Yükleniyor...

Basbakan Yildirim’in Türkiye Ihracatçilar Meclisi üyelerini kabulünde yaptigi konusmanin tam metni

 

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sizleri Başbakanlık’ta ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Şu an Türkiye’nin her köşesinden 400’ün üzerinde ihracatçı birlik temsilcimiz var. Sizler ekonomimizin belkemiği, özel sektörün dünyaya açılan yüzüsünüz. Sizler yatırım yapan, üreten, ihracat yapıp istihdam oluşturan sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı temsil ediyorsunuz. Ekonominin çarkını döndüren sizlersiniz. Türkiye’nin adını, logosunu dünyanın dört bir yanına sizler taşıyorsunuz. İhraç ettiğiniz her ürün Türkiye’nin gücünün birer göstergesi.

Şimdi geldiğimiz bu noktada yapmamız gereken bir şey var, yeni pazarlar, Asya başta olmak üzere yeni pazar alanlarına gitmemiz lazım. Bu darbede dostumuzu, düşmanımızı gördük, turnusol kağıdı gibi her şey ortaya çıkıyor. Onun için, gelecek pazarlarımız, gelecek ufkumuzu yeni baştan gözden geçirip gelecekte sorun yaşamamamız için mutlaka pazar çeşitliliğine önem vermemiz lazım; bu bir.

İkincisi; artık her türlü teşviki, her türlü imkanı sağladık, daha da artırmaya devam edeceğiz. Size düşen de kilo başına ihracat birim değerini attırmanız. Bu ne demektir? Siz biliyorsunuz, daha katma değeri yüksek, yani yükte hafif, pahada ağır Anadolu tabiriyle işlere, ihracata yönelmemeniz lazım. 

Bunları şöyle parantez içinde söyledikten sonra resmi konuşmamıza devam edelim. 

İhraç edeceğiniz her ürün Türkiye için açılan bir iş kapısı, ihraç edeceğiniz her ürün her bir gencimizin iş bulması, bir babanın daha sevinmesi, evine ekmek girmesidir, bunu aklınızdan çıkarmayın. İhraç edeceğiniz her ürün cari açığımızın biraz daha azalması, döviz miktarımızın biraz daha artması demektir. 

Bu ülkenin, Türkiye’nin kalkınmasında, milli gelirin yükselmesinde, refahın adil dağılmasında temsil ettiğiniz sektörün çok büyük emeği, çok büyük gayreti, çok büyük fedakarlığı var, bunun farkındayız. Sizlerin vergileriyle, getirdiğiniz dövizlerle dev yatırımları çok kısa sürelerde tamamlayacağımızı biliyoruz, bugüne kadar yaptığımızdan bu tecrübeye sahibiz. Bu emek, bu fedakarlığınız için, bugüne kadar yaptıklarınız için milletim adına sizlere şükranlarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum.

Bir yandan Türkiye ekonomisine sizler katkı sağlarken, bir yandan da Türkiye’nin demokrasisine sahip çıkıyorsunuz. Bütün iş dünyası 15 Temmuz gecesi darbe karşısında demokrasinin yanında olduğunu açık şekilde dünyaya ilan etti. Milletten yana olduğunuz için, demokrasiden yana olduğunuz için, hukuk devletinden, adaletten yana olduğunuz için sizleri tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum.

Değerli dostlar, 15 Temmuz gecesi FETÖ örgütünün darbe girişimine bir millet olarak şahit olduk, bütün dünya şahit oldu. O gece ruhlarını 1 dolara satmış olanlar Cumhurbaşkanlığı’nı, Meclisi, Başbakanlığı, MİT’i, TÜRKSAT’ı, Boğaz Köprüsü’nü bombaladılar, insanların üzerine ateş açtılar, taradılar, acımasızca milletin verdiği paralarla alınan o uçakları, tankları, tüfekleri milletin üzerine çevirdiler, milletimize, devletimize, huzurumuza, kardeşliğimize, demokrasimize kurşun attılar. O gece Türkiye’yi karanlığa gömmek, üretimi durdurmak, Türkiye’yi kaosa sürüklemek istediler, ama başaramadılar. Niçin başaramadılar? Çünkü ülkesine inanan, ülkesini deli gibi seven bir Cumhurbaşkanı var, bir Başkomutan var, darbeciler karşısında dimdik biz buradayız, bizim üzerimizden geçemeden bu işi yapamazsınız diyen bir Hükümet var, seçilmiş bir Parlamento var, bombaların altında toplanıp bu darbeye karşı net bir duruş gösteren milli irade var, bağımsızlık kayıtsız, şartsız milletin diyen bir Meclis var, onun için başaramadılar. Her şeyi inceden hesap ettiler, bütün birlikleri elde ettiler, bütün silahları ele geçirdiler, askerin, polisin, yargının kılcal damarlarına kadar nüfuz ettiler, ama bir şeyi unuttular, milleti unuttular, milleti hesap etmediler. Hakk’ın ve halkın hesabı, tankın hesabını yerle bir etti. Türkiye’nin büyümesinin, kalkınmasının önüne geçmek istediler çok şükür ki başaramadılar. Demokrasiye bomba attılar, milli iradeye silah çektiler, milli egemenliğin tecelligahı olan Meclis’i başımıza yıkmak istediler. FETÖ ve arkasındaki güç her kimse Türkiye’yi alt edeceğini zannetti, içine kapanacağını zannetti, dünyadan koparacaklarını zannettiler, ama başaramadılar. Birliğimiz, beraberliğimizi bozmak için şeytanın aklına gelmeyecek hesaplar yaptılar. Alçakça tuzaklar kurdular, ama Mevla’m tuzaklarını başlarına yıktı. 240 şehidimiz, 2195 gazimiz canlarıyla, kanlarıyla o karanlık geceyi aydınlığa dönüştürdüler. FETÖ darbe teşebbüsünde hayatını kaybeden bütün şehitlerimizi, bölücü terör örgütüyle mücadele ederken hayatını kaybeden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, şükranla anıyorum, mekanları cennet olsun. Gazilerimize acil şifalar, hayırlı ömürler diliyorum.

Şehitlerimiz bizi yeniden millet haline getirdi, onlar sayesinde Türkiye’nin işvereni, işçisi, emeklisi, işçisi, genci, yaşlısı aynı duyguyla buluştu, aynı meydanda demokrasi nöbeti tuttu. Millet olarak hep birlikte ayağa kalktık ve büyük bir belayı def ettik, büyük bir vesayet odağını yok ettik. Vatandaşlarımız arasına ayrılık tohumları eken bir örgütü çökerttik. Himmet diye haraç toplayan, soruları çalan, şantaj yapan, tehdit eden, insanların haremine giren, onları fişleyen bu alçak örgütün çökerttik. Aziz şehitlerimizi bu vesileyle tekrar tekrar yad ediyoruz yaralı vatandaşlarımıza şifalar diliyoruz. O geceyi aydınlatan bütün vatandaşlarımıza, medyamıza, siyasetçilerimize, savcılarımıza, polisimize, yurt sever, bayrağını sever subaylarımıza, askerlerimize de şükranlarımızı sunuyoruz.

Değerli arkadaşlar, demokrasiye sahip çıkan herkes 15 Temmuz destanına adını yazdırdı. Nihayet milyonlarca vatandaşımız meydanlarda bütün dünyaya Türkiye’nin Türk’ün gücünü gösterdi. Anlayamıyorlar Batı dünyası anlayamıyor anlayamazlar, çünkü onlardaki demokrasi göstermelik. Süt limanda gemi nasıl giderse Batı demokrasisi de öyle dalgalı denizlerde demokrat olmak, darbelere karşı çıkmak, silahın karşısına göğsünü siper etmek gerçek ülke severdir. Gerçek milliyetçilik, gerçek demokratlık bugünlerde belli olur, bunu da bu millet en güzel şekilde bütün dünyaya göstermiştir. Darbe oldu dostlarımız şaşkınlık içerisinde, ne söyleyeceklerini şaşırdılar. Herhalde farklı bir sonuç bekliyorlardı. Ya bize böyle denmedi, ne oldu bunlara, nerede yanlış yaptılar da hesap tersine döndü adeta der gibi bir tutum içine düştüler ve suçüstü yakalandılar bunu açıkça söylememiz lazım. Dostlarımızı biz zor günde görürüz, iyi gün dostu çok olur iyiyseniz, işleriniz yolundaysa herkes sizin dostunuz. Dara düştüğünüzde bakın bakalım etrafınızda kim varsa gerçek dost odur. Bir kez daha gördük ki gerçek dostumuz yine kendimiz. Güçlü olacağız, bir olacağız, iri olacağız, arkadaşlar çok çalışacağız, çok üreteceğiz daha fazla satacağız ve ülkemizin refahını artıracağız. Artan bu refahı da bütün vatandaşlarımızın adil şekilde paylaşmasını sağlayacağız. 

Değerli konuklar, bu alçak kalkışma Türkiye’nin demokrasisine zerre kadar zarar vermemiştir. Bu alçak kalkınma Türkiye’nin ekonomisine de zerre kadar zarar vermeyi başaramamıştır. Bütün ekonomiyle ilgili kara propagandalarına rağmen, algı operasyonlarına rağmen vatandaşımız sadece darbeyi önlemekle kalmamış, Türkiye ekonomisinin de etkilenmemesi için gereken fedakarlığı yapmıştır. İlk günde 2,5 milyarlık dövizi bozdurup piyasaya veren Türk milletidir, vatandaşlarımızdır. Yetmedi geçen takip eden 10 günde 11 milyar doları bankalarda bozdurup piyasa dönsün, nakit ihtiyacı olmasın diyen yine bu millettir. Bu milletin alnından öpülür, bu milletin önünde şapka çıkarılır ve selam durulur, şapkayı alıp gidilmez bu millet böyle bir millet. 

Kaos ve kriz bekleyenlerin hevesleri bir kez daha kursağında kalmıştır. Darbeyi boşa çıkaran millet sayesinde demokrasimiz bu arbededen güçlenerek çıkmıştır, siyasi istikrar, güven, hukukun üstünlüğü daha da pekişmiştir. En güçlü ekonomilerin sarsıldığı, küresel kriz döneminde dahi büyümesini sürdüren Türkiye bu hain teşebbüsten en alt düzeyde etkilenmiştir. Etkilenme düzeyi nedir diye sorarsanız, Rusya’yla uçak krizi yaşadığımız dönemde ekonomik göstergelerimiz ne kadar değiştiyse bu hain darbe teşebbüsünde de aynı şekilde olmuştur. Bu bir kez daha Türkiye ekonomisinin ne kadar sağlam temellere oturduğunu bütün dünyaya göstermiştir. Bazı değerlendirme kuruluşlarının yönlendirmeleriyle acele verdikleri kararların ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha bu vesileyle görmüş olduk. Bugün söylediğim gibi ekonomimiz sapasağlam ayaktadır, hele bugün faizlerdeki gerileme, merkezin karşılık oranlarında yaptığı iyileştirme ve bankalarımızın tüketici kredilerinde ortaya koyduğu yapıcı tutum bütün bunları takdirle karşılıyoruz. Ve bütün finans camiamıza da bu vesileyle teşekkür ediyoruz bu tutumlarını artırarak devam etmelerini de bekliyoruz. Ya sabret ya Maliye bizden Maliye Bakanımız sabırsızlanıyor. Maliye Bakanımız, efendim Gümrük ve Ticaret Bakanımız, Ekonomi Bakanımız, Başbakan Yardımcılarımız bunlar zaten 70 gündür çalışıyorlar ekonomiyi daha nasıl güçlendiririz, daha piyasayı nasıl rahatlatırız, yatırımcının önündeki engelleri nasıl bir bir ortadan kaldırırız diye ha babam yeni yeni kanunlar, yeni yeni önlemler, yeni yeni tedbirler alınıyor, yani bunları saysam bitmez. Siz takip etmekte zorlanıyorsunuz, biz yapmakta zorlanmıyoruz yani bu kadar hızlı çalışıyoruz. 

Yani elime kocaman bir liste verdiler en az yirmi tane madde var bunları burada okumaya ihtiyaç yok, bunun için uygulama kursları açacak Maliye Bakanlığı arkadaşlar buraya devam etsinler. Yatırımcının yol haritası, yatırımcıya sağlanan kolaylıklar, Maliye’ye yolu düşenin dikkat etmesi gereken hususlar, bunu olumlu anlamda söylüyorum, yanlış bir iş olmasın. Yani şimdi artık Maliye açık arayan değil, açıkları kapatan bir kuruluş haline geldi. Ve elini diyen değil, al elimi diyen bir Bakanlığa dönüştü. Hikayeyi biliyorsunuz değil mi maliye bakanlarının? Adamın biri denizde yüzmek için, serinlemek için girmiş ondan sonra yüzme de bilmiyor, biraz derine gidince başlamış imdat imdat bağırmaya. Ondan sonra birisi de kıyıdan görmüş, o da atlamış adamı kurtarmaya, ver elini diyormuş, geri çekiyormuş. Ver elini kardeşim, boğulacaksın diyor, yine geri çekiyor. Bir daha ver elini kardeşim, boğulacaksın gidiyorsun. Ondan sonra diyor ki, al elimi deyince yapışmış. Demiş ki, sen maliye bakanı mısın? 

Şimdi değişti, ver elini diyen değil, al elimi diyen Maliye Bakanı var, karşınızda, yani el sıkışıyor, bütün eski hesapların üzerine sünger çekiyor. Vergi borcum var, stok fazlam var, kasa fazlam var, ne varsa getir kardeşim. Korkusuz rüya görmekten kurtul, rahat yat. Parayı sahibine teslim edin, helalleşin, olsun bitsin, ondan sonra da daha sorgu-sual yok. Onun için merak etmeyin çok güzel işler oluyor, daha güzel olacak.

Şimdi bir sürü Nihat Bey yazmış, mevcut yatırım teşvik sisteminin etkinliği arttırılacak, teorik bir laf. Açıklamasını okuyalım, yatırım döneminde bütün kazançlar üzerinden vergi indirim oranı bütün bölgeler için yüzde 80’e çıkacakmış. Maliye Bakanının haberi var inşallah. 

Vergi indirim tutarı yeniden değerlemeyle enflasyon karşısında korumaya alınacak; anladınız değil mi? Yani bir elden verip öbür elden almak yok. Verdiğimizi vereceğiz artık, gözümüz arkada kalmayacak.

Avantajlı destekler. Bu avantajlı desteklerle ilgili kalıcı uygulama olacak neyse, ne o? Kanunda doğrusu yazıyor, kanunu inceleyin, yanlış bir şey söylemiş olmayalım.

Evet, duydunuz, bu teşviklerin nasıl olacağını, nasıl uygulanacağını. Yani kanunla yazıp uygulamada buharlaşmayacağının burada sözünü veriyoruz, kanunda yazılan her şey eksiksiz uygulanacak. 
Orta ve yüksek teknolojiye yönelirseniz teşvik miktarı da artıyor. Dedik ya katma değeri yüksek, yani 2 dolar kilo başına yerine 6 dolara gelecek bir üretim yaparsak, bir ihracat yaparsak, ona göre kesenin ağzını açıyoruz, her şey var.

Arkadaşlar, yüksek teknolojide hangi bölgede yatırım yaparsanız yapın en yüksek teşviki alacaksınız. Ama benim size tavsiyem, birinci, ikinci bölgeye yapmayın, bizim güneydoğuda da sorunumuz var, oralara yapın bu yatırımı. Hiç öyle bakma, orada yaparsanız ortağınız biziz, hem alım garantisi veriyoruz, hem de yatırımızın sabit maliyetlerini karşılıyoruz. Bak buradan söylüyorum Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olarak, gidin Van’a, Mardin’e, Muş’a, Iğdır’a, Hakkari’ye yatırımı yapın, o kararı verin, fabrikayı biz yapacağız, elinize vereceğiz. 
Şimdi buralarda fabrikayı yapacağız, size teslim edeceğiz, şaka değil ha bu anlattıklarım, ürününüzün de pazarlamasına destek olacağız ürünün cinsine göre, yani her ürün olmayabilir, orada ülkenin ihtiyacı olan veya rekabet şansımızın yüksek olduğu alanlar, bunları da oturup beraber kararlaştıracağız. Yani iki tane ortak gibi masaya oturacağız, karşılıklı görüşerek teşvikleri ayarlayacağız, yani konfeksiyon usulü teşvikten ısmarlama usule geçiyoruz. Terzi, bedeninize göre en uygun teşvik hangisiyse o teşvike yöneleceğiz. Biz ihracatçıyız, bu bizi ilgilendirmiyor diyorsanız, o zaman biz ilgilendirenlere bunu konuşuyoruz demektir.

Üreteceğiz. Biraz böyle bir durgunluk gördüm de. 

Evet, bunu da söyledik.

Mesela daha somut, orman ürünlerindeki bütün fonları kaldırıyoruz.

Mevcut desteklerde artırma gidiyoruz. 

Navlun desteği getireceğiz, yani taşıma maliyetlerini azaltacağız.

Teknolojik dönüşüm yapmak isteyenlere destek vereceğiz, ihracatta teknolojik dönüşüm yapmak isteyenlere ayrıca destek vereceğiz.

Gümrük muafiyeti, KDV istisnası, KDV iadesi, Kurumlar Vergisinde indirim veya istisna, sigorta işveren prim desteği, yatırım yeri tahsisi, faiz desteği, hibe desteği, gelir desteği, stopaj desteği, enerji desteği, nitelikli personel istihdamı için destek, sermaye katkısı; daha ne istiyorsunuz? Bundan sonrası…

Şimdi onlarda da yenileme yapacaksınız, tekrar rekabet şartlarınızı geliştireceksiniz, o zaman yine yararlanacaksınız.

Şimdi biz mevcudun üzerine ne koyacağız, onun hesabını yapıyoruz. Mevcut zaten yapıyor bir şey, ama orada iyileştirme yapmak isterseniz buna mani bir hal yok, siz de yararlanacaksınız. 

Evet değerli arkadaşlar, peşin parayı gördünüz, bol bol gülersiniz tabi. 

Evet, daha fazla konuşmaya lüzum yok değil mi? Mevzu anlaşıldı.

Arkadaşlar, daha epeyi var konuşmam ama, işiniz, gücünüz var, siz iş adamısınız, zamanınız değerli biliyoruz. Daha çok çalışmamız lazım, memleketimizin geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz. 

Ha, bir şeyi unuttum söylemeyi, kamu alım imkanı getireceğiz, yaptığınız yatırımlarda biz alım garantisi veriyoruz. Bunu nerede yaparsanız? Tabi İzmir’de değil, İstanbul’da değil, Van’da yaparsanız, Mardin’de, Erzurum’da, Bayburt’ta, Ağrı’da, artık ismini sayamadığım daha birçok yer var.

Yani daha fazla yatırım açığı olan bölgelerimizde. Oralarda arkadaşlar, işin latifesini bir tarafa bırakalım, büyük bir kalkınma seferberliği başlatıyoruz ve bu konuda sizi göreve davet ediyorum. Ciddi anlamda biz yapacağınız her hayırlı işte, her yatırımda ortağınız biz olacağız. Bu işi bu noktaya getirene kadar ben çok uğraştım, beni yalnız bırakmayın. 

Arkadaşlar, biz devletiz, firmalarla ortaklık mı olur? Onlar gelecek, bizim karşımızda böyle duracak; geçti o günler. Şu anda patron millettir millet, 15 Temmuz’da patronun millet olduğunu gördük. Devlet de, herkes de, hepimiz milletin emrindeyiz, ne diyorsa onu yapacağız, kafamıza göre iş yapma yok. 

Arkadaşlar, başarılar diliyoruz, Allah yar ve yardımcımız olsun. Önümüzde güzel günler var, yarınımız bugünümüzden çok güzel olacak. 

Bizi umutlandıran, bizi tekrar hırslandıran, azmimizi artıran milat 15 Temmuz’dur arkadaşlar. 15 Temmuz Türkiye’nin yeni bir ufka doğru yol aldığı gülerin başlangıcıdır. Birçok konuda millet uyanmıştır, millet noktayı koymuştur. Verdiği mesaj şudur: Birliğimizi, beraberliğimizi bozacak hal ve hareketlerden vazgeçin bize bu mesajı verdi. Memleket meselelerini uzlaşın, konuşun mesele memleket olunca gerisi teferruattır. Bu mesajı bize verdi, biz de bu mesajı aldık gereğini de yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Ülkemizin yüklerinden, ağırlıklarından kurtarması için, ülkemizin bölgede huzurun, istikrarın devamına daha fazla katkı sağlaması için daha fazla güçlenmemiz lazım, daha fazla kabiliyetlerimizi arttırmamız lazım. Ekonomimizdeki disipline hiç gevşemeye izin vermeden devam etmemiz lazım. Tasarruflarımızı orta ve uzun vadede arttırmamız lazım. Bakın şimdi otomatik emeklilik sistemi getiriyoruz, yetmedi Türkiye varlık fonu kuruyoruz. Bu ne demektir? Bu Türkiye’nin büyük projelerini, Türkiye’nin kalkınmasının lokomotifi olacak işlerin kaynak sıkıntısından gecikmemesi. Türkiye’nin muasır medeniyetler yürüyüşündeki hızının kesilmemesi, Türkiye’nin daha ağır borçların yükünden kurtarması için. Buna ait imkanımız var, altyapımız var, kaynağımız var, insan kaynağımızda var, doğal kaynağımızda var ve bölgesel üstünlüğümüzde var. Bütün bunları biraraya getirerek bir sinerji oluşturmak ve hedeflerimizi zorlanmadan gerçekleştirmeyi birlikte başaracağız.

Arkadaşlar, potansiyeli keşfet diyorsunuz sizin logonuz bu. Bu ne demektir? Potansiyel var, ama daha tamamını keşfedemedik. Bunu keşfedip ortaya çıkarmak, refaha dönüştürmek sizin göreviniz. Tezahürat bizden, iş yapmak sizden, yani siz beni alkışlamayın, biz sizi alkışlayalım biz ne ihtiyacınız varsa arkanızdayız. Geliriz yanınızda dünyanın en öbür köşesine kadar gider sizin orada iş yapmanızı sağlarız, bundan hiç endişeniz olmasın. Hesap belli sattığımızın aldığımızdan fazla olması lazım, hedef bu olmalı. Hep satmaya kulak kabartacağız, satın almada duymazdan geleceğiz. Biraz daha Kayserililerin, Anteplilerin yanında daha çok bulunacağız. 

Evet, tekrar hoş geldiniz, sefalar getirdiniz Allah işinizi gücünüzü rast getirsin, Allah gayretinizi zayi etmesin. Memleketimizin başına bir daha böyle bela çıkaranlara Allah fırsat vermesin. Eğer böyle bir şeye yeltenenler olunca başlarına ne geleceklerini de bilsinler. Yani bu olmadı bir daha deneriz falan diye aklından geçirenler varsa bu işin tekrarı yok, bu işin tekrarında ne olacağını iyi hesap etsinler, çünkü artık Türkiye eski Türkiye değil, bu millet eski millet değil. Bu millet neye muktedir olduğunu gösterdi cihana gösterdi. Ve dostlarımızdan son çağrımız şu: Bırakın Türkiye’nin enerjisini azaltacak adamların oyunlarıyla boş vakit geçirmeyin, Türkiye’nin dostluğuna güvenin, Türkiye’nin dostluğu sizin de, bölgenin de, dünyanın da barışı ve esenliği için vazgeçilmezdir. İşte Rusya bir talihsiz olay yaşadık, ama ne Rusya ne biz sürdüremedik, çünkü bu eşyanın tabiatına aykırıydı. Biraraya geldik yanlış sona erdi, artık yönümüzü daha ileriye, daha güzel işbirliklerine çevirdik. Bu her iki ülkenin halkı için olması gereken bir şeydi, ama bununla da sınırlı değil, bölgesel konuları da aynı şekilde en iyi değerlendirecek ve en doğru çözümü üretecek bölge ülkeleridir. Bölgeden uzak, olayların inceliklerini, detaylarını, doğuracağı sonuçları bilmeyenlerin burada rol alması nelere mal oldu gördük. Ne kadar bedel ödendi 500 bin insan gitti Suriye’de 500 bin günahsız insanın kanına girdiler. 3 milyon insan Türkiye’de bütün nüfus 10 milyon insan memleketini, yurdunu, yöresinden uzak kaldı. Bütün bunlar ortadayken, Türkiye bunun merkezindeyken çözümü başka yerlerde aramak bu bölgenin sorunlarını bilmemenin ötesinde bitmesini istememek anlamına gelir. Bundan böyle artık Türkiye bu konularda bölge ülkeleriyle Suriye konusu başta olmak üzere daha yakın çalışacak. İnşallah nasıl İsrail’le sorunlarımızı bir noktaya getirdiysek, çözdüysek, nasıl Rusya’yla işleri tekrar rayına soktuysak, Suriye’de de, bölgedeki diğer ülkelerde de çok daha güzel gelişmeleri inşallah yaşayacağız. Bunun süreci başlamıştır, adımları atılmıştır, bunun sonuçlarını da hep beraber göreceğiz, çünkü kaynakları insanımızın tüketmeye değil, kaynaklarımızı insanımızı yaşatmaya harcamak mecburiyetindeyiz. Bunu bir keyfiyet değil, bir mecburiyettir, bir sorumluluktur. 

Ben bu duygularla hepinizi tekrar saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. 

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.