Cumhurbaskani Erdogan’in Eski Milletvekilleri ile iftar yemeginde yaptigi konusmasinin tam metni
… ettiğimiz şu günlerde sizlerle biraraya gelmiş olmamızın çok daha anlamlı olduğuna inanıyorum. Yarın da inşallah milletvekili adaylarımızın tanıtım toplantısını yapacak, seçim beyannamemizi ilan edeceğiz.
Her zaman söylediğim gibi, AK Parti’deki her görev gibi milletvekilliği de bir bayrak yarışıdır. Kimi bir dönem, kimi birkaç dönem hizmet eden arkadaşlarımız yerlerini yeni isimlere bırakıyorlar. Ara vermiş olan arkadaşlarımızdan yeniden göreve davet ettiklerimiz de oluyor. Mesela 24 Haziran listesinde daha önceki milletvekillerimizden çok sayıda isim yeniden görev üstlendiler.
Aynı şekilde eski milletvekillerimizden bürokraside, sivil toplum faaliyetlerinde, hatta diplomaside faydalandığımız isimler var. Dolayısıyla amaç hizmet etmekse bunun çok farklı yolları var.
Tabii ki doğrudan milletin iradesiyle gelinen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeri ayrıdır. Biz AK Parti’yi kurduğumuz günden beri hep milli iradenin ve onun tecelligâhı olan Meclisimizin önemine, üstünlüğüne işaret ettik. Bunun için AK Parti’yi milletimizin kurduğunu, bugüne kadar verdiğimiz tüm mücadeleleri de milletimiz için ve milletimizle birlikte yürüttüğümüzü söylüyoruz. Sizlerin Meclis’te AK Parti safında verdiğiniz mücadeleyi de işte bu çerçevede değerlendiriyor ve bir kez daha teşekkür ediyorum.
Değerli kardeşlerim; her seçim önemlidir, ama 24 Haziran seçimleri Türkiye için çok daha farklı bir öneme sahiptir. Biliyorsunuz 2014 Ağustos’unda ülkemizde ilk defa cumhurbaşkanı doğrudan milletimizin oylarıyla belirlenmişti. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri eski sistemin artık iyice tökezlemeye başladığının işaretleriydi. Ardından 15 Temmuz darbe girişimi hadisesini yaşadık. 15 Temmuz’dan sonra bu ülkede artık hiçbir şeyin eskisi gibi devam edemeyeceği bir kez daha ortaya çıktı. Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteğiyle ülkemizde yönetim sistemini kökten değiştirmeye yönelik bir Anayasa değişikliği yaptık ve bunu milletimizin takdirine sunduk. 16 Nisan’da milletimiz tarafından kabul ve tasdik edilen bu Anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçme kararı aldık.
Anayasa değişikliğine göre seçimlerin 2019 Kasım’ında yapılması gerekiyordu. Sizlerin de yakından takip ettiği sürecin sonucunda 24 Haziran’da erken seçime gitme kararı aldık. Bu seçimle yeni yönetim sistemimiz de devreye girmiş olacak. Dolayısıyla 24 Haziran seçimleri herhangi bir seçim değildir. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini aynı gün yapacağız. Yine bu seçimlerde ilk defa partiler kendi aralarında ittifaklar kurarak milletimizin karşısına çıkacaklar. AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi’nin de desteklediği cumhur ittifakı ile seçime giriyor. Buna karşılık Ana Muhalefet Partisinin öncülüğünde ayrı bir ittifak kuruldu. Ayrıca, herhangi bir ittifaka dahil olmadan seçime giden partiler de mevcut. Cumhur ittifakı diğerlerinden farklı olarak şahsımı ortak cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etti. Diğer ittifaktaki her parti ise ayrı cumhurbaşkanı adayı çıkardılar. Böylece bu ittifakın ülkenin yönetimine talip olmak için değil taktik bir amaçla kurulduğu ortaya çıkmış oldu. Biz her zaman olduğu gibi milletimizin karşısına yine riyasız, hesapsız-kitapsız, tamamen hasbi bir şekilde çıkıyoruz. Muhalefet partileri kendi içlerinde ve kendi aralarında o kadar çok alavere-dalavereye girmiş durumdalar ki biz takip etmekte dahi zorlanıyoruz. Bir bakıyorsunuz milletvekilleri gidiyor-geliyor. Bir bakıyorsunuz başka adayların imza barajını aşabilmesi için teşkilatlar seferber oluyor. Bir bakıyorsunuz listelerde olmadık isimlere yer veriliyor. Açıkçası bizim öyle alengirli işlere aklımız ermez. Bizim siyasetimiz samimiyet siyasetidir. Bunun için cumhurbaşkanı adaylığımızı vakitlice ilan ettik. İttifak içinde olduğumuz partilerle hangi şartlarda biraraya geldiğimizi milletimizle paylaştık. Önceki gün milletvekili aday listemizi de Yüksek Seçim Kuruluna teslim ettik.
Bütün bunların ardından da “vakit Türkiye vaktidir, vakit birlik vaktidir” deyip irade, erdem, cesaretle Türkiye’yi şahlandırmak için yola çıktık. İnşallah Cumartesi günü Erzurum’la mitinglerimize başlıyoruz. Her gün bir veya iki ilde mitingimizi yapacak, ayrıca iftar programlarıyla, televizyon programlarıyla seçimlere kadar durmadan çalışacağız. Aday listelerimizin eksiği olabilir, fazlası olabilir. Ama şundan herkes emin olsun ki milletimizin huzuruna mümkün olan en ideal kadroyla çıkmak için samimi bir gayret ortaya koyduk.
Listeler açıklanana kadar elbette tatlı bir rekabet, tatlı bir yarış olmuştur. Pazartesi akşamından itibaren bütün bunlar geride kalmıştır. Bundan sonra herkese düşen görev, 24 Haziran’a kadar tüm gücüyle ve imkânlarıyla AK Parti çatısı altında çalışmaktır.
Kardeşlerim; AK Parti’nin seçimlerdeki en büyük güçlerinden biri de sizlersiniz. Geçmişte Meclis çatısı altında edindiğiniz tecrübeler, teşkilat çalışmaları konusundaki birikiminiz ve diğer pek çok hasletinizle sizlerin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var.
Pazartesi günü Bosna Hersek dönüşü uçakta gazetecilerle yaptığım sohbetteki bazı ifadelerimin bir kısım arkadaşlarımız tarafından yanlış anlaşıldığını öğrendim. AK Partinin gerek bu listede yer alan, gerekse geçmiş seçimlerde aday gösterdiği herkes ehliyet ve liyakat sahibidir. Öyle olmazsa zaten partimizde görev alamazlar. Milletvekillerimizden beklentimiz; partimizi seçim çevrelerinde ve Meclis’te en güçlü şekilde temsil etmeleridir. Seçim çevresiyle irtibatı zayıf, Meclis’te herhangi bir varlık gösterememiş, üstelik de milletvekilliğinin asgari gereği olan komisyon ve Genel Kurul çalışmalarını dahi ihmal etmiş isimlerin durumunu elbette dikkate aldık. Ama her dönem bu yüzden liste dışı bıraktığımız isimlerin sayısı bir elin parmaklarını dahi geçmez. Bu tür istisnalar dışındaki her arkadaşımız özellikle Allah ömür verdikçe beraber yol yürümek benim için bir şereftir, şereflerin en büyüğüdür.
İşte bugün burada sizlerle birlikte olan birlikteliğimiz bunun en büyük ispatıdır. Rabbime bana sizler gibi yol arkadaşları, dava arkadaşları, çalışma arkadaşları verdiği için hamd ediyorum. İnşallah 24 Haziran’da seçilecek milletvekillerimizle de aynı şekilde mesai sarf edecek, milletimizle birlikte hizmet vereceğiz.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde şahsımın seçilmesi, Meclis’te AK Parti’nin en güçlü şekilde temsil edilmesi için önce bizim kendi aramızdaki birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı güçlü tutmamız gerekiyor. AK Parti diğer bazı partiler gibi tüm enerjisini ve zamanını iç mücadelelerine harcayan bir parti olmamıştır, olmayacaktır. Bizim için aslolan milletimize hangi hizmetleri verebildiğimiz, ülkemize hangi projeleri kazandırabildiğimizdir, gerisi gayret meselesidir, zaman meselesidir, nasip meselesidir. Kim var denildiğinde sağına-soluna bakmadan ben varım diyenler oldukça bu dava hep daha ileriye gidecektir. 24 Haziran için de kim var diye bakıyoruz ve hamdolsun arkadaşlarımızın çok büyük bir bölümünün burada olduğunu görüyoruz. Rabbim sizlerden razı olsun.
Değerli arkadaşlar; bu vesileyle özellikle son günlerde kurlarda yaşanan yükselişle ilgili görüşlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Biraz sonra bir televizyon yayınına çıkacağım, orada da bu konulara değineceğim. Ülkemizde kurda yaşanan kısmi dalgalanma, kesinlikle Türkiye’nin ekonomik gerçekleriyle uyumlu değildir. Türkiye, geçtiğimiz yıl yüzde 7,4 büyüyen, halen bu düzeyde bir büyüme eğilimini sürdüren bir ülkedir. İhracatımız Nisan ayı sonu itibariyle 161 milyar doları geçti, yılsonunda 170 milyar doları aşacak görünüyor. Turizmde 40 milyonun üzerinde turist, 30 milyar doların üzerinde turizm geliri beklediğimiz çok bereketli bir sezona adım attık. Bankalarımız Amerika’daki, Avrupa’daki muadil kuruluşlarının iki katı daha güçlü sermaye, yeterlilik rasyosuna sahiptir. Kamu borçlarının yüzde 8,4 olan milli gelirimize oranı bakımından da gelişmiş ülkelerin çoğunun önündeyiz.
Böyle bir ortamda ülkemizde döviz kurunun yükselmesinin sebeplerini doğru tespit etmek gerekir. Her şeyden önce kurdaki dalgalanma sadece ülkemizle ilgili değildir, küresel düzeyde yaşanan bir sorundur. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler bu dalgalanmayı daha derinden hissetmektedir. Ülkemizle ilgili uluslararası alanda eskiden beri var olan kimi olumsuz yaklaşımların etkisiyle bizim bu süreçten biraz daha fazla etkilendiğimiz de bir gerçektir. 15 Temmuz darbe girişiminden terörle mücadele operasyonlarına, sınır ötesi harekâtlarına kadar her konuda yalnız bırakılan ve haksız yere töhmet altına sokulan Türkiye benzer bir durumla karşı karşıyadır. Bir kez daha söylüyorum; finans piyasalarındaki gelişmelerin ekonomimizin gerçekleriyle bir ilgisi yoktur. Bununla birlikte ortada üstesinden gelemeyeceğimiz bir sıkıntı da yoktur. Şahsım başta olmak üzere Başbakanımız ve ekonomi yönetimimizle birlikte gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Ekonomi yönetimi içerisinde farklı düşünen arkadaşlarım da olabilir, bak onu da açık söylüyorum. Milletimizi huzursuz etmeye yönelik dedikodulara kimse itibar etmesin. Şu hususun herkes tarafından bilinmesini istiyorum: Türkiye olarak makro finansal istikrarı önemsiyoruz. Seçimin hemen ardından enflasyonu indirmek ve cari açığı azaltmak için gereken tedbirleri bir defa kesinlikle çok daha farklı bir şekilde devreye sokacağız. Kısa vadede kurdaki dalgalanmanın önünü kesebilecek imkânlara da sahibiz.
Altını çizmek istediğim bir başka konu şudur: Ekonomiyle ilgili farklı görüşlerin tartışılması başka bir şeydir, serbest piyasa kuralları ve kurumlarının işleyişi farklı bir şeydir. Türkiye, serbest piyasa ekonomisini tüm kurallarıyla ve kurumlarıyla uygulayan bir ülkedir. Bugün olduğu gibi yeni yönetim sisteminde de para politikalarında küresel yönetişim ilkelerine bağlı kalmayı sürdüreceğiz. Ama küresel yönetişim biçimlerinin de ülkemizi bitirmesine müsaade etmeyeceğiz, onu da açıkça söylüyorum.
Özellikle mali disiplinin süreceğinden ve finansal istikrarın gereğinin yapılacağından kimsenin şüphesi olmasın. Ben tüm halkıma, tüm vatandaşlarıma sesleniyorum; lütfen kendi yerli paranızı dövize değişmeyin. Yerli paramızla hareket etmeye devam edelim. Millilik budur, yerlilik budur, vatanseverlik budur. Eğer buna sahip çıkarsak, bilesiniz ki yarınlar bizim için çok daha farklı olacaktır. Bugüne kadar pek çok badireyi atlatmış olan Türkiye, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu meselenin de üstesinden gelecektir.
Kardeşlerim; AK Partili olmak öyle kolay değildir. Bu sıfatı taşımaya talip olduğumuzda vesayetle mücadeleye azmettik demektir. Bu sıfatı üstlendiğimizde bölgemizde PKK’sından FETÖ’süne kadar, DEAŞ’ına kadar, ne kadar terör örgütü varsa hepsinin karşısına çıkmayı göze aldık demektir. Bu sıfatla dışarıya yöneldiğimizde one minute’den başlayıp dünya beşten büyüktür itirazına kadar bütün bunlar koca bir yükü üstlendik demektir. Bu sıfatla yola çıktığımızda Türkiye’yi Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların üç kat, beş kat, on kat fazla hizmetle tanıştırmaya ahdettik demektir. Bu sıfata bir defa sahip olduğumuzda durmak yok, yola devam misali ülkeye ve millete hizmet yolculuğunuz hiç bitmeyecek demektir.
Sizler AK Partili olmuş ve bu sıfatı bir daha çıkarmamacasına yüreğine nakşetmiş kardeşlerimizsiniz. Onun için nerede olursanız olun, bizim sizinle gönül bağımız asla kopmaz. Rahmetli Neşet Ertaş’ın dediği gibi:
“Gönül dağı yağmur boran olunca, akan can özümden sel gizli gizli.
Bir tenhada can cananı bulunca, sinemi yaralar dil gizli gizli.
Dost elinden gel olmazsa varılmaz, rızasız bahçenin gülü derilmez
Gönülden gönüle gider yol gizli gizli.”
Evet, bizim gönüllerimiz arasındaki o yol Allah’ın izniyle hiçbir zaman kapanmayacak.
AK Parti’nin mücadelesi Türkiye’nin mücadelesidir, öyle ki AK Parti’nin kaderiyle Türkiye’nin kaderi adeta özdeş hale gelmiştir. Bunun için Türkiye’ye saldıranların öncelikli hedefi AK Parti oluyor. Şu anda yapılan da şurada 1 ay var: Türkiye’de AK Parti’yi nasıl sindiririz, budur. Hatta Erdoğan’ı nasıl sindiririz, budur. Sizlerden AK Parti’ye değil ülkenize sahip çıkmanızı, milletimize sahip çıkmanızı, evlatlarınızın geleceğine sahip çıkmanızı istiyorum. 24 Haziran bu bakımdan tarihi bir dönüm noktasıdır.
Türkiye’nin 16 yıllık kazanımlarına saldıranlara, geleceğini karartmak isteyenlere hep birlikte fırsat vermeyeceğiz. Bunun yolu seçimlere kadar sahayı karış-karış dolaşmaktan, milletimizin kafasındaki soru işaretlerini ortadan kaldırmaktan, gönüller kazanmaktan geçiyor.
Sizleri sahada hep beraber görmek istiyorum. Unutmayınız, 24 Haziran’dan sonra cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini hayata geçirdiğimizde ülkemizi birlikte yöneteceğiz. Ama bunun için önce 24 Haziran’da hem cumhurbaşkanlığında, hem milletvekilliğinde çok iyi bir netice elde etmemiz gerekiyor.
Gayretiniz, fedakârlığınız, katkınız, muhabbettiniz, sevginiz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Çalışlarınızda başarılar diliyorum.
Bir kez daha Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum. Sizleri Allah’a emanet ediyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.