Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Cumhurbaskani Özel programinda yaptigi konusmanin metni

 

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hoş bulduk.

VEYİS ATEŞ- Artık 1 aydan geriye saymaya başladık. Hem oruç, bir yerlerde iftar açıyorsunuz, misafir oluyorsunuz gecekondulara, zor olmuyor mu?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunlar bizim yabancı olduğumuz programlar değil, yani geçmişten bu yana bunları yaşadık, yaşıyoruz. Tabii bu defa Ramazan ayına da denk geldi, ama hamdolsun gayet güzel, havalar da güzel, işte şu ana kadar bütün programlarımızda mitinglerimiz, yani bugün tek mitingdi, ama bugün çift mitinglerle sürdürdük ve gayet güzel geçiyor. Bu arada fırsat buldukça fakir evlerine gitmeye de çalışıyoruz. Bu arada toplu iftarlar yapıyoruz, örneğin dün akşam Balıkesir’de olduğu gibi. Bu tür toplu iftarlar da ayrı bir hakikaten keyif veriyor, heyecan veriyor. Tabii iftarlardan da ayrılırken yollarda vatandaşlar önümüzü kesiyor, dün akşam yine Balıkesir’de olduğu gibi. Orada örneğin bir vatandaşımızın bir kahve içelim demesi üzerine onların oradaki kafelerine girdik ve vatandaşı da sağ olsun bizi kırmadılar, onları da içeri aldılar, içeride çay-kahve beraberce…

VEYİS ATEŞ- Bugüne kadar unutamadığınız bir ev ziyareti var mı efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- En önemlisi, son olarak işte Bala’da yaptığımız ev ziyareti çok çok tabii anlamlıydı, iki ev ziyareti o akşam yapmıştım. Tabii detayına girmek onları da dilhun edebilir. Onun için onların o gönülden yaklaşımları, gönülden gönüle bir bağ kurmaları, kurmamız bize tabii farklı bir anı yaşatıyor. Tabii bu bize bir şeyi daha getiriyor, o da nedir? Halkıyla bütünleşebilen bir Cumhurbaşkanı. Onlar da halkına erişebilen, ulaşabilen bir Cumhurbaşkanı olarak görüyor, tanıyor ve kendileri de bunu itiraf ediyorlar zaten.

VEYİS ATEŞ- Kısa bir şey de merak ediyorum, mesela şu hareketiniz çok meşhur bir harekettir.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Çay.

VEYİS ATEŞ- Bir güvenlik, ne kadar tehdit aldığınızı, çok özel şartlarda korunduğunuzu biliyoruz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Veyis Bey, bir şey söyleyeyim; bakın ben ekonomi tahsili gördüm ve o günden bugüne hocalarımız bize özellikle ekonomi cesaret ister derlerdi. Daha sonra ben siyasi yaşamımda, hayatımda ona şunu ilave ederdim: Ekonomi cesaret ister eyvallah, ama hayat da bir cesaret işidir, hele hele siyaset tam bir cesaret işidir. Bunu göze alamayan, bunu yapamayan zaten bu işe hiç girmesin. Tabii ki belli bir bedeli ödemeyi de ne yapacaksın, göze alacaksın. Onun için biz 81 vilayetin 81’ini de defalarca dolaştık, ama bakıyoruz ki muhalefetin böyle bir şeyi bugüne kadar olmadı. Bunun için bizim, yani şimdi o Bağlum’daki ziyaretimize bazı arkadaşlar işte yok şöyleydi, yok böyleydi falan dediler, yok gittik, gayet güzel vatandaş bağrına basıyor, çok da hoş, güzel oldu. Ayrılışımız da oradan hakikaten heyecan doluydu.

VEYİS ATEŞ- Müsaadenizle biraz yavaş yavaş siyasete girelim isterim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Daha girmedin mi?

VEYİS ATEŞ- Giriyorum efendim.

Şimdi beyanname açıklandığında da takip ettim, kitapçığı da, her şeyiyle yeni bir, yani sistem yani, rejim yeni, seçim tarzı yeni, her şey yenilecek, dolayısıyla pek çok soru var aklımızda. Mesela, Sayın Başbakan dahil olmak üzere beş bakan hariç bütün bakanların milletvekilliği adaylığı bizi şaşırttı. Öncelikle o beş bakan neden milletvekili adayı olmadı, onu merak ederiz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii bu biraz da arkadaşlarımızın kendi tercihleri, yani onlar farklı bazı düşünceler içerisinde de olmuş olabilirler. Ama yani siz aday olmayın diye böyle bir danışıklı dövüş söz konusu değil. Şimdi gelecekte Parlamento sayısı birçok şeyi de tabii ki belirleyecek. Ama biliyoruz ki Parlamentodan kabineye alınacak olan arkadaşlar sebebiyle ne oluyor? O sayı azalıyor. Çünkü Parlamentodan istifa ederek kabineye eğer bakan alırsanız onu kaybediyorsunuz, nerede? Parlamentoda. Ağırlıklı olarak kabineyi nereden oluşturacaksınız? Daha çok dışarıdan oluşturacaksınız.

VEYİS ATEŞ- O zaman birazını da Parlamentodan, ağırlıklı olarak dediğiniz için?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Duruma göre. Yani şimdi benim kafamdaki düşünce, Parlamentodaki sayı çok önemli, çünkü güçlü Meclis diyorsak, bakın ikinci bizim sloganımız ne? Güçlü hükümet. Güçlü hükümet diyorsak, o zaman bizim bir defa güçlü hükümeti güçlü Meclis’le oluşturacaksınız. Buradaki sayı bu bakımdan çok çok önemli. Ben halkıma özellikle istirhamda bulunuyorum, eğer güçlü bir cumhurbaşkanı istiyorsanız güçlü bir meclise de ihtiyacımız var. Onun için AK Parti’yi, cumhur ittifakını da güçlü kılmanız lazım. AK Parti eğer güçlü bir meclis aritmetiği içerisinde yerini alırsa, o zaman şuna da inanacaksınız ki; ha cumhurbaşkanımız da o zaman çok çok daha güçlü olacaktır. Çünkü artık cumhurbaşkanın kanun yapma yetkisi yok, cumhurbaşkanı sadece kararname çıkarabilir. Tabii kararnameyle de her şeyi ne yapamıyorsunuz, çözemiyorsunuz. Birçok şeyleri yine kanunla çözeceksiniz. Kanunla çözeceğinize göre, o zaman bizim güçlü bir Parlamento aritmetiğine sahip olmamız gerekir ki, bu güçlü Parlamento aritmetiği içerisinde bizler de yasal düzenlemeleri çok daha rahat yapalım, çok daha hızlı, seri yapalım.

VEYİS ATEŞ- AK Parti açısından sizin için güçlü Parlamento sayısı asgari nedir efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii şunu söyleyeyim: Her şeyden önce bunun tabii 300’ün üzerinde, öyle yani bıçak sırtı değil ciddi manada 300’ün üzerinde bir rakamı yakalaması lazım. Bir de tabii cumhur ittifakı olarak durumumuz var, onun da bir getirisi var, bugüne kadar olan dayanışmamızın bundan sonra da aynı kararlılıkla ben devam edeceğine inanıyorum, bunda hiç şüphem yok. Ve bu cumhur ittifakımız bizim şu ana kadar iyi yürüdü, bundan sonra da inşallah iyi yürüyecektir diye düşünüyorum.

VEYİS ATEŞ- 24 Haziran’a çok fazla bir şey kalmadı, tabii isim sormuyoruz, ama zihninizde isimleri belirlediniz mi efendim kabinenizde yer alacak, bir CEO veya Parlamentoya girecek bir milletvekili. Bakanlık sayısı da düşecek 25’ten 14’e kadar, ama aklınızda bazı isimler var mı? Bu isimleri sormuyorum, belirlediğiniz isimler var mı?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O isimler zaten şu anda zaten açıklanamaz, o doğru da olmaz, mümkün de değil. Ancak bilinen veya belirlenen şu: Biz dersimizi iyi çalıştık, iyi çalışıyoruz. Yani kaç kişiden oluşan bir kabine olacak, mesela bunun üzerinde çalışıyoruz. Peki, kabinenin dışında, yani bu bakanların dışında neler olacak? Mesela biz şimdi burada malum yardımcı bakanlar olacak. Yardımcı bakanların dışında biz burada şimdi yeni sistemde bir ofis sistemini de oluşturacağız.

VEYİS ATEŞ- Nasıl yani efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bu ofis sistemiyle de çok daha farklı birimleri bu ofis sistemi içerisinde aktive edeceğiz. Ve bunlar bizim aslında görünmeyen, ama direkt olarak cumhurbaşkanıyla ilintili olan birimler olacak. İşte bunların detaylarını vesairesini işte son düze çıktığımız anda bu çalışmalar da bitmiş olacak, işte o zaman bunların hepsini artık açıklamaya başlayacağız.

VEYİS ATEŞ- Başkan yardımcısı sayısını belirlediniz mi efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu zaten anayasal düzenlemede de bu ortaya çıkmıştı, bu bir olabilir, iki olabilir, daha fazla olabilir, şu anda hedef burada bir veya iki başkan yardımcısı bu işin ilk etabı.

VEYİS ATEŞ- Son kez altını çizmek adına, Parlamento aritmetiğine göre bazı isimler eski bakan olabilir, yeni milletvekili olabilir, kabinenizde yer alabilir?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Olabilir tabii. Bu biraz Parlamentonun durumuna göre.

VEYİS ATEŞ- Genelkurmay Başkanı Sayın Hulusi Akar ve MİT Müsteşarının da 24 Haziran sonrası kabineye girebileceği yönünde iddialar var, böyle bir ihtimal var mı efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben tabii şimdi sizden bunu duyuyorum ilk defa. Yani böyle bir şu anda ortada herhangi bir düşünce söz konusu değil. Ama takdir edersiniz ki dünyada, özellikle başkanlık sisteminin uygulandığı yerlerde genelkurmay başkanları olsun, milli istihbarat teşkilatları olsun çok büyük önem ifade ederler. Tabii ki şimdi bizim dönemimizde de bu birimler bu önemlerini koruyacaklar. Ama bunlar hangi sorumlulukları üstlenerek bunu koruyacaklar, onları dedim ya, şu anda yapılan çalışmalarla onların içeriğini de dolduruyoruz. Mesela bir Yüksek Askeri Şûra aynen böyle mi olacak, daha farklı mı olacak veya bunların şu anda içeriğinde kimler olacak, kimler olmayacak, bütün bunların üzerinde yapılan çalışmalarla tabii ki bu başkanlık sisteminin de adımlarını ona göre atmış olacağız.

VEYİS ATEŞ- Bakanlık sayısı için efendim, bir çalışma yapıldığını biliyoruz, ama bu 14-15 hangi bantta olacak?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu noktada kamuoyundaki istifhamları giderme bakımından söyleyeyim, ama kesinlikle bir defa 20’nin altında bunun olacağı malum. Zaten bu işi 25’e falan Başbakanlığım döneminde biz düşürmüştük, hatırlarsanız 37-38 idi ve biz bunları ta oraya kadar indirdik. Bunlar hem devletin hakikaten işlevini, hükümetin işlevini ciddi manada ağırlaştırıyordu. Biz bunları buraya indirdikten sonra bir canlanma, bir hareketlenme geldi. Şimdi de biz başkanlık sisteminde zaten az önce söylediğim gibi bir bakanlar, ki bu bakanlar 20’nin altında olacak, bu 13 olur, 15 olur, 17 olur, böyle bir bakanlar kümesi. Bir de bunların yanında bakan yardımcıları olacak, bir de ofisler olacak ve bunlar aslında aynı bütün, ama renkli, böyle bir çalışmayla bunların bir kısmı zaten direkt başkanla, cumhurbaşkanıyla ilişkili olacak ve cumhurbaşkanı istediği anda bunları onlara delege edeceği istihdam veya işle çok daha onları aktif hale getirebilecek.

VEYİS ATEŞ- Başbakanlığım döneminde dediniz, ben de bir şey hatırladım müsaade ederseniz, arkadaşlar 2001’deki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Grup Toplantısında Sayın Cumhurbaşkanının bir konuşması var ki o zaman daha AK Parti de kurulmamış, Saadet Partisinden ayrılan AK Partili vekiller olarak. O bandımızı hazırlayabilirsek arkadaşlar veya hazırsa onu bir dinleyebilir miyiz? Oradan da bir Sayın Cumhurbaşkanına soru yönelteceğim. Bir dinleyelim o bandımızı lütfen.

VEYİS ATEŞ- İstediklerinizi buldunuz mu efendim, bunları istiyorum arkadaşlardan talepleriniz var, geçmiş 16-17. seneye giriyoruz? Arkadaşlarınız, kurduğunuz kabineler, yeni bir sistem, bütün bunlar noktasında çok şükür istediğim noktadayım, istediğimiz noktadayız arkadaşlarla beraber mi, yoksa daha çok işimiz var mı?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İstediklerimizi büyük oranda bulduk, bulduk ki, bakın 2002’de biz yüzde 34,3’le 363 milletvekili çıkardık, 2007’de yüzde 46,6’yla 341 milletvekili çıkarttık, 2011’de yüzde 49,98’la 327 milletvekili çıkardık, sürekli dikkat ederseniz bir artış, sadece işte 7 Haziran’da bir düşüş söz konusu oldu, ama onu da Kasım seçimiyle yine yüzde 49,5 oy alarak bu defa 317 milletvekiliyle Parlamentoda yerimizi aldık. Demek ki benim yol arkadaşlarım, benim bu mücadeledeki, bu davadaki arkadaşlarım bu söylenenleri iyi kavradılar ve buna önem verdiler, bu neticeyi de böylece almış olduk. Fakat, bizi milletimiz de çok iyi anladı, milletimiz de çok iyi anladığı için hamdolsun bu neticeleri yakalamada çok daha önümüzü açtılar. Peki, daha iyi olmaz mı? Ben daha iyi olacağına da inanıyorum.

Şimdi ben bugün Akhisar’da, yani Akhisar şehir stadının içinin hakikaten tıklım tıklım doluşu, bu sıcakta, aynı zamanda oruçlu olarak, kadın, erkek, genç hep birlikte orada oluşları hakikaten insanı duygulandırıyor. Ben bu akşam buradan Akhisar’ın şahsında Manisa’ya kalbi şükranlarımı bildiriyorum. Ve şuna kadar işte Balıkesir’de aynı şeklide, Isparta aynı şekilde, hepsi bir başka güzel, onlara şükranlarımı bildiriyorum.

Şimdi yarın Tekirdağ mesele, ben inanıyorum ki, yarın Tekirdağ’ın mitingini de Çorlu’da yapacağız ve Çorlu’da yapacağımız Tekirdağ mitingiyle de inşallah Trakya’ya mesajımızı vereceğiz, daha sonra gerçi bir Edirne mitingimiz de olacak.

Ben bu yol arkadaşlığında sadece partimin aktif kadrolarını değil, halkımı da yanımızda bulmanın heyecanını yaşıyorum.

VEYİS ATEŞ- Siz efendim sayıları verince aklıma şöyle bir şey geldi; Yol arkadaşlarınızdan şöyle bir şey hissettiniz mi: İşte yüzde 36’yla, 38’le, 40 küsurla iktidar olmuşken, yeni bir sistemle 50+1’e getirdiniz. Yol arkadaşlarınızla 16 yılın sonrasında çıtayı daha da yükseltme noktasında bir şey gördünüz mü? Nasıl tarif edeyim, çok zorlanacağız, iyiydi ya 36,5’le, 38’le’ 40’la geliyorduk.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Diyenler oldu, olmadı değil, oldu. Fakat, bizim derdimiz başka. Derdimiz şu: Yani biz buraya bu 16 yılda geldik ama, 16 yılda buraya gelirken ayaklarımızda da, bileklerimizde de prangalar vardı, birçok zaman maalesef o prangalar sebebiyle yapmak istediğimiz işleri yapamamanın, bürokratik oligarşinin önümüze çıkardığı engellerin bedelini ağır ödedik. Biz buralara çok daha önce gelebilirdik, ama bu bürokratik oligarşi sebebiyle maalesef bu gecikmeli oldu. Biz diyoruz ki, bu dünyada olduğuna göre, biz de bunu yüzde 50+1 olarak şu anda bir uygulamaya koyalım. Benim halkım da ne yapacak? Yani dünyanın değişik yerlerinde değişik sistemler var, işte örneğin Amerika, Meksika, Brezilya, Arjantin, bütün buralardaki sistemler, Avrupa’daki sistemler. Bazı yerlerde, mesela İtalya çok farklı bir sistem geliştirdi ve yüzde 40’la başkanlığı vereceği bir sistem geliştirdi, ama bakın hükümet kuramadılar, hala da kurulamıyor. Niye? Mesele işi yüzde 50+1’i zorlayacak noktaya halk, millet gelirse, o zaman bu iş çok daha belki sürece gidiş zor olacak ama, sonucu çok çok hayırlı olacak. Yüzde 50+1’i aldı, ha Parlamentoda da eğer çoğunluk oluşursa, o zaman zaten o ülkenin yönetimi çok daha farklı olacaktır.

Tabi burada bir şeyi özellikle teşvik etmek lazım, yani partiler arası acaba uzlaşma sağlanabilir mi? İşte onun için biz Parlamentonun oluşması bu işi bırakmadık. Ne dedik? Seçim öncesi bir ittifak anlayışını getirelim. Şimdi cumhurbaşkanı ittifakını niye kuruyoruz? Ha şimdiden kuruyoruz ki seçim sonrasında da bu ittifak inşallah büyük bir gayretle dayanışma içerisinde süreci devam ettirsin.

VEYİS ATEŞ- Ya hem cumhur ittifakında, hem millet ittifakında bir şeye doğal olarak sistem şimdiden kendini göstermeye başladı.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sistem şimdiden geleceği regüle etsin.

VEYİS ATEŞ- Beyannamenin detaylarına gireceğim efendim ama, seçim beyannamesi açıklandığında bazı maddeler için, yargıdaki düzenlemeler, muhtelif başlıklar için, 16 yılda neden olmadı eleştirilerine ya da sorularına da bürokratik oligarşiye mi atfedersiniz, yoksa burada 16 yılda geçen zamanda niye olmadı bunlar da şimdi söyleniyor eleştirilerine, değerlendirmelerine ne derseniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi bu bir defa bürokratik oligarşinin dünyada gerçekten köşeye sıkıştırmadığı ülke yok. Ben dünyada hangi liderle tanışmışsam; ki dünyada en kıdemli liderden bir tanesi şu anda benim, birçoğu geldi-gitti değişti. Yani Rusya’da Sayın Putin kıdem noktasında, hemen hemen bunun dışında pek yok diyebilirim. Ve bu süreç içerisinde de tanıştıklarımın hepsi bu bürokratik oligarşiden hep yakınmıştır. Ama bazı ülkeler var ki, bu oligarşiyi onlar çökertmişlerdir ve çökertenler de büyümeyi hızlandırmışlardır.

Şimdi bizde de sadece yargı olayı değil, yargıda da, ne bileyim hükümette de, yani yürütmede de bu sıkıntılar hep yaşandı. Yargıda öyle yaşandı ki, o ne yaptı? Geldi yürütmeyi de ciddi manada bloke etti. Tabi yürütmeyi bloke edince siz mesafe alamıyorsunuz. Şimdi peki bu FETÖ’nün yargı mensupları nerede? Niye bunlar bu ülkeyi terk edip gittiler? Çünkü suçlarını iyi biliyorlar. Ve bunlar öyle terk edip gittiler ki, şimdi gittikleri ülkede Türkiye’yi onlara şikayet ediyorlar. Ve bizler biraraya geldiğimizde de o ülkelerin yöneticileri kalkıyor bize FETÖ’yü adeta müdafaa eder hale geliyorlar; bu bürokratik oligarşi işte böyle bir şey. Bunlarda vatanseverlik, milliyetperverlik, böyle bir şey söz konusu değil, bunlar hain, ihanet içerisindeler.

Yoksa burada kalırdı, ben vatanımda kalırım derdi, burada hizmetime devam ederim derdi. Kalanlar da şu anda durumları pek belli olmayanla. Ama bu konuda da yine yargı olsun, yürütme olsun, kolluk kuvvetleri olsun hepsi çalışmalarını sürdürüyorlar, nerede kim varsa…

VEYİS ATEŞ- Yurt dışında operasyonlar vardı efendim FETÖ mensuplarına yönelik, devam ediyor mu ve ne aşamada?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Devam ediyor.

VEYİS ATEŞ- Bazı sürprizler görülmeyecek seçim sürecinde.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Her an her şey olabilir, durmak yok, yola devam.

VEYİS ATEŞ- Durmak yok yola devam deyince, bir taraftan Erzurum, Isparta, Balıkesir, Akhisar’ı bugün bitirdiniz, yarın Çorlu, Çarşamba günü Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı, iftarlar, sahurlar, mitingler, bir taraftan devleti yönetiyorsunuz, bir taraftan siyaseti yönetiyorsunuz, bir taraftan seçime hazırlanıyor, gönü alıyorsunuz iftarlar açarak, bayağı zorlu bir süreç olsa gerek efendim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Olacak. Ama bu ara Çarşamba’yla ilgili bir şeyi ifade ettin, ben Profesör Doktor Semavi Eyice hocamıza bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum. Yani sanat tarihinde gerçekten ülkemizin nadide ordinaryüs seviyesinde hocalarımızdan birisiydi…

VEYİS ATEŞ- Hassaten İstanbul deyince Semavi Hoca.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İstanbul hayranı bir insandı. Ben ta Belediye Başkanlığımdan bu yana kendisini iyi tanım. Tabi 20 gündür de maalesef makineye bağlı durumdaydı, ama bugün rahmetli oldu. İnşallah ben de Çarşamba günü öğle namazında cenazesi kalkacak, cenaze namazına katılmayı ben de planlıyorum. Her ne kadar o gün Milli Güvenlik Kurulu Toplantımız varsa da, cenazeye katılıp cenazeden sonra Ankara’ya Milli Güvenlik Kuruluna yetişeceğim. Ve Fatih Cami Haziresine inşallah defni gerçekleşecek. Kızlarıyla, torunuyla filan bu akşam görüşmemizi de yaptık. Allah rahmet eylesin.

VEYİS ATEŞ- Allah rahmet eylesin efendim.

Aslında FETÖ başlığını açacaktım siz açmışken, ama onun öncesinde müsaadenizle veya oradan yürümek isterim müsaade ederseniz, şimdi bu son günlerde, bugünden başlayayım en sıcağıyla, Sayın Muharrem İnce’nin 2001 yılında sizin Pensilvanya’ya gidip parti kuruluşu öncesi görüştüğünüz yönünde iddiaları var, yani partinin kurulmasıyla ilgili orayla görüşülüp sonrasında partinize kurduğunuza ilişkin. Bu iddialar ve geriye dönük olarak da sanırım dün Cumhuriyet Halk Partisi Adalet Bakanlığından evrak gönderilmedi iddiasına ilişkin bu evrakları da istedi. Son iddiayla ilgili önce değerlendirmenizi, bu iddiaya cevabınızı merak ederiz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi çok açık, net konuşuyorum, ama açık, net Sayın İnce’den cevap bekliyorum. Onun Genel Başkanının dürüstlüğü ortada, dürüstlükle yakından-uzaktan alakası yok. Hatta ben sizden bu akşam bir şey daha isteyeceğim, o da şudur: Yani reji bu işe müsaitse, Muharrem İnce’nin Genel Başkanına yönelik saygıyı aşan ifadeleri var, bir kere girdin olmadı, iki kere girdin olmadı, üç kere girdin olmadı vesaire böyle sayan sayan, tabi başı filan çok daha da ağır.

Şimdi bir defa şunu söyleyeyim: Ben Pensilvanya’dan parti kurmak için izin almaya yönelecek kadar düşük bir siyasetçi değilim. Ben Gülen’i Belediye Başkanlığım dönemimde vicahi olarak tanıdım ve yüz-yüze kendisiyle hayatımda 2 veya 3 kere görüştüm. Parti kurmak için benim bu yoldaki dava arkadaşlarım, yol arkadaşlarım var, biz onlarla görüşmelerimizi yaptık ve ondan sonra da adımımızı attık. Ben niçin Pensilvanya’dan izin alacağım ki? Eğer bunu ispat etmezse Muharrem İnce namerttir. Bak bu kadar, ben biraz bu tür şeylerde konuştum mu ağır konurum. Ben mademki Pensilvanya’ya gittim, kimle gittim, bunu ispat etmesi lazım. Böyle hayal-meyal şeyler istemem, çıkıp bunu açıklayacak, açıklamazsa namerttir veyahut da çekilip gitsin. Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değildir. Tayyip Erdoğan bir şeyi bir kere söyler, altında da ezilip, büzülmez. Öyle kalkıp sahnede el vurup savurmak, ha bunlar kabadayılık işi değildir, onun da dersini almak istiyorsa onun yeri bellidir, bizim yanımızda biraz eğitim alması lazım. Ama ben sizden özellikle onu rica ediyorum.

VEYİS ATEŞ- Hazır efendim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hazırsa şunu bir izleyelim.

VEYİS ATEŞ- Arkadaşlar, o bandımıza bir gidelim, Sayın İnce’nin konuşmalarına.

“MUHARREM İNCE- Adam yüzde 52 almış, neden 55 almadım diye tartışıyor, sen rezil olmuşsun, hezimete uğramışsın, bunu tartışırsak AKP’nin üstünü kapatırız diyorsun. Böyle bir kafa olabilir mi? İşte sebep bu, iktidar olamamanın sebebi bu arkadaşlar. 38 almışsın, yenmiş seni, her seçimde yenmiş, çıkmışsın yenmiş çıkmışsın yenmiş, yenmiş de yenmiş, yenmiş de yenmiş. Meydan okuyor, birinci çıkamazsan istifa ederim, sen edebilir misin diyor. O bile yetiyor ona zaten 3-5 puan, o kendine güven getiriyor.”

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tablo bu. Şimdi bu kişi düşünebiliyor musunuz, şu haliyle ne yapıyor, yerin dibine sokuyor mu? Yerin dibine sokuyor. Şimdi cumhurbaşkanı adayı oldu mu? Oldu. Acaba o da var mı sizde bilmiyorum, o gün takdim ederken hani diyor ya, Muharrem İnce, gel. Ya kim bu Muharrem İnce? Cumhurbaşkanı adayın ya, onu bile çağırırken oraya Genel Başkan, Muharrem İnce, gel. Sanki böyle yoldan geçen birisini çağırıyor. Şu anda Muharrem İnce’nin bir defa Kılıçdaroğlu’nun şahsındaki değeri bu. Ben milletin şahsında da değerinin ne olacağını benim milletim gayet iyi gösterecek. Zira şurada ince kendi genel başkanına nasıl yaklaştığını çok açık, net ortaya koyuyor. Genel Başkanına böyle yaklaşan bir insandan bu ülkede Allah aşkına cumhurbaşkanı olabilir mi?

İki; Cumhurbaşkanlığı makamını bu kadar küçük, bu kadar düşük gören bir Genel Başkandan da bu ülkede siyaset olur mu?

Onun için, biz bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Ama şahsımla ilgili yaptığı açıklama tepeden tırnağa yalandır. Nasıl ki hani bizim 85 koli Amerika’ya gönderdiğimiz evraklarla ilgili gazete kupürüdür ifadesini kullandı. Bunu Milli İstihbarat’tan, gelin Milli İstihbarat’la bu işi görüşün ve Adalet Bakanlığına bunu tevsik edin dememize rağmen, şu ana kadar bir gelişme yok, bir belge yok. Kim söyledi bunu size? Yok. Hadi açıkla, kim söyledi, hangi Amerikalı yetkili söyledi? Amerika’nın Adalet Bakanı mı söyledi? Oradan herhangi bir güvenlik yetkilisi mi söyledi, kim söyledi? Eğer sen Amerika’daki CHP’nin orada ofis başındaki adamı söylediyse, bununla söylüyorsan bunu, hepten iflas ettin. Açıkla, İstihbarat’a mı açıklayacaksın, Adalet Bakanlığına mı açıklayacaksın, açıkla. Türkiye’yi karalama. Biz Adalet Bakanlığı olarak 85 koliyi Sayın Obama döneminde bunlara gönderdik, bunların içerisinde iddianameler var, iddianamelerin yanında tabi ki bu iddianamelerin yansıdığı yazılı medyanın bazı görselleri de var. Ama sen neyi neyle ispat edeceksin bunu söyle?  Böyle bir şey yok ve hayatı bunların yalan, iftira. Ama bunlara en güzel cevabı 24 Haziran’da benim milletim verecek.

VEYİS ATEŞ- Cumhuriyet Halk Partisinden bahis açmışken, beyanname için ne dersiniz efendim? 180 bin öğretmene yeni atama vaadi, üniversite öğrencileri için askerlik süresinin kısaltılması, en düşük emekli maaşının 1500 TL olması.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunların hepsi hayat bunlarda yalan. Şimdi bugün konuşuyor, ne diyor? Eğitim diyor ücretsiz olacak. İzlediniz mi?

VEYİS ATEŞ- İzledim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu anda eğitim-öğretim ücretli mi?

VEYİS ATEŞ- Sadece üniversite harçları var, o kadar.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Üniversite harcı yok, harç-març kalktı. 

VEYİS ATEŞ- Özel eğitim var diyecektim, kolejler…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Kolejler falan-filan bu işin dışında zaten, bitti.

İlköğretim, ortaöğretim, kitaplarını masaların üzerine koyuyor muyuz? Ücretsiz olarak kitaplarını artık bütün yavrularımız alabiliyor mu? Alıyor. Bunlara devlet olarak ayrıca ta ilköğretimden itibaren burs veriyor muyuz? Veriyoruz. Orta öğretimde görev geldiğimde 45 liraydı burs, şu anda burs 500 lirayı filan buldu.

VEYİS ATEŞ- O görev geldiğiniz dönemlere gidelim mi 2002’ye efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gideriz. Öğretmen, eğitim, güya kendisi öğretmenlik yapmış, ama eğitimden bihaber ya bihaber. Ve neler olmuş bu Türkiye’de eğitim sektöründe, bunu bilmiyor. Biz ne gibi adımlar atmışız? Ya çıkıyorsun meydanlara, bu AK Parti iktidarı eğitimde neler yapmış, şunları bir incele ya, bir araştır, bak, ne kadar derslik yapmış, ne kadar burs veriyor? Lisans eğitiminde ne kadar burs veriyor, lisansüstünde ne kadar burs veriyor, doktorada ne kadar burs veriyor. Ayrıca ortaöğretimde ne kadar burs veriyor? Orada da annelere yardım yapıyoruz biliyorsunuz. Ya şunları bir incele. Kalkıyorsun diyorsun ki, eğitim-öğretim bedava olacak. Ya zaten şu anda bedava, paralı değil ki. Devletin eğitim-öğretim sistemi ücretsizdir.

Ondan sonra şu kadar öğretmen alacağız. Ya bir araştır, bak be, AK Parti iktidarında Milli Eğitim’e ne kadar öğretmen alındı ve sayı neydi nereye çıktı? Ya sürekli olarak kendini yenilen bir eğitim-öğretim sistemi var ve bu öğretmenlerin adedi de ciddi manada bizim dönemimizde artmıştır ve artmaya da devam ediyor. Böyle kuru kuruya böyle şu kadar öğretmen alacağım demekle öğretmen alınmaz.

Bakın şu anda bizim sınıflarımızda… Ben 75 öğrenciyle bir sınıfta eğitim-öğretim gördüm, o dönemlerde 100’ün üzerinde olan yerler vardı Türkiye genelinde. Ama şimdi 30’un üstünde kalmadı, hepsi 30’un altına indi, şu anda 30 kişi, 25 kişi, 20 kişi, 18 kişilik sınıflar var. Şimdi bu kadar sınıflara siz de buna göre ne alacaksınız? Öğretmen alacaksınız. Kalkıp da ben öğretmen almak için öğretmen buraya biz alamayız ki. Ama bak şimdi işte buyurun bu dönemde de yine 25 veya 30 bin öğretmen alımı söz konusu. Bunu ihtiyaç oluştukça bu öğretmeni de alacaksın, ama vatandaşı aldatmak için böyle yalan-yanlış rakamlar üretilmez.

VEYİS ATEŞ- Arkadaşlar, 2002 Sayın Cumhurbaşkanının Kırşehir mitingi bandımız hazırsa ona bir gidelim. Orada eğitimle ilgili söylediğinizde bugüne bir soruya geleceğim efendim.

(VTR Sunuldu)

VEYİS ATEŞ- 2002’deki açıklamalarınız böyle. Önce bunu izleyince ne hissediyorsunuz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Dedik yaptık ya, dedik yaptık. Bak şu anda neredeyse üniversiteye giremeyen öğrenci kalmıyor, hemen hemen öğrencilerin tamamına yakını öyle veya böyle bir üniversiteye girebiliyor. Geçelim onu, 75 üniversite, şu anda düşünün

200’ün üzerinde Türkiye genelinde bu son açılanlarla üniversite var. Bu ne demek biliyor musun? Biz Anadolu’dan yavrularımızı Türkiye’nin değişik yerlerine üniversiteye gitmeye mecbur etmedik. Tam aksine, biz üniversiteleri yavrularımızın Anadolu’nun dört bir yanında ayağına getirdik. Şu anda Hakkari’de üniversitemiz var mı? Var. Iğdır’da var mı? Var. Kars’ta var mı? Var. Ardahan’da var mı? Var. Türkiye’nin dört bir yanında üniversitemiz var, üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı, bunların hepsini yaptık, bunları AK Parti yaptı, iktidarımız döneminde bunlar yapıldı. Şimdi öyle illerimiz var ki; 7, 8, 9 üniversite var, işte İstanbul bunlardan bir tanesi. Ve bir de, artık bu üniversiteler şimdi birbirleriyle yarışır hale geldiler, yani kalite, bu noktada yarışır hale geldiler. Bizim şu andaki bütün derdimiz ne biliyor musunuz? Bütün derdimiz; üniversitelerimizde akademisyen konusundaki sorunumuzu aşmak, onu daha ileriye taşımak ve istiyoruz ki artık dünyayla yarışan, yani Aziz Sancar’larımız bir tane olmasın, bu sayılar daha da artsın, bunun için yarışıyoruz. Geçen gün Sayın Sancar Amerika’ya döneceği sırada haberleştik ve havaalanında kendisiyle görüşüyoruz. Öğrencilere, özellikle akademik yaklaşımı olan öğrencilere çalışın akademisyen olun, siyaset noktasında da siyasete pek bulaşmayın mealinde bir şey söylemiş. Valla Hocam, doğru söyledin dedim. Yani biz siyasetçiler olarak akademisyenlerimizin hizmetkarı olalım. Çünkü bizim şiddetle ciddi manada akademisyene ihtiyacımız var. Ve akademisyenlerimizin içinde de kalifikasyonu artıralım, kariyeri artıralım. Yani bunu başardığımız anda o zaman ne olacak, işte bizim üniversitelerimizdeki öğrencilerimizin kalitesi de artmaya başlayacak. Ha onların içerisinden tabii ki siyasetçi de çıkacaktır, yani herkesin de yüzde 100 kalkıp akademisyen olması diye bir şey söz konusu değil tabii. Ama şu anda ihtiyacımız var, bunu biz üniversitelerimizin hepsinde görüyoruz. Bu konuda da inşallah bu adımları da şöyle gün be gün artarak devam ettiririz.

VEYİS ATEŞ- Müsaadenizle yine bir 16 sene öncesine gidelim mi efendim, 2002’ye. O bandımız da bir gelsin arkadaşlar.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayırdır, ne bandı?

VEYİS ATEŞ- 2002’den bir bant efendim, bir izleyelim efendim, bakalım.

VEYİS ATEŞ- Evet, bunu da paylaşalım istedik, zira…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yaptık mı?

VEYİS ATEŞ- Oldu.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onu da yaptık.

VEYİS ATEŞ- Evet.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bak, eskiden bir devlet hastaneleri vardı. Bitmedi, devletin kendi içinde kurumlarının hastaneleri vardı…

VEYİS ATEŞ- PTT hastanesi vardı mesela.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- PTT hastanesi gibi, Deniz hastanesi gibi birçok bu tür hastaneler vardı, SSK hastaneleri vardı. Bunun dışında bitmiyor, bakıyorsun vakıfların da hastaneleri vardı değişik yerlerde. Biz dedik ki; biz bunların hepsini birleştireceğiz. Önce bize dediler ki; hayır, biz bunu kabullenemeyiz. Ya isteseniz de-istemeseniz de biz bunu birleştireceğiz, tek çatı ve bu tek çatı altında benim vatandaşım artık istediği hastaneye girecek. Hatta Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı olan özel sektör hastanelerine de benim vatandaşım gidebilecek. Gidiyor mu? Oraya da gidiyor. Bunu da biz, sağlıkta benim vatandaşımın gidebileceği hastanelerin adedi artsın ve hastaneler de onlara yaklaşsın ve bunu yapmak suretiyle artık o… Tabii bu bitmiyor, eczaneler, şimdi hastanelerin kendi içinde eczaneler vardı, ama o eczanelerden doktorun verdiği ilaçların tamamını alamazdın. Ne yapıyordu? Kendi parasıyla, bakın hem sigortalı veya emekli, kendi parasıyla gidip ilaç alıyordu. Ey CHP, bunlar senin döneminden kalma ya, ta bunlar sizin döneminizden kalma. Bunlar sizin bir defa günah dosyanızdır ve bu vatandaş bu çileleri çekti. Bu vatandaş kimlik kartları, nüfus kağıtlarındaki o mühürleri unutmuyor. O mühürlerde neler vardı? Gazyağı, o mühür vardı. Ne vardı? Yağ mührü vardı. Ne vardı? Ekmek mührü vardı. Bu mühürleri ben büyüklerimizden hep gördüm. Kartlar vardı, bunları gördük. Şimdi kalkmışlar bunlar eski Türkiye, tekrar oraya dönecekmiş. Ve bu hastanelerle ilgili olarak tüm bunların hepsini tek çatıda toplayınca bir de neyi çıkardık arkasından? Eczanelerle ilgili yasal düzenlemeyi yaptık. Hastam istediği eczaneden gidip ilacını alabilecek. Yani onlara ilaç var, yok, ikisi var üçü yok, yok. Oradan ilacını alacak, yoksa eczanede o ilaç, eczacı beyefendi şöyle 3-5 dakika bir oturun diyecek, hemen ilacını aldırtacak ve ilacını vererek onu gönderecek; ya biz bunu getirdik be. Niye? Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi, böyle baktık. Ve biz her şey insan için dedik, bu yola böyle çıktık. Sağlıkta hiçbir şeyi asla parayla mukayese etmedik. Bizim dönemimizde bakın yurt dışına gitmekten tutun bazı yasak ilaçlar vardı ki, yasak derken şunu kastediyorum, bedelini vatandaş kendisi öderdi, onları bile yavaş yavaş yavaş tamamen kaldırdık ve onları da devlet olarak biz ödemeye başladık. Belki şu anda bir veya iki ilaç vardır ki bunlar ağır bazı ilaçlardır, onu da koy bir tarafa.

Bakın, çok daha enteresanını söyleyeceğim; biliyorsunuz kızaklarla çekilmek suretiyle o kış mevsimlerinde hastaneye götürülen hastalarımız vardı. Biz şimdi oralara paletli sistemleri getirdik. O paletli ambulanslarla her tarafa girilip çıkılıyor. Aynı şekilde ambulans helikopterleri getirdik, ambulans uçakları getirdik ve bunlarla yurt içi-yurt dışı bütün bu müdahaleleri yapar hale geldik. Sağlıkta bu devrimi biz gerçekleştirdik ve bundan sonra da yine şehir hastaneleriyle attığımız adım ki bilmiyorum arkadaşlarım size bunları vereceklerdi, eğer şehir hastanelerini şöyle halkım bir görürse, şu anda 5 tane açılmış şehir hastanesi var, bu şehir hastaneleri Türkiye’nin sağlıkta tamamıyla görünümünü dünya ile rekabet eder hale getiriyor.

VEYİS ATEŞ- Arkadaşlarım onu hazırlarken ben bir şey sorabilir miyim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Buyurun.

VEYİS ATEŞ- Siz o konuşmaları yaparken 2 yaşındaki bebekler şimdi oy kullanacaklar, yani bugün 18 yaşındalar.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Çoğu bilmiyor.

VEYİS ATEŞ- Onu diyeceğim, o kitleyle, bilmeyen kitleye anlatıyorsunuz, fakat görmemiş, çocuk yaşamamış bunu. Dolayısıyla bağı ne durumda, yani AK Parti’nin gençlerle olan teması, ilgisi veya zaten deyim yerindeyse bu konfora doğan çocukların bugün AK Parti’ye oy istiyorsunuz en nihayetinde, bir genç olarak AK Parti’ye niye oy vermeliyim sorusunu, bunlardan bihaber gençler adına soruyorum, ne derseniz? Bağınız, ilişkiniz, partinizin ilişkisi ne aşamada gençlerle?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bu programı niye yapıyoruz? İşte gençler de bunu bilsin, öğrensin diye.

Ben gençlerimize şunu duyurmak istiyorum: Biz siyasi partimizi kurduğumuz zaman Türkiye’de seçilme yaşı neydi? 30. Seçme yaşı neydi? 18. Peki, seçilme yaşını 18’e indiren kim? Biz. 30’dan 18’e indirdik. Ve bu gence güvenme olayıdır, biz güvendik. Ve şu anda bu adımı da attık. Gençlik bir defa bunu bilmesi lazım. Peki, Sayın Cumhurbaşkanım, yani buna nereden girdiniz? Sevgili gençler, bak bizim ecdadımız Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında İstanbul’u fethetti ve gemileri, kadırgaları daha doğrusu karadan yüzdürerek Haliç’e indirdi. Biz işte oradan aldığımız ilhamla dedik ki; 18 yaşında biz de bunu yaparız. 18 yaşa mademki seçme yetkisini veriyoruz, niye, zor olan seçme olduğuna göre seçilmeyi 18’e niye indirmeyelim? Onu da oraya indirdik. Ve bunu yaparken bir şey daha yaptık, dedik ki; dedemiz Fatih karadan kadırgaları yüzdürdüğüne göre, biz de denizin altından bunun raylısını yaparız. Biz de denizin altından Marmaray’ı yaptık ve şu anda yüz milyonlar o Marmaray’dan geçiyor. Dedik ki bu yetmez, bir şey daha yapalım; denizin altından otomobili de geçirelim, Avrasya Tünelini yaptık.

Fakat şimdi bakıyorsun Sayın İnce diyor ki; “bunları niye yapalım, bunlara ihtiyaç yok ki, hem bütçede para yok, hem bunlar yapılacak. Kanal İstanbul, niye yapalım, bütçede para yok.” Sayın İnce, bak kaynakların çeşitlendirilmesi diye ekonomide bir kaide vardır ve dünyada bu kaidenin örneğini sergileyen en başarılı ülke Türkiye’dir, o da bizimle oldu. Bu BOT denilen sistemi, kamu-özel ortaklığı denilen sistemi, PPP sistemini eğer arzu ederse özel olarak da anlatırım ona bunları, Türkiye’ye getiren ve bunu uygulayan biziz. Eğer bunlar milli bütçeyle olacak olsaydı bizden öncekiler yapardı bu işleri, yapamadılar. Ama biz işte bu kaynakların çeşitlendirilmesiyle bütçede bu adımları attık ve bunların birçoğu zaten milli bütçeyle değil tam aksine işte bu sistemlerle yapılan yatırımlar olmuştur ve bu sistemlerle bunlar çalışıyor. Örneğin Yavuz Sultan Selim Köprüsünü biz milli bütçeyle yapmadık ki, bu sistemlerle yaptık. Aynı şekilde Osman Gazi bu sistemle…

VEYİS ATEŞ- Üçüncü havalimanı da…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Üçüncü havalimanı aynı sistem, bir de oradan biz ayrıca para alacağız, bunlar bu şekilde yürüyor. Ama bunlar bu işi bilmez, bunlar daha çırak bile değil, biz çıraklık dönemimizi geride bıraktık, kalfalığı geride bıraktık. Şu anda ustalık dönemini yaşıyoruz, inşallah bundan sonra da büyük ustalık dönemine geçeceğiz, yeter ki milletim bize devam desin.

VEYİS ATEŞ- Bu dönemi büyük ustalık olarak mı tarif ediyorsunuz efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, öyle telakki ediyorum.

VEYİS ATEŞ- Peki efendim.

Şehir hastaneleri bandı hazır mı arkadaşlar?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bu şehir hastaneleri de öyle milli bütçeden olan değil ha, Sayın İnce bunu da öğrensin.

VEYİS ATEŞ- Evet, onu bir verelim arkadaşlar.

VEYİS ATEŞ- Sayın Bahçeli’yle cumhur ittifakında Yenikapı’daki Kudüs mitinginde biraraya geldiniz, seçim için de bir ortak miting planlıyor musunuz Sayın Bahçeli’yle, evetse ne zaman efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu anda ben aslında arzu ederim, en azından bir-iki final mitingini müşterek yapsak isabetli olur diye düşünürüm. Ama tabii bu benim yalnız başıma vereceğim bir karar değil, yani bu konuda Sayın Bahçeli’nin de olumlu bir yaklaşımı olursa müşterek bir-iki final mitingini, örneğin İstanbul, Ankara gibi yapma durumumuz olabilir. Arkadaşlar görüşüyorlar, eğer karşı taraftan da olumlu bir cevap gelirse bu adımı da atarız.

VEYİS ATEŞ- Neden olmasın.

Efendim, dün malumunuz 27 Mayıs’tı, 27 Mayıs denilince de akla gelen semboller belli merhum Menderes başta olmak üzere, herhalde ikinci sırada da Yassıada gelir. Fakat Yassıada’yla ilgili yaptığınız bir çalışma var, Akhisar’a giderken de bugün üstünden geçmişsiniz galiba, oradaki bir çalışmayla ilgili en azından havadan bir denetlemişsiniz, bunun bir bandı var, arkadaşlarım onu yayına getirecekler, ona bakalım önce lütfen.

VEYİS ATEŞ- Eski adıyla Yassıada, yeni adıyla Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın son hali. Efendim, bununla ilgili planladığınız bir açılış olacak mı veya kamu burayı ne zaman görecek, ziyaret edebilecek?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii olacak. Ama bu Demokrasi ve Özgürlükler Adası gerçekten çocukluğum ile özellikle Adnan Menderes’in rahmetli tabii o idama gidişi esnasındaki resmi unutmam hiç mümkün değil. Faruk Nafiz Çamlıbel de biliyorsunuz onlarla beraber o zaman hapiste yaşayanlardandı, bir dörtlüğü var çok manidardır:

“Bilmiyor gülmeyi sakinlerin binde biri

Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada

Kuşu hicran getirir, dalgası hüsran götürür

Mavi bir gölde elem katresidir Yassıada.”

Şimdi tabii Yassıada’nın üzerinde çok şeyler yazıldı, burada eski haliyle Yassıada aslında ta Bizans’tan kalma orada Bizans’a yönelik hücreler vesaire birçok şeyler var.

Şimdi bakın burada üsteki resimler eski Yassıada. Bu bizim şu andaki animasyondaki ortaya koyduğumuz Yassıada. Ama çıkaracağımız şimdi bundan biraz daha farklı olacak. Bu, idamın olduğu dönemlerdeki kullanılan binalar, lojmanlar şunlar-bunlar falan, hal bu. Fakat şimdi bizim bunu getirmekte olduğumuz hal bu, hızla bu devam ediyor. Aynı şekilde yine şu anda üst eski hali, alt olacak olan. Devam ediyor, çok kısa zamanda inşallah bunlar bitiyor. İşte burada da yine üsteki eski hal, alt ise şimdi olacak olan hal. Bu da devam ediyor, hızla inşallah devam edecek.

VEYİS ATEŞ- Ne zaman efendim kısmetse gezebileceğiz veya açılacak?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Fazla sürmeyeceğini tahmin ediyorum, herhalde şöyle birkaç ay içerisinde, bu yılı aşırmayız, 2019’un başlarında falan bunu bitiririz.

Fakat burada bir gerçek var, o da şu: Bakınız ağaç katletmek CHP’nin işidir. Ben şimdi size enteresan bir şey söyleyeceğim; CHP’nin yeşilden anladığı nedir biliyor musunuz? Şu. Taşlara, kayalıklara yeşil boya püskürtüyorlar ve kayalıkları yeşile böyle getiriyorlar; CHP’nin yeşili budur. Biz ise yeşili böyle anlarız, fark bu. Biz milyarlarca fidan ağaç diktik.

Ve bir başak yine, yeşili yaşatmayı biz biliriz. İşte bakın şurada bu eski Yassıada, hali görüyorsunuz, buranın yeşille alakası var mı? Ama şimdi bakın, buraya doğru gidiyoruz ve bambaşka bir inşallah Demokrasi ve Özgürlükler Adası olacak.

VEYİS ATEŞ- Tam burada müsaade ederseniz bir şey sorabilir miyim efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet.

VEYİS ATEŞ- Merhum Adnan Menderes benim babam için başka bir şey ifade eder, benim için başka, sizin için bambaşka bir şey ifade eder. Zira yeri geldi sonunuzu, akıbetinizi buna benzetenler de oldu. Sizin için bütün kaldı ki 15 Temmuz darbe kalkışmasında da size karşı da Allah saklasın böyle bir kalkışmayı da yaşadı bu ülke. Merhum Menderes sizin için ne ifade eder?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şu resim her şeyi ifade eder. Şu hali görüyorsunuz değil mi? Merhum Menderes’in son demleri. Bu ülkeye bunca hizmet vermiş bir Başbakana şu reva mıdır? Başında bir albay veya bir binbaşı ve onu bakın idama hazırlıyorlar. Onlar bunu hayal ederken, AK Parti’nin hayal ettiği Demokrasi ve Özgürlükler Adası bu. Ama CHP’nin hayal ettiği bu.

Şimdi bizim için birçok şeyleri planladılar, ama bunlar bilmedi ki bu planların üzerinde Allah’ın planı var. İşte buyurun, şimdi CHP böyle kalsın istiyordu, arkadaşlar yaklaştırabiliyor muyuz? Böyle kalsın istiyordu, biz ise proje bitince inşallah böyle olacak, şu.

Ve bizimki, şunu unutmayalım: Demokrasi Adası olacağı için, bir darbe adası değil, bu CHP’lilere yakışandır, bizimkisi ise Demokrasi ve Özgürlükler Adası olacak; aradaki fark bu. 

VEYİS ATEŞ- Peki efendim, müsaadenizle birkaç sorum daha olacak Sayın Cumhurbaşkanım.

Avrupa Birliği ülkeleri, yani önde gelen ülkeleri, Almanya, Fransa özelinden bahsediyorum, gerek 16 Nisan’da, gerekse bu süreçte burada miting yapılmasına izin vermedi. Fakat geçtiğimiz günlerde HDP bir miting yaptı Almanya’da. Bunu ilgili bakanlıklar nezdinde sordunuz, sordurdunuz mu, ne dediler, nasıl izah ettiler? Bu durumu nasıl değerlendirirsiniz? İki; bu durum arızi midir, yani Avrupa Birliği ülkeleriyle 24 Haziran’dan sonra seçilirseniz eğer ilişkiler tekrar normale döner mi, yoksa bu böyle bir süre daha devam eder mi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii şu an itibariyle gerçekten Avrupa bazı ülkeler dışında bir akıl tutulması geçiriyor, hele hele Almanya bu kadar güzel şeyler kendileriyle konuşuyoruz ediyoruz vesaire, başka şeyler konuşuyorlar, ama bakıyorsunuz yine bu terör örgütlerine başta PKK olmak üzere, FETÖ olmak üzere kapılarını açıyor.

VEYİS ATEŞ- Niye bunda ısrarcılar efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bütün bunların hepsinin altında yatan gerçekçe şu bana göre: Güya bunlar böyle yaparsak Türkiye’yi köşeye sıkıştırırız. Ya sıkıştıramayacaksınız. İşte darbe yapıldı, ne oldu, ne elde ettiniz? Biz bir yerlerle nasıl bir kontak içerisinde olduğunuzu biliyoruz, ama bunu size söylediğimiz zaman da rahatsız oluyorsunuz. İşte bir ara toparladılar işi, bunlara, bu terör örgütlerine karşı ciddi bir adım attılar, ama şimdi yine seçim yaklaşıyor, bahaneler uydurmaya başladılar. Yok üç ay önceden müsaade alınması, ya nerede, bugüne kadar böyle bir şey olmamış ki. Şimdi sizden PKK üç ay önceden izin mi alıyor? Siz bizim oradaki bırakın partiyi, oradaki sivil toplum örgütlerimize dahi bunlar müsaade etmiyor, solan vermiyorlar; böyle bir yaklaşım tarzı olabilir mi?

VEYİS ATEŞ- Bu da bir seçim öncesi gerginliği midir, dediğim gibi düzelir mi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aynı şekilde aynı şekilde. Yani ben bunun kalıcı olacağına ihtimal vermiyorum. Ancak tabi bu karşılıklı olarak, eğer bu saygı, sevgi olursa, eyvallah, biz de saygıyı, sevgiyi gösteririz. Ama bu saygı, sevgi olmazsa, kusura bakmasınlar, biz de gereğini neyse onu yaparız.

Şu anda işte bizim Dışişleri Bakanımız malum bu Solingen faciasının yıldönümü sebebiyle Almanya’ya gidecek ve Almanya’da Sayın Merkel’le vesaire orada da görüşmeleri yapacak ve bu konuları da görüşecekler. Fakat şunu bilmeleri lazım ki; biz sizinle NATO’da beraberiz, birlikte bir küresel gücüz ve aramızdaki ticari ilişkilere filan baktığımız zaman, ortada önemli bir ilişki ağı var. Ve 5 milyona yakın benim insanım var sizde, bunların 1 milyonun üzerinde bir defa çiftçe vatandaş olanlar var. Bu kadar artık iç içe girmiş olan ve 4,5-5 milyona yakın her yıl Alman turistin ülkemize geldiği bir Almanya niçin Türkiye’ye böyle bakar? Bunu tabi ki bizim aşmamız gerecektir. Onun için de tabi duygusal hareket etmeyeceğiz, hissi hareket etmeyeceğiz, ama bu teröristeler de bu kadar bu zemini açık tutmamaları gerekir. Burada karşılıklı menfaat esasına göre inşallah temenni ederim ki bu süreci hallederiz.

Ve ben de şu anda kalan süreç içerisinde çok da önemsemiyorum, zaten biz Bosna Hersek’te bütün Avrupa’ya gerekli olan mesajı verdik. Bosna Hersek’te 15 bine yakın insanın katılmış olduğu o kapalı salon toplantısında Almanya’sı da vardı, Fransa’sı da, Hollanda’sı da, Belçika’sı da, Avusturya’sı da, hepsi oradaydı, oradan zaten mesajlar gideceği yere gitti, bizim telaşımız hamdolsun yok. Ülkemizde yapıyoruz, buradan bu televizyonlar vasıtasıyla da zaten mesajlarımı ulaştırıyoruz. Ben neticenin hayırlı olacağına inanıyorum.

Ama istiyorum ki, eğer biz dünyada barışa gayret edeceksek, barışı temine çalışacaksak, bu anlayışlarla bu olmaz, teröristlere zemin hazırlamakla bu olmaz. Onun için teröristlerin önünü keserek barışa koşan, barış sevdalıları olarak el ele verenlerle demokrasi mücadelesini ancak böyle götürebiliriz.

VEYİS ATEŞ- Avrupa Birliği deyince Amerika’yı sormazsam olmaz. Şöyle bir şemsiye soru efendim: Sayın Trump’la göreve geldiği dönemlerde sıcak ilişkiler yürüttüğünüzü biliyoruz ve sonrasında da Afrin meselesi, PYD meselesi, FETÖ meselesi. Şemsiye sorum şu: Mesele Sayın Trump’ta mı, yoksa Amerika’daki yerleşik düzende mi aşılamayan sorunlar var, yoksa Sayın Turmp’ta mı beklediğiniz olmadı veya başka bir dönüşüm yaşandı?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi şimdi Amerika’nın kendine has bir yönetim anlayışı var, bir biçimi var, yani özellikle Amerika’da başkanlık dışındaki orada yapılanma, o da farklı bir şey. Yani Pentagon’a bakıyorsunuz farklı, CIA’ye bakıyorsunuz farklı, bunların hepsinin bir çalışma metodu var. Ve biz tabi Trump’la farklı bir süreci işleteceğimize, çalıştıracağımıza inandık, hala da inanıyoruz. Ama bir kuzey Suriye’deki yaklaşımlarını doğrusu ben hiç iyi bulmadım, yani oraya 5 bin tır silah, mühimmat getirmelerini, 2 bin kargo silah, mühimmat getirmelerini doğru bulmadım. Siz bunları kim için getiriyorsunuz, kime karşı götürüyorsunuz? Çünkü orada 911 kilometre olan biziz. Ve orada tabi 20 civarında Amerika’nın üssü var, peki bunu kim için kuruyorsunuz veya kime karşı kuruyorsunuz? Ve bu sınırlarda Türkiye var, Türkiye’nin buradaki illerine, buradaki insanlarına karşı siz PYD, YPG’yi destekliyorsunuz, onlara her türlü silahı, gücü veriyorsunuz. Biz sizden paramızla silah alamıyoruz, ama siz ücretsiz olarak bu terör örgütlerine parasal destek veriyorsunuz, ondan sonra da Türkiye tavır koyunca niye tavır koydu diyorsunuz, kusura bakmasınlar. Şu anda biz yine başımızın çaresine bakmak durumundayız ve bunu nasıl temin edeceksek, nasıl halledeceksek bu şekilde halledeceğiz. Ama bizim Amerika’yla olan NATO’daki birlikteliğimiz, stratejik ortaklığımız kabul görmesi lazım, kabul görmediği zaman, burada tabi biz de değerlendirmelerini yapmak durumundayız.

VEYİS ATEŞ- Buradaki süreç de 24 Haziran’dan sonra başka bir evrilir mi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Daha farklı olabilir tabi, daha farklı olabilir.

VEYİS ATEŞ- Müsaadenizle yavaş yavaş toparlayacağım Sayın Cumhurbaşkanım.

Birkaç sorum daha olacak. O da şu: Sahur yapabilenlerden misiniz, yapamayanlardan mısınız?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yapanlardanım hamdolsun.

VEYİS ATEŞ- Allah kabul etsin.

Torunlarla ilişkiler nasıl gidiyor efendim, yeterince vakit ayırabiliyor musunuz bu süreçte?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi şimdi okullar ve bizim de tabi yoğun mesailerimiz, ama ayırmaya çalışıyoruz. Bu akşam buraya gelirken onlar uğurladı beni, şimdi de dede sahuru beraber yapalım dediler, ufak olmalarına rağmen maşallah oruç da tutuyorlar. Şimdi bunlara sahura yetişeceğim.

Tabi yarın malum inşallah Tekirdağ mitingimizi Çorlu’da yapacağız ve Çorlu’dan önce de Haliç Kongre Merkezinde İstanbul adaylarımızı tanıtacağız, İstanbul adaylarımızı tanıttıktan sonra Çorlu’ya gideceğiz, Çorlu’dan sonra gelip burada bir iftar sofrasına yine Haliç kongre merkezinde iftarda arkadaşlarımızla buluşacağız, İstanbul bürokrasisini vesairesini, orada onlarla birlikte olarak yapacağız. Ama bu arada tabi bütün arkadaşlarımız, hepsi fetih programlarıyla ilgili hazırlıklarını da sürdürüyorlar, İstanbul yine muhteşem bir fetih programın da yaşayacak.

VEYİS ATEŞ- İnşallah.

Torunlar yarın-bir gün Allah ömür versin büyür ve dede, biz siyasete girmek istiyoruz derlerse ne dersiniz efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gün ola harman ola.

VEYİS ATEŞ- Sıcak bakar mısınız yani?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Niye bakmayalım canım? Biz siyasetin içerisinden geldik, onların da babaları, biz. Bakın, o gün ne olur, ne görürüz?..

VEYİS ATEŞ- Hele bir gelsin diyorsunuz.

Efendim, çok teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben çok teşekkür ediyorum.

Tabi yatırımlar vesaire giremedik. Zaten karşımızda yatırımcı sağ olsun adaylar da yok, yatırım diye de dertleri yok, böyle bir durumları var. Çünkü bakıyorsunuz işte Sayın İnce ben diyor artık otomobil yatırım falan-filan bu işlerden anlamam. Sayın Erdoğan diyor 20 yıl geriden geliyor diyor, ne anlıyorsa bundan. Otomobilde bizim ihracatımız şu anda 30 milyar doların üzerinde, bilgisi yok, habersiz. Olayın teknolojisinden bahsediyorsa, şu anda 5 babayiğit çalışma yapıyor, bu 5 babayiğit bu ülkenin en seçkin grupları ve bunlar tabi ki en gelişmiş teknolojiyi burada kullanmak suretiyle inşallah ülkemizi otomotiv sektöründe de hem iç piyasaya, hem de ihracata yönelik olarak hazırlayacaklar. Ve herhalde bu 5 tane babayiğit Sayın İnce gibilerini ceplerinden defalarca çıkarırlar, bunlar çünkü o sektörün içerisinde yetişmekle kalmamışlar, farklı sektörlerde de bu ülkenin en saygın firmaları. Ve onlar öyle kolay kolay her yere adım atmazlar ve bizim ülkemizin menfaatine olacak böyle bir adımda da ben bu 5 tane babayiğide özellikle teşekkür ediyorum, çünkü “made in Turkey” olarak ürünümüzü dünyaya bu firmalarımız inşallah pazarlayacaklar ve ben bunu çok önemsiyorum.

Bir diğer konu, savunma sanayi. Savunma sanayinde ne yapacaktık, girmeyecek miydik Sayın İnce? Hala biz bir yerlerden tanklar gelsin, bir yerlerden İHA’lar gelsin, SİHA’lar gelsin, böyle adım atalım, bunu mu söyleyecektik. Eğer biz hala onları bekleyecek olsaydık, bugün Afrin olayında, Zeytin Dalı Operasyonunda yarı yolda kalabilirdik, içteki terörle mücadelede yarı yolda kalabilirdik. Ama bunları kendimiz üretir hale geldiğimiz için, biz Amerika’ya, İsrail’e muhtaç olmaktan kurtulduk. Amerika bize İHA’ları, SİHA’ları vermedi, vermiyor da. İsrail’den aldıklarımız da maalesef arıza yaptığı zaman tamir-bakımı mümkün olmuyordu. Ama şimdi böyle bir derdimiz artık yok, bunları çözüyoruz.

Ve zırhlı taşıyıcılarda Türkiye’de artık rekabet var ve zırhlı taşıyıcılarda Türkiye’nin markaları gerçekten üçüncü ülkelere ihracatta da çok önemli bir konumda.

Sayın İnce, Sayın Kılıçdaroğlu; oturun, bunları bir defa iyi konuşun, iyi tartın. Bunlar olmadığı zaman, siz bir defa istediğiniz gibi adımı atamazsınız, yarı yolda beliniz bükerler. Tabi bunlar bu dönemleri yaşamadıkları için bunları pek de bilmiyorlar.

Bakınız, yerlilik oranı savunma sanayinde neydi biliyor musunuz? Biz geldiğimizde, 2002’yi söylüyorum, yüzde 20. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Yüzde 65, bu noktaya geldik.

Proje sayısı 2002’de 66’ydı, şimdi proje sayısı savunma sanayinde 600 oldu.

Bir diğer konu, projelerin toplam bütçesi 2002’de 5,5 milyar dolardı, şimdi ise 60 milyar dolara çıktı. Bunların bazı örnekleri var, anlatacağım burada tabi çok çok şeyler. Ama savunma sanayini hafife alan hiçbir ülke iflah etmez, bunu bir defa sağlama almak lazım ki bir defa ciddi manada bir rahata kavuşalım.

Yani anlatılacak olan şeyler çok, mesela milli motorlar, bunları da inşallah hepsini kendimiz üretir hale geleceğiz.

Artık sık sık televizyonlardaki programlarla da milletimin karşına çıkacağım ve bu programlarda bu akşam burada işleyemediğimiz, hatta hatta tekrarı gereken birçok projelerimizi, programlarımızı anlatacağız.

Ben çok teşekkür ediyorum.

VEYİS ATEŞ- O zaman biz sizi başka programda da ağırlamak isteriz efendim, bu projeleri konuşmak üzere.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Başkalarına da bakacağız inşallah.

Ben özellikle ekranları başında bizi izleyen tüm vatandaşlarıma, milletime hayırlı Ramazan’lar diliyorum.

Ve 24 Haziran seçimlerinin ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

VEYİS ATEŞ- İnşallah efendim.

Çok teşekkür ederiz Sayın Cumhurbaşkanı.

Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT ortak yayında Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladık efendim.

Kapatıyoruz bu özel yayınımızı, hepinize iyi akşamlar, hayırlı Ramazan’lar efendim.

 Hoşça kalın.

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.