki artışımız ihracattaki artışımızdan yüksek, ben bundan mutlu değilim. İhracata hep vurgu yapıyoruz, ama ihracat yüzde 15 büyüyor. Şimdi burada bir şey yapmak lazım, ihracatımızı mutlaka büyüme hızını ithalatın büyüme hızının üzerine çıkarmamız lazım.

Biz iki açık veren bir ülkeyiz. Petrol fışkırmıyor, doğalgaz fışkırmıyor; ne yapacağız? Daha çok üreteceğiz, daha çok insana iş sağlayacağız, ürettiğimizi bütün dünyaya dağıtacağız, refahı attıracağız, bu refahı da adil bir şekilde paylaştıracağız, hedefimiz bu.

Yatırım, istihdam, üretim, ihracat, 4, Rabia, ekonominin Rabia’sı da bu. Türkiye’nin Rabia’sı var biliyorsunuz; nedir? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bu genel vazgeçilmez. Bir de ekonominin Rabia’sı var, onu da burada bugün açıklıyoruz, yatırım, istihdam, üretim, ihracat, kafanıza koyun.

Bunun için ne lazım? Yatırım için siz hazırsanız biz dünden hazırız. Ne istiyorsanız, teşvikse teşvik, kaynaksa kaynak, bütün bunlar var.

İstihdam derseniz, dünyada olmadığı kadar genç, dinamik insan kaynağımız var, gençlerimiz var yerinde duramıyor, bunlara iş, aş, altyapıyı siz hazırlayacaksınız. Üreteceksiniz, üretmeniz için, üretim maliyetlerini düşürmeniz için gereken neyse biz o desteği vereceğiz, veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Satmanız için ihracatçıların TİM’i de var, TİM önemli, öncülük yapacak. İhracatın TİM’i de var, ihracatın Bakanı da var, Başbakanı da var, Cumhurbaşkanı da var. Dolayısıyla önümüzdeki 10 yılda en büyük gücümüz ihracatta ve yatırımda kaydettiğimiz gelişme olacaktır.

Bunu niye söylüyorum? Çünkü az önce de ifade ettim, yılın ilk yarısındaki ki büyümenin yüzde 3.9’u yatırımlardan ve ihracattan geldi. 2017 yılını ihracatta seferberlik yılı ilan etmiştik, hedefleri gözden geçirmiştik ve bugün de İhracatçılar Haftasında geldiğimiz noktayı enine boyuna değerlendiriyoruz, ne kadar hedeflere yaklaştık, ne yapmamız gerekiyor? İşin güzel tarafı, burada sadece ihracatçılar biraraya gelmiyor, devlet, ihracatçı, üretici, hepsi bir arada, herkes kendi cephesinden olayı ele alıyor, hangi alanlarda neler yapılması lazım geldiği ortaya konuluyor, bir aile meclisi anlayışında bütün durumlar değerlendiriliyor.

Evet az önce de söyledim, Ekim ayı rakamlarında inşallah bu programın sonunda ilan edeceğiz.

İhracat seferberliğimizin başarısı için işçimizden işadamımıza kadar ekonomi dünyasında emeği olan herkesin katkısı var. Bu vesileyle dünyada bayrağımızı dalgalandıran, Türk malı damgasını bütün dünyaya vuran siz emektar, vefakar ihracatçılarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum.

Hizmet sektörü; hizmet sektörü gelişen ülkeler için önemli bir alan olmaya devam ediyor. Sürdürülebilir bir büyümenin, ekonomik istikrarın, istihdamın kilit sektörlerinden biri de hizmet sektörüdür. 2016 itibariyle hizmet ihracatı Türkiye’nin 37 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır ve bu rakam itibariyle 15 milyon dolar net bir fazlalığa erişmiş bulunmaktadır. 2017 Ocak-Ağustos döneminde ise hizmet sektöründeki ihracat artışı yüzde 9’un üzerinde gerçekleşerek 27 milyar dolara ulaşmıştır. Hizmet ithalatında azalma var, yüzde 0.7 de olsa bir azalmadan söz ediyoruz ve 15 milyar dolar civarında da bir hizmet ithalatı gerçekleşmiş bulunuyor. Dolayısıyla burada durum tersine,  genel ithalat-ihracat dengesine göre hizmet ithalat-ihracat dengesi de lehimizde 12 milyar dolar gerçekleşmiş gözüküyor. Bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25 oranında bir azalmadan bahsediyoruz, iyileşmeden bahsediyoruz. Dolayısıyla hizmet sektörü aslında istihdam üreten bir sektördür, en kolay istihdam üreteceğimiz sektörlerden birisidir, bu yüzden bu konuya da özellikle daha fazla yoğunlaşmamız gerekiyor.

Turizmde toparlanma devam ediyor; 2015 öncesine gelmemiş olmakla beraber yüzde 11 civarında bir büyümeyi elhamdülillah gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Taşımacılık; taşımacılık sektöründe de yüzde 9’luk bir artışımız var. Dünya krizinin en önce etkilediği sektör taşımacılık sektörüdür. Küresel ticaret azalırsa, durursa, mal satamazsınız taşımacılık da olmaz, dolayısıyla taşımacılık sektörü de uzun yıllardır bir kriz içerisindeydi ve üstelik küresel ekonomik krizde 1 puanlık bozulma olursa taşımacılıkta yansıması 4 puan. O yüzden de taşımacılıktaki tekrar bu canlanma, yüzde 9’u bulan bu iyileşme ümit vericidir ve ülkemiz ekonomisi açısından iyi bir göstergedir.

2017 Ocak-Ağustos döneminde ülkemizi ziyaret eden yabancı misafirlerin sayısı geçen yıl aynı döneme göre yüzde 26’lık bir artış göstermiştir, rakam olarak 22 milyona erişmiş bulunuyoruz. Hani diyorlar ki, efendim Türkiye istikrarsız, güven yok, kriz var, terör var, şu var-bu var, her türlü FETÖ’cülerin, bölücülerin yaptığı olumsuz kampanyalara rağmen 9 ayda memleketimize 22 milyon ziyaretçi gelmiş, işte sonuç burada.

Dünyada artan korumacılık ve küresel rekabet ortamında karşılaştığımız bütün zorluklara rağmen, her alanda yükselerek artan bir ivmeyle yolumuza devam ediyoruz. Tabi bu sonuçlar hepimizin gururudur, hepimizin başarısıdır. Sizlerle birlikte ülkemizin üretim ve yatırım altyapısını daha da güçlendireceğiz. Bütün zorlukları birlik içinde beraberlikle, dayanışmayla evvel Allah bugüne kadar aştık, bundan sonra da aşmaya devam edeceğiz.

Uluslararası camiada yapacağınız her faaliyetle, her çalışmada daima yanınızda olduk, olmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi yalnız bölgede değil, dünyada da daha büyük bir ticari merkez haline getirme konusundaki kararlılığımız sürüyor.

Değerli katılımcılar, öncelikli hedefimiz, daha rekabetçi, daha fazla katma değer üreten, araştırma-geliştirmeyi, yenilikçiliği, markalaşmayı odak noktası haline getiren bir ekonomik altyapıyı tesis etmektir. Son dönemlerde özellikle yenilikçi yaklaşımlara çok büyük önem ve destek veriyoruz. Aynı zamanda mevcut pazarlardan aldığımız payları arttırmak için orta ve yüksek teknoloji gerektiren alanlara daha fazla firmalarımızı teşvik ediyoruz. İstiyoruz ki, dış ticaretimizde ihracatımızdaki ürünlerin dağılımında orta ve yüksek teknolojiye sahip ürünlerin oranı yüzde 4’lerde olmasın, yüzde 20’lerde olsun, yani pahada ağır, yükte hafif ürünlere daha çok kafa yoralım. Herkesin yaptığı işi yaparsanız bir adım öne geçemezsiniz. Bir adım öne geçmenin yolu, çok az kimsenin yaptığı işi yapmak, tercihen de hiç kimsenin yapamadığı işi başarmaktır. Bundan sonraki hedef zordur, ama ülkemizi yukarılara taşıyacak en önemli hedeftir.

Günümüzün şartlarını değerlendirerek sizin ihtiyaçlarınızı yeni baştan gözden geçirdik ve kararlar aldık, var olan desteklere yenilerini ekledik. Bu kapsamda yurt dışında düzenlenen ve ihracat açısından önem arz eden fuarlara milli düzeyde yahut bireysel iştirak eden bütün firmalarımıza destek veriyoruz.

Birçok ülkede farklı sektörlerde, sektörel olsun, genel ticaret olsun heyetler gönderiyoruz, alım heyeti programlarıyla farklı pazarlardan misafirler davet ediyoruz, bugün de burada böyle heyetlerimiz var.

Bütün bunlara ek olarak, yurt dışı dağıtım kanallarında tek başına var olmakta zorlanan firmalar için Türkiye Ticaret Merkezi desteğini hayata geçirdik.

Markalaşma desteklerimiz kapsamında Turquality programıyla firmaların küresel marka oluşturmasına katkı sağlıyoruz.

Bu programlarımız yeni firma ve markalarla büyümeye devam ediyor.

Uluslararası rekabetçiliğin geliştirilmesi projesiyle de işbirliği içinde olduğumuz kuruluşlara destek oluyoruz. Bütün bunlardan muradımız, sürekli ve düzenli ihracat artışını temin etmektir.

Türkiye’den dünya markaları çıkarmayı öncelikli bir hedef olarak görüyoruz. Bunun için 5 ana stratejik sektör ele almaya karar verdik. Bunların detaylarını önümüzdeki günlerde açıklayacağız. Bu 5 sektör Türkiye’nin itici gücü olacak ve Türkiye’nin beklediğimiz ihracat büyüklüklerine ve ekonomik gücüne erişmesi için ciddi bir araç haline gelecektir.

Türkiye ticaret merkezleri projesi, ofisleri ve teşhir salonuyla mali ve hukuki hizmetleriyle ihracatçı firmalarımızın adeta bir tanıtım merkezi oldu, reklamını yapıyor. Bu merkezlerde ürünler tanıtılıyor, müteşebbislerimizin e-ticaret sitelerine bireysel üyelikleri yerine işbirliği kuruluşları aracılığıyla toplu üyeliklerine teşvik ediyoruz, destek oluyoruz. Bu sayede dünya ticaretinden payı gün geçtikte artan e-ticarette daha aktif hale gelmek istiyoruz. Doğrusunu isterseniz e-ticarette henüz istediğimiz bir noktada değiliz. Hele hele ihracatta daha yüzde 1’lerden bahsediyoruz. Halbuki artık işler e’ye doğru gidiyor, eleştirme dönemi geride kaldı, e-leştirme dönemi başladı. Her şey e; e-devlet, e-hizmet, e-ticaret, e-iletişim, başına e koyarak yola devam edeceğiz. Eleştirme dönemi bitti, e-leştirme dönemi başladı. Bu yıl inşallah 10 bin ihracatçımızın e-ticaret sitelerine üye olması gerçekleşmiş olacak bu önemli bir gelişme. Yine bu yıl ihracata yönelik sağlayacağımız desteklerin de üç milyar lira seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Hani Başkan burada çocuklara okullarda Japonya’da, Amerika’da, orada burada şu öğretiliyor, bizim orada da Ali top tut falan öğretiliyor bunu biraz böyle küçümseyerek söyledi, Ali tut öğretmeseydik 15 Temmuz’da siz görürdünüz ne olacağını? Bizim çocuklarımız öyle şeyler öğreniyor ki milletin, memleketin ihtiyacı olduğu anda meydanlara iniyor alçaklara geçit vermiyor.

Son dönemde teknolojik dönüşüm sağlayacak teşvik sisteminin yanı sıra ilk defa uygulamaya koyduğumuz yeni teşvik sistemimiz de var. Bunu dünyadaki iddialı teşvik sistemlerinden birisi olarak görüyoruz. Bu kapsamda ülkemizde ve dünyamızda yaşanan ekonomik gelişmeleri, özel sektör temsilcisi kurum ve kuruluşların görüşleri ve talepleri doğrultusunda enine, boyuna çalıştık, değerlendirdik. Şimdi de ihtiyaç duyulan düzenlemeleri yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde sizlerden gelen taleplerle birlikte bunu daha da iyileştireceğiz. Bütün bu teşviklerin etkisiyle de ithalattaki önemli hedefimiz biliyorsunuz ithalatın kompozisyonuna baktığımız zaman yüzde 70’in üzerinde ara malı ithalatı var. Yüzde 15 tüketim, diğeri de ufak tefek başka şeyler var. Bu yüzde 70 ara malı ithalatında neler yapabiliriz? Burada yerlileştirme, millileştirme yönünde özel bir program başlatıyoruz. Böylece işte ithalat, ihracat açığını daha makul bir seviyeye, ama en doğrusu ihracatı ithalatın üzerine çıkarmak. Eğer iki açıktan birinden kurtulmak istiyorsak bunun yolu ihracatı, ithalatın üzerine çıkarmaktır. Bunu imkansız gibi görmeyin bu mümkün, bunu yapan ülkeler var. Onun için kafamızı satma yönünde daha çok yoracağız alırken nazlı, satarken hızlı olacağız.

Tabi sağ sola dünyaya dolaşmanız için artık mazeretiniz de yok size özel pasaportta verdik, bu pasaportla her yere gidebilirsiniz. Hali hazırda 71 ilimizde 5933 mal ve hizmet ihracatçısı konumunda olan kişilere hususi pasaport verilmiş vaziyette. Eximbank’ın daha çok taşın altına elini koyacağı tedbirleri de almış bulunuyoruz. Ne yaptık? Sermayesini arttırdık, 10 milyara çıkardık doğrudan teşvikleri arttırdık. Mevzuatla ilgili Gümrük Ticaret Bakanlığımız, Ekonomi Bakanlığımız, Ulaştırma, diğer bakanlıklarımız da basitleştirici tedbirleri almaya devam ediyor.

Eximbank aracılığıyla ihracatçılarımıza finansman ve ihracat sigortası kolaylığı başlatılmış durumda. Özellikle Afrika ülkelerinde Eximbank daha cesur hareket edecek ve bu bölgelerde ihracatımızı arttıracağız. Bakın Afrika ülkelerinde bugün ulaşım bağlantısı en iyi olan ülke Türkiye’dir. 40’tan fazla ülkeye doğrudan uçuşumuz var. Yine 40’ın üzerinde ülkede büyükelçiliğimiz var, yani altyapı hazır, orada da potansiyel yüksek. Dolayısıyla, bu potansiyeli hazır olan bu altyapıyı harekete geçirip, daha uzun vadeli, kalıcı işbirliğini Afrika ülkeleriyle gerçekleştirmemiz lazım. Buradaki bizim amacımız Afrika kazansın Türkiye kazansın. Afrika büyüsün, Türkiye’de bundan payını alsın. Tek taraflı bir alışveriş değil, vaktiyle sömürgecilerin yaptığı anlayış bizim anlayışımız olamaz, çünkü bizim geçmişimizde sömürgecilik yok. Gururla, iftiharla söyleyeceğimiz en önemli özelliğimizdir. Orta ve uzun vadeli yatırım malı ihracı alıcı kredilerinde diğer ülke Eximbanklarının sağladığı faiz oranlarını Türk Eximbank’ının da sağlaması için yeni düzenlemeler yaptık. Özellikle ihracatçımızın finansmana erişim imkanını iyileştiren tedbirler aldık. Eximbank’ın yeniden yapılandırılması suretiyle etkinliğini arttırdık, bu çerçeveyi sermayeyi arttırdık. Az önce söyledim bu noktada şunu da söylemek gerekir: Sağlanan finansman desteğinin ihracata oranı itibariyle bugün Eximbank yüzde 26 seviyesine ulaşmıştır. Böylece Kore’yle birlikte dünyada ihracata en fazla destek sağlayan ülke konumuna geldi. Türk Eximbank’ın mevcut başarısına bakarsak yılsonuna kadar ihracatımıza sağlanacak desteğin 40 milyar dolar seviyesine çıkmasını bekliyoruz. Bu nedir? Nihat Bey, yani biz para veriyoruz, paranın zoruyla mı ihracat oluyor nasıl oluyor? Yani bu 156 milyardan 40 milyarı düşecek miyiz nasıl? Benim aklım ermedi bu işe. Neyse sen bunu sonra izah edersin. Bunlar ihracatın yükseltilmesi için verilen desteklerdir. İhracatın kendisi değildir, ihracat rakamında o para ayrıca ihracattan satılan mallardan elde edilen paradır. Dolayısıyla, teşvikler ve destekler daha fazla ihracat yapmak için olması gereken tedbirlerdir.

Geldik işin sonuna. Sizden beklentimiz ekonomik kararınızı alırken büyük düşünün. 1 sene, 2 sene sonrasını değil, 10 sene, 15 sene sonrasını düşünün. Çünkü dünyada yükselen ekonomiler hangi ekonomiler olacağı belli, inişte olan ekonomiler de belli. Yükselen ekonomiler Batı’dan Doğu’ya doğru giden ülkelerde olacak, bu her yönüyle artık belli olmuştur. Dolayısıyla, bu anlamda Türkiye uzun vadeli yatırım yapılacak ülkelerin başında yer almaktadır. O halde ne yapacağız? Durmak yok, üretime, ihracata, büyümeye devam. Türkiye’nin önü açık, geleceği aydınlık. Allah yolumuzu, yolunuzu açık etsin.

Sözlerimi burada tamamlarken bu yıl ilki düzenlenen Türkiye İhracat Haftasının ihracatçılarımızın için hayırlı, bereketli olmasını Mevla’mdan diliyorum. İnşallah buradan ülkemiz, milletimiz özellikle ekonomimiz için güzel sonuçlar çıkar diye temenni ediyorum. Bir kez daha herkese sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sağ olun var, olun, Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.