Cumhurbaskani Erdogan’in Hadis Ve Siret Arastirmalari Ödül Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni
En kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
Sözlerimin hemen başında Allah’ın salat ve selamı gönüllerimizin tabibi, rehberimiz, Efendimiz Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi Vessellem Efendimizin Ehl-i Beytinin üzerine olsun diyorum.
Rabbim bizi kardeşin kardeşi, annenin evladını tanımayacağı ruz-i mahşerde işte bugün burada olduğu gibi Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vessellem Liva-ül Hamd ismiyle müsemma sancağı altında toplananlardan eylesin diye dua ediyorum.
Meridyen Derneğimizin bu yıl yedincisini düzenlediği Siret ve Hadis Araştırmaları Ödül Töreninin hayırlara vesile olmasını Rabbimden temenni ediyorum.
Bu anlamlı programın tertip edilmesinde emeği, katkısı, maddi-manevi desteği olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
Titiz bir çalışmanın neticesinde siret ve hadis alanındaki çalışmalarıyla ödül almaya hak kazanan tüm hocalarımızı, akademisyenlerimizi, öğrencilerimizi gönülden tebrik ediyorum.
Eksikliğini hissettiğimiz birçok alanda maşallah gerçekten kalıcı, başarılı ve nitelikli projelere imza atıyor. Derneğimiz özellikle gençlerimizin her açıdan donanımlı, milli ve manevi değerlerimizle mücehhez bir şekilde yetişmesi için yoğun gayret sarf ediyor. Bizler de bu etkinliklere gereken desteği vermeye çalışıyoruz, çalışacağız.
İmam hatip okulu sıralarındayken bir münazaracı olarak Mayıs ayında derneğimizin tertip ettiği uluslararası münazara turnuvasına bizzat katılmış, ülkemizden ve yurt dışından gelen genç kardeşlerimizle biraraya gelmiştik. Bugün de derneğimizin bir başka anlamlı programı vesilesiyle sizlerle beraberiz. Her zaman ifade ettiğim gibi, ehli hünerin kadrini, kıymetini bilmek de hünerdir. Bilhassa siret ve hadis alanında disiplinli ve titiz bir çalışmanın hasılası olarak ortaya çıkan eserlerin kıymetini hakkıyla takdir etmenin elzem olduğunu düşünüyorum. Bu eser sahiplerinin desteklenmesi, taltif edilmesi, verilen emeğin boşa gitmeyeceğini göstermesi açısından çok önemlidir. Meridyen Derneği tarafından Sonpeygamber.info Projesi ve bu kapsamda yedincisi tertip edilen Hadis ve Siret Araştırmaları Ödül Töreninin bu alanda ciddi bir boşluğu doldurduğuna da inanıyorum. Bu vesileyle az önce Profesör Doktor Yavuz Ünal Hocamızın detaylarını açıkladığı projenin de tanıtımını yapmış oluyoruz.
Hadis veri tabanı projesi internet üzerinden hadis ve sünnet konusunda sahih bilgi kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak için hazırlanan bir proje.
Resulullah Aleyhissalatu Vesselam farklı yönleriyle ele alınan bu site hayatı, peygamberliği, sosyal hayatı, hadis-sünnet gibi özel bölümler yanında, Peygamber Efendimize Sallallahu Aleyhi Vessellem dair pek çok eseri barındırıyor. Kendi alanlarında yetkin isimlerin katkısıyla oluşturulan ve Türkiye’de ilk defa bir sivil toplum kuruluşunca beş dilde insanımızın istifadesine sunulan bu projenin de hayırlı olmasını diliyorum. Hadis veri tabanı projesinin içeriğinin hazırlanmasına destek olan tüm hocalarımıza ve akademisyenlerimize de buradan şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.
Değerli kardeşlerim, Rabbimiz Kur’an-ı Azimüşşan’da “And olsun ki Resulullah’ta sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel örnekler vardır” buyuruyor. Hazreti Aişe Validemiz de Peygamber Efendimizin ahlakı nasıldı sorusuna, “Onun ahlakı Kur’an’dı” diye cevap veriyor. Resulullah Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam sadece Kur’an-ı Kerim’in vahyine aracılık etmemiştir, aynı zamanda onu bilfiil yaşamış, hayatına tatbik etmiştir. Bu açıdan Peygamberimizin Aleyhissalatu Vesselam hayatı, yani siyeri nebi, Kur’an-ı Kerim’in bir nevi tefsiridir. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam Hazreti Aişe Validemizin ifadesiyle “Yürüyen Kur’an’dır” buyuruyor. Sünnet ve siret olmadan İslam’ın yaşanması mümkün değildir. Müslümanların sünnetle olan bağı ne kadar güçlü, ne kadar muhkem ise, dinleriyle olan bağları da aynı şekilde kavidir, sağlamdır. Kim ve ne adına olursa olsun bu bağı yok sayan veya koparmaya çalışan her teşebbüs bizim nazarımızda gayri İslamidir.
Peygamber Efendimizin sünnetini hedef almakla doğrudan Kur’an-ı Kerim’i hedef almak arasında fark yoktur. Sünneti seniyyeyi tarihsel bir okumayla sadece kısıtlı bir dönemin sınırlarına hapsetmek, Müslümanların hayatından Peygamber Efendimizi çıkarmayı amaçlayan kirli bir tezgâhtır; bunun altını çiziyorum. Bu tezgâh kimi zaman Batılı ülkelerde olduğu gibi fikir özgürlüğü adına Peygamber Efendimizi Aleyhissalatu Vesselam tahkir eden karikatür, şiir, resim ve kitaplarla yapılıyor, aynı oyun kimi zaman da ravisi zayıf veya uydurma hadislerin arkasına saklanılarak sahnelenmeye çalışılıyor. İslam tarihini incelediğinizde bu tür gayretlerin farklı dönemlerde farklı şekiller ve kisveler altında devreye konulduğuna şahit olursunuz.
Son dönemde gerek ülkemizde, gerekse yurt dışında bu tür hadsizliklerin daha çok gündeme gelmesi asla tesadüf değildir. İslam dini umut olmayı, çağları aşan mesajıyla insanların tüm sıkıntılarına karşı deva olmayı sürdürdükçe belli çevrelerce hedef alınmaya devam edilecektir, bunu da böyle bilelim.
Müslümanları içten çökertmeyi hedefleyen bu saldırılara karşı uyanık olmak, gereken hazırlığı yapmak hepimizin ortak görevidir. Bunun yolu da siyeri nebiyi sahih kaynaklardan okumaktan, iyi öğrenmekten, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vessellemi sevmekten ve onun ahlakıyla ahlaklanmanın yollarını aramaktan geçiyor. Öncelikle şu gerçeği kabul etmeliyiz. Siyer, bizim Kur’an-ı Kerim’i anlama kılavuzumuzdur. Siyer, bizim hayat rehberimiz, referans kaynağımızdır. Peygamberimizin hayatının her safhası, her aşaması, her dönemi bizim için örnektir. Bekarlığı, gençliği, evliliği, aile reisliği, yaşlılığı, dostluğu, savaşçılığı, idareciliği, tüccarlığı ile Hazreti Muhammed Aleyhissalatu Vesselam bizim rehberimizdir.
Bu rehberden tam anlamıyla istifade etmek ise, ona mutat olarak başvurmaktan geçiyor. Dolayısıyla siyer hayatımızın farklı alanları için tekrar tekrar okuyup üzerinde düşünmemiz, ibret almamız gereken bir metindir. Hadis veri tabanı projesini ben bu açıdan da son derece kıymetli buluyorum. Teknolojinin imkânlarını sonuna kadar kullanan gençlerimizin bu çalışmadan daha çok istifade edeceğine inanıyorum.
Değerli kardeşlerim; bölgemiz son dönemde oldukça sancılı günlerden geçiyor. Kendimizi hemen her gün yeni bir krizin veya çatışmanın ortasında buluyoruz. Türkiye olarak her hal ve şart altında kardeşlerimizin arasını yapmaya, krizleri suhuletle aşmaya çalışıyoruz. Biz bu gayret içerisindeyken bakıyoruz ki günümüzün Neron’ları yeni bir ateş yakmış. Tam Suriye meselesinde mesafe kat ettik, katliamları durdurduk derken, kucağımızda Kudüs meselesini, Yemen’den yükselen feryatları buluyoruz. İslam dünyası tıpkı bir asır önce olduğu gibi kan, gözyaşı ve kardeş kavgası üzerinden yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Etnik ve mezhebi fay hatları derinleştirilerek Müslümanlar daha kolay yutulur lokmalara bölünmek isteniyor. Bu açıdan Suriye, Irak, Yemen, Libya, Arakan ve Kudüs’te yaşanan hadiseler kesinlikle tesadüf değildir. Bu krizlerin tamamı bilerek, planlanarak çıkarılmıştır. Çözüm yolları da kasıtlı olarak tıkanmaktadır. Amaç, Müslümanların enerjilerini ve kaynaklarını iç çatışmalarla tüketmektir. Selahaddin Eyyubi’nin dediği gibi, dostlarıyla uğraşanlar düşmanlarını yenemez. Müslümanlar birbirleriyle uğraşırken aradan sıyrılanlar terör örgütleridir, İsrail gibi devlet terörü uygulayan ülkelerdir. Müslümanların kavgasının yegâne kazananı, sömürgecilerdir, silah tüccarlarıdır. Şayet bugün İsrail ve Amerikan Yönetimi Kudüs konusunda bu kadar hoyrat, bu derece hukuksuz davranabiliyorsa, sebebi Müslümanların o içler acısı halidir. Şayet bugün kadim İslam beldelerinden ezanlar yerine dumanlar yükseliyorsa, bunun nedeni biraz da Müslümanların basiretsizliğidir. İslam dünyası bu derece bölünmüş olmasa, hiçbir güç Müslümanların harim-i ismetine Allah’ın izniyle el uzatamaz. Müminler Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam buyurduğu gibi, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine kenetlense, hiç kimse milyarlarca insanı karşısına almaya cesaret edemez.
Bakınız çağrımızla toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi’nin bu açıdan bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum. Çarşamba günkü zirve toplantısı çok kısa sürede, 1 hafta içerisinde istenildiği zaman Müslümanların neler yapabileceklerini, neler başarabileceklerini tüm dünyaya göstermiştir. Teşkilatın oybirliğiyle Kudüs’ü Filistin Devleti’nin işgal altındaki Başkenti olarak ilan etmesi gerçekten tarihi bir duruştur. Bu kararla teşkilat hem kuruluş gayesine sahip çıkmış, hem de rüştünü ispat etmiştir. Aynı şekilde İstanbul Zirvesi, katılım seviyesinin yüksekliği ve çokluğu itibariyle de tüm dünyaya güçlü bir mesaj vermiştir. Hamdolsun şimdiden zirvenin olumlu yansımalarını görmeye başladık. İnşallah bundan sonra atacağımız adımlarla şu an şer gibi gözüken bu durumu hayra tebdil edeceğimize Rabbimin lütfuyla inanıyorum. Şüphesiz buradan elde edeceğimiz netice, sadece Kudüs meselesiyle de sınırlı kalmayacaktır. Gündemimizdeki diğer konularda bu başarı çarpan etkisi oluşturacak, Müslümanlara uzun süredir hasretini çektiğimiz özgüveni de aşılayacaktır.
Aynı zamanda bu gelişme dünyadaki tüm mazlumlara ve mağdurlara umut verecek, cesaret kaynağı olacaktır. Bu sebeple İslam ülkelerinin Kudüs imtihanından alınlarının akıyla çıkması çok büyük önem arz ediyor. İnşallah Rabbimin yardımı, milletimizin duası, ümmetin dayanışmasıyla bu sıkıntılı dönemi başarıyla atlatacağımıza samimi olarak inanıyorum.
Bu süreçte Meridyen Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarımızdan Kudüs davasına sahip çıkmalarını, Mescid-i Aksa’yı yalnız bırakmamalarını istirham ediyorum. Elimizdeki tüm imkânları Kudüs için seferber etmemiz gereken kritik bir dönemden geçiyoruz. Sizlerin de bu bilinçle hareket ettiğinizi düşünüyorum.
Ve bu düşüncelerle sözlerime son verirken Siret ve Hadis Araştırmaları Ödül Töreninin ülkemiz, milletimiz ve ümmet için hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Ödül sahiplerini bir kez daha gönülden tebrik ediyor, çalışmalarında Allah’tan başarılar temenni ediyorum.
Meridyen Derneğimize böylesine anlamlı bir projeye öncülük ettikleri için şükranlarımı sunuyor, gayretlerinin devamını beklediğimizi de özellikle ifade ediyorum.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla.