Bu yapilanma mutlaka tasfiye edilecek
Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Meclisi Toplantısında konuşan Işık, Türkiye’nin inandığı ve güvendiği bir liderle ve istikrar ortamında çok önemli ve başarılı adımlar attığını belirtti.
Türkiye’nin istikrarı yakaladığında ve güçlü bir liderle tanıştığında büyük hamleler yaptığını ifade eden Işık, "Cumhuriyetin kuruluşu bunun en güzel örneğidir. Daha sonra Demokrat Parti süreci bunun en güzel örneğidir. Adalet Partisi’nin o yakaladığı ve birinci dönemdeki süreç bunun örneğidir. Rahmetli Özal dönemi bunun örneğidir. En son 2002’de yakalanan istikrar ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti iktidarı da bu örneğin son halkası olmuştur" diye konuştu.
Işık, Kocaeli’nin 2002 yılında 1 milyar 200 bin dolarlık ihracat yaptığını anlatarak, şu an 18 milyar doların üzerinde ihracat rakamına ulaştığını vurguladı.
"Türkiye artık dümensiz bir gemi değil"
Türkiye’nin söz konusu dönemde 36 milyar dolar olan ihracat rakamının da 152 milyar dolar seviyesine ulaştığını dile getiren Işık, şöyle devam etti:
"3 bin 300 dolar olan kişi başı milli gelir, 10 bin 500 dolar seviyesine geldi. 230 milyar dolar civarında olan Gayri Safi Milli Hasıla 800 milyar dolar eşiğine geldi. Bütün bunlar hakikaten bir başarı ama bunları biz hiçbir zaman yeterli görmüyoruz. Türkiye artık dümensiz bir gemi değil. 2023 yılında bizim için çok değerli bir tarihte çok önemli hedefleri gerçekleştirmek üzere planını programını yapmış bir hükümet var. 2023 yılında Türkiye’de mutlaka 2 trilyon dolar Gayri Safi Milli Hasılaya ulaşmak istiyoruz. 2023 yılında kişi başına düşen milli geliri 25 bin dolar seviyesine çıkarmak istiyoruz. 2023 yılında ihracatımızı 500 milyar dolara çıkarmak istiyoruz. Tabi bunu yapabilmek için de bütün bunları destekleyecek en önemli unsur da 2023 yılında gayri safi milli hasılamızın yüzde 3’ünü Ar-Ge harcamalarına ayırmak istiyoruz. Türkiye artık bu hedeflere kilitlenmiş durumda bu hedeflerle ilgili de yoluna dolu dizgin devam ediyor."
"Bu yapılanma mutlaka tasfiye edilecek"
Bakan Işık, Türkiye’nin konjonktür olarak bazı sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, "Bu içinde olduğumuz süreç bizim sanayicimizin moralini bozmasın. Türkiye nice böyle sıkıntılı süreçleri atlattı. 10 sene önce olsaydı, bu krizin onda biri çıksaydı piyasalar allak bullak olurdu. İnsanlar acaba yarın ne olacak endişesiyle hareket ederlerdi" dedi.
Sanayicilerin, "kalıcı bir hasar olur mu?" diye düşünmemesini istediklerine dikkati çeken Işık, "Bugünler de geçer. Allah’ın izniyle Türkiye hedefine dolu dizgin devam eder. Bundan hiç tereddütünüz olmasın. Ne badireler gördü bu ülke. Bu ülke, pek çok vesayet makamı kurumunu artık olması gereken noktaya çekti. Devlet içerisindeki bu yapılanma mutlaka tasfiye edilecek ve ülke bu süreçten şunu net olarak söylüyorum, Türkiye bu süreçten demokrasisini de ekonomisini de güçlendirmiş olarak çıkacak. Buna hiç tereddütünüz olmasın" ifadesini kullandı.
Işık, sanayici ve vatandaşların hükümete güvenmeye devam etmesini istediklerini ifade ederek, Türkiye’nin bu fırtınaların hepsini iyi yönettiğini ve atlattığını kaydetti.
İşsizlik rakamları ve sanayi üretim rakamlarının açıklandığını anlatan Işık, "Bunların hepsi geleceğe daha umutla bakmamızı sağlıyor. İşsizlik rakamları, kapasite kullanım oranları, sanayi üretimleri büyümenin öncü göstergeleridir. Şu anda bu noktada Türkiye hakikaten üretimini artırarak ve bu üretimini nitelikli hale getirerek, büyümesine devam ediyor. Dünyanın bu konjonktörüne rağmen devam ediyor. 2014 yılında, İran’ın dünyaya biraz daha açılması noktasında en avantajlı ülke Türkiye. Bunun engellemesine yönelik farklı şeyler olmazsa tabi. Maalesef bu konularda içeride bir hayli taşeronu olan güçler var ama inanıyoruz ki Türkiye İran’la olan tarihi ilişkileri bu noktada önemli rol oynayacak. AB ve dünyadaki toparlanma sinyalleri, 2014 yılının inşallah daha iyi bir yıl olacağını gösteriyor. Biz de bu yılın en iyi şekilde nasıl değerlendirileceği noktasında tüm çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu.
"Bilişim Vadisi Projesi"
Kocaeli’nin, Türkiye sanayisinin kalbi olduğunu, sanayinin, çevre odaklı güçlendirilmesini esas olması gerektiğini dile getiren ışık, Kocaeli’nin Ar-Ge’ye dayalı üretimin merkezi olmasını sağlamak zorunda olduklarını söyledi.
Kocaeli’nin de bu konularda çok ciddi alt yapısının olduğunu vurgulayan Işık, TÜBİTAK’ın en önemli araştırma merkezlerinden ikisinin burada olduğunu anlattı.
Bakan Işık, bunların kent için büyük şans olduğunu ancak bugüne kadar sanayicilere kapasını fazla açmadığına işaret ederek, "Bu nedenle dışarıdan çok güzel bir arazi içinde kurulmuş güzel binalar diye bakıyorduk. Şimdi öyle değil. Oradaki enstitünün performansı sanayide çözdüğü problemle doğru orantılı artık" dedi.
İlk brifingi Bilişim Vadisi’yle ilgili aldığını ve bu projeyi çok önemsediklerini ifade eden Işık, şunları kaydetti:
"Kocaeli ve Türkiye’nin en önemli projelerinden birisi, Bilişim Vadisi. Şu anda imar planlarını bitirmek üzereyiz. Hızlı bir şekilde yapılaşma için alt yapıya başlayacağız. İstiyoruz ki burayı sadece Kocaeli açısından değil, İstanbul, Tekirdağ, Bursa Yalova, Sakarya gibi bu havzanın bilişim merkezi Gebze olsun, Türkiye’nin bilişim merkezi Gebze olsun. Bütün dünyanın büyük firmaları da gelsin bizim yerel firmalarımızla burada bulunsun ve dünyanın büyük firmalarına hizmet vererek bizim de dünyada büyük markalarımız çıksın. Bunu tek başına biz yapamayız ama güçlü bir işbirliği bu noktada bizim de güçlü markalarımızın oluşmasını sağlar. Bunu adım adım takip ediyoruz."
"Ar-Ge merkezleri performans endeksini tamamladık"
Bakan Işık, 2008 yılında çıkardıkları bir kanunla 50’den fazla araştırmacı istihdam eden Ar-Ge merkezlerine ciddi destek verdiklerini belirterek, bugün bu sayının 153’ü bulduğunu, şuanda Türkiye’de fiilen çalışan 153 Ar-Ge merkezinin bulunduğunu ifade etti.
Bu merkezlerin 19’unun Kocaeli’de bulunduğunu olduğunu vurgulayan Işık, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Sanayicilerimiz, ’alt sınırın 50 olması bizi bazen engelliyor’ diyordu. Şu anda TBMM’de torba kanunda bu sayının 30’a çekilme yetkisini Bakanlar Kuruluna bırakıyoruz. Yani gerektiğinde sektöre göre, çalışma alanına göre 50’den 30’a çekebileceğiz bunu. Yeter ki Ar-Ge merkezleri kurulsun. Artık biz Türkiye’yi sadece üretim merkezi olarak görmek istemiyoruz. Formülasyonların bilinmediği, sadece bir formülle seri üretimin yapıldığı bir üretim üssü olmak artık Türkiye için yeterli değil. Türkiye Ar-Ge ve üretim üssü olmalı. Eğer büyük firmalar gelecekse, birinci önceliğimiz üretimiyle birlikte Ar-Ge departmanını getirmesi. Bu noktada aslında önemli avantajlarımız da var. Ar-Ge’nin Türkiye’de yapılması noktasına ayrı bir önem veriyoruz. Yakında bir çalışmamızı kamuoyuna paylaşacağız. Ar-Ge merkezleri performans endeksini tamamladık. Hangi Ar-Ge merkezimiz hangi kategoride en iyi performansı göstermiş bunları belirledik. Bunları yakında paylaşacağız."
"Hedefimiz cari açığı ekonomide risk olmaktan çıkarmak"
Bakan Işık, teknoparklar, teknokentler ve Ar-Ge merkezlerinin sayısının çoğalmasını, daha kaliteli ve işlevsel hale gelmesini istediklerini dile getirerek, Türkiye’nin mutlaka 2023 hedeflerini yakalaması ve bunu yakalarken ekonomide riskleri azaltması gerektiğini kaydetti.
Türkiye’de ekonomideki en büyük riskin cari açık olduğuna dikkati çeken Işık, "Dün cari açık rakamları açıklandı. Dikkat ederseniz Türkiye’nin cari açığıyla enerji ithalatı birbirine çok çok yakın. Şimdi bu cari açığın azaltılmasıyla ilgili enerji verimliği, tasarrufu ve yerli enerjinin kullanılmasına önem veriyoruz. Bununla ilgili Ar-Ge’ye ve üretimlere ayrıca destek veriyoruz. Bir de Türkiye’nin cari açığının yüzde 79’unu 200 kalem mal oluşturuyor. Bu 200 kalem ürünle ilgili, bu ürünlerin Türkiye’de üretilmesiyle ilgili daha fazla ne yapabiliriz konusunu da çalışmaya başladık. Bu noktada özellikle sanayicilerimize sesleniyorum. Bu konudaki çalışmalarınızı yoğunlaştırın. Hedefimiz cari açığı ekonomide risk olmaktan çıkarmak" ifadesini kullandı.
Işık, Türkiye’nin bu tartışmaları kısa sürede geride bırakacağını vurgulayarak, "Türkiye, biçilen elbiseyi giymeyecek. Türkiye kendi biçtiği elbisesini kendisi giyecek. Şu sürecin sonunda kesinlikle Türkiye insan haklarına dayalı daha güçlü bir demokrasiyle yoluna devam edecek" dedi.