Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Fransa gidisi öncesi yaptigi konusmanin tam metni

 

… bir yolculuğumuz var. Fransa ve ülkemiz arasındaki yakınlık malum 5 asrı aşan köklü bir geçmişe sahip. Ülkelerimiz arasında ikili, bölgesel ve uluslararası birçok alanda işbirliğimiz söz konusu. 

Fransa, bölgesel ve küresel sınamalar karşısında görüşmelerimizin ve tutumlarımızın büyük ölçüde örtüştüğü bir ülke. Bölgemizde yaşanan gelişmeler ve karşı karşıya kaldığımız sınamalar ve krizler de ülkelerimiz arasında yakın ve süreklilik taşıyan bir dayanışmayı elzem kılıyor. Cumhurbaşkanı Macron’la pek çok konuda esasen yakın irtibat halindeyiz, temas halindeyiz. Kapsamlı ve güçlü bir ortaklık temelinde özellikle bu ziyareti çok önemsiyorum. Ve bu ziyarette de çok geniş başlıklarda görüşmelerimiz olacak ve bu ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkilerden tutunuz, bölgesel bütün konuları ele alacağımız bir ziyaret olarak gerçekleşecek. Tabii bu istişarelerimizi kendileriyle bundan sonraki süreçte de sürdüreceğiz. Türkiye ve Fransa arasındaki işbirliğinin bölgesel ve uluslararası barış bakımından da hayati önem taşıdığına inanıyorum. 
Ziyaretim sırasında Sayın Macron’la tabii ekonomi, ticaret, savunma sanayi, terörle mücadele gibi iki ülke için de öncelik taşıyan alanlarda işbirliğini ele alacağız. Bunun yanında bölgemizde malum koalisyon güçleri var ve bu koalisyon güçleri içerisinde Fransa’nın da aktif rol oynadığı hepimizin malumudur. Ve buradaki gelişmelerin ne merkezde olduğu, ne durumda olduğu, bunları da görüşme fırsatımız olacak. Bölgesel ve uluslararası konular bağlamında da Filistin, Kudüs, Suriye, Irak, Libya’daki gelişmeler başta olmak üzere güncel ve ortak ilgi alanımızdaki konuları değerlendirme fırsatımız olacak.
Avrupa Kıtası ve Avrupa Birliği’nin içinden geçmekte olduğu süreci. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini ki biliyorsunuz Fransa Avrupa Birliği’nde etkin bir ülke. Kıbrıs’a ilişkin son gelişmeleri de ele alabileceğimizi düşünüyorum. 
İkili ticari ve ekonomik ilişkilerimiz ülkelerimiz arasındaki bağların ruhuna uygun sağlam ve güçlüdür. Ticaret hacmimize baktığımız zaman, aramızda aslında çok ciddi bir ticaret açığı yok. Ama 2016 olarak baktığımızda yaklaşık 13,5 milyar dolarlık aramızda bir ticaret hacmi söz konusu. Tabii aramızda belirlediğimiz hedefe 20 milyar aslında avroydu. Şimdi bunun 13,5 milyar dolardan 20 milyar avroya taşımamız büyük önem arz ediyor. Temennim odur ki bu doğrultuda çalışmalarımızı da sürdüreceğiz. Bu kapsamda Fransa’nın iş ve yatırım çevrelerinin önde gelen temsilcileriyle de bugün bir toplantı yapacağım. Türkiye’deki yatırım imkânlarını ve ikili ticaret ilişkilerimizi daha da geliştirmenin yollarını değerlendireceğiz. 
Savunma sanayi ve enerjide dahil olmak üzere tüm alanlarda işbirliğimizi ilerletmeye hazırız. Savunma sanayinde özellikle çok önemsediğim Fransa-Türkiye-İtalya üçlü olarak Eurosam konusunda atacağımız adım çok çok önemli. Bugün onu tekrar bir ele alacağız ve Fransa’da yaklaşık tabii şu anda 700 bin biliyorsunuz Türk kökenli insanımız yaşıyor ve bunların yarısı hemen hemen çifte vatandaş durumunda. Bunlarla ilgili de tabii Fransa’ya entegre olmuş olan bu vatandaşlarımızla ilgili görüşmelerimiz de olacak. 
Ziyaretim vesilesiyle Türk toplumunun temsilcileriyle de aynı zamanda bugün biraraya geleceğim. Ve Fransa’ya gerçekleştireceğim bu ziyaretin ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum. 
Ve şimdi de sizlerin sorusuna geçebiliriz. 
İsim ve hangi medya grubuna mensupsanız onları da lütfen söyleyin. 
SORU- Efendim, CNN Türk Televizyonu Zeynep Karamustafa. Dün gazetede bir haber yapılmıştı kabinede geniş çaplı bir revizyon olacağı yönünde. Bu iddiaların doğruluk payı var mıdır?
Teşekkürler. 
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Çok kısa bir cevap vereyim mi? Doğruluk payı yok. 
SORU- NTV’den…
Efendim, dün Beşiktaş Belediye Başkanı FETÖ üyeliği ve ihalede usulsüzlük suçlamalarıyla görevden alındı, soruşturma yürütülüyordu konuya ilişkin. Kendisi eşim ve oğluma da yurt dışına çıkış yasağı konuldu dedi, tepki gösterdi. Bu konuya ilişkin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? 
Teşekkür ederim. 
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, bu konu tamamıyla bu özellikle konularda biliyorsunuz İçişleri Bakanlığı’nın sürekli olarak Mülkiye müfettişleriyle yaptığı kontroller vardır, zaman zaman özel Mülkiye müfettişleri çıkarmak suretiyle yapılan kontroller vardır. Bunlar sürekli belediyelerde çalışan Mülkiye müfettişlerinin verdiği bilgiler dahilinde olabileceği gibi, özel Mülkiye müfettişleriyle olanlar ise daha çok istihbarat üzere yapılan, atılan adımlardır. Tabii bu belediye başkanlığı yapanlar için bilinen şeylerdir. Ama hayatında belediye başkanlığı yapmamış olanlar bunları bilmez. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım döneminde benim mesela sürekli kendilerine odalar tahsis ettiğimiz Mülkiye müfettişlerim vardı, onlar sürekli belediyede dururlardı ve çalışmalarını orada sürekli olarak yaparlardı. Ama tabii bundan bihaber olanlar şimdi çıkıyor konuşuyor tabii, yani böyle böyle diyor vesaire. Şimdi orası çok çok önemli değil. Asıl önemli olan, şu anda bu tür açığa alma kararını eğer İçişleri Bakanlığı veriyorsa, ha burada demek ki bir su kaçağı var. Ve şu anda da bu atılan adımla alakalı olarak Ataşehir’de ne olduysa, işte burada da bu oldu. Ve bize gelen bilgiler çok daha farklı, onu da söyleyeyim. Fakat işadamlarımız, bakın açık konuşuyorum, vatandaşlarımız kendilerinden rüşvet talebinde bulunulduğu zaman yüzleşmeye var mısın dediğimizde birçoğu kaçıyor. Eğer ben yüzleşmeye girersem o zaman benim bu işim kalır. Hem geliyorsun şikâyet ediyorsun, hem de yüzleşmeye var mısın, bir suçüstü yapalım dediğimiz zaman da, o zaman bundan kaçarsanız biz o zaman burada hakikaten görevi suiistimal edenleri, görevi kötüye kullananları nasıl ortaya çıkaracağız? Şu anda burada da böyle bir süreç söz konusu. Ve tabii yurt dışına çıkma vesaire bütün bunların hepsi İçişleri Bakanlığımızın yine kendi yasal haklarıdır ve bu yasal hakkını hukuk anlayışı, hukuk çerçevesi içerisinde kullanmıştır. 
Tabii orada galiba bir başka şey daha kullanmış, arkadaşlar bana söylediler. Benim çocuklarımın da işte yurt dışında okuma imkânı oldu, yurt dışına gittiler vesaire gibi. Şimdi buraya bir düzeltme yapmamız lazım, bir tavzih yapmamız lazım. Benim çocuklarımın yurt dışına gitmesi, Sayın Belediye Başkanının ben en kaliteli, en güçlü okullarda okuttum mantığından hareketle değil, benim çocuklarım kendi öz vatanında okuma hakkına sahip olmadıkları için yurt dışına gittiler. Aldıkları üniversite puanı çok çok yüksek olmasına rağmen, mesela erkek oğlum katsayı engeline katılarak ki o zaman aklımda kaldığı kadarıyla Boğaziçi’ni tutuyordu puanı, mesela katsayı engeli sebebiyle burada farklı bir üniversiteye girme şeyi oldu. Biz de dedik ki; yurt dışına gönderelim, oğlumu bu şekilde yurt dışına gönderdik. Kızlarım başörtü nedeniyle zaten Türkiye’de okuma hakkından mahrum oldular, onlar bundan dolayı Türkiye’de okuyamadılar, onları da bundan dolayı yurt dışına abisinin yanına gönderdik, orada okudular. Onlar da yine dünyada en saygın üniversitelere orada girdikleri imtihandan sonra girerek orada lisansüstü, yani master’ını da büyük kızım yaptı, doktorasını yaptı, mezuniyet tezini de oradan alarak döndü. Küçük kızım da yine İngiltere’de master’ını yaptı, o da oradan aynı şekilde dönüşünü yapmış oldu. Bunları da bilmiyorlar, bilmeden de farklı farklı yakıştırmalar yapıyorlar. 
Şimdi Sayın Başkanın ailesiyle ilgili konuda da yurt dışına çıkışına yönelik hukuki bir engel olmadıktan sonra İçişleri Bakanlığımızın böyle bir engelleme yapacağına ihtimal vermiyorum. Bunları İçişleri Bakanımızla da konuşuruz, gerçekten mani bir durum yoksa zaten önü de açılır. 
SORU- A Haber, Emine…
Efendim, Amerika’da görülen Hakan Atilla davasında jüri kararı açıklandı. Dün Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sayın İbrahim Kalın’ın da bir açıklaması oldu, ama sizin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? 
Teşekkürler. 
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, Amerika şu anda çok ciddi bir kumpaslar zinciri içerisinde bir süreç işletiyor. Bu sadece hukukta kumpaslar değil ekonomik alanda da kumpaslar var. Bütün bu kumpaslarla her tarafı adeta kendine göre yola getirmenin gayreti içerisinde. Örneğin Hakan Atilla meselesinde Amerika’ya girişlerinde 6 kez son olaydan önce Amerika’ya Hakan Atilla herhangi bir bu tür engellemeyle karşılaşmıyor, yedinci girişinde alınıyor. Ve dikkat edin, şu verilen kararda bile ne yazık ki çelişkilerle dolu olduğunu görüyoruz. Bir taraftan işte 6 tane davanın bir tanesinde kara para aklama yok diyor, ondan sonra diğerlerinde dolaylı yoldan bakıyorsunuz kara para aklamaya kadar işi getiriyor. 
Bir diğer yanı, tabii Halk Bankası’nın kendisiyle de yakından-uzaktan bu davanın zaten ilgisi yok. Olayı nereye dayandırdılar? Getirdiler, işte malum Sarraf konusuna koydular ve Sarraf konusuyla bütünleştirmek suretiyle bir yerlere vardılar. Ve çok daha tabii çirkin olanı, yani bu davalarda, bu duruşmalarda süreç çok farklı işletildi. Yani eğer Amerika’nın adalet anlayışı buysa, evet o zaman dünya yandı. Amerika adalet anlayışını bir defa gözden geçirmeli, aynı zamanda da tahkim etmeli, böyle bir adalet anlayışı olamaz. Ondan sonra kalkıp dünyaya da adalet dersi vermeye kalkmasınlar. 
Sadece o değil Rıza Sarraf konusunda da şu anda yapılmakta olanlar, dönenler… 
Onu geç bir tarafa, benim ülkemde bize karşı bir darbe girişiminde bulunacaklar, devlete karşı bir darbe girişiminde bulunanları, sene 99, o günden bugüne kendilerine tahsis ettikleri 400 dönümlük bir arazi içerisinde paşalar gibi yaşatacaklar. Ülkemden çıkan yargı kararlarının hiçbirine saygı duymayacaklar. Kendilerine giden 85 kolinin üzerinde, şimdi herhalde 100 koliyi bulmuştur, bütün bunların içerisinde olan verilmiş kararlarla ilgili olarak da hiçbirini nazarı itibara almayacaklar. Kusura bakmayın, böyle mi yaklaşıyorsunuz? Böyle, peki. O zaman aramızdaki ikili ilişkilerdeki uluslararası hukuk ve ikili hukuk anlaşmaları da ne yapıyor böylece? Hükmünü yitiriyor. Bundan sonraki süreç maalesef üzülerek söylüyorum, böyle işleyecektir.
SORU- Hürriyet Gazetesi, Özgür Hasan Altuncu. 
Efendim, dün Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Karamollaoğlu’yla CHP Liderinin bir görüşmesi oldu, bu görüşme bir ittifak arayışı olarak yorumlandı, siz nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Bir de, Saadet Partisinin bu uyum yasaları konusunda önerileri olacak, size de ileteceklerini söylediler. En büyük şikâyetleri de, bu 100 bin imza şartının çok maliyetli olduğu yönünde. Bu konu da bir değerlendirme, bir düzeltme olabilir mi?
Teşekkürler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, siyaset yapıyoruz, yani eğer 100 bin imzayı toplamaktan uzaksa bir siyasi hareket, o zaman zaten bunu yapmasına da gerek yok, demek ki hiç gücü bu noktada yok. Yani 100 bin imza toplayamıyorsa, zaten bu yolda bu mücadeleyi vermek de zor bir iş, yürümez.
Bir diğer konu, maliyetleri çok yüksek filan, buradan olaya giriyorsa; maliyet noktasında noter masrafları vesaireler filan artık onun sorunu. Yani bu işin kararını iktidar partisi tek başına vermedi ki. Yani ziyaret ettiği kişi de, onlar da bu işin içerisinde, onlar da bu Parlamentonun içinde, oralarda bunların hepsi müzakere edildi, tartışıldı, nihayetinde bu karar bu şekilde verildi. Yani ziyaret etme konusuna gelince bu kendilerine göre bir iadeyi ziyarettir, insani bir görevdir, böyle bir ziyareti yapmış olabilir, bunun değerlendirmesi bizim tasarrufumuzda değildir. Bize düşen sadece hayırlı olsun demektir.
SORU- TRT Haber’den Yasemin Küçükkaya.
Efendim, siz de sık sık dile getiriyorsunuz kadına şiddete ilişkin görüşlerinizi. Yine son günlerde ekranlara da yansıdı, bu konuda tekrar sizden düşüncelerinizi bir kez daha alabilir miyiz? 
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani bu konunun aslında izahı söz konusu değil, bunlar cani, bunlar insanlıktan nasibini almış değil. Gerçekten bu son dönemde yaşadıklarımız hakikaten yani televizyon ekranlarında bunları izlediğimiz zaman acaba diyoruz bu medyayı mı suçlasak? Ya bunları göstermeyin, toplum gerçekten psikiyatrik bir bunalımın içerisine giriyor. Ama diğer taraftan da bir ibret vesilesi acaba olabilir mi diye düşünce noktasına gidiyorsunuz. Fakat bunlar zerre kadar insanlıktan nasibini almış değil. Şimdi işte bunu gördüğü zaman bazı vatandaşlarımız ne diyor haklı olarak, idam diyor. Şimdi o yavruları nasıl öldürürsün ya? Ya bunlar senin yavrun ya, üç yaşında, dört yaşında. Ya sende zerre kadar vicdani bir şey yok mu? Zaman zaman ne oluyor? Bakıyorsun, yok yavruları öldürüyor, annesini öldürüyor, ondan sonra da kendisini öldürüyor. Ya kendini öldürsen ne yazar, öldürmesen ne yazar? Tabii şimdi hemen yorumlar başlıyor, ruhsal bir bunalım içerisine girmişti, ruhsal bunalım neticesinde böyle oldu. Tamam da, yani olay hepsi içinde bir ruhsal bunalım değil ki, ruhsal bunalıma girmeyen de var, o şekilde bunu yapanlar da var. Yani buna toplumsal olarak vereceğimiz tepki çok çok önemli. Ve onları bu toplumun içerisinde önce kendi akrabalarından, yakınlarından başlamak üzere yalnızlığa itmek veyahut da onları bu psikolojik sıkıntı içerisinden çıkarmak için önce yakınlarının bu süreç içerisinde bazı adımlar atması gerekir. Devlet olarak tabii ki bizler de eğitim sistemi içerisinde bunları çok daha farklı ele alıp ve bu noktada hakikaten nesillerimizi iyi eğitmemiz, iyi yetiştirmemiz gerekiyor. Bu noktada tabi dini eğitimin de ben çok çok önemli olduğunu yine ifade etmem lazım. Burada Diyanet’e tabi düşen önemli bir görev de var.
Evet.
SORU- …, Habertürk Televizyonu.
Efendim, İran’daki sokak olaylarına ilişkin değerlendirmenizi alabilir miyiz son olarak?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, malum ayın 28’nden itibaren böyle bir süreç başlamıştı ve ben de evvelsi gün Sayın Ruhani’yle bir görüşme yaptım. Kendileri hani hafta sonuna kadar tamamıyla bu normalleşmenin olacağını söylediler. Ve zaten dün, evvelsi gün bir normalleşme sürecinin içerisine de İran’daki gelişmeler girmiş vaziyette. Tabii Sayın Ruhani’nin ilk anda yaptığı açıklamadan sonraki süreçte de, yani özellikle bu sokak gösterilerinin kendi halkının demokratik hakları olduğuna yönelik kullanmış olduğu ifadeler süreci ciddi manada tabii yumuşatmıştır. Daha sonra tabii dini lider Ali Hamaney’in yapmış olduğu davet, açıklama; onlar da burada tabi rejime sahiplenenlerin İran’daki konumunu ortaya koyması bakımından önem arz etmiştir. 
Ve biz tabii burada bir şeyi ortaya koymamız lazım, zaten Dışişleri olarak da bu konuda açıklamamızı yaptık. Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü de bu açıklamayı yaptı. Fakat ben de şunu çok açık, net söylemem lazım: Yani özellikle bazı ülkelerin, yani başta Amerika, İsrail olmak üzere bu ülkelerin İran’dı, Pakistan’dı içişlerine karışmalarını bir defa bizim doğru bulmamız mümkün değil. Bu bir defa bu ülkelerin içişlerine karışmaktır ve bu ülkelerin kendi içinde ülkelerin halklarını birbirlerine karşı getirmektir. İşte bunları ne yazık ki biz dünyanın çok değişik yerlerinde uygulamalarını görüyoruz. 
Bunu Irak’ta gördük, Irak iflah etti mi? Bakın biz Türkiye’de iktidar olduğumuzdan bu yana Irak maalesef düzelmemiştir. O zaman yine biliyorsunuz Amerika’nın oraya attığı adımla Irak’ta bu geri sayım başlamıştır. O günden bugüne Irak’ta bir düzelme söz konusu değil. Gelelim Suriye’ye, var mı düzelme? Yok. Filistin aynı, Mısır aynı, gidelim Libya’ya aynı, bakın Tunus’u da karıştırıyorlar, aynı. Gelelim Afrika’ya, diğer ülkelerine Afrika’nın, işte Sudan, Çad, hepsi aynı. Ama bir şey burada önemli, nedir? Bakın karıştırılan ülkeler hep İslam ülkeleridir, halkı Müslüman olan ülkelerdir, buralar üzerinde bu oyun oynanıyor. Ve bu ülkelerin de kendilerine ait imkânları var, yeraltı zenginlikleri var. Bütün bu zenginlikleri nasıl kendilerine ait kaynaklar haline getirebilirler bunların da adımını atıyorlar. Kusura bakmasınlar, bu gerçekleri de artık başta halkımızın bilmesi ve ardından da tüm insanlığın bu gerçekleri bilmesi lazım ve buna göre de bakışların değişmesi gerekiyor. Ama inanıyorum ben, er veya geç bu bakışlar değişecek, birilerini yalnızlığa sevk etmek isteyenler kendileri dünyada yalnız kalacaklardır.
Evet, teşekkür ediyorum, sağ olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.