Cumhurbaskani Erdogan’in Hatay mitinginde yaptigi konusmanin metni
… turizmin, tarımın şehri Hatay, seni kalpten selamlıyorum Hatay. Medeniyetler bahçesi, hoşgörü abidesi Hatay, Türkiye’nin iftihar tablosu Hatay, ülkemizin Ortadoğu’ya açılan kapısı Hatay, sizleri gönülden selamlıyorum.
Türkmen’i, Kürt’ü, Arap’ıyla senin kardeşliğini selamlıyorum Hatay. Müslümanı, Hıristiyan’ı, Musevi’siyle senin hoşgörünü selamlıyorum Hatay. Kiliselerin, camilerin, havralarınla senin barış içinde yaşama kültürün selamlıyorum Hatay. Mavi Marmara’da, 15 Temmuz’da, terörle mücadelede kanlarıyla destan yazan şehitlerini selamlıyorum. Gözlerinin pırıltısında Türkiye’nin aydınlık geleceğini görüyorum Hatay. Genç yüreklerini selamlıyorum Hatay. Sabah dükkânını bismillah diye açan esnafını, toprağa can veren çiftçini, alın teriyle ülkemizi bütüne işçini, sanayicini selamlıyorum Hatay.
Ya siz bugün bir başka güzelsiniz. Şu muhteşem kalabalığa bak. Tabi siz şimdi göremiyorsunuz arkada neler var, maşallah, bu ne coşku, bu ne heyecan. Yollar böyle, meydan böyle, 24 Haziran inşallah yine böyle. 24 Haziran’a hazır mıyız? 24 Haziran’da birilerine o dersi vermeye hazır mıyız?
Buradan sizlerin aracılığıyla Hatay’ın ilçelerindeki, mahallerindeki bütün kardeşlerime en kalbi selamlarımı gönderiyorum.
Bugün bizim muhabbetle bağrınıza bastığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Artık son 7 gününü idrak ettiğimiz Mübarek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum. Rabbim hepimizi birlik ve beraberlik içinde idrak edeceğimiz daha nice Ramazanlara kavuştursun diye dua ediyorum. Rabbim bu Ramazan’ı da yine huzura, barışa ve güvene hasret bir şekilde geçirmek zorunda kalan Filistinli, Suriyeli, Iraklı kardeşlerimize yardım etsin diyorum.
Şimdi Hatay’dan öyle bir ses verelim ki sınırın öte yanında duyulsun, var mıyız? Hazır mıyız? Şimdi buradan öyle bir haykıralım ki eli kanlı zalimlerin yüreği hoplasın. Şimdi bu meydandan öyle bir seslenelim ki mazlum gönüllere inşirah olsun.
Hatay, irade, erdem ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırıyor muyuz? 24 Haziran’da güçlü Meclis için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü hükümet için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü Türkiye için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
Tayfun Sökmen’in yoldaşlarına da bu yakışır. Cemil Meriç’in dostlarına, arkadaşlarına böylesi yaraşır. Beyazıd-ı Bestami Hazretlerinin torunlarından ancak böylesi beklenir.
Değerli kardeşlerim; ülkemize 1939 yılında katılan Hatay işgalin acısını da, bağımsızlığın kıymetini de en iyi bilen şehirlerimizdendir. Sizler yıllarca anayurda bağlanmanın hasretini çektiniz. Sizler senelerce özgürlük mücadelesi verdiniz. Zorluklar karşısında sabrettiniz, sebat ettiniz, hedefinizden 1 milim dahi geri adım atmadınız. İşgalcilerin tehditlerine, şantajcıların şantajlarına, baskılarına rağmen bağımsızlık hayalinizden asla vazgeçmediniz. Sonunda her sabreden gibi zafer sancağını, bağımsızlığımızın timsali ay-yıldızlı al bayrağımızı Hatay semalarında dalgalandırmayı başardınız. Bunu siz yaptınız. Bu yüzden biz Hatay’a bakınca sadece Türkiye’nin ahengine şahitlik etmiyoruz, aynı zamanda hürriyet ve adalet için verilmiş o destansı mücadeleyi görüyoruz. Biz Hatay’a bakınca hoşgörü ve dayanışmayla beraber vefayı, cesareti, sadakati ve vatan aşkını da görüyoruz. Hatay bizim baş tacımızdır, gurur ve ilham kaynağımızdır. Hatay bize üzerinde yaşamış nice nice gönül sultanının emanetidir. Hatay bize Gazi Mustafa Kemal’in emanetidir. Gazi Mustafa Kemal Hatay benim namusumdur, Hatay’ı mutlaka alacağım diyerek son nefesine kadar Hatay’ın kurtuluşu, bağımsızlığı için mücadele etti. Her ne kadar Gazi’nin ömrü o güzel vuslatı görmeye yetmese de, Hatay 29 Haziran 1939 tarihinde özgürlüğüne kavuştu. Şu anda biz de Gazi gibi Hatay bizim namusumuzdur, muhakkak Hatay’ı ayağa kaldıracağız diyoruz.
Kardeşlerim, gözbebeğimiz olan Hatay’ı ihya etmek için 16 yıldır aralıksız çalıştık, çalıştık çabaladık ve hizmet ürettik. Diğer partiler gibi bu şehri kökenlere, meşreplere, siyasi görüşlere göre asla ayırmadık. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Süryani, Musevi, Protestan, Ortodoks, Katolik, Hatay’da her kim varsa, her kim bu şehirde yaşıyorsa ayrım yapmaksızın hepsini bağrımıza bastık. Hatay’ın kapısını seçim dönemlerinde çalan, Hataylı kardeşlerimi yalnızca oy sandığı ufukta görününce hatırlayanlardan olmadım. Başbakanlığımda da geldim, Cumhurbaşkanlığımda da geldim. Toplu açılış törenleri yaptım ve partimizin toplantıları diğer ziyaretler vesilesiyle dört kez Hatay’a geldik, hasbihal ettik, hasret giderdik. Sizlerin mutluluğuna ortak olduk. Hele hele Zeytin Dalı Operasyonu sebebiyle de iki kez Hatay’a geldim, iki kez. Niye? Çünkü Afrin’i teröristlerden temizleme mücadelesinde ben Hataylı kardeşlerimi yalnız bırakamazdım.
Altyapısı, üstyapısı, yolları, sokakları, eğitim ve kültür merkezleri, turizmi, tarımı, sanayisiyle 16 yıl öncesiyle kıyaslanmayacak bir Hatay inşa ettik mi? Soruyorum; 16 yıl önceki Hatay’la bugünkü Hatay mukayese edilir mi? Kardeşlerim, yapılan yatırım ne biliyor musunuz şu 16 yılda, söyleyeyim; 27,5 katrilyon liralık yatırım yaptık Hatay’a, bunu biz yaptık. Biz laf üretmiyoruz, laf, biz icraat üretiyoruz icraat. Biz icraat kadrosuyuz, çünkü Hatay’a bu yakışırdı, Hatay için bu yapılmalıydı. Onun için de şu anda huzurluyuz.
Evlatlarımız en güzel şekilde eğitim alsın diye Hatay’a 7215 yeni derslik kazandırdık, ilk ve orta eğitimdeki öğrencilerimize 162 trilyon lira burs verdik. Üniversite öğrencilerimiz için 5 bin kişi kapasiteli yurtlar açtık. Bu yıl içinde İskenderun’da ve Hatay’da toplamda 2150 kişilik, iki yıl içerisinde de Reyhanlı, Antakya, Kırıkhan ve İskenderun’da 2750 kişilik yurtları da gençlerimizin hizmetine sunacağız. Şimdi geliyorum bir yere, Hatay’a 25 bin seyircili bir stadyum kazandırıyoruz. Terfi ettiniz mi, çıktınız mı? Ben de tebrik ediyorum. Ama şimdi stadyumun inşaatını inşallah bu yılın sonuna kadar bitirmeyi hedefliyoruz.
Şimdi Hatay’a bir de müjdem var; ülkemizin farklı şehirlerine yaptığımız gibi millet bahçelerinden birini de Hatay’a kazandırıyoruz. Yani eski stadyumu ne yapacağız? Millet bahçesi. Anneler alacaksınız çocuğunuzu çoluğunuzu yanınıza, gideceksiniz millet bahçesine, orada onlarla beraber yatıp yuvarlanacaksınız. Ya ne olacak, İngiliz’in Hyde Park’ı varsa, Amerikalının Central Park’ı varsa bizim de millet bahçemiz var. Ha onunki daha büyük, olabilir. Şimdi biz İstanbul’da Central Park’ın 3 misli büyüklükte olanını yapıyoruz, alan müsait onu yapıyorum.
İnşallah bir de tabi şimdi yeni bir projem daha var, onu söyleyeyim, Bay Muharrem, çalmayacaksın ha, bak ince ince götürmeyeceksin. Nedir o? İnşallah yeni bir adım, o da millet kıraathaneleri kuracağız. Şimdi bunu tabi Bay İnce yanlış anlayabilir, millet kıraathanesi deyince iskambil oyunlarının oynandığı yer anlayabilir. Bay Muharrem, öyle değil, burası tamamen kitaplarla dayalı döşeli kütüphane ve içeride inşallah keki, çayı, kahvesi olacak ve burada gençlerimiz, yaşlılarımız gelecek, hem kitabını alıp okuyacak, hem de oradan kekini alacak, çayını, kahvesini alacak ücretsiz, yani buralar adeta hayata ne katacak? Ruh katacak ruh.
Hazır mıyız? Gençler, oralar sizin en önemli uğrak yeriniz olacak, tamam, birinci derecede buralar sizin için. Kızlar, buralar birinci derecede sizin için, bunları yapacağız. Ve inşallah bunlarla yeni bir dinamizmi gençliğimize kazandıracağız, 24 saat buralar açık olacak.
Sağlık alanında biz kendi başına bir başarı yapmadık mı? Yaşı 40’ın üzerinde olan kardeşlerim 16 yıl önce sağlık alanında çekilen sıkıntıları çok iyi bilir, öyle mi? Her açıdan dökülen sağlık sistemi yeniden ayağa biz kaldırdık mı? Hatay’da 13’ü hastane olmak üzere toplam 42 adet sağlık tesisini yaptık mı? 100 yataklı yeni Reyhanlı Devlet Hastanemizle birlikte 3 sağlık tesisimizin de inşası sürüyor.
600 yataklı İskenderun, 250 yataklı Dörtyol, Samandağ, Hassa ve Arsuz devlet hastaneleriyle birlikte toplam 43 adet sağlık tesisimiz ise ihale ve proje aşamasındadır.
Şimdi izleyelim, Bay Kemal’in SSK Genel Müdürlüğünü izleteceğim size. Çok başarılı bir Genel Müdür ya, şöyle izleyelim. Bunlara 5 koyun ver kaybeder gelirler.
Ah ah, anneler-babalar, iyi tanıyorsunuz değil mi bunu?
Bay Kemal, şikâyet makamında değilsin, Genel Müdürlük makamındasın; ne yaptın?
Şimdi bak nereye geliyoruz.
Hamdolsun Rabbime, şu anda 5 tane böyle şehir hastanesi bitirdik, yılsonuna kadar bu olacak, belki 10. Ya Rab, bu imkânı lütfettin, biz de halkımızın hizmetine bunları sunduk; nereden nereye elhamdülillah. Bay Kemal’in Genel Müdürlüğüne benzemiyor bu? İnşallah Bay Kemal’e 24 Haziran’da gereken dersi vermeye hazır mıyız?
Kardeşlerim; TOKİ vasıtasıyla Hatay’da 16 yılda 8 bin konut projesini hayata geçirdik.
151 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 502 kilometreye çıkarttık. Kırıkhan-Reyhanlı yolundaki Karasu Köprüsünü, Özkızılkaya köprülerini ve Afrin Çayı Köprüsünü tamamladık. Toplam maliyeti 750 milyon lira olan 12 adet yol projemiz devam ediyor. Antakya-Yayladağı-Suriye yolu bu yıl, Antakya-Samandağ yolu, İslahiye-Hassa-Kırıkhan yolu, Kırıkhan-Reyhanlı yolu Kanal-2 ve Kanal-3 köprüleriyle İskenderun Organize Sanayi Bölgesi otoyol bağlantısı önümüzdeki yıl tamamlanıyor.
Proje bedeli 1 milyar 750 milyon lira olan 31 kilometre uzunluğundaki Dörtyol-Hassa yolu projesinin çalışmaları sürüyor.
Kardeşlerim; Ferhat nasıl Şirin için dağları delmişse, biz de Hataylı kardeşlerimiz için Amanosları deliyoruz, Amanos Dağları’na tünel açarak Hatay’ın iki yakasını artık birleştiriyoruz. Hatay’ın çılgın projesi olan bu tünelin hayata geçmesiyle, Gaziantep-İskenderun arası 85 kilometre, Kahramanmaraş-İskenderun arası 35 kilometre, Kilis-İskenderun arası 40 kilometre kısalacak, yatırım programı aldık.
Altyapı çalışmaları tamamlanır tamamlanmaz inşasına başlıyoruz. İskenderun-Hatay-Cilvegözü otoyolunun proje çalışmaları bu yılsonu bitiyor. Yakacık’a bir yük merkezi yapmak için çalışmalara başladık.
Osmaniye-İskenderun demir yolu hattını, Erzin Limanına ve diğer limanlara uzanacak bir demir yolu hattı haline getiriyoruz.
Hatay havalimanımıza yıllık 4 milyon yolcu kapasiteli bir terminal binası kazandırdık. Havalimanımızın 2008 yılında neydi yolcu? 162 bin. 2017’de ne oldu? 1 milyon 280 bin. Kardeşlerim, iş bilenin, kılıç kuşananın.
Hatay, sanayinin yanında aynı zamanda bir tarım şehri. Bizden önce Hataylı kardeşlerim su konusunda çok ciddi sorunlarla karşılaştı. Tarım alanında Hatay potansiyelini tam olarak kullanamıyordu. İnşa ettiğimiz 5 baraj ve 3 göletle Hatay’ın su hasretini bitirdik.
Büyük Karaçay Barajıyla şehrimizin içme suyu sorunu hallettik. Tabi burada durmuyoruz, Hatay’ın kalkınmasını hızlandıracak, sulamayı ve ziraatı geliştirecek 4 baraj ve 2 gölet daha inşa ediyoruz. Bu barajlardan yapımı süren Reyhanlı Barajı tam 585 bin dekar mümbit araziyi suyla buluşturacak. Hatay’ın GAP’ı olacak bu devasa eser tamamlandığında inşallah çiftçilerimiz arazilerinden artık ikinci mahsulü de alacak.
Ayrıca, 1974 yılında yapılan Tahtaköprü Barajını da yükselterek su kapasitesini artırıyoruz. Böylece 346 bin dekar tarım arazisini daha suya kavuşturuyoruz.
Bunları İnce’den dinlediniz mi? İnce böyle şeyler anlattı mı? Ya bilmez ki, o çırak bile değil çırak. Bu işler kalfalık işi, ustalık işi.
Şimdi Bay Muharrem, 24 Haziran’da aynı şekilde sen bu seçimi kaybedersen ne yapacan onu söyle. Bırakıp gidecen mi onu söyle. Göreceğiz göreceğiz, mesele orada. Bay Kemal yapmadı, ama sen de onun talebesisin. Senin yapacağına da biz güvenmiyoruz, niye? Niye yapayım diyorsun.
Kardeşlerim; biz şu anda Ballıöz Barajı ve Yayladağı Şakşak Barajının da inşası sürüyor. İnşa ettiğimiz sulama projeleriyle 82 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Şu anda yapımı devam eden sulama tesisleriyle 137 bin dekar mümbit araziyi daha sulamaya açacağız. Hataylı çiftçilerimize toplam 2,2 katrilyon liralık tarımsal destek verdik. Verdiğimiz 1,1 katrilyon lira tutarındaki teşviklerden Hatay’da 434 bin sigortalı ve işverenimiz yararlandı. Hatay’ın kültür hayatını canlandırmak, turizm kapasitesini arttırmak için de yeni yatırımları devreye alıyoruz. Kırıkhan ve Reyhanlı’nın çehresini değiştirecek iki adet kültür hanı inşa ediyoruz. Aynı şekilde Hatay’ın çekim merkezi Uzun Çarşı’yı da restore ederek sizlerin ve il dışından gelen misafirlerimizin hizmetine sunacağız.
Bölgemizde etnik, mezhebi ve inanç temelli çatışmaların arttığı bu dönemde Hatay modelini tüm dünyada tanıtacağız. Barış içinde birarada yaşamanın şehri olan Hatay’ı çok daha cazip hale getireceğiz, yani kesrette vahdet anlayışını getireceğiz.
İşte bunun için yaparsa yine AK Parti yapar diyoruz, işte bunun için durmak yok yola devam diyoruz. İşte bunun için sizlerden beş sene daha icazet istiyoruz. Biz muhalefetin adayları gibi yıkmak, kapatmak, durdurmak için değil çok daha büyük projeler için destek talep ediyoruz. Biz muhalefet gibi mevcutların kapısına kilit vurmak için değil Hatay’a yeni yatırımları kazandırmak için oyunuzu istiyoruz. Kaynak nereden diye soruyorlar. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini satacakmış. Zavallı bunlar ya. Geçmişte birinci köprü, ikinci köprüden komünistler ne diyordu? Biz oraları satacağız, yıkacağız. Şimdi bunlar da onların başka bir versiyonu.
Hatay, 24 Haziran’da Türkiye’yi şaha kaldırıyor muyuz? 24 Haziran’da yatırımlara devam diyor muyuz? Parlak bir gelecek için mührü AK Parti’ye basıyor muyuz? Maşallah değerli kardeşlerim, gerçekten bir başkasınız.
Sizde şunu görüyorum: Siyaset kalp işidir, sevda işidir. Vatandaşıyla gönül bağı kuramamış birisinin siyasette başarı şansı yoktur. Halka hizmeti hakka hizmet anlayışıyla yürütmeyen birinin ülkeyi idare etmesi mümkün değildir. Aşık Yunus ne diyor? Ne diyor Aşık Yunus? Ben gelmedim kavga için, benim işim sevi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim. Sadece diliyle değil gönlüyle de böyle demeyen birinin ne kendine, ne millete hiçbir faydası olamaz.
Bunun yanında siyaset, aynı zamanda tecrübe, liyakat ve vizyon işidir. Siyasetçi daima milletinin bir adım önünde yürüyen, yürümeyi başarabilen kişidir. Siyasetçi milletten aldığı emaneti hakkıyla, layıkıyla taşımayı göze alan kişidir. Siyasetçi duruşuyla, tavrıyla, söylemleriyle, başarılarıyla devletini en iyi şekilde temsil eden kişidir. Hal böyleyken bakıyorsunuz CHP’nin Genel Başkanlık yarışını kaybetmiş şahıs hiç yüzü kızarmadan ülkeyi yönetmeye talip oluyor. CHP delegelerinin genel başkanlık için bile yeterli görmediği bir şahsı, gel buraya Muharrem, gel bakalım Muharrem diyerek Cumhurbaşkanlığına aday gösteriyorlar. Siyasi kariyerinde tek bir başarısı, tek bir becerisi, milletin faydasına tek bir dikili ağacı dahi olmayan birinden Türkiye’yi yönetmesini bekleyebilir miyiz? Kendi partisinin emanet edilmediği kişiye bırakın ülke yönetimini, üç koyun-iki keçi verip git şunları Amik Ovası’nda güt deseniz, hepsini de kaybedip gelir. Öyle mi? İşte böyle birini cumhurbaşkanı adayı diye milletin huzuruna çıkardılar. Tabii çıkardıktan sonra da biraz pişman oldular. Ama nafile. Aday gösterilen kişi de çapsızlığını, vizyonsuzluğunu örtmek için ne yapacağını şaşırmış durumda. Rüzgârgülü misali bir sağa, bir sola dönüyor, bir sabah kalkıyor, PKK sizi tükürüğünde boğar diyen Edirne’deki provokatöre gidiyor. Senin ya terör örgütünün desteklediği bir partinin başındaki kişi cezaevinde ziyaret etmen niye? Ne işin var orada? Ya bunlar 6-7 Ekim’de Diyarbakır’da benim 53 kardeşimi sokağa çıkın dediği zaman sokağa çıkarak 53 kardeşimizi öldürenler değil mi? Peki, böyle bir talimatı veren kişiyi sen cezaevinde niye ziyaret ediyorsun. Bir başka gün Amerika’dan telefon geldi diye havalara uçuyor. Başka bir gün Türkiye’nin otomobili gibi yerli ve milli projeleri aşağılıyor. Bay İnce, sen bu işlerden anlamazsın. Yani gidip Almanya’da otomobil fabrikasını gezip çok güzeldi demekle bu iş güzel olmuyor. Bir şey yapmak önemli.
Dikkat edin, bu şahıs bölücü örgütün mensuplarına karşı alabildiğine nazik, alabildiğine ezik davranırken, Afrin’i terörden temizlemiş komutanımıza karşı ise o derece hoyratça hareket ediyor. Daha düne kadar biz sırtımızı PYD-YPG’ye dayadık diyerek devlete ve millete posta koyan terör sempatizanlarını baş tacı ederken, Türk ordusunun şerefli subaylarına dil uzatıyor. Bakınız, şu ana kadar Bay Muharrem’in ağzından terörle mücadeleyi duydunuz mu? Bay Kemal’in ağzından terörle mücadeleyi duydunuz mu? Zaten seçim bildirgelerinde de terörle ilgili, terörle mücadeleye yönelik doğru dürüst hiçbir şey bulamazsınız. Ne bölücü terör örgütü, ne FETÖ, ne diğer terör örgütleri yokmuş gibi davranıyorlar. Tam tersine, seçim beyannameleri terör örgütlerinin söylemlerinden mülhem ifadelerle dolu. Ya bunlar Ankara’dan İstanbul’a terör örgütüyle bağlantılı olanlarla yürümedi mi? Allah aşkına soruyorum; şimdi sağda-solda efelenen bu şahsı Hataylı kardeşlerim tepesine 1 yıl içinde 700’e yakın roket düşerken siz hiç ortalıkta gördünüz mü? Afrin’den yapılan saldırılar Reyhanlı’da can alırken siz hiç bu şahsın terör örgütünün aleyhine bir laf ettiğini duydunuz mu? Şayet biz bunların çağrılarına kulak verip Afrin’e girmeseydik, Hatay hala huzura ve güvene hasret kalacaktı. Biz Afrin’i PYD’den temizlemeseydik teröristler buralarda kan dökmeye devam edecekti.
İşte bak biz İsmail Metin Paşa’yla Malatya’da Türkiye Esnaf Sanatkârlar Derneği’nin bir iftarında biraraya geldik, İkinci Ordu orada. Ve orada iftar sofrasında yaptığım konuşma bütün masadaki arkadaşların da ilgisi çekmiş olacak ki alkışladılar, İsmail Metin Paşa da alkışladı. Ne olmuş? Beyefendi rahatsız oldu. Sen diyor, bir siyasiyi alkışlayamazsın. Bay Muharrem, ben İnce değilim dikkat et, ben aynı zamanda Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanıyım; aramızda böyle bir fark var, bunu da öğren. Orası da bir siyaset merkezi değil TESK’in bir iftarını yapıyoruz bir otelde. Ama cahil bunlar ya, cahil. Anayasaya göre ben Başkomutanım, dolayısıyla Afrin’e çıkmanın talimatını, emrini veren de benim, Bay Muharrem sen değilsin. Sen dur bakalım, daha çırak bile değilsin. Anayasanın vermiş olduğu yetkiyi ben kullanmayacak mıyım ya? Kullanırım. Ve attığımız adımları da buna göre attık. Onun için sen İsmail Metin Paşamıza o terbiye dışı, edep dışı lafları edemezsin. Onun apoletlerini sökmek senin haddine mi ya? Dur bakalım, sana zaten benim milletim sandıktan icazet vermeyecek. Sen ondan sonra bakalım ne yapacaksın? Şöyle arkaya baka baka herhalde yola devam edersin.
Eli kanlı caniler için kullanmadığınız, kullanamadığınız ifadeleri, Afrin’i terörden temizleyen kahramanlar için kullanıyorsunuz. Bu ne edep dışılıktır. Hataylı kardeşlerimin kurbanlarla, dualarla, gözyaşlarıyla Afrin’e uğurladığı kahramanlara hadsizlik, edepsizlik yapılıyor. Proje desen, eser desen, yatırım-vizyon desen zaten bunların hiçbiri yok.
Kardeşlerim; artık geliyorum işin sonuna. Şimdi bizim birliğe, beraberliğe ihtiyacımız var. 16 günümüz var, tamam? Sizi ben bir ve beraber görmek istiyorum. Bu 16 günde çok çalışmaya var mıyız? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Hatay’da, Hatay dışında bütün dost-akraba, herkesi aramaya var mıyız?
Rabia Rabia.
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
İşte bunu gerçekleştirmek için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Bunu başardığımız anda kimse bizim önümüzde dikilemez. Tamam? Size şu 16 günde başarılar diliyorum. Allah yar yardımcımız olsun.
Durmak yok... Durmak yok... Durmak yok... Tüm milletvekili adaylarımı sizlere emanet ediyorum.