Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul Aday Tanitim Programinda yaptigi konusmanin metni

 

AK Parti’nin çok değerli 27. Dönem milletvekili adayları, sevgili dava ve yol arkadaşlarım, kıymetli kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Artık ortasına doğru yaklaştığımız Ramazan-ı Şerifimizi tebrik ediyorum.

24 Haziran seçimlerinin ülkemiz, milletimiz, partimiz ve sizler için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Şahsımın 5 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı, sizlerin 21 Mayıs’ta milletvekilliği adaylarının resmen belli olmasıyla başlayan seçim maratonumuz inşallah 24 Haziran akşamı zaferle neticelenecektir.

İstanbul her seçimde olduğu gibi 24 Haziran’da da seçimlerin belirleyici şehri olacaktır. Bu seçimde İstanbul, Meclis’teki 600 milletvekilinin 98’ine tek başına karar verecektir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Türkiye genelinde hedefimize ulaşabilmenin yolu, önce İstanbul’u veya İstanbul’da başarıyı yakalamaktan geçiyor. Hem Cumhurbaşkanlığında, hem de milletvekilliğinde bizi zafere taşıyacak olan siz adaylarımızın ve teşkilatlarımızın ortaya koyacakları gayrettir, performanstır. Eskiler zahmetsiz rahmet olmaz derler. Bizim siyaset tarzımızda çok çalışmadan, emek vermeden, terlemeden, fedakarlıkta bulunmadan netice almak diye bir şey söz konusu değildir. Biliyorsunuz 6 Mayıs’ta yine İstanbul’da erdem, irade ve cesaretle Türkiye şahlanıyor diyerek seçim manifestomuzu açıkladık. (Tezahüratlar) Ben de sizlere aşığım.

Ardından 24 Mayıs’ta tüm adaylarımızın tanıtım toplantısında seçim beyannamemizi Ankara’da Kapalı Spor Salonunda biliyorsunuz milletimizle paylaştım. Her şehrimizde aday tanıtım toplantıları ve yoğun bir programla sabah erken saatlerden sahura kadar kesintisiz bir şekilde milletimize yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlatıyor, destek istiyoruz. Bugün de İstanbul’da zaten başlamış olan çalışmalarımızı bu aday toplantısıyla, tanıtım toplantısıyla taçlandırmış oluyoruz.

Biz de, Erzurum’dan başladığımız miting maratonumuzu her gün 1 veya 2 il mitingi şeklinde, çoğunlukla iftarlarda da farklı bir programla seçime kadar sürdüreceğiz. Sizlerin de 24 Haziran’da zaferimizi ilan ettiğimiz ana kadar durmadan, duraksamadan çalışacağınıza inanıyorum.

Hazır mısınız?

İstanbul, milletimizle birlikte vakit birlik vakti demek için gece-gündüz çalışıyor muyuz?  

Hanımlar, seçim gününe kadar vakit İstanbul vakti diyerek var gücümüzle çalışıyor muyuz?

Gençler, liseden üniversiteye tüm öğrencilerimizi, çalışan gençlerimizi vakit Türkiye vakti diyerek sandık başına getiriyor muyuz?

Milletvekili adaylarımızla güçlü Meclis için İstanbul’un gönlüne girmeye hazır mıyız?

Cumhurbaşkanlığında güçlü hükümet için yeni yönetim sistemini herkese anlatmaya hazır mıyız?

İstiklalimizin ve istikbalimizin teminatı olan güçlü Türkiye için hep birlikte çok çalışıyor muyuz? Rabbim sizlerden razı olsun.

Kardeşlerim; AK Parti İstanbul milletvekili adaylarımızın tanıtımını yaptığımız bugün sıradan bir gün değildir, bugün aynı zamanda 29 Mayıs, yani İstanbul fethinin 565. yıldönümü. Türkiye’ye fethin 600. yılı olan 2053 vizyonunu kazandırmış bir parti olarak bugünün anlamı bizim için çok daha farklıdır.

Buradan, bu salondan Rabbimizin ve ecdadımızın huzurunda İstanbul’a ve tüm milletimize bir söz veriyoruz, Fatih’in askerleri ve manevi rehberleriyle fethettiği bu şehre namahrem eli uzanmasına asla izin vermeyeceğiz. Kardeşlerim; bu mübarek beldenin üzerinde dalga-dalga yayılan ezanların dinmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bayrağımızı yere düşürmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhlarını asla muazzep etmeyeceğiz. Bu aziz şehri ve bu güzel ülkeyi örselemek için fırsat kollayanların heveslerini bir kez daha kursaklarında bırakacağız. İstanbul’un her bir tepesinde, her bir mabedinde, her bir hanesinde yanan o fetih ışığını söndürmek isteyenlere meydanı ve meydanları asla bırakmayacağız. İstanbul’un boynunu büyük koymayacağız. Milletimizin birliğini, beraberliğini sonuna kadar savunacağız. Ülkemizin bütünlüğünü canımız pahasına koruyacağız. Devletimin bekası uğrunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. İşte bütün bunlar için Rabia’mızı her fırsatta tekrarlamaya devam edeceğiz; hazır mıyız? Şöyle Rabia’mızı coşkuyla haykıralım, tüm Türkiye duysun, ezberlesin ve kavrasın.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Türkiye 24 Haziran’dan sonra yeni yönetim sistemiyle Rabia’sına daha sıkı sarılacaktır. 15 Temmuz’da canımız pahasına sahip çıktığımız özgürlüğümüze ve geleceğimize inşallah yeni dönemde daha güvenle bakacağız. Bunun için; bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız; mesele bu.

Biz birbirimizi sadece Yaratan’dan ötürü seveceğiz. Makam mevki için birbirimizi sevmeyeceğiz, akrabalık bağlarıyla birbirimizi sevmeyeceğiz, sadece ve sadece Yaratan’dan ötürü seveceğiz.

Kardeşlerim; manifestomuzda yerli ve milli olmayı şöyle tarif etmiştik: Davamız, bu ülkeye, bu aziz millete hizmet davasıdır. Ülkemiz büyüdükçe, kalkındıkça, milli egemenliğimiz ve bağımsızlığımız perçinlendi.

Gençler; milli gelirimizi 3,5 kat arttırdığımızda, ihracatımızı 5 katına çıkarttığımızda, enflasyonu tek haneli rakamlara düşürdüğümüzde Türkiye’mizin hem kalkınmasına, hem özgürleşmesine hizmet etmiş olduk. Yerli ve milli siyaset işte tam da budur; ama bunu kavramayanlar oldu. Milli olmak, milli geliri artırmak, milletin iş ve aşını büyütmek demektir. Milli olmak, faize giden parayı yatırımlar ve sosyal yardımlar yoluyla millete aktarmak demektir. Yerli olmak, Türkiye’yi 5 cente muhtaç halde IMF kapısında bekletmemek, savunma sanayinde dışa bağımlı olmamak demektir.

Şu 16 yıllık iktidarımız döneminde devlet-millet kaynaşması gelişti. Devlet, milletin emrine girdi. Eyvallah.

Kardeşlerim, bürokratik oligarşinin hakimiyetine biz son verdik. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışını biz hakim kıldık. Halkımız demokrasinin en ileri standartlarına layıktır dedik. Sosyal restorasyonla kardeşliğimizi yücelttik. Anayasal değişikliklerle sistemimizi demokratik hale getirdik. Sivilleşme adımlarıyla siyasetimizi normalleştirdik, zihniyet dönüşümünü tamamladık. Şimdi kurumsal dönüşümü tamamlama zamanıdır. Yeni bir düzen inşa etmek zahmetlidir. Eski düzenden beslenenler değişime düşman olurlar. Geride bıraktığımız 16 yıllık diriliş döneminde büyük dirençlerle karşılaşsak da, bir zamanlar hayal edilmesi dahi imkansız olanı hep birlikte başardık.

Demokrasiden ekonomiye kadar attığımız her adımı milletimizin, adalet ve kalkınma arayışının bir parçası olarak gördük. Yerli ve milli olanı evrensel insanlık birikimiyle, modern, demokratik siyasetin gerekleriyle harmanladık. Sabitelerimizi koruduk. Ancak ülkemizin değişen ihtiyaçlarına ve değişen dünyaya duyarsız kalmadık. Bunları yaparken tecrübe kazandık, güçlendik.

Buna karşılık kuruluş hedeflerimizden bu aziz millete hizmetkar olma idealimizden hiç sapmadık. Biz bu aziz millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik.

Biz milletimizle hep dertleştik, hep ona hesap verdik. Kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapmak yerine herkesin gözü önünde biz muhasebe yaptık. Milletimize olan saygımızın ve sevgimizin gereği olan bu siyaset tarzımızı sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız.

Milletimizle harbi ve hasbi şekilde kurduğumuz ilişkiyi 40 yıllık siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi yeni dönemde de sürdüreceğiz. Her bir milletvekili arkadaşımızdan da işte bu duruşla milletimizin karşısına çıkmasını bekliyorum.

Biz muhalefet gibi ikiyüzlü davranmadık, davranamayız. Bizim ağzımızdan bir söz çıkarsa onu yapmak boynumuz borcu haline gelir. Bugüne kadar milletimize ne söz vermişsek yaptık, bundan sonra da yapacağız.

Gençler, kardeşlerim; seçim beyannamemizde İstanbul’a verdiğimiz çok söz var. Bunların ayrıntılarını sizler zaten biliyorsunuz ve inanıyorum ki satır-satır milletimize anlatıyorsunuz. Burada sadece birkaç husus üzerinde duracağım, bunlara dikkat edelim. Ekranları başında bizi izleyen milletime özellikle bunları duyurmak istiyorum. Çünkü muhalefet veyahut da diğer cumhurbaşkanı adayı olan arkadaşlarımızın yaklaşımlarını anlamak mümkün değil.

Yeni havalimanı, Türkiye’nin sadece prestij projesi değil, aynı zamanda 2023 hedeflerinin de manivelası olacak. Şimdi Ana Muhalefetin adayı, ona kalsa zaten böyle devasa dev bir havalimanını istemez, hiçbir şey istemiyorlar ki. Kanal İstanbul, hayır. Tutturmuş bir şey, eee üçüncü köprüyü Erdoğan yaptıysa, ben de dördü yaparım. Ya yapamazsın, senin havsalan bunu almaz, almaz. Bak biz denizin altından Marmaray’ı geçirdik, haberin var mı? Biz denizin altından Avrasya Tünelini geçirdik, haberin var mı? Biz Osman Gazi Köprüsünü yaptık, haberin var mı? Biz Adıyaman’a bağlanan Nissibi Köprüsünü yaptık, haberin var mı? Basmaz bunların kafası basmaz. Yatırım gelince akla AK Parti gelir. Bu yola çıktığımızdan beri bunu yaptık. İnşallah 29 Ekim 2018 tarihinde yeni havalimanımız hizmete giriyor. Şimdi bak Sayın İnce, sana bir nasihatte bulunayım; Atatürk Havalimanı boşalınca da burayı İstanbul’a yakışır bir millet bahçesi haline getireceğiz. Sen buna da karşı çıkarsın, ama milletim zaten sandıkta sana gereğini göstereceğim.

Ve sadece bu değil, buranın bir özelliği var, nedir? Kardeşlerim, Atatürk Havalimanın büyüklüğü ne biliyor musunuz? 12 bin dönüm. Dünyadaki devasa, örneğin Amerika’da Central Park, İngiltere’de Hyde Park. Central Park, bunun dörtte biri, üçte biri küçüklüğünde olacak. Biz Türk’e yakışanı yapacağız, biz Türk milletine yakışanı yapacağız, Türkiye’yi yakışanı yapacağız.

Ve biliyorsunuz birçok stadyumlar yaptık. Şimdi düşünebiliyor musunuz, Atatürk Havalimanını biz millet bahçesi haline dönüştürdüğümüzde… Şimdi geçen akşam Yenikapı’ya polislerimizle iftara geliyorum, gelirken baktım ki deniz kenarında vatandaş iftar sofralarını kurmuş. Onlar iftar sofralarını kurunca ben şöyle hemen şoförüme dedim ki, burada hemen bir dur, durdurdum, indim hemen vatandaşlarımızın yanına geçtim. Ve vatandaşlarımızla beraber tabii sohbete başladık. Hemen orada bir ufak, butik de olsa şöyle bir miting alanı oluşturduk. Resimler-mesimler vesaire güzel buluşmalar oldu. Bazıları sorunlarını anlattı vesaire, bunları da bir taraftan kayda aldık. Fakat bir taraftan da devam ediyoruz. Bir gerçeği anlatıyor, nedir o? Bak bizim millet bahçelerine ne kadar ihtiyacımız var. Şimdi Allah nasip eder, inşallah 24 Haziran’da milletim bize bu görevi verdiği andan itibaren zaten 29 Ekim’de inşallah o dev havalimanımızın açılışını yapacağız, onun da özelliğini söyleyeyim, Sayın İnce onu da öğren; ilk etapta yılda buraya inip kalkan uçakların getirdiği yolcu sayısı ne olacak biliyor musun? 90 milyon/yıl kapasiteli bir havalimanı. 2023, Cumhuriyetimizin 100. Yıldönümünde ne olacak biliyor musun, 150 milyon/yıl yolcu kapasitesi olacak ve bunun 200 milyona kadar çıkma potansiyeli var. Hey İnce, sen bunlardan anlamazsın. Diğerlerini konuşmaya gerek yok zaten. Bu iş yürek işi, yürek. Bu iş zihniyet işi, zihniyet. Ya sizin geçmişinizden bu yana var mı? Allah rahmet etsin, geçmişte havalimanı, uçaklar, bunlar yapılmıyor muydu, yapılıyordu. Ne oldu? Ya siz o insanların bile önlerini kestiniz, onların attığı adımları gaz ocağı fabrikasına dönüştürdünüz. Ama AK Parti zihniyeti bu değil. AK Parti tam aksine geldiğinden bu yana devamlı arayış içinde, devamlı yeni adımlar atmanın gayreti içerisinde.

Ve çok ilginç, yalan üstüne yalan, yalan üstüne yalan. Bakın enteresan yalanlardan bir tanesi daha, ben AK Partiyi Pensilvanya’yla görüşerek adımını atmışız, temelini atmışız. Dün Akhisar’da söyledim, bilmiyorum duyanlarınız oldu mu? Dedim ki, şimdi bak buradan sesleniyorum dedim, benden cevap istedi,  -aslında muhatap alınacak kalitede, kariyerde birisi değil- Pensilvanya’da bunun görüşmesini yaparak AK Partiyi kurma çalışmasını başlattığımı ispat etmekle sen mükellefsin. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer ispat edemezsen namerttin dedim Akhisar’da, milletime de buna duyuruyorum.

Ya ben hayatımda, Belediye Başkanlığım döneminde Altunizade’de bulunurlardı, o zaman 2 veya 3 kere kendisiyle görüşmem oluştu, partimin kuruluşuyla alakalı asla. Ben kim ki gideceğim ona soracağım ya? Bizim bu yolda arkadaşlarımızla biz istişarelerimizi yaptık ve cezaevinden çıktıktan sonra biz kime gittik biliyor musunuz? Pensilvanya’ya değil, ya?.. Halkımıza gittik.

Ve 81 vilayette devlet bir kamuoyu araştırması yaptırdık, 42 bin donörle görüşme yaptık ve o bilimsel görüşmenin sonucunda amblemimize varıncaya kadar, adına varıncaya kadar partimizin kurulmasının gereğini milletimizden aldığımız icazetle kararını verdik. Ey gidi İnce, biz bir yerlerden gelen talimatla değil, milletimizle aldığımız talimatla bu adımı attık. Onun için ne oldu? Partiyi kurduk, 16 ay sonra bu aziz millet bizi nereye getirdi? İktidara getirdi. Niye? Çünkü kararı o verdi, millet kararı verdi.

Şimdi ispat edeceksin, söyleyeceksin, ben Pensilvanya’ya gitmişsem kimle gitmiş söyle bakayım, ispat et. Yanımda birileri varmış, kim varmış, ispat et, ispat etmezsen namertsin bak yine söylüyorum, bu kadar açık, net söylüyorum.

Türkiye’nin ve İstanbul’un yalancı siyasetçilere değil, dürüst siyasetçilere ihtiyacı var.

Bak çıkmış, Kanal İstanbul’a karşıymış, yaptırmam ya diyor. Ya sen kimsin, sen kimsin de yaptırmayacaksın? Ey benim sevgili vatandaşım, eğer Boğaz’da yeni tanker faciaları yaşamak istemiyorsak, eğer geçen gün olduğu gibi yalı faciaları yaşamak istemiyorsak, Kanal İstanbul’un niçin yapılması gerektiğini sizlere tekrar hatırlatıyorum. Ve Kanal İstanbul’un yapımıyla birlikte değerli kardeşlerim, biz çevre facialarına karşı, çevre katliamı her an olabilir Boğaz’da, buna karşı biz Kanal İstanbul’u yapıyoruz ve dünyada bir marka olacak orası. Ve ey İnce, bunu milli bütçeden değil, bunu BOT, kamu-özel, PPP, eğer bunları öğrenmek istiyorsan bunları da sana ayrı bir ders olarak veririz. Ve biz bugüne kadar bu dev yatırımları bu sistemle yaptık. Yoksa cepteki parayı harcamak kolaydır, ama biz bu sistemi kullanarak buralara geldik.

Otomobil; ya otomobilleri biz milli bütçeden yapmayacağız ki, Türkiye’nin 5 tane bu sektördeki devi biraraya geldiler, ben de hadi bakalım dedik, kendilerinin önünü açtık, inşallah 2020, 2021 gibi artık biz yerli otomobilimizi üreteceğiz. Ve bana orada diyor ki, 20 yıl geride kalmış diyor. Ya senin havsalan almaz, biz bu otomobil üretiminde en ileri teknolojiyi kullanacağız.

İşte biz biliyorsunuz şu anda bundan kısa bir süre önce Tesla, onun mucidi, şu anda sahibi Elon ziyaretime geldi, kendisiyle konuştum. İnce, biz işi böyle götürüyoruz. Ve şu anda en ileri teknoloji neyse, bunu inşallah ülkemizde de yapacağız. Türkiye’nin ve İstanbul’un dünkü öncelikleri başkaydı. Zaten Kılıçdaroğlu’nu söylememe gerek yok, onun durumu belli.

Şimdi bak bir şey söyleyeyim, İstanbul’a Belediye Başkanı olduğum zaman, bu belediyeyi biz kimden almıştık? Cumhuriyet Halk Partisinden. Bugünkü Cumhuriyet Halk Partisinin ondan farkı var mı? Yok, aynı, çünkü CHP zihniyeti kirlilik demektir. Şimdi İstanbul burada, İstanbul çöp dağlarıyla işgal edilmiş miydi? Hava kirliliği had safhaya gelmiş miydi? Gazeteler hatırlayın maske dağıtıyorlardı. Suyumuz var mıydı? Değerli kardeşlerim; 180 kilometreden, Istranca Dağları’ndan buraya suyu biz getirdik. Hava kirliliğini biz kaldırdık ve çöp dağlarını ortadan biz yok ettik.

Ah İstanbul, ah Ümraniye, ah benim kardeşlerim; Ümraniye’deki çöp dağı patladığı zaman orada 39 kardeşimiz öldü ya. Kim bunun faili? CHP zihniyeti, ya CHP budur ya, budur. Benim vatandaşım, benim halkım… Bak gençler, siz bunları yaşamadınız, bugünün 18 yaşındaki genci Ümraniye çöplüğünün patlamasını yaşamadı, ama bunları annelerine, babalarına sorsunlar,  ya gerçekten böyle bir şey oldu mu? Evet, oldu, bunu bilmeleri lazım.

Şimdi Sayın İnce Osman Gazi Köprüsünden nereye gidiyor? Yalova’ya gidiyor. Yalova’dan nereye geliyor? İstanbul’a geliyor. Ya bunu biz yaptık be ve cebimizdeki parayla değil, kamu-özel ortaklığıyla yaptık; biz buyuz.

Ve şu kenarında bulunduğumuz Haliç var ya Haliç, bu Haliç kokusundan geçilmiyordu ve biz bu Haliç’ten değerli kardeşlerim… Bakın burası var ya burası, burası neydi? Hanımefendiler, burası neydi biliyor musunuz? Burası meşhur Sütlüce Mezbahanesiydi. Belediye Başkanıyım, dedik ki, biz bu Sütlüce Mezbahanesini kaldıralım, burayı aynen durumunu koruyalım ve buraya muhteşem bir kültür merkezi yapalım; işte şu gördüğünüz salonları öyle yaptık. Sağ olsun, benden sonra gelen arkadaşlarım devam ettirdiler ve Haliç Kongre Merkezi yapıldı.

Değerli kardeşlerim; bakınız şu Haliç’ten çıkan çamuru, temizleyeceğiz ya, çok uğraştık bunun için, Alibeyköy’deki bir taş ocağına naklettik, ama bu çamuru oraya pompalayarak gönderdik ve 2,5 milyon metreküp oraya çamuru naklettik ve o çamurun nakledildiği yeri şimdi bir park yaptık. Alibeyköy’deki o Vialand var ya, işte o Vialand o çamurun nakledilip oluşturulan yer. Ya biz eserlerimizle konuşuyoruz, sen neyle konuşacaksın? Kaldı ki, onlar benim çıraklık dönemimin ürünleridir. Ondan sonra kalfalık dönemi, ondan sonra ustalık dönemi, şimdi büyük ustalık dönemine hazırlanalım diyorum. Evet, bize büyük ustalığın diplomasını vermeye hazır mısınız?  

Şimdi adeta can çekişen bir İstanbul’dan, şehrin en kıymetli yeri Atatürk Havalimanı alanını hiç düşünmeden millet bahçesine dönüştürme kararını verebildiğimiz bir İstanbul’a geldik. Niye? Bize kimse çevre düşmanı diyemez, gerçek çevreci biziz. Milyonlarca, milyarlarca fidan ve ağaç diktik Türkiye’ye. Görün gözler, işiten kulaklar, lal olmamış diller, nasırlaşmamış yürekler için bu manzarada çok büyük ibretler var.

Sadece bu kadarla kalmıyor, İstanbul’u tarihinin belki de en cesur projesiyle, Kanal İstanbul ile buluşturma sözünü milletimize veriyorum.

Bugüne kadar acaba… Arkadaşlar, Kanal İstanbul’un animasyonu var mı burada? Bugüne kadar arzu ettiğimiz hızla ilerlemeyen bu projeyi inşallah yeni dönemde mutlaka hayata geçireceğiz. Kanal İstanbul sadece bir kalkınma projesi değil, aynı zamanda stratejik bir projedir. Şayet bu projeyi uygulamaya koyamazsak, gözbebeğimiz İstanbul Boğazı’nın geleceğini tehlikeye atarız.

Türkiye’nin maliyet bakımından en büyük projesi yaklaşık 10 milyar avroluk yatırım bedeliyle yeni havalimanı. Kanal İstanbul projesi de buna yakın bir maliyetle ülkemizin ve İstanbul’un en büyük ikinci projesi olacaktır. İşte bunları ve diğer tüm projelerimizi hayata geçirmek için 24 Haziran’dan hem Cumhurbaşkanlığında, hem Mecliste başlığında başarıyla çıkmak zorundayız.

Şimdi hazır mıyız? Vakit birlik vakti demek, vakit İstanbul vakit demek için, vakit Türkiye vakit demek için, 24 Haziran’a kadar seferberlik ruhuyla çalışmaya hazır mıyız? Güçlü Meclis için İstanbul’u karış karış dolaşmaya hazır mıyız? Güçlü hükümet için İstanbul’da çalmadık kapı bırakmamaya hazır mıyız? Güçlü Türkiye için İstanbul’daki her bir oyu namusumuz bilip peşine düşmeye hazır mıyız?

Kardeşlerim; İstanbul Türkiye’dir. Sizin burada kazanacağınız her gönül, 81 vilayetimizin tamamında aksi seda bulacaktır. Çünkü İstanbul, 81 vilayetimizin temsil edildiği bir yerdir. İstanbul dünyadır, sizin burada elde edeceğiniz her destek Avrupa’dan Amerika’ya tüm dünyada ses getirecektir. İstanbul demokrasidir, sizin burada AK Parti çatısı altında toplayacağınız her insan çokluk içinde birlik ruhunu güçlendirecektir, yani kesrette vahdet. İstanbul ekonomidir, sizin burada kat edeceğiniz her mesafe üretimde, ihracatta, kalkınmada, istihdamda, büyümede ileriye doğru atılan bir adımdır. Yola çıktığımız zaman neydi? 36 milyar dolardı ihracatımız, şimdi 161 milyar dolar. IMF’e borç neydi? 23,5 milyar dolar. 2013’te sıfır.

Gençler, bilir misiniz İstanbul kültürdür, İstanbul sanattır, İstanbul estetiktir. Sizin burada oluşturacağınız o güzel iklim nesilden nesile miras bırakılacak eserlerin ilhamı olacaktır. İstanbul, en nazlısından kadındır kadın. Sizin burada kendisine güven aşıladığınız her hanımefendi, her alanda ülkemize katılmış bir değerdir. İstanbul, en dinamiğinden yağız bir delikanlıdır. Sizin burada harekete geçireceğiniz her genç, geleceğimizin inşasında bize katkı sağlayacak birer enerji kaynağıdır.

Sizler işte böyle bir şehrin temsilcisi olmaya adaysınız. Kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi bilmezseniz, nereye gideceğinizi de bilemezsiniz. Karşılaştığınız her İstanbulluya işte bu anlayışla, bu şuurla, bu heyecanla bakmalı, anlatmalı, zihninizi ve kalbinizi açmalısınız. İşte o zaman uzattığınız hiçbir elin, attığınız hiçbir adımın karşılıksız kalmadığını göreceksiniz.

Ben sizlere güveniyorum. Rabbim her birinizin yar ve yardımcısı olsun. 24 Haziran seçimlerine kadar yapacağınız çalışmalarda sizlere başarılar diliyorum.

Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Biraz sonra inşallah Tekirdağ mitingimizi Çorlu’da yapacağız, Çorlu’dan hitap edeceğim. Akşam tekrar buraya dönüp iftar sofrasında İstanbul’da kardeşlerimizle birarada olacağız.

Saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.