Cumhurbaskani Erdogan’in Ankara Ticaret Odasi Iftari programinda yaptigi konusmanin tam metni
Güzel bir iftar sofrasındayız. İftarlar malum bizler için ayrı bir anlam taşıyor. Tuttuğunuz oruçlarınızın, bu ay boyunca yaptığınız ibadetlerin, hayır ve hasenatın Hakk katında kabul olmasını niyaz ediyorum.
Bizleri huzuru kalple bu mübarek aya eriştiren Rabbimizin, inşallah ailelerimiz, dostlarımız ve sevdiklerimizle beraber kutlayacağımız bayrama da kavuşturmasını diliyorum.
Terörle mücadelede ve 15 Temmuz darbe girişiminde verdiğimiz tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabrı cemil niyaz ediyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. Ne güzel söylemiş şair;
“Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?”
Evet, nefes almak için rüzgar bekleyen bir millete aradığı o gücü, morali, güveni veren tüm kahramanlarımıza şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Halen sınırlarımız içindeki dağ başlarından Kuzey Irak’taki terör yuvalarına, El Bab’dan Afrin’e kadar pek çok yerde operasyon yürüten, güvenlik sağlayan tüm askerlerimize, polislerimize, jandarmalarımıza, istihbaratçılarımıza, güvenlik korucularımıza başarılar diliyorum. Allah bizlerin huzuru ve güvenliği, evlatlarımızın geleceği için bu büyük mücadeleyi yürüten tüm kahramanlarımızı korusun diyorum.
Bizlerin bu güzel sofrasında biraraya gelmesine vesile olanlara da teşekkür ediyorum.
Kardeşlerim; Türk milleti alicenap bir millettir. Bu milletin devleti de elbette ona göre hareket edecektir, nitekim öyle de oluyor. Şehitlerimizin emaneti olan yakınlarına ve gazilerimize hem millet olarak, hem de devlet olarak tüm imkanlarımızla sahip çıkıyoruz. Şehit yakınlığının ve gaziliğin vakarıyla hareket eden sizlerin de milletimizin gönlündeki yerinizi her geçen gün daha da güçlendirdiğine inanıyorum. Bir insanın canını ortaya koyarak yürüttüğü bir mücadeleye dünyevi olarak paha biçebilmemiz, karşılığını verebilmemiz mümkün değildir. Bunun için şehitlerimiz ve gazilerimiz en büyük mükafatı yarın Hakk katında alacaklardır. Biz sadece bu fani dünyada şehit yakınlarımız ve gazilerimiz mağdur olmasınlar, hayatlarını belli bir standardın altında yaşamak zorunda kalmasınlar diye gayret gösteriyoruz. Şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin fedakarlığına layık olmak için yaptığımız hizmetlerin en yakın şahitleri sizlersiniz. Eksikler, aksaklıklar elbette olabilir, kimi terbiyesizler elbette çıkabilir, bu sorunların hepsi de çözülür. Önemli olan, sizlerin milletimizin gönlündeki yeridir. Hamdolsun gittiğimiz her yerde şehit ailelerimizin ve gazilerimizin adeta el üstünde tutulduklarını görüyoruz. Biz, şunu unutmayın: Dünyanın 34 farklı ülkesinde 78 şehitliği olan bir milletiz. Şehitlik ve gazilik makamı, bu milletin alametifarikasıdır. Biz dedelerimizden ve onların babalarından Balkan Savaşına, Birinci Dünya Savaşına, İstiklal Harbine dair kahramanlık hikayelerini, şehit ve gazi anılarını dinlerdik. Sonra Kore’den Kıbrıs Müdahalesine kadar daha yeni hikayeleri bizzat yaşayanlardan dinlemeye başladık. Ardından kendi akranlarımızdan, yakınlarımızdan terörle mücadelede yaşadıkları hadiseleri dinledik. 15 Temmuz zaten hepimizin içinde olduğu başlı başına bir kahramanlık hikayesiydi.
Eğer bu coğrafyada yaşamakta kararlıysak, eğer ecdadın mirası olan dik duruşumuzu koruyacaksak, eğer iddialarımızın, hedeflerimizin peşinden gideceksek, gelecekte de şehitlik ve gazilik hikayeleri anlatılmaya devam edecektir.
Biz tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyerek bu konudaki kararlılığımızı her fırsatta ifade ediyoruz.
Amacımız, şehitlerimize ve gazilerimize layık olabilmektir. Rabbim yolumuzu ve bahtımızı açık etsin. Rabbim bu ülkeyi ve bu milleti ebediyete kadar kaim ve muzaffer eylesin.
Kardeşlerim; Ankara Ticaret Odası’nın geçtiğimiz Nisan ayında seçilen yönetimini bu vesileyle bir kez daha tebrik ediyorum. Oda Yönetiminin aralarında 15 Temmuz gazilerinin de bulunduğu arkadaşlarımızdan oluşuyor olmasından ayrıca memnuniyet duyuyorum.
Sanayide ve ticarette giderek yükselen bir güç haline gelen Ankara, sadece bürokrasisiyle değil üretim ve ihracat gücüyle de ekonomimizde belirleyici hale gelmeye başladı. Savunma sanayi başta olmak üzere ileri teknoloji gerektiren alanlarda gösterdiği atılımın Ankara’yı çok farklı bir yere doğru götürdüğüne inanıyorum. Türkiye’nin şehitleri ve gazileri sayesinde üstesinden geldiği saldırıların ekonomik ayağının olmaması mümkün mü? İşte bu ekonomik saldırıları da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz, İstanbul Ticaret ve Ankara Ticaret Odalarımız başta olmak üzere iş dünyamızın desteğiyle karşılıyoruz.
Şimdi burada biz sadece güçlü Meclis demiyoruz, biz sadece güçlü hükümet demiyoruz, biz sadece güçlü Türkiye demiyoruz, bütün bunlarla beraber aynı zamanda güçlü ekonomi diyoruz.
Türkiye, geçtiğimiz 16 yılda ortaya koyduğu ekonomi performansıyla dünya çapında bir modeldir, dünya çapında bir efsanedir. Ülkemizi 16 yılda 3,5 kat büyüterek gelişmekte olan ülkeler arasında en ileriye çıkartarak gelişmiş ülkeler sınıfına bir adım mesafeye taşıdık. Bu dönemde Türkiye yıllık 5,7 büyüme oranıyla dünya ortalamasının iki katı bir gelişme gösterdi. Satın alma paritesine göre 18. sırada bulunan ülkemizi 13. sıraya çıkardık. Bundan 16 yıl önce bir Türk vatandaşı Avrupa Birliği ülkeleri vatandaşlarının üçte biri kadar gelire sahipti. Peki, 16 yıl sonra geldiğimiz yer neresi? Bugün bir Türk vatandaşı Avrupa Birliği vatandaşlarının yaklaşık üçte ikisi kadar bir gelire sahip hale gelmiştir. Hedefimiz, 2023’e kadar bu oranı eşitlemek ve hatta geçmektir.
Türkiye son 10 yılda gerçekleştirdiği 8 milyona yakın istihdamla Avrupa ülkelerinin tamamından daha fazla iş alanı açmıştır. Görüldüğü gibi bir yandan geliri, diğer yandan istihdamı artırarak eşine az rastlanır bir başarı hikayesine imza attık. Kardeşlerim; son günlerde kurlar ve faizler üzerinden oynanan bir oyunla ekonomimiz bir kez daha sabote edilmeye çalışılıyor. Türkiye’nin ne gelirlerinde, ne giderlerinde, ne borçlanmasında, ne borçlarını ödemesinde en küçük bir sıkıntısı yoktur. Tam tersine makro rakamlar açısından baktığımızda Türkiye, bırakınız gelişmekte olan ülkeleri, gelişmiş ülkelerin çoğunun dahi ilerisinde bir fotoğrafa sahiptir. Bütçe açığımızdan borç stokumuza, döviz varlığımızın borçları karşılama oranından bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranına, büyüme rakamlarına kadar ekonomiyle ilgili ne kadar gösterge varsa hepsi de çok iyi bir düzeydedir. İhracatımız 36 milyar dolardan 162 milyar dolarla rekor kırdı. Buyurun, turizmle vurmak istediler, bu yıl hedef inşallah 40 milyon turisti ağırlayacağız, tüm zamanların rekoruna gidiyoruz. Yakında bu yılın ilk çeyrek büyüme rakamları açıklanacak, göreceğiz bakalım Türkiye büyüyor mu-küçülüyor mu? Ekonomimize bakarak değil ülkemiz aleyhinde oluşturulan havayı körüklemek için açıklamalar yapan kredi derecelendirme kuruluşları büyüme rakamlarımızı görünce bakalım mahcup olacaklar mı?
Bunların derdi ne biliyor musunuz? 24 Haziran. 24 Haziran’da acaba AK Parti’yi çökertebilir miyiz, Erdoğan’ı çökertebilir miyiz; bütün hesapları bu. Ama çökertemeyecekler, başaramayacaklar. Öyle sipariş üzere derece kredilendirme kuruluşlarının verdikleri oranlarla bir yere gidemezler. İşte komşumuz Yunanistan’da batmışlar adamlar, bitmişler, batmış-bitmiş adamları dört kat dereceyi yükseltiyor. Ya bunlar batmış, çökmüşler, yani sen oradan onu yükseltmekle kurtarıyor musun? İşte buyur sokakların hali, ne haldeler görüyorsunuz.
Kur, faiz ve enflasyon sarmalıyla bozulmak istenen ekonomimiz 24 Haziran’ın ardından yeni ve çok daha güçlü bir yükselişe geçecektir, onun da müjdesini şimdiden veriyorum.
Biz yatırımları 16 yılda 11 kat artırmıştık. Son yıllarda küresel ekonomideki finansal daralmanın etkisiyle uluslararası yatırımlarda bir gerileme yaşadık. Ancak Türkiye’nin cazibesi öylesine büyük ki, küresel düzeydeki sıkıntılara rağmen yatırımları yeniden artırabileceğimize inanıyorum.
Seçimlerin hemen ardından bu konuda kolları sıvayacak ve daha çok gayret göstereceğiz. Tabii teşvikler konusunda çok önemli düzenlemeleri zaten hayata geçirdik. Bunları geliştirmekle kalmayacak, doğrudan yatırımcılara hizmet edecek bir yapı kurarak süreci hızlandıracağız. Bugüne kadar Türkiye’ye güvenip yatırım yapan hiç kimse pişman olmamıştır, olmayacak.
Buradan tüm vatandaşlarıma çağrıda bulunuyorum; evinizde yastık altında tuttuğunuz dövizlerini, paralarınızı, altınlarınızı bankalara, katılım şirketlerine ve diğer yatırım mecralarına yatırarak lütfen sisteme sokun ve ülkemizin büyümesine hep beraber katkıda bulunun. Biz varlık barışını bunun için çıkardık. Gel, varlık barışında hem kazan, hem ülkeye de kazandır. Bak Maliye Bakanım oradan hemen uyarı yapıyor, vergi de yok diyor. Önce vergiyi koymuştu, dedik ki; sıfırla, vergi de yok, gel kazan, bundan daha güzel bir imkan olur mu? Hem kayıt dışından da kurtuluyorsun bak, her şeyi kayıt altına alıyorsun. Dolayısıyla Türkiye’nin kayıt dışı ekonomiyle yürütülmediğini de ispat ediyorsun. Bu adımı atmamız lazım.
Türkiye’nin kaynağa ihtiyacı var. En büyük kaynak, milletimizin kendisidir, işadamlarımızın kendisidir, sanayicimizin, tüccarımızın kendisidir. Biz devletiyle sorunlu hiçbir birey kalmasın diye kamuya olan tüm borçları yeniden yapılandırdık, ne yaptık bir de? İmar barışını çıkardık. Dün Çevre Şehircilik Bakanımız da bununla ilgili güzel açıklamalar yaptı. Gelin imar barışında da hep beraber yerimizi alalım. Ve imar barışıyla birlikte de halkım çok şeyler kazanacak.
Tüm vatandaşlarımızın bu imkanları kullanarak kendisine geleceğine daha güvenle bakabileceği bir iklim oluşturmasını diliyoruz.
İşte bunun için vakit Türkiye vakti, vakit ekonomi vakti diyoruz.
Bu duygularla yaklaşan Leyle-i Kadrinizi ve Ramazan Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum.
Bizlerin bu iftar sofrası etrafında buluşmasına vesile olanlara tekraren teşekkür ediyorum.
Siz değerli şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Kalın sağlıcakla.